Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > DEVRİMCİ TEORİ > Türkiye Solu

Türkiye Solu Türkiye’de “sol”un geçmişinin, bugününün ve geleceğinin tartışılacağı bölüm

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06 Nisan 2013, 14:05   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 7,725
Teşekkürler: 1,216
2,160 Mesajına 3,077 Kere Teşekkür Edildi
Standart sosyalist yeniden kuruluş partisi ve genetik "sorunlar"

kürt halkı özgürleşiyor., türkiye solu "netleşiyor" demiştim..
bu tespitim., yaşam içinde sürekli ispatlanmaktadır..

türkiyesolunun ne önemli sorunu., kendini halk/etnik ve vatan/devletsel olarak tanımlama sorunudur..

kendilerine "doğum tarihi" olarak baz aldıkları 1923-tkp'si.; dönemin özelliklerinden dolayı., halk tanımını türklük olarak algılarken bunu etnisite olarak tanımlamıyor olsa da., etnisite olarak işlemiştir.. türk işçi sınıfı., türk solu., türk komünistleri vs.
bu tanımın içeriğinin bir etnik tanım olması bu duruşu değiştirmemiştir.. gerçeklik olarak "haller" bu iken., resmi türklük tanımının demagojik yanını baz almışlardır..

bilindiği gibi.; resmi türklük tanımı iki "ayak" üzerindedir.. birincisi.; bilinen etnik tanım türklük.. ama bunu "eline alanlar"., türk olmadığından., "türk hissetmek"le yeterli olan bir etnik tanım haline sokmuşlardır.. sağ yanlarına bu "hissetmeyi" etnik türklük tanımı olarak yedirirken., sol yanlarına da., cumhuriyet vatandaşlık tanımı olarak yedirmişlerdir..
bu stratejinin amacı.; diğer halkları inkar ve asimilasyon içermekte idi., komünistleri ilgilendirmesi gerekirken., es geçildi.. aslında bu asimilasyon.; aynı zamanda türklüğü de asimile etmekteydi.. ford arabasından anadol yapmak gibi bir şey.. anadol dedin mi. yerli oluyor ama mororundan ciğerine kadar ford.. bu çakma arabanında görünendeki kaportası atların yiyebileceği kadar enfes ve yerli idi..
ismi de öyle.. anadolu türklüğü ifade etmez.. anadoluya türkler diyar-ı rumi demişlerdir..
horasan erenleri oldu anadolu erenleri.,

uzatmayayım.. bu falsifikasyon(uydurm a) öyle yendi ki., türkiye solunun genetik kodlarına kadar işledi.. ve hiç çıkmadı..

bu işleyişi bir tek kürtler bozdu.. türkiyesolu., önceleri bu bozucu-çözücü ve haliyle bölücü "nesne" ile pek ilgilenmedi.. ilgilense de cumhuriyet-ilerleme karşıtı olarak tanımladı.. ama., yaşamın dayatması sonucu., artık kürtlerin varlığını görmeme olanağı kalmadı.. tarihimizdeki güzide yasal sosyalist partimiz bunu bir dillendirdi., kapatıldı bir daha dillendirmedi..
daha sonraları dillendirmeler artsa da.. ne olacak bu kürtler mevzusu "divan"a bırakıldı.. hele bir divanı alalım bu işi de çözeriz olarak teorileştirildi..
ben işin bu yanını geçtim.. kürtler kendi "divan"larını kurdular.. o yüzden önemlid eğil.. ama dah vahim bir sorun ortaya çıktı..

tamam kürtler var ama öbür taraf toptan türk..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
aykut (06 Nisan 2013)
Alt 06 Nisan 2013, 14:20   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 7,725
Teşekkürler: 1,216
2,160 Mesajına 3,077 Kere Teşekkür Edildi
Standart



tamam kürtler var ama öbür taraf toptan türk..

.............
yıl 2013 aynı genetik kodların yansıması devam etmektedir.. türkiyesolu devleti ile paralel dans etmektedir.. kürtler yok herkes türk-iye vatandaşı.. paradıgmasını devletle paralel kabül ettiler.. sonra devlet., kürtler var ama gerisi türk ve kürtler sorun dedi.. türk-iye solu bunu da paralel kabül ediverdi..

öyle mi? böyle mi? olur mu? olmaz mı? .. derken.;
hdk ile birlikte sadece kürtler ve türkler yok çok "şey" daha vara gelinebilindi..
her kesim..; hdk'ya çok misyon yükledi.. sahiplenen oldu.. itiraz eden ve red eden oldu..
ama... aslında hdk nedir? ve asıl misyonu nedir? kimse ilgilenmedi.. dillendirdi ama bunu yaşamın gerçekliği olarak özümsemedi..
özümsemiş olsalardı.. öncelikle dile yansırdı ve genetik kodlamalarındaki sistem gdo olayı erşimeye başlardı..


sakarya mhp milletvekili olmuş bir abaza.. fevzi zihnioğlu
mhp il başkanı bir abaza lütfü bülbül..
köyünde ve cemaatinde(halkının arasında) kesinlikle abhazca konuşurlar.. abhaz olmaktan "gurur duyarlar".. vs. vs. ama bu iki zerzavat.. politik alanda mhp üzerinden türkçülüğü anlatır.. türkçü olarak her tarafa saldırır..
not.; bu iki örnek istisna değil geneldir.. ve sadece sakaryada da genel değildir.. türklerin yoğun olduğu bölgelerde bile özellikle muhacir yada geçmişinde devşirme-dönme olanlar en dinamik!!., öncü-önder., türkçülerdir..
bu duruş.; kişisel bir durum değildir.. toplumsal-sosyolojik bir siyasal durumdur..

yine bu duruşdan türkiyesolu da muhaf değildir.. kürtlerin varlık kabülünden sonra öncesindeki "türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan herkes türktür"(anayasa maddesi) anlayışını devam ettirmektedirler.. yine devletin paralelliğinde müslüman olmayan vatandaşlar bu tanım dışındadır.. devlet de bu noktada oportünistlik yapmıştır.. anayasaya göre vatandaş olan herkes türk olmalı iken., gayrı-müslümler bu tanım dışında kalır.. ve devlet yapısı alanı dışında kalır.. yani askere gider ama asker olamaz.. vergi verir ama devlet memuru olamaz..

bunu türkiye solu da aynen benimser.. ermeni solcu hırant dink der ama müslüman ermeni(hemşinli) solcu alper taş demez..
kürtler bunu da öğretiyor.. alper taş ilk defa hemşinli ermeni ama elhamdürüllah müslüman olduğunu açıklamış..
şimdi yeni moda başladı..
türkler ile kürtler barışmalı., türkler ile kürtler kardeş olmalı., türkler ile kürtler ortaklaşmalı.. daha kırmızı olanları.; türk işçi sınıfı ile kürt işçi sınıfı birleşmeli ..

hatta daha garabet olanları da var.. türk işçi sınıfı ile kürt halkı birleşmeli..
türkler işçi sınıfı olarak bir tanım.. ama kürtler gundi yani halk.. kürtlerin işçi olanları zaten türk işçi sınıfı tanımı içinde.. ayrıca kürt işçi sınıfı yok.. gundiler var..

başlıkda belirttiğim bir siyasi parti de bu formatta.. üstelik kendileri hdk bileşenleri içinde..


__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
aykut (06 Nisan 2013)
Alt 06 Nisan 2013, 18:08   #3
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 7,725
Teşekkürler: 1,216
2,160 Mesajına 3,077 Kere Teşekkür Edildi
Standart

sosyalist yeniden kuruluş partisi bir yazısında., şu tespiti yapıyor..
3. Öcalan’ın mektubuyla içine girilen süreç, farklı ulustan işçilerin ve emekçilerin arasındaki önyargıların zayıflamasına hizmet ederek sınıf mücadelesinin yükselmesinin imkanlarını arttıracak, işçi sınıfının siyaset sahnesinin önüne gelebilmesinin ve diğer ezilenlerle birlikte bir paradigma etrafında toparlanabilmesinin olanaklarını geçmiş döneme göre ciddi ölçülerde genişletecektir.
bahsedilen farklı ulustan işçiler-emekçiler.. ., türkiye cumhuriyeti sınırları içindekiler.. bu doğru bir dil..

13. Ulusalcı bir kısım medyayı bir kenara bıraktığımızda, ana akım burjuva medyası Abdullah Öcalan’a “makuliyet nişanı” vermeye soyunmuş bulunuyor. Geniş yığınların milliyetçi refleksleriyle mücadele etmek yerine Kürtlere bir şey vermeden Kürt sorununun çözüm yoluna girdiği yanılsaması yaratılmaya çalışılıyor ve bunun için de Öcalan’ın söylemlerinden medet umuluyor. Öcalan’ın “Kurtuluş Savaşı”, “Misak-ı Milli” vb. söylemleri bu ajitasyon için malzeme yapılıyor. Oysa ki Öcalan’ın söylemlerinde yeni olan hemen hemen hiçbir şey yok. Newroz’da açıklanmış olan mektubundaki argümanlar Öcalan’ın geçmiş yıllarda sık sık tekrar ettiği argümanlar. Belki şu iddia edilebilir: Öcalan geçmiş yıllarda ileri sürdüğü argümanların içinden Türk halkı için daha etkili olacağını düşündüğü argümanları şimdi daha fazla öne çıkarmaktadır.
burasıda doğru çözümlemeler içeriyor ama öcalan sadece türk halkına seslenmiyor.. anadoludaki tüm halklara sesleniyorken., sykpartisi kendince kalanları toptan türk halkı yapıveriyor.. oysa bir öncesinde.,
farklı ulustan işçilerin ve emekçilerin diyordu.. bunları burada türk yapıverdi..


tekelci burjuvazinin Ortadoğu’ya yönelik hegemonik emelleri
Türkiye burjuvazisi Kürt sorununun çözümünün bölgedeki hegemonik emelleri açısından kendisine olanaklar sağlamasını ister.
burada da burjuvaziyi etnik olarak tanımlamaz..

ama alttaki ifadeler sorunludur..
Öcalan’ın mektubuyla birlikte başlayan yeni süreç Halkların Demokratik Kongresi için de yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülmelidir. HDK iki halkın mücadele birliğinin, Kürt hareketi ile Türkiye Sosyalist Hareketi’nin stratejik ittifakının zeminidir. Şüphesiz halklarımızın birlikte mücadele imkan ve birikimleri HDK zeminini aşan bir kapsam ve içeriktedir.
burada yine iki halka indirgenmiş bir ortalaşma ifadesi var ve bunun., hdk zemininde ifade edilmesi ayrı bir "facia".. bu dil ile., hdk içindeki diğer halklar ya yok sayılıyor yada birer katkı-dolgu malzemesi olarak görülüyor..

bunun bir diğer yansıması da şu oluyor..
HDK iki halkın mücadele birliğinin, Kürt hareketi ile Türkiye Sosyalist Hareketi’nin stratejik ittifakının zeminidir
hdk bu değildir.. olur ise., bu olumsuzluktur.. iki dominant halk tespiti yapıp diğerleri maraba saymaktır.. azınlık saymaktır.. asli özne saymamaktır ki., hdk formatında bu kesinlikle olamaz..

sykpartisi kürtleri kabül etmiş ama diğerleri yok saymıştır.. bununla da kalmamış., hdk yı iki ortağın dükkanı formatına sokmuştur.. hadi bunu yapmış ama bu ortakların tanımlanmasında da eski genetik kodları öne çıkmış..
Kürt hareketi ile Türkiye Sosyalist Hareketi’nin stratejik ittifakının zeminidir.
burada kürt hareketi dediği bir etnisite tanımıdır.. madem iki halk ortak ise birisi kürt hareketi tamam.. ya öteki halk ne?? türk halkı olması gerekirken., Türkiye Sosyalist Hareketi demekle saçmalamıştır..

türkiye sosyalist hareketi ile ancak., kürdistan sosyalist hareketi stratejik ittifak yapabilir.. yada kürt hareketi ile türk hareketi yada arap hareketi stratejik ortaklık yapabilir..

ifadenin bir yanında kürt hareketi varsa bu harekete sosyalist denilmiyor.. ulusalcı/milliyetçi deniliyordur..

elbette türkiye sosyalist hareketi., kürdistan ulusalcıları yada baas arap ulusalcıları ile ittifak yapabilir.. yani buna destek ortak zeminlerde hareket etme vs. denilebilinir.. ama konu halkların ortaklaşması ise., sen burada hangi halkı ifade ediyorsun sorusu ortaya çıkar..

elbette., bunun yanıtı da var...!!
"biz" türkiye sosyalistleri.. ve türkiye işçi sınıfı temsiliyeti..
burada etnisite yok.. türkiye sınırları içindeki tüm işçiler..(mealinden)

peki o zaman bunlar kim-ler!!?? oluyor..
farklı ulustan işçilerin ve emekçilerin arasındaki önyargıların zayıflamasına hizmet ederek sınıf mücadelesinin yükselmesinin imkanlarını arttıracak
bunu türkiye işçi sınıfı temsiliyeti sahibi türkiye sosyalistleri yapmayacak mı?.. burada kürt hareketi ne iş yapar..
kürt halkını örgütler.., kürt işçileri türkiye sosyalistlerine., kalanlar biz etnik(kürt) hareketine..

• Sosyalist yeniden kuruluşun basit bir birlikoluşturma faaliyeti olmadığını, etap etap ilerle-tileceğini, sosyalist yeniden kuruluşun işçi hareketi içinde ve anti kapitalist dinamikler içinde yer alarak iç içe geçirerek yürütüleceği (syk bülten -1 ağustos 2012)
buradaki ifade de çok ilginç.. işçi sınıfı içinde anlaşılır bir şey.. ama anti-kapitalsit dinamikler dedikleri ne ola ki?.. anti kapitalist olan tek anlayış.. komünist anlayıştır.. şeriat bile anti-kapitalist değildir..
sanırım., burada anti-kapitalist tanımında bir "sorun" var..

mülkiyeti ve sınıfları red eden anlayış anti-kapitalist demektir.. yoksa köleliği feodaliteyi savunan olmak olmasa gerek..

tüm bunlar., oportünizmin dile yansımalarıdır.. kendini tarif edemeyen bir hareketin., haliyle., başkalarını tarifi de arife tarif gerektirir haller olacaktır..

m-l çizgisindeki bir hareket zaten enti-kapitalisttir.. bu çizgi dışındakileri anti-kapitalist görmez.. görür ise., ustalarını eleştirmeleri gerekir.. elbette kendine her m-l diyenlerin anti-kapitalist olup olmamasından önve m-l olup-olmaması tartışılır ve evet.. m-l'dir dediklerini ittifak sayıp aynı çzigi içinde bir ideolojik mücadeleden bahsedebilirler... ama., m-l olmayanlar için bu olamaz.. bunlarla m-l olmamalarının anti-kapitalist olmadığı anlamına geldiği tartışılır..

ezilen halklara., ezilen cinslere ezilen inançlara ekolojistlere anti-kapitalist demek., m-l çizgisine göre pragmatist oportünizmdir..

bu saydıklarımın tümünün içindeki anti-kapitalist olanları komünist olmak zorundadır.. öyledirler de.. anti-kapitalist olmayanları da., ya reformist ya liberal ya demokrattır..

kürt hareketi bu yüzden diyorlar.. çünkü., bu hareket anti-kapitalist yani komünist değil.. ama ezilen bir kesim!!

syk-partisi oportünisttir.. hdk içinde olmaları., doğruyu hissetmelerini sağlayan yaşamın "nesnel" zorlamasıdır.. ama bunun zeminlerini ve içeriğini görmüyorlar.. hdk içinde., düğünlerin kanberi formatındalar..

bu duruş., bir yerde çatlar..

altında belirtilmemiş alıntılar.
http://solplatform.biz/index.php/topic,2116.msg5568/topicseen.html?PHPSE SSID=7dcd790b963c4ad 1b2e1682d839c5c77#ms g5568









__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07 Nisan 2013, 14:08   #4
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 7,725
Teşekkürler: 1,216
2,160 Mesajına 3,077 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Üzerinde tartışılacak bir yazı ama bakıyorum da benden olmayan kafirdir mantığı bazı yerlerde işletilmiş ve yazı derinliğine incelenmeden hemen tu- kaka ilan edilmiş.

Ülke solunda KÖH ne belki de en yakın hatta zaman zaman kuyrukçulukla nitelenen bir harekettir SYK hareketi.
Bu arada yanlış anlaşılmasın.
Bu hareketin savunucusu değilim.
....

Suat arkadaş ,yazıda HDK 'nin işlevine takılmış.
Yazıda Kürt Hareketi ile Türkiye Sosyalist Hareketi arasındaki stratejik ittifakın zemini olarak HDK gösterilmiş.
Suat Arkadaş'ın bu saptamaya daha hoşgörülü yaklaşması gerekirken,her zaman yaptığı gibi,benden olmayan kafirdir mantığıyla yüklenmiş SYK 'a.
sevgili veda.. hem eleştirimi dikkatli okumamışsın., hem de haksız tespitler yapmışsın..


Bu arada yanlış anlaşılmasın. Bu hareketin savunucusu değilim
aksine ben bu hareketin savunucusuyum.. önemsiyorum.. hele bileşenlerinden bazı çevreleri çok daha önemsiyorum..

syk çatı partisi değildir.. ama monolotik bir parti de değildir.. örneğin rsdip gibidir.. ama onun içindeki bileşenlerden daha samimi bir birliği savunan bir özneler bileşimidir.. daha çok.; rsdip içindeki bolşevik kanad gibidir.. bütünde ortak ama içerikte farklı olma özgürlüğü.. bolşevikler içinde lenin önderliği iknaya dayalıdır.. anımsatayım..

"benden değil" gibi bir mantalitem., hem vardır hem yoktur.. örneğin özgürlük hareketi çizgisi bendendir ama ben değildir.. ben ortak aklın içinde ayrı bir ben olarak varım.. bu anlamda syk hem bendendir hem değildir.. esp keza öyle..
net olarak benden olmayanlar vardır.. chp-ip-tkp-ödp-dhkp-tkip-vs.., akp-mhp vs., dsip-edp-vs. gibi..
kısaca., benden ve olmayan kriterlerim vardır ama dar değildir..
.................... ..
bu açıklamadan sonra geleyim konuya...

Suat arkadaş ,yazıda HDK 'nin işlevine takılmış.
Yazıda Kürt Hareketi ile Türkiye Sosyalist Hareketi arasındaki stratejik ittifakın zemini olarak HDK gösterilmiş.
Suat Arkadaş'ın bu saptamaya daha hoşgörülü yaklaşması gerekirken


hoşgörü..!!!! adı güzel ama içeriği çok farklı olabilen bir tanım..
türkiye sosyalist hareketi ve kürt hareketi gibi bir tanımlama ciddiyet ister..
herşeyden önce bir vatan/devlet ve toplum sınırları tanımını içerir.. türkiye sosyalistleri dediğinde., içinde artık etnisite yoktur.. cinsiyet yoktur.. vs. yoktur.. bir siyasi ideolojik tanımdır..
türkiyeyi bırak.. bir sosyalist hareket-leri(ki bu genel olarak da olsa örgüt ve örgütler toplamı demektir).. bir etnik hareket ile stratejik ortaklık mantalitesine sahip olamaz.. olması için., öncelikle o hareketi ayrı bir siyasi içerik ile tanımlaması gerekir..

sosyalist ise.; demekki ayrılma hakkını kullanan bu anlamda ayrı örgütlenmiş bir sosyalist harekettir.. ama artık türkiye vatan/devlet sınır tanımı içinde değildir.. ayrılıp kendi devletini kurarken., bu devleti yıkmak ve yerine kendi sosyalist devletini kurmak isteyen., ama sosyalist bir halk hareketi ile stratejik ittifaklara gidebilir..
sosyalist değil ise.; ulusal bir harekettir.. ayrılıp kendi burjuva veya başka sınıfsal tanımla ulus-devletini kurmak istiyordur.. türkiye sosyalist hareketi-leri.. bu ulusal(örneğin kürt) hareketine bakar.. ayrılma hakkını tanırken., stratejik olarak da konuma göre ilişkilenirler..

bırakalım.. syk türkiye sosyalist hareketini.. diğerlerinde böyle ciddi bir mantık var mı?? ... yok.. işte oportünizm budur..

kürt milliyetçi hareketi.; bilinçli bir tanımlamadı.. litaratüre göre.. gerici ve karşı çıkılması olan anlamına gelir.. haliyle sosyalist değildir..
kürt ulusal hareketi.; bu tanım aynı politik içerik taşımasına rağmen., litaratüre göre ezilen halkı tarif eder.. burjuva anlamda olsa da desteklenebilir olarak bakılır..
kürt özgürlük hareketi.; her ne kadar., empati içerse de. bu özgürlük hareketinin siyasi muhtevası belirtilmemiş ise oportünistçe kullanılır.. bir özgürlük hareketi., burjuva olabilir., sosyalist olabilir., gerici olabilir.. yani., nereye karşı özgürlük.. sömürgeciye., işgalciye(anti-sömürgeci) mi? egemenliğin bütününe(anti-kapitalist/ emperyalist) mi?
kürt hareketi.; en oportünistçe olanı budur.. syk bunu kullanıyor..

şimdilik bunları yazıyorum.. ilk itirazlarım diledir.. zaten dil dervişin fikrinin dışa yansımasıdır..

hdk'ya gelince.. bu arkadaşlar., daha hdk nedir net değiller..
file yapıştıkları yerden fil(hdk) tarifi yapıyorlar..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07 Nisan 2013, 14:56   #5
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 7,725
Teşekkürler: 1,216
2,160 Mesajına 3,077 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Peki bir soru soralım Suat Arkadaş'a.

HDK ,Sınıf Hareketi ile Ulusal Hareket arasında bir ittifakın zemini olabilir mi?
sınıf hareketleri ile sınıfa dayanmayan hareketler ve bunlarla ulusalcı ve ekolojk ve feminist ve cins ayrımcılığı karşıtı ve reformist ve demokratizm vs. vs. hareketler elbette ittifak zeminleri yaratabilir ve olabilir de..
ama sınıf hareketleri sosyalist hareket., sınıfa dayanmayan hareketler değil gibi ayrım.. özneldir.. şahsidir..

bende derim ki. sosyalist hareketler.: politik hareketlerdir.. bir sosyal-kültürel-doğasal ve sınıf ile sınırlı içeriği olmayan hareketlerdir..
bunların hepsini içerir.. hepsi ile olan ilişkileri., onları(sınıf-sosyal-kültürel-cinsel vs)., sistemden koparmak içeriklidir..

sınıfçı sosyalist hareketler.; bir sınıfa dayalı ideolojik paradıgma ile bu sınıfı devletin iktidarına taşıma yolu ile sosyalizmi hedeflerler..
sınıfa dayanmayan sosyalist hareketler.; bunlarda toplumsal dönüşüm ile sosyalizme varılacağını ve bu anlamda tek bir sınıfa dayanmanın yanlış olduğunu söylerler.. çünkü her ezilen sınıf zaten esir alınmış demektir.. sınıf halini red edecek ki özgürleşecek.. derler..

burada bir sınıfa dayanmak ile dayanmamak tartışılıyor.. yaşamın sınıflar mücadelesi olmadığı değil..

ekonomik alan tasnifi sınıf tarifleri kadar., sosyal sınıf tarifleri de özdeştir.. tarihte köle sınıf genelde bir etnik/sosyal tanımla aynı şeydi.. slave., köle demektir.. domanes(domastik) ise yerli/hakiki.. şimdi bu isim bie etnisite oldu.. yerli/domestik ise bir devlet tanımı(ulusdevlet)

kısaca., sınıfa dayanmak.; yaşamın nesnelliği değil., bu nesnelliğin bilinçteki vucud bulmuş ideolojik tanımıdır..

"kürt hareketi"!! de sınıfa dayanır.. peşine ilk takılanlar., ağalar-beyler ve kahyalar değildi.. ama kürt hareketi denilince böyleleri de vardır.. barzani-seyir rıza-şeyh berzeci-şeyh sait vs. kürt hareketi gibi.. ama., P.K.arkeran(işçi) K.ürt hareketleri de vardı..

Bence SYK cılar da bu anlamda yukardaki saptamayı yapmışlar.
Belki stratejik bir ittifak tanımındaki stratejik kavramı buraya oturmayabilir.

elbette olabilir ama HDK bu mu?
syk bileşenleri bu tespit ve anlatımlarla mı? buraya daldılar..

Bu aşamada hedefleri,programlar ı farklı iki hareket başka hangi zeminlerde bir araya gelerek,birlikte bir ittifak oluşturur?
Öndeki ilk adım ülkenin "demokratikleştirilm esi" ise bu iki hareket bu adım gerçekleşene kadar birlikte hareket ederler.
Bunun zemininin HDK olması da son derece doğaldır.

sevgili dostum..
HDK proğramı ve amacı açıklanmıştır.. ülkenin "demokratikleştirilm esi" bu vardır ama sadece bu değildir..demokratik özerklik., demokratik konfederalizm de vardır.. ve bir ittifaklar manzumesi değil., bir ortak politik örgütlenmedir.. var olan., sınıfa dayanan., sınıfa dayanmayan., kendi alanları ile sınırlı olan., vs. tüm dinamiksel öznelerin üstünde bir yapıdır..
HDK bir çatı partisi., bir çatı örgütü., bir ittifak örgütü değildir..
syk da bunu bilmez değildir.. işte oportünist demem de bundandır.. emep de aynıdır..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07 Nisan 2013, 16:33   #6
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 7,725
Teşekkürler: 1,216
2,160 Mesajına 3,077 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Sorunu ezen ve ezilen ulus proleterleri temelinde ele aldığımızda,ezen ulus proleterinin bir kimlik sorunu yoktur.
Bu bağlamda da onun sorunu sınıfsal sorundur ve öne çıkan kimliği sınıfsal kimliğidir.

sevgili dostum.. bazı., öznel tespitlere dayalı tanım ve kavramlar ilahi değildir.. öznel tespitin yaşamdaki karşılığı., tutarlılığı ve sürekliliği kadar geçerlidir..

ezen ulus proleterinin bir kimlik sorunu yoktur.
bana. türkiyeden örnek ver desem.. bu tespitin bir karşılığı var mı? ..


herşeyden önce., türkiyede ezen ulus var mı? tanıma bakarsak., türkler oluyor.. ama yaşama bakarsak türklerin dışında ne kadar devşirme-dönme ve kapıkulu halk varsa epsi ezen ulus..
ezilen ulus varsa elbette bir e ezeni olmalı değil mi?
ezilen ulus kürtler desek. kürtlerin altında kalanlar da var..
bunları geçtim.. var olan ezen ulus siteminde., türk olan bir sermaye., bir devlet üst yetkili erkanı var mı? türkçe olarak dayatılan dil., türk ulusal kültürü temelli mi? vs. vs. buraya vrgül koyuyorum..

bir ulusu bir başka ulus tanımı ezmez., ezemez.. bir türk., kürdün karşısına geçip., ben türk olarak senin efedinim dese kürt ona., sen ne içtin böyle der..

bu anlamda., öncelikle bir sosyal-siyasal hukuk gerekir.. tarihte bu vardı.. bu anlamda., ezen ulus proleteri dediklerin geçmişin plepleri de değil., özgür ama mülksüz vatandaş proleterleri(bu tanım roma da vardı) idi.. açık ve net olarak sosyal statüden dolayı ezen ulus du..
sonra modernite devleti herkese vatandaş/yurtdaş dedi.. dediğinde kimse., ben germenlerin frank kolundan gelen biri olarak ezen ulusum diyemedi.. korsikalı napolyon imparator oldu..
ezen ulus yoktur.. ezen sistem vardır.. sistem.; kendini bir etnisite tanımına dayandırmadan., sınıfsal olarak her ulusu ezer.. ama., bir etnisite tanımına dayanıp toplumu zaptı-rapt altında tutabilir ve bu anlamda kendine kullanabileceği sınıfsal-sosyal her şeçit kesimden dinamik yaratır..

uzatmayayım.. özellikle., "ezen ulus"un ulusal sorunu vardır.. ve sınıf bilinci bu baskılama altında kalır.. yani beton altında..
ama ezilen ulus tam tersi olarak ezilmişliğinin bilincinde olarak diğer ezilmişliklere daha yakındır.. kendi içindeki egemenliklerin., sistem ile bağlarını bilir bu anlamda sistem dışı olan her kesimle daha samimi ilişkilenebilir.. kısaca., ezilen ulusların proletarleri en sınıf bilinine sahip olanlardır..

tarihe bakalım yeter.. yahudiler.. gerek işçi sınıfı mücadelesi gerek ise., ideolojik alanında bu konuda hep öncü ve önder ve militan yetiştirmişlerdi.. modernitenin burjuva mücadele alanlarında bile bunlar vardır..

bunlar elbette karmaşık ve her toplumsal yapı ve bulunduğu alan., konjoktör vs. anlamında farklı farklıdır..

Oysa ezilen ulus proleteri için aynı şeyi söyliyemeyiz.
Ezilen Ulus Proleterinin sorunu,sınıfsal sorundan önce kimlik sorunudur.
Ancak bu kimlik sorununu çözdükten sonra, sınıfsal kimlik gündeme gelir.
neden böyle bir sıralama yapıyorsun.. ezilen uusun kimlik sorunu nasıl? çözülür.. sorun ne? ise oradan.

yani bir sistemde inkar varsa kalkar ise çözülür.. ama inkara dayanak olan ezen ulus tanımıdır.. demekki aynı cümle şöyle de geçerlidir..
Oysa ezen ulus proleteri için aynı şeyi söyliyemeyiz.
ezen Ulus Proleterinin sorunu,sınıfsal sorundan önce kimlik sorunudur.
çünkü., kendini sınıfdaşlarından üst sınıf olarak görür.. zaten. yaşam pratiğinde bu farklılıktan da nemalanır.. haliyle ezen ulus kimliği çıkarlardan dolayı daima., ön plandadır.. bir hak ve üstünlüktür..
Ancak bu kimlik sorununu çözdükten sonra, sınıfsal kimlik gündeme gelir.
desem yanlış mı?


Bu nedenle ulusal hareketlerle,sınıf hareketlerinin programları ve hedefleri biribirinden farklıdır.
marks olayı ingiliz işçi sınıfı ile irlanda ezilen ulsu mücadelesinde gördü ama günahı ezilen ulusa yüklediğinden., asıl sorunun ezen ulusun sınıf bilinci yokluğunda yattığını göremedi.. oysa., irlanda özgürük hareketi hem sosyalist hemde işçi yoğunluktaydı..

Ancak bu ulusal hareketin ilk adımı gerçekleştirdikten sonra sınıf hareketine evrilmeyeceği anlamına gelmez.

işte en büyük yanılgı budur.. ezilen ulusal hareketler., sorunları çözülmeden., sınıflar mücadelesine adapte olmak noktasında dokusal uyuma sahiptirler.. ama ezen ulus proleteryaları bu noktada sisteme daha adaptedirler.. sınıflar mücadelesinde adapte olmaları daha zordur.. sınıfsal alanlarından gelen ezen ulus avantajlarını zor terk ederler
yani yaşamın yaşanmışlıkları bunu ispatlar..

sevgili dostum..
bir sınıfa dayalı ideolojik formasyon kadar., bunu red eden bir ideolojik formasyonunda komünizme varamayacağını ama komünist olabileceğini kabül etmek., ezen ulus-ezilen ulus ayrımını kaldırmak kadar önemlidir..
bu yoksa.. hiç bir ittifak samimi ve yapıcı olamaz..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08 Nisan 2013, 01:31   #7
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 7,725
Teşekkürler: 1,216
2,160 Mesajına 3,077 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Sosyalist Hareketler(Bilimsel sosyalist) sınıf temelli hareketlerdir.
Bu bağlamda yapılan ayırım,sahsi değildir.

sevgili dostum..
bir teorinin ortaya atılışı ve kabülü., öznel yani., nevi şahsına münhasırdır.. bunu derken., kişi-birey demiyorum.. bir çizgi.. izm olarak demek istiyorum..

Bilimsel sosyalist bunların sadece marksistler olduğu iddiası da böyledir.. elbette doğru da olabilir., yanlışda hatta doğru ama eksik de olabilir..
dünya tepsi gibidir bir teorisel bilgi idi.. biri çıktı hayır yuvarlak dedi..
bunu benim lise hocam da dedi.. bende yanlış dedim.. sınıftan atmayı düşünürken sordu.. "ne peki ukala" dedi.. hafif elips hatta *söbe dedim.. ispatladım..

kısaca., şahsidir sevgili dostum.. elbette dayandırdığı tüm veriler de tartışmalıdır.. tartışılmalıdır.. yoksa., bilim doğmadır demek zorunda kalırız..
bunu(şahsi-öznel) derken., yanlışlığını ispatlamış olmuyorum.. nesnel bilimsel verilerin öznel yorumudur demek istiyorum..
bu anlamda bana kimse bunu mutlak nesnel ve değişmez doğru bilim olarak dayatamaz.. kabül için ikna eder.. yada buna itirazıma bilime itiraz diye sadece iddia eder..
.................... .................... .................... ........

Aslında burada benim bir hatam oldu!
Belki baştan belirtseydim sende bu kadar sert bir uslupla yanaşmazdın konuya.
Aslında foruma astığım metin,SYKP nin kendi içersinde tartışmaya açtığı bir metindir.
Bende yeni öğrendim böyle olduğunu.
Belkide bunu onlar kendi içersinde tartışmadan genele açmak, pek doğru olmadı.
hayır.. dostum.. senin bir kabahatin yok.. bu metnin tartışmaya açılmış ama ortak kabül görmüş bir metin olduğunu biliyorum.. zaten asıl olarak "ortak dil" noktasında itirazım var.. artı.. dah ilk başlardaki süreçlerinden beri izlediğim bir hareket.. eleştirdiğim., bazı noktalarda onayladığım bir harekettir.. halen içlerinde farklılıklar mevcuttur.. ilerde daha da netleşecektir..

Belkide bunu onlar kendi içersinde tartışmadan genele açmak, pek doğru olmadı.
kendi içlerinde tartışırken., dışa kapalı değiller.. çünkü., halen dışardan kabüllere açıklar.. bu anlamda.; iç tartışma olsa da., herkese açık bir tartışmadır.. buda bence olumlu bir yan..

Belki baştan belirtseydim sende bu kadar sert bir uslupla yanaşmazdın konuya
dilimin sert olduğu noktasında., bence yanlış algılıyorsun.. eleştirilerim açık ve net.. çünkü bu harekete değer biçiyorum.. bu tür yeniden kuruluş süreçleri içinde oportünizm taşır.. çok doğaldır..
süreçleri.; öncelikle kendi içlerinde., geçmiş süreçlerinden ayrışıp., yeni bir çizgi yaratma olduğundan., haliyle oportünizm taşır.. bu çok olumsuz bir şey değildir.. ama giderek kemikleşir ise olumsuzdur..

syk partisi için tümden ve varılan sonuç olarak oportünist demiş isem bu bendeki ifade hatasıdır.. düzeltmiş olayım..
.................... .................... .............

diğer noktalara gelince..;
Ezen,ezilen ulus kavramları,Marksist Literatüre ait, Marksizm,Leninizm'in ulusal hareketlere bakışında temel aldığı kavramlardır.
evet.. doğru ama içeriksel olarak doğru.. yoksa kelime-tanım olarak değil.. daha önceleri de dillendirilmiştir.. marksist litaratürde leninist ezilen ulus tanımı yoktur.. olsa idi.. slav halklarının çoğuna geri halklar., tarihin gerisinde kalmış halklar demezdi..
hindistan halklarına ona göre misyon yüklerdi..

marksist ezilen halklar ile leninist ezilen halklar tanımsal içerikleri farklıdır.. ama leninist tanım marksist zeminlidir..
benim algısal tespitlerim bunlar.. elbette tartışılır..

ayrıca..;

Tabiki Sosyalist Hareketlerin sınıf temelli olması,sınıfsal kavgayı temel alması ve iktidarın sınıfsal değişimi sonucu,kendi sınıf egemenliğini kurması,sosyal,kültü rel ve ekolojik sorunlarla uğraşmayacağı anlamına gelmez.
Ancak tüm bu sayılanlar,sınıfsal mücadele içersinde,onun belirleyiciliği altındadır.
Marksistler konuya böyle bakarlar.

sevgili dostum..
Sosyalist Hareketlerin sınıf temelli olması,sınıfsal kavgayı temel alması ile sınıfın bir tanesini temeline alması her şeyi onun ile açıklaması ayrı şeylerdir..


ben.; sosyalist bir hareket., sermaye sınıflarını temel almaz.. onlarla sınıfsal ittifakı olmaz.. onları sınıfsal olarak desteklemez.. derim..

ama marksizm bunu dönemsel olarak yapar.. çünkü üretici güçler teorisine göre her sınıfın ilerici-devrimci misyon dönemi vardır.. bu dönemlerde destekler.. ilişkilenir.. ama bunu ekonomik zemin çerçevesindeki sınıf tanımı olarak işler..

bu anlamda.; ezilen halkların desteklenmesi sınıfsal anlamda yani sermaye sınıfı anlamında destek içermez.. bir toplumsal yapı temelindedir.. ama kendi zemininde sınıfsaldır.. sosyolojik-kültürel ve ekonomik olarak.; ezilen halklar., kadınlar., ezilen inançlar alt sınıftır.. onların ezeni.: resmi halk yada devletin tanımsal halk., tanımsal inanç sınıfıdır.. tanımsal erkek sınıfıdır., ekonomik alanda ise bu katmerleşir..

ben.; sınıf savaşı dendiğinde., sosyal-kültürel cinsiyet ve ekonomik zeminler olarak anlarım..
marksistler.; sadece ekonomik zeminler olarak anlar..

ekonomik zeminde.; işçi sınıfının önemini ben red etmem ama başat ve tek güç görmem.. diğer ekonomik alt sınıfları da aynı değerde ele alırım..
marksistler ise., sadece işçi sınıfınıtemel alır.., diğerlerini zaten eriyecek yok olacak geri.. yani tarihin gerisine düşmüş sınıflar olarak görür.. tarihe şöyle bakar.. üretici güçlerin ilerlemesi sonucu(ilerleten kapitalist üretim ilişkileri ve başat sınıfı burjuvadır)., iki sınıf kalacaktır.. proleterya-burjuva.. ve buradan itibaren üretici güçlerin ilerlemesi örselenmeye başlayacak., ve bu örselenmeyi de işçi sınıfı erk olarak aşacaktır der.. bu yüzden işçi sınıfı başat ve tektir..

marksist olmayabilirim ama marksizmi marksistlerden daha doğru tarif ederim..

rusyada 1917 de bu olmadı.. olmadığı için., pd denmedi.. işçi-asker-köylü sovyetleri iktidarı yada işçi-köylü iktidarı denildi.. 1936 sovyet anayasasında da işçi-köylü iktidarı denir..(bakınız sscb anayasaları)

kısaca..; marksizm ne ise yaşam ve tarihi ona göre yazılmalıdır.. tarif edilmelidir.. ben bunu söylerken., marksizmi baz alıyorum.. kendi anlayışımı değil.. kendi anlayışıma göre hepsi tümden yanlış.. bu ayrıdır.. yazdıklarım.. benim görüşlerim değil.. marksizm ve ona uymayan marksist tariflerdir..

Ancak tüm bu sayılanlar,sınıfsal mücadele içersinde,onun belirleyiciliği altındadır.
buradaki., onun dediğin tanım., işçi sınıfı mücadelesidir.. sınıflar mücadelesi değil.. bu anlamda, işçi sınıfının olmadığı yerde "onun" adına sınıf mücadelesi "yazılamaz".. olan.: bir kaç aydının var olan ezilen sınıflara dayanarak yürüttüğü "sınıf" mücadelesidir.. çin-vietnam-küba vs. böyledir..

eğer bu olabilse idi.. marks.; 1848 ve öncesine-sonrasına sınıf iktidarı hedefi koyardı.. sınıfın(işçi sınıfı) nesnel gelişmesini ve öznel erginleşmesini ve de bilinçlenmesini tarihsel bir "olmuşluk-gelinmişlik" aşamasına bağlamazdı..

demek isterim ki., ben marksist değilim doğru bu yüzden teorik bakışım başka.. ne kadar., varsa iç tutarlılığı doğru olma ihtimalidir.. yoksa yanlış olma ihtimalidir..
marksistler de., bu temelde davransınlar isterim.. teorik zeminlerine göre yaşamı tarif etsinler., yaşama göre teorilerini eyip-bükmesinler.. burası eksikmiş desinler., burası fazla imiş desinler..

syk eleştirimin temeli budur.. genele olduğu gibi..

sevgilerimle..


*söbe .; basketbol topunun iki ucundan içe doğru bastırılmış hali..
dünyanın eni yani ekvator çapı.......; 12.756.28 km.
dünyanın boyu yani iki kutup arası..; 12.713.56 km..

__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…

Konu suat tarafından (08 Nisan 2013 Saat 01:38 ) değiştirilmiştir. Sebep: iki kutup arası rakamı düzeltildi
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08 Nisan 2013, 23:05   #8
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 7,725
Teşekkürler: 1,216
2,160 Mesajına 3,077 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Sosyalist Hareketlerin sınıf temelli olması,sınıfsal kavgayı temel alması ile sınıfın bir tanesini temeline alması her şeyi onun ile açıklaması ayrı şeylerdir.." demişim..


Hangi sınıfı temel alacaktı suat. Bilimsel Sosyalistlere göre iki temel sınıf vardır,bir yanda burjuvazi,diğer yandada Proletaryadır.
demişsin..
"bilimsel sosyalistler"in hepsi böyle demez.. marksistleri böyle der.. ama marksistlerin., leninist ve maoist kesimi tersini yapar..

marksizm derki.; işçi sınıfı iktidara gelecek(pd).. köylü de gelecek demez.. askeri sınıf olarak bile tanımlamaz..
benim iirazım ne? idi.. marksizmi marksın dışında tanımlama ve işletme ama buna marksizm deme..

Proletarya Diktatörlüğüde bir sınıf egemenliğidir ve onunda farklı biçimleri olabilir.
Belkide Sovyet Anayasasındaki bu tanım buna dayanarak yapılmıştır.
sevgili dostum.. pd devlet biçimidir.. sınıfsal içeriği nettir.. ortağı yoktur.. ortaklı olanlara pd denilmez..
Birde Lenin'in şubat devrimin de gündeme getirdiği işçilerin köylülerin demokratik diktatörlüğü vardır ki,bu kavram PD den farklıdır.
Lenin 17 Ekim den sonra hemen her yazısında Devletin niteliğini hep Proletarya Diktatörlüğü olarak tanımlamıştır.
olabilir ama bu tanımlarını anayasada nasıl belirtmiş aşağıda..


Madde 1.
Rusya bu anayasanın kabulünden itibaren İşçi, Asker ve Köylü Temsilcileri Sovyetlerinin oluşturduğu bir cumhuriyettir. Merkezi ve yerel, tüm güç bu Sovyetlerin elindedir. (1924 sscb anayasası)

1- Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği işçi ve köylülerin sosyalist devletidir.
2- SSCB’nin politik temelini, toprak sahipleri ve kapitalistlerin iktidarının devrilmesi ve proletarya diktatörlüğünün kurulması sonucu büyüyen ve güçlenen Emekçi Milletvekilleri Sovyetleri oluşturur. (1936 anayasası)


sence marksın pd'si böyle bir şey olabilir mi?., her iki anayasada bulunan köylü sınıfı'nın bu pd içindeki sınıfsal konumu ne? ortak mı? yoksa geçici mi?
işçilerin köylülerin demokratik diktatörlüğü vardır ki,bu kavram PD den farklıdır.
senin bu söylemin ile bu iki anayasadaki tanım çelişmiyor mu?

bunları söylerken.., yanlış-doğru vs. anlamında demiyorum.. marksın pd tarifinden farklı olmasını marksizmin reddi gibi de sunmuyorum.. sadece olan ne ise neden doğru tarif edilmiyor., neden doğru gerekçeler sunulmuyor diyorum.. o kadar..
.................... .................... .........

İyide bize yeni bir şey söylemiyorsun.
Bu bahsettiğin Marksizm'in ABC sidir.
.
doğru söylüyorsun..
1- yeni bir şey söylemiyor., sadece anımsatıyorum..
2- Bunları bilmek,Marksistlerde n çok Marksizmi bilirim anlamına gelmez
marksizmi., marksistlerden çok biliyorum demiyorum.. marksistlerin marksizmi doğru tarif emediğini ispata çalışıyorum.. revize ediyorlar ama bunu teoriyi aşmak-gelişirmek olarak sunamıyorlar.. din gibi doğma bakıyorlar.. ama pratikte başka olmasını da teoriyi bükerek izaha çalışıyorlar diyorum..


Birde sevgili suat, ben seninle SYKP nin ne kadar Marksist olduğunuda tartışmıyorum.
Bence bu konularda fazla uçmamak ve biraz mütevazi olmak gerek.
bende tartışmıyorum.. syk partisi marksisttir değildir benim konum değil.. teorik durumuna değiniyorum..


Üstelik işçi sınıfının başat güç olması,salt senin ortaya sürdüğün nedenle de değildir.
Bir kere üretim araçlarının mülkiyetinden yoksun olması ve en önemliside,artı değer üreten,yani sermayenin birikimine ve gelişimine neden olan,aynı zamanda dolaşım sürecinde pazarda da artı değerin realize olmasını sağlayan bir sınıf olması,işçi sınıfını başat bir sınıf yapar.
ilk iki gerekçen., köle-sef emeği içinde geçerlidir.. topraksız köylüler içinde geçerlidir..
ayrıca.; sermayenin birikimine ve gelişimine neden olan sadece işçi sınıfı olsaydı.. bu sınıf tarih sahnesinde yokken olan birikime sermaye demememiz gerekirdi..
yine.; sermayeyi biriktiren işçi emeği üzerinden., artı-değer ise., bunu üreten de sadece işçi sınıfı ise.. kapitalizm öncesi sermaye birikimleri sadece el koyma ve talan iledir demek zorundayız..

toprak üzerinden artı-ürün ve derebeylik içindeki serf zaanatkar üretimleri(kumaş silah-alet- vs.) fazlasının pazarda değişimi sonucu olana artı-değer demememiz gerekir..

marks.; artı-değeri., içinde var olan artı- emek zamanı ile açıklar.. yani., ürüne katılan tüm değer.. harcanan emek zamanı iledir.. bunun işçiye geri döneninden sonrası artı-emek zamanı olarak artı değerdir..
aynı şey., serf-köle içinde geçerlidir.. emek harcaması için., yaşamsal gereksinimlerini alması gerekir.. aradaki tek fark.. ilkinde bu sermaye sahibi için zorunlu eylemdir.. ikincisinde para ile satın aldığı tercihli keyfi eylem..

köle(sermaye) sahibi., emek harcama kapasitesi olan köleyi çalışabilecek koşular için beslemek zorundadır.. ama para ile emek alan sermaye sahibi., bu zorunlulukta değildir.. çalışacak koşullarda ücret ödemek zorunda değildir.. o başka bir emek satın alabilme özgürlüğüne sahiptir.. seçme koşulları(bol emek arzı) varsa.. açlık derecesinde yada altında., emek satın alabilir.. köle sahibi bu lükse sahip değildir..

bu anlamlarda bakarsak., sermayenin birikimine ve gelişimine neden olan en müsait sınıf olarak işçi sınıfını göstermek olasıdır..

dolaşım sürecinde pazarda da artı değerin realize olmasını sağlayan bir sınıf
bunu anlayamadım.. sanırım.. ücretle satın alınabilme özelliğinden ve emek üretimi sürecinde köle-serf sınıfına göre., bir çok karmaşık maliyetleri olmamasından bahsediyorsun..
bunlar ise .. doğrudur..
ama zamanla bunlar da ortaya çıktı.. iş güvenliği., sosyal haklar(emeklilik kıdem tazminatı çocuk parası vs.)..

sevgii dostum..

tekrar edeyim..

Bence bu konularda fazla uçmamak ve biraz mütevazi olmak gerek.
olamayacağım.. çünkü., o kadar eksik-yanlış ve revizyon var ki.. mütevazi olmak istesem bile olamam..
hata çok ise ve bunu görebiliyorsam.. ister istemez.. bu kadar hatayı göterirken., mütevazi olma koşulları kalkıyor..

amacım bu yazı üzerine marksizm ve ardıllarını tartışmak değildir..
ben., syk partisinin teorik zeminlerine aldıkları olgularla yaşamdaki duruşlar arasındaki çelişik durmlara değindim..
yoksa., çizgisel eleştiri yapmıyorum.. o ayrıdır..

sevgilerimle..





__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…

Konu suat tarafından (08 Nisan 2013 Saat 23:07 ) değiştirilmiştir. Sebep: (1936 anayasası) eklendi
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10 Nisan 2013, 02:41   #9
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 7,725
Teşekkürler: 1,216
2,160 Mesajına 3,077 Kere Teşekkür Edildi
Standart

veda dostum..
bende teşekkür ederim.. yapıcı bir polemik oldu.. sanırım burada virgül koyacağız..

ama., bazı sorularına yanıt vereyim..
"bilimsel sosyalistler"in hepsi böyle demez.. marksistleri böyle der.. ama marksistlerin., leninist ve maoist kesimi tersini yapar.."
Bilimsel Sosyalistlerin Marksist olmayanlarıda mı var sevgili suat?
Kimlerse bunlar,paylaşta bizde bilelim. Bilimsel Sosyalistler Marksizm-Leninizm der. Mao nun bu kapsam içersinde yeri yoktur.
ben marksist olmayan bilimsel sosyalistler demedim.. zaten sosyalizmi bilimsel ve bilimsel olmayan olarak ayırmaya karşıyım..

bilimsel sosyalizm tanımı bana abes gelir..
bildiğin gibi.. marksist diye bir tanım var.. yani., leninist-troçkist-maoist., vs. ek almayanlar demek istedim..
ama marksistlerin., leninist ve maoist kesimi tersini yapar.." dedim..
sen bir örnek vermişsin.. mao.... mao markist olmadığını söylemez.. ama işçi-köylü iktidarı der.. lenin gibi yani..

mao marksist olduğunu söylerken., sen mao marksist değil dersin..
birileri de lenin marksist değil der.. birileri trocky marksisttir stalin değil der.. vs..
.................... .............

marksizmde.; devlet tipi ve devlet biçimi gibi ayrı tanımlar vardır..
devlet.; feodal-kapitalist olabilir bunlara devlet tipi denir.. birde bunun biçimleri vardır.. burjuva demokrasisi-faşizm-oligarşik vs. gibi..
pd nedir?
diktatörlük devlet tipi değil., biçimi ise devlet biçimidir.. yok.,
Burada yanılıyorsun sevgili suat!
PD bir Devlet biçimi değil,bir sınıf egemenliğidir,tıpkı burjuva diktatörlüğü gibi.

buradaki gibi bir sınıf egemenliğinden bahsediyorsan.. tüm devletler bir sınıf egemenliğidir.. burada burjuva diktatörlüğü derken devletin sınıfsal niteliğini kasdediyorsan.. sanırım tipi anlamına geliyor.. yani., feodal değil kapitalist devlet oluyor..
o zaman.. pd bir devlet tipi oluyor.. olabilir.. itiraz anlamında demiyorum.. ama bir sınıf diktası ise ortağı ne oluyor.. sınıfsal dikta değil mi..
işçi-köylü iktidarı dediğinde iki sınıfın diktası oluyor.. buna da pd denilmemesi gerekir..
İşçi, Asker ve Köylü Temsilcileri Sovyetlerinin oluşturduğu bir cumhuriyettir (1924)
1- Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği işçi ve köylülerin sosyalist devletidir. (1936)
bu iki ifade de tek bir sınıf değil sınıflar var.. birincisinde ise daha ilginç.. bir sınıf değil., daha garip bir tarif var.. içinde asker olan bir sınıf diktası..
köylü bir sınıf Temsilcileri ., işçi bir sınıf Temsilcileri de.. asker hangi sınıfın Temsilcileri

Burjuva Diktatörlüğü bir sınıf egemenliği olmasına karşın,Burjuva Demokrasisi veya Faşizm bu diktatörlüğün farklı biçimleridir.
dediğine göre., pd bir sınıf diktatörlüğü olarak devlet tipi oluyor ama., ayrıca farklı biçimleri olabiliyormuş.. desek de.., bu biçimler burjuva sınıf diktası olmasını değiştirmez.. işleyişindeki değişikliklere işaret eder..
marks'da böyle anlatımlar varsa.. alıntılarsın..

.................... .................... .........

Buradaki SOVYETLER,PD nin yapı taşlarıdır.
Sınıfın gerçek diktatörlüğünün araçlarıdır.

dostum.. bu olmamış.. işçi sovyeti., sendikalar vs. işçi sınıfı yapıları anlamında anlarım.. buraya köylü sınıfının yapılarının eklenmesini de anlarım.. ama bahsedilen köylü tarım emekçileri ise., artık bunlara köylü denilmez.. zaten rusyada kapitalist tarım işletmeleri de yoktu..
artı., asker sovyeti ne oluyor.. hangi sınıfın yapı taşları..
asker içinde., köylü-küçük burjuva-işçi zaten var.. asker diye bir sınıf yokki..
.................... ..........
Kapitalizm altında başka hangi sınıf sermayenin birikimine ve gelişimine neden olabilir?
Başka hangi sınıf,sermayenin birikmesine neden olan artı değeri üretir.
Ücretli Emeğin dışında başka hangi sınıf Sermayenin varlık nedenidir?

tüm sınıflar..
örneğin mali-sermayenin birikimi içinde sanayi ve ticaret burjuvazisi birikimlerine el koyma da vardır..

işçi sınıfı sadece sanayi burjuvazisi ile sınırlı direk-dolaysız sermaye birikimi hizmeti yapar..
ama bu birikime dolaylı katkı yapan köylü de vardır.. borsa oyunları da., ticari sermayenin fiat dalgalanmaları da.. vs. de..

mali sermayeye birikim yapan sınıfların tümü dolaylıdır..

demek isterimki.. bunlar., bilimsel sosyalizmin görüşleri.. elbette böyle kabül eden olur., etmeyen olur.. ben sorgulanmadan kabüle karşıyım.. bu anlamda sorular soruyorum..
gerisi yaşamın içinde ispatlıdır.. şahsi söylemlerin içinde değil..

belirttiğim gibi.. şimdilik virgül koyuyorum.. illaki bir sonuç çıkartmak zorunda değiliz.. konu dediğin gibi başka alanlara kaydı..

sen marksist-leninistsin.. ben değilim.. ama yaşam ikimizin alanı.. kendi doğrularımızla yaşama müdahale etme ortaklık zeminleri yaratmamıza engel değil.. yaşam her ikimizin doğrularını otomatik alır.. otomatik olarak da iteler.. yaratılan olumlu sonuçlar herkesindir..

ben pd'nin devletli olmasından dolayı işletilemez olduğunu iddia ederim.. yaşam ispatlasa da belki işletenlerin beceriksizliğindendi r diyenlere de itiraz etsem de., yeterki doğrusunu işleten olsun.. sonuçda bana ne zararı olacak..



__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
genetik "kardeşlik" cumhuriyet "çocukları" suat Türkiye Solu 3 29 Ekim 2012 14:22
Sosyalist yeniden kuruluş parti girişimi Engin Türkiye Solu 12 01 Mart 2011 13:34
"türkiye" partisi olmak.., "türk" partisi olmak.. suat Politik Gündem 14 03 Haziran 2010 14:44
Ezilenlerin sosyalist partisi (esp) kuruluş deklarasyonu 10_eylül_1994 Politik Gündem 0 07 Kasım 2009 23:58
Kürd Bölge Devletleri (Kuruluş-yıkılış "resimlerle") Êvar Kürt Tarihi 4 14 Aralık 2008 19:30

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:54.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2012
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

Bir forum sitesi olan Enternasyonal Forum sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.