Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Politik Gündem

Politik Gündem Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz...

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Şubat 2011, 21:32   #1
Rêber Amed
 
Rêber Amed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart Genel Değerlendirme

Değerli Yoldaşlar

Mücadelemiz yeni stratejik bir döneme girmektedir. Bu stratejik dönemin temelinde düşman güçlerin Önderliğimizi ve hareketimizi yok etmeye bağlı olarak halkımızı örgütsüzleştirip-iradesizleştirerek her türlü sömürü ve baskıya açık hale getirip ortadan kaldırmaya karşı direniş bulunmaktadır. Mücadele tarihimizin bu en kritik aşamasında ya Apocu bir hamleyle ilerleyip büyük kazanacağız, ya da ciddi bir gerilemeyi yaşayacağız. Bu dönemin en temel özelliği budur. Ancak biz halkımız ve tüm ezilenlerin tarihsel özlemleri adına kazanmak istiyoruz. Bunun için de öncelikle örgüt ve doğru temelde öncü olmaya ve çok daha derli toplu, kararlı, cesaretli ve hamleci bir duruşa ihtiyacımız vardır. Halk savaşı gerçekliği süreci belirliyecektir.

Tabi böyle bir sürece girerken, buna hepimizin olabildiğince hazırlıklı olması gerekir. Sürecin hayatiyeti nedeniyle bazı konularda topyekün kendi içimizde düzeltmeye gitmemiz gerekmektedir. Bunun imkanları da bulunmaktadır. Halkımızın özgürlük beklentilerini karşılamak için bu temelde bir fedekarlığa, cesarete ve dirayetli duruşa ihtiyaç vardır.Herkes yeni dönemde bakışını değiştirmeli artık libarel,burjuva vb yaklaşımlardan kendini soyutluyarak yeni döneme göre kendini hazırlamalıdır.

Son bir aylık süreçte içine girdiğimiz yeni dönemi nasıl karşılayacağız tartışmalarını yürütülmekte. Bir aylık zaman diliminde ise tüm hareketimizi bu sürece hazırlamak ve başarmak için ara dönem toplantıları yapıldı. Yine yurtdışı sahaları ve Kürdistan’ın diğer parçalarına ilişkin de kimi toplantılar yapıldı, bazı düzenlemelere gidildi ve dönemi daha güçlü karşılamak üzere yeni perspektifler geliştirildi. Toplantıların tümünde Önderliğin sunduğu perspektifler temelinde önemli bir değerlendirme, çözümleme ve kararlaşma düzeyine ulaşıldı. Her toplantıda da dünya, bölge ve ülkemizin koşulları, gelişmeler kapsamlı olarak değerlendirildi, olası gelişmeler ele alındı ve buna karşı izleyenilecek politik, örgütsel ve eylemsel çizgi belirlendi.

Dünya, bölge ve ülkemizdeki gelişmelere bağlı olarak, Kürdistan özgürlük hareketi yeni bir tarihi döneme girmiş bulunmaktadır. Bunu koşullayan nedenleri satırbaşlarıyla da olsa ortaya koymak için, bugüne nasıl geldiğimizi kısaca izah etmek gerekmektedir.

Bölgede yaşanan çatışma tarihi arka planı da olan, kültürel, ideolojik, politik, ekonomik temelde gelişen ve son derece keskin, çıkarlara dayalı bir çatışmadır. Statükocu ve uluslar arası sermaye güçleri arasında devam eden çatışmanın yanı sıra, özgürlük hareketi olarak demokratik halk özgürlük eğilimini temsil ediyor. Sadece halkımızı değil, aynı zamanda bölgedeki tüm ezilenleri de temsil etme gibi bir görevle karşı karşıyayız.

Ülkede ve bölgede özgücüyle varolan bir Önderliksel harekettir. Bu öyle kendiliğinden gelişmemiş, bölge güçleri tarafından dikkate alınır bir düzeye gelmiştir. Bazı bölge güçleri zaman zaman harekete taktik yaklaşımlar içinde oldularsa da, özünde hep bu Önderliksel çizgiye karşı oldular. Çeşitli yöntemlerle etkisizleştirip tasfiye etmek için de kimi girişimlerde bulunmuşlardır. Nitekim Uluslar arası komplo Önder Apo şahsında hareketimizi hedef alınca, bölgesel güçler de tasfiye edilmemiz için, her türlü yönelimi gündemlerine almışlardır. 2000’li yılların başında ortaya çıkan çeteci-ihanetçi çizgi de bu güçler tarafından beslendi. Tasfiye edilmek istenen Kürdistan’da efsaneleşen Apocu çizgiydi. Fakat tüm bunlara rağmen, hep direnen ve başarı çizgisinde ilerleyen bir hareket olduk.

Kürt halkı içinde apocu çizgiye ve önderliğe yaklaşımda bu hain ve ihanetçi çizgi zamanla silindi.Halende etkisini azda olsa göstermektedir.

1 Haziran 2004 tarihinde verilen direnme kararı, özünde uluslar arası komplocu güçlerin ve onun iç uzantısı durumundaki tasfiyeci ihanetçi güruha verilen en etkili cevap olmuştur. 1 Haziran kararı, 2005-2006 yıllarındaki gelişmelere yön veren ana kaynak oldu. Bu gelişme düzeyi, Özgürlük Hareketinin yeniden uluslar arası düzeyde gündem oluşturabilen ve dikkatle izlenen bir konuma ulaşmasını sağlamıştır. Hem uluslar arası düzeyde hem de bölgesel düzeyde hareketimize dönük ateşkes çağrıları bu dönemde gelişmeye başladı. Bu çağrılar karşısında tutum, Önderliği adres göstermek oldu. Önderlik bu sürece temkinli yaklaştı. Ama her şeye rağmen, Önder Apo, bir ateşkesin, dikkatli ve tedbirli olmak kaydıyla, uygun olacağını belirtti. Bunun üzerine hareket olarak 1 Ekim 2006 tarihinden itibaren geçerli olacak tarzda, 5. kez ateşkes ilan edildi. Bu durum Türkiye cumhuriyetini müthiş ürküttü. Yaşanan bu gelişmenin önünü almak için, bizzat Kara Kuvvetler Komutanı, “dağda bir terörist kalıncaya kadar operasyonlar sürecektir” demiştir. Bu durum hiçbir biçimde Kürt gerçekliğini ve iradeleşmesini kabul etmek istemeyen TC’nin ateşkes sürecinden ne kadar korktuğunu ortaya koymuştur.

ABD bölgede yeni duruma göre bir denge yaratmak istemektedir. Bu nedenle de hamlesel bir çıkış yapmak bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu durumda bizim için tek yol kalmaktadır. Direniş! Eğer bunun gerekleri yapılmazsa sadece Kuzey Kürdistan’da değil, gerileme her parçada yaşanır. Diğer tüm siyasi güçler de kaybeder. bu nedenle yeni bir hamlesel çıkışa ihtiyaç vardır. Bu yeni bir stratejik hamledir ve ulusal-demokratik karakteri bulunmaktadır. Ama Güneyli güçlerin yanılgıları vardır. AKP’yi bir çözüm gücü olarak görmektedirler. Tabi tarikat bağlantıları derindir.

Tüm bu siyasal ve askeri gelişmelere paralel, mücadele tarihimizin çok önemli bir stratejik çıkışını planlanmak durumdadır. Zorlukları ve riskleri kadar, gereklerinin yerine getirilmesi halinde kazanımları da büyük olan bir süreçtir.


Herkes kendi için inaçsal olarak bu süreci içinde götürebilecek ve yaklaşım tarzını yurtseverlik ile belirleyecek bir öze ve karaktere sahip olmalı bunu geliştirmelidir.Her gün toplu mezarların çıktığı topraktan cesetlerin fışkırdığı,15 şubatın geldiği,newroz ve mart sürecinin yaklaştığı böylesi bir dönemde herşeyden önce kendine ve özüne olacak saygısından ötürü tüm bunlara eğilinmelidir.Gündem leştirilmelidir.Tart ışılmalıdır.tv de izliyoruz 15 kişilik üniversite lise öğrenci gruplarına bile polis nasıl saldırıyor.Emekçiler e nasıl öldürürcesine kan kusturuyor.AKP hükümeti türkiyedeki tüm demokratik devrimci güçleri ezmeye çoktan başlamıştır.Kürdista nda katliamlar planlıyor.Soykırımla r hedefliyor.

Zaman hızla geçip giderken eğer böylesi bir süreçte güçlü bir duruş sergileyemessek tüm halklar için ilerde çok geç olur.Tüm devrimci demokratik güçlerin bir arada faşizme karşı savaşma gerçekliği ile karşı karşıyayız.Buna uygun biçimde mücadele yürütmeli asıl hedefe yönelmeliyiz.

Her bakımdan önemli bir sürecin içine girmiş bulunmaktayız. Başarı koşulları küçümsenemez bir düzeydedir. Ancak karşımızdakiler de atağa geçmek istiyorlar. AKP tam da bunun projesidir. Bu nedenle yoğun bir mücadele sürecine giriyoruz.süreci etkili ve ikna edici tarzda kavratmamız kavramamız önemlidir. Bu hamle Kürdistan’ın ve türkiyenin özgürlüğünü sağlama hamlesidir. Bu akımdan stratejik bir hamledir. Ve buna final süreci diyoruz.



Hoşçakalın yoldaşlar
  Alıntı ile Cevapla
Kullanıcısına Bu Mesajı için Teşekkür Edenler: 7 Kullanıcı
Adil Can (10 Şubat 2011), BORGA (11 Şubat 2011), cengiz (10 Şubat 2011), düşünsel (10 Şubat 2011), Kurdaxan (18 Şubat 2011), suat (10 Şubat 2011), İŞÇİ (10 Şubat 2011)
Alt 11 Şubat 2011, 20:51   #2
Aktif Üye
 
Roj_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20 Ocak 2010
Mesajlar: 169
Teşekkürler: 41
57 Mesajına 102 Kere Teşekkür Edildi
Standart

ÖZ SAVUNMA

Öz savunma belki de özgürlük mücadelesi içerisinde en az anlaşılan konuların başında gelmektedir. Adeta olsa da olur olmasa da olur yaklaşımlarını günlük olarak görüyoruz.

ARGK sürecinde öz savunmayı ağırlıklı olarak gerillayı tamamlayan yedek bir güç ya da çalışma olarak ele alıyorduk. O zaman devrimi ağırlıklı olarak gerillaya dayalı olarak yürüteceğimize inanıyorduk. Hiç şüphe yoktur ki halk serhildanları yükseltilecek ve gerillayla el ele devrim gerçekleştirilecekti .

Ne var ki tarih bize gösterdi ki bu yetmeyen bir yaklaşım olmuştur. Hele bir de Türkiye’de devrimin ikinci önemli ayağı gelişmeyince ciddi zorluklar yaşanmıştır. Öz savunma çalışmalarını biz milis örgütlenmesiyle yürüttük. Ve bunlar genelde silahlı milislerdi. Yer yer milis taburlarını da oluşturduk. Ve gerillayla birlikte onlarca milis eylemlere katıldı. Ama dediğimiz gibi bunlar hep gerillanın yedeğinde, yanında, destek güçler olarak ele alındı. Özcesi stratejik bir yaklaşım yerine taktiği bir güç olarak ele alınıyordu. Diğer dünya devrimlerinde öğrendiklerimiz bunlardı. Onlarda böyle yapmıştı.

Ancak dediğimiz gibi tarih ve özgürlük mücadelesi bize gösterdi ki bu yaklaşımımız yetersizdi. Hiç şüphe yoktur ki gerillanın yanında silahlı milisler olacaktır. Yani ateşli silahlar kullanarak gerillanın yanında yer alacak güçler yine olacaktır. Ancak önüne devrimi ve özgürleşmeyi koymuş bir halk ya da hareketin savunma stratejisi bu olamaz.

Partimizin öngördüğü yeni stratejiye ve paradigmaya göre biz tümden halka dayalı özgürleştirme çalışmalarını ele alıyoruz. Yani halka rağmen devrim yerine halkla, halkın yanında yer alan bir gerilla olarak özgürlük mücadelesi yürütülecek. Gerilla olmasa da bu halk kendi özgürlük mücadelesini yürütecek pozisyona gelmelidir. Bu yepyeni bir yaklaşımı gerektirir. Bu komple bir halkın örgütlülüğünü gerektirir. Yeniden bir halkı ana yanlı, neolitik, eşitlikçi, özgürlükçü ve de adaletli olarak ele alarak geliştirmek istiyorsak –ki biz buna politik ahlaki toplum diyoruz-o zaman savunma stratejimizi değiştirmemiz gerekiyor.

Kürt halk önderliği: “Ahlaki ve politik toplumun günümüzde yaşadığı gerçeklik, yani öncelikli sorunu özgürlük, eşitlik ve demokratikleşmenin de öncesinde var oluşsaldır. Varlığı tehlikededir. Modernitenin çok yönlü saldırısı, her şeyden önce varlığını savunmayı öncelikli kılar. Demokratik modernitenin bu saldırıya karşı cevabı, öz savunma anlamında direniştir” demektedir.”

Devamla da; “Öz savunmayla birlikte demokratik siyaset, dönem politikacılığının özüdür. Demokratik siyaset ahlaki ve politik toplumu geliştirirken, öz savunma onu iktidarın kendi varlığına, özgürlüğüne, eşitlikçi ve demokratik yapısına yönelik saldırılarına karşı korur“ demektedir.

Başka bir deyimle, “Öz savunma bir kol olmaktan ziyade, demokratik toplumun ve demokratik konfederalizm örgütlülüğünün esas savunma gücü ve sistemini ifade etmektedir. Meşru Savunma Stratejisinin temel örgütlenme biçimi olmaktadır. Demokratik toplumun bilinç, eğitim ve örgütlülükle kendi kendini savunur bir güç haline gelmesini içermektedir.”

Yani, “öz savunma bir kol değil, demokratik konfederalizm sisteminin temel savunma duruşu, gücü ve örgütlülüğüdür. Tüm halkın öz savunma bilinci, eğitimi ve örgütlülüğüne kavuşturulması ve saldırılar karşısında kendi kendini savunmasını ifade eder öz savunma.”

Gerilla ise bu öz savunmanın sadece ve sadece bir parçasıdır. Ateşli silahları kullanan parçasıdır. Biraz da profesyonel olanıdır, öncüsüdür.

Bu yeni bir durumdur. Gerilla kendi üzerine düşeni yine layıkıyla yerine getirecektir, yükün ağır olanından geri durmayacaktır. Ancak Kürdistan’da meşru savunmanın ya da meşru direnişin temel savunma gücü öz savunmadır.

Öz savunmaya yaklaşım, demokratik toplum örgütlülüğüne, özgür yaşama yaklaşımdır. Öz savunma yaşamın her sahasına taşırılması gereken bir savunma biçimidir. Bir nevi öz savunma toplumun yaşam refleksidir. Atar damarlarıdır. Yaşamasının garantörüdür.

Dikkat edilirse demokratik özerklik tartışmalarında devletin, egemenlerin, cümle cemaat Kürt halkının güç olmasını istemeyen güçlerin rahatsız olduklarını gördük. Her şeyi kabul edebilirler ancak öz savunmada nereden çıktı diye afallanıyorlar. Kabul edemeyeceklerini söylüyorlar.

Ama biz biliyoruz ki kendisini savunmasını bilmeyen bir toplumun elde ettiği tüm hakları bir gün içerisinde yeniden elinden alınabilir. Ama biz her an kendisini savunabilecek bir pozisyonda bulunan bir halka yaklaşımın sıradan olamayacağını da biliyoruz.

Hâlbuki ileri toplumlarda nereye giderseniz gidin, nereye bakarsanız bakın eğer kendilerine dönük tehlikeler ön görüyorlarsa sivil savunma çalışmalarını aralıksız sürdürürler. Aralıksız kendilerini savunmanın eğitimlerini sürekli yaparlar.

Bizim savunmamız ya da öz savunmamız hiç şüphe yoktur ki devletlerinkine benzemiyor. Ne devletlerin elerinde bulunan maddi imkânlarımız vardır ne de devletler gibi kendimizi savunmayı düşünüyoruz.

Bizim yapacağımız her şart altında yaşamımıza yapılacak olan kast etmelere anında cevap vermektir. Çoğu zaman da yaşamımıza kast edilmeden kendimizi savunacak olan mekanizmayı oluşturmaktır.

Öz savunma öncelikli olarak silahsızdır. Silahlı olanları zaten gerilladır. Gerilla da kolay kolay şehre inmez. Gerekmedikçe inmez. Ancak ana gövdesi silahsız olanlardır. Bunların öncüsü kimdir diye soracak olursak, vereceğimiz cevap gençler ve kadınlardır olacaktır.

Öz savunma olmadan Kürt sorununun barışçıl-siyasi çözümü gerçekleşebilir mi? Kürt ulusal varlığını ve demokratik toplum örgütlülüğünü öz savunma olmazsa kim savunacaktır?

Buna verilecek cevap dediğimiz gibi gençliktir. Ve genç kadınlardır. Adeta her alanda mahalle mahalle gençliğin kendisini örgütlenmesi gerekiyor. Hücre hücre kendisini sistem haline getirmesi gerekiyor. Toplumu savunacak temel güç haline kendisini getirmesi gerekiyor. Öyle bir örgütlülük olmalıdır ki kim nerede ne yapıyor yerelde örgütlenmiş gençlik bilsin. Uçan kuştan haberi olsun. Bir yerde bir şey mi olmuş birkaç dakika içerisinde oraya binlerce insanla yığılsın.

Bugün teknik gelişim dikkate alındığında birbirine ulaşmak zor olmamalıdır. Bir sinyalle bir yerde buluşmak zor olmamalıdır. Bu kolay mı belki kolay değildir ancak başarılmak zorundadır. Başka da öz savunma gerçekleşemez.

Evet, öz savunma tümden bir halkı korumanın çalışmasıdır. Öyle ki yarın bir gün hiçbir gerilla olmasa da bu halkı savunacak, koruyacak bir öz savunma gücü oluşturmalıyız.

Kasım Engin
__________________
Ben şiyarim ben hevalim gerillayım
Ben sipanim karı bitmez yüksek bir dağım
Ben nehirim hic kurumam hep coşarım
Ben ateşim hic sönmem hep yanarım
Şiyarsın uyumassın korkmassın korkutursun
Hevalsin gerillasın yoldaşin icin can fedasin
Ateşsin yakarsın zamansıza zamansın
Selsin coşarsin esersin ama yine doymassın !
Roj_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Roj_ Kullanıcısına Bu Mesajı için Teşekkür Edenler: 2 Kullanıcı
Kurdaxan (18 Şubat 2011), İŞÇİ (17 Şubat 2011)
Cevapla

Etiketler
degerlendirme, genel


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Genel kurmayı düsmansız bırakmak Teslim Töre Makaleler 28 16 Haziran 2009 23:04
15-16 Haziran Genel Direnişi Asi Rüzgar Türkiyede Sınıf Hareketi 1 15 Haziran 2009 16:01
Genel Mantik Hatalari amele Felsefe 4 30 Mayıs 2009 23:46
Moldova'da genel seçimleri komünist parti kazandı filistinli Enternasyonal Forum Haber Servisi 0 06 Nisan 2009 20:44
şartı nedamet ''olmayan bir genel af''için Zafer.53 Hapishaneler ve Tecrit 0 11 Şubat 2009 17:03

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:54.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.