Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Politik Gündem

Politik Gündem Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz...

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 20 Haziran 2013, 00:04   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart politik süreç ve içindeki özneler

bu sayfayı alttaki sayfa-lar daha derinleşsin diye açtım.
taksim direnişi ve evrileceği olası yönler

http://www.enternasyonalfor um.net/eylem-ve-mitingler/9576-bu-surec-yarina-nasil-akar.html

taksim süreci kendine has ve ana süreç demiyorsak., işleyen bir sürecin içindeki bir vektör., bir olgudur.. tersi olarak., taksim sürecini ana süreç olarak gören varsa ki var ve bir misyon yükleyenler de var.. bunlar yazımın çerçevesi dışındadır..
forumda ayrıntıları ile işledim.. taksim sürecine ahmak hamaseti ile bir misyon yükleyenler ya gerçekten hamasetçi ahmaklardır yada kontralardır.. aklımın yettiği ve görebildiğim verilerle birlikte yeterince yazdım.. bu anlamda.; taksim sürecini bu şekilde ele almayanlardan biri olarak devam edeceğim..

öncelikle belirteyim.. yazımdaki, dile dikkat edilsin.. yanlış anlaşılmasın.. poitik yaşamın içindeki bir birey olarak "konuşuyorum".. elbette bir ortak aklın/çizginin çerçevesinde ama birey olarak "konuşuyorum".. bu yüzden ideolojik bir merkez gibi algılanmasın.. söyledim-yaptım derken., şahsım olarak diyorum.. bir yandan ortaklaşdığımı düşündüğüm çizgi ile karşılaştırıyorum., diğer yandan başka bireysel akıllarla paylaşıp., öğrenip-öğretiyor., sağlamasını yapma olanağı buluyorum..

öndersel zeminlerden yaptığım alıntılar aslolandır.. benim yazdıklarımla uyumlu olması ortak akıl çerçevesinde anlamlıdır.. uyuşmayan yanları da benim öznel aklımın özgür düşünme hakkıdır..
.................... .............

politik süreç tanımı bir milad ile başlar ve içindeki aşamalarla bir başka süreç başlayana kadar ana süreçtir.
yine.; genel politik süreçlerin içindeki asli olabilmiş özlerin genel ve nesnelleşmiş sürecin çerçevesinde kendi politik süreçleri vardır.. bu bir çatışmadır(şiddet ve şiddet içermeyen her araç ve tarz dahil).. buy çatışmada baskın olabilen., etkili olabilen., her önne.; genel nesnel sürece kendi rengini yani iradesini katarak sürecin ilerleyen aşamalarında etkinliğini artırarak., sürecin bir başka sürece dönüşmesini sağlarlar ve aynı zamanda yeni sürecin başat aktörü/öznesi olurlar..

elbette her süreçde başat olan ilelebet ana aktör/özne olacak demek değildir. hetta her aşamada bile farklı özne/aktörler başat olabilir..
ve yine.; her başat aktör/özne bir başka özne/aktörün önünü açan da olabilir.. yada farklı özneler/aktörlerle birlikte ortaklaşarak yepyeni bir aktör/özne yaratabilir..

tarih göstermiştir ki.; hiç bir süreç ulu manitu tarafından baştan belirlenmiş bir aktör/özne ile başlayıp., aynı özne/aktör ile sonuca evrilmemiştir.. başat özne/aktör "a"(ahali-halk) iken., sonucu "b"(burjuvazi) kazanmış da olabilir ve olmuştur..
uzatmayayım.. toplumsal tarih., çok karmaşıktır. ulvi-kutsal bir güç tarafından baştan çizilmiş., aktörleri-figüranları belirlenmiş., işleyişe konmuş bir tiyatro metni yada senaryo değildir.. senaryolar bile değişebilir., aktörler de değişebilir.. hatta bir tiyatroda baş aktör varken., tali olarak tanımlanan bir aktör oyun sonunda izleyiciler tarafından başat olarak algısal hafızaya ve bilince yerleşebilir..

kısaca..; taksim bir ana süreç değildir.. taksim sürecindeki aktörler de başat aktör değildir.. zaten bu belli de değildir.. her kesime göre bir başat aktör "ifadesi" var..

akp iktidarı süreci de bir süreç değil., sürecin bir aşamasıdır. akp iktidarı ile.; ne 12 eylül sistemi değişmiş., ne de 1923 cumhuriyeti nitelik değiştirmiştir..
ne sınıfsal ne sınıfsal iktidar anlamında bir değişiklik yaşanmıştır..
çarşı taraftarlarına bakan., beşiktaşı "devrimci" ilan eder.. oysa beşiktaş bir şirkettir bir sermaye aracı-kurumudur..
t.c. ne zamanında seküler bir sistemdi ne de şimdi gerici-şeriatçı oldu..
t.c. ne zamanında laik-burjuva modernitesi ile ortaya çıkmış "yerli-milli kendine has emperyalizm!! dışı bir sermaye sistemi idi., ne de şimdi ortaya çıkmış!! emperyalizm!! ile işbirliği içinde batılı bir sermaye sistemidir..
hal böyle ise bir milad da olmalıdır.. sermaye sistemi anlamında bir milad olmalıdır.. VAR MI?? .. YOK..
var diyenler.. ya burjuvazinin ahmak solcularıdır yada kontraları..

yani genel sistemsel süreç bir bütün olarak halen aynıdır.. ama aşamaları vardır..
toplumsal mücadele süreci de aynıdır.. AMA.. bir sistem hegomanyası altındaki her bir toplumsal dinamik için milad ve süreç ve aşama tarifi ayrı-ayrı olabilir ve olması doğaldır..
farklılıkların olması gibi., ortaklıklarında olması doğrudur ve gereklidir de..

1923 cumhuriyet kuruluşu algısı., 1960 darbesinin toplumsal algısı.; hıristiyanda başkadır kentli de başkadır., köylüde başka ve kürtlerde başkadır.. ve başka olması gerekenlerin bazılarında tam tersi olarak olmaması gerektiği şekilde algı yaratmış da olabilir.. bunun da kendine has bir yaşanmış süreci vardır..

şeytan.; hem en güçlü-kutsal en önemli melektir.. hemde ilk isyancı ilk provakatör ilk hain vs. dir..
ve şeytan ayrıntıda gizlidir.. ayrıntıları kırpıp., törpüleyip., halı altına itip., yok sayıp., kaba ve kalıpçı bir "gerçek" tarifi altında analiz yapan yanılır.. güdümlenir., güdülür ve yenilir..

ortak bir mutabakat olarak kabül görebilecek bir milad yoktur.. süreç tarifi de yoktur.. olabilir ve olmalıydı ama yoktur.. o zaman farklıları dinlemek anlamak ve ortak noktaları yakalamak asıl milad ve asıl süreç sayılmalıdır.. gerçeklikte değil se bile realitede bu zorunludur.. diyor ve buraya virgül koyuyorum..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20 Haziran 2013, 21:34   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

t.c. noktasında bir politik süreç tarifi var mı?.. varsa kimler nasıl tanımlıyor..
elbette vardır.. ama var olanların doğruluğu bir yana., iç tutarlılığı ve bilimsel yapısı ile yaşamdaki uyumu tartışmalıdır..

örneklersem.; kürt özgürlük hareketi kendince bir milad ile bir süreç tanımı yapmıştır..
Bugün yeni bir dönem başlıyor.
Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor.
Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor; demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor.

21 mart 2013 newroz'unda., amed alanında bu yeni süreç ilan edildi..
bu aynı zamanda yeni bir süreç tanımlamasıdır. o ana kadar olan sürecin bittiğinin ilanıdır. ve yine aynı zamanda geçmiş sürecin muhasebesinin yapıldığının ve bu zeminlerde yeni sürecin stratejisinin çizildiğinin ifadesidir..
en önemlisi.; genel sürecin içinde kendi iradi yeni sürecini yerleştirme iddiasıdır.
elbette tartışılır.. eski süreç bitti mi? bitti ise nasıl bitti.. bitişin sonuçları sana yeni süreci tanımlama işletme olanakları tanıyor mu? yoksa sana dayatılanı mı? tanımlıyorsun.. vs. vs.
kürt özgürlük hareketi bunları tartıştı ve yeni süreci açıkladı.. ama., işletirken bile., halen tartışıyor..

yapılacak şey.; eski sürecin analizi süreç içinde bu öznenin kazanımları kaybettikleri., ve bunların sonuçlarına göre yeni süreç önermesinin analizleridir.
gerisi hikayedir., şövenizmdir.. kontralıktır..

bir başka örnek..; türkiyesolu politik sürecini., 1920 tkp ile başlatır. bu kendi öznel politik sürecidir. genel politik süreci ise.; 1923 cumhuriyet kuruluşu miladı ile başlatır.. öncesi süreç osmanlıdan cumhuriyete geçiş sürecidir. özneleri içinde kendileri ana aktör olarak yoktur. işlevleri., kurulan cumhuriyete destek ile sınırlıdır. yıkmak yada cumhuriyet yerine pd kurmak gibi bir hedef de yoktur.. yani alternatif özne değillerdir.
1920 tkp kuruluşunu milad almalarına karşın., garip bir şekilde., asıl olarak., 68 kuşağınının yarattığı örgütleri de milad almaktadırlar.. böylece öznel süreç tespitleri tutarsız olmaktadır..

aynı tutarsızlığı 1923 nezdinde işletirler.. osmanlıdan bakiye cumhuriyeti ulusal bağımsızlık olarak., genel sürecin miladı sayarlar ama sistem tespitlerinde emperyalizme bağımlı bir sistem ifadeleri vardır.. arada bir milad olmalı ki., eski süreç bitmiş olsun.. ve bu nilad da sömürgeleşme olayı olmalıdır.. bu da belirsizdir.. kimisi dp hükümet oluşunu milad alır., kimisi belirsiz bir genel ifade ile kalır..

demek istediğim şudur.. süreç tespitleri çok önemlidir.. geneli ve içindeki öznelerin özeli olarak bir iç tutarlılığı ve yaşamda ispat olanağı olmalıdır.
abd ile dp hükümeti ilişkileri ispat ise bunu ilk başlatan sivas kongresidir.. daha geliştiren iş bankası resmileştiren de ikili anlaşmalardır.. natoya giriş-çıkış değil.. yunanistan bir ara natodan çıktı da anti emperyalist mi? oldu.. girdi sömürgeleşti mi?

şimdi milad olarak., akp hükümetleri aşaması ele alınıyor.. bunu 12 eylül darbesi ile birlşetirenleri de var..

sistem açısından.;
12 eylül yeni bir süreç miladı mı? dır.. aşaması mı? dır
akp.; yeni bir süreç(cumhuriyet) miladı mı? dır.. yoksa şöför değişimi? mi

toplumsal muhalefet açısından(genel) .;
12 eylül bir milad mı? dır., yoksa 60 ile başlayan bir sürecin son darbesi mi?
akp süreci toplumsal muhalefet nezdinde yeni bir mücadele yeni bir ögütlenme dil vs. süreci mi? dir., yoksa., sitem süreci içerisinde ele alınmalı mı? dır.

bu anlamda., özel olarak., akp süreci.;
kürtler nezdinde sistemin yeni bir aşaması mı?dır yoksa yeni bir süreç mi? ..
yani., son ilan edilen yeni süreç., akp nezdinde mi? ele alınmalı yoksa sistemin geldiği konum anlamında kürt özgürlük hareketinin kendi sürecini tespiti ve bu tespitini dayatması mı?

türkiye solu nezdinde., sistemin yeni bir aşaması mı? yoksa sistemin değiştiğini gösteren yeni bir süreci mi? ..
yani., türkiyesolu şimdiye kadar olan süreçlerini değiştirmek zorunda mı? yoksa sadece bu aşamaya ilişkin bir revizyon mu? gereklidir.
genelde yeni bir süreç tespiti yapıldığına göre., türkiyesolunun bu yeni süreç miladına karşı yeni öznel süreç tespiti var mı? dır varsa nedir!!

daha derinleştirilebilini r.. ama gerek yok..

son taksim halk hareketine bile yeni bir süreç yeni bir genel milad(ayaklanma-devrim süreci vs.) diyenlerde akıl aramamak gerekir.. çünkü tutarsızlıkları baştan bellidir..


... devam edecek..







__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 Haziran 2013, 00:37   #3
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

toplumsal süreçlerin tespiti görecelidir ve her bir toplumsal özne için farklı olabilir demiştim. buna karşın, her bir toplumsal özne kendini devlete yani sisteme göre konuşlandırır. süreç içindeki gelişmelere yani bu öznelerin süreç içindeki iradi müdahalelerine ve yarattıkları etkinliğe göre., bu sefer., sistem bu öznelere göre konuşlanır.

t.c. süreci dersek.; kuruluşu öncesine bakmak gerekir. hangi özneler hangi konumda ve mevzilenme içindeydi, süreç içindeki etki güçleri ve iradi konumları neydi? ve nereye evrildi?

1923 ile 1945 arasına tek parti diktası denir. isteyen buna ilerleme desin, isteyen faşizm desin, isteyen, eksik ama cumhuriyetin ilerlemesi için gerekli olduğu kadarıyla demokrasi desin. sonuçta bir süreçtir. milad olarak da 1923 cumhuriyet ve 1924 anayasası alınmalıdır.

ben, 1920 yi alıyorum.. öncelikle fransızlarla açık, ingilizlerle kapalı anlaşmalar sonucu talat paşa suikasti ve çerkez ethem tasfiyesi miladtır. 1923 lozan sonuçtur.

aleviler bu anlamda bir milad tespiti yapamamıştır. diyanet işleri ve hanefi-sunni merkezli "laik devlet" yanılgısı etkili olmuştur.
çorum kırılma yaşatsa da, dersim atlanıldığı için anlamsızdır.. kullanılan malzeme olmuştur.

sosyalistler ise milad noktasında zaten, kendi öznel süreçleri olarak tutarsızlar. sistem olarak ise sistemin sundukları ile çeşitli milad tarifleri vardır.
bu anlamda.; 1919 u milad alırlar, 1923 ayrıca alınır., 1945 için olumsuz milad tarşifi yaparlar ama sistemsel değişim nedir? sorusunun yanıtı belirsizdir. en son 1980'i milad aldılar ama şimdi akp'de karar kıldılar.. 1980'e kadar uzatıverdiler.

kürtler ise, milad noktasında çeşitli verisyonlar taşıdılar.. ama en azından, asıl kırılmanın, lozan ile başladığı ve 1924 anayasası ile netleştiği noktasında hem fikir oldular. sistemi bu anlamda tanımladılar. ilhak-inkar-imha..
kendi öznel süreçleri olarak da çeşitli milad algıları olsa da 1984 atılımı artık genel yeni süreç miladları olmuştur.

diğer halkları ele almıyorum.. çünkü., önce devşirme sistemi ile sonrasındaki cumhuriyette ise asimilasyon ile esir alındılar.. milad vs. düşünme ortamları bile kalmadı. osmanlıda müslüman t.c. içinde "ne mutlu türk" oldular.

.....devam edecek..........


__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 Haziran 2013, 02:00   #4
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

GELEYİM, HUTBENİN MEVZUSUNA.

bana göre.; sistem nezdinde bir genel süreç tespiti yapılacak ise., bunun miladı 12 eylüldür.
12 eylül ile birlikte, t.c. sistemi bir reorganizasyona girmiştir. sonradan yaşatılan tasfiyelere bakılınca, 12 eylülde ülkücü kıyımları sağa-sola eşit!! yaklaşmış olma demagojisi değilmiş. bir sürecin devlet nezdinde işleyen özneleri tasfiye edilirken, aslında yarına hazırlık yapılıyormuş.

özal süreci aslında 12 eylül ile başlatılan düzleme-temizleme-hizalama operasyonu sonrası topluma yedirilen demokrasi havariliği imiş. böylece liberal-islam formatlı bir yeni türkiye süreci başlatıldı.
o zamanda özal için gerici, takunyalılar iktidarı denildi. ama akp ye bakınca, bir hayli seküler ve liberal kalıyor. aynı şekilde, ecevit chp'sine göre ecevit dsp'si ve kılıçtaroğlu chp'si faşist kalıyor..

gözden kaçan şudur.
özal süreci ile akp süreci çok benzeşirken., neden! farklıdır.
74 ecevit ile 90'ların dsp si ve şimdiki chp çok farklı görünürken, aslında neden aynıdır.

bunlar., toplumsal politikanın birer illüzyon oyunlarıdır.. sürecin işleyişi içinde ortaya çıkan istenmeyen "taşların" "hal" edilmesi için yaşanılan aşamalardır.

özal süreci., t.c. batısında ve kürdistanda tıkır tıkır işlerken., 1984 atılımı ile zorlandı.. yani sürece müdahil olmaya çalışan bir özne ortaya çıktı. halledilmeye çalışıldı ama 1990'lara gelindiğinde halledilemeyeceği görüldü. özal ve ekibi bu noktada kendince bir çözüm içine girmeye çalıştı ama küresel konsepte denk düşmediği için haledildi yerine "sosyal demokrat" ve sağ milli hükümeti geldi. batıda olmasa da kürdistanda tam bir faşizm yaşandı..

bu bir süreç değil, sürecin bir aşamasıdır. 12 eylül ile başlatılan reorganizasyon süreci değişmemiş., ara verilmiştir. tasfiye edilecek olanlara bir misyon verilmiştir. kürt özgürlük mücadelesi "ya bitecek ya bitecek"..
buraya virgül koyup devam edeyim..


taksime devrimci-demokrat halk hareketi diyen ve abartıp, halk ayaklanması diyenlerin, 1993-96 sürecine ne demeleri gerekirdi. savaş ise savaş.. dağlar ateş içinde., sokaklar ise serhildan ve kan ile şiddet ile dolu. taksim yanında üfürük kalır..
türkiye solu buna ne milad dedi., ne de kürt halkı ayaklandı batıdan destek dedi.. devlete bir vurdu ise kürt özgürlük direnişine on vurdu.. şövenizm dizboyu da değil., gırtlağa dayandı..

hadi o zaman aymaz hallerde yada 12 eylülün ezikliği içindeydiler diyeyim.. ya sonrasında.. kışı kırık ve sistem içi tekele misyonlar biçildi.. kürdistanda yaşananlara ise elli ama-fakat..
kısaca., süreç tespitleri sadece t.c. batısı için geçerlidir demiş oldular..

kürtler savaştı.. böyle savaş olmaz., barışmaya çalıştı böyle barış olmaz.. ama taksimden devrim ve devrim hükümeti çıkartırsın..

virgülü kaldırdım..

türkiyesolunun bir süreç tespiti olmadığı gibi., bir süreç mevzilenmesi de yoktur.. ya 1968lerde kalmışlardır., ya 1978 lerde yada liberalizm bataklığında.. yani illaki sistemin bir yanında.. (sözüm azınlıkta kalanların dışındadır) ama kürt özgürlük hareketinin olmuştur.

1984-90 arasında kendi öznel süreçlerini 1990 ile birlikte yeniden tanımlamışlardır. bu süreçleri kendi iç aşamaları ile birlikte sistem karşısında kazandıkları mevzi ve pozisyonlara göre günümüze kadar gelmiştir. 2013 newrozunda yeni bir süreç başlatmışlardır.

burada bir noktaya değineyim.

kürt özgürlük hareketi.; özellikle 1993 yılına kadar., sistemin süreci içinde sisteme göre mevzilenirken., ilk defa kendi iradelerini dayatmışlardır.
sistem.; karşı atak olarak kirli savaş süreci başlatılmıştır ve 1996 ile birlikte, özgürlük hareketi., artık, genel sürecin bir diğer tarafı olarak yerini almıştır ve bu sefer, sistem., kürt özgürlük hareketine göre mevzilenmeye, konuşlanmaya çabalar hale gelmiştir.

yine bu gidişi uluslararası komplo ile aşmaya çabalamışlar ve belirli bir insiyatif elde etmişlerse de bu da bozulmuştur..

sistem., tekrar başa dönmüş., önce., iç tasfiye sürecini başlatmıştır. aynı zamanda da özgürlük hareketi karşısında pozisyon korumaya çabalamıştır.

işte., sistemin., akp aşaması yada akp nezdinde akp süreci budur.
akp süreci ile birlikte., sadece t.c. içine değil., bölgeye de müdahil olmayı hesapladılar.. ama evdeki hesap ne erbile., ne rojavaya ne de doğu kürdistana uydu.. en önemlisi., kendi denetimleri(ilhak) altındaki kuzey kürdistanda mevzileri kalmadı..

2012 devrimci halk savaşı süreci atlanılıyor.. buna savaşın şiddetlenmesi darlığı ile bakılıyor. pkk bu süreç ile., sisteme şunu ispatladı.. böyle devam edersen., hem kendi içinde kaos yaratır., hemde kaos yaşayan bölgeyi kaos ötesine taşırsın..

sistem(asıl olarak küresel sistem) bunu iyi gördü. oslo süreci askıya alınıştı ama yeniden başlatıldı..

şunu diyorum..
oslo süreci oyalama-kandırma-tasfiye amaçlı olabilir.. ama bu bile bu sürece girmeden işletilemeyeceği realitesi anlamında önemlidir. özgürlük hareketinin süreç insiyatifi ile başladı., diğer süreç öznesinin bu arada işi bitirebilirim hayalleri ile askıya alındı.. dikkat edin bitirildi demiyorum.. askıya alındı.. elbette bunda küresel iç çatışmasınınve t.c. iç çatışmalarının yansımaları da var..

devrimci halk savaşı ile buda işletilemez hale getirildi.. ve yeni süreç dayatıldı..
sıkıntı budur.. sürecin bir öznesi artık., sürecin sistem asli öznesine göre mevzilenmiyor., pozisyon almıyor.. tam tersi pozisyon dayatıyor..

özgürlük hareketinin., birinci aşamada., tek yanlı kendine düşeni yapmasını hala kavrayamayanlar var..
ben., kendime düşeni yapar ve beklerim.. ya ikinci aşamaya geçilir., yada savaşa kaosa dönülür..

taksim halk hareketi bile bu birinci aşamanın açtığı zeminler üzerine yaşanabilmiştir.
bunu., ne taksim halk hareketi!! anlayabilmiş., ne de kürt özgürlük hareketinin bazı özneleri ve hdk anlayabilmiştir. daha doğrusu farkındadır ama gülhane de ceviz ağacı formatındadır.

yeni bir süreç başlıyor deniliyorsa başlamıştır.. taksim halk hareketine silahlı mücadele anlayışları ile DALAMAYANLAR.. dallama gibi., tespitler ve de eleştiriler yapmaktadırlar..
size söylendi.. bundan sonra halk hareketleri öne çıkacaktır.. içinde şiddet olmayacak değildir.. sistemin yönelimine göre silahlı mücadele de olmayacak değildir.. ama sistem şiddetini bir yere kadar işletebilecektir.
evet.. taksimde polis şiddeti fazla idi ama geçmişde kürdistanda yaşatılana bakılırsa bir şey değil.. ve pervasızca savunulup., yaygınlaştırılıp., devam edilemiyor..

yorumlara bakıyorum.. zencileri öldürebilir., doğarayabilir., tecavüz edebilirsin.. buna "milliyetçilerin " etnik savaşı deniliyor.. ama beyazlara bunun %1'ni yaparsan buna faşizm deniliyor..

kürdistanda ödenen bedellere göre devletin şiddetinin azalması ile., taksimdeki şiddeti karşılaştırın ve ödenen bedelleri karşılaştırın.. anlarsınız..

şunu demek istiyorum..
olur mu böyle olurmu kardeş kardeşi vururmu marşı eşliğinde elde bayrak-kemal ile elit beyaz kentli halk hareketi ile devletin şiddetini(ki buna hala akp polisi şiddeti deniliyor bu da önemli bir olgu)kürdistandaki halk hareketi ve devlet şiddeti arasında., karşılaştırma yapmaya kalkmayın.. eşeklik yapmayın..

bu doğaldır.. yani bir realitedir.. sistemin kürdistana yönelimi ile batıya yönelimi aynı olmayacaktır.. ama aynı olmayacak değildi.. 12 eylül bunu ispatlar.. her ne kadar 12 eylül bile bu noktada bir ayrım yapmış olsa da., yani olabilir..
idi... ama artık olamaz.. kürt halk hareketi bu devlet şiddetine nasıl direnileceğini ve nasıl kazanılacağını defalarca öğretmiştir..

ödp seçimlere katılamayınca(aslında bilinçli kendi teknik hatasıdır) aynen şöyle demişti.. kürtler zorladı kazandı çükü gücü var.. bizim yok diye olmadı..
şimdi de aynı terane.. kürtler taksime tüm güçleri ile katılsa devrim olur..du..
diyelim oldu.. ve taksim insiyatifi de hükümet oldu.. sizce ortaya ne çıkar.. neo-tkp filmi "devrimden sonra" çıkar..

süreç üzerine söyleyeceklerim bunlardır.. süreç.; t.c. değişimi sürecidir. bu değişim zorunluluğunu toplumsal muhalefet olarak demokratik değişim zeminlerinde zorlamak doğru olandır. devlete sen kendince değiş ama bende değiştim ve senin hegomanyan dışında mevzileneceğim diyecek ve ya savaşır yada buna göre pozisyon alırsın diyeceksin..
savaş ise savaş., demokratik mücadele ise buna da evet.. biz sürecimizi işletiyoruz.. talep etmiyoruz.. diyeceksin..
mesele budur.. talep etmeyecek işleteceksin..

taksim bu değildir.. ama buna evrilebilir.. her park bir halk meclisi olursa olur.. ama kapısına zenciler giremez yazmayacak izin de vermeyeceksin.. beceremez isen., zenciler kendi parkında toplandığında neden gelmediniz demeyeceksin..


__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 Haziran 2013, 22:16   #5
Aktif Üye
 
şeyh'ül-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Mart 2010
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 689
Teşekkürler: 101
75 Mesajına 96 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Değerli dostum bu dizini de ilgiyle okudum.
Çerçeve soruların ve tespitlerine defalarca katılmakla
birlikte, sistemin inşası ve yeniden tesisinin araçları
hususunda itirazım var.

taksime devrimci-demokrat halk hareketi diyen ve abartıp, halk ayaklanması diyenlerin, 1993-96 sürecine ne demeleri gerekirdi. savaş ise savaş.. dağlar ateş içinde., sokaklar ise serhildan ve kan ile şiddet ile dolu. taksim yanında üfürük kalır..

Halk hareketinin hacmi açısından bahsettiğin
dönem daha görkemliydi. Fakat devletin yönelimi
olarak baktığımızda, bugünün enstrümanlarının
daha çoğaldığı, daha kuşatıcı olduğu da ortada.
Bu yüzden Taksim daha kötüdür, Şırnak 1992 daha
iyidir demek anlamsız.
Medya araçlarının çeşitlenmesi, kolluğun kullandığı
teknolojinin geldiği aşama.. her basamakta
bu engelleri aşmak daha da zorlaştı. Örgütler
artık merkeziyetçi ve dar kadrolardan daha
çok platform gibi şeffaf oluşumlara yerini bıraktı.
Bireysel yaşam algıları çeşitlendi. Metropoller yeni
sosyolojik alt kültürler oluşturdu.
Bunun yanına bir de çok önemli etken olan tek
parti iktidarını ekliyorum, çünkü siyasal pozisyonları
temelinden oynattı (devleti ele geçiren parti/cemaat
modeli kabullenilir oldu).
Özcesi, bugün Taksim'i yaratan araçlar belli yönlerle
insanların işini zorlaştırdığı gibi, belli yönlerle de
kolaylaştırmıştır. Örneğin, emniyetin devlet içerisindeki
yerinin kurumsal olarak sağlamlaşması, kendine güveninin
gelmesi, eskiden askere karşı beslenen korkunun
şimdi metropolitan kolluğa yönelmesi, eylemci
olduğu anlaşılırsa kolluğun mevcut hukukun dışına
rahatlıkla çıkabileceği algısı.
.

taksim yanında üfürük kalır

Uzun dönemde ölçüp tartıp, bu ifadeyi kabul edebilirim,
esneğim ama ifadenin zihinsel altyapısı, Taksim'i alıp
sahiplenip çabalayıp da üfürük kalmasını engelleyememiş
bir bireyselliği değil de, zaten dışarıdan bakan, belli bir değer
biçmekle beraber inisiyatif almadığı için üfürük sayan
bireyselliği ortaya koyuyor.
Son yazılıdan yine 45 aldıysan kafanı kaldırıp çöpe mi
atarsın,
yoksa suçu yine kendinde arayıp dersine daha iyi çalışmaya
mı karar verirsin? Elbette ikinicisi.

Osmanlı'daki Yeniçeri isyanları bile, ekonomik temelli
olmalarının güzelliği bir yana, Osmanlı tarihine biçilen
o huzur ve yekvücutluk tezahürüne darbe indiren
isyanlar değil midir? Aslında hiçbir şey iyi gitmiyordur
imparatorlukta. Ardından, Mustafa Kemal'in kurtuluş
savaşında da sayısı elin parmaklarını geçecek kadar
Türkmen isyanları olmuştur, yani bu da devletin rızaya
değil, hep zora dayalı olduğu yönündeki liberter görüşün
ideolojik araçlarını güçlendiren olgular değil mi?

türkiye solu buna ne milad dedi., ne de kürt halkı ayaklandı batıdan destek dedi.. devlete bir vurdu ise kürt özgürlük direnişine on vurdu.. şövenizm dizboyu da değil., gırtlağa dayandı..

Alakası olur mu bilmiyorum ama Türkiye solunun
milat tanımları AKP döneminde özellikle 2007 seçimlerinden
sonradır. İkinci cumhuriyetin ideolojik ve kurumsal olarak
yerleştiğini söylemişlerdi. Birinci cumhuriyete ne biçtikleri
tartışması yapılmalıdır, ama bu realiteden bağımsızdır.

İnan ki çok önemsemiyorum, matah bulmuyorum
ama Gezi'yi milat kabul eden gruplar oldu. Özellikle halkın
kolluğu sorgulaması ve cesaretini kazanması açısından
bir atılım ve ilerleme olarak gören gruplardı bunlar.

taksim bu değildir.. ama buna evrilebilir.. her park bir halk meclisi olursa olur.. ama kapısına zenciler giremez yazmayacak izin de vermeyeceksin.. beceremez isen., zenciler kendi parkında toplandığında neden gelmediniz demeyeceksin..

O da şöyle dursun, kimsenin sosyalistçe hareket
etmesi de gerekmiyor.
Ciddi bir ayaklanma yerine daha lakayt, dans ederek
türkü söyleyerek, ayakta durarak, bayrak ve flamasız,
mizahçı yetiyle donatılmış iletişim araçlarıyla bir direnç
geliştirmek daha mantıklı. Çünkü kimsenin birbirinin
tarihsel ve ideolojik analizlerine tahammülü yok.
Paris'te, Ottowa'da ve Londra'da olduğu gibi, kamu
alanı tanımlamaları, işgaller, kürsüler olabilmeli.
Yani şu amansız ortadoğululuğumuzdan çıkmalılar.

olur mu böyle olurmu kardeş kardeşi vururmu marşı eşliğinde elde bayrak-kemal ile elit beyaz kentli halk hareketi ile devletin şiddetini(ki buna hala akp polisi şiddeti deniliyor bu da önemli bir olgu)kürdistandaki halk hareketi ve devlet şiddeti arasında., karşılaştırma yapmaya kalkmayın.. eşeklik yapmayın..

Herkes kendi yaşadığını bilir suat dost. Şiddetin derecesi
üzerinden de politik üstünlüğün belirleneceğini sanmıyorum.
Bu tartışmayı yapan Kürtler de Türkler de halt ederler
çünkü yapıcı ve dayanışmacı değil ayırıcıdır. Büyük futbol
kulüplerinin karşılaştığı hakem hataları sayısı üzerinden
bir üstünlük elde etme arayışına benzer.

Bu tartışmanın tek çıkar yolu, tartışmanın amacının halkla
devletin arasını açmaya hizmet etmesidir.

Konu şeyh'ül-insan tarafından (21 Haziran 2013 Saat 22:40 ) değiştirilmiştir. Sebep: ekleme ve çıkarma
şeyh'ül-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 Haziran 2013, 22:38   #6
Aktif Üye
 
şeyh'ül-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Mart 2010
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 689
Teşekkürler: 101
75 Mesajına 96 Kere Teşekkür Edildi
Standart

yazılarını olmadıkları yönleriyle eleştirdiğim
konusunda itirazların olduğunu biliyorum.
Buna dikkat etmeye çalıştım, inşallah görüşlerini
sendeki halleriyle anlayabilmişimdir
Eğer değilse ciddi söylüyorum zahmet edip
yanıt vermene gerek yok.
şeyh'ül-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22 Haziran 2013, 02:19   #7
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Alıntı:
şeyh'ül-insan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
yazılarını olmadıkları yönleriyle eleştirdiğim
konusunda itirazların olduğunu biliyorum.
Buna dikkat etmeye çalıştım, inşallah görüşlerini
sendeki halleriyle anlayabilmişimdir
Eğer değilse ciddi söylüyorum zahmet edip
yanıt vermene gerek yok.
ilginç..
yazımı aslında eleştiriye tabi tutmamışsın.. ve bunun farkındasın.. ama kendi yazının benim yazımla olan ilişkisinin farkında değilsin...
bende olan etkisi/algısı şu..

yazımı değil., içeriğini kendince anlamışsın ama uyumlu anlamışsın.. buda gösteriyor ki., yazımı ben., karşımdakilere göre değil., kendime göre dizayn etmişim.. bu anlamda senin yazın., eleştiriden ziyade katkı olmuş.. tamamlama-düzeltme olmuş..

1- karşılaştırma yapmamak gerekliliği doğrudur. burada şiddet karşılaştırmasından ziyade., uygulanan şiddetin uygulananlardaki etkisi noktasında ele almak gerekir.
kürdistandaki şiddet., ezilmeye değil., isyana ve bu isyanın politikleşmesine hizmet etmesi.. içindeki politik önderlik becerisi kadar., toplumdaki "edi bese" ruh haline de işaret eder.. taksim olayındaki şiddet de böyle oldu.. ama içindeki politik önderlik noktası eksik olsa da "yeter artık" ruh hali ortak..
görkem farklılığından kastım buydu.. şimdi doğru anlatım oldu..

2- İnan ki çok önemsemiyorum, matah bulmuyorum
ama Gezi'yi milat kabul eden gruplar oldu. Özellikle halkın
kolluğu sorgulaması ve cesaretini kazanması açısından
bir atılım ve ilerleme olarak gören gruplardı bunlar
.
doğrudur.. nasılki kürdistanda toplumsal dinamik anlamında bir milad varsa., batı içinde taksim bir milad sayılır..


3- bu milad'a ek olarak şunu da ekleyebilirim(aslında sen ekledin ben onaylıyorum).. klasik ben merkezci be bilirim ben karar veririmci ögüt fetişizmi yerine kitle gücü dinamiği olgusu öne çıktı.. şu da anlaşılmasın.. örgüt gereksizdi demiyorum.. örgüt asıl işi nedir onu bilsin anlamında diyorum..
kitleni ne yapması gerektiğini önermek., yönlendirmek başkadır.. işi yapacak olan kitle olduğundan kendi iradesini öne çıkartmasını kendi önderi olmasını öğretmek ayrıdır..

3- her ne olursa olsun., kendine dokununca bile kımıldamayı beceremeyen., devlet içinden bir güç ile çözüm arayan., kentsoyluların.. isyana katılması da önemlidir.. haliyle kentsoylu ritüelleri ile hareket edeceklerdir.. küçümsememek garip karşılamamak., karşı çıkmamak geekir.. olacak ise itirazları politik hedeflerde yapmak gerekir.

yazıma bu anlamda süreç tespiti analizleri ve açıklamaları ile giriş yaptım.. buralara da değinmeni isterim.. yani kendince bakışın nedir? bilmek isterim.. kendi tespit-analizlerimin yaşam ve başkaları nezdinde sağlamasını yapmak istiyorum.. buna gereksinim duyuyorum..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23 Haziran 2013, 00:26   #8
Aktif Üye
 
şeyh'ül-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Mart 2010
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 689
Teşekkürler: 101
75 Mesajına 96 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Ben kısmî itirazlar getirmiştim. Genel bir değerlendirmeyi
şöyle yapabilirim..

Öncelikle Gezi'den önce başlayan bir süreç olduğunu
ifade ediyorsun. Bu halde, Gezi, zaten bir sürecin
devamı. Gezi'yi misyon yükleyen ahmaklardan bahsediyorsun,
ki bu öncelikle aydınlatılmalıdır. Kendinin bunlardan biri
olmadığını söylüyorsun.
Önceki linkleri de okudum fakat misyon biçenlerden geniş
alıntılar yapmamışsın. Demek ki öncelikle kimin nasıl bir
misyon biçtiğini söylemen gerekir dostum. Hükümetin
demokrasiye darbe misyonu biçtiği çok açıkken, diğer parti
ve grupların çok büyük bir atılımın ilk ayağı değil de, bir tür
savunma pozisyonu ve birlik denemesi olarak aldığını
görebiliyorum. Neyse, buna geliriz.. ama dediğim gibi,
kimin ne misyon biçtiğini ayrıntılı olarak açıklaman gerekecek.

kısaca..; taksim bir ana süreç değildir.. taksim sürecindeki aktörler de başat aktör değildir.. zaten bu belli de değildir.. her kesime göre bir başat aktör "ifadesi" var..

Yazının vurgusunun burası olduğunu sanıyorum. Aktörler Taksim'de
değilse nerede olabilir? diye soruyorum. Bir eylemliliğin başat aktörleri
meydanda değilse nerededir?

akp iktidarı süreci de bir süreç değil., sürecin bir aşamasıdır. akp iktidarı ile.; ne 12 eylül sistemi değişmiş., ne de 1923 cumhuriyeti nitelik değiştirmiştir


Bu tezinde ise verinin doğru olduğunu, ama tarafından
doğru yerde ve zamanda kullanılmadığını söyleyebilirim.
Çünkü Gezi zaten savunma refleksiyle büyümüştür.
Demek ki içerisinde bir atılım içermiyor. Yapılan anketlere
göre katılanların %70'i aşan kısmı örgütsüz ve onları çeken
şey de kolluğun aşırı güç kullanımı. Hepimiz çevremizden
biliyoruz ki, devletten şimdiye kadar herhangi bir talebi
olmamış, mahkemeye işi düşmemiş, ödemelerini vergi
dairesine gitmeden yapan insanlar da geziye renklerini
verdiler.
Şimdi bu tabloya bakınca, 1923 ve 1980 konseptlerinin
bu olgularla alakası yok. En azından analizde yer sıkıntısı
yaratır. Örgütlü katılımda bile 'böyle şiddeti görmemiştik'
vurgusu yok. Söylenen söz, baskın bir şekilde 'bu kadar
da olmaz'. Yani dediğin gibi, yeter artık.
Bu 'artık'ın AKP dönemine denk gelmesi asıl seni rahatsız
eden ancak bunun da açıklaması var. Önceki iletimde
dediğim gibi, bundan önceki hükümet idarelerinin çok başlı
oluşu ve kontrol araçlarının-big brother'ların artışı bunu
çok etkilemiştir.

süreç üzerine söyleyeceklerim bunlardır.. süreç.; t.c. değişimi sürecidir. bu değişim zorunluluğunu toplumsal muhalefet olarak demokratik değişim zeminlerinde zorlamak doğru olandır. devlete sen kendince değiş ama bende değiştim ve senin hegomanyan dışında mevzileneceğim diyecek ve ya savaşır yada buna göre pozisyon alırsın diyeceksin..
savaş ise savaş., demokratik mücadele ise buna da evet.. biz sürecimizi işletiyoruz.. talep etmiyoruz.. diyeceksin..
mesele budur.. talep etmeyecek işleteceksin..



Bu değişimi vurguladığına göre, şimdiye kadar vuku
bulmayan dinamiklerin değiştirdiğine inandığını düşünüyorum.
Bence her devlet gibi T.C. de çağın gereklerine göre
değişimler geçirmiştir. O hâlde bu dinamikleri senin tekrar
vurgulaman gerekmektedir. Güncel örneklerle bunları
anlatabilirsin.
Sanırım bu minvalde tartışmayı önceden yapmıştık. Değişimin
bağımlı değişken mi yoksa bağımsız değişken mi olduğu
sorusunu sormuştum.
Ben Türkiye solunu, Alevileri, ulusalcıları bir dinamik olarak
kabul etmiyorum. Çünkü ne gündeme etki yapabiliyorlar,
ne de insanların bazı fikirlerini değiştirebiliyorlar. Hacim olarak
büyük, nitelik olarak oldukça küçükler.

akp iktidarı ile.; ne 12 eylül sistemi değişmiş., ne de 1923 cumhuriyeti nitelik değiştirmiştir..

Yazının önemli olan bu vurgusunda senin netleştirmen gereken
nokta şudur. Önce diyorsun ki T.C. çeşitli dönemlerde
konsept değiştirmiştir, 1923, 1960 ve 1980. Ardından AKP'nin
1923 cumhuriyetinin niteliğini değiştirmediğini söylüyorsun.
Peki arada olan değişimler ne oldu? İşte bu kısmın netleşmesi
lazım? 12 Eylül darbesi, 1923-26 politikalarını değiştirdiyse
nasıl olacak ki AKP değiştirilmiş bir konsepti tekrardan değiştirsin?
şeyh'ül-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23 Haziran 2013, 02:34   #9
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

akp iktidarı ile.; ne 12 eylül sistemi değişmiş., ne de 1923 cumhuriyeti nitelik değiştirmiştir..

Yazının önemli olan bu vurgusunda senin netleştirmen gereken nokta şudur. Önce diyorsun ki T.C. çeşitli dönemlerde konsept değiştirmiştir, 1923, 1960 ve 1980. Ardından AKP'nin 1923 cumhuriyetinin niteliğini değiştirmediğini söylüyorsun.
Peki arada olan değişimler ne oldu? İşte bu kısmın netleşmesi
lazım? 12 Eylül darbesi, 1923-26 politikalarını değiştirdiyse
nasıl olacak ki AKP değiştirilmiş bir konsepti tekrardan değiştirsin?

dostum..
konsept değişimi her zaman süreç değişimi anlamına gelmez. konsept bazen bie aşamayı ifade edebilir. örneğin.; "ya bitecek ya bitecek" bir konsepttir ama., bir süreç konsepti değil, bir aşama konseptidir. çünkü., başladığı aşamadan önce "ya çözüm ya çözüm" konsepti işletilmiyordu. yine kürt isyanını inkar-imha konsepti işletiliyordu. yeni bir aşamasına yani yeni bir konsepte yükseltildi..
özal işleyen bu inkar-imha konseptini(yani sürecini) değiştirmek istedi ama izin verilmedi..

1923 konsepti bir sürecin tarifidir.
halklar nezdinde inkar, itirazlar içinde imha konseptidir.
hanefi-sunni laiklik konseptidir.
ekonomi alanında, devlet üzerinden kapitalizmin geliştirilmesi yayılması (devletcilik)konsept idir.
siyasi alanda tek merkezli bir işleyişin tarifidir.
1945 ile bu süreç nitelik değiştirdi mi?
kürtler için hayır.. aleviler için hayır.. ekonomik alanda hayır.. siyasi alanda hayır.. çok partili dönem siyaset alanında tekciliğin kalkması değil ki..
1945-50 arasında değişti mi? hayır.. 1960 da hayır.. 1980 de hayır.. 2013 de hayır..

evet.. 1980 bir anlamda milad sayılabilinir.. bir çok şeyde değişim başladı ama sistemin bütününde başlamadı yeni bir süreç başlamadı..
sadece., devletçilik işleyişi özele devri süreini başlattı.. buna süreç değişimi demek hatta olumsuz olarak tanımlamak., burjuva modernite hayranlığının taşralı modelinin işleridir. hatta koorparatizm anlamında faşizmin bir çeşitidir. sol zeminde ahmaklıktır.
devlet ne için var.. halkı için olmasa gerek.. haliyle başta verilen bir görev olarak, misyonunu tamamlıyor.. bunu görmemek nedir!!?

yazımın başında uzunca anlatmıştım..
süreç tespitleri neye göre yapılır. her süreç tespitinin dayandığı temel özne vardır. ve onun kendi içinde aşamaları vardır. temel özne değişmeden süreç ve konsepti değişmez.. ama süreç ilerlerken her basamakda yeni aşamasının da bir konsepti vardır..

ve yine bahsettim.. genel süreç içindeki öznel süreçlerin bütünü olarak tanımlanabilir.. başat-dominat olan ile değil.. başat dominant olan öznel süreç o aşamanın damgasodor.. sürekli olursa sürecin kendisi olur.. ve yine kendi sürecini kendisi tanmalayıp., bir başka sürece geçebilir.. bu sefer artık bütüne bu sürecin tanımı ile yaklaşılır.. köleci toplum ile kapitalizm arasındaki süreç bütündür.. gerisi aşamalarıdır.
bir paris komün bir 17 ekim bunu kıramamıştır.. ama öznel olarak bir başka sürecin kendisidir.. yani mülkiyetçi sistem ile bunun karşıtı bir sürecin içindeki iki ayrı öznel süreçtir.. marksistler işte burada hep şaşırır.. sermaye sistemlerini ana süreç olarak alırlar.. o yüzden bu sistemin sınıflarından birini de her aşamasında(hatta bunu süreç olarak ayrı görürler) başat alırlar.. ve insanlık tarihini ayrı hapsini içine alan bir genel süreç olarak görmezler..
yani... köle isyanları nafiledir.. köylü isyanları nafiledir.. sadece işçilerin isyanları süreci değiştirebilir.. ama bu da hiç olmamıştır.. paris komünü dahil 17 ekim dahil işçi sınıfından çok toplumsal isyanların yaratımıdır.. diğerlerinde zaten işçi yoktu..

bunları beni doğru anlayasın ve itiraz edeceksen benim bu çizgim temelinde itiraz edesin diye yazıyorum..

bu anlamda.....
12 Eylül darbesi, 1923-26 politikalarını değiştirdiyse
nasıl olacak ki AKP değiştirilmiş bir konsepti tekrardan değiştirsin

12 eylül 1923 konseptini siyasal ve ekonomik zeminlerde değiştirebilmek için bir darbedir..
devletci ekonomi değişecek, devletin koruyucu ve belirleyici erksel işleyişi değişecek ve bunlara göre toplum sosyal-siyasal yeniden biçimlendirilip, pozisyonlar dağıtılacak.. İDİ..
yani sistemsel bir değişim yok.. akp konsept değiştiriyor da demedim.. demiyorum.. işleyişi değiştiriyor.. ana yapıyı değil..
moderniteci bakışla bakarsan bile., kapitalizmden feodalizme karşı devrim!! yapmıyor.. üretici güçlere(yaratan-hükmeden-belirleyen) göre bu olanaksız..

devletçi ekonomi konseptini akp değiştirmedi yada değiştirmiyor.. bu işler özal ile başladı.. ali-veli kırkdokuz elli gele dahi aynı işler olagelecekti.. akp gelişinin nedenleri farklıdır.. ara aşama olan çiller-shp/chp ve ecevit koalisyonları ve çiller-erbakan olayları da böyle.. hiç biri., 12 eylül ile başayacak olan yeni aşamaya karşı erk olmadılar.. başka işler nedeniyle geldiler başaramayınca yollandılar..
akp koalisyonu da öyle.. şimdilik başarının önünde engel tayyip olarak tanımlandı tavaya atıldı.. yada akp dışında bir alternaif olmadığından hazırlık aşaması da diyebilirim..

yerel seçimler sonrası önemli.. her kesim bundan sonrasına şimdiden yatırım yapıyor.. güç biriktiriyor, topluyor, derliyor ve harcansın istediği güce yöneliyor..
taksim başka nedenlerle patlamıştır ama tuzu kapan koşmuştur..

özgürlük ahreekti süreci iyi izliyor..ne pozisyon kaybetmek istiyor ne de bu işlerin dışında kalmak istiyor..

şu günlerde ciddi bir toplu mühendisliği işletiliyor..

sırrı süreyya olayına değineceğim.. ayrı başlıkla yazacağım.. bu da ciddi bir toplum mühendisliği işlerinden biri.. sırrı bir "eleştiri" yapmış!! ama ne demiş ne dememiş kime demiş kimesana değil abi demiş "belli değil gibi"!!!..
sırrı ahmet türke yanıt verdi diyenlere bakıyorsun.. ve verilen görüntülü linklere bakıyorsun.. yazılan ile görüntü apayrı..
youtube de aleni yazıyor.. sırrı süreyya ahmet türke cevap verdi. bakıyorsun.. ahmet türkün adı bile geçmeden görüntü bitiyor..
ama bu aziz nesin yüzdesi halk.. özellikle nasyonalist sol.. sazan gibi atlıyor..

sırrı süreyya.. kısa zamanda.. açık ifadelerle konuya açıklık getirmez ise.. hakkında iyi şeyler düşünmeyeceğim.. kuyuya bir taş atan deli mi? dir yoksa işini mi? yapıyor.. bakacağım..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23 Haziran 2013, 12:48   #10
Aktif Üye
 
şeyh'ül-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Mart 2010
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 689
Teşekkürler: 101
75 Mesajına 96 Kere Teşekkür Edildi
Standart

konsept değişimi her zaman süreç değişimi anlamına gelmez. konsept bazen bie aşamayı ifade edebilir. örneğin.; "ya bitecek ya bitecek" bir konsepttir ama., bir süreç konsepti değil, bir aşama konseptidir. çünkü., başladığı aşamadan önce "ya çözüm ya çözüm" konsepti işletilmiyordu. yine kürt isyanını inkar-imha konsepti işletiliyordu. yeni bir aşamasına yani yeni bir konsepte yükseltildi..
özal işleyen bu inkar-imha konseptini(yani sürecini) değiştirmek istedi ama izin verilmedi..


O zaman konsept mi süreci kapsıyor yoksa
süreç mi konsepti?
Benim senin analizlerinden anladığım, konsepti
başat alıyorsun, süreci ise konseptin stratejik
açılımları olarak.
Örneğin, Özal'ın girişimleri stratejik bir ataktır.
Belki diplomasi yoluyla PKK örgüt ve önderliğini
yine imha (konsept gereği) etmeyi amaçlıyordu?

1945 ile bu süreç nitelik değiştirdi mi?
kürtler için hayır.. aleviler için hayır.. ekonomik alanda hayır.. siyasi alanda hayır.. çok partili dönem siyaset alanında tekciliğin kalkması değil ki..
1945-50 arasında değişti mi? hayır.. 1960 da hayır.. 1980 de hayır.. 2013 de hayır


Bu mevzuyu merkez-çevre periferisi olarak
almayı yeğliyorum. Bu yüzden ikinci dünya
savaşı sonrası Kemalist yöneticiler arasında
pozitivist ve gelenekçi unsurlar geleceklerini
Hür Dünya Blok'unda gördüler. Yani siyasi
değişimler olmadığını söylemek güç suat
dostum.
En azından, gelenekleri bir anda silip atılmaya
çalışılan taşranın-çevrenin merkeze yerleşmesi
önemli bir gelişmedir. Bir ülkede parlamenter
siyasetin halk tarafından benimsenmesi ve
yeni siyasetçilere güven duyması o dönem için
devrimci bir çıkış sayılamaz mı?
Elbette siyasette tekçilik halihazırda durdu ancak
planlamacı ekonominin başarısızlıkları def edildi
ve 1950'lerin ilk yılları toplumsal refahta büyük
artışa sahne oldu. Makineleşme, tarımda verim
artışı ve köylü-reçberin refahının artışı anlamında.

evet.. 1980 bir anlamda milad sayılabilinir.. bir çok şeyde değişim başladı ama sistemin bütününde başlamadı yeni bir süreç başlamadı..
sadece., devletçilik işleyişi özele devri süreini başlattı


Dostum bu kısma da katılmıyorum. Madem 12 Eylül'ün
kıymeti harbiyesi ekonomiş işleyişteki dönüşüm,
o zaman 1960'lı yıllarda planlı ekonomiye geçiş, önlerindeki
beş yılı düşünerek uzmanlara raporlar hazırlatmaları, ithal
ikameci ve Harrod-Domar büyüme modelinin benimsenmesi
de bir milat oluşturmaz mıydı? Üstelik yanısıra çevre,
merkezden atılmıştır. DP tasfiyesi üzerinden Kürtler de yine
dil yasaklarına, din adamlarına işkence uygulamalarına maruz
kalmaya devam etmiştir.

yani sistemsel bir değişim yok.. akp konsept değiştiriyor da demedim.. demiyorum.. işleyişi değiştiriyor

AKP süreci güncelliyor, update ediyor olabilir.
Madem işleyişi değiştiriyor, bu işleyişe itirazlar
da olabilir. Bu illa ki sürecin devamını istemek
değildir. Ben seni böyle anladım sanırım. Yani
işleyişe itiraz edenleri eleştiriyorsun.
Örneğin, AKP, işleyişi çerçevesinde TC hukukunu
bile çiğnemek durumunda kalıyorsa, toplumsal
denetimde milliyetçi retoriğe bir de dinî retoriği
ekliyorsa bu işleyişi durdurmadan topyekun sürece
nasıl müdahale edilir ki?

özgürlük ahreekti süreci iyi izliyor..ne pozisyon kaybetmek istiyor ne de bu işlerin dışında kalmak istiyor..

Doğru olan da bu. İhtiyatlı hareket etmek
mühim. Ama bunu yaparken medya önünde
olmasa da, kendi müttefiği güçlere bu aldığı
pozisyonu da izah etmeli, tartışmalı. Tartışmıyor
demiyorum, ama müzakerelerin boyutundan
MİT bürokasisinin tutumuna, onlara ne kadar
güvendiklerini vs ifade etmeliler. Ama bunların
medya önünde olması gerekmiyor, çünkü
manipülelere açık hale geliyor önceden gördük.
AKP içerisinde demokratikleşmeyi ve barışı
samimiyetle arzulayan kesimlerin kim olduğu,
bu kesimlerle diplomatik diyalogun geliştirilmesi
istendiği açıkça söylenebilir mesela.
AKP'yle-kapitalizmle uzlaşıyoruz anlamına gelmez.
Örneğin, Adalet Bakanı böyle bir şahıstır.

şu günlerde ciddi bir toplu mühendisliği işletiliyor.. sırrı süreyya olayına değineceğim.. ayrı başlıkla yazacağım

Haberlerde okudum ama, olay tam olarak
nedir suat dost bilmiyorum. Önder'in hatası,
DTK başkanlığına medya üzerinden eleştiri
getirmesi, örgüt-içi kanalları işletmemesi mi..?
'DTK Gezi için açıklama yapmadı' demiş.
Bence görmemiştir, ve görünce bunu düzeltecektir.
şeyh'ül-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
sosyalistforum içindeki bazı katlımcılara suat Serbest/Özgür Kürsü 6 13 Mayıs 2013 02:13
"çamur"un içindeki ertuğrul mavioğlu.. suat Makaleler 0 21 Şubat 2013 12:22
yeniçerilik ve sol içindeki orducu/darbeci zeminler suat Türkiye Solu 3 07 Şubat 2013 14:01
%48 sol içindeki.., chp den saygın gazete anlayışı suat Makaleler 0 02 Ağustos 2011 15:19
KCK: Yeni süreç başladı Roj_ Güncel Haberler 1 22 Mart 2010 22:57

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:05.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.