Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Politik Gündem

Politik Gündem Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz...

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 21 Kasım 2018, 20:31   #1
Üye
 
herodeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07 Şubat 2018
Mesajlar: 26
Teşekkürler: 5
7 Mesajına 7 Kere Teşekkür Edildi
Standart 'Gominiz başgan' Dersim'de Belediye Başkan Adayı

Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, il belediye başkanlığı için aday adayı olduğunu açıkladı. Maçoğlu, "Sosyalist Meclisler Federasyonu'nun Dersim'de de belediye başkan aday adayı olarak kurumuma başvurmuş bulunmaktayım" dedi.

Dersim’in Ovacık ilçesinin belediye başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, il belediye başkanlığı için aday adayı olduğunu açıkladı. “Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun Dersim’de de belediye başkan aday adayı olarak kurumuma başvurmuş bulunmaktayım” diyen Maçoğlu, ittifak görüşmelerininse sürdüğünü aktardı.

Türkiye Komünist Parti’li Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Dersim Belediye Başkanlığı’na aday olduğunu açıkladı. Maçoğlu, Twitter hesabından paylaştığı videoda, Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan aday adaylığı başvurusunda bulunduğunu duyurdu.

​Maçoğlu, şunları söyledi:

“‘Söz yetki karar halka’ şiarı ve devrimci, halkçı yerel yönetimler programımızın Dersim il merkezinde de hayata geçirilmesi hedefiyle Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun Dersim’de de belediye başkan aday adayı olarak kurumuma başvurmuş bulunmaktayım. Tarihin bize öğrettiği en önemli ders kitlelerin öğretmenimiz, bizlerin de kitlelerin öğrencisi olduğu gerçeğidir. Bu bilinçle halkımızla birlikte sosyalistlerin yerel yönetim anlayışını daha ileri taşıyıp, üretenin ve yönetenin halk olduğu bilinciyle hareket ederek, kazanacağımıza olan inancımla, tüm dost ve yoldaşlarla omuz omuza yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.”

‘İTTİFAK GÖRÜŞMELERİ SÜRÜYOR’

DHA’nın haberine göre ise Maçoğlu, üyesi olduğu Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun siyasi partilerle ittifak görüşmelerini sürdürdüğünü aktardı.

Kendisi dışında da aday adayları olduğunu ifade eden Maçoğlu, “Kim aday gösterilirse bütün gücümle seçimleri kazanmak için çalışacağımı da belirtmek istiyorum. Komünist Parti’den mi, ya da bağımsız mı, ya da başka bir partiden mi aday olunacak ittifak görüşmeleri bitince belli olur; o zaman daha net bir açıklama yapabiliriz” diye konuştu.

Kaynak: www.solhaber.net
herodeniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 Kasım 2018, 20:35   #2
Üye
 
herodeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07 Şubat 2018
Mesajlar: 26
Teşekkürler: 5
7 Mesajına 7 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Ova'cıklı Gomünist Başgan

Kimse Kürdistan'lıların politik birikimini, tarih bilincini ve kollektif hafızasını küçümsemesin diyerek başlamak isterim. Buna kendisine komünist diyen bu ''ucube'' de dahil! Niye ucube diyorum ''marksist'' kimliğim ile anlatmaya çalışayım, bakalım iki komünist (başgan komünistmiş ya, eh ben de marksistim) tarihsel meseleleri Kürt ve Kürdistan ulus ülke gerçeğini tarihsel materyalizmin yöntemi ile ve Türk devlet egemenliğinin Kürdistan'da bulunma biçimi ile ilgili neler söylüyoruz ve İşgal, sömürge ve soykırımın ne yanına düşüyor, ondan sonra bu ''hobi bahçeci'' gomüniste bu lafları ettikten sonra bir çok ''ezen ulus şöven * sosyalisti belki bizlerle tüm Kürdistan'lılar ile ilişkilerini donduruverir. Çünkü böyle ''hobi bahçelerini'' komünizmin ruhu diye pazarlayan ''pazarcılar'' muhtemelen ''steril'' bir gurup ve hegemonik örgütlülükler içerisinde yine biri birilerini güzelleme yapmayı, en ufak somut tahlili ise buruşturup kenara atmayı yeğleyecektir. Yok bilimsel ve marksizmin tarih bilinci ile okuyan olursa, kopyalasın tuvalete çerçeveletip assın, en azından kıçı başına geçmiş bir düzeyde ''gomünist başgan''ın işgalin neresine düştüğünü de görür, fayansları sayarkene.

Aslında öylesine bir garabettir ki söylemleri, her cümlesini en az on cümle ile analiz edip, otopsisi yapılabilir ancak, en azından merkezi yönetim ile ''yerel'' köleliğin kucağında bu kadarına aklının erdiğini söyleyip genel bir bakış ve analize tabi tutacağım. Aslında bu sözlerin sahibi ve paydaşları dahil, kimseyi karşıma almadan ve ancak en çok da Kürdistan'lılar bu meseleyi ve ''komünist'' olamayan başkanın hobi bahçesinin neye hizmet ettiğini de anlaması bakımından önemli olacağını ve okumalarını öneririm...

İdeolojik indirgemeciliğe dair Stalinist başganın otopsisi:

''Biz Türkiye'nin herhangi bir halkının ulusal siyasetini savunmayız. Ezilenden yana tavır alır, ezileni destekleriz. Yani Kürt halkı da, Türk halkı da, Ermeni ya da Rum da eziliyorsa o halktan yana tavır alırız. İdeolojik olarak kendi siyasetimizin üzerine basarak yukarı çıkarız.'' diyor sayın başgan.
Peki hangi devletin egemenliği altında bu gerçekliği ele alıyor? Türk devleti! Yani Kürdistan işgalcisi ve sömürgecisi Türk devletinin Kürdistan'daki varlığı ve ezilen ulusun ulusal meselesine, ülke gerçekliğine dair söyleyebildiği ''güdük'' şeyler Türk'lerle eşitleyen, ve fakat eşitsiz savaşın tarihselliğine, Türk devletinin kuruluş ideolojisi ve Kürdistan'da sistematik soykırımına, progromuna ve işgale dair tek kelime edemiyor. Meseleyi tarihsel bağlamından kopartıp, ''halk'' diyerek ortak bir kader biçiyor ve fakat bunu yaparken, Kürt ulusal gerçekliğinin eşitsiz savaşına ve toprak meselesine dair tek kelime edemiyor! Bırakın bunu edememeyi, ülke adını'' yani topraklarımızın adını bile ağzına alamıyor: Kürdistan! Hal böyle iken, ''kim eziliyorsa'' diyip, işin içinden oportünist ve kaypakça sıyrılabileceğini sanıyor. Başgan, bizler Kürdistan'lı komünistler olarak ideolojik indirgemeciliğinizi alır, fasulyenize, nohutunuza gübre olarak bile katmayız haberin olsun!

Gasteci çanaktan şu soruyu döküyor ''başganın'' kurumuş bilincine:
''Devletin doğuyu ve güneydoğuyu ihmal ettiğini düşünenlerden misiniz?
Sence?
Benim konuyla ilgili düşüncelerim ve hatta yorumlarım var elbette ama sizin görüşünüzü merak ediyorum.
(Gülüyor) “Ben gazeteciyim, ben sorarım” diyorsun. Her şey gün gibi ortada, illegal silahlı örgütlerle devlet çatışıyor. Bu ülkede 30-40 yıldır bu iş oluyor. “Doğru buluyor musunuz?” derseniz, doğru bulmuyorum. Ancak, iki tane silahlı grubun arasında silahı olmayan siviller ölüyor, halk ölüyor. Anlatabildim mi? Bulunduğumuz yerde çatışmalar oluyor; sosyal bir varlığız psikolojik olarak etkileniyoruz. Türkiye'nin güneyinde, doğusunda, batısında değil her yerinde olaylar var ama en çok doğusunda var. Mezopotamya yani dünyada kültür mirası yüksek olan bölgede ‘savaş mirası’ artık hâkim olmaya başladı. Bu coğrafyada insanlar ölüyor. Evet, bu bölgeye dair bir çatışma ortamı var ve burada sivil halk zarar görüyor.''

İki tane ''silahlı'' gurup diyor, ve fakat devrimci şiddete, onun ortaya çıktığı tarihsel gerçekliğe dair tek kelime yok! Ne yapıyor ''başgan'' iki silahlı güç diyerek önce savaşanları eşitliyor, ve kırk yıllık mücadeleyi yine ''illegaliteye'' indirgeyip, savaşı işgali, sömürgeyi eşitsizlerin savaşında eşitleyiveriyor! Yetmiyor ''Türk devlet egemenliği altındaki'' heryerde olaylar var diyip, tarihsel gerçekliği karartarak soykırım suçuna iştirak ediyor, paydaşı oluyor, yani bu gerçekliği tarihselliğinden, rölavitesinden kopartıp karartmayı tercih ediyor! Tercih senin başgan, ancak bu tercih seni ezen ulus devlet egemenliğinin soytarısı yapar, ve Kürdistan'lılar ile olan tüm mücadele alanını ve tavrını da bu egemenliğe peşkeş çekersin, sonra Kürt'ler ''etnik'' milliyetçilik yapıyor gibi ''Perinçeğin'' yoldaşı oluverirsin. Bu sözlerde ideolojik olarak MDD'nin gölgesi de vardır ayrıca, ancak bu kadarına girmeye gerek görmüyor ve devam ediyorum.

Ve finali de kendisine yakışır şekilde yapıyor ''gomünist başgan'':
Ülkede demokrasi mücadelesinin geliştirilmesi gerekiyor, aksi takdirde bu sorunlar bugün PKK üzerinden olur yarın ise başka bir örgüt üzerinden devam eder.
Sınırların parçalanmasından yana değiliz
Kürt-Türk, Alevi-Sünni vs. Bu ayrışma ülkeye zarar verir mi?
‘Böl-parçala-yönet’, kapitalizmin ve emperyalizmin en büyük özelliğidir. Yugoslavya'da, Rusya'da oldu; bu durum dünyanın her yerinde böyledir. Biz sosyalistler sınırların kaldırılmasına ve bütün insanların bir arada yaşayabileceğine inanıyoruz. Bu anlamda sınırların parçalanmasından yana değiliz. Muğla'yı, İstanbul'u, İzmir'i size vereceğimizi düşünmeyin. Biz 3 gün de olsa 5 gün de olsa oralara gidip, gezip, tatil yapmayı istiyoruz; bu bizi mutlu ediyor. Tersine Edirne'deki bir vatandaşın Ovacık'a ya da Hakkâri’ye gelmesi de onun temel hakkıdır. Burası bizim memleketimiz, orası sizin memleketiniz değil. Bu coğrafya herkesin rahat yaşayabileceği bir coğrafyadır, her yerde herkesin hakkı vardır.

Türk devlet egemenliğinin Kürdistan'daki işgal, soykırım ve sömürge kurumsallığını kabul etmeyi bir adım öteye götürüp hobi bahçesinde büyüttüğü ideolojik kıçını Muğlaya, İzmire atmayı vadediyor Kürdistan'lılara. Aman haaaa, sakın ayrılmayın bakın ülkemiz ne kadar güzel diyor! Başka örgütler çıkar diyor, ve fakat Kürdistan ulus ülke gerçeğinin tarihsel çelişkisi ile ortaya çıkacağı gerçeğine ise teğet geçiyor sözleri. Tek kelime edemiyor, Kürdistan'da işgal ve soykırım sürdükçe, sömürge kurumsallığı altında ezilen ulus inledikçe, bin yıl da geçse PKK de çıkar başka örgütler de çıkar, zira devrimci şiddet böylesi bir sarmalda en meşru haktır diyemiyor, ve fakat ben sosyalistim diyebiliyor! Pes doğrusu, ve bunu komünist bir yerel yönetici diyor. Ve ''Böl- parçala-yönet'' derken, dört parçaya bölünmüş Kürdistan'ın neden bölündüğüne, kimlerin böldüğüne dair tek kelime etmiyor, edemiyor! Ederse efendilerinin hışmına uğrayacak çünkü! Bir arada yaşayacağız derken, bu ülkenin sivillerinin gönüllü olarak bu savaşın bir paydaşı olduğunu, zorunlu askerlik ve ''şehitliği'' pazarlayan devletin resmi ideolojisinin Kürdisan işgalini hiç dile getirmeyen, sivil faşizmin en örgütlü halini, ve yoksul halk yığınlarının Kürdistan işgaline davullar ve zurnalar ile iştirak ettiğini ve bunun ezen ulus kimliği ile olan tarihsel ilişkisini ve aidiyetini dile getirmeyen ''başgan'' ülkenin birliği ve bütünlüğüne dair ''ütopyasını'' hobi bahçesinden böyle değerlendiyor.

Başgan acilen nohut ve fasulye yemeyi bırak, ve belki gerçekten bir komünist olarak ideolojik indirgemeciliğe son verip tarih bilinci ile meseleleri ele alma cesaretini gösterirsin. Bu bir cesaret değil, ayrıca bir devrimci marksistin tarihsel görevidir de! Ya da o hobi bahçesinde kılıktan kılığa girip devletin resmi ideolojisini ve Kürdistan'daki tüm varlığını ''yoldaşça'' sırtında taşımaya devam et. Fasulyeden ''gomünist'', nohuttan ''başgan'' bu kadar oluyor son tahlilde...

N. İvaniç

Kaynak: Kişisel FB Profil Sayfası
herodeniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 Kasım 2018, 20:40   #3
Üye
 
herodeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07 Şubat 2018
Mesajlar: 26
Teşekkürler: 5
7 Mesajına 7 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Örnek bir grup konuşması ve Maçoğlu’nun adaylığı

HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan’ın Grup konuşmasının özetini ANF’den okudum.

Çok iyi.

Alışılmış konuşmalardan farklı olarak, sorunları somut örnekleriyle ele alması konuşmayı “ikna” edici kılmış.

Özellikle yerel seçimler bağlamında Kayyumlarla ilgili yolsuzluk örnekleri iyi seçilmiş. Bir kere daha okuyalım:

„En büyük yolsuzluk Van’da yapılmış. Van kayyumu, yol yapım onarım maliyeti 300 bin TL iken yandaş şirkete 3.5 milyon TL ödeme yapılmış gibi göstermiş! Tek kalemde 3 milyon TL yolsuzluk ve usulsüzlük yapılmış. Depremin yaralarını sarmaya çalışan Van halkına yaptıklarına bakın!

Nakit yetersizliği nedeniyle elektrik faturasını ödeyemeyen Ağrı Belediyesi’nin kayyumu, kasadaki parayı amaç dışı kullanmış.

Diyarbakır kayyumu, mülkiyeti belediyeye ait taşınmazları muhasebe kayıtlarına almadan AKP’li belediye ve müftülüklere peşkeş çekmiş.

Artuklu Belediyesi kayyumu seçimlere kadar yandaşlara ihale verebilmek için doğal afet yönetmeliğini kullanarak usulsüzlük yapmış.

Siirt Belediyesi kayyumu 567 adet taşınmazı kayıt dışında tutmuş!

Mardin Büyükşehir kayyumu ne yapmış? Arazi, bina, yol, köprü gibi 1479 taşınmazın değerini 1 TL olarak göstererek, belediyeyi zarara uğratmış!

Dersim Belediyesi’ne ait mallar kayyum tarafından İlim Yayma Cemiyetine süresiz şekilde peşkeş çekilmiş.

Batman Kayyumu, Hazine’nin gecekondu fonu olarak gönderdiği paraları fona kaydetmeyerek başka yerlerde kullanmış!“

Benim bu yolsuzluk listesinde en fazla tepkimi çeken Dersim’le ilgili olanı. “Dersim Belediyesi’ne ait mallar kayyum tarafından İlim Yayma Cemiyetine süresiz şekilde peşkeş çekilmiş.”

Aleviliğin bu kutsal kentinde, Alevilerin vergileriyle edinilmiş Belediye’ye ait malların, “İlim Yayma Derneği”ne peşkeş çekilmesi tam bir “işgalci, sömürgeci, yağmacı” uygulama. Çünkü bu dernek, Erdoğan’ın “tek mezhep” ideolojisinin en bağnaz “Sünni-İslamcı” organıdır. Alevi, Kızılbaş, Bektaşi inancına en iğrenç iftiraların yayıldığı merkezdir.

AKP’nin görevden aldığı Mehmet Ali Bul’un yerine Başkanlığı işgal eden Tunceli Vali Yardımcısı Olgun Öner adındaki Kayyum, Dersim’de yağma yapmış, Alevinin alın terini gaspetmiş ve bunu Sünniliğin hizmetine vermiştir.

Ve Pervin Buldan’ın bu gerçeği açıkladığı şu günlerde, biz medyada Ovacık Belediye Başkanı Mehmet Maçoğlu’nun Dersim Belediye Başkanlığına “aday” olduğunu öğreniyoruz.

Bilindiği gibi 2014 yerel seçimlerinde Mehmet Ali Bul’un yanı sıra Nurhayat Altun yüzde kırkı aşan oyla Belediye Eşbaşkanlığına seçilmişti ve şu anda tutukludur.

Kayyum bu iki seçilmiş eşbaşkanların yerini gaspetmiştir. Her iki Eşbaşkan DBP üyesi olarak bu makama halk iradesiyle seçildiğine göre, AKP’nin kayyumu, hem DBP’nin ve hem de halkın iradesini gaspetmiştir.

Bu böyle olunca, kendine demokrat diyen her insanın, Dersim Belediye Başkanlığı ile ilgili alacağı kararda bu gaspı hesaba alması gerekir. Elbette herkesin seçme ve seçilme hakkı vardır. Ama bir de ahlaki kurallar vardır. Hapisteki eşbaşkanın, onu aday gösteren DBP’nin, onu seçen halkın “rızasını” almadan, gaspedilen Belediye Başkanlığına aday olmak çok büyük bir ahlaki zaafa işaret eder.

Ve bir de şu var: Mehmet Maçoğlu Eşbaşkanlık sisteminin yerleştiği bir Belediye’ye başkan olmak istemektedir. Tek başına bir “erkek” olarak ilan ettiği adaylık, kadın özgürlük hareketinin kazanımlarına karşı da yanlış bir adım olacaktır.

Eğer hapisteki Nurhayat Altun’un, onu aday gösteren DBP’nin ve onu seçen seçmenin rızasını almadan, şu anda seçimlere girecek olan HDP’yle bir anlaşmaya varmadan bu adaylık ilan edilmiş ise, bu adaylık Dersim halkının da onayını almayacaktır.

Doğru yöntem, Genel Seçimler öncesinde TİP’ten iki adayın HDP’ye başvurmasında izlenen prosedüre uygun davranmaktır. Bu yapılmadığında adaylık, faşist rejimin HDP’yi tasfiye etmeye yeltendiği, ona üye vekilleri, Belediye Eşbaşkanlarını ve muhtarları görevden aldığı, hapse attığı koşullarda yalnız büyük bir ahlaki yanlış olmakla kalmaz, aynı zamanda Dersim’de faşizme karşı mücadeleyi parçalayarak güçten düşürme amaçlı politik bir yanlış olur.

Tarihi TKP’de uzun yıllar üye olarak çalışmış bir arkadaşı olarak, sonra kurulan TKP’nin üyesi olarak Ovacık Belediye Başkanı olan Maçoğlu’na samimi önerim, adaylık için HDP’ye başvurması ve onun alacağı karara saygı duymasıdır.

Konu biraz grup konuşmasından kaydı. Bu konuşmada Pervin Buldan’ı “müzakere yapmıyoruz, mücadele ediyoruz” sözlerinden dolayı da selamlamak istiyorum.

VEYSİ SARISÖZEN
http://yeniozgurpolitika.net/ornek-b...unun-adayligi/
herodeniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 Kasım 2018, 20:42   #4
Üye
 
herodeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07 Şubat 2018
Mesajlar: 26
Teşekkürler: 5
7 Mesajına 7 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Kimse Yarattığı Puslu Havada Ava Çıkmasın: Kaypakkaya’nın Tarihe Vurduğu Neşter, Politik Güzergahımızdır!

SMF, “söz yetki karar doğrudan halkındır” perspektifi ile, yerel yönetimlerde programıyla yer alarak politika belirlemektedir. Ve SMF’nin her adayı bu programı uygulama görevini bilerek aday olmaktadır. SMF’nin yerel yönetimler programına bazı eleştirilerin olması son derece normaldir… Ama bu programın hiç sözü edilmeden, SMF’nin adayları üzerinden kişiselleştirilen bazı saldırıların yapılması, tam bir burjuva siyasettir. Veysi Sarıözen ve Eylem Kahraman, köşe yazılarıyla, bu burjuva siyasetin örneklerini sunmuşlardır

SMF’nin Dersim Ovacık belediye başkanı M. Fatih Maçoğlu’nun, Mart 2019 yerel seçimlerinde, Dersim merkezde SMF’nin aday adayı olduğunu açıklamasından sonra, genelde Türkiye-Kuzey Kürdistan ve özel olarak ta Dersim’de birçok tartışmayı kamuoyunun gündemine taşıdı. Hemen belirtelim ki, bu adaylık açıklaması, genel anlamda olumlu karşılanmış ve halk tarafından ciddi bir destek almıştır. Bu desteğin yanında, devrimci kaygılarla bazı eleştirilerin olması son derece normaldir ve özellikle belirtelim, SMF ve adayları, kitlelerden, devrimci kaygılarla gelen bu eleştirileri dikkate alarak çalışmalarına yön verecektir. Çünkü her politik çalışma ve süreç, olumlu ve olumsuz pratiklerle vuku bulmaktadır ve komünistler, kitlelerin eleştirel gücüne kendilerini sunmaktan tereddüt etmeyerek, her türlü eksik ve yanlışlarıyla hesaplaşmakta açıktırlar. Bu anlamıyla, doğru veya yanlış, devrimci kaygılarla gündeme gelen her eleştiriyi tartışma konusu yapmaktan çok, bu eleştirinin neyi anlatmak istediğini kavramak, eleştirinin dönüştürücü gücüne kendisini sunmak, kitlelerin istem ve taleplerinin, eleştirilerinin, sistemli süzgecinden geçmek, “tarihin ve geleceğin yaratıcısı kitlelerdir” ilkesini benimseyen komünistler açısından sorun teşkil eden bir durum değildir. Bu anlamıyla tartışma konumuz, daha iyisini yaratma, daha ilerisini temsil etme ve daha ileri düzeyde kitlelerle birleşme perspektifiyle gündeme gelen eleştiriler, öneriler değildir. Eleştirinin değiştirme ve dönüştürme silahı olma özelliğini kullanan, tüm devrimci dostlara, aydınlara, kitlelere söyleyecek tek sözümüz, bu tür eleştiriler bizi geliştirir-güçlendirir… Komünistler bu gibi eleştirilerden gocunmazlar.

Ama burjuva ideolojik doku ile politika yapan ve eleştiri sınırlarını aşarak saldırı-kara çalma argümanları ile devrimci-demokratik cepheye zarar veren anlayışlara karşı da net tutum almak, komünistlerin görevidir. SMF’li Maçoğlu’nun, Dersim Belediye başkanlığı için aday adaylığını açıklamasından sonra, bazı gazete köşelerinde, sosyal medya diye tanımlanan sanal alanlarda gündeme gelen bu gerici saldırıları, kitlelerle, devrimci kurum ve kuruluşlarla doğru siyasetle birleşerek geriye püskürtmek elzem bir hal almıştır. Her şeyden önce, karşı durduğumuz bu siyaset tarzı gericidir ve devrim-demokrasi saflarına hizmet etmemektedir. SMF, “söz yetki karar doğrudan halkındır” perspektifi ile, yerel yönetimlerde programıyla yer alarak politika belirlemektedir. Ve SMF’nin her adayı bu programı uygulama görevini bilerek aday olmaktadır. SMF’nin yerel yönetimler programına bazı eleştirilerin olması son derece normaldir… Ama bu programın hiç sözü edilmeden, SMF’nin adayları üzerinden kişiselleştirilen bazı saldırıların yapılması, tam bir burjuva siyasettir. Veysi Sarıözen ve Eylem Kahraman, köşe yazılarıyla, bu burjuva siyasetin örneklerini sunmuşlardır. Özellikle Eylem Kahraman’ın, sınırları aşarak yalan örnekler sunması, kuşkusuz kendisini bağlar ama hatırlatalım ki, bu siyasetin ezilen ve sömürülen halklara, mazlum uluslara-inanç kesimlerine bir getirisi yoktur. Yalan-eksik ve tek yanlı örneklemelerle, devrimci kurum ve kişileri yıpratmak, itibarsızlaştırmak, “Dersimde yaratılmak istenen tehlikeli algı” ile mücadele etme iddiasıyla bağdaşmamaktadır. O kadim coğrafyada, sömürülen halklar, ezilen ulus ve inançların kurtuluşu için, tırnağı dahi kanamış her insan, devrimci bir değerdir. Bu değeri görmezden gelerek, devrim ve demokrasi güçleri arasındaki birliği dinamitleyen, devrimci kurum ve kişileri itibarsızlaştırmaya çalışan bir anlayış, içinde bulunduğu ideolojik-politik çıkmazla hesaplaşmalıdır. Bölgenin somut sorunlarına ilişkin örgütlenen kooperatifleşmeyi, “nohut ve fasulye” denkleminde bir algı operasyonuna çevirmek, bir siyasettir, ama burjuva bir siyasettir. Burjuvazinin minderinde gündeme gelen bazı pratikleri, “radikal-devrimci” naralarla gündemleştirmek bir siyasettir, ama kirli bir siyasettir.

Bu koroya, Avrupa’da yayınlanan Özgür Politika gazetesi yazarlarından Veysi Sarısözen de aynı siyaset tarzıyla katılarak, 14 Kasım 2018 tarihli köşesinde “Örnek bir grup konuşması ve Maçoğlu’nun adaylığı” üzerine bir yazı kaleme almıştır. Dikkat çeken bir yaklaşım. Kişilerin her hangi bir konu üzerinde eleştirilerde, önerilerde bulunması gayet normal bir durumdur. Eleştiri ve önerilere katılmasak da söylenenleri saygı ile karşılarız. Buraya kadar her hangi bir sorun olmaz, ancak adı geçen başlıklı yazı eleştiri, öneri ve dostluk sınırlarını çok aşan, karalayıcı, suçlayıcı ve hatta HDP ile Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF)’yi birbirlerine düşürecek düzeyde yanlış bir yaklaşım içinde olması kaçınılmaz olarak bizi cevap vermeye götürdü. Durumu anlamak için öncelikle Veysi Sarısözen’in yazdıklarının bir bölümünü okumakta fayda var.

Veysi Sarısözen söz konusu yazısında AKP’nin Kürt belediyelerine atadığı gaspçı kayyumların yolsuzluklarından söz etmiş olan HDP eş başkanı Pervin Buldan’ın grup konuşmalarını aktarmış ve bu konuşmadan aktarmalar sonrasında sözü Dersim belediyesine getirmiş, gaspçı kayyuma eleştiriler yöneltmiş ve daha sonrasında ise hiç de ilgisi olmayan zorlamayla bir eleştiri ve öneri adı altında Dersim-Ovacık belediye başkanlığı yapmış ve oldukça da başarılı çalışmalara imza atmış yoldaşımız Mehmet Fatih Maçoğlu’nun Dersim merkez belediye başkanlığına aday adaylık girişimini konu ederek “kendine demokrat diyen her insanın, Dersim belediye başkanlığı ile ilgili alacağı kararda bu gaspı hesaba katması gerekir. Elbette herkesin seçme ve seçilme hakkı vardır. Ama birde ahlaki kurallar vardır. Hapisteki eş başkanın, onu aday gösteren DBP’nin, onu seçen halkın “rızasını” almadan gasp edilen belediye eş başkanlığına aday olmak çok büyük bir ahlaki zaafa işaret eder” belirlemesinde bulunuyor. Ayrıca Maçoğlu’nun Belediye başkanlık girişimini “kadın özgürlük hareketinin kazanımlarına karşı da yanlış bir adım olacaktır” şeklinde değerlendirip Maçoğlu’na 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde TİP’ten iki adayın HDP’ye başvurmasında izlenen prosedürü izlemesini salık vermektedir. “Bu yapılmadığında adaylık, faşist rejimin HDP’yi tasfiye etmeye yeltendiği, ona üye vekilleri, belediye eş başkanları ve muhtarları görevden aldığı, hapse attığı koşullarda yalnız büyük bir ahlaki yanlış olmakla kalmaz, aynı zamanda Dersim’de faşizme karşı mücadeleyi parçalayarak güçten düşürme amaçlı politik bir yanlış olur” diyerek “önerisini” “adaylık için HDP’ye başvurması ve onun kararına saygı duymasıdır” ile sonuçlandırmaktadır.

Özet olarak söylenen budur. Bu yazının akla getirdiği ilk şey, sanki Mehmet Fatih Maçoğlu Dersim belediyesini basmış ve gasp etmiştir. Demokratik kamuoyu da biliyor ki AKP’nin atadığı gaspçı kayyum çok önceden vuku bulan bir olaydır. Ovacık belediyesi başkanı olsun onun üyesi olduğu Sosyalist Meclisler Federasyonu olsun bu geleneğin tümünün bu gaspçı kayyumlara karşı tavrı çok açık net ortadadır. Zamanında gerekli tavrı almıştır. Ve durumun farkında olmasına rağmen Veysi Sarısözen aday olmak ile aday adayı olmayı birbirine karıştırmış ya da bildiği halde böyle ele almayı bilerek tercih etmiştir. Diğer aday adaylarımız gibi Dersim-Ovacık belediye başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu’nun da üyesi olduğu Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF)’nin ilgili kurumlarına adaylık başvurusu yapmıştır. Diğer aday adaylarımızın tersine Mehmet Fatih Maçoğlu’nun bunca görünür ve gündem olması O’nun ve Ovacık Halk Meclisinin halkçı-devrimci çalışmasındaki başarısından ileri geldiğini belirtmeliyiz. Ve çok net olarak başta Dersim olmak üzere halkın geniş kesimlerinden büyük destek görmüştür. SMF, tıpkı diğer ilerici kurumlar gibi adaylarını belirleme süreci içindedir ve bu çalışmasına devam etmektedir. Böyle olduğu içindir ki aday adaylıkları kabul etmektedir. Ve süreç devam etmektedir. Yani merkez Dersim için kesin adayın kim olacağı henüz karara bağlanmış değildir. Dahası son karar sadece dar meclis ile sınırlı kalmayacak, mümkün olan en geniş şekilde halk kesimlerin katılımıyla sonuca gidilecektir. Dolayısıyla bizim hareketimizde başkanlar ya da eş başkanların burjuva yasal-hukuki prosedürün yerine getirilmesi zorunluluğundan başka bir anlamı yoktur. Son karar esas olarak ve en başta da kadınlar olmak üzere, şartlar el verdiği ölçüde, gençlik ve tüm halk kesimleri kendi temsilcilerini doğrudan seçecektir. Yani doğrudan demokrasi metoduyla! Bunu Veysi Sarısözen ve benzerleri anlamayabilirler ama gerçek durum budur. Ve Maçoğlu yoldaşın aday adaylığını “Kadın özgürlük hareketinin kazanımlarına karşı da yanlış bir adım olacaktır” gibi suçlama laf içi boştur. Zira kadın veya erkekten ziyade, hareketimiz temsili demokrasi yerine halkın doğrudan kararıyla temsilcilerini seçmelerini benimser. Veysi Sarısözen’in ettiği lafın içinin boş olduğunu söylememizin bir nedeni de çoğu kere ve çoğu yerde birlikte hareket etmekte olduğumuz Kürt ulusal hareketinin savunuculuğuna soyunmasıdır. Şunu açık ve net ifade edelim. Kaypakkaya geleneği ve Kaypakkaya’nın ideolojik çizgisinde politik faaliyetlerini sürdüren SMF ve adaylarına, Kürt ulusal sorununa, Kürt Ulusunun demokratik ve Kendi Kaderini Kendisi Tayin etme hakkına dair, bu tür anlayış sahipleri söz söylerken, düşünmeleri gerekir. Dersim soykırımında, Seyh Sait, Ağrı-Zilan-Koçgiri kitlesel katliamlarında, “modernitenin barbar kabileleri terbiye” etmesi olarak alkışlayan anlayış sahipleriyle tarihsel kökleri olanlar, bu gün gelişen Kürt Ulusal Mücadelesi karşısında dümen kırmaları, “olumlu bir değişim” olsa da, Kaypakkaya’nın tarihsel anlamda nitel bir çığırı ifade eden bayrağını görmezden gelmeleri, tarihi ve dolayısıyla bugünü doğru ele almamalarının sonucudur. Bu anlayış sahipleri güçler dengesine göre politik rotalarını belirlemeye çalışa dursunlar ama Kaypakkaya çizgisinin hükmü açık ve nettir. Bu anlamıyla SMF ve adayları, politik areneda sürdürdükleri her faaliyette, Kürt ulusunun mücadelesini boşa düşüren değil, o mücadeleyi programsal olarak ele alan, güçlendiren ve birleştiren bir rol oynayacaktır.

İkincisi, HDP ile Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve diğer tüm dost devrimci-ilerici kurumlar arasındaki ittifak görüşmelerinin devam ettiği bir süreçte böylesi yıkıcı bir yazının ileri sürülmesi dikkat çekicidir. Bizim temennimiz ilerici-devrimci güçlerin ortak bir aday etrafında birleşmeleridir. Kaypakkaya hareketi bu konuda yapıcıdır, birleştiricidir, sorumluluklarının bilincindedir. Gel gör ki bu görüşmelerin nasıl bir netice vereceğii henüz ortaya çıkmadan alelacele ve tepeden SMF’yi ve onun aday adayını karalamak, suçlamak, ağır ithamlarda bulunmanın kabulü mümkün değildir. Ayrıca hatırlatalım ki bu konu Veysi Sarısözen’i aşmaktadır. Kırıcı olmak istemeyiz ancak Veysi Sarısözen arkadaş haddini bilmesinde fayda var. Üçüncüsü, özellikle tekrardan altını çizerek belirtmeliyiz ki İbrahim Kaypakkaya geleneği ve onun bir parçası Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), gericiliğe ve faşizme karşı her daim dost güçlerle, birliğe, ittifaklara özel önem vermiş bir harekettir. Enternasyonal komünist hareketin Türkiye-Kuzey Kürdistan öncü kolu Kaypakkaya hareketinin Ermeni soykırımına, Kürt katliamlarına karşı duruşu, Veysi Sarısözen ve benzerlerince iyi bilinir. Bu gibi arkadaşlar hatırlamaları ve kabul etmeleri kendilerine zor gelse de biz bu gerçeği tekrar tekrar kendilerine hatırlatmakta fayda görüyoruz. Resmi tarihin parçalanmasında, Kemalist hareketin sınıfsal niteliğinin deşifre edilmesinde, Milli Meselede; özellikle Kürt milli sorununda çığır açan ve gerçek manada sistemden köklü bir kopuş sağlayan çizgi Kaypakkaya çizgisidir. Bugün bu çizgiyi, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve üyesi olan Mehmet Fatih Maçoğlu temsil etmektedir. Bu bilimsel çizginin yarattığı örgütlerden biridir SMF ve tarihi gayet berraktır/nettir. Veysi Sarısözen’in içinde geldiği gelenek olan TKP, Kemalizm’i ilerici bir miras olarak sahiplenirken ve Kemalist orduların Dersim kırımı sırasında “vurun eşkıyaya” başlık yazıları gazetelerini süslerken, “Kemalist faşist ordunun katliamlarını Dersim’de “feodal gericiliğe karşı zafer” olarak kutlarken, Önder İbrahim Kaypakkaya hareketi ve yoldaşları, ezilen Kürt ulusu ve diğer ezilen kimliklerin yanında saf tutmuş ve bu uğurda ağır bedeller ödemiştir. Bu bugünde böyledir. Bu hareket kendi bağımsız bayrağı altında, komünizm doğrultusunda ezilen bütün kimliklerin çığlığına ses olma ve yanında olma azmi içinde olmuştur hep. Bunun böyle olduğunu Kaypakkaya’cı SMF’nin HDP ile daha yakın zaman önce yaptığı ittifaka dönüp bakmak yeterlidir. Son 24 Haziran 2018 seçimlerinde Dersim’de HDP milletvekili Alican Önlü’nün vekil seçilmesinde Kaypakkayacı SMF’nin yeri ve rolü bilinmiyor olamaz, ama bunlarda dert-tasanın başka olduğunun farkındayız. Tüm bu gerçekler orta yerde duruyorken Veysi Sarısözen’in kabul edilemez bu sorumsuzca tutumu ve bu sorumsuz tutuma yer verenler neyin peşindedirler? Bu türden girişimler daha en başında birlik çalışmalarının önünü kesen ve dost güçleri karşı karşıya getiren bir girişim değil midir? Dost güçleri karşı karşıya getiren bu sorumsuz yazılarla yapılmak istenen, hedeflenen nedir? Dost güçler arasında ittifak görüşmelerin sürdüğü bir süreçte “Bu yapılmadığında adaylık, faşist rejimin HDP’yi tasfiye etmeye yeltendiği, ona üye vekilleri, Belediye eş başkanları ve muhtarları görevden aldığı, hapse attığı koşullarda yalnız büyük bir ahlaki yanlış olmakla kalmaz, aynı zamanda Dersim’de faşizme karşı mücadeleyi parçalayarak güçten düşürme amaçlı politik bir yanlış olur” belirlemesi sahte olur ve Dersim’de faşizme karşı var olan birliğin altına dinamit yerleştiren asıl yıkıcı tavırdır. Asıl “büyük ahlaki zaaf” tam da bu tutumdur. “Faşizme karşı mücadeleyi parçalayıp güçten düşürme” çizgisi budur. Yerel seçime gidilirken her kesimin ama istinasız herkesim aday adaylarını belirleyecek fakat komünistler bunu yapmayacak öyle mi? Herkese hak olan komünistlere olmayacak öyle mi? Dersim’de gözaltına alınan, tutuklanan ve onlarca yıl cezalara çaptırılanlar sadece HDP’liler midir? Bu nasıl çapsız bir yaklaşımdır? Sadece yakın zamandan küçük bir örnek verelim. Hayati Güngören ve yoldaşları Dersim-Ovacık belediyesinde büyük emek sahibi insanlar olarak hala yargılanmaları devam ediyorken bunları nasıl yazıp-çizebiliyorsunuz? Bu vicdansızlık değil midir? Ahlaki zaaf bu değil midir? Yerel seçimlere gidilirken komünistlerin girişimini “ahlaki zaaf” olarak açıklayanların demokrasi kavramını nasıl da çarpıttıklarını, işine geldikleri gibi süslü ve alakasız yaklaşımlarla yorumladıklarını öğrenmiş oluyoruz.

Asıl muhatabımız olmamakla beraber bu sorumsuzca kaleme alınmış yazıdan yola çıkarak birkaç değini de bulunmak yerinde olur. Biz dost güçlerle birlik ve ittifakları hep önemsedik. Faşizme, gericiliğe ve sömürüye karşı ortak mücadele içinde olmak bizim stratejik varlık gerekçelerimizden biridir. İttifak, cephe gibi araçlar bizim stratejik çizgimizin bir gereğidir. Bunlar bizim için taktik manevralar olarak ele alınacak konular değildir. Kaldı ki biz hiçbir dost güç ile yarış içinde olmadık/olmayacağız. Devrimin çıkarlarını esas aldık. Yanlışlara karşı dostça eleştirel tutum aldık. Şimdi aldığımız gibi. Doğruları ise kıskanmadan sahiplendik. Durum bu kadar açıktır. Ne var ki hiçbir şey tek taraflı, tek yönlü taviz ve fedakârlıklarla ele alınmaz/yürümez. Şayet “bize tabi değilseniz birlik yıkıcısınız” demek istiyorsanız işte orada durun deriz. Taviz ve fedakârlık karşılıklı olur. Bunu Veysi Sarısözen’ler kavrayabilirler mi bilemiyoruz? Bu gibiler bu gerçeğe kafa yormak yerine Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF)’yi gaspçıların yanında yer almakla ve birliği parçalamakla suçlayacak kadar insafını ve vicdanını yitirebilmişlerdir. Bu gibi arkadaşlara şunu hatırlatalım. Komünist hareketimiz 50 yıldır Dersim’i her karış toprağı ölümsüzleşen yoldaşlarımızın kanıyla sulanmıştır. Şunu aklınıza iyice yerleştirmenizi özellikle istiyoruz. Biz Honduras’tan gelip sınırlarına dayanan ya da Suriye’den yollara düşmek zorunda kalarak başka kapılara dayanan mülteciler topluluğu değiliz. Biz Dersim halkı içinde örgütsel, politik, kültürel vs. oldukça güçlü bağları olan komünist bir hareketiz. Ölümsüzleşen yüzlerce yoldaşımız Dersim’lidir, bu toprakların evlatlarıdır. Size zor geliyor olabilir ama bu gerçeği kabul etmek zorundasınız. Aslında bildiğiniz halde ama kabul etmek çok zor geldiği için yokmuş gibi davrandığınız bu gerçeği yeri geldikçe yeniden hatırlatacağız. Mehmet Fatih Maçoğlu yoldaş, tıpkı Dersim-Mazgirt ilçesinde halk tarafından belediye başkanlığına seçilen SMF üyesi Tekin Türkel yoldaş gibi, Dersim-Ovacık belediye başkanlığına halk tarafından seçilmiş ve yaptıkları büyük ve önemli katkıları ülke sınırlarının ötesine geçerek değer gören Kaypakkaya takipçisi bir komünist devrimcidir. Bu gerçek bile tek başına ne demek istediğimizi anlatıyor. Veysi Sarısözen, Maçoğlu yoldaşın Kaypakkayacı gelenekten geldiğini söylemeye bile cesaret edememektedir. Bu durum bir yana, Mehmet Fatih Maçoğlu aday adaylığını açıklar açıklamaz bunca ilgi ve alakaya mahzar kalması, üyesi olduğu SMF’nin ve temsil ettiği çizginin ve planın uygulanmasının başarısından ileri gelmektedir. Yani aday adaylığı öyle bedavadan, emeksiz ortaya çıkmamıştır, dolayısıyla ilgi görmesi boşuna değildir.

Burada bir önemli konuya daha parmak basalım. Bizi dışardan gelmiş gaspçı ya da mülteciler gibi lanse etmeye çalışan Veysi Sarısözen gibi arkadaşlar ya kötü niyet beslemektedir ya da dışardan gazel okuyan ve güç karşısında diz çökenlerdir. Veysi Sarısözen kusura bakmasın ama geldiği gelenek olan TKP, 1980 darbesinin faşist olup olmadığını dahi dönemin Sovyet yöneticilerine soracak kadar icazetli bir çizginin savunucusuydu. Bu alışkanlık bugün devam mı ediyor diye aklımıza gelmedi değil? Veysi Sarısözen’in yaklaşımı açık söyleyelim birlikçi görünüm altında devrimciler arası birliği parçalama girişimi olan tekçi zihniyetin ürünüdür. Herkesi HDP’den izin almayı salık veren bir yaklaşımın adına başka ne denir? Biz faşizme karşı mücadele sürecinin çok önemli bir parçasıyız. Bu nedenle hangi demokratik güç ne tür bir baskıya maruz kalıyorsa SMF’de aynı baskılara maruz kalıyor. Takibata uğrayan, tutuklanan, ağır cezalara çarptırılan ve dahası öldürülen yoldaşlarımızın büyük mücadele deneyleriyle donanmış ve dostluğu da düşmanlığı da iyi bilen bir hareketiz. Dost ve düşman bilsinler ki biz ittifaklar içinde kendi bağımsız bayrağımızla yer alırız. Farklılıkları yok sayarak, diğerlerini kendilerine tabi kalmayı birlik olarak adlandıranlar ne kadar aleyhte konuşurlarsa konuşsunlar bu gibiler tekçilikten kopamamışlardır. Biz hiç kimseye iltihak etmedik/etmeyiz. Ne kimseye tekçiliği dayatırız ne de tekçiliği dayatanlara boyun eğeriz. Dolayısıyla Veysi Sarısözen gibi arkadaşlara söyleyeceğimiz şey, Kürt hareketini desteklemeleri gayet iyi ve doğrudur ama destekleme adı altında birliği parçalayan, ittifak çalışmalarını dinamitleyen, herkesi bu harekete yedeklenme yaklaşımı ise gayet kötüdür, yanlıştır, tekçi kafadır. Kendisine bundan uzak durmasını özellikle öneririz. Demokrat olmaya bize öneren birinin, burjuvazinin yasal sınırları içinde ve yarın ne olacağı belli olmayan oldukça dar ve güdük olan demokratik bir hakkı kullanmaya çalışan komünistlere karşı önce saygılı ve sonra ise demokrat olmalıdır.

https://www.gazetepatika8.com/kimse-...dir-26307.html

Yusuf Ozan
herodeniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21 Kasım 2018, 20:44   #5
Üye
 
herodeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07 Şubat 2018
Mesajlar: 26
Teşekkürler: 5
7 Mesajına 7 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Dersim’de yaratılmak istenen tehlikeli algı

2014 yılında Ovacık Belediye Başkanı olan Mehmet Fatih Maçoğlu 2019 yerel seçimlerinde Dersim belediye başkanlığı için Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan (SMF) aday adaylığı başvurusunda bulunduğunu şahsi Twitter hesabından paylaştığı bir video ile duyurdu.

Dersimliler için şaşırtıcı olmadı. Zira Maçoğlu Ovacık Belediye Başkanı seçildiği günden beri, belki de daha öncesinde Dersim belediye başkanlığına oynuyordu. Sanal medyada sürekli traktör sürerken, nohut biçerken, fasulye toplarkenki fotoğraflarını gördüğümüz Maçoğlu bu mecrada en çok görünen / konuşulan olma konusunda Ankara eski belediye başkanı M. Gökçek ile yarışıyordu. Türk medyasının da iyice cilalayıp parlattığı Maçoğlu, her iki belediye eşbaşkanının da rehin olduğu Dersim’de belediye başkanlığına talip oldu. Tabii ki herkesin aday olma hakkı var, ama yapılanlar ve koşullar neyi gösteriyor?

Aday adaylığını açıkladıktan sonra sanal medya Dersimlileri olan Tuncelililer de coştu tabii. En değme siyasetçilere taş çıkaran bir edayla ahkâm kesmeye başladılar ki, öne sürdükleri tek argüman da oldukça tehlikeli. Zira birileri bilinçli bir şekilde Maçoğlu’nun seçilememesi veya HDP adaylarının kazanması durumunda belediyeye kayyum atanacağı algısı yaratmaya çalışıyor.

Maçoğlu’nun aday adayı olmasını eleştirenlere onun Ovacık’ta yaptığı bir takım işler; ekmesi-biçmesi, üretmesi örnek gösteriliyor. Bir belediye işçisinden daha az maaş aldığından bahsediyorlar. Sanki Dersim Belediyesi Eşbaşkanları Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul bir eli yağda, bir eli balda yaşamış, Dersim için hiç bir şey yapmamış gibi konuşuyorlar.

Oysa her iki eşbaşkan da her gün halkla içiçeydi. Mahallelerdeydi, düğünlerinde de, cenazelerinde de halkının yanındaydılar. İki yıl önce Dersim alev alev yanarken eşbaşkanlar devletin tüm engellemelerine rağmen küreklerini alarak yangını söndürmeye koştu. Bu yıl da Dersim’i yaktılar, ancak bu durum Maçoğlu’nu ilgilendirmedi. Tam tersine o, ya Dersim Belediyesi’ni gaspeden kayyumla ya da elinde Atatürk portresiyle poz vermekle meşguldu.

Rojava Devrimi’nde yer alan onca Türkiyeli sosyalist, enternasyonal devrimci savaşta yaşamını yitirdi. Maçoğlu çocuklarının cenazesini aylarca alamayan ailelerin yanında yer aldı mı? Onları bir kez arayıp sordu mu? Bir devrimcinin cenaze töreninde bulundu mu?

“Komünist Başkan” bir kez olsun bir eylemde, bir basın açıklaması yaparken görüldü mü? Dersim’de 70 yaşındaki bir baba devletin katlettiği oğlunun kemiklerini alabilmek için 90 gün boyunca Seyit Rıza Parkı’nda açlık grevi yaparken Maçoğlu bu babanın yanında mıydı, acısını paylaştı mı?

Dersim’in büyük değerlerinden Mazlum ve Delil Doğan’ın 94 yaşında vefat eden annesinin cenaze törenine Amed ve çevresi illerden onlarca siyasetçi engellemelere rağmen katılırken Maçoğlu neredeydi? Cenaze töreninden sonra verilmek istenen hayır yemeği engellenirken, ilk duyduğu ezanın hazzını unutamayıp da yıllar sonra Türk medyasına ballandıra ballandıra anlatan Maçoğlu neden bir tek kelime etmedi?

Halkın yüzde 40’ı aşan oyuyla Dersim Belediye Eşbaşkanı seçilen Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul’un yerine kayyum atanırken, eşbaşkanlar şahsında halkın iradesi gasp edilirken Maçoğlu tek bir kelime etti mi? Etmesi şöyle dursun, içten içe sevindiğini düşünüyorum. Yoksa hapisteki eşbaşkanların ve onu aday gösteren DBP ve başta kadınlar olmak üzere halkın iradesini böyle yok saymazdı.

Dersim Belediyesi gasp edilmeden önce eşbaşkanlıkla yönetiliyordu. Orada bir kadın iradesi vardı. Bahşedilen değil, uzun mücadelelerden sonra edinilen bir kazanım sözkonusu olan. Maçoğlu tek “erkek” aday olarak Dersimli kadınlar şahsında tüm kadınların bu çok önemli kazanımını görmezden geliyor, erkek aklıyla yok sayıyor ve boşa çıkarmaya çalışıyor.

Türk devletinin HDP’yi hedefine aldığı ve açıkça tasviye etmeye çalıştığı bir dönemde M. Fatih Maçoğlu’nun HDP ve DBP ile görüşmeden Dersim belediye başkanlığına aday adayı olması ve Maçoğlu’nun seçilmemesi durumunda belediyeye kayyum atanacağı algısının yaratılmaya çalışılması AKP-MHP’ye çalışmaktan başka bir şey değildir. Tarihten ders almayanlar Dersim Mebusu Hasan Xeyri’nin başına gelenleri yeniden okumalıdır.

Bundan 81 yıl önce 15 Kasım 1937’de Dersimli Kürt önder Seyit Rıza ve altı arkadaşını asarak Dersim şahsında Kürt halkını öncüsüz bırakmak isteyen Türk devleti, bugün aynı şekilde halkı öncüsüz bırakmaya çalışıyor. Halka öncülük eden veya edebilecek durumda olan bütün insanlar rehin tutuluyor. Bu noktada artık hiç kimse bir kahramanın çıkıp onları kurtarmasını beklememelidir. Her Dersimli bir öncü olmalı ve hakikatin yanında yer almayı bir görev olarak görmelidir. Kimse unutmasın ki Şehr-i Amed Kürt halkı için ne kadar önemliyse, Dersim de o derece önemlidir. Dersim halkı, özellikle de kadınlar iradesine ve kazanımlarına sahip çıkmalıdır.

Eylem Kahraman
http://yeniozgurpolitika.net/dersimd...ehlikeli-algi/
herodeniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26 Kasım 2018, 13:45   #6
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart ovacık belediye başkanı ve komünistlik!!

bu konuda daha önce de yazmıştım.. ortada ahlaki., etik vs. ne değer varsa ayaklar altında.. ama iyi bir belediye başkanı imiş.. elbette muadillerine bakınca çok iyi.. ama konu belediyecilik değil.. komünistlik.. hatta daha öncesi olan etik değerler..

ovacık komünist!! başkan hangi çizgiden-gelenekten gelme.. bu es geçiliyor.. geçmişte sosyal faşist dedikleri bir çizgiden aday.. geçmişteki analiz-tespitler için öz eleştiri verdi mi?.. hayır.. adaylığını kabul edenlere göre maocu bozkurt.. parti öz eleştiri verdi mi? hayır..

aday olmanın başka etik yolu var mı? idi.. evet.. sosyal faşistliği tescilli.. ulusalcı bir partiden aday oluyorsun.. hem de kürt halkının oylarını istiyorsun.. hoş.. bu konuda malum parti bizden demiyor.. "ilişkiliyiz" deyip bırakıyor..
bu durumu elbette sorgulayacağız.. hatta öncelikle ahlaksal olarak sorgulayacağız.. ki.. bu sorgulamadan sonra.. ideolojik yan zaten önemsizleşiyor..

dersim halkı ikili karakterdedir..
1- olması gereken karakter.. 2- travmatik karakter..

travmatik karaktere celladına aşıklık halleri deniliyor.. taban.. geçmiş gelenek olan tkp/ml çizgisine bağlıdır!! ama oyunu chp ye verirdi.. üstelik türkiye solu içinde chp ye faşist diyen nadir bir çizgi iken.. örgüt bu ne yaman çelişki demez., çözüm üretmez.. taban da bu travmatik duruma devam eder..
bu "komünist" başkan da aynı..

daha fzla yazmaya gerek yok.. sistemin kayyum zulmü ortada iken aday olmayı düşünüyor ve üstelik aynı haltı yiyerek yapmayı düşünüyor.. bari kendi çizginden aday ol..

aziz nesin ülkenin %60 ı aptal demişti.. aslında bu tanımın doğrusu kişiliksel bozukluk olmalıdır.. bu oran giderek arttı.. bir kısmı akp de bir kısmı chp de bir kısmı türkiye solunun nasyonalistlerinde.. en beterleri akp-mhp-iyi parti içinde..
toplum çürütüldü.. haliyle çürümüşlerin toplanacağı merkezler de belli.. bu kadar oy nasıl alıyorlar demeyin.. normal.. asıl görev.. toplumdaki bu çürümüşlüğün üzerine gitmektir.. ideolojik yayılma ancak bu şekilde anlamlı-sağlam olabilir..

elbette öncelikle kendi sepetimizdeki çürümüşleri ayıklamalıyız..ki., başkalarına bakalım..
kendini eleştiremeyen kimseyi eleştiremez.. kendini dönüştüremeyen kimseyi dönüştüremez..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
dersim, gominiz başgan, maçoğlu, ovacık belediyesi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
TKP Van İl Örgütü'nden DTP Belediye Başkanı Adayı'na destek STALİNGRAD Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri 2 28 Şubat 2009 19:02
ödp Denizli Belediye Başkan Adayimiz; Mehmet Kiziler Destan Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri 0 16 Şubat 2009 22:24
ödp serik belediye başkan adayımız ramazan yalçın Destan Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri 0 16 Şubat 2009 22:22
Biz varız platformunun istanbul büyükşehir belediye başkan adayı akın birdal Destan Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri 0 16 Şubat 2009 22:21
Antalya büyükşehir belediye başkan adayımız ali vural Destan Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri 0 16 Şubat 2009 22:21

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:58.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.