Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > DEVRİMCİ TEORİ > Türkiye Solu

Türkiye Solu Türkiye’de “sol”un geçmişinin, bugününün ve geleceğinin tartışılacağı bölüm

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26 Ekim 2017, 11:58   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,501
Teşekkürler: 1,286
2,520 Mesajına 3,514 Kere Teşekkür Edildi
Standart nasyonal sosyalizm t"k"p ye çok yakışıyor..

kemalist-kp atak üstüne atak yapıyor.. sosyalist soslu söylemlerin üstüne ve basa basa nasyonalizmi(devletc iliği) öttürüyor.. son "halt"ı aşağıda..


türk!! ulus devleti bayrağı ile orak çekiç ortaklaştırılıyor ve üstte olan t.c. bayrağı..

sosyalizm cumhuriyete çok yakışacak-mış.. cümle bile absürt..
sosyalizm sanki fistan da cumhuriyet denilen prensese yakışacak.. sosyalizm başka yerlere de giydiriliyor da asıl cumhuriyete yakışır deniliyor.. bunların sosyalizmi nazi almanyasının nasyonal sosyalizminden farksız olur..

ne yapayım.. uzun uzun açıklamalar mı? yapayım.. yapmayacağım..

bu haberi ve etkinliği görüp de itiraz etmeyenlerin tümü faşisttir.. bu kadar açıklama yater..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Ekim 2017, 16:15   #2
Aktif Üye
 
Marinaleda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 16 Eylül 2014
Mesajlar: 790
Teşekkürler: 192
145 Mesajına 170 Kere Teşekkür Edildi
Standart

dikkat edin buluşma İzmir de...

Dersim bölgesi yoğun gerilla faaliyetine rağmen CHP bölgesiydi hatırlayın...Ovacık ta medyanın komünist başkan diye gösterdiği başkan...DHF li ama TKP ile seçime girmişti...sorsan birbirine sosyal faşist diyen bu hareketler hayatta bir araya gelmez...ama getirebiliyor işte...

İzmir...göçmen yoğun bir şehir...CHP nin kalesi hikayeleri ise doğru değildir...bu son zamanlarda yaratılmış bir durumdur...bir tür toplum mühendisliğidir...

İzmirde çoğunluğu Balkan göçmeni(arnavut,make don,yahudi dönmesi,pomak-bulgar,müslüman rum vs vs...) kesim devlet türklüğüne çok bağlıdır...diğer bölgelerde türk-islami ya da islami-tirki(önceliklerin değiştiği) yapılardan ziyade beyaz-türk kodlamaları ağır basar...

bu kesimlerin CHP altında toplum mühendisliğiyle toplaşmaları...devle tçi-solculara da kapı aralamıştır...Doğu Perinçek "bağımsız" aday olacak İzmir den olur...en yüksek oyu izmir civarında alır...Kürtlere Gezi sürecinde özellikle İzmir de bunlar saldırır...

İzmir bu devşirme-dönme cumhuriyetçi tayfasının faaliyet yürüttüğü bir bölgedir...TKP de bunun farkında ve oynayacağı yeri biliyor...

olsa olsa İzmir de yürürüm diyor doğru da diyor...İzmir de CHP artığı ya da kuyruğu olarak yürür...iyi de prim yapar...gençlik içerisinde "siyasal" olanları da kendine çeker...
__________________
İnsanlık her zaman sosyalist idealler taşımış, ancak demokrasiye dayandırılmadığı için egemen sistemlere ve sömürücü sınıflara daha fazla itaat sağlatan bir konuma düşmekten kurtulamamıştır. İnsanlık tarihinin kendisi, komünal yaşamın ancak demokratik duruşla gerçekleşeceğinin kanıtıdır. Komünal demokratik duruşun çağdaş değerlerle yeniden yaratılması sosyalizmin yeniden yükselen değer haline getirilmesidir.


SOSYALİZMDE ISRAR İNSAN OLMAKTA ISRARDIR
Marinaleda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30 Ocak 2018, 10:07   #3
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,501
Teşekkürler: 1,286
2,520 Mesajına 3,514 Kere Teşekkür Edildi
Standart t"k"p ve mülkiyetçi aklın sol adına düzenlenmesi

2018 yılı ciddi gelişmelere ve değişimlere gebe... yazılarımda sürekli belirttiğim bazı tespitlerim var.. bunlara değineyim..

küresel egemen konseptlerine dahil olma olayları artık cemaatsel yapıların her birine eleman yerleştirmesi üzerinden olmayacak.. yani., 1- cemaatsel yapılaşmalar tasfiyeye zorlanıyor.. böylece ideolojik-sosyolojik taraflaşma-pozisyon alma süreci başlayacak.. bu anlamda., 2- türkiye solu nasyonalist-enternasyonalist olarak netleşecek.. bir tarafta devletçi sol., diğer tarafta enternasyonalist sol.. yani 1. enternasyonal ruhu yeniden canlandırılacak.. bilindiği gibi lahey kongeransı ile tasfiye edilmiş ve ulusal-devletçi sol yaratılmıştı.. gerek sağ gerek ise sol anlamında devletçi yapılaşmalar kendi içinde küresel konseptlere göre ayrışacak ve ideolojik olarak varlık sürdürecekler.. yani.. 3- devletler artık ulusal niteliğini terk edecek birer acenta-şirket olarak küresel hegemonya içinde yer alacaklardır.. bu anlamda iktidar savaşları artık açık ve net olarak konseptler arası olacak.. 4- bu süreç.; küresel hegemonya sisteminin netleşmesine kadar sürecektir..

ya mali oligarşinin tepede olduğu ve alt vasallar(sanayi-ticaret-hizmet sermayeleri) üzerinden toplumsal ekonomik-sosyal/siyasal hiyerarşi.. ya da tepede bir konsorsiyum ve altta yürütücü kadro altında küresel hegemonya sistemi..

ikinci şık olası olmakla beraber tarihin diyalektik akışına göre kalıcı değil.. diğer bir anlatımla.; üretici güçlerin nesnel(diyalektik)il erlemesine göre ara evre ya da bir aşamada oluşmuş bir geçici durum olacak..

çünkü.. mülkiyetçi sistem kendi içinde nesnel/diyalektik yasalar taşır.. yani maddi yaşam yada ekonomik alan üzeindeki hegemonya güç/zor ileolası ise bu durum başlangıcından farklı olamaz.. sadece güç/zor işleyişi-araçları değişir.. nasıl ki.. militarist güç/zor üzerinden başlayan hegemonya sermaye birikimine yaramış ve sonra başkaca araçlar ile devam etmiş ise., 19. yy.ile netleşen ve 21. yy. da artık tartışılmaz olan para/kapital gücü mülkiyetçi sistemin ana güç/zor aracıdır..

para/kapital yoksa.; fabrika kuramaz., işletemezsin.. pazar açıp., pazar gezip malı satamazsın.. en önemlisi.. para/kapital yoksa.; ikti,dar olamaz., iktidarını korumak için gerekli militarist gücü yaratamaz., savaş yapamazsın.. toplumu etkileyecek araçlara(basın-yayın-internet-stö-vs.) yaratıp etkin olamazsın..

tarihin diyalektiği derken.. elbette.. mülkiyetçisistemin işleyişianlamında diyorum.. üretici güçler denilen de tam da budur.. elbette..bir de tarihin gerçek diyalektiği vardır.. bu da doğasal işleyiştir.. insan., doğanın dışında değildir., doğa ile ilişkilidir..ne doğanın efendisi(tevrat) ne de kölesidir.. insani olan doğasal olan ile aynıdır.. bu anlamda.. burada ne para/kapital ne de hegemonya işler.. ZİHNİYET önemlidir.. zihniyet.; her şeyden güçlüdür.. yani bilinç karşısında hiçbir güç durmaz.. beden ölür-öldürülür ama bilinç yaşamaya devam eder..

işte.. mülkiyetçi tarihin diyalektiği karşısındaki tek alternatif bilinç/zihniyet diyalektiğidir.. buna ister felsefe ister ideoloji değin.. asıl olarak yaşamın doğasal örgütlenmesi de diyebiliriz..
hiç bir canlı varlığını kendisi ile sınırlamaz.. süreklilik esastır.. bu süreklilik kendi varlığı dışındaki varlıkların da sürekliliğine bağlıdır.. kendi varlığı ile sınırlı "ilerleme"-"gelişme" diğer varlıkların ilerlemesinin örselenmesi-yok edilmesi.. sonuçlarını yaratıyor ise aynı zamanda kendi varlığını da yok ediyor demektir..

aslan-zebra denklemi vardır.. aslan sayısı ile zebra sayısının dengeliolduğu aşamayı baz alırsak.; aslan sayısı yükseldikçe avlanan zebralar artacak ve zebra sayısı azalacaktır ve bir aşamadan sonra az avlanan zebradan dolayı aslan sayısında azalma başlayacaktır.. azalan aslan sayısından dolayı zebra sayısı artacaktır.. bu durum bir müddet sonra artan zebra sayısı sayesinde avlanabilen aslanların sayısını artıracaktır.. böylece yine zebra sayısında azalma başlayacak.. buna doğanın diyalektik dengesi deniliyor.. bu dengeye dışardan bir müdahale hem aslan hem de zebra sayısında yok olmaya yol açar.. örneğin insan faktörü.; bu alanda başlayan kentleşme-sanayileşme ve ekolojik yıkım var olan dengenin zeminini değiştirir.. otlak bulamayan zebra sayısı aslan-zebra debgesi dışında bozulur.. artık zabraların varlığı aslan sayısına değil., otlak alanına göre etkilenir ve bu durum olumsuzluğa giden bir durumdur.. yani., azalan otlak zebra sayısını artırmaz azaltır ve bu bitime kadar sürer..

bahsettiğim şey üretici güçlerin ilerlemesi denilen şeydir.. doğanın diyalektiğine ters bir "ilerleme" mülkiyetçi sistem ilerlemesidir.. sermaye ne kadar artar ise mülkiyetsizlik o kadar artar.. yani sermaye sahibi ne kadar artar ise mülksüz aç insan sayısı o kadar artar.. belirli bir aşamada sermaye sahibi çok aldık birazını dağıtalım yok olmasın demez.. doğa mahvoluyor da demez.. anlayana kadar zaten mahvolur.. afrika.; 10 binlerce yıl yaşadı ama oraya akan mülkiyetçi sistem açlık-kıtlık ve ekolojik yıkım yarattı.. daha yarım yüzyıl geçmedi ortaya çıkan yıkım tablosu ortada..

evet.. zihniyet/bilinç dedim..

siz.. hangi zihniyete/bilince sahipseniz o konseptin yanındasınızdır.. 1800ler.. avrupada "aydınlanmanın". , teknolojik çağın yükseldiği yıllar.. karanlıktan çıkılıyor., modernleşiliyor.. evet..öyle sanıldı ama aradan geçen 2218 yıl sonra dünyaya bir bakın.. nereye yol alıyoruz.. buraya kadar hangi akıl-bilinç-zihniyetle gelindi düşünün..

teknolojik gelişme denildi ama bu teknoloji doğaya aykırı mı? sorgulanmadı.. moderneleşme-aydınlanma denildi.. toplumsal birlikler dağıtıldı aileye daraltıldı.. şimdi bir baba evlatlarını katledebiliyor.. eskiden bir kabile-aşret bir başka kabile-aşirete karşı şiddet kullanırdı şimdi baba-ana evladına evlad baba-anaya ve kardeş kardeşe şidet kullanılıyor.. eskiden yaşadığın alanlar içindeki her şey ile ortaktın şimdi devletin tapulu arazisine göre sahiplenme yaşıyorsun.. bir adım ötedeki/devletteki kardeşin yabancı..

birileri devletin bu.. yani vatanın-yurdun bu diyor sen ona sahipleniyorsun.. yarın değiştiriliyor.. artık devletin/vatanın bu diyor sen yine önüne konana sahipleniyorsun.. ne değerlerinin ne yarattığın kavramların-tanımların sahibisin.. birileri değiştiriyor., sen ona uyuyorsun..
yurt savunması.; osmanlı yurdun.. iskenderun ile afrin ayrı değil., batum ile artvin ayrı değil., suruç ile kobane ayrı değil ama birileri geliyor artık ayrı diyor ve sen yurt savunması-sahiplanmesi anlayışını anında değiştiriyorsun.. lozan yaşanıyor ve artık iskenderun yurdun değil.. batum değil., kobane değil.. sonra iskenderun vatanın deniliyor adı da hatay oldu deniliyor.. o yurt savunma anlayışına ekleniyor ama neden afrin yok..neden batum yok neden kobane yok diyemiyorsun..

binlerce yıldır aynı topraklarda yaşayanlar 1923 de zorla sürülüyor ve binlerce yıldır aynı topraklarda yaşayanlar zorla getiriliyor ve sen bunu sorgulamayıp onaylıyorsun.. bunun adı envanterdeki mal takasıdır demiyorsun..

ekonomik., yani yaşamı idame anlamında da böyle.. neyi? üretip-üretmeyeceğine., sana ne? lazım-değil.. bunlara sen karar veremiyorsun.. hatta yaşamını idame etmek için ne? yapman gerektiğine de sen karar veremiyorsun..

kısaca..
sen.. mülkiyetçi sistemin aklı/bilinci/zihniyeti altında "ilerliyor"ve "aydınlanıyorsun ".. buna da tarihin diyalektik ilerlemesi-üretic güçler ilerlemesi diyorsun.. oysa bu ne senin tarihin ve ne de senin ilerlemen.. mülkiyetçi sistemin ilerlemesidir.. sonra bu ilerleme sayesinde ve aklı ile mülkiyetçi sistemi yıkacağım diyorsun.. aslında bunu sen diyorsun ama ideolojin öyle demiyor.. bu yıkma işleri senin iradenle değil., tarihin diyalektik akışı ile ola gelecek sen o günü bekleyeceksin.. diyor.. kapitalizm.; küreselmolarak hegemonyasını tamamlamadan bu olmaz deniliyor ise otur bu hegemonya henüz oluştumu? sorgula.. öyle ya.. türkiyede bile tarihin geriye çevrildiği iddiasındasın.. demeke ki.. halen burjuvanın tarihsel ilerlemesi tamamlanmamış.. eh sen de bu akıl ile buraya hizmet edeceksin.. kaçarı yok..

örnek mi?.. devamında..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30 Ocak 2018, 10:54   #4
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,501
Teşekkürler: 1,286
2,520 Mesajına 3,514 Kere Teşekkür Edildi
Standart

ulus devletler çağının sonuna geldik.. acenta-şirket devletler çağı başlıyor.. yani.. egemenler artık bir toplumsal tabana dayalı devlet anlayışı ve işleyişini değiştiriyor.. birileri ise bundan rahatsız..

Yurtseverlikle milliyetçilik arasındaki farkı anlamadınız mı?
anlamadık abi.. anlatsana..

Yıl 1936. Avrupa’da ırkçılık ve faşizm yükselişe geçmiş. İtalya, Almanya, Avusturya teslim olmuş. İspanya’da faşistler cumhuriyetçilere karşı “kutsal savaş” ilan etmiş. Milliyetçilik her tarafı kirletir hale gelmiş. ABD’de siyahlara karşı ayrımcılık had safhada.
faşist kemal okuyan.. yazmak zorunda kalmış..!!! milliyetcilik kaka diyor.. ama ....
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde ise aynı yıl insanlık tarihinin en özgürlükçü belgelerinden biri, yeni Anayasa yürürlüğe giriyor.
İşte tam bu sırada Sovyetler Birliği’nde bir şarkı yazılır ve hızla popülerleşir. Müziği İsak Dunayevskiy’e, sözleri Lebedev Kumaç’a ait olan Anavatan Şarkısı, bir epik övgüdür, insanın ülkesinden gurur duyması, vatanını sevmesi, onu gerektiğinde savunması için akla gelebilecek ne varsa bu şarkıya içerilmiştir.
ben başka türlü biliyordum.. sovyetleri savunmanın sosyalizmi savunmak olduğunu sanıyordum ama kemal abi!! öyle değil diyor.. vatanı savunmak-mış...

Benim ülkem geniştir / Ormanı, ovası, nehirleri çoktur / Benzer bir ülke olduğunu sanmam / İnsanın bu denli özgürce soluk aldığı…
Böyle başlar ve şöyle sonlanır:
Kaşlarımızı çatarız / Eğer düşman bizi kırmak isterse / bir aşık gibi sever/ şefkatli bir ana gibi savunuruz anavatanı


sovyetler bir vatan değil., bir sosyalizm uygulamasıdır.. savunulan yanı tapulu arazisi değil., ideolojisi olmalıdır.. bu şiir yazıldığında yıl1941 di.. vatan savunması derken tapulu arazi kasdediliyor ise.. bu savunmaya polonya-romanya-bulgaristan-macaristan-berlin dahil değildi.. bu "vatan" evlatları sovyetleri savundu tamam da sonrasında işgal ettikleri ya da esae-retten kurtardıkları diğer vatanları neden o vatanın evladlarına terk etmediler.. sonrasında oralarda başlayan isyanları yapanlar gavurlar mı? idi..

ya da şöyle sorayım.. berlinin doğusu kimin vatanı idi.. ya da berlinin doğusu solcu da batısı sağcı mı? idi.. de berlinin doğusunda bir sosyalist devlet kuruldu da batısı bundan gayrı tutuldu..
kısaca.. siz hangi vatan anlayışına sahipsiniz.. sosyalizmin kurulduğu vatan mı? yoksa eldeki tapulu arazi ya da istimlak edilmiş arazi mi?..

sahi.. doğru berlin şimdi batı berlin ile birleşirken o vatan severler nerde.. getti vatan parçası..

keml okuyan sosyalizmi savunmuyor... devleti savunuyor.. ve buna milliyetcilik demiyor yurtseverlik diyor..

oysa örneklediği almanya-italya milliyetçiidi ama bunun anlamı etniktir.. aynı zamanda milliyetlerine ait tapulu araziyi savunmak adına yurtdseverdiler..

yani.. kemal okuyan çakallık yapıyor..

milliyetçi.: bir etnisiteyi temel alan ve diğerlerini ayıran anlayış..
yurtsever.: bir devlete ait ya da topluma ait saydığı toprakları temel alıp., sahiplenen..

anlayacağınız iki kavram ayrıdır.. biri elma ise diğeri armut yani meyve ortaklığında da değil., ayrı bir şeydir.. ama birbirini tamamlayandır..

yani.. bir milliyetçi aslında bir devlet ve onun vatandaşları anlamında yaklaşmaz.. başka devletlerin vatandaşı olan ama kendi milliyetinde olanları da sahiplenir.. bu zihniyetin yurtseverliği ise.; sahiplendiği milliyete ait saydığı ya da yaşadığı alanları vatan sayması ile tamamlanır.. türkiye milliyetciliğinde aynı zamnada t.c.tapusunu aşan turancılık-kızı elmacılık bu anlamdadır..

dar anlamdaki her milliyetçilik aslında devletcilik-vatanseverlik olarak tanımlanır ama buna gerçek milliyetcilik denilmez.. örneğin t.c. türkcülüğü gibi.. t.c. vatandaşı olan herkes türk!dür.. ya da türk olmasa da ne mutlu türküm diyendir.. bu noktada yurrtseverlik ile aynılaşır.. tek farkı yurtseverliği biretnisite üzerinden işlemektir.. kemalokuyan gibi "tip"ler ise.; milliyetciyiz demezler yurtseveriz derler ama bu yurt aslında bir ulus devlet tapusudur.. buradaki milliyetciliği vatandaş tanımı üzerinden gizlerler.. haliyle bir devletin.. hele ki etnik bir tanımla(milliyetçi) bir devletin tapusunu tanımayan her kesime de emperyalizmin uşağı derler..

sormazlar.. batı trakyadaki türkler., kırcali-deliormandaki türkler iskenderundaki araplar bir savaş olduğunda hangi vatanı savunacak.. hemen ötesindeki kardeşleri.. yani.. trakyadaki türkler., iskenderundaki araplar., suruçdaki kürtler savaşolduğunda yurtsever olacaklar ama kimle savaşmak zorunda kalacaklar..

iskenderun suriyeye bağlı eyalet iken savaşçıksa hangi vatan adına savaşacaklardı sonradan hatay olduğunda hangi vatan adına..
kemal okuyan buna yanıtın varmı?..

yok ama demagoji bol..
Yurtseverlik gelişkin değerler yaratmak, o değerleri geliştirip savunmak, iyiyi ve güzeli üreten ya da üretecek olan memleketini sevmektir.
gelişkin değerler yaratmak..iyiyi güzeli üretmek.. insanlığın işi mi? yoksa memleketin!! yani devletin işi mi?..
kemal okuyan i.t. sine göre insanlığın değil devletin..

1919-38 memleket/devlet iyi güzel şeyler üretti.. de aynı dönemde 15 lere ne oldu.. nazım ne oldu.. sabahattin ali ne oldu.. enver gökçe-ahmet arif ne oldu.. onlar kötü şeyler mi? üretti de katledildi-tutsak edildi-eziyet çekti de sahiplendiğin memlekete övgüler düzüyorsun..

kemal okuyan i.t. si bu yazıyı bu dönemde boşuna yamıyor..memleketi milliyetçiliği vatan severliği körüklüyor.. kimlere karşı.. eh.. ona denk düşen yazıyı da kankası(aydemir güler) yazmış..
“Ezilen ulus milliyetçiliğini” kayırmaya dünden razı Türk solcusu, Kürt siyasetinin ulusalcılığı aşmış olduğu iddiası ve bütün kimliklerin bir arada yaşayacağı yeni icat bir “konfederalizm” ütopyası karşısında mest olmuştu. Ama şaşırtıcı olmayan bir biçimde, Ortadoğu labirentinde Kürt hareketleri dönüp dolaşıp klasik burjuva milliyetçiliğine vardılar. Bugünkü çıkmaz ondandır. Milliyetçiler “ezilen ulus” olmaktan emperyalistlerle işbirliğine girerek kurtulmayı öngörürler. Kürt halkının başını yakan budur. Daha önceleri çokça olduğu gibi, Kürt milliyetçiliği Kürt halkını savunmasız ve çaresiz hale düşürmüştür. Solcu bunu görmelidir. Lakin bunu görmek için sosyalizme bakan gözler gerekir.

yazıdaki türk solcusu tanımına dikkat çekerim.. türkiye solcusu demiyor.. aleni kürtlerden ayırıp türk diyor.. bu açık bir itiraftır.. bu i.t. ler "türk" solcusudur..
yani milliyetçi-yurtseverlerdir.. tıpkı almanyadaki milliyetçi/ulusal sosyalist işçi partisi gibi.. onlar da alman solcusu idi ve vatanseverlikleri milliyetçiidi..

aynısınız..


alıntılar..
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kem...iniz-mi-226826
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ayd...m-yoksa-226823
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30 Ocak 2018, 11:09   #5
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,501
Teşekkürler: 1,286
2,520 Mesajına 3,514 Kere Teşekkür Edildi
Standart neden? şimdi

bu iki yazı neden? şimdi yazılıyor.. benzer yazıları çok oldu ve hepsi bir döneme denk düşen ve bir amaçla yazılmıştır.. şimdi de öyle..

türkiyede demokrat aydınlar savaşa hayır dedi.. özellikle tabipler birliği çıkışı anlamlıdır.. devlet üzerlerine yürüdü.. günahları!! ne? idi..

tabipler birliği.; vatansever/yurtsever bir tavır taslamadı.. direk savaşa karşı çıktı.. ve bu durum., savaş karşıtlığı anlamında ciddi bir çıkıştır.. tüm baskıları etkisiz kılacak bir gelişmedir.. zorladılar.. tehdit ettiler ama geri adım atmadılar ve türkiyede bir vicdan sesi oldular..

bu i.t.ler bu gelişmeden rahatsız.. kürt halkını savunmanın sosyalizm karşıtlığı olduğu üzerinden bu gelişmeye karşı müdahil oluyorlar.. demek ki bu i.t.lere göre savaşa hayır demek kürt seviciliği oluyor.. sistem ağzı ile terörist seviciliği oluyor..


bu savaş kimlere karşı.. sistem ağzı ile türkiye vatanını mahvetmek isteyen teröristlere karşı.. bu i.t.ler ne? diyordu..
Evet, Suriye’de ABD ve onun “müttefik” olarak gördüğü unsurlar tüm bölge halkları için olduğu kadar Türkiye için de tehdittir.

Kürt hareketi ABD politikaları çerçevesinde hem Suriye hem de bölgedeki yeni savaşlar için konumlandırılmaktadı r.

fark var mı?..
devlet tutukluyor.. bu i.t. ler sözle saldırıyor..hedef aynı..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
kronstadt ve "sosyalizm" suat Sosyalizm 6 07 Aralık 2013 19:31
bilim ve "bilimsel sosyalizm" suat Bilim 2 18 Ağustos 2013 22:28
sosyalizm ve toplumsal dönüşüm arasındaki "açmaz"lar suat Sosyalizm 6 16 Kasım 2011 18:45
Reel "Sosyalizm'in" Çöküşü veda Makaleler 0 21 Eylül 2009 14:20
Ya sosyalizm ya barbarlık " küreselleşmenin getirdiği ikilem " MerwanSert Dergi & Kitap Tanıtımı 0 01 Şubat 2009 21:41

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:41.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.