Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SINIF MÜCADELESİ VE SOSYALİZM > Sınıf Mücadelesinin Araçları

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24 Mart 2013, 01:09   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart silahlı mücadele ve "kürt savaşı"!

yazıma başlamadan önce bir öneride bulunacağım.. şeyhül-insan dostumun açtığı bir konu linkini vereceğim.. burasının okunmasını önereceğim.. ve bu açtığım sayfada oradan alıntılar da yapacağım..
http://www.enternasyonalfor um.net/sinif-mucadelesinin-araclari/8566-silahli-mucadele-uzerine-sorular.html

.................... .................... .................... .................... .................... .................

silahlı mücadele.; dünya komünist hareketlerinin en çok tartıştığı konulardan biridir.. ve yine., bu konu., kendi başlığı altında değil., başka başlıklar altında tartışılır., ele alınır..

* politik propaganda başlığı altında silahlı mücadele tartışılır..
* iktidarı almak başlığı altında silahlı mücacele tartışılır..
* örgütlenme başlığı altında silşahlı mücadele tartışılır..
* toplumsal muhalefetin evrimsel(nesnel) gelişimi ve devrimsel(iradi) gelişimi aşamaları başlığı altında tartışılır.
* aklıma gelmeyen başlıklar altında..

silahlı mücadele tartışmaları., sistemli olarak., 1800lerin ilk çeyreğinde tartışılmaya başlandı.. ilk ele alan izm.; anarşizm ve blanquizmdir.. daha sonra konuya marks dahil olmuştur..

ilk tartışmaların ana başlığı.; iktidarı alma ve koruma yolu-yöntemidir..

özellikle 1848 yenilgisinden sonra., silahlı mücadele.; örgütlenme ve propaganda başlıkları altında tartışılmaya başlanmıştır..

kitlelerin örgütlenmesi ve kitlelere propaganda yolları ve aynı zamanda iktidara yürüme tarzı anlamında tartışmalar yoğunlaşmıştır..

bu aşamadaki tartışmalar., iktidara yürüme ve alma anlamında silahlı mücadeleyi red etmemiştir.. ama örgütlenme ve propaganda zeminlerinde yoğun tartışılmıştır..
yani.; silahlı mücadele., örgütlenme-propaganda aracı mı? dır.. yoksa iktidarı alma aracı mı? dır..

silahlı mücadele zeminindeki tartışmalarda ortaya çıkan ilk ayrışma burasıdır..

- örgütlenme ve propaganda silahlı mücadele ile olur-olmaz..
- silahlı mücadele iktidarı alma aşaması ve koşulları içinde geçerli olabilir..

bu tartışmaların ana merkezi.; iktidarı almanın tarihsel-nesnel koşullarının olup-olmadığı üzerinde., yani başlığı altında., yoğunlaştı..

eğer.,iktidarı almanın tarihsel-nesnel objektif koşulları oluşmamış ise., haliyle iktidara yürünemez.. iktidara yürüyecek sınıf., o aşamaya hazırlanır..
bir şeyi açıklayayım.. buradaki sınıfın iktidara yürüme aşamasına gelmesi için yapılan hazırlık.. iktidarı alma hazırlığı değil., sınıfın gelişmesi(niceliksel ) ve bilinçlenmesi(niteli ksel) olayıdır..

işte bu aşamada., ortaya iki ayrı anlayış çıktı..
1- bu aşamalarda bile iktidarı almanın koşulları vardır.. sadece kitlelerin silahlandırılması ve iktidara yürütülmesi yaratılmalıdır..
bu kesimleri., anarşistler., blanquistler olarak tanımlayabiliriz..

2- özellikle.,1848 yenilgisinden sonra., kapitalist sistem ve egemen sınıflarının hala ilerici muhteva taşıdığı ve tarihsel ilerlemenin ana motoru olduğu., ana ezilen sınıfın ise halen gerekli nitel-nicel gelişmesini tamamlamadığı., yani tarihin değişim koşullarının henüz oluşmadığı., bu anlamda., ana ezilen sınıfın iktidarı alma koşullarının., tarihsel -nesnel oluşmadığı.. tezleri ortaya çıktı..
bu anlayışın ana tezi.; üretici güçler tezidir.

gerek lasalleciler.,gerek ingiliz sosyalistleri vs. benzer nedenlerle aynı çizgide idiler.. ama., bu kesimin başat çzigisini marks yaratmış ve bu kesimi etkileyebilmiştir..

1871 paris komünü birinci kesimin iddiaları noktasında bir ispat oldu.. bu gelişme., avrupayı sarstı.. ama çok kısa sürdü ve yenildi..
işte bu tarihten itibaren., marksın başını çektiği ikinci kesim çizgi-leri başat oldular.. enternasyonalde birlikte oldukları anartşistleri ve blanquistleri., aslında daha doğru söylem ve o dönemin litaratürü ile., terörizmi(silahlı mücadele) savunanları enternasyonal içinden tasfiye ettiler..
enternasyonaldan atılma resmi gerekçeler de.; terör eylemleri ile enternasyonalin yasal-meşru bir yapı olmasının örselendiği üzerinedir..

bu iki çizgi/anlayış.,kendi iç versiyonları ile., 1917(milad anlamında temsilen alındı) miladına kadar.. net biçimde karşılıklı mevzilenmiş halde ola geldi..

şunu demek istiyorum..
günümüz marksistlerin., leninist kesimleri., bu tarihsel süreci ve silahlı mücadele anlamındaki bu iki çizgisel karştlığı "unutmuş" tarih yazılımından silmişlerdir..

şu savunma arkasına sığınırlar..
üretici güçlerin gelişmişlik aşaması o dönemde silahlı mücadeleyi gerekli kılmıyordu.. çünkü., kapitalist sistem ve sınıfı halen tarihi ilerletiyordu.. devrimciydi.. bu anlamda., yerini alacak devrimci sınıf için henüz vakit gelmemişti..

bu tezin yaratıcısı marks.. 1883 ., halefi engels., 1895 yılında öldüler.. bu tarihe kadar da., üretici güçlerin artık gerekli aşamaya geldiği ve işçi sınıfının iktidarı alma koşullarının da oluştuğu üzerine tek kelimeleri yoktur.. 1917 devrimi ile bu tarihler arasında., 22 yıl var.. yani marks yada engels., yaşamlarındaki son yıllarda., 22 yıl sonrasını öngörememiler mi? yada., bu 22 yıl içinde üretici güçlerin gelişiminde hızlı ve köklü ne değişimler olmuştur..
bunlar yoktur.. silahlı mücadeleyi., ama belirli sınırlarla savunan lenin bile bunu izah etmeden., burjuvazi devrimci barutunu yitirmiş demiştir..

üretici güçler tezine göre.; burjuvazinin barutunu dolduran., yadaboşaltan., üreticigüçlerin geldiği aşamadır.. 1700lerin son çeyreğinde doldurdu ise 1800lerin sonunda boşaltmışise., bunun açıklaması barut ile değil.. barutu dolduran nesnel koşullarla., yani., üretici güçlerin gelişmişlik seviyesi ile açıklanır..
lenin'de bu yok demiştim.. lenin emperyalizm ile bunu açıklar ama emperyalizm olarak yazdıkları ondan çok önce yazılmış., ama kapitalizm tanımı içindeki tezlerdir.. lenin.; buna sadece., kapitalizmin en son aşaması demiştir..

bunlar bir yana., marksın temel tezlerine göre bu devrimin koşulları rusya'da zaten mevcut değildi.. lenin buna da çözüm bulmuştur..
burjuvazinin eksik kalan devrimini işçi sınıfı tamalayacaktır.. demiştir.. zaten bu yüzen 1917 hemen öncesi ve sonrasında., yaratılan iktidara pd dememiştir.. işçi-köylü iktidarı demiştir..

buraya kadar anlattıklarım.. silahlı mücadele baz alınır ise., bu zeminde., günümüz., marksist ve marksist-leninistleri nezdinde yaratılmış.. tarihsel bir reformizm ve oportünizm ve tasfiyecilik tarihidir..

özellikle., 1917 sonrasında., küresel olarak ortaya çıkan komünizm empatisi ve güvencesi ile birlikte., marksın envanterinde olmayan., silahlı mücadeleler hızlandı..

ezilen etnik sınıflar.. yada etnik mücadele
en çarpıcı olanı vietnam sürecidir..
............. devam edecek.............. .







üreticigüçlerin gelişme süreci içinde ilerici olan sistem ve sınıfı vardır.. bu sistem aşamasını tamamlamadan., devrimin objektif koşulları nesnel olarak yok demektir..





__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24 Mart 2013, 23:46   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart

buraya kadar anlattıklarım.. silahlı mücadele baz alınır ise., bu zeminde., günümüz., marksist ve marksist-leninistleri nezdinde yaratılmış.. tarihsel bir reformizm ve oportünizm ve tasfiyecilik tarihidir..

yukarıda yaptığım tespit.. oldukça iddialı ve cesurcadır.. ama bir o kadarda., herkesin bilip de bilmemezliğe geldiği bir gerçekliktir..

yine de., hıristiyanlık bir din değildir.. isa!da peygamber değildir.. denildiğinde alınacak tepkilerin aynısını alırsın.. bu iddiaya., sadece hıristiyanlar itiraz etmez., müslümanlar da eder.. ama., ilginçtir., hepsinin başat aldığı yahudiler itiraz eder...

bu tespitime de., marksistler., itiraz etmez.. elbette ithamlara ederler ama sürecin böyle işlediğine itiraz etmezler.. çünkü., onlar., marksın tezlerini savunuyorlar..

kapitalizm aşamasını tamamlamadan işçi sınıfının iktidarı olanaksızdır.. olsa da işlevi yine burjuva ilerlemesi olacaktır..
işte oportünizm bu noktada başlar..

bu öngörüsel tespite rağmen., 1871 paris komünü pd olarak selamlandı.. eleştirildi ama hem selamlandı.,
selamlandı ama., akabinde., bunun yaratıcıları enternasyonalden tasfiye edildi..
edilme nedeni.; silahlı mücadele(terör) tarzını işletenler., bundan sonra., işçi sınıfı mücadelesi dahilinde sayılmasın.. bundan sonra görev(örgütlenme-mücadele biçimi) sınıfı bilinçlendirmek., sınıfın gelişmesini sağlayan üretici güçlerin gelişimine hizmet etmektir.. zaten bu durum kaçınılmaz tarihsel nesnel bir olgudur.. maddi yaşamın bilince akışının en bilimsel oluşumudur..

silahlı mücadele verenlerle yollar kalın çizgilerle ayrılırken., lasalleciler gibi., burjuva reformistleri ile yollar birleştirilmiştir.. genel oy silahının önemi., modernitenin gelişimi ve yerkürenin geri bölgelerine yayılımı vs. hep olumluluktur.. kapitalizm anlamında eleştiri ama üreticigüçler zemininde olumluluktur..

"günümüz".. silahlı mücadele savunucuları., şimdi kalkmış., marks ve dönemine yönelik en ufak eleştiriyi "küfür ve düşmanlık saymaktadır..
ama., utanmadan., o dönemin silahlı mücadele savunucularına küfür eden ve düşmanlık yapanların devamcısız derken., o düşmanların yarattığı her şeye sahipçıkmaktadırlar. .

1848 ayaklanmaları., 1871 paris komünü., 1 mayıs., 8 mart., tüm bunlar., o dönemin marksizm düşmanlarının yaratımıdır..
kısaca., marksın oportünizmini ardılları katmerlice işletmiştir..

günümüz(20.yy.ve 21.yy.) m-l'leri.; silahlı mücadelenin gerekliliğini., kapitalizmin geldiği aşama ve bu anlamda sınıfın iktidarı alabilme nitel-nicel koşullarına vardığı tespitlerine mi? dayandırır..
HAYIR.. oysa temellerine aldıkları marks buna dayandırır.. sadece buna..
işte bu da oportünizmdir..

bu oportünizmin başat lideri de lenin'dir..
lenin.; bu marks dışı anlayışı rusyaya uyarlamıştır.. yani revize etmiştir.. işçi sınıfının nitel-nicel gelişmişliği ve kapitalizmin de bu anlamda nesnel gelişmişliği tezini es geçmiş., koşulların uygunluğu ve bunu kullanma yetisi öne çıkmıştır..
savaşın yarattığı kaos üzerinden devrimi örgütlemiştir..
yani., marksın tüm tezlerini altüst etmiştir.. yani., marksın tezlerin,n geçersiliğini ispatlamıştır.. sonra bunlara marks tezlerine uygun kılıflar yaratmıştır..

rusyada burjuva devrimi olmuştur.. 1905 "devrimi" burjuva devrimidir.. yetmez ise., 1917 nisan da bunun tamamlanmasıdır..
1789 fransız burjuva devrimi olduğundaki koşullar ile rusyadaki kapitalizm koşulları çok farklı değil., hatta daha ileri.. o tarihe burjuva devrimi deniliyor ise., buna da denilebilinir..
bu zeminlerde.. doğrudur.. ama şu eksiktir..marks 1789'u burjuva siyasal devrimleri olarak gördü.. kapitalizmin gelişip., tarihsel sürecini tamamladığı olgu olarak görmedi.. aksine bu siyasal devrimler ile üretici güçlerin tıkanıklığı aşıldı., kapitalizm kendi mecrasına., yani tarihsel ilerleme mecrasına girdi..
rusya 1905 ve 1917 nisan siyasal "devrimleri için bu denilebilinir..
işte lenin reviyonist-oportünistliği burada netleşir..

lenin.; burada., bu tezi es geçti.. siyasal üst yapı devrim!!lerini baz almaklayetindi.. üretici güçlerin gelişimindeki kalan işleri., sosyalist iktidar tamamlayacaktır dedi..

yani.; iktidara yürümenin koşullarını es geçtiğigibi., bu koşullara göre ortaya çıkacak olan silahlı mücadeleyi de ayaklanma ile tanımladı..
böyle yapmak zorundaydı.. hatta yer yer işçi sınıfı barşikat savaşlarını da olumlamak zorundaydı.. çünkü.,o zamana kadar., kitleleri örgütleme ve ayaklanmaya hazırlama mücadele biçimi olan silahlı mücadele(terör) eylemlerini., egemenler gibi"terör" olarak tanımladı..
lenin ve arkadaşları tarih yazarken., 1917 halk devrimini de revize ettiler.. 1917 halk devrimi ayaklanma değildi.. uzun bir iç savaş süreci sonunda tamamlandı.. sonrasının bütün devrimleri gibi..

bu anlamda., lenin ile başlayan marksist oportünizminin ikinci aşamasını anlatacağım..

...... devam edecek............


__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Mart 2013, 01:25   #3
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart


bu bölüme başlamadan önce bir noktaya değineyim..
sonuçları., yani yıkımı yaşanmış bile olsa., rus halk devrimi bir değerdir.. ezilmişlerin yarattığı bir isyan bir özgürleşme deneyimi idi.. ve bunu lenin çizgisi başardı.. ama bu başarıya giden yolların basamaklarını sr ve narodnikler döşediler..
lenin., bunları bildiği halde., devrimi marksizme uyarlamaya çalışmakla oportünizm yapmış., ama marksizmden "sapma" ile de marksa göre olmaması gereken rusyada halk devrimi yapabilmiştir..
bunları belirtiyorum..çünkü anlamsız tartışma zeminleri yaşamak istemiyorum..
.................... .................... .................... .................... .......

1917 rusya halk devriminden sonra., marks görüşleri iki net çizgisel ayrışma yaşamıştır.. ben buna marks oportünizminin ayrışması diyorum..
ve bunu silahlı mücadele temelinde ele alıp., devam edeceğim.. diğer zeminleri konu dışıdır ama bağlantılıdır..

burada., oportünizm ikiye ayrılır..


birincileri marksist-leninistler'dir.; silahlı mücadeleyi silahlı ayaklanma olarak görürler.. marks belirtmemiştir ama lenin belirtmiştir.. kapitalizm sürecini tamamlamıştır.. bu anlamda devrimin objektif koşulları vardır.. subjektif koşullarını da parti oluşturacaktır.. oluşunca zaten silahlı ayaklanma ile iktidar alınacaktır.. ama o aşamaya kadar., silahlı mücadele temel değildir..
1918'den sonra., bu görüş avrupada kalmamıştır.. ama., ilginçtir.. iktidarı alacak işçi sınıfının nitel-nicel oluşmadığı., kapitalizmin tam gelişmediği hatta yarım bile gelişmediği doğu yarım kürede bu görüşler savunulmuştur..
tıpkı rusya halk devrimi gibi., ikinci savaşın yarattığı koşullar üzerine devrim yapmışlardır..

ikincileri., marksist-leninist ve "maoist"lerdir.. çin-vietnam kp'leri olmayan işçi sınıfı ile devrim yapmak için beklemek ile savaşmak arasında gidip gelirlerken., yaşamın diyalektiği onları "savaş"tırmak zorunda bırakmıştır..

marksist-leninistlerin etkisindeki kp'nin çin devrimi üzerindeki bu açmazlarını., yine rusya örneği gibi savaş çözmüştür.. savaş değişimi zorlamış., çin kp'si içinden mao ortaya çıkmıştır..
nasıl ki., 1917 de., rus kp'si içinden lenin çıkıp., marksın tezlerini aşmış ve rus halk devrimini yaratmışise., çin kp'siiçinden de maoçıkıp.,lenin tezlerini aşıp., çin devrimini yaratmıştır.. bunu ho amca ve küba izlemiştir..

silahlı ayaklanma yerine halk savaşı olarak formüle edilen yeni silahlı mücadele biçimi litaratüre girdiğinde., silahlı ayaklanma ile halk savaşı arasındaki fark nedir? tartışılmıştır..
bu ayrım.: sovyetik tipli ayaklanma strateji ile uzun süreli silahlı mücadele ile halk savaşı stratejisi olarak formüle edilmiştir..

aradaki farklar ise., ülkenin., kapitalistleşmesine göre tanımlanmıştır..
oysa., gerek çin gerek doğu avrupa devrimleri bu ikili tezlerin çok dışında oluşmuştur.. savaş ve japon işgalinin yarattığı devlet-halk refleksi ile başlayan bir toplu direniş içinde ve yine alman işgalinin yarattığı devlet-halk refleksi ile başlayan bir toplu direniş içinde yaşanan iç savaş sonrası bu devrimler olagelmiştir.. bu yüzden., tüm halk savaşı tezleri., gizli yada açık bir emperyalist işgal üzerine oturtulmaktadır.. yani., egemen bir devlete karşı anti-kapitalist bir halk devrimi değil., anti-sömürgeci bir devrim paradıgması asıl zemindir.. sanki bir gizli-açık işgal olmasa bu halk savaşı ve halk devrimi olası olmayacak., silahlı ayaklanma tarzında olması gerekecek..

teorik karmaşa.,oportünizmi yaratmıştır..her ne kadar., amaçlar masum ve haklı olsa da sonuçta zeminelrde teorik olarak oportünizm kalın hatları ile mevcuttur..

burjuva devrimini tamamlamış ülkelerde uzun süreli evrimci hazırlık ile yaratılan işçi sınıfı ayaklanması.. geçerlidir denilmiş., bu teze uygunluğu noktasında., rusyanın bu koşulları tamamlayıp tamamladığına bakılmamış.. bırakalım rusyayı., devrim sonrasında sömürgelerinden ortaya çıkan sosyalist devletlerin yapısına bile bakılmamış.. buralardaki devrim biçimi nedir? sorgulanmamıştır..
hatta bu sömürgelerdeki devrimlerin yaratılmasının uzun süreli bir iç savaş(halk savaşı) sonucu olduğu iddiaedilebilirdi.. ama bunu yapan rus kızılordusu olduğundan pek uymayacaktı.. zaten çarlık rusyası vatan anlayışı temelinden bakıldığından., 1917 de petrograd'da iktidar olmak sayesinde., çarlık mülkiyeti hakkına dayalı olarak., buralarda da devrim yapılmış sayıldı.. sadece 2 yıl süren bir iç savaş ile bu tescil ettirildi..
bu anlattığım teorik karmaşa ve oportünizme denk düşmeyen tek devrim.; küba devrimidir.. direk silahlı mücadele zemini üzerinden halkın örgütlenip., iktidara yürünmüştür.. ne bir savaş sözkonusudur.. ne de bir açık işgal.. direk sisteme karşı bir anti-kapitalist devrimdir.. ama bu devrim de., "teori"ye uydurulmuştur.. gizli işgal espirisi budur.. oysa abd askeri olarak küba devrimi sürecinde yoktur.. en azından., rus devriminde ingiltere güçleri çatışılmamış olsa dahi resmen vardı..

vietnam devrimi de bu anlamda açık işgal üzerine başlamıştır.. tamamlanması yani ikinci ve asıl devrim sayılan aşaması ise.,iki ayrı vietnam devleti arasında sürmüş., ama abd açık olarak yer almıştır..

şunu demek istiyorum.. 20.yy.devrimve silahlımücadeletezle riyaşamın gerçekleri içinden çıkmış olsa da oportünistçe var olan teorilere uydurulmuş garabetleştirilmişti r..

var olan., marksist-leninist ve maoist silahlı mücadele anlayışları bu anlamda oportünisttir..
amaç ve mücadele anlamında fedakarlık., içermesi ayrıdır.. teorik oportünizmi ayrıdır..

bu oportünizm.; yaratılan tüm halk devrimi deneyimleri ve bu deneyimlerin yarattığı değerleri çürüterek günümüze gelmiştir.. resmi tarih yazılımları gibi tarih "yazılmış"tır..

bu yüzden yaşamın koşullarının yarattığı fırsatlardan faydalanmalar., teorik doğrular ve tutarlılıkların üzerinden değil., toplumsal direnişler ve bu direnişleri örgütleyen öncülükler sayesinde olagelmiş ama bu teorik oportünizm yüzünden de., her yaratılan yıkılmıştır..

küba devrimi ve ikinvi vietnam devrimi hariç, tüm devrimler.,savaşın yarattığı koşulların değerlendirilmesi üzerine olagelmiştir.. bu teorilerin yaratımı değildir.. sırası ile., 1800'lerin marksizmine sadık kalınsaydı., rusyada devrim olamazdı.. leninizme sadık kalınsaydı., çin-arnavutluk-yugoslavya ve çin-vietnam-küba devrimleri olamazdı..

nasıl bir teorik zemin/paradıgma ise., aşıldıkça devrim olabilmektedir..
silahlı mücadele anlayışları da buna bağlıdır..
marksizmin silahlımücadele anlayışını lenşin aşmasaydı rusyada leninizmin silahlı mücadele anlayışını mao aşmasaydı çin'de devrim olmazdı.. maoizm'i fidel aşmasaydı küba'da devrim olmazdı..

marksa göre., kapitalizm gelişmesini tamamlanmadan işçisınıfının nicel çoüunluğu örgütlenip., ayaklanma aşamasına getirilmeden., silahlı mücadele olmaz devrim de olmaz.. ama rusyada oldu..

rusya devriminde işçi sınıfının rolü yok değildi ama marksın anlayışına göre de var değildi.. olmayan şey olmuş gibi"yazıldı".. buna rağmen çin olmayan işçisınıfı ve olmayan ayaklanma yerine silahlı mücadele ile kitleleri(köylülük) toparlayıp işçi sınıfı adına devrim yaptı.. bunu da açık işgale bağladı.. rus devriminden apartma "işçi sınıfı adına" tezi yazıldı..
küba.; işçi sınıfı yokken ve açık işgal de yokken., silahlı mücadele ile devrim yaptı.. maoizme kalsa abd işgalini beklemesi gerekecekti..

tüm bu küresel toplumsal savaşlar(devrimci mücadeleler) rusya dahil hepsinde marksizm adına red edildi.. çin.; hem marksizm hem de leninizm adına red edildi.. küba'ya maoizm adına red eklendi..
.... devam edecek.......

__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Mart 2013, 00:14   #4
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart

tüm bu küresel toplumsal savaşlar(devrimci mücadeleler) rusya dahil hepsinde marksizm adına red edildi.. çin.; hem marksizm hem de leninizm adına red edildi.. küba'ya maoizm adına red eklendi..

bilindiği gibi., rus devrimi., marks tezlerinin çok dışında idi.. ve aynı süreçde avrupada devrimler bekleniyordu.. petrograd iktidarı tek başına devrimin bitişine kanıt değildi.. bu anlamda sovyetik ayaklanma gibi bir tez.. gerçeklikte olmayan bir şeydir.. asıl olarak uzun bir iç savaş sonrası netleşti.. ..

rusya sovyetik tip ayaklanma tezi ile ilgili bir diğer önemli nokta da.; rus devriminin., nicelik olarak gelişen işçi sınıfının leninsit birparti öncülüğünde., niteliksel politik örgütlendirilmesi sonucu iktidara yönelik bir ayaklanma ile olmamasıdır.. savaşın yıkımı üzerine ortaya çıkan her sınıfın var ola iktidara karşı çıkması ve savaşın bitmesi ile ortaya çıkan halk direnişi sonucudur..

her şeyden önce., ortada leninist çelik çekirdek disiplinli bir parti de yoktu.. ayaklanmayı örgütleyen ve önderlik yapan troçky leninist değil.. ayaklanmanın ana gücü kronştad asker sovyeti marksist değil..

rus halk devrimi "yazılan"lara göre olmadı.. olan marksa göre uyarlandı(yazıldı) ama marks ile ilgisi olmayınca buna leninizm olarak eklendi..
lenin., marksa hep sadık kalmaya çalıştı.. leninizm! marksı aşarak rus halk devrimini yapabildi ama marksa sadık kalarak sozyalizm kuruluşu işletti..
bu anlamda.; lenin marksist değildi demek., isa., inanç olarak., hıristiyan değil yahudi idi demek kadar doğru olmakla birlikte realitede geçerli değildir..
isa yahudiliği red etmeden aşmaya kalktı ama aşmadan yahudi kaldı.. ardılları ise., tevrata incili ekledi.. tevrat temel zemin kaldı.. işte bu yüzden marksizm ile m-l kan uyuşmazlığı yaşar..

uzunca anlattım.. çünkü., burası anlaşılmadan.,rus halk devrimindeki silahlı mücadele anlayışı çözümlenemez..

1917 rus halk devrimi., silahlı mücadeleyi savunanlara yeniahit yaniincil yazma fırsatı verdi ise de., tevrat ortada dururken., haliyle ortaya bir çok incil yani bir çok leninizm anlayışı çıktı.. ve birçok silahlı mücadele anlayışı da...

rus halk devriminden sonra., ortaya çıkan halk savaşı tezlerinin marks ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.. ama kendilerini lenin üzerinden marksa bağlarlar.. ama lenin'de halk savaşı yoktur..

yoktur.. ama., yerkürede var olan sömürgeler ve ezilen toplumlar isyan halindedir.. bu isyanların başat aktörleri ise., komünistler değildir.. ama içine girenler olmaktadır.. 1900'ların ilk çeyreği bitmeye başladığında., avrupada., vatanseverlik ve şövenizm hızla yükselirken., sovyetlerde aynı şekilde işçi sınıfının anavatanı anlayışı ve sovyet "rusya" devleti vatandaşlığı yükselmeye başlamıştı..

latin amerikada., zapata rüzgarı esmiş ve derin izler bırakmıştı.. marksist değildi.. sandino da değildi.. latin amerikada halk isyanları., ya kendi bağırlarından çıkan yerel eşkiya-önderlerin yada ispanyol kökenli anti-sömürgeci egemen coudillo(kurtarıcı) olan bolivar-san martin gibilerin zeminlerinde yükseldi..

çinde başlayan mao rüzgarı ile birlikte bu halk isyanları komünistlere yaklaştı.. aslında komünistler bu halk isyanlarına yaklaştı.. çünkü., marks ve lenin çizgisinin dışına çıkarak bunu yapabildiler ama "tarif" olarak m-l kaldılar.. çünkü., yerkürede sscb vardı.. komünistlik buraya bağlılıkileölçülüyor du.. bunu ispanya iç savaşında netleştirdiler.. sscb yanlısı olmayanlar tasfiye edildi..

2. savaş sonrası ortaya garabet bir durum çıktı.. ne marks ne lenin ile ilgisi olmayan ama marksı ve lenin'itemelalan halk savaşı ve halk iktidarı savunucuları..
bunlar çağın savaşçı neo-oportünistleri oldular..

savaşıyorlardı.. hem de fedakarca savaşıyor., kapitalist sitemin küreselleşmesini sarsıyorlardı.. aynı süreç içinde sscb ise geriye doğru "ilerliyordu"..

buraya virgül koyup., sürecin içinde., sürecin ideolojik zeminlerine bağlı olarak., silahlı mücadele anlayışlarına değineceğim..












ama küresel anlamda., halkların özgürlük mücadeleleri çeşitli biçimlerde yükseldi.. teorik oportünizmin yarattığı anlamsız tartışmalarla ilerleyen süreçler giderek kendini tekraralayan ama birsonuca ulaşamayan mücadelelere dönüştü..
silahlı mücadele ve yenilgi..sonrasında "koşullar" konumlar vs. tartışmaları ile karışık., silahlı mücadele tartışmaları..
özellikle reel sosyalizmlerin yılıkması ilebirlikte bu mücadele süreçleriçökmeye başladı tespitiyapılır..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27 Mart 2013, 12:10   #5
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart

buraya virgül koyup., sürecin içinde., sürecin ideolojik zeminlerine bağlı olarak., silahlı mücadele anlayışlarına değineceğim..

küresel anlamda., halkların özgürlük mücadeleleri çeşitli biçimlerde yükseldi.. teorik oportünizmin yarattığı anlamsız tartışmalarla ilerleyen süreçler giderek kendini tekraralayan ama birsonuca ulaşamayan mücadelelere dönüştü..
silahlı mücadele ve yenilgi..sonrasında "koşullar" konumlar vs. tartışmaları ile karışık., silahlı mücadele tartışmaları..
özellikle reel sosyalizmlerin yılıkması ilebirlikte bu mücadele süreçleri çökmeye başladı tespiti yapılır
..


1800'lerden başlayan., günüze kadar gelen., komünist ideoloji çerçevesinde., silahlı mücadele anlayışlarının temelinde., iktidarı olgusu vardır.. bu noktada., anarşistlerden., blanquistlere ve marksist ve sonrasındaki m-l ve de mao vs. çizgilerinde bu temel olgudur..
ve çok da doğrudur..

iktidar bir güç ile elde edilir ve elde tutulur.. bu genel tanıma., bu "güç" de silahtır.. diye yanıt verilebilinir mi? .. hem evet., hem hayır..
biliyoruz ki., antik çağlarda ve öncesinde., ilk iktidarları meşru ve kalıcı kılan., olgu.; var olan erkin., o toplum nezdindeki sosyal-kültürel meşruiyetini sağlayan toplumsal hukuku idi.. o toplumsal yapıdaki erksel güç yer değiştirirken., şidet yaşansa bile., toplumsal hukuk meşruiyeti sağlanmadan kabül görmezdi..

yani.; kabile içindeki erk olan klan/oba(hanedan/aile)., bir sosyal-hukuka göre orada otururdu.. silahlı güç bu erki korumaktan çok., kabileyi korumakla işlevselliği nezdinde muteberdi.. elbette aynı zamanda., başka erksel güçler içinde caydırıcı özelliği vardı..
içlerinden bir başka silahlı güç., iktidar olabilmek için., bu toplumsal sosyal-hukuka dayanmak zorunda idi.. yada o hukuku değiştirmek.. zorunda idi..

devlet denilen nüvesel yapılaşma ile birlikte bu ilke değişmedi.. bedrettin isyanı denilen aslı börklüce mustafa isyanı olan olayda bedrettin., bir osmanlı şehzadesine dayanarak etkin olmaya çalışmıştır.. asıl isyan., bu şehzadenin tasfiyesi ile başlamıştır..

şunu söylemek istiyorum.. iktidar namlunun ucundadır söylemi sadece işin bir yanı., bir aracıdır.. burada aslolan.; iktidar kavramıdır..

hangi toplumsal tabana ve hangi meşruiyete bağlı olarak iktidar isteyeceksin .. bu önemlidir..

19.yy. komünist ideolojileri., buna işçi sınıfı adına olarak temel bir yanıt bulmuşlardır.. demagojiler bir yana., o dönemin tüm "izm"leri bu noktada çok netti.. sadece iktidara gidiş aracı ve zamanı noktasında farklılıkları vardı..

1848 yenilgi dönemi sonrasında ortay çıkan ve günümüzde komünizm ile aynı tanımla anılan marksizm.; öncelikle., iktidarı almanın zamanı ile ilgili teori üretti.. bu anlamda., silahlı mücadeleyi red etmese de., zamanı olmadığı gerekçesi ile o aşamada gereksiz olduğunu söylemiş oldu..
günümüz marksistlerinin bahaneleri ile bu., aynı şey değildir..

marks.; silahlı mücadeleyi tartışmadı.. iktidarı alma aşamasının henüz tarihse-nesnel olarak oluşmadığını iddia etti.. yani., ne güç., ne niyet., ne de gereklilik zemininde tartıştı.. kapitalizm ve sınıfının iktidarını meşru gördü.. ilerlemeci gördü.. bu anlamda., bakarsak., bu iktidara yönelik her karşı iktidar hamlesi üretici güçlerin tarihsel ilerlemesine karşı bir "devrim" olmak zorundadır..

elbette., ne 1848 ne 1871 hamlelerine karşı-devrim demedi.. sadece beyhude çaba ve kaçınılmaz tarihsel-nesnel yenilgi zeminleri dedi.. hatta ekledi.. tüm bunlar., aslında burjuva devrimlerine., yani üretici güçlerin ilerleme sürecine bir katkıdan öteye geçemez dedi..

günümüz silahlı mücadele savunucuları ve iktidar alma iddiası sahipleri.. bunu atlar..tarihte olmuşbir olgu ama şimdi geçti koşullar değişti der..
der.... ama..; o dönemin bu duruşunu da onaylar.. olumlar..
bir olumlama varsa., gerekçelerin de olumlanması var demektir..

iktidarı almanın koşullarının üretici güçlerin geldiği aşama ile bağlantısı., içeriğindeki en önemli fenomen.; iktidarı alacak olan sınıfın olması ile anlamlıdır..

ayrıca., bu sınıfın.,şu veya bu nitel-nicel varlığı da yetmez., iktidarı alma "hakkını" kazanabilmesi., üretici güçlerin geldiği aşamaya bağılıdır..
öncelikle bu nesnel "durum" oluşmalıdır.. bu nesnel durumun oluştuğunun delileri de vardır.. bunu da kapitalist üretim biçiminin alttan üste(ekonomik-sosyal-kültürel ve siyasal) hakimiyeti ve eski üretim biçimlerini ve güçlerini tasfiye etmiş olması ile açıklar..

bu temelde bakarsak.; ne rusya ne çin ne küba ne vietnam ne balkanlar ne kızılordu eli ile doğu avrupa olan-biten birer komünist devrim değildir.. kapitalizmin tamamlanmasına ve işçi sınıfının varlığının netleşmesine hizmet eden olgulardır..

o dönemler., marks gökyüzündeki yerinden aşağıya baktığında.. aynen bunu söylecekti.. söylediğinde itiraz edilse de., tarihin akışı bunu ispatlamıştır..

hindistanın 1800ler sonlarındaki konumuna bakarak marks.; ne söyledi ise., 1930-40.,50-70-80 yıllarında daha geri olan., afrika., çin hindi ve latin amerika ülkeleri için de aynısını söylerdi..
ama., marksı.; ne lenin dinledi bu temelde dikkate aldı.. ne de bu saydığım ülke marksistleri.. marksı başka zeminlerde dikkate aldılar.. ama tarih onlara ironi yaptı.. marksı haklı çıkarttı..

mesele iktidarı almak ve bunu silahlı mı? silahsız mı? almak değildir.. elbette silahla korunan bir iktidarı yine silahla alabilirsin.. marks buna istisnai olasılıklar dışında itiraz etmemiştir..
sadece., bunun zamanı ve alacak olan gücü(sınıfı) ile ilgili kesin net iddialarda bulunmuştur..

türkiyede., hem geri kapitalizm analiz-tespitleri yapacaksın.. hemde iktidarı alma iddiasında bulunacaksın..
hem., iktidarın silahlı mücadele ile alınacağını iddia edecek., hemde., alacak olan sınıfı kitlesel olarak örgütlemeyi silahlı mücadele yöntemleri ile yapmayacak., ve de., bu kitleyi zamanı gelince silahlı ayaklanma işinde başat sunacaksın..
bunun adına oportünizm denir.. üstelik marks teorilerini revize eden bir oportünizm..

diğerlerine gelince.;
türkiye., yarı yada yeni sömürge., gizli-açık emperyalist(yani kapiyalist) işgal altında., tespiti yapacaksın..
hem marksın temel tezlerine sadık kalacaksın., hemde marksın bu temel tezlerini red eden bir sınıf mücadelesi ve iktidarı alma stratejisi çizeceksin.. sınıfın olmadığı bir yerde iktidarı., olmayan sınıf adına., almaya aday olacaksın.. marks buna 1800'lerde ne diyordu çok açık..
bunlar diğerlerine göre marksı revize de edemiyorlar.. yahudiliği temel alan ama aslında kendilerini yeni bir din olarak ortaya çıkan iseviler gibiler.. pavlus ortaya çıkıp., bu yeni bir dindir dediğinde pavlusa perinçek diyeceksin.. ama pavlus izinde yürüyeceksin..

bu söylediklerim.. tartışılmaktan kaçınılan kuran ayetlerini tartışmaya açmaktır.. haliyle aforoz edileceğim., kafir ilan edileceğim..

mesele.: benim., bu çevrelerin., marksizm noktasındaki revizyoner oportnistliğini teşhirim değildir.. asıl sorun.. devlet ve iktidar zemininde saklıdır..
bu anlamda.,mesele.: silahlı mücadelenin toplumsal dönüşüm/devrim noktasındaki kullanımı zeminindeki "teori"ler de değildir.. bizzat., toplumsal devrimin devlet-iktidar ile özdeş tutulmasınadır..
bu noktada bile marksı revize ediyorlar..

marks.; toplumsal devrimi pd., yani devlet ve üzerinde iktidar olma ile tanımlamadı.. bu yüzden bu olguya., "siyasi devrim" dedi. toplumsal devrim demedi.. bu araç ile toplumsal devrime ilerlenebilinir dedi..

silahlı mücadele., iktidar ve devlet nezdinde., bu anlamda tartışılmalıdır.. bu anlamda., devlet-iktidar tartışılmalıdır..
yani.; toplumsal devrim süreci içinde devlet-iktidar olmadan bu olanaklı mı? olanaksız mı? yanibu zorunlu!! aşama zorunlu mu? bu tartışılmalıdır.. silahlı mücadele bunlardan birinin aracıdır temelinde tartışılmaz.. çünkü her ikisininde ve toplumsal mücadelenin her noktası içinde işlevsel bir araçtır..
nerde., nasıl., neden., hangi biçimlerle soruları ile tartışılır..


























__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28 Mart 2013, 00:39   #6
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart

toplumsal kurtuluş., yada toplumsal özgürlük.; mülkiyetçi-sınıflı toplumsal sistemlerin ortaya çıkışından itibaren insanlığın ilgi alanı olmuştur..
tarih olarak., kim ne "yazmış" olursa olsun.. daima mülkiyet ve sınıf(kast) temellerinde sorgulanmıştır.. çözümler bu temeller üzerinden her sınıfın yaşadığı baskı zeminlerinde aranmıştır..

aydınlanma çağı ilebirlikte başat olan avrupa/batı "uygarlığı"., doğu uygarlığı gibi ayrımlar nedeniyle., insanlığın bu geçmiş tarihi süreçleri rafa kaldırılmış., uygarlık.; antik grek ve roma ile başlatılmıştır..
buradan(aydınlanma-pozitivizm-modernite) beslenen komünizm ideolojileri.. yine avrupa temellidir..

1700'lerle birlikte., öne çıkan., kapitalist modernite/aydınlanma felsefeleri., toplumsal yaşamı devlet-iktidar temelli sorgularken., devlet-iktidar karakterini de ekonomik yaşam zeminlerine göre tanımlamıştır..

devlet-iktidarda hangi sınıf-lar varsa., egemen onlardır.,ekonomik yaşamda da başat onlardır gibi kaba analitik çözümlemelerle., teoriler yazmışlardır.. 1700'lerin yükselen yıldız(ilerlemeci-devrimci) sınıfı burjuvazi olmuştur.. bu sınıf tanımının içindeki zeminlere önceleri bütünsel bakılmıştır.. bir tarafda aristokrasi ve kilise., diğer tarafta bunlara karşıt olan-lar.. ve iktidara adaylıkta en "müsait" olan bu karşıtlar içindeki başat sınıf da burjuvazi..

1800'lerin ilk çeyreğinden itibaren., burjuvazi dışında bir toplumsal kurtuluş önderi sınıf aranmış ise de yine kent yaşamı içindeki bir sınıf aday olarak seçilmiştir.. kent yaşamı içinde ezilenler arasında., üste en yakın sınıf çalışanlar olduğundan., işçi sınıfı tercih edilmiştir..

işsizler., başıbozuklar vs. bunlar., toplumsal yaşamı simgeleyen kent(burg) yaşamında en diplerdeydiler.. jack london bunlara uçurum insanları demiştir.. 1902 de yazılan bu roman çok anlamlıdır.. 1900'ler ingilterenin kapitalizmin gelişimi sürecinde altın çağlarıdır.. marksın da çok iyi gözlemlediği bir dönemdir(1850-1900).. ama londranın doğusu bu altın çağın dışındadır..
ne ironik bir şey.. batı uygarlığı simgesi doğu da karanlığın.. londra bile buna uygun konuşlanmış.. jack london.. tam yerinde bir tanım bulmuş.. uçurum insanları.. hukuk bile bunlara farklı işliyor.. romanda bu konu belgeleri ile anlatılır..

dönemin., ortaya çıkan ve adını mülkiyetsizlikten alan komün-istleri bu uçurum insanları ile ilgilenmemiştir.. bunlarla ilgili sınıf savaşı teorileri yoktur.. köylülerle ilgilenmişler ama kentlerin bu sessiz çoğunlukları ile ilgilenmemişlerdir.. oysa tüm ayaklanmaların baş "figüran"ları ve barikat önü savaşcıları yine bunlardı..
hikaye yazılmıştır.. kent yaşamında bir işi olan ayaklanmaya en son katılandır.. ve ayaklanmaları bastırmada da yine bu başıbozuklar en önde "figüran"dır..

bütün amaç., devlet-iktidardır.. iktidarı alan sınıf., devleti almış olacağından., toplumsal yaşamı yukarıdan aşağıya düzenleme gücüne sahip olacaktı.. dönemin., en keskin devlet-iktidar karşıtları anarşistler bile gerek sınıf noktasında., gerek ise devlet-iktidar noktasında farklı değillerdi.. komün kavramına sarılmakla çıkış yapabilme zeminlerine sahip olmalarına karşın., ipleri kent aydınlarına bırakmakla tarihsel hatalarını işlediler..

komünist manifestoyu mücadele ve örgütlenmeleri ile asıl yaratanlar., yazma işini hegelin sol versiyonu feurbach'cılıktan kopma aşamasında olan., marks-engels'e verdiler..
komünist manifesto.; modernite zeminlerine bağlı bir kent aydını manifestosudur.. adına yazılan işçiler ise gelecekteki aydın iktidarının figüranlarıdır..

1800'lerin ilk yarısında., anarşistler dahil., ortaya çıkan marks ve muadili çizgiler.: devlet-iktidar noktasında ortak akla sahiptiler..
işçi sınıfı adına toplumsal iktidar noktasında da ortak akla sahiplerdi..

anarşistler-blanquistler, iktidarı alma zamanı ve biçimi noktasında., bu ortak akıl zeminlerinde ayrıştılar.. bu kesimler.; kentlerde işçi sınıfını ve toplumsal dinamikleri örgütleyip., devleti ele geçirmeye odaklandılar..
marks bu dönem yükseliş yaptı.. özellikle1848 yenilgilerinin sonrasında., kapitalizm çözümlemeleri ve işçi sınıfının ve burjuvazinin tarihsel rolleri noktasında ortaya attığı kapsamlı-derinlikli akademik tezlerle ilgi odağı oldu..

ama bu noktada bir tek marks yoktu.. tek yönlü tarih "yazıldığından" ve tek yönlü okunduğundan., başkaca marks'ların varlığı tarihin "çöp sepetinde" kaldı..
marksın bir özelliği daha vardı.. dönemin başat aktörleri radikaller(teröristl er) ile reformistler(trade unioncular) yani., anarşistler-blanquistler ile karşıtları arasındaki çatışmada., marks., önceleri orta-yolculuk yaptı.. özellikle blanquistler marks taşıyıcıları oldular..

marks.; devlet-iktidar noktasında., zamanın henüz gelmediğini akademik dille teorize etti.. 1848 ve sonrası atakların yenilgileri sonrası bu teori tuttu..

toplumsal devrimin., kaçınılmaz ilk durağı pd'dir.. buna siyasal devrim dedi..
yani., işçi sınıfı var olan devletin üzerinde iktidar olacak tek sınıf adayıdır.. böylece toplumsal devrimin önü açılacaktır..bu iktidar olan sınıf.; ilk etapda mülkiyeti bireyden alacak devlete devredecek.. ortada tek bir sınıf kalacak.. sonra da., hem devleti hemde bu tek kalan sınıfı eritecek dedi..

AMA.. diye de ekledi..
işçi sınıfının iktidar olabilmesi için., nicel ve nitel olarak gelişmesi gerekir.. bu sağlayan şey ise üretici güçlerin gelişme ilerlemesidir.. bu olmadan işçi sınıfı gelişemez.. kentlerde işçi sınıfının nicel-nitel gelişimi sanayileşme ile olanaklıdır.. sanayi nicel-nitel olarak geliştikçe herkes işçileşecek.. ne işsizler(uçurum insanları), ne de köylüler kalacaktır.. yani.,şu aşamalarda., kapitalizm gelişimi demek üretici güçlerin gelişimi demektir.. haliyleişçi sınıfının toplumsal yapıda nicel-nitel gelişimi demektir..

kapitalizmin başat sınıfı burjuvazidir ve devrimci-ilerlemeci kesimi de işçi sınıfını geliştiren., sanayi burjuvazisidir.. zamanı gelmedikçe devlet üzerinde iktidar olanaksızdır..
artı., bu koşulların olgunlaşması sürcinde zaten işçi sınıfı bilinç olarak da yetjkinleşecektir.. komünistlerin görevi de işçi sınıfını bu aşamaya hazırlamak bilinçlenmeyi tamamlamaktır..
o tarihsel dönemlerde.; bunca yenilgilerden sonra bu tezlerin tavan yapmaması olanaksızdır..

böylece., silahlı mücadele(dönemin litaratürüne göre terör)., şu aşamada geçersizdir anlayışının temelinde yatan.; işçi sınıfının nicel-nitel gelişiminin henüz nesnel olarak tamamlanmadığı tespitidir..

toparlarsam..
silahlı mücadele.: devlet-iktidar hedefi için bir araçtır..

devlet üzerinde iktidar olmak(siyasi devrim espirisi) toplumsal devrim(komünizm) için geçilmesi zorunlu bir aşamadır..

bunun olması için.; önce nesnel koşulların oluşması gerekir ki., nesnel olarak işçi sınıfı kendisi için sınıf olma yetisini kazanabilsin..

yenilgiler sonrası bu hikaye tuttu.. hızla., radikaller enternasyonalden tasfiye edildi sonra sınıf içinden tasfiye edildi.. bu amaçla reformist denilenlerle(lasalle ciler) ortak parti kuruldu..

19.yy. silahlı mücadele karşıtları ve tasfiyecileri.; sonrasının marksist-leninistleri olan "radikallerin" atalarıdır..
............ devam edecek............
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28 Mart 2013, 00:43   #7
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart


.... devamı....
bu hikaye.; yani., üretici güçlerin "haydi abbas sıra sende deme" deme zamanı tezleri., 20.yy.da tartışılmaya başlandı.. çünkü., hala anarşistler vardı.. ama artık kitlesel mücadeleyi örgütleyemeseler de., örgütsel silahlı mücadele(terör) eylemleri yapabiliyorlardı.. özellikle "doğu"(doğu avrupa-balkanlar ve rusya) kesiminde ve avrupanın geri kalmış kesimlerinde(ispanya-italya) hala etkili idiler..

savaşın çanları çaldıkça., devlet-iktidar noktasında., yarın erkine oturacakları "vatan"ı savunma adına "aslına dönme"ye başlayan., modernitenin sol versiyonları., ile bu gelişmeleri sorgulayanlar ayrışmaya başladı..
ama kimse marksı tartışmadı..
öleli daha 20-25 yıl olmuştu.. kimse., üretici güçlerin artık işçi sınıfına "haydi abbas sıra sende" dediğini marks'dan duymamış., yada., bu gelişme biçimi ve hızına göre., en fazla., 10-20-25 yıl sonra şu nedenlerle., "vakit geldi" diyebiliriz öngörüsünü de duymamışlardı..
haliyle de., devlet-iktidar üzerine bir silahlı mücadele de hala geçerli değildi.. anarşistler bu geçersiz işleri yapmaya devam ediyordu.. sınıfın "dışında"ydılar. .

lenin.. olmayanı yarattı..
yarattı ama., gerekçeleri marksda adı konmadan var olan ve başkaları tarafından ayrıntılı analiz edilmiş tanımlanmış bir şeye dayandı.. emperyalizm, kapitalizmin en yüksek aşaması..
lenin.; kapitalizm evresini tamamladı demedi.. deseydi rusyada bu tespiti yapmadan devrime soyunmazdı..

lenin ve tezlerinin marks ile olan ayrıksı yanları nedir? bunun için ortaya konulan revizyoner-oportünizm nedir? konumuz dışı.. ama.,lenin., sömürgeler için ulusal kurtuluş mücadelelerini sosyalizm olarak sunmadı.. bu amaçla bir silahlı mücadele ve örgütlenme tezleri de sunmadı.. sunsa idi.. elleri ile yarattıkları 1920-tkp'sine bu misyonu verirlerdi..
yani., devlet-iktidar noktasında., bazı marksizm ve eki leninizm., rusya ile sınırlı bir istisnayı kabül etti.. ötesine geçmedi..

19..yy silahlı mücadele ve devlet-iktidar anlayışında., marksın reformizmini aşan lenin oldu.. 20.yy. silahlı mücadele ve devlet-iktidar anlayışında ise lenin'i aşan mao oldu..
mao'ya., yani., çin devrimine kadar., m-l'ler.; stalin dahil.. silahlı mücadeleyi., devlet-iktidar olgusunu., anti-sömürgecilik temelinde., burjuva devrimi olarak olası gördüler..

işte bu tarihlerden itibaren., silahlı mücadele yine devlet-iktidar hedefli ama koşullar olarak tartışılmaya başlandı.. yani., 1800'lere dönülmüştü.. tek farkla., artık., üretici güçler "haydi abbas sıra sende" demişti..

avrupa bunu dinlemedi.. doğu denilen ezilen toplumlar bunu dinledi.. ama., marksın kapı gibi tezi önlerinde duruyordu..

iktidarı alacak olan sınıf., işçi sınıfıdır.. bu sınıf yoksa., "abbas"ın daha sırası gelmedi demektir.. haliyle ortada bir başka ilerici-devrimci sınıf var demektir.. buna kılıf bulundu.. milli burjuvazi.. bu sınıfla birlikte önce bağımsızlık milli demokratik devrim.. sonra pd süreci.. bunu öneren mao diye bilinir ama aslında komüntern zorlamasıdır.. burjuva devrimi olabilir demiştir.. mao da buna uygun tez geliştirmiştir..
ama.... ikinci aşamaya geçiş kanlı mı? olacak kansız mı?(erbakan)
bunu yaşam göze sokmuştur.. mdd tezi sahibi mao bile burjuvazinin millisini aramayı bırakmış., köylülerle birlikte., işçi sınıfını "bilincinde temsil ederek.., iktidara uzun bir yürüyüş yapmıştır..

çin deneyimini gören ardılları milli burjuva arayışını bırakmış., devrimci küçük burjuvaya razı olmuştur..

buraya kadar anlattıklarımda., silahlı mücadele devlet üzerinde iktidar amaçlı bir araçtır.. zaman-koşul ve biçim üzerinde farklı önermeler olmuştur.. hedef.; devlet üzerinde iktidar olmak., yada yoksa bir devlet yaratmak mücadelesidir..


türkiye solu bu noktada., klasik tkp çzigisinden silahlı mücadele anlamında ayrışma yaşamıştır.. diğer zeminlerde aynıdır..

artık., ne marksın temel tezleri ne de ülkedeki kapitalizm konumu bu anlamda işçisınıfının nicel-nitel konumu örgütlenmişlik halleri vs. önemlidir..
bunlara bir kılıf bulunmuştur..

anti-emperyalist!! bağımsızlık mücadelesi üzerinden sosyalizm..


... devam edecek..








__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28 Mart 2013, 11:46   #8
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart ulusal kurtuluş ve devlet-iktidar

marksizm olarak tanımlanan daha doğrusu tek alameti-farika olan marksist-komünizm.; silahlı mücadele anlayışına gardlı bir ideolojidir.. bu duruşunu., marsist-komünizm çizgisine sahip lenin revize etmiştir.. öncelikle., üretici güçler tezini revize etmiş., yine., sınıf mücadelesinin varacağı zorunlu evre pd tezini revize etmiştir..
bu revizyonu da marksizme leninizmi ekleyerek meşrulaştırmışlardır ..

marksizmden bu ilk farklılaşma yada "aşma"., mao ile devam ederken., nicel-nitel işçi sınıfına bağlı siyasal ve toplumsal devrim tezi revize edilmiştir.. ikinci revizyon.; lenin revizyon zeminleri basamak yapılarak olagelmiştir.. zaten.,tüm teorik aılımlarda., ikinciler., revizyonlarında özellikle lenin zeminlerine dayanırlar.. lenin üzerinden marks ileilişkilenirler..

marks.; en azından.,işçi sınıfına bağlı bir toplumsal devrim stratejisi çizmişti.. yine.,en azından., devlet-iktidar olgusunu geçici bir aşama olarak ele alıyordu..

ve en önemlisi.; marks tezlerinde ulus ve ulus-devlet tanımı., bir etnisiteye dayalı değildi.. var olan sistemsel coğrafi-siyasi sınırlarla ilişkindi.. değişimlere aldırmazdı.. yani., vatan bütünlüğügibi anlyışı yoktu.."bölünme"-ayrılma olaylarına da., eğer burjuva devrimi karakteri taşıyacak ise olumlu bakardı..çünkü bu gelişmeleri feodalist işleyişin tasfiyesi olarak görüyordu.. sosyalizm süreci değil..
bu anlamda., hindistanın ingltereden kopmasını beklemediği gibi olumlamıyordu da.. ama geri emperyal ülkelerden olacak ve burjuva gelişimin önünü açacak kopmaları da destekliyordu..
istisnai olarak irlanda"yı desteklerken.,aslınd a bu çizgisi temelinde de bakıyorken., ingiliz işçi sınıfına olan olumsuz etkisini de düşünüyordu..

lenin.; bu noktalarda marksdan çok farklı değildi.. sadece pragmatist-oportünist bir çizgi işletti.. polonya noktasında., marksist olurken., orta asya halkları ve kafkaslar noktasında roza gibi kaba marksist(sadece işçi sınıfını baz almakla sınırlı duruş) oldu..

sonrasında., ortaya çıkan gelişmelere bakarsak., silahlı mücadelenin., halen., marksist ve leninistlerin temel mücadele çizgisi olmadığı görülür.. 1930-40lara kadar.,bu çizgiyi işleten hareketler., ya marksizm dışı yada., yerel ulusal "eşkiyalar"(anti-sömürgeciler) idi..
mao sonrası bu silahlı mücadele hareketleri "marksist-leninist" olarak tarih sahnesine çıktı..

bu aşamadaki en büyük revizyon marksın en temel tezleri üzerinde netleşti..

1-işçi sınıfının nicel-nitel gelişmişlik zorunluluğu., dolayısı ile kapitalizmin gelişmişliği zorunluluğu

ilk revizyon.; bunun olmadığı ülkelerde olası olan burjuva devrimleridir.. yerine., işçi-köylü ittifakı ile demokratik devrim ve burjuva devrimini burjuvasız tamamlayarak., sonrasında pd sürecine geçme..
bu anlayışın prototipi rusya., bir küresel savaş süreci içinde devlet-iktidar olma başarısını gösterirken., marksizmin hiçbir öngörüsünü ispatlamamış., aksine tersini ispatlamıştır..

mao ile simgelenebilecek ikinci revizyon.; işçi sınıfının olmadığı., kapitalist işleyişinin de hiç olmadığı ülkeleri sömürge ülkeleri olarak tanımlamlayı yine küresel savaş ile olan işgale bağlamıştır.. daha öncesinde de sömürge olan çin., açık işgal altında değil iken., çin kp'si leninist çizgide birdevrim süreci anlayışında idi.. bu koşullara göre., olası olan.; milli burjuva ile ittifak halinde demokratik devrimdi..
mao bunu savunduğu halde işletemeyip., köylülüğe dayanarak ve savaş ortamından da faydalanarak., köylülüküzerinden işçi sınıfı adna devrim yaptı..
son revizyonda bu idi.. işçi sınıfının nicel-nitel varlığı şart değil., ideolojik taşıyıcısı bir parti/örgüt yeterlidir..

marksın temel tezi olan üretici güçlerin gelişimi içindeki burjuva misyonunu rusyada işçi sınıfı devir aldı.. çinde parti/örgüt..

bilindiği gibi. bu anlayışlar..gerekeni yaptılar..yani üretici güçlerin önünü açtılar.. ama., teze göre tarih de gerekeni yaptı.. vardıkları evre kapitalizm oldu..

2-devlet-iktidar noktasında., proleterya diktası zorunluluğu
ve ulus olarak sisteme yerleşmesi (ama burjuva anlamda değil)
bu noktada da., ilk revizyon lenin tarafından yapıldı.. pd önüne bir ara aşama konuldu.. işçi-köylü iktidarı olarak., demokratik devrim..
mao-çin bunu sadece köylülüğe dayalı devrim ile işçi sınıfı ideolojisini taşıyan parti iktidarı.. olarak somutlaştırdı.. rusyadaki de farklı olmamıştı..

bu tarihten sonra., işçi sınıfının örgütlü ifadesi parti ile tanımlandı..

lenin.; ulusal anlamdaki iktidarı devlet-vatan olarak tanımlarken., devrimi de bu vatan sınırlarına hapsetti.. rusya gibi çok uluslu sistemlerde vatan tanımı ulusal olarak ortaya atılamazdı.. bu anlamda., sovyet ulusu kavramı yaratıldı bu marks çizgisine de uygundu.. ama., mao çizgisinde bu yoktu bunu etnisite olarak tanımladı..

bu yeni etnik-ulusal kurtuluş anlayışının devlet-iktidar olgusunun içeriğini marksist olarak doldurabilmek için.; anti-emperyalist ve ulusal kurtuluş mücadeleleri teorileri yaratıldı..

..............devam edecek..............



__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28 Mart 2013, 12:14   #9
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart ulusal kurtuluş ve devlet-iktidar-2

bu yeni etnik-ulusal kurtuluş anlayışının devlet-iktidar olgusunun içeriğini marksist olarak doldurabilmek için.; anti-emperyalist ve ulusal kurtuluş mücadeleleri teorileri yaratıldı..

çin sürecine kadar., ulusal kurtuluş mücadeleleri., anti-sömürgecilik olarak tanımlanır ve içeriğinde işçisınıfı devrimi sosyalist devrim aranmazdı.. zaten olası da değildi.. olacak ise., olan., burjuva devrimi olabilirdi.. bu da.,üretici güçler tezine aykırı değildi..

anti-sömürgecilik tanımı., lenin sonrasında., anti-emperyalizm olarak ek aldı.. çünkü.; ulusal kurtuluş mücadeleleri sonucu oluşacak devlet-iktidar noktasında., anti-sömürgecilik temelli aranmayan sınıfsal nitelik arandığı için., sınıfsal anlam içeren anti-emperyalizm eklendi.. anti-emperyalizm.; kapitalist olmamayı içerir.. ama bu da sulandırıldı..

anti-sömürgecilik.; bir ulusun yada "vatan"ın kurtuluşu ile tanımlanır.. sınıfsal iktidarı ile değil.. yani., "kurtulan" ulus ile vatan aynıdır.. aslında ulus da değil., vatan'dır..

sömürgecilik.; bir toplumun üzerine çökmüş olan işgalci sermaye mülkiyeti tanımıdır.. toprağın mülkiyeti değil.. çünkü.,toplumu mülkiyetine geçremedikten sonra toprak benim demenin anlamı yoktur.. ispanyol fetihçilerine karşı toplu intihar eylemi yapan yerli halk bunu ifade ediyordu.. üzerinde ben olmayacağım.. bakalım bu toprak ile ne yapacaksın.. ne yapabildi.. afrikadan köle ve anakaradan(avrupa) göç(kolonyalist) getirdi.. bu gelenlere sömürgeci denilemez.. denilemedide bu yüzden toprak baz alındı.. haliylede., anti-sömürgecilik toprak ile tanımlandı.. üzerindeki canlılar(insan) topluluğu yok edilmiş., bu sömürgecilik olarak teferruat oldu.. bu yüzden ermeni halkının katliamının özü sömürgeciliktir denilemiyor.., bu yüzden kürdistana smürge denilemiyor..

aynı topraklarda yaşayan asurluların diğer toplumlar üzerine çöküp., mülkiyetine alması yada maya'ların., diğer toplulukları mülkiyeti altına alması gibi.. sömürgeciliğin., aslında toplumlar üzerinde işletildiği es geçildi..
özellikle.,çin ve vietnam süreçleri bu vatan-devlet olgusunu öne çıkarttı., toplumları geriye itti..
ho amca., çin hindi komünist partisi yapılaşmasından., vietnam kp'sine daraldı.. yani "vatancı" oldu..

20. yy. sosyalizmi ulusal devletçi-vatancı çizgide giderek netleşti..

.........devam edecek.............. .........

__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
düzensiz (28 Mart 2013)
Alt 29 Mart 2013, 00:21   #10
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,346
Teşekkürler: 1,275
2,506 Mesajına 3,498 Kere Teşekkür Edildi
Standart emperyalist "devlet"

anti-sömürgecilik.; bir ulusun yada "vatan"ın kurtuluşu ile tanımlanır.. sınıfsal iktidarı ile değil.. yani., "kurtulan" ulus ile vatan aynıdır.. aslında ulus da değil., vatan'dır..
mavi bölüm doğrudur.. ikincisi ise., müthiş bir yanılgıdır., ve bir o kadar da kapitalist modernitenin sokma aklıdır..

aslında., anti-sömürgecilik ile anti-kapitalist olmanın karıştırılmasından doğmuştur..

sömürgelerde komünistlerin ulusal kurtuluş hareketlerine ilgi duyması ve bir çok alanda bizzat önderlik yapması., klasik ve "eklenmiş" teoride revizyonu zorunlu kılmıştır..

klasik teoriye göre., anti-sömürgeciliğin zemini., burjuva devrimidir.. yani ulusal/yerel burjuvanın., kendine bir devlet-vatan yaratma işlevidir.. "eklenmiş" teoride ise., burjuvazi ilerici barutunu yitirdiğinden bu işlevi işçi-köylü sınıf iktidarı tamamlar.. işçi-köylü ittifakını da bir ulus ile tanımlarlar ve böylece ulusal devrim sınıfsal karakter kazanmış olur.. bunun adını da anti-emperyalizm olarak koymuşlardır..

komünistlerin ve sınıfın bir etnik tanımı olamayacağından dolayı., ulus., vatan ile tanımlanır.. viet-nam ulusu aslen çin ulusu ile akrabadır.. hollanda ulusunun aynı şekilde ingiliz anglsakson ulusu ile akraba olması gibi.. avrupada etnisite alttadır.. vatan üstde..
t.c. de böyledir.. önce vatan., sonra ulus.. ve hatta sınıf..

ağızlar alışmıştır.. türk işçi sınıfı.. oysa t.c. içinde kayıtlı işçilerin kaçı gerçek türk.. 1930larda reci(tütün) işçileri silme muhacirdi.. yine türk burjuvazisi içinde bir tek gerçek türk yoktur.. burada t.c.-vatan ile sınıf aynı içerik taşır.. etnisite değil.. bir tek.,gayrı-müslümlerde ve kürtlerde etnisite içerik taşır..

kısaca., 20.yy. ulusal kurtuluş., anti-sömürgecilik teorileri.; anti-emperyalizm tanımı ile devlet-vatan olarak içerik almış., içine etnisite ve sınıf sokuşturulmuştur..
bu virüs ile birlikte., milliyetçilik-şövenizm başat zehir olarak teoriyi kemirmiştir.. işin garabet yanı., ezilen ulus milliyetçiliği., "kötü" damgası yerken., "anti-emperyalist" ulusculuk., devlet-vatan "kurtuluşu" tanımları ile., "iyi" olarak komünist litaratürde yer almıştır..

silahlı mücadelenin bu "teori"lerle bağlantısı da bu vatan-devlet ile bağlantılıdır.. ve tarihsel köklere sahiptir..

var olunan toprakları.; üzerinde yaşayan toplumlara göre tanımlamayanlar., devlet ile tanımlamışlar., devleti de "vatan-ülke" olarak sahiplenmişlerdir.. devletin olmadığı "topraklara"., ne vatan.,ne de ülke denilebilinir.. toprakların bir vatan-ülke sınırı yoktur.. üzerinde yaşayan topluluklara göre sınır oluşur ve sürekli değişkendir.. ama topluluklar dışında bir mülkiyetsel coğrafi sınır çizilip., buna bir de siyasi bir tanım., devlet eklendiğinde vatan ortaya çıkar..

bir vatan-ülke için sömürge tanımı yapıldığında., onun bir de işgalcisi olması gerekir.. emperyalizm kavramının sömürgeci kavramı yerine geçmesi de teorideki revizyonların vardığı garabet bir sonuçtur..
bu revizyonun bir sonucu da., emperyalizmi devlet ile tanımlamaktır..

örneğin.; enerji tekelleri bir ülke-vatana el koyduğunda., bunu bir devlet üzerinden de yapabilir.. yada bizzat var olan devletin içine nüfuz ederek de yapabilir.. petrol ofisi "milli"dir ama küresel enerji tekellerine bağlıdır.. ne abd'ye ne ingiltereye.. uluslararası tekellere bağlıdır.. emperyalizm budur.. abd emperyalizmi ingiliz emperyalizmi diye birşey olmaz.. bugün., ırak and emperyalizmi tarafından işgal edildi diyorsanız.. oradaki ingiliz-hollanda-fransız ve hatta türk şirketlerine ne diyeceksiniz.. 1950-60 yıllarında.,türkiyed eki en etkin firmalar., alman-fransız iken., emperyalist işgalci devlet tanımı en az olan abd üzerinden tarif görüyordu..

her olguda karşımıza devlet çıkmaktadır.. teoriyi devlet ile olan bağlar bozmakta revize etmektedir..

silahlı mücadele de böyledir.. silahlı mücadele gerekliliği ve biçimleri., var toplumların kurtuluşu temelli değil., var olan devlet üzerinden teorize edilmiştir..

osmanlının bakiyesi t.c. bile osmanlı devleti-vatanı üzerinden değil., ankara iktidarı üzerinden analiz edilmiştir.. 1920 yılına kadar., vatan-devlet., tartışmasız istanbul ve osmanlı devleti-vatanı idi.. 1920'den sonra bu daraltıllarak lozan ile ankara merkezli bir t.c. vatanı ile sonlandı..
osmanlıdan bakiye t.c.'ye daralıp., giden sürece de ulusal milli kurtuluş denildi..
ortaya., parçalanmış toplumlardan oluşan bir devlet-vatan çıktı.. komünistler!! bu bakiye devlet-vatanı meşru sayıp., ikinci bir kurtuluş savaşı teorize ettiler.. silahlı mücadele gerekliliği de., bu bakiye vatan-devletin bir sömürge olması ile bağlantılandı.. parçalanmış toplumlar dikkate alınmadı..


sonuç.: silahlı mücadele bu vatan-devlet kurtuluşu üzerine mi? yoksa parçalanmış toplumlar üzerine mi? işletilmelidir..
sorusu ile .... devam edecek...
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Silahlı mücadele üzerine sorular şeyh'ül-insan Sınıf Mücadelesinin Araçları 21 06 Ekim 2012 12:20
forumlar arası "meydan savaşı" na YETER ARTIK suat Serbest/Özgür Kürsü 8 03 Ağustos 2012 02:38
"sorun!"un savaşı.., "savaş"ın dili ve "taraf" olmak! suat Politik Gündem 6 22 Ekim 2011 17:52
8 mart ve "sınıf eksenli" mücadele mantalitesi suat Kadın mücadelesi, Tarihi 6 08 Mart 2010 11:28
Silahlı Propaganda ve Gerilla Savaşı HAZİRAN Sınıf Mücadelesinin Araçları 0 03 Kasım 2009 14:30

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:35.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.