Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SINIF MÜCADELESİ VE SOSYALİZM > Sosyalizm

Sosyalizm Sosyalizm hakkında herşey

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Kasım 2011, 21:57   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart sosyalizm ve toplumsal dönüşüm arasındaki "açmaz"lar

birgün gazetesinde yayınlanan iki yazıyı okuyunca başlıktaki tartışmayı başlatmayı düşündüm.. bu iki yazıyı buraya alıntılayacağım. ama önce başka bir konıya değinmek isterim..

politik kişiler.; genelde., toplumsal yaşamdaki olayları ve ortaya çıkan toplumsal karakterleri., tepkileri vs. her şeyi., kendi gerçekliği ve birbiri ile bağlantıları dışında tanımlama., içerik verme gibi bir uğraşa girerler..
örneğin., bir savaş mı? var..hemen tanımlarlar.., silah tüccarları yarattı. bir sistemsel işleyiş değişikliği mi? var hemen., ya öncesi daha iyi idi., yada şimdiki eskisine göre ehveni şer derler.

örneğin.; yapılanlar bu kadar açık net iken., toplumun %50 si akp ye oy veriyor.. kalanının büyük çoğunluğu ise eski akp!!(chp)ye oy veriyor.. gerçekleri söyleyen ve cennet vaad eden sosyalist!leri dikkate alan bile yok..
toplumun çoğunluğu "bunları" nasıl destekler!!?? diye şaşırır ve bunu dine., etnisiteye., yada "aptal-cehalete" yorumlarlar.. herkes kendileri kadar akıllı değil ya..!!!

hele.., geleceği kuracak olan en önemli ve tek sınıfın bir şey yapmamasını kabüllenemezler.. buna da gerekçe bulurlar.. sınıfa dışardan bilinç verecek öncü parti yok..
"düşünemezler"!! madem devrimci olan bu sınıftır. neden bütün sınıf partilerinin önder-öncü kadroları işçi değil. yada bu sınıfın içinden çıkmaz., da., hep "aydınlar" küçük burjuvalar!! arasından çıkar.. o zaman devrimci sınıf bunlar densin..

oysa tarihe bakıldığında., spartaküs dahil., avrupa köylü isyanları latin amerika öncüleri(zapata) bizzat ezilen sınıfların içinden çıkmıştır. bir tek., kapitalist modernitenin ana sınıfı işçilerin içinden böylesi önemli önderler çıkmamıştır. aslında çıkmıştır., ayaklanmaların isimsiz kahramanlarıdırlar. ama kendilerini dönüştürmek yerine var olan sistemi revize etmek yada var olan sistemin iktidarına talip olmak gibi bir hedefe itildiklerinden kendi karakterlerine uygun olmayan bu hedeflerin önderi olmaları da olanaksızdır.

demek istediğim şudur.. ki zaten konuya girince bunlara da değineceğim..

toplumsal sistemlerin bir karakteri vardır. elbette insansı özelliklerin içinden biriktirilmişolmakla beraber., insan yabancılaşmadan dolayı artık tüzel bir yapı haline gelmiştir., ama toplumu yani insanları hegamonyası altında tutabilmek için., insani karakterler üzerinde işlevselleşir.

umutları., korkuları., hatta öfkeleri ve zaafları kullanır. ben genelde., toplumsal sorunların karşısındaki bireyselm değil toplumsal duruşları tıp dili ile ilintilemeyi tercih ederim..

örneğin..; ankisiyete bozukluğu
"Anksiyete, ruh sağlığı alanında çalışanlar tarafından çok sık kullanılan bir terim olmasına karşın, halk arasında depresyon kadar yaygın bir kullanım alanı bulamamış, daha doğrusu halk arasında günlük kullanıma girememiş bir terimdir. Oysa hepimiz için çok tanıdık çok bildik bir duygudur. Anksiyete (bunaltı), tehlike ya da tehlike olasılığı karşısında yaşanan bir duygudur ve günlük dilde endişe, korku, gerginlik, daralma, huzursuzluk, kaygı, sıkıntı, bunaltı, tedirginlik olarak ifade ettiğimiz duyguları karşılamak için kullanılır. "

ankisiyete aslında bir hastalık değildir. canlının dışarıdan gelen bir tehlike yada bir olağan dışı durumda ortaya çıkan uyarı sistemidir. yani "tetikte olmak" gibi birşey.. ama bu durumlar., anlamlayamadığı., çözümleyemediği durumlarda., ruhsal bozukluklara ve dolayısı ile davranış bozukluklarına yol açar.. bunları birey bazında değil., toplumsal refleksler ve davranışları olarak da ele alabiliriz.

insanlık her zaman yaşamsal süreçlerinde ankisiyete refleksleri göstermiştir. ama sürekli yenilgi halleri karşısında., bu refleksler., yanlış edimlere de dönüşmüş yada dönüştürülmüştür.

toplumsal dönüşümde denilen toplumsal devrimler bu temeldeki çözümsel işlevselliklerdir. olumsuz konumdan olumlu konuma geçmede diyebiliriz.

her toplumsal dönüşüm.; içinde yaşadığı olumsuzlukları aşan süreçlerle ve bunun sürekliliği ile ilerler., yada başarısızlıklarla gerilerler. işte bu yaşanalar içindeki tüm refleksler., birer ankisiyete olmakla beraber.., çağımızda birer bunalımlara dönüşmüştür.. hastalık halini almıştır..

toplumun en ileri ve en ankisiyete refleksine sahip kesimlerine devrimci denir. bu kesimlerin süreçlerdeki çıkışları sistemseldir. ankisiyete reflekslerini sistemleştirmişlerdi r. buna da teori denir.

teoriye içerik veren şeyler., bu bahsettiğim ankisiyete refleklerinin herbiridir. mülkiyete karşı tetik halindedirler., çünkü sorunların kaynağının bu olduğunu bilirler. erksei her işleyişe karşıdırlar çünkü., edilgenliği yaratan zeminlerin bunlar olduğunu bilirler.

genel söylemi ile sınıflar mücadelesi yada devrimci mücadele süreçleri birikiminde bu ankisiyete refleksleri temelinde yaratılan teoriler uygulama alanı olan yaşamda karşılık bulamayınca yada başarı yaratamayınca., ankisiyete olmaktan çıkıp., bunalım yaratan olgular haline gelir..
devrimci mücadelenin bunalım yaşaması denilen bu dönemlerde., çözümler aranırken., arayanlar.,kendi durumlarını ve toplumun durumlarını iyi çözümleyemez ise., ortaya attıkları., eski-yeni her şey yeni bunalımlara zemin olur..

ele alacağım yazılar temelinde bunlara değineceğim.. eleştirilerim yazılardan çok bu içeriğine olacaktır..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10 Kasım 2011, 23:20   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart iktidar ve halk iktidarı

iktidar nedir.? kimler kullanır? ve nasıl devredilir?., devir alan da bir iktidar sahibi egemen değilmidir?

bu sorulara., olumlu olumsuz içerikli yanıtlar verilebilinir. iktidarı şu sınıf alır ise olumsuz.., bu sınıf alır ise olumludur.. denilebilinir.. tartışacağım şey bunlar değildir.

sınıfların varlığının ve sürekliliğinin devamını iktidar kavramı açıklar..iktidarın olmadığı yerde sınıf yoktur.., yada sınıfların olmadığı yerde iktidara da gerek yoktur..

bir sınıf., kendi iktidarını kurma ve başka sınıflar karşısında koruma gereksiniminden dolayı bir iktidara gereksinim duyar..

bu "karmaşa"yı marksizm şöyle çözmüş..; iktidar ve buna gereksinim duyan sınıfların varlığını sadece bir sınıf ve onun iktidarı ortadan kaldırabilir.
marks-izm., bunu proleterya diktatörlüğü olarak teorileştirmiş.. bujuva diktatörlüğü nasıl ki devlet üzerinden diğer sınıfları tahakküm altında tutarak sistemini işletiyor ise.., proleterya'da aynı araca el koyarak bu sefer süreci tersine işletir ve sınıfları ortadan kaldırarak en son kendini de ortadan kaldırıp., sınıfsız iktidarsız bir toplum yaratır der..
bu olanaklımıdır.. olasımıdır ve bu işleyiş var olan ve sınıfların iktidar aracı olan ve buna göre formatlanmış bir araç(devlet) ile olanaklımıdır.. bunlar çok tartışıldı.. ve olur diyen anlayış., küresel çapda komünizmin amentüsü oldu.. reel deneyimleri de yaratıldı..

işte yazı bu mantığı başat olarak koyarak başlıyor..

Wall Street'ten sosyalizme bakmak
http://www.birgun.net/politics_index.php?n ews_code=1320931425& year=2011&month=11&d ay=10

Gelişen direniş hareketlerinin yarattığı direnme imkanı ve umut alanının politikleşmiş toplumsal direniş mevzilerine dönüştürülerek devrim ve sosyalizm iddiası güncellenebilir.

Böylece bir 'anti-iktidar' alanının ötesinde bir 'ikili iktidar' yaratarak politik iktidar mücadelesi bir halk demokrasisi ve halk iktidarı nüveleri üzerinden güçlendirilerek, gerçek manada köklü bir değişimin yolu açılabilir.

yazının başlığı üzerinden bir ironi yapacağım..
sosyalizme wall street'ten bakan.., olsa olsa., kapitalizmden., sosyalist kapitalizm(devletçi kapitalizm) yağı çıkartabilir..

sosyalizme., burjuva aydınlanması-pozitivizminden bakan., hegeli sadece ters(düz) çevirip., aynı hegelden "komünist"! diyalektik çıkartabilirdi ve öyle de oldu.. kapitalist felsefenin(aslında sermaye sınıf felsefelerinin diyeyim) alternatifini yaratmadan komünist felsefe yaratılamaz. kapitalizmi ters çevirdin oldu komünizm gibi bir şey olur..

zaten yazının girişi., olaya nerden baktığını çok net gösteriyor.. Böylece bir 'anti-iktidar' alanının ötesinde bir 'ikili iktidar' yaratarak
olayın özünü biliyor.. anti-iktidar diyor.. wall street eylemcileri de zaten iktidar karşıtlığı temelinde hareket ediyorlar.. abd'de neyin iktidar olduğunu ve nasıl işletildiğini de çok iyi biliyorlar..
Amerika'daki seçim sistemi parlamenter sisteme dayanmıyor. Dolayısıyla politik alana hükmeden iki büyük parti var...
... Amerikan politik sistemi tamamen paraya bağlı bir sistem. Dolayısıyla bu her iki partiyi de yönlendiren bir etken
http://www.birgun.net/worlds_index.p...onth=11&day=10

bu sözler.. ilk bakışda sıradan sözler gibi duruyor.. belki kullananda öneminin farkında değil..
yazıyı yazan zaten hiç değil..

....devam edecek....
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…

Konu suat tarafından (10 Kasım 2011 Saat 23:21 ) değiştirilmiştir. Sebep: link eklendi
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10 Kasım 2011, 23:41   #3
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Amerika'daki seçim sistemi parlamenter sisteme dayanmıyor. Dolayısıyla politik alana hükmeden iki büyük parti var...
... Amerikan politik sistemi tamamen paraya bağlı bir sistem. Dolayısıyla bu her iki partiyi de yönlendiren bir etken
http://www.birgun.net/worlds_index.p...ont h=11&day=10
bu sözler dikkate alınmamış demiştim.. ve alınmadığı gibi ardından hamasi bir anlatıma "giriş"ilmiş..

1997 yılında New Yorker dergisi ‘büyük düşünür’ olarak Marx’ı gösterdi. Dergi Marx’ı, "siyasal yozlaşma, tekelleşme, yabancılaşma, eşitsizlik ve küresel pazar hakkında bize öğreteceği çok şey var" diye sunarken, dergiye konuşan yatırım bankacısı ise ‘Wall Street’te ne kadar zaman geçirsem Marx’ın haklı olduğuna o kadar inanıyorum’ diyordu.Wall Street’deki keyifli zamanları sona eren yatırım bankacısı şimdi Marx hakkında ne düşünüyor bilinmez ama en azından sözünün asıl şimdi doğrulandığını görerek sevinebilir!

bu sözleri başkaları da söyledi.., küresel mali sermaye oligarşisinin., bir kaç yıldır yarattıkları ortamdan dolayı.: sanayi sermayesi-ticaret sermayesi-alt mali sermaye grupları ve aradan gelişen hizmet sektörleri alanlarındaki sermaye grupları.., feryat figan halinde.., kapitalizmin., üretim-ticaret alanlarındaki sermayesel yaşamlarını özlüyorlar.. haliyle marks'ı anacaklar.., sanayi sermayesine büyük anlam biçmişti. üretimsel faliyetlere büyük anlam biçiyordu.. insanlık-uygarlık! tarihinin lokomotifi idiler..

kapitalizm gelişiyor.., dünyaya yayılıyordu.. gittiği yerlere(hindistan) uygarlığı taşıyordu.. elbette bu arada sömürüyor palazlanıyor ve hegomanyasını da küresel olarak yayıyordu.. bunu eleştiriyordu-k..
ama görülmeyen.., yada görüldüğü halde bu "ilerle"den dolayı şaşı bakılan bir olgu da vardı..

tencere pazarlamacıları teorisi..

her il(ülke)de.., 10 kişi 10 tencere satar.. tencere başına 1 lira yani 10 ar lira kazanır.. baştaki ana bayi her bir tencereden dolayı 100 tencereden 100 lira kazanır.. tüm bu işlerden dolayı da toplam malı mali-semaye götürür.. alttan başlayan birikim-çoğalma üste devasa yansır.. işte bu birikimler belirli aşamalara geldiğinde.., bir kısmı da şuraya kullanılır..
... Amerikan politik sistemi tamamen paraya bağlı bir sistem. Dolayısıyla bu her iki partiyi de yönlendiren bir etken

abd ve toplumsal yapıyı ve tarihini bilmeden konuşmayacaksın.. bunu bilmek de yetmez.. fed nedir ve nasıl iktidar olmuştur bu süreçleri de çok iyi bilmeden konuşmayacaksın.. yoksa boş konuşmuş olursun..

abd toplumu., anasından samut şapşal ve edilgen doğmadı.. daha avrupada "ilerici" burjuva "devrimleri" başlamadan devrim! yaptı.. üstelik jakobenler ve burjuva demokrasileri gibi de değil.. alttan üste yükselen bir toplumsal katılım ve yrek özerklik temellerinde başladı.. elbette tüm bunlar aynı zamanda sınıflı-mülkiyetli bir toplumsal sistem içinde idi ama avrupadan kat ve kat demokrat ve toplumsal katılımcı idi..

böyle doğup da sonradan samut-edilgen olmak ciddi şeydir. şablonculukla analiz edilemez..


...devam edecek...



__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Kasım 2011, 12:54   #4
Aktif Üye
 
düşünsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2008
Mesajlar: 1,457
Teşekkürler: 1,352
601 Mesajına 939 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Gelişen direniş hareketlerinin yarattığı direnme imkanı ve umut alanının politikleşmiş toplumsal direniş mevzilerine dönüştürülerek devrim ve sosyalizm iddiası güncellenebilir.

Böylece bir 'anti-iktidar' alanının ötesinde bir 'ikili iktidar' yaratarak politik iktidar mücadelesi bir halk demokrasisi ve halk iktidarı nüveleri üzerinden güçlendirilerek, gerçek manada köklü bir değişimin yolu açılabilir.


Ben bu sözü bu topraklara uyarlayınca karşıma Özgürlük Hareketi geliyor...Anti-iktidar vurgusu,kelimenin ihtiva ettiği anlam ile irdelendiğinde kesin bir iktidar karşıtlığını ve var olan tüm iktidar olgusuna karşı bir düşünce olarak ortaya çıkar.Bunun içine kadın-erk-ekten tutunda siyasal tüm olguları içine alır,diğer bir ifadeyle özgürleşmenin önündeki tüm engellere karşı bir anti duruş ortaya konur.Anti-iktidar bu bağlamda devlet dışı bir alandır.

Belki ben kendi hislerimle konuya giriş yaptım ama bu yazıdan benim çıkardığım anlam şu;Özgürlük Hareketi köklü bir değişim yapmamakta,bu hareketi 'gerçek'? manada bir kurtuluşa! vkanalize etmek gerekmektedir...''Kı zım sana söylüyorum gelinim sen anla'' misali olsa gerek...
düşünsel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14 Kasım 2011, 12:46   #5
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

sosyalizme wall street'ten bakan.., olsa olsa., kapitalizmden., sosyalist kapitalizm(devletçi kapitalizm) yağı çıkartabilir..


toplumsal mücadeleler tarihi.., genelde.., yazan kadar okuyan noktasında da kodlanmış bilinç tercihidir.
yazan..; bilinci nasıl kodlayacak ise o noktaları ele alır ve uygun argümanlarla "işler".. okuyanlar da bu barkodlama sistemi içinde algılar bilincine aktarır.. bu durum bazen o kadar küresel-toplumsal-kollektif! olur ki buna dikkat çekmek de gerekir..

birileri kendi bilincindeki kodlamalara göre algılamış desek de aslında merkezi bir barkodlamanın sonucu algısal edimler ve sonucunda bilinçler "yaratılır".. bu "iş"lerde., kim gönüllü!., kim misyon sahibidir ayrıştırmak zordur ama gereklidir de..

Wall Street'ten, İspanya'nın Puerta del Sol Meydanı'ndan sosyalizme bakmak mümkün. Elbette berrak bir sosyalizm çağrısına tanıklık etmesek de sosyalizmin yeni tarihsel döneminin bu mücadeleler içindeki yol arayışı içinde şekilleneceğini biliyoruz. Bunun kendiliğinden olmayacağı bir gerçek ama aynı zamanda bugün bu direnişleri küreselleşmenin içinde ve sosyalizmin dışında görenlerin de tıpkı o bankacının durumuna düşeceği zamanlar da uzak değil.
önder "işleyen" burada ne "işliyor"!!? ..

önce wall streer!den sosyalizme bakıyor.. sonra buna ispanya meydanlarını ekliyor.. ve buradan sosyalizm çıkartmaya çalışıyor.. "kütle"sini bildiğinden klasik marksist duruş!dan uzak kalmamak içinde.. "ama" diyor.., Elbette berrak bir sosyalizm çağrısına tanıklık etmesek de
ortada bir toplumsal eylemlilik varsa bunun içinde sosyalizm mutlaka vardır.. yada yoktur.. bardakta olmayan çayın berraklığı tartışılmaz. içindeki çay değil şerbettir. yok., sosyalizm var ama berrak değil diyorsan., içindeki çay!dır ama berrak değil diyebilirsin..

sonuç olarak..; wall street ve puerto del sol vs. gibi eylemlerin içeriğinde sosyalizm var-yok bunu netleştirelim ki., sonra berraklığını tartışalım.. yoksa., ben bunlara hamasi ve kodlama söylemler deme hakkını bulurum..

ikinci önemli vurgu..; sosyalizmin yeni tarihsel döneminin bu mücadeleler içindeki yol arayışı içinde şekilleneceğini biliyoruz sözleridir.. demekki içinde sosyalizm var ama berrak değil.. marks-ist sosyalist argüman ve jargona göre bu ifade şu demektir.

bu tür eylemler.; her nekadar örgütsüz(sınıf partisi öncülüğü)., ve açık sosyalizm talepleri(iktidar) içermiyor ise de., içindeki sosyalizm varlığı nedeniyle önemlidir. zaten yazar buna da değinmiş.. Bunun kendiliğinden olmayacağı bir gerçek
yani eylemler "kendiliğindenci" eylemler..

yine., marks-ist argüman ve jargonlara göre.., "kendiliğindenci" eylemler.; özden dolayı talep olarak da berrak olmasa da sosyalizm içerir.. sorun bunu örgütlü bir yapıya dönüştürme-yada dönüştüremeden sönmesidir.

ama yazar hem bunu söyleyip, hemde çok başka bir noktaya değiniyor..
Elbette berrak bir sosyalizm çağrısına tanıklık etmesek de sosyalizmin yeni tarihsel döneminin bu mücadeleler içindeki yol arayışı içinde şekilleneceğini biliyoruz

sosyalizmin yeni bir tarihsel dönemi dediğinde., çok şey söylemiş olursun..
1- öncelikle kapitalizmin yeni bir döneme(sürece) girdiğini
2- buna bağlı olarak., sosyalizm ve mücadeleler dönemininde eskiden çok farklı olacağını
3- buna bağlı olarak.; sosyalizm anlayışının ve kurucu işlevinin de çok farklılaştığını

aslında burada tanıma bakmak gerekir..
sosyalizmin yeni tarihsel dönemi
burada bir "berraklık" yok.. sosyalizm derken ne kasdediliyor..? mücadele biçimi mi? yoksa bunu da belirleyen., kuruculuk süreci mi? yoksa., tümden sosyalizm anlayışı mı?

ve en önemlisi..; yeni bir sosyalizmin tarihsel dönemi varsa., bunun bir de eskisi olmalıdır..
eskisi..; hangi? sınıflar sistemi dönemine denk düşüyordu? da., neden-nasıl bu sistem değişti de., yeni bir sosyalizmin tarihsel dönemi başladı..?

lenin çağımız emperyalizm ve ulusal kurtuluş mücadeleleri çağıdır demişti.. demiş ti ama bunu derken., kapitalizmin bir üst aşamaya geçtiğini de belirtmişti..

bu "yoldaş"!lar ne demek istiyor????????
bana göre.. "hiçbirşey"

onların derdi.., yaşadıkları topraklarda yükselen bir özgürlük mücadelesine karşı sistem yanında set olmak.. bunun içinde., "teori"yi böyle yamultuyorlar., ve saçmalıyorlar..

Gelişen direniş hareketlerinin yarattığı direnme imkanı ve umut alanının politikleşmiş toplumsal direniş mevzilerine dönüştürülerek devrim ve sosyalizm iddiası güncellenebilir.buradaki ifade ., sosyalizmin yeni tarihsel dönemi tespiti ile çok ilgisiz.. burada., yeni bir tarihsel dönemden bahsedilmiyor., kendiliğindenci hareketlerin örgütlü politik yapılara ve eylemlere dönüştürülmesi fırsatından ve gerekliliğinden bahsediyor..
güncelleme bu anlamdadır..
örneğin.; 1978'li yılların mücadelesini 1980 yenilgisinden sonra yeniden yükseltmek ve güncel hale getirmek anlamındadır..

Böylece bir 'anti-iktidar' alanının ötesinde bir 'ikili iktidar' yaratarak politik iktidar mücadelesi bir halk demokrasisi ve halk iktidarı nüveleri üzerinden güçlendirilerek, gerçek manada köklü bir değişimin yolu açılabilir.

burada bahsettiği de., sovyetlerden ve direniş komitelerinden başkaca bir şey değil.. o zaman sormak gerekir.., sovyetleri yada direniş komitelerini güncellemeden öte bir şey ifade etmeyen bu tespit ile sosyalizmin yeni tarihsel dönemi bağlantısı!! ne olabilir.. ki!!??

geçmiş güncel değerlerine ve bunların üzerinden konumlanışlarına göre., kendilerini "güncelleme"yi becerememiş yada niyeti olmayan bu "yoldaş"lar şimdi güncelde var olan ama berrak olmayan bir şeyi nasıl güncelleyebilir..??

bu sorumun yanıtlanması gerekir.. çünkü ben bunların.., "fasofiso"(erbak an) işler olduğunu söylüyorum.. amaçları başka diyorum..

Böylece bir 'anti-iktidar' alanının ötesinde bir 'ikili iktidar' yaratarak
bence bu cümleye takılalım.. her şey burada yatıyor..






__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14 Kasım 2011, 13:26   #6
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart derviş!in asıl fikri ne ise zikri orada "berraklaşır

Böylece bir 'anti-iktidar' alanının ötesinde bir 'ikili iktidar' yaratarak
bence bu cümleye takılalım.. her şey burada yatıyor..


anti-iktidar alanları söylemi., anarşistlerden türemedir.. burjuva ve marksist litaratürün iddia ettiği gibi., kaos düzensizlik vs. değildir. devlet ve iktidar kavramının işleyişine alternatif bir kavram ve işleyişi anlatır..
özcesi..; bilinen marksist klasik olan, var olan devletin üzerinde iktidar olmak değil., iktidarı ortadan kaldıran bir yerelden başlayan genele yükselen "kollektivist"(komün al)işleyiştir.

tarihte denenmişleri vardır.. komünal toplum., paris komünü., sovyetler polisarıo deneyimleri ve bu topraklarda., (aydın)ortaklar., direniş komiteleri, yasal-resmi sendikal örgütlenmelerin içindeki resmi sendikal olmayan., işyeri komiteleri ve şimdi yaratılmaya çalışılan demokratik özerlik temelli kürt halk özgürleşme örgütlenmeleri.

bunların herbiri., sosyalizm temelinde berrak! olmayan!! ama ciddi deneyimlerdir.. ve kesinlikle klasik devlet üzerinde iktidar olmanın dışında ama ayrı bir iktidarı da hedeflemeyen toplumsal yapılaşmalardır..

rusya'daki sovyetler yanlış tanımlanır.. ayrı bir iktidar değillerdi.. ne hükümetleri vardı., ne polit büroları.. ne orduları ne polisleri ne de bürokratları..

ikili iktidar söylemi yanlış değildir.. var olan iktidarı tanımayan anlamında doğrudur ama ayrı bir devlet-iktidar da değildi..
bu anlamda yukarıdaki söylem..; hem çarpıtılmış hem de demagojik amaçlı bir söylemdir.

ikili iktidar söylemi..; geçici bir durumu ifade eder ve sonrasında tekil iktidara geçilir.. ki sscb budur. yani proleterya diktası ikili iktidar değil., var olana alternatif bir iktidar tanımıdır.. ikili iktidar durumu geçici dönemsel bir durumdur.. yani., var olan devlet üzerinde, her iki iktidarın toplumsal anlamda., ayrı ama ortak meşruluğudur..

anti-iktidar alanı söylemi.; bambaşka bir şeydir. dönemsel değil., süreklilik halidir. toplumun., kendini var olan iktidar dışında yapılaştırması ve bu temelde kendini dönüştürme sürecine girmesidir. örneğin..; sscb döneminde bunlar tartışılmıştır. sovyetlerin varlığının devamı ve buna uygun bir düzenleme., sendikaların varlığı ve yerel işleklerdeki yetki-karar işleyişleri vs. bilindiği gibi tümü merkezi bir iktidara tabi kılınmış., ve kaldırılmıştır..

yazar.., buradaki vurgu ile aslında özgürlük hareketinin temel bir paradıgmasal tezine atıfda bulunuyor..

bulunuyor ama., kürt halk hareketinişn ikili iktidar duruşunun bir kürt devletine dönüşmesi noktasında ise direk şövenist bir tavır alıyor.. burada da marksizmi bile ezerek.., pd yerine bir .., bir 'ikili iktidar' yaratarak politik iktidar mücadelesi bir halk demokrasisi ve halk iktidarı nüveleri üzerinden güçlendirilerek, gerçek manada köklü bir değişimin yolu açılabilir. diyor..

bu dedikleri ne devleti ne de bu devlet üzerinde iktidar olmayı red eder.. zaten dediklerinin olması içinde.,öncelikle., var olan devlet-iktidarını red eden ve yerine yeni bir iktidar odağı yaratan bir "gücün" örgütlenmiş olması gerekir.. öyle wall street ve plaza del sol veya tahrir gibi meydanlarda toplaşarak bu işler olmaz.. bu süreçler., toplumun var olan iktidarı reddi aşamalarıdır ve çatışmasız olacağına nasıl inanıyor!!!!
yok..; inanmıyor ise bunu nasıl başaracak.. meydanda toplanarak mı yoksa ayaklanma veya halk savaşı ile mi?

dediğim gibi bu sorularımın yanıtlarını aramayın.. çünkü derdi ve sıkıntısı ve amacı başkadır..

bilindiği gibi.., özgürlük hareketi.; demokratik özerklik temelinde., iktidar alanları dışında bir yapılaşmadan bahsediyor.. ve bunu uzun soluklu ve aşamalı süreçler olarak koyuyor..

bu "yoldaş" ne diyor belli değil..
1- var olan., devlet-iktidara karşı ayaklanma-halksavaşı sürecine hizmet edecek bir halk örgütlenmeleri(halk iktidarı nüveleri) mi? yoksa.,
2- anti-iktidar içeriği olan toplumsal yapılaşmalar mı?

wall street ve plaza del sol da toplananlar hangi amaçla toplanıyor..? tahrir de toplananlarla aynı mı?

Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'i devirmek ve hakları için başkent Kahire'deki Tahrir meydanına yerleşem Mısırlılar gibi, İspanyol gençler de Puerta del Sol'da kamp kurdu.

Protestocular, "İki partili sistemi, bankaların çıkarlarını ve yolsuzluğu destekleyen" mevcut siyasi sistem değişene ve "İnsani bir yaşamı ekonomik çıkarların önüne çıkaracak" yeni bir yönetim kuruluncaya dek eylemlerini sürdürecek.

Kendilerine Real Democracia (Gerçek Demokrasi) Hareketi veya 15 Mayıs'ta 50 kentte yapılan ve 20 bin kişinin katıldığı gösterilere atıfla M-15 olarak adlandıran eylemciler, sosyal paylaşım siteleri Twitter ve Facebook'ta örgütlendi.
http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=pue rta%20del%20sol%20me ydan%C4%B1'nda%20eyl emler&source=web&cd= 3&sqi=2&ved=0CCkQFjA C&url=http%3A%2F%2Fb ianet.org%2Fbianet%2 Ftoplum%2F130133-madrid-tahrir-oldu&ei=WefATu7XM_T0 4QT6w-yTBA&usg=AFQjCNGhgYr wnpVhIglYVFA0zetNcRm IAg


sinekten yağ çıkartma noktasında türkiye solu! müthiştir.. 1919-23 den ulusal bağımsızlık hatta sosyalizm çıkartma becerisi olanlar haliyle buradan da sosyalizm çıkartacaktır.. ama sineğin derdi ne bu "yoldaş"larımız! ne anlıyor ve diyor!!

bu anlamda ben de birgün gazetesi gibi ölümünün 73. yılında "ata"larını anıyorum!! bu amaçla karadenize gidip m.suphiler için ağıt yakacağım.. bu "yoldaş"larda 10 kasım'da kına yaksınlar..


__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…

Konu suat tarafından (14 Kasım 2011 Saat 13:30 ) değiştirilmiştir. Sebep: link eklendi
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16 Kasım 2011, 19:45   #7
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

bir 'ikili iktidar' yaratarak politik iktidar mücadelesi bir halk demokrasisi ve halk iktidarı nüveleri üzerinden güçlendirilerek, gerçek manada köklü bir değişimin yolu açılabilir.

bu sözler., iddialı sözlerdir. ve söyleyen kişide., ödp genel başkan yardımcılığı yapmış biridir.. eğer laf olsun beri gelsin amaçlı söylenmedi ise., "ikili iktidar" nasıl yaratılır noktasında düşünceleri-projeleri olan bir politik yapı olarak bunu söylüyordur..
ödp yapısı-duruşu ve hedefleri buna "müktedir" mi? ..

benzer sözler., 70'li yılların dy dergilerinde direniş komiteleri başlıkları içersinde geçmektedir.. oradan kopyala-yapıştır yapmadıysa.. bunlar ciddi iddialardır..
ve anımsatayım., direniş komiteleri üzerindeki tartışmalar da pass ve pd üzerinden yürütülmüştür..

türkiye solunun ve içinden çıkan thkp'nin hedefleri belli idi.. iktidarı almak.. ve demokratik devrimi de demokratik halk iktidarı ile tamamlayıp., pd ye geçmek..

demokratik halk iktidarını savunan çizgiler pd karşıtı değillerdi ama buna rağmen pd öncesi., böyle bir iktidar kavramını da öne sürmekteydiler.. buralarda geçen demokratik halk iktidarı ile direniş komitelerinin bir ilişkisi yoktur.. pd ile ilişkisi vardır.. kapitalizme geçişi tamamlayamamış., yani burjuva demokratik devrimini yapamamış ülkeler için öngörülen pd öncesi bir iktidar biçimi idi.. demokratik halk devrimi ile burjuvasız burjuva devrimi tamamlanacak ve pd ye geçilecekti..

bu çizgiler., çin-vietnam-küba devrimlerine bakıp., ulusal kurtuluş ile sosyalizmi ortaklaştıran çizgilerdi..

1917 ekim devrimine kadar ulusal kurtuluş ile burjuva devrimleri aynı anlama geliyordu.. buradaki ulusalcılık., etnisite değil., bir ülke-sistemi tanımlıyordu.. kapitalkist aşamanın eşiğine gelebilmiş ama "gerici" feodal-emperyal ülkeler tarafından., işgal(sömürgecilik) nedeniyle bu eşiği aşamayan ülkelerdeki "ilerici" burjuva bağımsızlık! hareketleri olarak tanımlanıyordu..

17 ekim devriminden itibaren., ulusal kurtuluş ile sosyalizm arasında bir bağ kurulmaya başlandı.. aslında bu.., rusya devriminin de içeriksel tanımına denk düşer.. kapitalist aşamaya geçememiş ve burjuva devrimleri(1905-1908) atıl kalmış. feodal-emperyal bir ülkede iktidarı alan sosyalistler.; "burjuvazinin devrimci barutunu yitirdiğinden" yapamadığını yada tamamlayamadığı burjuva devrimini tamamlayacaklardı.. bu tezler., tüm sömürge ülkelerdeki kurtuluş hareketlerine temel oldu.. sosyalistler artrıuk bişr burjuva devrimi peşinde koşmayacaktı.. bu anlamda aşamalı devrim sürecini işleteceklerdi..
ulusal bağımsızlık ile emperyalizmden kurtulunacak ve demokratik halk devrimi ile de burjuvaziden yada onların işlerini!! yapacaklardan., kurtulacaklar sosyalist devrimin zeminlerini yaratacaklardı.. işte burada., pd ile d.h.iktidarı ilişkisi de., net değildi.. dhi nerde biter pd nerde başlar net değildi..

bu tezler.; feodal-emperyal rusya devriminde işe yarıyordu.. rusya işgali altındaki bir dizi halkların ve topraklarının bütün içinde kalmasını sağlamıştı.. pd'siz yani işçi sınıfı olmayan sovyet sosyalist cumhuriyetleri böylece bir "anlam" ifade ediyordu..

bu süreç., aslında marksdan ve marksizmden çok farklı ilerledi.. çünkü marksda ve o zaman kadar onun adına ifade edilen marksizmde bunlar yoktu.. herkes 2. enternasyonale yüklenir ama rosa gibi devrimci kabül edilen biri de bu tezlere karşı idi.. adına sosyalist denilen bu ulus-devletlere karşı idi., ulus ile tanımlanan sosyalist devrimlere de karşı idi.

ben bu durumu., marksizmin ilk bunalımı olarak., tanımlıyorum.. köklerini 1. savaşda marksistlerin savaşa ilişkin duruşlarına bağlamak doğrudur ama özünü koymak anlamında eksiktir..

var olan kapitalist devletler küresel egemenlik savaşına girmiş., ve kim kazanır ise., o ülkenin burjuvazisi kazanacak olarak bakanlar., haliyle yarın devir alacakları iktidar olarak olaya bakıyorlar.. böylece yarın.., küresel olarak da sosyalizmin başat öncüsü onlar olacaktır.. kısaca., avrupada sosyalizm çoktan ulusallaşmıştı.. ama buradaki ulusallaşma etnisite temelli değil., vatan-ülke temelli idi..

rusya da., çok farklı değildi.. rus ulusalcılığı temelinde diğer ulusları da yok saymayan ama öncülüğü rus ulusallaşmasının belirlediği bir süreç diyebilirim.. buna işçi sınıfı ana vatanı ve işçi sınıfı-sovyet ulusu gibi tanımlarla elbise giydirmek işin özsel işleyişini değiştirmedi ve sonuçlarını engelleyemedi..

20. yy. ortalarına gelene kadar bu "marksizm" başat oldu ama avrupa ve bir çok yerde de eski "marksizm" varlığını korudu.. avrupa merkezli bir çeşit ulusalcılık ve doğu(sovyet) merkezli bir çeşit sosyalist ulusalcılık aldı yürüdü.. bu arada marks ve tezleri kendine bile yabancılaştı..

bu bölümün başında sunduğum alıntıya tekrar dönersek..
bir 'ikili iktidar' yaratarak politik iktidar mücadelesi bir halk demokrasisi ve halk iktidarı nüveleri üzerinden güçlendirilerek, gerçek manada köklü bir değişimin yolu açılabilir.
buradaki ikili iktidar yaratımı nasıl olur ayrı bir konudur ama devamındaki halk iktidarı halk demokrasisi tanımları önemlidir..

teorik temellerdeki eklektik ve çarpraşık zeminler böyle ifade karışıklığı yaratır., kavramları da birbirine karıştırır..

ikili iktidar yaratmak..; var olan iktidarın dışında onun işleyişinin etkili olmadığı bir iktidarsal yapı anlamına gelir.. lenin bunu sovyetler için söylemişti ama daha önce belirtmiştim.. sovyetler başka idi lenin'in ona yüklediği işlev başka idi.. sovyetler bir iktidar organı değildi.. aksine iktidara karşı bir iktidarsızlık organı idi.. petrograd sovyeti işçindeki asker-köylü-işçi sovyetlerinin üzerinde bir üst iktidar varmıydı? yoktu.. komite vardı(o da sonradan oluşturuldu).. petrograd sovyetleri., bakü-moskova-tiflis-vs. sovyetlerini belirleyebiliyormuyd u? hayır..

kışlık saray basılıp hükümetten iktidar alındığında bile bu iktidar tüm rusyayı belirleyemiyordu.. ki., 2 yılı aşkın içsavaş yaşandı..

yaşanmışlıkların gerçekliklerini kenara atıp., tarih "yazmak"la her şey açıklanmış., "tarif" edilmiş olmuyor.. ikili iktidar.. hükümet darbesinden sonra oldu.. buna kızacaklar olacaktır. farklı ifade edeyim.. petrograd iktidarını ele geçirmek diyeyim.. bana rusyayı petrograd'daki iktidar belirliyordu diyecekseniz bunu devrim olarak kabül edeyim.. o zamanda buna toplumsal kalkışma denilmez. bir devlette iktidara el koyma denilir..ki bilindiği gibi bu her zaman iktidarı aldığını da göstermez.. genel hakimiyet önemlidir..

ve., petrograd'da devrilen menşevik-kadet hükümeti başka alanlarda hala iktidardı.. demekki ikili iktidar 17 ekim sonrasının işidir.. ve 2 senelik içsavaş sonrası bu ortadan kalkmıştır..

biliyorum.. türkiye soluna bunu kabül ettirmek., kolay değildir.. ama tersini ispatlayın diyebilirim..

ikili iktidar "olayı" budur.. şimdi de halk demokrasisi-halk iktidarı kavramlarına geleceğim..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
acmazlar, arasindaki, donusum, sosyalizm, toplumsal


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
m.pekdemir ve toplumsal mücadelelerin "üçüncü şahıs" tiplemeleri suat Politik Portre 2 13 Aralık 2011 20:39
"vatana" ve dahi "millete" hayırlı olsun bir "muhalefet"imiz var suat Politik Gündem 0 04 Kasım 2011 16:29
"türk"-iyenin.., sağınında "sol"ununda güdümlenmiş bilinç ve "sanrı"ları suat Türkiye Solu 1 13 Mayıs 2011 00:44
"ulusalcı" sesler korosu "soL-haber"-birgün den "bilgilendirme" işgüzarlığı!! suat Politik Gündem 3 22 Şubat 2010 11:39
Ya sosyalizm ya barbarlık " küreselleşmenin getirdiği ikilem " MerwanSert Dergi & Kitap Tanıtımı 0 01 Şubat 2009 22:41

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:05.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.