Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > DEVRİMCİ TEORİ > Türkiye Solu

Türkiye Solu Türkiye’de “sol”un geçmişinin, bugününün ve geleceğinin tartışılacağı bölüm

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14 Haziran 2017, 15:30   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart herkese uygun!! marks ve lenin ve asıl içeriği

teorik tartışmalarda marks ve lenin alıntıları meşhurdur.. önce fikrini sunarsın.. sonra fikrini destekleyecek marks-lenin-engels)alıntıları sunarsın.. muhatabında aynı "işi" yapar.. aradaki fark.; kendine uygun alıntı olayıdır..

sol!haber çevresi ve düşünce yapısı bilinir.. sorsan m-l dir.. t.c. kuruluşu için ulusal kurtuluş., anti emperyalist vs. tespiti yaparlar.. nedense içlerinden biri(ilker belek).. ts için klasik olan bu tespiti eleştiriyor.. hem de sol!haber sayfalarında..

bu durum çok ilginç.. özellikle sol!haber çevresinde söyleniyor olması ilginç.. daha ilginç olanı bu duruma ne sol!haber ne de muadilleri tarafından itiraz edilmemesi..

araştırdığım kadarıyla en ciddi ve ayrıntılı itiraz aydınlık çevresinden gelmiş.. üstelik gayet akademik bir dille..
..................

ilker belek.. tespitini şöyle ispatlamaya çalışıyor..
Lenin Hilferding’in Finans Kapital (1910) isimli kitabından geniş yararlanır. 20. Yüzyılın başlarında kapitalizmin genel olarak sermaye egemenliğinden mali sermaye egemenliğine geçtiğini ve böylece yerini “yeni” bir kapitalizme bıraktığını belirtir.

Bu anlamda emperyalizm tekelci sermayenin egemenliğidir. Yenidir, ama yine kapitalizmdir.
.. Emperyalizm kapitalizmin tekelci aşamasıdır.


ilker belek.; emperyalizm yeni bir kapitalizm derken aslında yuvarlayarak emperyalizmin kapitalizmden farklı(bir üst aşaması) bir sistem olduğunu söylüyor.. yine de emperyalizm kapitalizmden ayrı bir sistem değildir.. yine kapitalizmdir tespiti onun kendi asıl düşüncesidir..

aydınlık yazarı aynı argümanları kullanarak lenin'in emperyalizm tespitini kapitalizm sonrası yeni bir sistem olarak sunuyor..

Öncelikle şunları iyi anlamak gerekiyor: Emperyalizm, kapitalizmden farklı bir ekonomik sistemdir. Kapitalizmin üst aşamasıdır ama kapitalizm değildir. Emperyalizmi kapitalizm olarak görenlerin başında ise Kautsky gelir. Lenin ile Kautsky’nin ayrıldığı bir nokta da budur. Sayın Belek emperyalizmin kapitalizmden farklarını anlatıyor fakat en nihayetinde emperyalizme kapitalizm diyor. Bu gerçek dışıdır. Her yeni ekonomik-toplumsal sistem, bir önceki toplumsal sistemin bağrından çıkar. Bu gerçektir. Kapitalizm de feodalizmin bağrından çıkmıştır. Bu halde kapitalizm feodalizmdir diyebilir miyiz? Lenin’in emperyalizm hakkında teorilerini ve pratiklerini inceleyen herkes, emperyalizmden kapitalizmin bir üst aşaması olduğunu ama kapitalizmden de farklı olduğunu görebilir. Lenin’in şu sözleri çok önemlidir:

“ Emperyalizm, genel anlamda, kapitalizmin bazı özelliklerinin gelişimi ve doğrudan doğruya devamı olarak ortaya çıkmıştır. Ama, kapitalizm, kapitalist emperyalizm haline ancak gelişmesinin belirli ve çok yüksek düzeyinde, kapitalizmin esas özelliklerinden bazıları kendi

karşıtlarına dönüşmeye başladığı zaman; kapitalizmin yüksek bir ekonomik ve toplumsal yapıya geçiş döneminin bazı öğeleri bütün gelişme çizgisi boyunca biçimlenip belirdiği zaman gelebilmiştir.”1


hangisi doğru!!??
aslında ikisi de hem doğru ve hem de yanlış.. çünkü lenin'in yenibir sistem tespiti yok.. olamaz da.. çünkü marks kapitalist sistem sonrasını sosyalizm olarak tespit etmiş.. bu anlamda aydınlık marksizmi yanlış., ilker belek doğru..zaten lenin.; çürüyen ve gerici kapitalizm olarak emperyalizmi tanımlar.. m-l bilinç literatürüne de böyle geçmiştir.. böylece ne marks ihlal ediliyor ne de kebap yanıyor.. oysa emperyalizm hakkındaki broşür toplamı kitabında emperyalizmi kapitalizmden çok farklı anlatır.. bunu da serbest rekabetçi dönem tekelci dönem olarak tanımlayarak şiş yanmasını engellerler.. aslında marks yazılarında bu ayrım zaten vardır ama adına emperyalizm dememiş., kapitalizm tanımı içinde belirtmiştir..
aydınlık yazarı bu anlamda haklıdır ama lenin nezdinde haksızdır..

ben işin bu yanında değilim.. sadece teorideki bulanıklığa ve bu anlamda m-l içindeki çakallıklara değinmek amaçlı ayrıntıya giriyorum..

ilker belek.; emperyalizmin bir sistem olmadığını tam olarak kapitalist sistemin vardığı (son)evre olduğunu belirterek., anti emperyalist olmanın aynı zamanda anti kapitalist olmaktan geçtiğini vurguluyor..
işte burası çok önemli..

ilker belek.; kapitalizmin emperyalizm çağında burjuva devrimlerinin olamayacağını., haliyle kapitalist devrimin de olamayacağını ve olanın emperyalizmin işleri olduğunu söylemiş oluyor.. ama bunu açık ifade etmiyor..
O halde durum açık olarak şöyledir: Kapitalist kalkınma yolunu tercih eden ve bu yarışa sonradan katılan bir ülke (bizim 1. Cumhuriyet gibi) mecburen bu sistemin kurallarına tabi olmak ve sistemin çeperine yerleşmek zorunda kalacaktır.

Bu tercih, yani (adına “karma ekonomi” denilerek) kapitalist “kalkınma” yolunun (görevin “milli sermayenin yaratılması” olarak belirlenmesi suretiyle) tercih edilmesi, bağımsızlığın daha baştan bir tarafa bırakılması anlamına gelir.

Kurtuluş Savaşı gecikmiş burjuva devrimi, 1. Cumhuriyet de gecikmiş, bağımlı kapitalistleşmedir.

Yarışa geç katılanın kapitalist “kalkınma” yolu içinde emperyalizmin kurallarından kurtulma olanağı hiç; çevreden kurtulup merkeze yerleşme olanağı ise hemen hiç yoktur.

alıntıda görüldüğü gibi.; kapitalizmin emperyalizm aşamasında hiç bir ülke için kapitalist burjuva devrimini yapmış ülke diyemeyiz tespiti yapılıyor.. ama örnekleri var.. örneğin türkiye., polonya., bulgaristan-yunanistan vs..
belek.; bu açmaza şöyle çare!! buluyor.. Kurtuluş Savaşı gecikmiş burjuva devrimi, 1. Cumhuriyet de gecikmiş, bağımlı kapitalistleşmedir.

"gecikmiş".. ya da geç kalmış.. anlamı nedir!!.. geç kalan/geciken son sırada oturur.. kalanla idare eder.. vs. vs.. bu ayrıdır.. örneğin gecikmiş olmasına rağmen., erken olandan daha iyi olanları var.. fransa-almanya ya da iskandinav ülkeleri..

anlatmaya çalıştığım buydu.. lafını söyle sonra uygun alıntılarla ya da çarpıtmalarla ispatla.. ama bu tarz daima sonrasında çelişkiler yaratır..

t.c. kapitalist mi? değil mi?.. t.c. burjuva devrimi yaptı-yapmadı mı?.. ilker beleğe göre "geçikmiş" sıfatı ve sonrası cümleleri Kapitalist kalkınma yolunu tercih eden ve bu yarışa sonradan katılan bir ülke (bizim 1. Cumhuriyet gibi) mecburen bu sistemin kurallarına tabi olmak ve sistemin çeperine yerleşmek zorunda kalacaktır. arasında çelişki ve anlam zorlaması var.. kapitalist sisteme burjuva devrimi-kapitalistleşme anlamında geçikmiş!! katılım ya zayıflığı ya da saldırganlığı ifade eder.. sonuçta emperyalizme bağımlı(yarı-yeni sömürge değil., kapitalist ülkedir.. Doğal kaynaklardan yoksun Türkiye’nin ikincisini başarma ihtimali sıfırdır.
komik.. doğal kaynaklardan yoksun olmak.. örneğin isviçre.. gibi mi?? ya da doğal kaynaklardan geçilmeyen hindistan veya afrika ülkeleri gibi mi?..

görüldüğü gibi.. ilker belek farklı!! olmaya çabalasa da aslında aydınlıkçıların mantığına sahip.. t.c. için yeni-yarı sömürge diyemiyor ama nedense kapitalist ülke de diyemiyor.. üstelik burjuva devrimi yapmış., ve kapitalistmeyi işletmiş olsa dahi diyemiyor..

diyemediklerini aydınlık yazarı "yazıyor".. ama ne!! yazma.. demagojide tavan yapıyor..

Birinci durum şudur: sayın Belek, Atatürk’ün savaştan sonra kapitalist kalkınma yolunu tercih ettiğini iddia ediyor. Bu, sadece bir iddiadır. Bu iddia gerçek olsa bile, sayın Belek bu durumun tersini anlatmıyor. Yani Atatürk bu yol yerine, o dönemin şartlarına göre nasıl bir yol izlemeliydi bunu belirtmiyor. Yani bu iddia tamamen soyut ve salt eleştiri amacıyla söylenmiş bir iddiadır.
burası demagoji de değil aleni çakallık.. ilker belek kapitalist olmayan yol demiş ama ne olduğunu belirtmemiş.. yani sosyalizm yolu dememiş..

İkinci durum şudur: Atatürk savaştan sonra kapitalist kalkınma yolunu tercih etmemiştir. Tercih edilen şey, o dönemde önümüzde duran sorunu çözmekti ve bu sorunda uluslaşma
sorunuydu.
Bu sorunun çözümü de ancak ve ancak devlet eliyle kapitalizmin inşa edilmesi ve devamında bağlantılı olarak devletçi ekonominin uygulanmasıydı.

aynı soruyu aydınlık yazarına sormak gerekir.. atatürk kapitalist kalkınma yolunu tercih etmedi de hangi "yol"lu tercih etti.. yanıt..uluslaşmak..
demek ki., uluslaşmak diye bir ekonomik-siyasal bir sistem var.. ama ne kapitalist yol ne de sosyalist yol.. keçi yolu galiba..

dalga geçiyorum ama aydınlık yazarının çok anlamlı delilleri var..
Bu sorunun çözümü de ancak ve ancak devlet eliyle kapitalizmin inşa edilmesi ve devamında bağlantılı olarak devletçi ekonominin uygulanmasıydı. Aynı durumu Rusya’da ve Çin’de de görebiliriz. Bunun ismi “devlet sosyalizmi”dir. Kemalist Devrimi salt burjuva devrimi olarak görmek, tarihi ve gerçekleri görmemek demektir. O döneme kadar burjuvazisi dahi olmayan bir ulusun burjuva devrimini nasıl gerçekleştirdiği gerçekten merak konusudur.
hadi itiraz edin..
ettiniz mi?..
Evet. Atatürk karma ekonomi modelini getirdiği için kapitalist yolu tercih etmiştir bu yüzden de anti-emperyalist değildir (!) Ya Lenin? Lenin devrimden sonra neyi uygulamıştır? Lenin’in NEP politikası nedir? O zaman biz, Lenin NEP politikasına bakarak şunu diyebilir miyiz: “Lenin devrimden sonra özel girişimleri engellemedi, NEP politikası ile özel girişimlerin yolunu açtı. O yüzden Lenin kapitalist kalkınma yolunu tercih etti.” Böyle bir mantık olabilir mi? Sovyet Rusya’da uygulanan ekonomi modeli katıksız sosyalist-devletçi ekonomi modeli miydi? Peki ya Lenin’in İngiltere ile yaptığı ticaret anlaşmaları? Bu anlaşmalardan ötürü Lenin’e “kapitalist yolu tercih etti.” Diyebilir miyiz? Lenin’in uyguladığı da karma ekonomik modeldir. Çünkü bu bir zorunluluktu. Bu zorunluluğu, Marksizmi kitaplarda yazanlar olarak anlayan kişiler, o günde anlamamıştı, bugün de anlamıyor. Peki ya Mao? Mao, devrimden sonra özel girişimlere müsaade etmemiş midir? Mao devrimden sonra katıksız bir sosyalist-devletçi ekonomi modeli mi uygulamıştır? Bu soru diğer tüm sosyalist ülkeler içinde geçerlidir. En önemli nokta ise, Sovyet Rusya ve Kemalist Türkiye birbirleriyle paralel ve uyumlu olarak ekonomik modeller uygulamışlardır. Rusya NEP politikasını uygularken Türkiye İzmir İktisat Kongresi kararlarını uyguluyordu. Rusya devletçi kalkınma planlarını uygularken de Türkiye aynı yolda ilerliyordu.
yalan mı?...

Her anti-emperyalist sosyalist olmak zorunda değildir fakat her sosyalist anti-emperyalist olmak zorundadır.

Burada Lenin’in, sosyalist olmayan anti-emperyalist kurtuluş hareketlerine ilişkin tahlillerini alıntılamaya gerek yoktur. Zaten Sayın Belek bu tahlilleri okumuştur. Daha da önemlisi, Lenin’in sosyalist olmayan ulusal hareketlere desteğini burada anlatmaya gerek yoktur. Çünkü bu gerçekliği herkes bilmektedir. Sayın Belek ise bu gerçeklikleri reddederek Lenin’in temel teorisine ve pratiğine karşı çıkmaktadır.

Özellikle 1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra Lenin, Asya’da yükselen anti-emperyalist ulusal hareketleri dikkatle incelemiş ve bu hareketlerle emperyalizme karşı ittifak kurmuştur. Türk Kurtuluş Savaşı ise Lenin için son derece önemliydi. Ve Lenin, Türk Kurtuluş Savaşı dâhil tüm “anti-ilhak” hareketlerini ( Sayın Belek’in deyimiyle) anti-emperyalist olarak görüyor ve bu hareketlerle sıkı bir işbirliği kuruyordu. Lenin bu konuda oldukça hassastı. Öyle ki anti-emperyalist ulusal hareketlere burjuva-demokratik hareket yerine ulusal-devrimci hareket denilmesi, III. Enternasyonal’de karar altına alındı.1

bu da ayalan mı?..

demem o ki..
din gibi teori anlayışı olan ve din gibi işleten her kesim bu durumları yaşar.. bardağın bir tarafından bakın ilker belek haklı ama öbür tarafından da aydınlık yazarı haklı.. burada net olarak., haksız ve yanlış olan ya da eksik ve zaaflı olan her ikisinin referans aldığı teoridir..

geleyim.. bu kadar uğraşmamın nedenine.. iki zibidi almış teoriyi ankaranın bağları havasında.. bana ne?!.. ilker belek bu yazıyı boşuna yazmıyor.. sol!haber çevresi bir yere "oturtulacak" ama hala keskin sol görülmesi gerekiyor.. ilker belek bu işin cilalı yanı ya da cilalı ibosu..
aydınlık bunu fark etmiş.. hikaye yazma diyor..



ilker belek alıntısı
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ilk...uzerine-197949

aydınlık alıntısı
https://www.aydinlik.com.tr/ozgurluk...alist-degilmis
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14 Ağustos 2017, 11:10   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart aydemir güler ve m-l cahilliği mi!

bu yazımda kendine m-l diyen ama aslında ilgisi olmayanlar ve bu anlamda çakallık yapanlarla ilgili veriler sunup tespitlerimi açıklıyordum.. ara verdim şimdi devam ediyorum..
.................... .................... ....

bir ideolojik formasyonu sahiplenmek savunmak o ideolojik formasyonu bilmek anlamına gelmiyor.. tıpkı islamı sahiplenen ama bir şey bilmeyenler gibi.. yani sadece Mürid olmak..
bir diğer olay da., savunduğunu iddia ettiğin ideolojik formasyonu aslında başka bir ideolojik formasyona veya konsepte destek amaçlı kullanmak., malzeme yapmaktır..

her ideolojik formasyonun başlangıcı., yani oluşum aşaması ve gelişme netleşme sistemleşme ve toplumsallaşma aşamaları vardır.. bu anlamda.; başlangıçtaki cümleler., ifade biçimleri ve tespitler... sonrasına verdiği katkı anlamında.. ideolojinin gelişmesindeki ilk adımlar hatta doğruyu bulmadaki yanlışın desteği(sınama-deneyim-sonuç alma vs.) anlamında sahiplenebilinir ama asla o dönemdeki gibi kabul edilemez.. yani.. kalıcı ve sürekli olan ile dönemsel olan hatta arızalı olan ama doğruya katkı yapmış olan ayrıştırılmalıdır..
bu tarz işletilmiyor.. aksine kıvırtmalar-çarpıtmalar üzerinden güne uyarlamaya çalışılıyor hatta yok sayılıyor ya da olmayan var sayılıyor..
kısaca.; hadis işleyişini bile solluyorlar..

aydemir güler bunlardan biri ve muadilleri pek çok.. yazısını ele alacağım..

öncelikle sosyal demokrasi tanımına değineyim..
Sosyal-demokrasi zamanı mı? Veya neyin zamanı?
başlık bu.. sosyal demokrasiyi bir ideolojik-sınıfsal tanım olarak ele almış basıyor sopayı..

sosyal demokrasi tanımının tarihe çıkışı belgeli.. kimlerin kullandığı da belgeli.. buna rağmen marksizmden hatta lasallecilikten ayırmak ya ahmaklık ya da çakallıktır..

Sosyal Demokrasi bir sol politik felsefedir. Marx döneminde Sosyalizm ve Komünizm kavramlarıyla birlikte ortaya çıkmıştır. Başlangıçta sıkı sosyalist olan Sosyal Demokratlar sonra düşüncelerinde reforma gittiler. Sosyal Demokratların çoğu Marx tan etkilenmişler fakat onun bazı öğretilerini reddetmişlerdir.
kaynak.. socialism.wikia.com
"birisi" kaynaktan çeviri yapmış.. kamuya!! sunmuş.. alıntıyı bu zibidilerin çoğu aynı kafada demek için yaptım..

nasıl inanıyorlar? sorusunu sormuyorum.. din konusunda sorduğunda yanıtı bellidir.. ya cehalet denir ya da işine öyle geldiği için denir.. ben ikincisini tercih ederim..
yalanı söylüyor., önce kendisi inanıyor.. mu?

19. yy. hemen öncesi ve sonrasında.; sosyal demokrasi tanımı anarşistlerin dışında kalan diğer komünistlerin(iddia anlamında) kullandığı bir tanımdı ve yasaklamaların getirdiği bir yasallık zorunluluğu idi.. tıpkı.. komünist parti isminin yasak olmasından dolayı., işçi partisi ya da sosyalist parti deme zorunluluğu gibi..

burjuva "devrimlerinin"! etkisinde kalanlar kısıtlı yani yetmez ama evet dedikleri genel oy hakkının getirdiği seçim olayına dahil olabilmek amaçlı yasallaşmak için kurdukları partilere ve kendilerine sosyal demokrat diyorlardı..
elbette.. marks-engels takipcileri ile örneğin lasalleciler ve ingilteredeki sosyalistler ideolojik olarak ayrı dursalar da yasal tanım olarak sosyal demokrat ortak bir tanımdı.. tıpkı şimdi kendine komünist diyen ama diğerlerini komünist saymayanlar gibi..

marks ve engels'in ölümünden sonra sonradan marksist sayılanlar arasında ayrışmalar başladı.. yasal ortama göre kimileri kendine sosyalist dedi kimileri işçi partisi eki aldı..

örneğin.: alman sosyal demokrasi partisinin ya da rus sosyal demokrasi partisinin vs. marksist olmadığını iddia eden var mı?.. içinde revizyonistler! varmış., sol sapmalar! varmış.. vs. vs. ama hepsi marksist sayılırdı..

yasal koşullar değiştikçe ayrışmalar isim değiştirmeye başladı.. önceleri hizip isimleri(bolşevik-spartaküsler-vs.) sonra komünist partiler olarak ortaya çıktılar ama her komünist parti ortak bir ideolojik yapıda değildi.. yine farklı olduklarını belirtmek amaçlı önüne arkasına ekler koydular..

demem o ki., lenin sürecine kadar.. sosyal demokrasi eşittir marksisttir(bir grup olarak)..
her şey aslına rücu eder..
1800 lerin komünistleri kapitalist modernite/aydınlanma/pozirtivizm rahlesinde yetiştikleri yada kopamadıkları için., özellikle avrupada çoğu aslına rücu etti yani kapitalist modernitenin solu olarak netleştiler.. netleşmeyenler ya kopma süreçleri yaşadı/yaşıyor ya da genetik olarak(kapitalist modernite) aynı olmakla birlikte sol "muhalif" olarak devam ediyorlar.. normal.. fransız parlamentosunun sol'unda oturanlar da burjuvaydı sosyal demokrat/sosyalist/komünist adını alsalar dahi ata olarak kabul ettikleri sol tanım burjuvajidir..
netleşme sürecinde ve sonrasında., aslına rücu edenler sosyal demokrasi tanımını kullanmaya başladı.. diğerleri kendilerine başka isimler takarak hala marksist kaldıklarını iddia ettiler..
tarihsel süreç ve gerçeklikleri ne ayrışmalar hakındaki sallamaları ne de ortaya çıkan keskinlikleri tanımaz.. biber acılığını gösterir..
sosyal demokrasi tanımı marksizmden ayrı değildir.. sosyal demokrasi tanımı ayrıştı ise sosyalist tanımı da ayrışmıştır.. hatta komünist tanımı bile ayrışmıştır.. ama bu ayrışmalar., genetik kardeşliği ortadan kaldırmaya yetmez.. ideolojik zeminlerdeki köklü sorgulama ve değişimler üzerinden bu tespitler yapılabilir..

bu uzun açıklamaları zorunluluktan yapıyorum.. hatta daha da ayrıtılandırmak gerekir.. çünkü.. ortalıkta b-alık hafızaları ve çakal imamlar dolaşıyor..


aydemir güler çakallığı ile devam edeceğim..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14 Ağustos 2017, 12:19   #3
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart devamı

aydemir güler bunlardan biri ve muadilleri pek çok.. yazısını ele alacağım..
....
Sosyal-demokrasi zamanı mı? Veya neyin zamanı?
başlık bu.. sosyal demokrasiyi bir ideolojik-sınıfsal tanım olarak ele almış basıyor sopayı..

aydemir güler sadece tanımda çakallık yapmıyor.. tanımı yüklediği çevre hakkında da aleni yalanlar diziyor..
Bizde sosyal-demokrasi bir hoştur. Kemalizmin tarihsel değeri ülke kuruculuğu, ülkenin emperyalizme rağmen kurtuluşudur. Buraya kadarının hiç de demokratik olmadığını düşünenler için, gün geldi, otoriter kemalizme sosyal-demokrat elbise biçildi. Sonra Türkiye dünyaya yetişti ve bizim sosyal-demokrasi işçi sınıfının değiştiğini, sömürünün artık eskisi gibi olmadığını anlatır oldu. Köprü satılabilirdi, ama neden işçiler ortak olmasın?
bu bölüm cehalet desem değil.. çakalın kuzu melemesi taklidinin yarattığı komedidir..

Kemalizmin tarihsel değeri ülke kuruculuğu, ülkenin emperyalizme rağmen kurtuluşudur.
gün geldi, otoriter kemalizme sosyal-demokrat elbise biçildi.


emperyalizme rağmen ve karşıt olarak ülke kuran kişi hangi ideolojik/sınıfsal formasyona sıfata dahil!! belli mi?.. değil..
hem sıkışınca anti emperyalist olmak anti kapitalist olmayı gerektirir diyeceksin.. hem de anti kapitalist olmayan bir şahsın adından bir ideoloji yaratıp "tipi"ni belirtmeyerek., anti emperyalist diyeceksin..
emperyalizm kimdir? nedir ki? buna rağmen ülke kuran kim? ve ne ?..

ayrıca.. ülke kurmak nedir?.. bina yapmak mı?.. sofra hazırlamak mı?.. ortada bir ülke yoktu da biri geldi emperyalizmin arazisine geldi yani "rağmen" orada bina mı? yaptı..

kurtuluş savaşı dersin kuvai milli kuvvetlerini sayarsın.. cemiyetleri sayarsın da hangisini kemal ve izmi kurdu ve işletti.. havza-sivas-erzurum kongreleri ise buraya katılanlar kimlerdi.. hepsi kemal ve izmi mi?.. ya da hangi politik grup.. o dönemlerde kemalizm diye bir formasyon ve cismi varmı idi?.. en önemlisi istanbul meclisi ne zamana kadar belirleyici idi ve ne zaman ankaraya geldi ve ankaradaki vekiller olmayan bir ülkenin mebuslarımıydı..
tarih ve belge var.. ilk meclis ankarada oluştuğunda 23 nisan 1920 istanbul meclisi kapatılmıştı ve üyeleri aynen katıldılar.. ek olarak kolordu komutanlıkları ve yerel cemiyetlerden "seçim" ile katılım eklendi.. eklendi çünkü bazı kişiler mebus değildi olmak zorundaydı.. kısaca ülke osmanlı idi.. zaten her meclis açılışında yapılan duaya bakın anlarsınız.. amaç ne?..

gün geldi, otoriter kemalizme sosyal-demokrat elbise biçildi.
burası da ilginç.. otoriter cumhuriyet., otoriter demokrasi yani sistem tanımını anlarım da otoriter kemalizmi anlamak olası değil.. burada kasdedilen rejim değil., bir rejimin iktidarının ideolojik/ekipsel tanımı ise., olabilir.. ama kemalizm ideolojik/sınıfsal olarak nedir? netleştirmek gerekir.. yazarın belirtiğine göre., sosyal demokrat olmadığı kesin.. komünist demiyor.. burjuvada demedi.. sosyal demokrat olmayan kemalizm nedir?..şöyle diyelim mi!..kemalizm sosyal demokrat değil ve üzerine birisi bu sıfatuı giydirmiş.. de.. kim..ler.. !!!

inönü mü?.. ecevit mi?.. karayalçın mı?.. erdal mı?.. kılıçtaroğlu mu ? desem değil.. o zurnanın son deliği.. kim yahu..
ayrıca giydirmekle ayıp mı? etmiş.. yani keşke olsa mı? diyor yoksa olması kötü mü? diyor.. ataları almanyada spartaküsler karşısında nasyonal sosyalist işçi partisini ehven saymıştı.. sanırım bunlar da sosyaldemokrat olacağına otoriter olsun emperyalizme rağmen ülke kurmuş ya diyor..

saçmalamalar bu kadarla kalmıyor..
Zamanımızın neyin zamanı olduğu tartışmasında bir üçüncü seçenek var. .....
Buna sosyalist iktidar perspektifi deniyor. Bakmayın hor görüldüğüne, diğerlerinden çok daha gerçekçidir.


sormak gerekir.. ama atalarına göre..
zamanımızın ne? zamanı olduğuna sen mi? karar veriyorsun., üretici güçler mi?..
üretici güçlere göre bakarsak., marks-engels zamanımızın sosyalizm zamanı olduğunu belirtmedi., tarih vermedi.. ama koşulları net belirtti.. belirtirken sermayenin tekelleşmesi demedi.. küreselleşmesi demedi.. yani emperyalizm demedi ki.. lenin dediğinde marksın ölümü çok uzak değildi.. öngörememiş demek ayıptır.. en önemlisi kapitalist aşamaya geçmemiş ülkelere sosyalist devrim tavsiyesinde bulunmadı.. zamanımız burjuva devrimi zamanı derken., kapitalistleşme gerekliliğine işaret etti..

siz zibidiler.. t.c. kapitalist olamadı diyorken marksı nereye koyorsunuz..geç kalmış., geçikmiş emperyalizmden kopamamış ayakları artık kokuyor.. emperyalist sistem dışında bir kapitalizm ve ülkesi var mı?..

hadi zamanımız sosyalist iktidar dediniz de nasıll iktidar olacaksınız.. yasal parti ile mi?.. hükümet olmakla oluyor mu?..hoş iktidar demedik.. perspektifi dedik diyorsunuz da.. sosyalist iktidar perspektifine sahip olmak yetiyor mu?.. yoksa.. Sosyal-demokrasi bir hayal tüccarıdır. Mal kârlıysa ne zoruna işçiyi ortak edecek, kapitalist? Ama hayali cihana değer.
farklımısınız.. 1917 de işçi fabrikaya ortak olamadı ama fabrikanın sahibi de olamadı..
iktidar perspektifi dedikleri.; kemalin kurduğu ülkenin sosyalist iktidar mirascısı olabilmekten öte bir şey değil.. yani devlet.. işçi hak getire.. o sahipsiz çalışan olmaya devam edecek.. perspektif bu.. siz de aslınıza rücu edeceksiniz.. tıpkı 1917 gibi.. iktidar sovyetlere denildi ama partiye verildi mülk sahibidevlet oldu sonra aslına devretti.. yani yap(kapitalizmi tamamla) işlet(geliştir ve sömürgeler kazan) ve devret.. sscb'den kapitalist/emperyalist rusya çıksın..

perspektifinizi yiyeyim.. (hoş görün böylesi çakallığa politik yanıt verilmez demesem yüreğim soğumayacaktı)
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
Marinaleda (14 Ağustos 2017)
Alt 17 Ağustos 2017, 14:03   #4
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart ilker belek ve teori incileri

partinin adı komünist ideolojisi marksist-leninist ama ne komünizmi ne de m-l ideolojisini doğru tarif ediyorlar.. uydur gitsin..

ilker belek "yazmış"..
İşçi sınıfının genetiğinde devrimcilik var .. başlık bu..

hamasi olsa da cümleye direk itirazım yok.. doğru cümle şu olmalıdır.. eziilen her sınıf özgürleşmek için devrimci talep taşımak zorundadır.. neden doğru bu diyorum.. çünkü., alıntıdaki cümle hem dar içerik taşıyor., hem gerçeklikleri tam ifade edemiyor hem de devrim olayını tam açıklayamıyor..

işçi sınıfı neden? devrimci öz taşır.. ilker belek açıklasın..
bizim devrimden anladığımız sömürü ilişkilerinin, yani toplumun sınıfsal yapısının, yani sınıfların ortadan kaldırılmasıdır. aynen doğru.. sömürü ilişkileri ortadan kaldırılmadan sınıflaşmalar ortadan kalkmaz.. yani sınıflar sonuç olurken., asıl neden sömürü ilişkileridir.. bu anlamda yani diyerek sınıfların ortadan kaldırılması ile sömürü ilişkilerini aynı şey diye sunarsak yanılsama yaratırız.. çünkü., sömürü ilişkilerini doğru tespit edemez., doğru tanımlayamaz ve çözümleyemeyiz..

örnek.; toplumsal değişimi sağlayacak tek öznenin işçi sınıfı olduğu gerçeğini gözden kaçırmaları ve bütün bunların sonucunda toplumsal kurtuluşla hiç alakası olmayan başka yollara sapmaları, başka aktörlerin peşine takılmaları ya da hayattan tamamen kopmaları, işçi sınıfını daha da güçsüz, çaresiz bırakır, burjuvazinin işine yarar. tek özne.!! işte sorun burada.. yaşamın., yaşanmış gerçekliğine de denk düşmüyor.. tarihe bakalım.. devrimci pratiğin ilk ve önemli aktörleri işçi sınıfından(bunlara göre sınıf) değil.. kitle anlamında da böyle.. devrimci süreçlere en son katılan kesimdir.. 1848 ayaklanmaları., paris komünü., 17 ekim., çin-vietnam-küba-vs.örneklere bakın işçi sınıfı dedikleri kesim yok yada en son katılan kesim..
itiraz edilmesin.. 1848 ayaklanmalarında bunların tarif ettiği işçi sınıfı yok.. donsuzlar var.. paris komünü de öyle ekim devrimi de ve doğu-latin devrimlerinde zaten hiç yok..

yani.. öncelikle şu işçi sınıfı tarifine bakalım..
İşçi sınıfı geniş bir toplam. Emeğini patrona satarak geçinenlerin tamamını kapsıyor. Türkiye de dahil, bütün batılı ülkelerde nüfusun en az üçte ikisini oluşturuyor. yalan.. ilker belek eğer m-l ise bu cümlesi ya cehalet ya da çakallık..
çırak emeğini patrona satıyor.. doktor emeğini patrona satıyor., memur satıyor.. uzman çavuş polis satıyor ve öyle geçiniyor.. hatta köle emeği karşılığında para almıyor ama geçim araçlarını alıyor.. farkı sadece statü noktasında.. ya da satma olayı yok..
m-l litaratüre göre bunların hiç birisi işçi sınıfına dahil değil.. burjuva denildiğinde de akla gelen sanayi sermayesi ve sahibi.. ilker belek marksı aşmış işçi sınıfı tanımını genişletiyor.. modernite solcuları böyledir.. ssk dahilinde olmayanlar.,örneğin memur işçi sınıfı değilken devlet ssk-bağkur-emekli sandığını birleştirdi..memur işçi sınıfına dahil edildi ama kıvırtarak yaptılar.. emekçi dediler.. sanki çırak emekçi değil.. ev hizmetcisi emekçi değil..

kıvırtmalar ve çarpıtmalar yani m-l litaratüründe oynamalar bu kadarla kalmıyor..
Bizce tarihin akışı toplumların sınıflaşmasıyla, yani sosyal yaşamın sömüren/sömürülen, artı değere el koyan/artı değeri üreten çelişkisi üzerinden yeniden şekillenmesiyle tamamen değişti.
cümle doğru.. tarihin akışı tamamen değişti ama öncesi neydi!!! açıklamıyor., es geçiyor.. Bu gelişme ilk kez Sümer kent devletlerinde ortaya çıktı, o zamandan beri toplumsal sınıfların ve toplumsal formasyonların adı değişti ama öz aynı kaldı, Sovyet devrimine kadar toplumsallığın temel karakteri sömürü oldu. zurna burada zırt diyor.. dervişin fikri zikrediliyor.. bahsettiği gelişme sınıflaşma ise bu sümer site devleti ile başlamadı.. köleci toplumlar derken iyi.. ortada sümer site devletleri yok ama kölecilik var.. yani sınıflaşma var.. hatta ortada köle yokken de var.. ilk sınıflaşma yani sömürü yani egemenlik nerde-nasıl başladı desem.. ya da ilk alma-satma olayı nerde başladı desem..

kadın alma karşılığında sığır verilir ama kadın isterse geri dönebilir.. o zaman başka erkeğe gitse de ilk çocuğu üzerinde ilk erkeğin hakkı vardır.. yani ya aldığı sığırlar geri verilecek ya da yerine ilk çocuğu verilecek ve buna ikinci erkek itiraz edemiyor..
bahsettğim olay afrikada ana erkil ama erkek kardeşin egemen olduğu(dayı-erkil) kabilelerde yaşanıyor.. (1)

kıvırtıyor demiştim.. marks.; olayı böyle açıklamaz.. üretici güçler tezine göre.; tarihin akışı kesintisiz ve deterministtir.. tamamen değişti dersen sınıflaşma anlamında doğrudur ama bu doğru akışın geçerliliğini ve kaçınılmazlığını(diy alektik) değiştirmez.. yani marks tamamen değişti demez.. tarihin diyalektik akışı(tarihsel materyalizm) der.. temele de üretici güçleri koyar..

ilker belek neden? böyle yapıyor..
yapmak zorunda çünkü sınıf tahlilleri 1800 lere uymuyor.. tarihsel okuma da uymuyor..
Sovyet devrimine kadar toplumsallığın temel karakteri sömürü oldu. bir diğer çarpıtma-uydurma olayıda burada yaşanıyor.. m-l isen.. sovyetlerde sömürü ve sınıflar yok diyemezsin.. m-l litaratür yok demez.. sadece iktidarda işçi sınıfı var der.. sovyetlerde.; işçi emeğini satmıyor da olduğu gibi kendisi mi? alıyor.. yani üretim zamanının yarattığı değeri aynen mi? alıyor da artı değer ortaya çıkmıyor.. bu fabrikada şartlar ağır ben parti kademelerinde çalışacağım diyebiliyor mu?.. hadi staline kadar iyi di de o dönemlerde ücret-emek-sahiplenme farklı mı idi.. sınflar yokmuydu.. marksın bahsettği sınıfsız toplum aşamasına mı? geçilmişti.. de tarihin(üretici güçlerin) diyalektik akışı ters çevrilebilindi..
kısaca..bu zibidiler marksist değil.. sadece goygoycu..

Dolayısıyla bizim devrimden anladığımız sömürü ilişkilerinin, yani toplumun sınıfsal yapısının, yani sınıfların ortadan kaldırılmasıdır.

bu cümle de bu haliyle masum ama bu zibidiler söyleyince masumiyet kalkıyor.. öyle ise sovyetler dönemine devrim demeyeceksin.. ya da kaldırılma sürecinin başlaması diyeceksin ama... iş bununla bitmiyor.. ya devrimin tarihsel diyalektik zamanı ne? olacak.. sümer devletleri ile başlattığın sömürü ilişkileri ve toplumun sınıflara ayrışması olayında acaba devrim olur mu? idi olur ise devrimci "tek" özne sınıfın adı neydi..

ayrıca.. devrim deyince aklınıza sömürü ilişkilerinin, yani toplumun sınıfsal yapısının, yani sınıfların ortadan kaldırılması geliyorsa... kemalist devrim ne oluyor.. marksın burjuva devrimi ne oluyor.. marks.; burjuva devrimi sömürü ilişkilerinde "köklü" değişiklik yaptı.. sınıfsal yapılarda da yaptı der.. yani devrim derken yanlış mı? idi.. diyorsunuz ya.. Bu gelişme ilk kez Sümer kent devletlerinde ortaya çıktı, o zamandan beri toplumsal sınıfların ve toplumsal formasyonların adı değişti ama öz aynı kaldı, Sovyet devrimine kadar toplumsallığın temel karakteri sömürü oldu.
öz aynı kaldı ise devrimin şartlarındaki öz de aynı kalmaz mı?..
marksa göre aynı kalmaz.. üretici güçlerin gelişkinlik seviyesi bunu belirler öz değil.. kapitalist toplum gelişip., tamamlanmadan devrim olmaz.. bu yüzden kapitalist sistemin oluşumu ve bunu beceren sınıf devrimci-ilericidir.. değil mi? len..


geleyim. hutbenin mevzusuna ve dervişin fikrine..
Devrimci öznenin kim olduğunu unutup toplumsal değişimi Kürt sorununun çözümü ve Kürt hareketini de devrimci öznenin kendisi olarak anlayanların sosyalizmle herhangi bir ilişkilerinin olmadığını, ama buna rağmen solculuk sattıklarını görmek gerekir.
çakal.. bunu kim iddia ediyor.. özgürlük hareketi bile iddia etmiyor.. öcalan yazıları ortada böyle bir iddiası var mı?.. derdiniz belli.. itifaklar kimlerle olmasın diye asenayı geçtiniz..

alıntı...
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ilk...lik-var-206474



(1).: evelyn reed kadının evrimi pavel yayınları) bu takasa lobolo deniliyor.. çocuk=sığır.. yani kadın meta olurken değer ölçücü sığı-çocuk oluyor.. dayı-erkil.: kabilede erkek kardeşin egemen olduğu işleyiş ve ata-erkilliğin ilk aşaması oluyor.. ata-erkilliğe geçiş ise kabiledekierkek kardeşin bir çocuk (sahip-bab) olması ile başlıyor böylece kabile ortak mülkiyeti kalkıyor., erkeğin çocuk üzerinden devam edecek özel mülkiyet hakkı başlıyor..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
Marinaleda (17 Ağustos 2017)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Herkese Merhaba hayal Tanışalım 5 18 Kasım 2015 20:37
Özür Dilemek Asıl Zor Olan RomantiKomunist Öykü Köşesi 0 08 Şubat 2011 21:51
bir ben eksiğim ama asıl olması gerekenler yok suat Politik Gündem 7 30 Ağustos 2009 22:28
İstanbul Valisi: Taksim 1 Mayıs için uygun değil Şoreşger Güncel Haberler 3 13 Nisan 2009 16:36
Sosyalizm ve Din-V.İ Lenin(Mutlaka okuyun Yoldaş Lenin'den mühtiş bir analiz Devrimci enternasyonalist Sosyalizm 0 24 Aralık 2008 16:21

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:47.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.