Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Politik Portre

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Kasım 2010, 12:11   #1
Banned
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31 Ekim 2009
Mesajlar: 1,155
Teşekkürler: 487
348 Mesajına 518 Kere Teşekkür Edildi
Standart Ömer Ayna Kimdir

ömer ayna kimdir

bir thkp-c eylemi olarak bilinen kızılderede yer alan thko lu militan. tarihimizde örneği vardır. ilk komünist isyan olarak bilinen 1839 paris ayaklanmasında da blanquistlerle beraber, sonra komünist birlik adını alacak olan haklılar birliği merkez militanları vardı, ömer ayna ve cihan alptekin de thko nun merkez militanlarıdır.
kızıldere manifestosunda şehadete eren en genç militandır ömer ayna.

babası, diyarbakır dicle kasabasında bir meslek lisesi yaptırmıştır. hertürlü ihtiyacı tamamdır okulun. ama bakanlık, kadro vermez, okul da açılamaz bi türlü. okulun adında ayna var.

bdp eş başkanı ve milletvekili emine ayna nın emmisidir.

ömer ayna mahir çayan
kan içinde kaldı sinan
uyan artık köylüm uyan
dağdan gelen ölü bizim, demişti şah turna.

1952 yılında diyarbakır, dicle de doğmuştur. 12 martta hakkında vur emri çıkarılmış ve oraya buraya aranıyor afişleri asılmış devrimci militanlardan biridir. istanbuldaki maltepe cezaevinden cihan alptekin, mahir çayan, ziya yılmaz, ulaş bardakçı ile beraber firar etmiştir.

cihan alptekin, mahir çayan, hüdai arıkan, nihat yılmaz, ertan saruhan, ahmet atasoy, sinan kâzım özüdoğru, sabahattin kurt, saffet alp le beraber kızılderede devrimin manifestosunu yazmıştır.

ruhu şad, adı daim olandır.
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
BORGA Kullanıcısına Bu Mesajı için Teşekkür Edenler: 2 Kullanıcı
Adil Can (05 Kasım 2010), BABİL (07 Kasım 2010)
Alt 05 Kasım 2010, 12:25   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

ömer ayna!yı saygıyla anıyorum..

asılan yazıdaki gazetede olan.., bir başlık dikkatimi çekti..




üç masum ingilizi... öldüren şakiler..

bildiğim kadarıyla nato üssünde işgalci askerdiler..

nereleri masumdu?? merak ederken..
aynı şekilde masum halk çocuklarına kurşun sıkan pkk' liler söylemi aklıma geldi..


kızıldereye sahip çıkarken.. ömer ayna'yada sahip çıkmak zorunda olan bu vatansever yada hümanist "kafa"lar..
öldürülen ingilizleri masum gören "hürriyet gazetesi" faşistleri gibi.. yaklaşıyor..
masumiyeti.., "şakilik" karşısında tanımlıyor..

yaşamın doğal ironisi..
hürriyetin "şaki" dedikleri arasında kürt olanlar da vardı ömer ayna gibi..
demekki şimdiki kürtler de "şaki" !!!
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Kasım 2010, 14:14   #3
Banned
 
BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31 Ekim 2009
Mesajlar: 1,155
Teşekkürler: 487
348 Mesajına 518 Kere Teşekkür Edildi
Standart Ömer Ayna ve Katıldığı Eylemleri

dr rahmi dumanın malikanesini basarlar. evde epey miktarda para olduğu istihbaratından hareket etmişlerdir. ibrahim öztaş, zerruh vakıfahmetoğlu, nahit tören, avni gökoğlu ile beraber başladıkları bu eylemde, malikanede para bulunamaz, doktorun 15 yaşındaki oğlunu rehin alarak oradan ayrılırlar.

genci üç gün rehin tutarlar bu arada devrimci yazarların romanlarını okutur bi kere de yazlık sinemaya filim seyretmeye götürürler. aile 250 bin lira fidyeyi verir ve eyleme son verirler.

ömer ayna, yoldaşları avni gökoğlu, oktay kaynak, zerruh vakıfahmetoğlu ile beraber, istanbulda unkapanındaki ziraat bankası soygunu gerçekleştirir. bu soygunda 57,000 liraya el konur. ömer ayna bu eylemin akabinde yakalanır.
BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
Adil Can (05 Kasım 2010)
Alt 05 Kasım 2010, 23:18   #4
Banned
 
alevliyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 Şubat 2009
Mesajlar: 1,160
Teşekkürler: 106
210 Mesajına 302 Kere Teşekkür Edildi
Standart

"ömer ayna"... ne kadar devrimci değerlere ait bir değerdiyse...

"emine ayna"... da o kadar devrimci değerlerle ilgisi uzaktan yakından olmayan bir "değer"dir.

peki bu neden böyle?...

bunun cevabını siz veremezseniz ben veririm.

az sonra...
alevliyıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06 Kasım 2010, 00:08   #5
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Alıntı:
alevliyıldız Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
"ömer ayna"... ne kadar devrimci değerlere ait bir değerdiyse...

"emine ayna"... da o kadar devrimci değerlerle ilgisi uzaktan yakından olmayan bir "değer"dir.

peki bu neden böyle?...

bunun cevabını siz veremezseniz ben veririm.

az sonra...
inan itiraz yada çatışma amaçlı söylemiyorum..
çok merak ettim ve benimde kendimce düşüncelerim var ama net değil.. madem ağzındaki baklayı gösterdin.. yazmalısın bence
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06 Kasım 2010, 00:16   #6
Banned
 
alevliyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 Şubat 2009
Mesajlar: 1,160
Teşekkürler: 106
210 Mesajına 302 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Alıntı:
suat Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
inan itiraz yada çatışma amaçlı söylemiyorum..
çok merak ettim ve benimde kendimce düşüncelerim var ama net değil.. madem ağzındaki baklayı gösterdin.. yazmalısın bence
tabii ki yazacağım. az sonra dedim ya... ama az sonra izafidir, malum. az sonra ama sizden yanıt bekliyorum. ama yanıt olmasa da yazacağım. ama...

ama şu sıralar ciddi bir astım atağıyla malul durumdayım. o nedenle özrümün kabulünü rica ediyorum. azzzz sonra yazacağım. ama az sonra?...
alevliyıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06 Kasım 2010, 12:25   #7
Banned
 
alevliyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 Şubat 2009
Mesajlar: 1,160
Teşekkürler: 106
210 Mesajına 302 Kere Teşekkür Edildi
Standart

astım krizim geçti ve soruya cevap da gelmedi. artık yazabilirim.

"ömer ayna"... ne kadar devrimci değerlere ait bir değerdiyse...

"emine ayna"... da o kadar devrimci değerlerle ilgisi uzaktan yakından olmayan bir "değer"dir.

peki bu neden böyle?...
demiştim.

çünkü devrimcilik bi statü, bir makam değil, bir yürüyüştür. ama normal, düz bir yolda değil, pek bilinmeyen, sarp bir patika yolda yapılan bir öncü keşif yürüyüşüdür. bu yürüyüşe genç ve yürekli dimağlar, itiraza meyilli özgür beyinler, haksızlığa isyana mahkum yürekler katılabilir.

ömer ayna da bu tür insanlardandı ve bu yolu izledi. 20 yaşında olup da sıkıyönetimce vur emriyle arananlar listesine girebilmek, kızıldere'de zaten kuşatılmış ve sağ ele geçirilebilecekleri bir evde bilinçli bir kinle ve politik amaçla topluca katledilmek, ancak böylesi bir öncü yürüyüşün keşif kolunda olmakla açıklanabilir. aksi takdirde ne sınırlı güçleriyl gerçekleştirilen yasadışı eylemleri o zamanın militer gücüne dahi darbe vurabilirdi ne de düzenin askeri politik stratejistleri, genelkurmayı ve de özel kurmayları bu gençlerin gelecekte bir fidel castro hareketi başarısı elde edebilecekleri ihtimalini ciddi olarak ele almışlardı.

kızıldere eylemi de bir askeri-politik stratejinin gereği olarak değil, arkadaşlarını-denizleri kurtarmak için girişilen bir eylemdi. ordaki temiz insani ve devrimci ruh şuydu: yoldaşlarımız öldürülecekken bizler kendi canımızın derdine düşemeyiz. o can ki sıradan canlar değil, siyasi örgütlerinin önder kadrolarının canlarıydı ve o canların yitimi örgütlerinin siyasi ömürlerini de bitirecekti. buna rağmen bu yola çıktılar. kızıldere'de noktalanan hayatları ile kendileri ve örgütleri azizler mertebesine ulaştı ama bir sonraki toplumsallaşma dalgasına kadar politik mücadele de kesintiye uğramış oldu. ama aksini düşünmeleri ve farklı bir yol izlemeleri mümkün değildi. çünkü devrimcilik bir yerde mahalle delikanlılığı ruhuna politik kimlikle sahip olabilmektir de...

aksi bir yol izleselerdi de adları pek de önemli olmayacaktı ve sonraki kuşaklarca pek örnek alınmayacaklardı.

şimdi gelinen noktada ise ömer ayna'ların keşif yürüyüşü ile açtığı o yol, silahlı öncü savaşı yolu, çoktan kapatılmış ve buldozerlerle düzeltilmiş, arsız bitkilerle örülmüş durumunda. aynı yolu tekrara açmaya çalışmak da keşif yürüyüşü değil, taklitçi izci yürüyüşleri olmaktan öteye gidemiyor.

mahirlerin, denizlerin, ömerlerin yürüyüşü, ölüme gittikleri için değil, bür yol açtıkları ve bir ruhu temsil edebildikleri için devrimci idi ve devrimci değer idi.

açılan yolda yürümek de anlamlıdır, iyidir ve güzeldir. ama yol açmak kadar değil tabii... ama yol açmak kadar anlamlı olmasa da açılmış bir yolda yürümek yine de anlamıdır. fakat yürünemeyecek, yürünmemesi gereken, ilerletmeyen ve ancak tıkatan bir yolda köşe tutmak ve yürüyormuş gibi yapmak hiç anlamlı ve devrimci bir değer değildir.

bir devrimci kendi cümleleriyle ve kelimeleriyle konuşur. aslında her insan böyle yapmalıdır. çünkü her insan ayrı bir değerdir. kendi cümlelerini ve kelimelerini bulmalı ve kullanmalıdır. kendi mantığını çalıştırmalı ve kendi muhakemesini işletmelidir. kendi kararını vermeli ve kendi kararını uygulamalıdır. kendi yaşamını çizmeli ve onu yaşamalıdır.

devrimci irade aslında o ortak amaca ulaşmak için alınmış özgür kararların bir araya gelerek oluşturdukları yürüyüştür.

ömer ayna, ölmek için ve öldürmek için değil, açılan keşif yolunu devam ettirebilmek için, yürüyüşü bırakmamak için arkadaşlarıyla birlikte devam etti. kısa süre sonra ölecekleri ihtimali akıllarının bir köşesinde yok muydu? elbet vardı da bu çok güçlü ihtimal yine de bir amaç değil, girdikleri yolun doğal ve kabul edilmiş zorunlu bir güçlü olasılığı idi.

beyazıt intahar bombacısı, öldürmek ve ölmek amaçlı bir eyleme kalktı. insanın kendi canını feda etmesi, bu yönde bir karar vermesi kolay değil ve bu anlamıyla saygılı bir sessizliğe hak kazanıyor. ancak eleştiri dışı tutulma hakkı değil bu.

eleştiri içi tuttuğumuzda ise sadece sivillerin ölme veya zarar görme ihtimali nedeniyle değil, politik sonuçları ve eylemin tarzı açılarından da eleştirilmek durumunda. oysa bu tür bir eylemi savunan örgütün ifadelerine baktığımızda sert ve köşeli ifadelerle örülmüş bir savunma ağı görüyoruz. ama onlar da kendi üst örgütlerince en sert ve ağır biçimde eleştiriye tutulmaktan kurtulamadılar. aslında eleştiriden çok, açık uyarı ve tehdit vardı.

dolayısıyla bu eylemin devrimci olmadığını hemen görebiliyoruz. böylelikle eylemin devrimci olmasının, ölmekle, öldürmekle, sonunda kendi canını feda etmekle ilgisi olmadığını anlayabiliyoruz.

emine ayna ise, görevli bulunduğu dönemde ne bir ses olabildi, ne bir yol açabildi, ne ilerletici bir katkı sunabildi. gelip gitti. elbette bir amaç için katkı koydu ve mücadele etti. özveri gösterdi, yoruldu, yıprandı ve risk aldı. bunlar vardır tabii... ama sonunda hiç bir iz bırakmadan, görevinin hakkını "eşbaşkanlık" gibi bir ünvanın gereğini yapamadan ayrıldı.

temsil ettiği bir halkın sorunlarının çözümü yönünde kendisine ait bir katkısını göremedik. ama başkasına ait çözüm önerilerini en sert söylemle dile getirdi. peki, kendine ait olmayan çözüm önerilerini en sert söylemle dile getirenin devrimci keşif yürüyüşü yapanlarla aynı değerde görülebileceğini söyleyebilir miyiz?

peki son beyazıt intahar eylemi, en üst düzeyde, en sert biçimde karşıya alınmasaydı, emine ayna'nın ve onun türünden makam sahiplerinin bu eylemi aynı netlikte kınayabileceğini düşünebilir miyiz? daha önce benzer eylemler aynı sertlikte yukarda kınanmadan bu tür kişilerce net biçimde eleştirildi mi? biraz hafifçe de olsa eleştirmeye kalkanları ağır bir üslupla uyarmadılar mı? işte en son diyarbakır belediye başkanının bir önceki eylemi eleştirmesi hemen içerden eleştirilmedi mi?

kendi aklı, vicdanı ve diliyle konuşmayan, hareket etmeyen kişilerle her kesimde karşılaşıyoruz. bunlara mahkum olduğumuzu da söyleyebilirsiniz. doğru olabilir, bilemem...

ama yaratılmak istene herhalde bu değildir, diye düşünüyorum. hani kadın olgusuna çok farklı ve devrimci biçimde yaklaşılıyordu? bu değldir herhalde kastedilen. erkek egemen diliyle konuşan ve hareket eden, erkeksi görünümde, erkek taklidi kadınlar değildir... ya da öyle midir?..

kadın savaşçılığı olan amazonluğun çıktığı topraklar olduğu ileri sürülüyor bu toprakların. ok atan, erkeklerle döğüşen, onlarla birleşip üremeyi sürdüren ama asla onlara boyun eğmeyen savaşçı amazonlar... eğer gerçektilerse, savaşmak gibi erkeksi bir eylemi dahi kendi tarzlarında ve usullerince yapmışlardır muhakkak. rahat ok atabilmek için sol göğüslerini kestikleri bir söylentiden ibaret ve bunu kastetmiyorum "kendi usüllerince" derken.

bir söz var. kimin söylediğini hatırlamıyorum. "tarihde tüm önemli olaylar iki kere tekrar ediyor" şeklinde... marks buna "evet ama ilki trajedi, ikincisi komedi olarak" lafını ekliyor.

şimdi komedi olanlarla karşı karşıyayız. devrimcilik asla ikinci tekrar değildir. devrimci değer daima ilk ve tek olmak durumundadır. doğası gereği bu böyle olmalıdır.

o kadar kolay değildir yani. ama bir yandan da kolaydır.

azimli bir bekçi murtaza isen bu şekilde bir değeri yeniden oluşturman zordur. sıkı bir zabıtaysan da öyle... ama içinde biraz anarşizan bir muhalefetin varsa belki bunun yolunu sen de açabilirsin.

sen açtıktan sonra gerisi gelir. kimi o yolda yürür, kimi o yolun muhafızı olur. "tek yol bu" der.

ve "devrimci... kararlı... inançlı... çelikten iradesiyle..." bu yolu savunur...

devrim ise başka patikalarda yürüyüşüne devam etmektedir...
alevliyıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
hayriözşen (06 Kasım 2010)
Alt 06 Kasım 2010, 14:05   #8
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart



bu muydu!! diyeceklerin.. ağzında bakla yokmuş meğer.. öznel "derdini" gerekçelerle sunmak istemişsin..

sevgili alevliyıldız..
"türk-iye solunun tipik bir şöven-liberal ama sandığa gömdüğü eldeki radikal malzemeden de vazgeçemeyen onu kullanan ama işletmeyen örneğisin..

ömer ayna "güzellemen"!! "müthiş"di..
övdün mü? sövdün mü? arada kaynadı gitti..

çünkü devrimcilik bi statü, bir makam değil, bir yürüyüştür. ama normal, düz bir yolda değil, pek bilinmeyen, sarp bir patika yolda yapılan bir öncü keşif yürüyüşüdür. bu yürüyüşe genç ve yürekli dimağlar, itiraza meyilli özgür beyinler, haksızlığa isyana mahkum yürekler katılabilir. güzel bir cümle.. ama makam dediğinde işe merkez komite.., başkan olmak girmiyor mu? acaba.. cümle kurmuşsun ama nereye vuracağın belli de vuracak sopa bulamamışların anlatımı var.. haliyle yanlış sopa seçiyorsun..

devrimcilik makam değil ise.. mahir lider olmamalıydı.. kzılderedekilerin çoğu merkez komite üyesi idi..
ömer ayna da..
konuyu emine ayna'ın eş-başkan olmasına getirdiğin için söylüyorum.. senin güzelleme çizdiğin o "yürüyüşlerde kadınlara bu derecede önem verme bilinci yoktu.. eş-başkanlığı bilmiyorlardı..
emine ayna'ın bunu becerememesi ayrıdır.. makam sahibi olması ayrıdır.. yada olan ile yürümeye çalışmak ayrıdır..
ama burada dikkat edilmesi gereken fark.. makam değil..
kadını eş-başkan olarak o toplumsal anlayışa kabül ettirmektir..
yine 70 li yürüyüşlerde bir tane kadın gerilla yoktur ve merkez komite üyesi de yoktur..
gülten çayan.. ilkay demir.. etkili kadınlardı ama makamları erk-eklerdeydi..
özellikle ilkay-necmi demir ikilisini iyi tanırım.. ilkay demir daha dominant idi.. ama mk da "kocası" yer almıştır.. kadın değil..(borga ayrıntılı bilir)

bunları sana.. sorgulama analiz dersleri olarak sunuyorum.. kompleks yapma faydalan..
devrimcilik arayacaksan buralarda ara..

kızıldere eylemi de bir askeri-politik stratejinin gereği olarak değil, arkadaşlarını-denizleri kurtarmak için girişilen bir eylemdi. ordaki temiz insani ve devrimci ruh şuydu: yoldaşlarımız öldürülecekken bizler kendi canımızın derdine düşemeyiz.

çok "kurnazsın" ama ben de az değilim.. mavi ile anlatımın gerisindeki hezeyanlar saklanamıyor..

ciddi teorik hatalar yapmışsın.. doğal buluyorum .. içselleştirmediği ve aslında çok farklı bir duruşa sahip olmasına karşın sahiplendiği bir "olgu"ya sahip çıkarken çuvallamanın resmidir bu..

1- kızıldere. öz itibariyle.., pass içinde bir eylemdir.. ve bunun gereğidir.. ama gerekçe ve amaç ve zaman anlamında kır gerillası eylemi içine girmez..
2- pass anlayışının temelinde.. politikanın silahla yürütülmesi vardır.. bu yüzden.. kızıldere eylemi de bir askeri-politik stratejinin gereği olarak değil, diyemezsin..
denizlerin idamına karşı çeşitli eylemler ve girişimler vardı ama bunlar ile kızıldere arasındaki fark.. askeri-politik bir çizgi ile barışcıl bir çizgi arasındaki farktır.. elbette karşıt değil ama eylem askeri-politik bir eylem karakteri taşır..
3- ilk çıkışlara bakıldığında da aynı mantık görülür.. elrom olayı gibi..
konu ömer ayna ise.. tamamen legaliteyi red eden bir anlayıştır..
her zamanki gibi işn "romantizmine" takılı kalmaz isen .., senin.., ciddi anlamda eleştireceğin karşı olacağın bir çizgidir.. işine geldiği-kullanmaya kalktığın yerde sahiplenmen etik değildir..

4- ve en önemlisi..
ordaki temiz insani ve devrimci ruh şuydu: yoldaşlarımız öldürülecekken bizler kendi canımızın derdine düşemeyiz.
bu cümledir.. bu cümle ile mahirleri saf basit teorik-stratejik derinliği olmayan romantik serüvenci "delikanlı"lar yapmışsın.. bu kafadaki bir "devrimci" nereye kadar yürüyebilir..? demekki sana göre kızıldereye kadar..

amaca bak..!! biz delikanlıyız.. arkadaşlarımız can verirken can hesabı yapamayız..
kusura bak.. ama bu kadar basit de değildir kızıldere..
kıstırılmasalardı.. dağlara çekilip.., gerilla savaşını geliştireceklerdi.. radar üssü eylemi işin arasındaki eylemdir.. o grup bu iş için değil.., gerilla üssü kurmak için yola çıkmıştı..

bir "yerlere" bindireceksin ya..!! sapla samanı karıştırmakla kalmamış.. bazı değerleri de altüst etmişsin..

emine ayna ile yada kürt özgürlük hareketi ile sorunun ne ise onu yaz anlat ama bu anlamadığın işleri alet etmeye de kalkma..
birilerini sopalıyacağım diye.., geçmişimizi hırpalıyorsun.. şekilsizleştiriyorsu n..

kızıldereyi anlamayan ve içeriği ile sahip çıkamayanlar hangi kulvarda belli.. ama onu kavrayanlar ise dağlardadır..

ve sanma ki dağlar ile kalınıyor.. gelinen aşamaya baktığında dağın bir araç olduğu ortaya çıkmıştır.. amaç kitlesel politik dönüşüm ve güç olmadır ki.. olunmuştur..
bunu görmemek için armutun sapı üzümün çöpü işleri yapabilirsin.. ama ne kızıldere armutun sapı.., ne ömer ayna üzümün çöpüdür.

şimdi gelinen noktada ise ömer ayna'ların keşif yürüyüşü ile açtığı o yol, silahlı öncü savaşı yolu, çoktan kapatılmış ve buldozerlerle düzeltilmiş, arsız bitkilerle örülmüş durumunda. aynı yolu tekrara açmaya çalışmak da keşif yürüyüşü değil, taklitçi izci yürüyüşleri olmaktan öteye gidemiyor.

açılan yol doğru ise.. bir kapatılır bin açılır.. açmak bir "devrimci yol" görev kapatıldı diye kaderine küsmek ise başka bir "yol"dur..

anlattığın olay.. 1971 de oldu.. ve sonrasında o yolu açmak da değil devam ettirmek için devrimci yol'a yönelenler oldu.. 1980 de yenilindi..
şimdi bunu nasıl analiz edelim..??
sana bakarsak.. 1970 sonrasında yol'a çıkanlar hata yapmışlar .. baksana o yol çoktan kapanmış..taklitçi izci yürüyüşleri yapmışız meğer..
dediğim gibi ne söylediğinin tam ayrımında değilsin..

sen.. 1980 sonrasından bahsediyorsun.. tamam da.. yol 1970 de kapandı.. arada bazı yaşanmışlıklar var.. bunları atlaman ilginç..

hadi arayı atladın.. söylemlerin daha bir ilginç..

eğer başlatan doğru başlatmış ise.., birilerininde bu "yol"u buldozerlerle kapatması doğaldır.. ama kapandı diye durmak doğalmı?dır..

askeri-politik strateji.., yola bakıp.., açık kapalı diye uygulanmaz.. işi budur aten kapalı yolları açmak..
burada sorulacak soru şudur.. kapalın yol bu tarz ile açılır mı?

1968 de açılmaz diyenler.. macera diyenler oldu.. kapandığına göre haklılar.. yok haksız iseler.. 1970 sonrası yol açamaya çalışanlar haklı idi .. çünkü aynı şeyler yine söylendi.. ve yine kapandı..
şimdi yanlış diyenler ile açmaya çabalayanlar ortaklaşmış yanlış -mış diyor..

birileri bu buldozerle kapanan yolu açtıyürüdü ve bu noktaya geldi .. sanırım senin derdin de bu oluyor.. neden ben beceremedim diye sorgulamak yerine.. beceremediğini becerenlere saldırmak..

m.ramazan oktolga.., yusuf küpeli..
ilki mahirle birlikte zamandaş ciddi teorik yazılar yazan üreten kişi..,
ikincisi de.., boy pos dahil eylemlerde en önde deniz gibi biri..
ama işler silahlı mücadele anlamında ciddileşince.. kayış attılar.. olabilir.. de.. bunu ahlaki sınırlar içinde yapmadılar..
itirazları da seninkine çok benziyordu..
yol kapalı.., bu yolla olmaz.., vs. vs.
sen ne kadar haklı isen onlarda haklı.. yada onlar haklı ise sen de haklısın..
ya da tersi..

öyle.. yol açtılar da.. birileri kapadı artık yanlış vs. hikayeleri düzme..
neye inanıyorsan onu savun.. kimi dövecek isen.. onu kndi özgünlüğü ile ele al döv.. elelemin "güvey"i ile düğün yapmaya kalkma..

ömer ayna, ölmek için ve öldürmek için değil, açılan keşif yolunu devam ettirebilmek için, yürüyüşü bırakmamak için arkadaşlarıyla birlikte devam etti
kimse.., ölmek-öldürmek için politik işlevlere girmez.. hamas bile girmez.. bir amacı vardır bu amaca bu yol ile ulaşacağını düşünür.. bu anlamda ölme-öldürme raconu ile işleri açıklamaya kalkma.. basit kaçıyor..

gasp yada kabadayılıktan bahsetmiyoruz.. politik mücadeleden bahsediyoruz..

itiraz edeceksen.. şiddet içeren yöntemler yanlıştır de çık.. ortada silahlı mücadele varsa.. ölmek de öldürmek de kaçınılmazdır.. elbette bunun biçimleri tartışılır ama hangi biçim "helaldir" gibi.., karar mercii de sadece sen değilsindir..

açılan yolda yürümek de anlamlıdır, iyidir ve güzeldir. ama yol açmak kadar değil tabii... ama yol açmak kadar anlamlı olmasa da açılmış bir yolda yürümek yine de anlamıdır. fakat yürünemeyecek, yürünmemesi gereken, ilerletmeyen ve ancak tıkatan bir yolda köşe tutmak ve yürüyormuş gibi yapmak hiç anlamlı ve devrimci bir değer değildir.

bir devrimci kendi cümleleriyle ve kelimeleriyle konuşur. aslında her insan böyle yapmalıdır. çünkü her insan ayrı bir değerdir. kendi cümlelerini ve kelimelerini bulmalı ve kullanmalıdır. kendi mantığını çalıştırmalı ve kendi muhakemesini işletmelidir. kendi kararını vermeli ve kendi kararını uygulamalıdır. kendi yaşamını çizmeli ve onu yaşamalıdır.

devrimci irade aslında o ortak amaca ulaşmak için alınmış özgür kararların bir araya gelerek oluşturdukları yürüyüştür.

şimdi sen bu cümlelerle ne anlatıyorsun..?
konu emine ayna falan değil.. sen aleni özgürlük hareketini bir bütün ele almış çaktırmadan nasıl döverim hesaplarındasın.. olay emine ayna dan çıkmış..

1- yürünen yolu zaten meşru ve doğru bulmadığın ırtada.. iken.. açılan yolda yürümek de anlamlıdır, iyidir ve güzeldir bu cümlen ne oluyor ki??
açılan yolu yanlış bulmak bir duruştur anlarım.. ama açılan yolda yürümemek.. bahaneler uydurmak.., kaypaklıktır.. bunun başkaca bir anlatımı olmaz..
ancak tıkatan bir yolda köşe tutmak ve yürüyormuş gibi yapmak hiç anlamlı ve devrimci bir değer değildir.
buna gerekçe uydurmak denir..

birisi kalkıp..; tıkanmış olabilir ben açmayı görev sayıyorum diyemez mi? kapalı o zaman vazgeçelip demek aslında ben açmayı becerememem demektir.. bu dense yine anlarım.. sen bunu demiyorsun..
demediğin gibi de.., bu uğraşı verenleri fırsatçı köşe tutmak olarak ele alıyor karalıyorsun.. oysa bunun bedeli daha ağır.. yol kapalı vazgeçelim diyenlerin yaşayacaklarından bin kat fazla ağır..
konu değilmiş aslında ama madem ismi geçti örnekleyeyim..
emine ayna abisinin adını kullanıp.., emep de yada ödp de köşe tutamazmıydı.. ortalıkta gezinip dursa bile yeterdi..
ama o kürttür.. bu anlamda yerini almıştır.. beceremiyordur eksiktir zaaflıdır o ayrı.. ama kolayı değil zoru seçmiştir..

2- bir devrimci kendi cümleleriyle ve kelimeleriyle konuşur
gerçekten mi? yani marks yada lenin yada mahir yada apo vs. cümleleri ile konuşmak ayıp kaçar.. yanlıştır öyle mi?
yapma sevgili alevliyıldız..bunlar basit kurnazlıklar..
özgür irade özgür katılım ve özgür tartışma ve ortak karar alma vs. gibi doğru ve olması gereken olgular asla kafana göre tekil takıl anlamı içermez..
ve bu konular somut üzerinden konuşulur böyle genelleştirme "çabaları" liberalizme denk düşer..

sen yazıyı astığında.. ben şaşırmış.. emine ayna ile ilgili kişisel bilgilere sahip galiba diye düşünmüştüm..
olabilir demiştim açıklasın anlarız.. ben emine ayna yı klasik türk-iye solu kafasına sahip biri olarak değerlendiriyordum bu anlamda bir bildikleri olabilir diye düşündüm..
ilişkileri vs. gibi..

ama sen işin başka noktasındaymışın.. yazdıklarının emine ayna ile hiç ilgisi yok..
derdin başkaymış..

sen açtıktan sonra gerisi gelir. kimi o yolda yürür, kimi o yolun muhafızı olur. "tek yol bu" der.
ve "devrimci... kararlı... inançlı... çelikten iradesiyle..." bu yolu savunur...
buradaki alaylı-imalı anlatımlarını es geçiyorum.. ama birileri bir yol açtı ise. o yolu doğru bulan o yolda yürüme hakkına sahiptir.. zamanla ve yaşam içinde yaratılanlar kim haklı kim haksız ortaya çıkartır..


madem her kişi kendi keleimeleri ile konuşsun diyorsun bırak bunu seçenler kendini anlatsın sende eksiklikler ne ise verilerle sun.. ve daha iyisini örnekle ve de yarat..

ama ne önerin ne yaratımların varken..
devrim ise başka patikalarda yürüyüşüne devam etmektedir...
demen hikayedir.. hangi "devrim" hangi "patikada" yürüyorda.. bizim haberimiz olmuyor..
haklısın..
istiklal caddesi tranvay durağı ve konur sokak mülkiyeliler köşesi..
gayet iyi rahat ve de işlevselli patikalar sanırım..

şu "patikalarını" birde hakkariye şırnaka doğru uzatsan diyorum..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06 Kasım 2010, 14:50   #9
Aktif Üye
 
Engin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 16 Ekim 2009
Mesajlar: 224
Teşekkürler: 83
87 Mesajına 128 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Devrimci mücadelede yarar/zarar ikilemini günümüz koşullarında tek kişiye indirgemek sanırım doğru olmasa gerek.Emine Ayna nın söylemleri topluma radikal gelebilir ve bu "radikalliği" en başta sistemin goygoycusu medya kullanabilir.Bu "radikallik" aslında toplum zihnini sarsar,tepki verilir ama bir süre sonra(zamanı meçhul) radikallektikten çıkar.Bir zamanlar vatan haini denilen Nazım Hikmet Ran ı bugün kimse vatan haini olarak görmüyor.Deniz ler döneminde-burayada konmuş- onlara anarşist,şaki deniyordu.Şimdi kim diyor,hiçkimse...Zam an herşeyin ilacı olabilir,sadece zamanı hızlandırmak gerekiyor.Bunu bugüne de uyarlarsak,"terörist ler" yarın ne olarak görülecektir? O yüzden devrimci mücadeleyi öyle ya da böyle yürütmeye çalışanları kendi zihnimizden çok devrimciliğe yaptığı toptan katkıyı dikkate alarak irdelemek gerekir diye düşünüyorum.Her bir kişi ister teorik ister pratik katkı sunsun devrimciliğin bir parçası ve katkıcısıdır.

Saygılarımla

Engin
Engin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
BORGA (06 Kasım 2010)
Alt 06 Kasım 2010, 17:21   #10
Banned
 
alevliyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 Şubat 2009
Mesajlar: 1,160
Teşekkürler: 106
210 Mesajına 302 Kere Teşekkür Edildi
Standart

sevgili suat, ben seni güldürmüşüm, sen de beni güldürdün. ben de seni biraz daha güldüreyim.

nedense ben her konudaki ik mesajımı normal anlaşılırlık durumunu gözeterek yazıyorum ve senin cevabi yazını görünce de her seferinde şaşırıyor ve karşımdakinin suat olduğunu hatırlıyorum. ama yine de "nasıl böyle yanlış anlayabilir, nasıl böyle çarpıtır?" diye düşünmeden edemiyorum. sanırım bende bir sorun var!..

gerçekten neden ve nasıl böyle bir aşırı çarpıtıcı tarzla yaklaşabiliyorsun? bu kadar mantık hatalarını (hata lafı aşırı hafif kalan bir ifade, biliyorum) nasıl hiç çekinmeden, rahatsız olmadan yapıyorsun?

"çünkü devrimcilik bi statü, bir makam değil, bir yürüyüştür." bu cümlemi alıp nasıl çarpıtmışsın!

"makam dediğinde işe merkez komite.., başkan olmak girmiyor mu? acaba.. cümle kurmuşsun ama nereye vuracağın belli de vuracak sopa bulamamışların anlatımı var.. haliyle yanlış sopa seçiyorsun..

devrimcilik makam değil ise.. mahir lider olmamalıydı.. kzılderedekilerin çoğu merkez komite üyesi idi..
ömer ayna da.."


ben de ne kadar safım! sana mantıklı cevaplar vermeye devam ediyorum:

"devrimcilik makam değil, yürüyüştür" ifadesinden "makam kötüdür" ve "makamı olanlar devrimci olamaz" anlamı çıkarılamaz. okulda mantık dersi görmüş müydün? eğer öyleyse o dersden kaç alıyordun? ciddi olarak soruyorum.

bunun gibi o kadar çok çarpıtman var ki hepsine değinemem. çoğunu geçiştirip bazı önemli hatalarına cevap vereceğim.

"kızıldere. öz itibariyle.., pass içinde bir eylemdir"

vay canına!.. demek thkp ile thko ortak bir pass eylemine kalkışmışlar. bak bunu yeni öğrendim! ama nedense bu konuda öğrendiğimi unutma eğilimine girmek zorunda olduğumu düşünüyorum. kompleksden değil ama...

gizli dil açıklar ama. yukardaki cümlende yer alan "öz itibarıyla" açıklayıcı. neden sadece pass eylemi olmuyor da "öz itibarıyla" kıvraklığıyla pass eylemi oluyor? çünkü aslında şeklen de öz ştşbarıyla da öyle değil.

kızıldere, son derece yetersiz koşullarda ve naif bir biçimde gerçekleştirilmek durumunda kalınmış bir eylemdi. yola çıkanlar bir şeyler yapmak amacıyla ilerlediler ve bu şekilde sonuçlandı. koşulları son derece olumsuzdu.

ortada sağlam bir thkp ve thko bile kalmamıştı. kalanlar son eylemlerini yapıp tarihe mal oldular.

ayrıca madem kızıldere pass eylemi -ama kır gerillası değil!- o halde şehir gerillası mı? gülme işaretlerini kullanmamayı tercih ediyorum ama burda güldüğümü anlayamayabilirsin diye koydum. aslında çoğu yerde gülüyorum, sana cevap verirken.

evet, madem kızıldere pass eylemi, o halde iki soruma cevap bekliyorum. birisi thkp ile thko ortak politik amaçlar için eylem birliğine mi gitmeye karar verdiler?

diğer sorum da (pass kent gerillası ve kır gerillası bölümlerinden oluşur. bu aslında 4 aşamaya ayrılmıştır mahir tarafından. 1- şehir gerillasının oluşturulması, 2- şehir gerillasının geliştirilip kır gerillasının başlatılması, 3- şehir gerillasının yaygınlaştırılıp kır gerillasının genişletilmesi, 4- kır gerillasının yaygınlaştırılması.. . ve halk ordusunun kurulmasıyla sonuçlanır.) kızıldere kır değilise -ki değil- şehir de değilse -ki o da değil- o halde ne?..

bu arada ömer ayna ve thko, legaliteyi tamamen redden değil, ilk başta partinin gerekliliğini reddeden bir anlayışa sahiptir.

mahirlerin kızıldere'de sonlanmasaydı, dağlarda gerilla üssü kurup kır gerillasını başlatacaklarını ileri sürmen şaşkınlık ötesi. bu durumda seni, forum yazarlarımızdan teslim töre'nin insafı ellerine emanet ediyorum. o sana ikna edici cevaplar verebilir.

mahirler dağda kim kime üs kuracaktı? o halde kızıldere'ye sığınmalarına neden olan radar üssü baskınını "geçerken" mi yapıverdiler? 11 tane devrimci genç, tamam hepsi de romantik idealist gençlerdi ama o kadar da ayakları yere basmayan durumda mıydılar ki o sınırlı imkanlarla dağa çıkıp üs kurmayı düşündüler?

bir de sen bu iddianı hangi kaynağa dayandırıyorsun? ben bunu şimdiye dek hiçbir yerde okumadım, duymadım.

ayrıca, mahir şehir gerillasını daha yoluna koyamadan, darbeler alıp örgütün bir kısmı çökmüşken, neden kır gerillası için dağa çıkıp üs kurmayı düşünsün ki?

ayrıca artık ricat zamanı olduğunu mahir söylüyordu. dağda gerilla üssü ricat tarzıyla uyumlu olmadığına göre mahir fikir mi değiştirmişti?

benim, çizgilerini desteklemediğim, doğru bulmadığım kişileri övmemi etik bulmadığını yazmışsın. bu da çarpıtma ve idrak kargaşası. ben onların yollarının doğru olmadığını, hatalı olduğunu, ama hatalı da olsa bir devrimci yürüyüş başlattıklarını, bir yol açtıklarını söylüyorum. bu açtıkları yol ise onların beklediği gibi, öncünün silahlı eylemiyle devletin yenilebilir olduğunu gösterek değil, kendilerinin yenilmeye mahkum olduğunun ortaya çıkmasıyla açıldı. ertuğrul kürkçü bunu söylüyordu.

gerçekten de küba'da, o dönemde başarılı olmuş olan bu yol, bizim ülkemizde o dönem başarılı olamazdı; artık hiç olamaz.

artık illegal mücadele de işe yaramaz ve hem yenilmeye hem de manüplasyonlara mahkum.

"şimdi sen bu cümlelerle ne anlatıyorsun..?
konu emine ayna falan değil.. sen aleni özgürlük hareketini bir bütün ele almış çaktırmadan nasıl döverim hesaplarındasın.. olay emine ayna dan çıkmış.."



hiç aklından çıkmadığı için sen bunu anlıyorsun. oysa benim anlatmak istediğim çok daha derinde.

"yani marks yada lenin yada mahir yada apo vs. cümleleri ile konuşmak ayıp kaçar.. yanlıştır öyle mi?
yapma sevgili alevliyıldız..bunlar basit kurnazlıklar.."


evet sevgili suat, bence de öyle... çok basit kurnazlıklar. devrimcinin kendi cümleleriyle konuşmasını bu kadar çarpıtmakla kendini kandıracak kadar kurnazlık göstermiş oluyorsun. sen söz gelişi marks'ın ve lenin'in her söylediğini hâlâ tekrarlıyor ve savunuyor musun? hayır, değil mi? çünkü hayatın kendisi bazılarını geçersiz kıldı. bazılarıysa o zaman da geçersizdi. tabii, bu kişiler peygamber değildiyse geçersiz olabilir söyledikleri. tabii apo vs de bunlara dahil. öyle her cümlesini papağan gibi hem de tekrarlayan bir tarzı ben şahsen devrimci yapıya sahip hiç kimseye yakıştırmam. ama yol muhafızları, etiket dağıtıcıları, tıklama zabıtaları, şovenist avcıları böyle yapabilir. ben onlardan değil, devrimci değerleri üzerinde taşıyanlardan söz ediyorum.

hakkari'ye doğru bir patika yol uzuyor zaten. o yolda ilerleyebilmek için sınır muhafızlarını biraz iteleyip kenara çekmek, yolu onlardan açmak iyi olur. o yol ki izmir'le hakkari'yi bağlayacak. bağlamalı çünkü ancak böyle bir yolla hedefe ulaşabiliriz. başka da yol görünmüyor.

engin içinse şunu yazayım: ben ne meseleyi tek kişiye indirgedim ne de o kişinin radikal söylemini eleştirdim. doğrulardan söz ediyorsanız söyleminiz radikal de olsa zamanla alışılıp benimsenir. benim eleştirdiğim, emine ayna'nın radikal söylemi altında yatan ve çözüme hizmet etmeyen tavrıydı.

mesela ben leyla zana'nın ilk milletvekilliği dönemindeki meclisde kürdçe yeminli çıkışlarını devrimci ve yol açıcı görürüm. bir köylü kızı olan, bir mahpus karısı olan leyla zana, halkının oylarıyla söke söke gelip girdiği meclisde yok sayılan kendi diliyle halkların kardeşliğini haykırmıştı.

ikinci leyla zana'yı ve yaptıklarını ise devrimci saymam. orda leyla zana, tıpkı emine ayna gibi sıradan ve etkisiz bir makam sahibidir. tarzı, konuşmaları ve tavrı, yol açıcı, çözüme hizmet edici değil, istenenleri sürekli tekrarlayıcı bir tarzdır.

devrimcilik sabit bir kazanılmış hak değil, sürekli elde edilmeye çalışılması gereken bir özelliktir. durduğu yerden bakanlar ve yol muhafızları bunu böyle anlamaz. onlar bir kere elde ettikleri bu hakkı her zaman taşıdıklarını sanarak davranır. tabii gittikçe bundan uzaklaşır ve bir gün aynaya baktıklarında gördüklerini tipik düzen mantığı ve kelimeleriyle savunmaya çalışırlar.
alevliyıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
alevliyıldız Kullanıcısına Bu Mesajı için Teşekkür Edenler: 2 Kullanıcı
BORGA (06 Kasım 2010), hayriözşen (06 Kasım 2010)
Cevapla

Etiketler
ayna, kimdir, ömer, ömer ayna, ömer ayna kimdir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ayna: ABD'ye Kürt meselesini ve PKK'yi anlattık suat Politik Gündem 2 24 Mayıs 2010 19:23
BDP'li Ayna: Savcılar şaşkın durumda Berf Güncel Haberler 0 16 Şubat 2010 16:17
ömer hayyam Asi Rüzgar Şairler 10 07 Nisan 2009 22:00
Ömer Hayyam düşünsel Tarihte Bugün 3 04 Aralık 2008 15:45
Emine Ayna: Erzurum'da 4 ilçe belediyesine talibiz Amed_Dersim Enternasyonal Forum Haber Servisi 0 29 Kasım 2008 22:24

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:20.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.