Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Politik Gündem

Politik Gündem Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz...

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16 Eylül 2012, 19:47   #1
Aktif Üye
 
düzensiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 Kasım 2010
Mesajlar: 712
Teşekkürler: 169
115 Mesajına 132 Kere Teşekkür Edildi
Standart HDK'den 'Barış Manifestosu'

Ankara - HDK’nin “Ölüm değil çözüm, çatışma değil müzakere” kampanyasının bir günlük final etkinliği, sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi. 160 kişinin katılımıyla gerçekleşen etkinliğin sonuç bildirgesi “Barış Manifestosu” adıyla yayınlandı.

HDK’nin “Ölüm değil çözüm, çatışma değil müzakere” kampanyasının final etkinliği “Eşitlik ve Barış Buluşması” toplantısı 81 ilden gelen 160 temsilcinin büyük bir çoğunluğunun konuşmaları ve önerileriyle programını tamamladı. Mümkün olduğunca çok kişinin konuştuğu toplantı boyunca Kürtler, Türkler, Ermeniler, Lazlar, Çerkezler, Romanlar, Aleviler, Kürt sorunu hakkındaki düşüncelerini ve çözüm önerilerini dile getirdi.

Toplantının son bölümünde ise “Barış Manifestosu” olarak tanımlanan sonuç bildirgesi okundu. Ardından katılımcıların sonuç bildirgesine ilişkin düşünce ve önerile alındı.

Sonuç bildirgesinde HDK tarafından yayınlanan “Barış Manifestosu” şöyle:

* Türkiye’nin gerçekliği çeşitliliktir. Türkiye’de bu kabul edilmedikçe barış tesis edilemez.

* Hepimiz, kendimizden başlayarak barışın bir elçisi olmalıyız, savaşı isteyenlerden daha cesur ve kararlı olarak birebir ilişkilerle bu savaşa karşı çalışmalıyız.

* Tüm sendikalarda, işyerlerinde, işçi semtlerinde işçilerin, emekçilerin bu savaştan çıkarı olmadığını, vergilerimizin savaşa, bombaya gittiğini, sağlığa, eğitime harcanmadığını öncelikle Türk işçi ve emekçilerine anlatmalıyız.

* Kadınlar olarak, taciz, tecavüz, şiddetten çekiyoruz. Ama en çok da yitirdiğimiz çocuklarımızın ardından ağlıyoruz. Kürt Analarının bölgeden başlattığı barış çağrısına asker anneleri olarak, acıları ortaklaştırmak ve savaşı durdurmak adına bir adım atılması için çalışmalıyız.

* Şovenizm ve linç politikalarına karşı, en küçük yerellerde barışı hayata yayan örgütler oluşturmalıyız.

* HDK, Türk ve Kürt halkının acılarının birleştiği bir yerdir. Buradan hareketle, Savaşın muhataplarından olan Türk asker ailelerinin acılarını daha fazla sahiplenmeliyiz.

* Anadilinde eğitim vazgeçilmez bir haktır, eğitim emekçileri başta olmak üzere anadilinde eğitimin hayata geçmesi için mücadele etmeliyiz.

* 4+4+4 eğitim sisteminin asimilasyoncu, tekçi, şoven, dindar, militer nesiller yetiştirmeye dönük yüzünü teşhir ederek, anadilde, özgür, bilimsel, demokratik ve ücretsiz bir eğitim sistemi için mücadele etmeliyiz.

* TBMM yi 17 Ekim de görüşülecek savaş tezkeresini reddetmeye, tüm emek ve demokrasi güçlerini de barış için mücadeleye çağırırız.

* Savaş değil müzakere, ölüm değil çözüm şiarı ile, silahların susması ve barışa adım atılması için müzakerelerin başlatılması ve İmralı’da uygulanan tecrite son verilmesi için mücadele etmeliyiz.

* Barışın kazanılması, Kürt sorununun demokratik, eşit haklara dayalı çözümü ile mümkündür. Bu amaçla Kürt halkının demokratik özerklik talebi karşılanmalıdır.

* HDK, ülke içinde olduğu gibi, başta Suriye olmak üzere komşuları ile savaşı reddeder.

* HDK olarak, sadece ülke içinde barış mücadelesini örgütlemekle yetinmeyip, küresel bir barış ve dayanışmayı örgütlemeliyiz.

* Asker isimlerinin okullara, sokaklara, caddelere, parklara verilmesine son verilip, barış dilini hakim kılacağımız bir kampanya örgütlenmelidir.

* Ana akım burjuva basının savaşı kışkırtan, nefret söylemini yaygınlaştıran ve gerçekleri manipüle eden yapısını teşhir ederek, basın özgürlüğüne ve özgür basına sahip çıkmalıyız.

* Siyasetçilere, gazetecilere, aydınlara, öğrencilere, emekçilere yönelik tutuklama ve baskılara karşı mücadele etmeliyiz.

ANF
düzensiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17 Eylül 2012, 09:44   #2
Aktif Üye
 
düzensiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 Kasım 2010
Mesajlar: 712
Teşekkürler: 169
115 Mesajına 132 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Barış boş lafla olmaz
HDK’nin ‘Eşitlik ve Barış Buluşması’nda konuşan BDP Milletvekili Önder, ‘Çözüm içermeyen boş laflarla barış sağlanamaz’ dedi

Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) “Ölüm değil çözüm, çatışma değil müzakere” kampanyasının final etkinliği, “Eşitlik ve Barış Buluşması” Ankara’da yapıldı. 81 ilden gelen delegelerin katıldığı etkinlikte konuşan BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, ‘Çözümü içermeyen, çözüme dair bir programa, ilkelere, önerilere sahip olmayan hiçbir söylem, barışa dönük faydalı işlem göremez” dedi. Önder, tecrit ve müzakerelerin kesilmesini de eleştirdi.


Barış boş lafla olmaz

Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) “Ölüm değil çözüm, çatışma değil müzakere” kampanyasının final etkinliği, “Eşitlik ve Barış Buluşması” Ankara’da yapıldı. BDP İstanbul Milletvekili ve HDK Yürütme Kurulu Üyesi Sırrı Süreyya Önder, barışı istemenin çözümü istemek anlamına geldiğini belirterek, “Ancak Sayın Öcalan’a yönelik ayrımcı ve hukuksuz uygulama ile bir halk aşağılanıyor” dedi.

81 ilden gelen temsilcilerin yer aldığı etkinliğe, BDP Mersin Milletvekili ve HDK Yürütme Kurulu Üyesi Ertuğrul Kürkçü, BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile birlikte HDK üyeleri katıldı. Etkinliğin yapıldığı salona, “Halk temsilcileri buluşuyor”, “Halklar barış istiyor” pankartları asıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Sırrı Süreyya Önder, “Çözümü içermeyen, önermeyen, çözüme dair bir programa, ilkelere, önerilere sahip olmayan hiçbir söylemin barışa dönük faydalı işlem göremeyeceğinin altını çizdi. Çözüm ne olmalı hususunda tekrar sorunun ne olduğunu bir kez daha tanımlamak gerektiğini belirten Önder, “Birkaç gün önce 12 Eylül’ün yıldönümüydü. Hatırlayalım. Dünyada Latin Amerika ülkelerinde başlayan emperyalist sistemin önemli bir tıkanıklık yaşadığı, büyük bunalımların eşiğinde olduğu sırada geliştirilen yeni politikanın sistem tarafından temel politika olarak benimsenmesiyle başladı. Bu politika emekçiler ve yoksullar aleyhine, hak talep edenleri bastırmaya dönük yönelim olduğu için demokratik bir uygulama olarak hayata geçirilmesi mümkün değildi” diye konuştu.

Devlet İmralı’da eşikten döndü

Müzakereler ile birkaç defa barışın eşiğine gelindiğinin altını çizen Önder, “Bugüne kadar olanların bugün olanla farkı vardı. Geniş bir kamuoyu buralarda neler oluyor deme şansına sahip değildi. İlk kez iletişim olanaklarının gelişmesi, kendi içlerinde çatlama neticesinde devletin bu konuda ne kadar sıkışmış olduğunu, ortaya dökülen Oslo müzakereleriyle herkes anlamış oldu. Ondan gerisinin birebir tanığıyım. Herkes gibi süreci dışarıdan izleyen her devrimci, demokrat gibi dışarıdan oluşturulan bilginin farkındaydım. Meselenin güvenlik konsepti olduğu dedikleri yere evrilmesinde bizatihi devletin kesin bir tutum içinde olduğunu kendi gözlerimle görüp kendi kulaklarımla işittim” dedi.

81 ilin 81’inden geliriz

Önder’in ardından söz alan BDP Mersin Milletvekili ve HDK Daimi Meclis Üyesi Ertuğrul Kürkçü, HDK’nin önemli bir geleceği ifade ettiğini belirterek, “Bu kış HDK açısından örgütlenme bakımından önemlidir. Biz örgütlendikten sonra bizi Meclis’ten alsınlar, dokunulmazlıklarımız ı kaldırsınlar hiç fark etmez. Türkiye’nin 81 ilinde 81 parlamentomuz olacak oradan yürüyüp gideceğiz” dedi.

Onurlu barış istiyoruz

Kürkçü’den sonra konuşan Pakrat Estukyan ise, “Bize onurlu bir barış gerekiyor. Sadece barış değil. Başımızın dik olduğu bir barış gerekiyor. Artık yeter dediğimiz için bugün bu aşamadayız. Bundan geri gitmek artık olmaz. Bu mücadele bir yere varacaksa 81 ilin güç birliği ile bir yere varacak. Gideceğimiz yol hepimizin çıkış yoludur” dedi.


‘AKP’nin savaş istediğini kulaklarımla duydum’

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın bakanlarla yaptığı kimi görüşmelerde, bakanların, “Bu politikalardan netice alıyoruz tekrar müzakereye dönmeyeceğiz” dediği konuşmaların tanığı olduğunu söyleyen Sırrı Süreyya Önder, şunları kaydetti: “Çok pervasız davrandılar. Ne yaptılar? Dünyanın hiçbir yerinde yok. 5-10 sene sonra bu hukuksuzluğun hesabını vermek üzere yargılanacaklar. 72 milyon nüfusu olan ülkede herkes için başka İmralı’da yatan Sayın Öcalan için başka hukuk geçerli. Meclis’e kanun tasarısı gelince bir telaş başlıyor. Ya bundan İmralı’da yararlanırsa? Böyle bir şey olabilir. Sayın Öcalan’a yönelik uygulamalar ile halk aşağılanıyor. Evrensel bir norm koyarsanız yararlanan yararlanır. Ama şu uygulamalarla görünürdeki demokrasiye kimseyi inandıramazsınız. Savaşın bu boyuta gelmesinden kesilen müzakereler ve İmralı tecridinin çok büyük bir payı var. İmralı’ya ambargo uygulanması teknik bir kesinti değil. Bir halkın onurunu en çirkin şekilde aşağılama yoludur. Biz senin siyasi temsilcini dikkate almıyoruz, hiçbir demokratik normlarda kendimizi bağlamıyoruz demek yok saymaktır halkı. Çözüm de bu tür bileşenler bunların bir araya getirilmesi siyasi programa dönüştürülmesiyle mümkün.”
Özgür Gündem
düzensiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17 Eylül 2012, 10:01   #3
Aktif Üye
 
düzensiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 Kasım 2010
Mesajlar: 712
Teşekkürler: 169
115 Mesajına 132 Kere Teşekkür Edildi
Standart

DTK: Yol ayrımına gelindi
Amed - DTK'nin 6'ncı Genel Kurulu 3'ncü Ara Dönem Toplantısı sonuç bildirgesi ile son buldu. Bildirgeyi açıklayan BDP Van Milletvekili ve DTK Koordinasyon Sözcüsü Özdal Üçer, Kürt sorununda yol ayrımına gelindiğini belirterek, “Önümüzde iki seçenek vardır. Ya bu mesele şiddet-çatışma zemininde devam edecek, ya da anlamlı bir müzakere ile barışçıl çözüm yoluna gidilecektir. Bugünlerde yaşadıklarımız savaş tercihinde karar kılınmasının sonuçlarıdır" dedi. Öcalan ve PKK’ye rağmen çözüm olmayacağının altını çizen Uçer, Kürtlerin 21. Yüzyılı kaybetmeyeceğini vurguladı.

Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK), "Demokratik Özerklikten Ulusal Birliğe" şiarıyla 6'ncı Genel Kurulu 3'üncü Ara Dönem Toplantısı BDP Diyarbakır İl Binası Vedat Aydın Toplantı Salonu'nda sona erdi. Kongrenin sonunda sonuç bildirgesi açıklandı. Sonuç bildirgesini BDP Van Milletvekili ve DTK Koordinasyon Sözcüsü Özdal Üçer açıkladı. Üçer, kongrede bölgenin ve Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun içinde bulunduğu sürecin tüm yönleriyle ele alınıp değerlendirildiği belirtildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve AKP hükümetinin son yıllarda bölgede küresel hegemonyanın kendisine verdiği rol gereği yeni bir misyon yüklenmek istendiğini belirten Üçer, "Bu temelde Ortadoğu'nun egemen gücü olduğunu vurgulamıştır. Öncellikle 'tüm komşularla sıfır problem' şiarıyla diktatöryel rejimlerle dostluk kurmaya çalışmış; fakat 'Arap Baharı' olarak adlandırılan süreç bu politikayı boşa düşürmüştür. Buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti hegemonyasını zora başvurarak kabullendirmeye çalışmış ve bölgeye anti-Kürt, Sünni-Şia ayrımı ve Arap halkının iradesini hiçe sayan bir pencereden müdahale etmek istemiştir. Fakat bu politikaların gerçekçi olmadığı da çok geçmeden açığa çıkmıştır" dedi.

ÖCALAN’A TECRİT DOĞRUDAN HÜKÜMET POLİTİKASI

AKP hükümetinin iç politikasını eleştiren Üçer, "İçerde ise Türkiye Cumhuriyeti rejimi ve AKP hükümetinin temel sorunlar karşısındaki tutumu aynılaşarak yeşil Kemalist bir forma kavuşmuştur. Otoriter siyaset anlayışını olduğu gibi ödünç alıp, halkı hiçe sayan muhalefeti yok sayıp düşmanlaştıran bir tarzı özellikle 2011 seçimlerinin ardından pratiğe koymuştur. AKP iktidarının bu yönü en berrak şekilde kendini Kürt sorununda göstermektedir" dedi. AKP hükümetinin inkar ve asimilasyona devam ettiğini vurgulayan Üçer, "Anadilde eğitim ve anadilde savunma talepleri reddedilerek derin bir inkârcılık sürdürülmekte, öte yandan barışçı demokratik çözümün en önemli aktörü Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik anti-demokratik tecridi doğrudan hükümet politikası olarak uygulamakta, vicdansız bir biçimde insanları basit rakamlara indirgeyerek öldürme matematiği üzerinden imha planları yapılmakta, sorunun askeri mantıkla çözülebileceği şeklindeki köhne görüşe dönüş yapılmaktadır" dedi.

CHP YENİ BİR OSLO SÜRECİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR

İktidarın Kürt sorununa ilişkin tutumunun yanlış olduğunu bununla birlikte muhalefetin de tutumunun bir umut vermediğini belirten Üçer, "CHP Çözüme ilişkin eklektik gerçekçi olmayan bütünsellikten uzak önerilerden öteye gitmezken çözüm için umut yaratan bir zemin olan Oslo sürecini kötülemektedir. CHP'nin yeni bir Oslo sürecini engelleme maksatlı öne alma girişimlerinin Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne hiçbir katkı sunmayacağının da altı çizilmelidir" dedi. Bu süreçte DTK olarak temel sorunların bu şekilde çözülemeyeceğini vurgulayan Üçer, Ortadoğu'da halkların lehine olduğu kadar ve aleyhine de tehlikeler barındırdığını kaydederek, "Diktatöryal rejimler ardı ardına devrilirken yeni sistemin nasıl olacağı netleşmemiştir. Ulus devlet penceresini aşamayan ve küresel güçlerle bağını sürdüren yönetim anlayışları söz konusuyken halkların kendi öz gücüne dayanan ve sınırları dert etmeden Arap, Türk, Fars, Kürt ve diğer halkların kardeşliği ve eşitliği temelinde gelişecek Ortadoğu demokratik konfederal birliğini amaçlayan bizim gibi hareketlerde mevcuttur. Yeni dönem bu iki anlayışın mücadelesine bağlı olarak şekillenecektir" ifadesinde bulundu.

KÜRT MESELESİNDE YOL AYRIMINA GELİNDİ

Suriye'deki Kürtlerin demokratik özerkliği ilmek ilmek örmesinin Kürtleri mutlu ettiğini belirten Üçer, "Bu olumlu gelişmeye karşın tehlikelerin de farkında olmak önemlidir. Rojava'da açığa çıkan gelişmelerde yaşanacak olumsuzluklar diğer bölgelerdeki kazanımları da doğrudan etkileyeceği açıktır" dedi. DTK'nin bu tablo karşısında bazı sonuçlara ulaştığını Üçer, bu sonuçlardan bir tanesinin Kürt sorununun çözümünün Demokratik Özerklik projesi ile mümkün olduğunu kaydederek, demokratik özerklik projesinin, bir radikal demokrasi projesi olduğunu belirtti. Üçer, çatışmaların şiddetlenme nedeninin AKP'nin politikaları olduğunu vurgulayarak, "Kürt meselesinde bir yol ayrımına gelinmiştir. Önümüzde iki seçenek vardır. Ya bu mesele şiddet-çatışma zemininde devam edecek, ya da anlamlı bir müzakere ile barışçıl çözüm yoluna gidilecektir. Bugünlerde yaşadıklarımız savaş tercihinde karar kılınmasının sonuçlarıdır" diye kaydetti.

KÜRTLER 21. YÜZYILI KAYBETMEYECEK

Kürt siyasi hareketi olarak sorunun demokratik ve barışçıl çözümünden yana olduklarını kaydeden Üçer, bunun için müzakere koşulları oluşturulması gerektiğini kaydetti. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne dair bir talepleri olduğunu belirten Üçer, "Onu da halkımızdan talep ediyoruz. Kürt ve Kürdistan halkı olarak Sayın Abdullah Öcalan fiziki özgürlüğünü mutlaka sağlayacağımızı belirtiyoruz. Bu çerçevede Avrupa'da yaşayan halkın ve Türkiye cezaevlerinde bulunan tutsakların Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için başlattıkları kampanya ve açlık grevlerini desteklediğimizi ve onurlu bir eylem olarak gördüğümüzü vurguluyoruz. Böylece barış ortamı oluşturulmalı, müzakereler kaldığı yerden devam etmelidir. Öcalan ve PKK'ye rağmen çözüm mümkün değildir" dedi.

Kürtçeye karşı yapılan tahammülsüzlüğün eğitim alanında ve mahkemelerde görüldüğüne dikkat çeken Üçer, "Kürtçe anadilde eğitimi kabul etmeyen eğitim sistemini halkımızın da reddetme hakkına sahip olduğu açıktır. Unutulmamalıdır ki anadilde eğitim ve savunma hakkı, su gibi, ekmek gibi bir zorunluluktur. Bir insanın düşünme, rüya görme, kendisini ifade etme, yani var olma hakkıdır" dedi. Kürtlerin statüsüz yaşamayı kabul etmeyeceğini belirten Üçer, "20. yüzyılı kaybeden Kürtler, 21. yüzyılı kaybetmeyeceklerdir. Devrimsel gelişmelerin yaşandığı bir tarihsel aralıkta Kürtler birlik ve dayanışma ruhuyla mücadele verip ellerinden geleni yapmalıdır" diye konuştu.

RADİKAL DEMOKRASİ

Kürt sorununun çözümü sürecine girdiğini bu dönemi final dönemi diye niteleyen Üçer, bu süreçte Kürt halkının ulusal birliğini sağlamanın bir gereklilik değil zorunluluk olduğunu kaydederek, "Bunun için de vakit kaybetmeden bir ulusal konferans örgütlenmelidir! Bu amaçla, DTK Ulusal Konferans Girişim Komitesi'nin çalışmalarını hızlandırmasının önemine dair tutumunun altı çizilmiştir. DTK Türkiye'de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünden yana olan her parti, cemaat, grup ile ortak hareket etme perspektifine sahiptir. Bu bağlamda biz DTK olarak ulusal birliğe olumlu her yaklaşıma cevap olacağız" dedi. Kürt halkının demokratik kazanımlarının "kardeş" Türk halkının zararına olmadığını belirten Üçer, "Aksine Kürtler, ortaya koydukları Demokratik Özerklik projesiyle tüm etnik-inançsal-kültürel kimliklerin eşit ve kardeşçe bir arada yaşayacağı bir birlik projesini sunarak, radikal demokrasi temelinde tüm halkları özgürleştirme potansiyelini açığa çıkarmaktadır. Biz herkes için Demokratik Özerklik, herkes için radikal demokrasi istiyoruz. İnanıyoruz ki Kürt halkının statü kazanması, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü, sadece Kürt halkını değil tüm Ortadoğu halklarını özgürleştirecektir" ifadesini kullandı.

BARIŞ İÇİN DAHA FAZALA ÇABA GEREKİYOR

Barış için her çabanın önemli olduğunu ve barış için verilen her çabaya destek vereceklerini belirten Üçer, çözümün aracılar ile değil doğrudan görüşmeler ile gerçekleştirileceğin i söyledi. AKP'nin otoriter statükocu kimliğe rücu etmesinin kendini en fazla kadına yaklaşımda gösterdiğini belirten Üçer, "Tecavüzün 3 yaşına kadar inmesi Kürt kadını şahsında Kürt halkının değerlerine saldırı bombalarıdır. Bu bağlamda DTK olarak kadına karşı şiddet, taciz ve tecavüzle mücadeleye dair tutumumuzu net vurgulamak istiyoruz. DTK içerisinde yer alan kadınlar olarak artan tecavüz vakalarına karşın bir gündemle toplanma ve daha aktif mücadele kararlaştırılmıştır" dedi. Suriye Kürtlerinin gerçekleştirdiği devrimi selamladıklarını belirten Üçer, "Rojava'da tüm parti ve grupların bir araya gelerek Kürt Yüksek Konseyi olarak kendi öz yönetimini tarihsel önemde anlamlı buluyor ve destekliyoruz. Konferansımız Demokratik Özerkliğin inşası temelinde ekonomik model oluşturulması ve uygulanması için Ekonomik Konferansın düzenlenmesi kararlaştırılmıştır" dedi. Üçer, ayrıca DTK daimi meclisinin bu sonuçları layıkıyla yerine getirmek için çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini kaydetti.
ANF
düzensiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17 Eylül 2012, 10:05   #4
Aktif Üye
 
düzensiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 Kasım 2010
Mesajlar: 712
Teşekkürler: 169
115 Mesajına 132 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Barış!! Barış!! Barış!! demek ile bu işler olmuyor..savaş ilan edip terörün kökü kazınacak..milletimi z güçlüdür
ordu bu işi çözer..durmak yok sistemli imhaya devam denilecek..Sonra Barış???
insanlar ölüyor Barış!! bir halk tecrit ediliyor, kimliği siliniyor, öldürülüyor
Barış!! bu savaşı sistem istemiştir.. ya masaya oturur.. yada akan kanın ağırlığı altında hamaset, edebiyat, yalanlar üretmeye devam eder geçmişinde olduğu gibi..
düzensiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
baris, hdkden, manifestosu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Orospu Manifestosu aykut Serbest/Özgür Kürsü 0 24 Mart 2012 21:26
Eşitlerin Manifestosu - Babeuf 1796 BORGA Araştırma ve Çalışma Grupları 0 26 Ağustos 2010 01:59
15. yıl dönümü manifestosu 10_eylül_1994 Politik Gündem 0 21 Eylül 2009 19:16
Abdullah Öcalan: ‘Demokratik Toplum Manifestosu’ çıktı Ciwan Politik Gündem 0 03 Temmuz 2009 12:52
Komünist parti manifestosu Amed_Dersim Enternasyonal Terimler Sözlüğü 16 30 Nisan 2009 21:44

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:44.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.