Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SINIF MÜCADELESİ VE SOSYALİZM > Sosyalizm

Sosyalizm Sosyalizm hakkında herşey

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12 Temmuz 2013, 01:31   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,527
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart teslimiyetçilik!! ve toplumsal dönüşüm



http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=bur as%C4%B1%20k%C3%BCrd istan%20topraklar%C4 %B1%20tc%20nin%20de% C4%9Fil&source=web&c d=1&cad=rja&ved=0CC0 QtwIwAA&url=http%3A% 2F%2Fwww.youtube.com %2Fwatch%3Fv%3DZa6rL 2QW7Jc&ei=Tj3fUdvoAq em4ASD_oHgCw&usg=AFQ jCNFJ5LstYZCuDdKNRFK 4dPcoWvVsIQ



http://www.youtube.com/watch?v=oDT7pr1YRko











ve daha niceleri.. var..
kafanızı resmi ideoloji lağımından çıkartın., beyninizdeki nasyonalist mermiyi sökün., vicdan kapınızı açın.. az biraz ahlak sahibi olun.. araştırın bakın.. daha nelerini bulacaksınız
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
suat Kullanıcısına Bu Mesajı için Teşekkür Edenler: 2 Kullanıcı
10_eylül_1994 (13 Ağustos 2013)
Alt 12 Temmuz 2013, 02:12   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,527
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

kürt milliyetçileri., kürt hareketi., imralı teslimiyet çizgisi., kürtler ve "kuyrukları"(bunlarda., türkiyenin vicdanlı-ahlaklı devrimcileri oluyor)
bu sözler!! türkiye devrimci hareketi!! denilen nasyonalist sosyal-şöven ve de sosyal-faşistlerin sözleri..

ilk sayfada sunduğum fotoğraflar ve ararsanız bulacağınız videolar.. "bunların" suratlarına inen gerçeğin tokatlarıdır..
insanda biraz ahlak olur.. biraz vicdan olur.. az biraz utanma olur..

ney-miş!!???....
ideolojik eleştiri yapıyorlar., kürt halkının mücadelesini teslimiyetçilerden "koruyor"lar mış!!!!

dergi dedikleri çaputlarında.. leblebi külahı bile olamayacak., bildirilerinde., çamur şevket'i ve debreli hasan'ı kıskandıracak hakaretler., yalanlar ve hamasi nutular yazıyorlar.. sonra mahsun kırmızıgül-ibo olup., hepimiz kardeşiz.. bu vatanın amelesiyiz canımız feda diyorlar..
mahsun!!-ibo ne kadar kürt ise., bunlar da., o kadar kürtsavar "devrimci"

yıl 1980 eylül fırtınası.. ve aradan geçen., 33 sene.. tıpkı 33 kurşun gibi.. bu halk., nereden nereye geldi.. KİM?-LER? bunu yarattı bu halkı dönüştürdü..
bunu es geç.. sistemin kontralığını yap.. sonra size devrimci diyelim.. chavez bile sizden daha devrimci!!!!dir.. siz.. olsa olsa saddam ve esad olabilirsiniz.. daha önce kemal-inönü idiniz.. varacağınız yer yine aynı olur..

yağma yok., reel nasyonalist sosyalizm de yok.. insanlaşma ve yaşamın gerçekleri var.. komünizm denilen şey de buradan doğar..

bu anlamda diyorum ki., kürt özgürlük mücadelesine ve bu mücadelenin içinden doğmuş., özgürlük hareketine teslimiyetçi., milliyetçi emperyalist işbirlikçisi diyenler asla devrimci olamaz.. devrimci kabül edilemez..
bunları devrimci sayan.. ahlaklı ve omurgalı ise., özgürlük hareketine., kürt milliyetçileri., teslimiyetçiler ve işbirlikçiler demek zorundadır..

ÇÜNKÜ.;
DEVRİMCİLER., YALAN SÖYLEMİYOR., DEVRİMCİLER., AHLAKSIZLIK YAPMIYOR İSE.;
etnik milliyetçilik ve işbirlikçilik ve teslimiyetçilikle mücadele ederler.. hadi., ezilen halk milliyetçiliğini idare ettik!! diyelim!! teslimiyetçi-işbirlikçilerle nasıl yanyana olur., nasıl kardeş olur..

türkiye toplumsal politik zeminleri ayrışıyor ve netleşiyor.. t.c. ve bölgedeki kürt halkı toplumsal devrimi bir taraftır.. ve bu taraf da tek özne değildir.. taksim... bu anlamda net bir taraf ifadesi veremiyor olsa da., diğer özneler bu ruhun içindedir.. tek sorunu halen temizlenememiş., tarafını tam netleştirememiş olmasındandır.. bunun sorumlusu da.., yukarıda saydığım., kendine devrimci diyen ama aslıbnda devletçi-vatancı nasyonalist olanlardır..

bunu görmeyen ayıramayan... itle yatar pire ile kalkar.. kendini yaşatır ama bitli gezer.. bu son sözlerim de anlayanlaradır..


..... devam edecek..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…

Konu suat tarafından (12 Temmuz 2013 Saat 02:15 ) değiştirilmiştir. Sebep: mücadele ve doğmuş kelimeleri düzeltildi
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
suat Kullanıcısına Bu Mesajı için Teşekkür Edenler: 2 Kullanıcı
10_eylül_1994 (13 Ağustos 2013)
Alt 12 Temmuz 2013, 02:43   #3
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,527
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart




33 yıl..
eylül fırtınası öncesini geçtim.. hadi fırtına tutti beni.. tutti de kurutti beni dediniz.. 33 yıl geçti.. siz nerede., "halkınız" nerede..
siz nasyonalizm deresinde., halkınız da bu derede sazan..


kürt halkı özel değildir.. kürt halkı tek devrimci halk da değildir.. tüm halklar devrimcidir ve özeldir.. tüm ezilen ekonomik-sosyal-cinsel sınıflar., öncelikle üzerlerindeki ezik sınıf etiketini yırtmayı becerecek kadar özeldir ve devrimcidir..


mesele ., öncülüktedir..

kürt halkını nerden aldı nereye getirdi...

daha iyisi olabilirdi.. bu süreç içinde bir çok hatalar., zaaflar olmuştur.. bu anlamda hem geçmiş pratiği hem gün pratiği eleştirilmeli., sorgulanmalıdır.. ki., yarına sağlıklı akabilsin..

AMA.. 33 yıllık sürecin gelinen nokta bazında., bir genel tanımlanması vardır.. ya olabildiğince başarılı., yada teslimiyet denilebilinir.. hatta öncü-önderliğin bu noktada teslimiyete evrildiği yada evrilme eğilimi gösterdiği de iddia edilebilinir.. tüm bunlar.. yaşamın., somutlaşmış., nesnel gerçeklikleri üzerinden tanımlanır..

kürt halkı., 33 yıl önce ne idi.. şimdi ne?? eğer kürt halkındaki bu evrimsel-devrimsel dönüşümü yok sayıyorsanız.. bu tartışılacak bir şey değildir.. politik tartışmayı aşar.. ahlaki tartışma zeminini içerir..

yok.. kürt halkındaki bu gelişmeye laf yok derdimiz öncü-önderlik kurumu ile derseniz.. o zaman bu değişime-gelişime başka öncü-önderlik veya başka öznel-nesnel gerekçeler bulmak., sunmak zorundasınız.. sunamıyorsanız.. ahlaksızsınız..
bu sözlerim., 1990 yılndan beri pkk için., teslimiyetçi-işbirlikçi "milliyetçi" çizgi-pratik iddiasında olanlar içindir..

bu yeni süreç kararı için öngörüsel iddialar yada septik analizler ve eleştiriler yapılabilinir.. bunu anlarım.. ve tartışılmalıdır da.. yok böyle bir şey diye kestirip atılamaz.. geçmiş mücadele ve yaratılanların arkasına sığınıp tartışılmaz da denilemez..
bu başkadır.. eleştiriler ve ithamların zaman mekan ve ortaya çıkan gerçeklikler dışında işletilmesi başkadır..

şunu da belirteyim..

kürt siyasalını ayrı tutup., "öteki" yapıp., kendine., türkiye devrimci hareketi., türkiye sosyalist hareketi diyenler.; öncelikle kendi türkiye devrimci süreçlerini tanımlasınlar..
eylül fırtınası öncesini geçtim.. aradan geçen., 33 yılda.., bırakalım., kendi kitlelerini., örgütsel olarak neredeler.. kaç karış boyları uzadı..

bu noktada.. en naif söz.. çabaladılar ama beceremediler olabilir.. ama., kürt halk özgürlük mücadelesini., türkiye devrimci süreci içinde sayıp., en azından bu noktada., taksime yükledikleri misyon ve niteliğin yarısını bu halka bahşetsinler..
burada bile sosyal-faşistler..


kürt halk özgürlük mücadelesi 1984 atılımını yapmasa idi.. türkiye toplumsal mücadele süreci ne olurdu.. 1990'a varamasa idi ne olurdu.. 1993-96 sürecini aşamasa idi ne olurdu.. akp-cemaat ve güney çizgisini kuzey kürdistandan sökemese idi ne olurdu..
göçertildiği batı da sisteme adapte olmuş eski devrimci batı varoşları gibi teslimiyetçi olsa idi ne olurdu..

taksim olabilirmi? idi.. bir düşünsünler..
işte bahsettiğim ahlak budur.. vicdan ve utanma budur.. bu anlamda işler politik tartışmayı çoktan aşmıştır..

şu çok nettir..

bir tarafda radikalinden reformistine ve liberaline nasyonalist sol
diğer taraf da., "milliyetçi-teslimiyetçi kürt hareketi"!!! ve "kuyrukçu-sol"!!! yani türkiye devrimcileri..

yaşam buraya doğru evrilip., netleşiyor.. ve bu sadece t.c. sınırlarında da yaşanmıyor.. tüm bölgede bu anlamda bir saflaşma sözkonusudur..

kendini yaşatmak ve etiket sağlamak için., boncukçu-şerbetçi olanlar da omurgasızlar olarak daha tehlikelidir..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
Alt 15 Temmuz 2013, 01:57   #4
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,527
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

evet.. ortada bir "teslimiyetçilik " yaşanıyor.. ama., bu durum sizin "gördüğünüz-sandığınız ve bildiğiniz gibi değil"..

defalarca anlattım.. "teslimiyetçi" ithamına maruz kalan hareket bu devlet ile 30 yıl savaştı.. şimdi barış sürecine giriyoruz bu süreci biz başlattık silahlı-siyasal mücadeleden demokratik-siyasal mücadele aşamasına geçiyoruz dedi..
AMA... şunu da dedi.. bunun için devlet de demokratikleşmelidir .. biz sürecimizi başlattık., devlet de buna paralel sürecini işletmelidir..
teslim olana bakın!!!! ne kadar açık ve rahat ifade ediyor..

savaşın bir tarafı.. ben silahlı-siyasal mücadeleden demokratik-siyasal mücadeleye geçiyorum diyor..
önce sormak gerekir.. neden!!!

1- yenilmiş-tükenmiştir..
30 yıllık savaş sonucunda siyasal bir kazanım elde edememiş., kitlesini kaybetmiş., kadrosal erime yaşamış., sürecin dışına düşmüş., yada sürecin etkin olmayan öznesi haline gelmiştir..
bu arada., siyasal kazanım derken., medine dilencisi gibi devletten bekleme anlamında demiyorum.. devlete dayatılan yaratılan örgütlenmeler ve politik mevziler anlamında diyorum..

pkk halklaşmış mı? evet.. ne kadar üç maymun oynansa da.. çağımızın iletişim koşullarında bu olanaksız..
yaşı., taş çatlasa 15-16 olan bir genç bir eli annesinin omzunda annesi onun elini tutuyor.. ikisi de devletin askeri gücünün temsilcisi karşısında parlamentoda gurubu olan ana muhalefet sözcüleri gibi.. çatır çatır konuşuyor.. genç olanı işi aşmış.. burası kürdistan toprakları tc.nin değil diyor.. subay çekip vuracağına yada demokratik laik modern cumhuriyet!! gereği., tutuklayacağına.. karşılarında eveleyip., geveliyor..
gerilla cenazeleri getiriyor.. halka teslim ediyor halk alıp köyüne getiriyor.. sonrada devlete tamam al resmi işlemleri yap yine bana teslim et diyor..
aynen de böyle oluyor.. askeri helikopterle adli tıb'a gidiyor sonra halka teslim ediliyor..

30 yıl öncesine dönün.. yada 15-20..
asker aracın arkasında sürüklediği gerillayı gelir köy meydanına atardı.. kimse de yaklaşamazdı.. o gerilla dirildi o genç ve o ana oldu.. hadi sürüklesin bakalım..
KİM KİME TESLİM OLMUŞ.. İNSAF BE.. EŞEĞE BUNU ANLATSAM ANLAR ANIRMAYI KESER..

YA ANIRANLAR..
bırakalım 30 yılı., geçmişlerini 68 e kadar uzatırlar.. ama bu arada kaç defa savaştılar., kaç defa teslim oldular..

68-70.. halk savaşı 70-80 az kaldı hazırlanıyoruz.. 80 ayağımız kaydı.. eylül fırtınası esti.. çatılarımız uçtu zaten temel de yoktu..

halk savaşı verecek olanların çoğu.. şimdi taksim-nişantaşı-beyoğlu-konak-kızılay kent merkezlerinde "ayaklanma"!!! yapıyorlar..
dağları geçtim.. ellerindeki varoşları., emek alanlarını sisteme kaptırdılar..

iyi kötü savaşmaya çalışanların bir kısmı.. şimdi vatan-bayrak peşinde kızıldere son değil savaş sürecek diyorlardı ama kızıldereye elde silahla değil., otobüs seferleri ile gidiyorlar..

HADİ ANLATIN BAKALIM.. KİM TESLİM OLMUŞ..

2- silahlı-siyasal mücadele aşamasını halklaşarak tamamlamışlar., artık halk., politikleşerek., her alanda kurumsallaşarak., savaşın asli öznesi olmuştur..
böylesi bir aşamaya gelindiğinde., silahlı mücadele bırakılmasa bile artık savunma zeminlerinde talidir.. siyasal mücadelenin çok geniş-derinlikli enstürümanları ortaya çıkmıştır.. bu enstürümanların daha gelişmesi daha yayılması ve halkın öz örgütlenmelerinin başat olması için., savaş halinin bitmesi gerekir..
t.c. sınırları içinde diğer dinamiklerin konumundan dolayı da savaşın durması önemlidir..

AMA.. TÜM BUNLARA KARŞIN.; silahlı mücadele dönemini bitiriyoruz demek., savaşı durduruyoruz anlamında ise., savaşılan devletin barış görüşmeleri için masaya oturtulduğu anlamı çıkar..

devlet barış için masaya oturmaz.. teslim almak için masaya oturur.. hatta zorunlu oturmak hallerinde bile olsa., bunu nasıl teslimiyete dönüştürebilirim hesapları yapar.. yoksa.. develt savaştığı için üzüldü.. gerçekleri gördü barış istiyor halleri yaşanmıyor.. t.c. hala demokratik formata girmiş yada girme kararı almış bir erksel yapıya sahip değil.. kürt halkının karşısında bu zorunlulukta.. geriye kalanlarla ilgili bir sıkıntısı pek yok.. çözemeyecek kadar yok..

kısaca..; bu barış ve demokrasi süreci.. ikili süreçtir..
1- silahların susması savaş halinden çıkma anlamında barış sürecidir..
2- bu savaşın zeminleri sistemden kaynaklandığı için., sistemin değişmesi gerekir(devrim değil., revizyon)., ki., savaş gerekçeleri de kalksın..yani devlet belirli konularda eski statüsünü değiştirmek zorunda.. bunu da demokratikleşme süreci olarak tanımlıyorum..

dar alanlarla sınırlı demokrasi ucuz parfüm gibidir.. önce hoşe kokar.. sonra geriye zehirli gazı kalır.. tıpkı 1960 demokrasisi!!! gibi..
bu yüzden., bu politik özne de demokratik değişimleri bir kesim için istemiyor.. ve sistemin sorunu da tam burada..

oplumun bir kesimini., hatta geniş bir kesimini., ya teslim almış., yada denetimli muhalefet kanallarında tutabiliyor.. yani sınırlı "sorunlu" muhalefet şirketleri gibi..
ama kürtler böyle değil.. biz sürecin asli öznesiyiz ve muhatab olmak zorundasın diyor..
tamam bir şeyler verelim.. susun diyecekler ama kürtler., sadece bize değil her kesime yarayacak., haliyle her kesimin sahipleneceği bu anlamda daha güvenceli olacak bir değişim istiyoruz diyorlar..

buraya virgül koyup., sonrası için not düşeyim..

sistem kürtlere teslim olmaya zorlanıyor.. oyalamalar., kürtleri tasfiye eder sonra yeneriz gerekçesi ile değil.. aksine., teslim aldıkları kürtlerin kazanımlarını görüp de ortaklaşırsa diyedir..

taksim süreci iki zıt yönlü sonuçlara gebe yada gebe bırakılmış bir süreçtir.. içinde sistem projeleri de vardır., toplumsal kalkışma ruhu ve zeminleri de vardır..




not..; yazdıklarım.. benim algısal sonuçlarımın analizleridir.. sürecin asli unsuru politik hareket ile ilgili yazdıklarımda benim algısal analizlerimdir.. itiraz olursa., politik hareketten alıntılarla doğrulamaya çalışırım.. şimdi gerek görmüyorum.. zaten şahsi analizlerim olarak belirtmişim.. tartışmaya açıktır..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…

Konu suat tarafından (15 Temmuz 2013 Saat 01:59 ) değiştirilmiştir. Sebep: anlam eksikliği olacak diye.. yaratılan örgütlenmeler ve politik mevziler eklendi..
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04 Ağustos 2013, 23:19   #5
Aktif Üye
 
şeyh'ül-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Mart 2010
Bulunduğu yer: batı
Mesajlar: 689
Teşekkürler: 101
75 Mesajına 95 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Değerli dostum, benim Kürt halkı mücadelesi
ve özelde PKK mücadelesinde tarihsel ve ideolojik
olarak katılmadığım noktalar var. Bazılarına net olarak
katılmıyor, bazılarını ise algılama sorunu yaşıyorum.
Hem senden alıntılayarak hem de bağımsız
ifadelerimi geçeceğim şimdi.

daha iyisi olabilirdi.. bu süreç içinde bir çok hatalar., zaaflar olmuştur
1- PKK hareketi özeleştiri kurumuna çok önem
verse de, nedense hataların yoğunlukla bireysel
olduğun düşüncesi hâkim. Özellikle 1990'lı
yıllarda hareketten çeşitli nedenlerle ayrılan
askerî sorumlular konusunda bu görüş geçerli.

2- Hareket içerisinde eli kalem tutan veya kafasını
yoran birtakım aydın, gençlik dışında özellikle
kadınlarda Sn Öcalan'a ulu, yenilmez bir ata-önder
bakışı hâkim. Ve bu zaafın azaldığını değil arttığını
düşünüyorum.
Örneğin, Sn Öcalan da bedel ödemiş diğer her tutsak
gibi siyasî tutsak iken, son iki senede yapılan
Öcalan'a özgürlük eylemlerinin bütün devrimci tutsakların
tecrit ve sağlık koşulları için kampanyalaştırılmama sı
bence büyük hatalardan biri oldu.
Pozantı'da siyasetten içeride olan çocuklar neler
çekti, keza Şakran'da siyasi mahkumlara büyük eziyetler
yapıldı.
Sn Öcalan, bana yönelim Kürtler'e yönelim demişti,
olabilir ama halk bunu tartıştı mı, bir tartışma süreci
yaşandı da Öcalan'a hak verildi mi, burası muğlak.

Öcalan'ın serbest bırakılmasının duygusal boyutu
elbette olacak, fakat yaşı ilerlemiş bu insanın kalan
ömründe bitirmesi gereken bir barış mücadelesinin
olduğunun idraki duygusal boyuttan daha önemli.
En azından ben eleştirimi buradan yapıyorum, kendi
durduğum noktadan. Bu yüzden serbest kalmasını
isterim.

3- Çok küçük bir azınlık dışında, bugün Kürt özg.
mücadelesinin geldiği aşama konusunda ve taktikler
konusunda cehalet söz konusu suat dostum.
Bazı parti metinlerinde (tam olarak aklımda kalmadı)
mücadele, atılım, diriliş ve yükseliş gibi aşamalarla
tanımlanıyor. Ve 1990'lı yıllara ait bir metinde Kürt
varlığının inkarının sonuna gelindiği, sistemin de bunu
kabullendiği belirtiliyor.
Fakat başka bir zaman bakıyorsun, verilen haberler,
demeçler veya metinler atılım dönemine ait gibi.
E madem belli aşamalardan geçildi, kazanıldı, niye
eski dönemin nutukları ile konuşuluyor.. Örneğin,
bugün Kürt halkının varlık yokluk savaşı verdiği
şeklinde haberler var. Hayır değil, ezilmişlik duygusunu
pekiştirme dönemi (evet gereklidir) bugüne ait değil.

4- Milliyetçilik, ulusalcılık konusunda.
PKK milliyetçi ve ulusçu bir hareket değil. Bir etnik gruba
dayanması, gücünü oradan toplaması ayrı. Bununla birlikte,
özg. hareketi içerisinde sosyoloji biliminde ulus inşaası
denilen nüveler yoğunlukla kullanılıyor. Bu da tarihte
Kürtler'in bıraktığı bir iz, bir yer arayışı olarak beliriyor.
Bu konuda yukarıdaki hususlar kadar eleştirel olmasam da,
ulus inşaasını bu tür tarihsel-kültürel nüvelere dayandırmak kitlenin
bu ulusçuluğu daha konforlu ve manevi bulmasını
sağlayıp dışlayıcı bir ulusçuluk doğurabilir.
Örnek vermek gerekirse, bazı 14-15 yy'da İslamî tedrisatta
Kürtlerin hakim olmasının, 1071 Malazgirt'te Kürtlerin Müslümanlarla
omuz omuza savaşmasının yüceltilmesi gibi..
Kürdistan dahilinde Kürtler adına seküler ve dışlayıcı
bir milliyetçiliğin objektif şartları zaten yokken, özg. hareketini
milliyetçi olarak nitelendirmiyorum.


Bu ifadelerimi eleştirmeni ve önerilerini sıralamanı isterim
değerli dostum.
şeyh'ül-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Ağustos 2013, 02:06   #6
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,527
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

öncelikle belirteyim.. çok açık-samimi ve gelecek yanıta şimdiden önem veren bir yazı yazmışsın.. bunu yazının matbu(kelimeler-cümleler dizini) yanına bakarak söylemiyorum.. içerikteki ruhu ile ilintili söylüyorum..
bu anlamda., sorulara tek tek yanıtlar vererek değil., genel bir yanıt ile yazacağım..

bir çocuk ilk doğduğu an ile öldüğü an arasında aynı kişi değildir.. her bir aşaması çok farklı "kişilerden" oluşur.. bütünü içinde dominat hale gelmiş öz yaşam sürecini belirler.. dikkat edersen., gelmiş dedim.. olan değil.. yani kişiyi ölürken analiz edersin.. çünkü sonrası yoktur..

pkk böyledir.. her aşamasında farklıdır.. ilk başlangıcında dar arkadaşlar örgütüdür.. ve işleyişi müridler gibidir.. yazılı yayınları yoktur.. ikili ilişkilerle işletilen bir örgütlenme ile başlamıştır.. öcalan bu ekibin., ortak aklının., ortak pratiğinin somutlaşmış ifadesidir..
giderek bir hareket/örgüt halini aldıklarında aynı tarz devam etmiştir.. apo'cular olarak bilindiler..

diğer bir dönemi.; 84 atılımı sonrasıdır.. bu atılım iki "ihtimal"e açıktı.. ya kürdistan dağlarında dar anlamda bir gerilla hareketi olacak veya tkp-ml gibi bir bölgede var olacak.. yada çok farklı bir sürece geçecekti..
1990'lara kadar çok zorlu ama inatçı bir süreç yaşandı.. bu sürece şiddetle yönelen devlet karşısında kitle ya sinecekti veya dersim alanı gibi., seyrek kadro desteği ile yetinecek ve devlet şiddeti karşısında kendini ifade edebileceği bir devlet uzantısı politik hareket bulacaktı.. yada var olan gerilla savaşına adapte olan bir politik kitleye dönüşecekti.. kürt halkı ikincisine yöneldi..

1990 ile 1993 arasında bu hareketin artık bir politik halk hareketi olma sürecine girdiği netleşti.. özal açılımı bu gerçekliği görmenin sonucudur.. kuzay kürdistabnda sistemin var olan zeminleri çatırdamadan., bu hareketi kabüllenmek ve silahlı politik zemin dışında mücadele ederek var olan sistem zeminlerini korumak..

sanırım.. bu konsept döneme denk düşmedi yada güvenilmedi tasfiye edildi ve ya bitecek ya bitecek süreci başladı..

ara not düşeyim..
özellikle 1988-90 arasında özal da özel bir savaş yürütmüştür.. devlet şiddeti çok yoğundu.. ama kürt halkı sinmek yerine gerillaya kitlesel katılımlar yapmaya başladı.. koruculuk ve özel operasyonel itirafçı örgütlenmeleri de özal dönemi işidir..

1993 özal tasfiyesi ile başlayan imha konsepti karşısında., pkk elde ne varsa devreye soktu.. bir var olma-yok olma savaşı verdi.. işte bu dönemi öcalan şöyle ifade eder.. "devlet içinde çeteleşme ne kadar işler hale gelmiş ise., pkk içinde de aynı şekilde işler hale geliyordu.. o süreci aşarken bununla da mücadele etmeye çalıştık"(muadili anlatımlarla söyler)...

1996 sonrası sürecin bir özelliği şudur..
pkk içinde yeniden organizasyon ve temizlik., ve 1990 ile başlayan ideolojik yeni paradıgmanın içselleştirilmesi..
küresel sistem bunu gördü ve ciddi yöneldi.. ve öcalan tutsaklığı(peru-guzman planı) ile sürece karşılık verdi..

demek istiyorum ki., pkk hem ideolojik hem örgütsel yeniden yapılanma sürecinde ciddi bir müdahale yaşadı..

eğer öcalana sahip çıkma olayı., Sn Öcalan'a ulu, yenilmez bir ata-önder bakışı hâkim. halinde gelişmeseydi.. ne örgüt ne pratiği ne de yaratılmış paradığma ve kitle kalırdı..
öcalan bu sefer., hareket nezdinde bir ortak akıl-pratik ve tüzel kişilik olmaktan., kürt halk özgürleşmesi mücadelesi-aklı ve iradesi anlamında tüzel kişilik halini aldı.. anımsatayım.. kendini yakma olayları yayılacaktı bunu önleyen yine öcalan oldu..

abd dışişleri bakanı medlin olbrayt bile bu kadar tepki beklemiyorduk dedi.. çünkü kürt halkı öcalan ile kendini tanımlıyordu.. bu tarihsel bir halk içgüdüsel hafızası-refleksi-aklı ve vicdanıdır.. hep liderleri üzerinden bu halk yenildi.. bu sefer bu son isyan liderine ölümüne sahiplenerek., aslında kendilerine sahiplendiler..
öyle ya.. sistem de öcalan üzerinden kürt özgürlük mücadelesi tasfiyesi konsepti işletiyordu.. yanıtı da öndere sahip çıkmak oldu..

bugünde böyledir.. ortada bir barış süreci varsa., bir yeni politik mücadele süreci varsa bunun önderi öcalan ise ve sistem öcalan üzerinden bunu işletiyor ise.. öcalan konumu bu sürecin turnusoludur.. şöförün gırtlağında elin olacak ama yolculara merak etmeyin "iyi şeyler olacak" diyeceksin.. kim inanır..

kürt özgürlük mücadelesi... artık.. bir halkın bir toplumsal yapının kendi iç devrimidir.. yani., artık kürtlerin varlığının kabülü değildir.. bu süecin bittiği ilan edildi ve kimse bunu söylemiyor.. kimden duydun bilmiyorum..

her süreç kendini.; mücadele, atılım, diriliş ve yükseliş gibi aşamalarla tanımlar.. her sürecin., kendi mücadele-atılım-yükseliş gibi aşamaları içeriği vardır..

kürt özgürlük mücadelesi.; milliyetçi-ulusal-nasyonalist-budunsal ve de toplumsal-anti-sömürgeci-ekolojik-sınıfsal-cinsiyetsel bir mücadeledir.. parçalanmış toplum olarak bunların bazıları zorunludur., bazıları içindeki iç mücadeledir.. bazıları evrensel değerler ve evrensel toplumsal mücadelenin yani genelin ifadesidir..
ama.. özgürlük hareketi., politik bir harekettir.. kendi politik paradıgması vardır.. ne sınıfsaldır.. ne milliyetçi-ulusalcı-nasyonalist-ve., ne ekolojik-sınıfsal-cinsiyetsel harekettir.. tümünü içeren bir formülasyonlar bütünüdür.. yani tümüne göre genel bir paradıgmadır..

kısaca dostum..

bu mücadele içinde kim ne arıyorsa bulur.. eleştirebilir.. onaylayabilir.. bunu yapmak zor değildir.. ama bütün üzerinden bakmak gerekir..

gelinen aşamada önce örgüte sonra kadrolara ve en önemlisi politik kitleye bakmak gerekir..

1984 milad alınırsa., kürt toplumu gibi bir toplumsal yapıda kadın bu kadar farklı bir özellik kazanmış ise ve bunu kitle içselleştirebilmiş ise bu bir toplumsal devrim sürecinin eseridir.. kapitalist modernitenin değil..
güney kürdistan yönetimi milad alınır ise., bu anlayış değil de halkların ortaklaşamsı üzerinden bir kürt özgürleşmesi anlayışı daha etkin ve örgütlü kitle olabilmiş ise bu da topluımsal bir devrim sürecinin eseridir.. milliyetçiliğin-ulusalcılığın değil..

argümanlar mı?!! adam olacak çocuk bokundan belli olur.. rojavayı gören., doğu ve kuzey kürdistanı da görebilmelidir.. hepsi aynı kaynaktan fışkıran birer pınardır..





__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13 Ağustos 2013, 19:33   #7
Aktif Üye
 
10_eylül_1994 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2009
Mesajlar: 169
Teşekkürler: 88
66 Mesajına 111 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Rojava’yı da bombalar değil “sessizlik” öldürüyor… - Z. Eylül

Acının ve açlığın dini, dili, rengi olmaz. Bu yüzden Rojava’ya değil, hepimize sıkılıyor kurşunlar.

Rojava… Her gün silah ve bomba seslerinin, dumanların, çığlıkların yükseldiği ülke. Çok uzaklardan değil “tavuklarımızın birbirine karıştığı” köylerden geliyor barut kokuları. Bizim çizmediğimiz “sınırların” ötesinde yaşanıyor acılar. Ama tanıyoruz onları. Yere düşen her bombanın ardından yakılan ağıtların dilini biliyoruz. Acının ve açlığın dini, dili, rengi olmaz. Bu yüzden Rojava’ya değil, hepimize sıkılıyor kurşunlar.

Daha birkaç ay önce Reyhanlı’da yanan canımız şimdi Rojava’da yanıyor. Rojavalı çocukların gözlerinden, o yiğit Kürt çocuklarının gözlerinden şimdi korku okunuyor. Çünkü Rojava’da her gün çocuklar ölüyor. Tanımadıkları hırsların, nedenini bilmedikleri savaşların kurbanı oluyor onlar. “Öteki dünyalarındaki” cenneti garantilemek için bu dünyayı cehenneme çevirenlerin, mızraklarının ucundan damlıyor bir halkın; Rojavalılar'ın oluk oluk akan kanları…

Suriye topraklarında yıllardır işkencelere, katliamlara imza atan dinci-gerici katillerin hedefinde şimdi Rojava halkı var. Haftalardır Kürtlerin yaşadığı mahallelere saldırılar düzenleyen çeteler kadınları ve çocukları da vahşice katlediyorlar. Gerici çıkarları uğruna katliama başvuran gözü dönmüş katiller yarattıkları vahşeti ve iğrençlikleri “kutsal” ilan ediyorlar. “Kürtlerin katli vaciptir” diye fetva verenler insanlığın acılarına yenilerini ekliyorlar.

Bir kez daha canlı yayından izliyoruz katliamı. Televizyonun karşısında, Rojava’dan çoook uzaklarda gözlerimiz doluyor belki. Ama akmıyor gözlerimizdeki yaşlar. Yine susuyoruz. Yine tüm dünya susuyor. Bağırsak çığlıklarımız birleşecek, ağlasak göz yaşlarımız sel olacak oysa ki. Rojava’da yanan ateş sönecek, kara gözleri gülecek Kürt çocuklarının…




“Kirvem hallarımı aynı böyle yaz, rivayet sanılır belki…”

Rojava’da yaşananlar yazılacak tarihin kanlı sayfalarına. İstatistiklerle anılacak Rojava’da ölenler. Adları, anıtları olmayacak onların da. Tıpkı Halepçe’de yakılan, kırılan, vurulanlar gibi. Yıllardır büyük acılar çekmiş, en gençlerini, en yiğitlerini toprağa vermiş bir halkın hikayesi bu. İşkenceler, infazlar, katliamlar, tecavüzler, gözaltında kayıplar… Yaşayabilmek için savaşmak zorunda olan bir halkın hikayesi bu. Direnişler, serhıldanlar… Bugün Rojava’da yenileri ekleniyor tüm bunlara.

Rojava halkı direniyor. Kana susayan cellatların cenderesini yararak çarpışıyor yine bizimkiler. Tüm dünya gözlerini kapatsa da Rojava’daki zulme, onların sesleri bize ulaşıyor. Kurtuluşun dinci-gerici çetelerle ya da katliamcı devletlerle masaya oturarak olmayacağını-olamayacağını öğretiyor bir kez daha acı deneyimler. Ve ne yazık ki biz bu deneyimleri yazıyoruz. Rivayet sanılmasın diye…


KIZIL BAYRAK .

İlk defa insancıl! bir yazı okuyorum derken (pratik anlamda birşeyle iştigal etmiyolar evet bugüne kadar ne diline doladıkları ''sınıf'' adına ne de akıl verdikleri tepeden baktıkları özgürlük hareketine rağmen ) bunlarda insaniyetin zerresi kalmadığını unutmuş gafil düşmüşüz , bu ne utanmazlıktır bir halk kurtuluşu sana mı sorcak , bu halkı sahipsiz mi sandın sen ne yaptın Kürt halkı için bulunduğun konumdan demek sormak gerek . Soramayanınlarında insanlığını sorgulamak gerek ama bir bütün olarak zihniyet ve ideolojik meselesi bu ( daha doğrusu meselesiydi bence artık basit ideolojik zaaflardan ziyade suat abinin dikat çektiği kontralıkla açıklamak gerek diye düşünüyorum ) Ve sn. suat abinin bahsettiği gibi bunlar sanırım saflaşmada taraflarını çoktan seçmişler
__________________
Hepimiz Kürdüz , hepimiz Ermeniyiz ...
10_eylül_1994 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14 Ağustos 2013, 22:22   #8
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,527
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

sevgili10 eylül 1994..
alıntıladığın kızılbayrak yazısında bir noktayı yakalamışsın.. "bunlar".; tepeden bakıp akıl veren fildişi kule sakinleridir..
ama bence., işin ahlaki yanına da değinmek gerekir.. yada ahmaklık veya kontralık yanına.. hangisi ise.. belki ahmaklık hariç hepsidir..

kendileri örgütlü mücadeleden bahsederken., örgütsüz sınıf devrim yapamaz derler.. ama kendiliğinden ayaklanabilir.. ve ya yenilir ya da birileri kullanır.. derler..

bu yazıda bu formata uygun iğrenç demagojik bir rojava "desteğidir"..
Yaşayabilmek için savaşmak zorunda olan bir halkın hikayesi bu. Direnişler, serhıldanlar… Bugün Rojava’da yenileri ekleniyor tüm bunlara.
ifadedeki iğrenç demagojiye bakın.. rojava yaşayabilmek için savaşıyor-muş!!! ..
cümleye baksan rojava direnişini övüyor sanırsın.. ama değil.. sanki ortada politik bir örgütlenmesi yok.. askeri örgütlenmesi yok.. halk kendiliğinden savaşmak zorunda kalıyor.. ne pyd ne ypg den bahsediyor.. böyle bir "şey"ler yok..
sadece., Rojava halkı direniyor. Kana susayan cellatların cenderesini yararak çarpışıyor yine bizimkiler.
bir de bizimkiler demez mi? nerde sizinkiler oluyor.. tanışıyormusunuz.. tanıyormusunuz.. ekmek-su sopa-mermi mi? verdiniz.. "bizimkiler"-miş!! bu kadar hayasızlık olmaz..

Tüm dünya gözlerini kapatsa da Rojava’daki zulme, onların sesleri bize ulaşıyor.
ulaşıyor da ne oluyor.. ne örgütlerini ne örgütlenmelerini tanır., değer verirsiniz..
duyduğunuz seslere verdiğiniz iğrenç yanıt aşağıda.. iğrenç de ötesi tam bir kontra faliyeti..
Kurtuluşun dinci-gerici çetelerle ya da katliamcı devletlerle masaya oturarak olmayacağını-olamayacağını öğretiyor bir kez daha acı deneyimler. Ve ne yazık ki biz bu deneyimleri yazıyoruz. Rivayet sanılmasın diye
direnen bu halkı örgütleyenlere öncülerine-önderliklerine-iradelerine binbir hakaret et bir de akıl ver.. yani sizinkiler olsun.. kürtler sizin boktan devrimlerinizin marabası ya......


sen önce kendi devrimlerindeki deneyimlere bak..
al işte karşında.. sscb'den koskoca emperyalist rusya doğdu.. dünya ücretli köle pazarı sanayi sitesi çin.. faşist bulgaristan-arnavutluk.. oportünist küba..
parçalanmış yerli halkların üzerinde oluşmuş bir sürü ulus-devlet ve ispanya süprüntüsü sömürgeci vatansever bolivarlar., onların uşağı melezler..

"bunların".; merkez komiteleri ve yazar tayfası ahmak değil.. aleni ya sosyal-faşist yada kontradır.. müritleri yada taraftarları diyeyim.. çarşı kadar lümpen ahlaklı "devrimci" taraftarlardır..

türkiye devrimci mücadelesinden., yada yeni tanım ile türkiye özgürlük mücadelesinden söküp atmak gerekiyor.. daha hkp ve ip gibi itleri atamayanlar yanına bunları da ekleyip., onlara benzeyecektir..

ben tüm bu "hareketleri" asla devrimci görmüyorum.. dikkat edilsin.. "hareketleri" diyorum.. insanları değil.. "i.t." artığı., cumhuriyet "aydını" tkp'ye kadroculara., mdd'cilere., aydınlıkçılara zamanında tavır alamayanlar zaman içinde onlara benzedi.. yarım tavır alanlar da zamanla önlara bnzemeye başladılar.. şimdi bunlara zamanında tavır alamayanlar aynı yolda "yürüyüş" yapacaklardır.. ben bunu 1984 de gördüm belirttim.. kendimi sorgulamaya başladım..
aynısını tavsiye ederim..





__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
toplumsal çürüme-ler suat Makaleler 13 04 Şubat 2013 12:27
sosyalizm ve toplumsal dönüşüm arasındaki "açmaz"lar suat Sosyalizm 6 16 Kasım 2011 18:45
1 eylül-toplumsal barış düşünsel Makaleler 0 31 Ağustos 2010 22:03
Teslimiyetçilik veda Politik Gündem 3 07 Eylül 2009 16:34
toplum-toplumsal yapı-toplumsal kurum,kuramcılar düşünsel Enternasyonal Terimler Sözlüğü 0 18 Temmuz 2009 14:08

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:26.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.