Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Politik Gündem

Politik Gündem Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz...

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26 Haziran 2018, 13:41   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart 24 haziran "seçim" darbesi

konuya bu başlıktaki tanımlama ile başlıyorum.. ironi yapmıyorum.. aleni bir darbe yaşandı.. askeri darbe., post modern darbe., e-muhtura darbe., sivil darbe., vs. vs. buna bir de seçim darbesi ekliyoruz..
adına seçim darbesi dedim ama aslında küresel güçlerin sistem eli ile yaptığı bir operasyon olduğu için ve çok kapsamlı içinde teknik de olan bir darbe olduğu için diğer darbelerden çok farklı.. öncelikle şiddet yanı olmayan ama toplum mühendisliği zemininden ortaya çıkan bir darbe olması nedeniyle çok anlamlı..
eskiden de olurdu.. seçim operasyonu derdik.. sistem araçları., basın vs. üzerinden seçim sonuçları belirlenirdi.. ama bu farklı.. bu operasyona direnen olmasına karşın., bir çatışma olmadan kaçınılmaz., engellenemez bir süreç işleyişi ile bitirildi.. her şey önceden hazırlanmış., özellikle işin teknik yanına önem verilmiş.. bu teknik yanı deşifre edecek olanlar da işin içinde.. yani.; muhalefet içinde de elamanlar hazır..

bu darbenin amacı sonuç üzerinden belli oldu..
hayır.. tayyip/akp kalsın darbesi değil.. özellikle bölge ve t.c. üzerinde artık kalıcı bir yapısal değişim amaçlı bir ön aşama hazırlığı diyeyim..

öyle bir ortam yaratıldı ki.. cumhurbaşkanı seçimleri kesin ikinci tura kalır.. meclis akp çoğunluğu dışında oluşur.. netliği!! genel kabul oldu ve ilginçtir.. operasyonun baş aktörü tayyip/akp bile bu noktada herkesi ikna edecek bir duruş sergiledi.. ya da operasyon bunlarında bilgisi dışında yani farklı beklentilere sokularak gördürmeme tarzında işletildi..
sonuç.: sürpriz!! oldu.. ama bu sürpriz kendiliğinden değil., yaratılan bir sürpriz..
işin espirisi.. hepimiz kıraathanelerde kek yedik..

şimdi her kesim kendince ne!? olacak analizleri yapıyor.. bence çok erken.. ne olabilir şıkları belli ama hangisinde karar kılındı bence operasyonu yapanlar için de belli değil.. a-b-c bunlardan biri olabilir.. ama.. hangisi olacak bunu önümüzdeki aşamada tarafların pozisyon alışları belirleyecek..

sanalda gördüm.. demirtaşın yeri belli ama diğerleri nerde bilinmiyor..
gerçekten ince uzun zaman görünmedi.. göründüğünde de sanki "ikna" edilmiş biri hallerindeydi.. kılıçtaroğlu ve akşener hala görünmüyor.. reis bile büyük bir zafer kazanmış olduğu halde ne efeleniyor ne halay çekiyor.. saat 19-20 sularında sokağa fırlayan havai fişekleri bile hazır olan hatta kadınları silah atan iken birden sessizliğe büründü ve o sessizlik hala devam ediyor.. ortada ne tank ne de tanklara tırmanan kahramanlar var.. yani benim darbe lafımı destekleyen bir şey yok ama olmadığını gösteren normal bir seçim sonuç ortamı da yok.. sanki 24 haziran pazar günü yaşanmamış da pazartesiye eskisi gibi hatta seçim kararı öncesi gibi başladık..

ez cümle.. 24 haziran seçimleri sonuç anlamında bir çeşit darbe olarak tanımlanmalıdır.. seçim kararı dahil., aradaki her şey bu darbenin argüman ve araçları.. ama objektif(bilmeden) ama subjektif(görevli) bu darbe işleyişinde olan her kes her olgu., vs. araç haline dönüştü..

örneğin.; sandıklar bizde merak etmeyin diyenler subjektif önemli bir araçtır.. görünen o ki., ıslak imza toplanmasında bile eskiye göre çok "fenalar".. .. ortaya çıkan rakamları onaylama anlamında kraldan fazla kralcılar..

seçimlere katılım 7 hazirandan düşük iken en yüksek gibi gösterilmesini anlamak olası değil.. 24 haziranda 7 milyon katılmamış., şimdi 9 milyon katılmamış.. 3 sene içinde 6 milyon yeni seçmen eklenmiş.. 2011 seçimlerinde bu sayı 50 milyon.. 2015 de 53 milyon.. yani 3 milyon artmış.. bu artışlar çok ilginç.. eskileri inceledim.. türkiye seçmeni garip bir şekilde ya normal ya da çok fazla artıyor..

örneğin.; 1950 ile 1973 arasındaki artışlar ya 2 milyon ya aynı.. ama 1973-77 arsında birden fırlıyor.. 5 milyon oluyor.. bu arada ecevit-erbakan ittifakı var.. 1983-87 arasında tekrar tavan yapıyor.. 6.5 milyon.. özalizm dönemi.. ilginçtir.. sonra tekrar iniyor.. ama.. 91-95 arasında tekrar fırlıyor(5).. hele ki..2007-2011 arası muazzam.. birden.. 10 milyon fırlıyor ki.. bu bir rekor.. sonra 3 milyon ve en son "fırlama" 6 milyon..

bunları örnek olarak sundum.. mesela.. diyorum.. akp 2011 de 21milyon.. bu arada seçmen sayısı 9 milyon artmış ama akp oyu aynı kalmış.. chp de aynı.. 9milyon seçmen oyu artıyor ama bunlar aynı kalıyor..

yine.. akp oyları ile tayyip oyları arasındaki fark olayı.. aradaki farkın mhp den geldiğini söyleyelim ama bu tespit iyi parti oylarını açıklamaya yetmez.. iyi parti oyları chp den değil.. diğerlerinden de değil zaten hepsi verse rakam olarak yetmiyor.. akp den geldi desek., akp yükseltmiş.. tayyipe oy verip akşenere oy vermek sayılan iyi partiye oy vermek anlamsız.. zaten mhp oy kaybı belli iyi partiye gitmiş diyelim de akp oyları kime gitmiş.. elbette ortada 6 milyon ek oy var.. oradan geldi denilebilir ama ben bunu şöyle açıklıyorum.. ortada dolu bir bardak var.. herkese bir bardak dağıtılıyor ama tek bardak ve bardak hala dolu oluyor.. aslında 2015 e göre katılan oy sayısı 3.500 bin
demem o ki.. rakamlar üzerinden her şeyin bir izahı vara ama bu izah ne sosyal ne politik realiteye uymayan şekilde ele alınırsa uyumlu!!...

toparlarsam..
bu operasyon.; muhalefeti güçlü gösterdi ama sonuçları "sürpriz" çıkarttı.. bende bu işe darbe diyorum.. çünkü.; sisteme yukarıdan el konuldu.. bu anlamda ne tayyip/akp ne chp/ince.. ne iyi parti/akşener sürecin kendi özneleriydi., aksine nesne konumundaydılar.. ..
bu arada., peki.. hdp nedir? diyen olursa söyleyeyim.. evet.. hdp bu sürecin ilginç ve farklı öznesi oldu.. hem kendi öznesi olarak işlevseldi hem de nesnel olarak işlevseldi.. bu durum hdp yapısının doğal durumudur.. süreci başından beri doğru okuyamayan ve bu anlamda doğru pozisyonlar alamayan hdp aslında geçmişin birikimi üzerinden kendisi için özne olabilirken., hata ve zaaflarından dolayı aynı zamanda nesne de oldu..
örneğin.. 7 haziran sonrası başlatılan sürece doğru müdahale edemedi(hoş öz eleştiri veriliyor ama net değil).. hendek olayını ne sahiplendiler ne de sahiplenmediler.. camiye yaranayım derken kiliseyi batırdılar., kiliseye yaranayım derken camiyi batırdılar.. haliyle önce kasım yaşatıldı sonrada 24 haziran.. elbette arada bir dizi işler de yaşatıldı..
bu arada ..özgürlük hareketine de eleştiri sunayım.. sürece müdahale noktasında zaaflı kaldılar ki bu bana osman sürecini anımsattı ve korkuttu.. yine demokratik siyaset alanına müdahaleleri de eksik ve tutarsız oldu.. tek başarıları rojava sürecini ayakta tutabilmekti.. bu anlamda gerek hdp ve gerek ise diğer alan sahipleri bu süreci iyi kötü götürdüler ama daha iyisi bekleniyordu..

bu kumaştan bir şey olmaz..
öncelikle chp üzerine bakışlar ve ilişkilenmeler gözden geçirilmeli., ciddi bir pozisyon alınmalıdır.. yine aynı şekilde türkiye solu üzerinde de yaşatılmalı ve türkiye solu içindeki saflaşmalar netleştirilmelidir.. çünkü bu zeminde ciddi bir kontra denetimi var.. yani türkiye solunun bazı kumaşlarından bir şey olmaz..

şimdilik bu değerlendirmelerle bırakacağım.. net veriler ortaya çıktığında rakamlar üzerinden analizlerim olacak ama kabaca da olsa bu noktada düşüncelerimi belirtmiş oldum..

son olarak.:
önümüzdeki süreç ciddi bir kaos-savaş sürecine mi? evrilecek yoksa yine sürpriz!! olarak daha yumuşak mı? ilerletilecek.. sorusunun yanıtı bölgedeki gelişmelere göre belirlenecek.. diyor ve özellikle hdp duruşunu ve ek olarak da chp den yarı tasfiye yaşayan kesimlerin duruşu önemli diyorum..
şu kesin.; t.c. sisteminde sağ-sol iki ayrı merkez olarak bir siyasal yapılaşma yaratılıyor.. sanırım ince bu noktada ikna edildi ve chp başına o geçecek.. böylece operasyon bittiğinde ne olduğunu anlayacaklar.. tıpkı ecevit-karaoğlan gibi.. .. sağda zaten var.. ama artık hizalanması gerekiyor.. seçimi "zafer" olarak kazanmış birinin "milletimizin verdiği dersi anladık" sözleri ilginç..
yani.. artık chp ve genetik olarak ilişkili türkiye solundan uzak bir demokratik-radikal bir türkiye solu örgütlenmelidir.. aslında var olanlar birleşmelidir.. kürt hareketi., türkiye solu ayrışması kalkmalıdır.. ne kürt hareketi türkiye hareketidir ne de türkiye solu türkiyeye aittir.. t.c. sistemi içinde hepsi türkiye solu olabilir ama aynı zamanda hepsi enternasyonalist soldur.. kürt hareketi dedikleri de çeşitlidir.. halkların ortaklaşması anlamında olanlar burada yer alır., olmayanlar ulusal çıkarları gereği bu birleşik hareketi desteklemek zorundadır.. unutulmasın kürt hareketi de deseniz ve öyle de olsa ezilen bir halktır.. yada.. leninin marksa eklediği şiarı unutun leninist olmayı da unutun..

marks.: dünyanın tüm işçileri birleşin... lenin.: dünyanın tüm işçileri ve ezilen halklar birleşin..
lenin ayrı ayrı birleşin demediğine göre akıllı olun.. sınıf mücadelesi başka., ulusal mücadele başka demeyin.. size göre.; ulusal mücadele sınıf mücadelesine tabi olabilir.. mahsuru yok.. buna göre pozisyon alırsınız ama dışlamak ve ayrı durmak farklı bir duruş inadıdır ve anlamlıdır..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
düzensiz (27 Haziran 2018)
Alt 28 Haziran 2018, 17:15   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart tehdit ve sonrası

pervin buldan... içişleri bakanı süleyman soylu tarafından tehdit edildiğini açıklamıştı.. açıklaması sonrası toplumda tepki olarak ciddi bir duruş görülmedi.. oysa tehdit eden kişi değil., içişleri bakanıydı.. yani devlet.. bu çok ciddi bir durumdur.. devletin iç güvenliği sağlamak zorunda olduğu kurum vatandaşı ve üstelik milletin vekilini tehdit ediyor.. ve tehditini devlet olanakları ile yerine getireceğini belirtiyor.. yetmiyor chp yi de tehdit ediyor.. bunu yine devlet olarak yapıyor.. chp den çıt yok..

Pervin Buldan'ı aradığını kabul etti
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu , Esenler AK Parti İlçe Başkanlığı ziyareti sırasında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Soylu, Doğubeyazıt'ta Mevlit Bengi'nin öldürülmesinden sonra HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ı arayıp partisini sorumlu tuttuğu iddiasıyla ilgili konuştu. Soylu katledilen Bengi'nin 10 çocuğu olduğunu hatırlatarak " Kendi çocuğu kızamık olunca hasta olunca hastane hastane koşarlar. En lüks hastanelere giderler. Orada Doğu ve Güneydoğu'da HDP, PKK üzerinden milletten intikam almaktadır. Bu kadar açık ve net. Evet aradım. Söylediklerinde eksik yoktur fazla vardır.Arkadaşlarım o bölgede sokağa çıkma yasağı ilan ettiler. Gerekli soruşturmalar sürüyor. Çok ciddi gözaltılar var. Bu arkadaşımızın katilini bulacağız" diye yanıtladı.

"Sandıkta beraberlerse cenazede de olacaklar"
Soylu, CHP İl Başkanlarının şehit cenazelerinde protokole alınmamasıyla ilgili " Valilere müsteşarım üzerinden talimat gönderdim; ' CHP İl başkanlarını bundan sonra şehit cenazelerinde protokole kabul etmeyin' diye. Bu kadar basit. Onların gideceği bir adres var. O adresi de göstereceğiz. PKK mensuplarının cenazeleri var. Biz onları çok kısıtlı kaldırtıyoruz. Onlara bir kişilik kontenjan ayıracağız. Sandıkta beraberlerse cenazede de olacaklar" diye konuştu.


bu durum ikinci bir silopi(ikipolis öldürülmesi) olayıdır.. o zaman üzerine gidilmedişimdide gidilmez ise kırmızı pazartesi yaşanır.. yani önümüzdeki sürecin nereye evrileceği belli olur..

zamanında tavır alınmayan bir dizi olaylar sonrası meclisten hdp tasfiyesi süreci başlatıldı ve kılıçtaroğlu/chp bu proğrama destek sundu.. sonucundan etkilenmekten kurtulamadı.. ateşle oynayanın eli yanar.. ateşe destek sunanın eteğinde başlayan yangın gövdesini sarar ve söndüremez.. biz ermeniyi dövdürtmeyecektik demenin anlamı da kalmaz..

seçimlerin bir darbe olduğu giderek netleşiyor be bu netlik kamuoyuna da yansıyor..şimdi üzerini örtme ve meşrulaştırma süreci işletiliyor.. anlamsız-garabet zeminlerde tartışmalar açmak., yaşatılanı değil., sonucu öne çıkartmak bu işe kontra olarak dahil olmaktır..

uzun süren anlamlı bir "sessizlik" sonrası konuşan incenin ilk lafı sonucu kabüllenmek ve diğerleri suçlamak oldu.. iyi parti zaten verilen rüşvet(millet vekili) ve ya da tehdit ile sessiz kaldı.. oysa yapılan çok açık ve minare kılıfa sığmayacak kadar büyük..
nedense kimse buraya yoğunlaşmıyor.. kemalist-"k"p ve ödp gibi kontra solcular da aynı.. hamasi laflar ve hamasi hayaller ile iştigal ederken sürekli hdp ve hdp ile ortaklaşan türkiye soluna saldırıyorlar..

kısaca..
topyekün bir savaş başlatıldı.. işin şiddet yanı henüz başlamadı ve toplum hazırlandıktan sonra başlayacak gibi..

bu süreç engellenemez mi?.. engellenir.. engellemek için cesaretten önce bu kontraların deşifre edilmesi gerekir.. ağacın haini balta değil., içindeki kurttur..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
Marinaleda (28 Haziran 2018)
Alt 30 Haziran 2018, 08:43   #3
Aktif Üye
 
düzensiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03 Kasım 2010
Mesajlar: 712
Teşekkürler: 169
115 Mesajına 132 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Alıntı:
suat Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
pervin buldan... içişleri bakanı süleyman soylu tarafından tehdit edildiğini açıklamıştı.. açıklaması sonrası toplumda tepki olarak ciddi bir duruş görülmedi.. oysa tehdit eden kişi değil., içişleri bakanıydı.. yani devlet.. bu çok ciddi bir durumdur.. devletin iç güvenliği sağlamak zorunda olduğu kurum vatandaşı ve üstelik milletin vekilini tehdit ediyor.. ve tehditini devlet olanakları ile yerine getireceğini belirtiyor.. yetmiyor chp yi de tehdit ediyor.. bunu yine devlet olarak yapıyor.. chp den çıt yok..

Pervin Buldan'ı aradığını kabul etti
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu , Esenler AK Parti İlçe Başkanlığı ziyareti sırasında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Soylu, Doğubeyazıt'ta Mevlit Bengi'nin öldürülmesinden sonra HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ı arayıp partisini sorumlu tuttuğu iddiasıyla ilgili konuştu. Soylu katledilen Bengi'nin 10 çocuğu olduğunu hatırlatarak " Kendi çocuğu kızamık olunca hasta olunca hastane hastane koşarlar. En lüks hastanelere giderler. Orada Doğu ve Güneydoğu'da HDP, PKK üzerinden milletten intikam almaktadır. Bu kadar açık ve net. Evet aradım. Söylediklerinde eksik yoktur fazla vardır.Arkadaşlarım o bölgede sokağa çıkma yasağı ilan ettiler. Gerekli soruşturmalar sürüyor. Çok ciddi gözaltılar var. Bu arkadaşımızın katilini bulacağız" diye yanıtladı.

"Sandıkta beraberlerse cenazede de olacaklar"
Soylu, CHP İl Başkanlarının şehit cenazelerinde protokole alınmamasıyla ilgili " Valilere müsteşarım üzerinden talimat gönderdim; ' CHP İl başkanlarını bundan sonra şehit cenazelerinde protokole kabul etmeyin' diye. Bu kadar basit. Onların gideceği bir adres var. O adresi de göstereceğiz. PKK mensuplarının cenazeleri var. Biz onları çok kısıtlı kaldırtıyoruz. Onlara bir kişilik kontenjan ayıracağız. Sandıkta beraberlerse cenazede de olacaklar" diye konuştu.


bu durum ikinci bir silopi(ikipolis öldürülmesi) olayıdır.. o zaman üzerine gidilmedişimdide gidilmez ise kırmızı pazartesi yaşanır.. yani önümüzdeki sürecin nereye evrileceği belli olur..

zamanında tavır alınmayan bir dizi olaylar sonrası meclisten hdp tasfiyesi süreci başlatıldı ve kılıçtaroğlu/chp bu proğrama destek sundu.. sonucundan etkilenmekten kurtulamadı.. ateşle oynayanın eli yanar.. ateşe destek sunanın eteğinde başlayan yangın gövdesini sarar ve söndüremez.. biz ermeniyi dövdürtmeyecektik demenin anlamı da kalmaz..

seçimlerin bir darbe olduğu giderek netleşiyor be bu netlik kamuoyuna da yansıyor..şimdi üzerini örtme ve meşrulaştırma süreci işletiliyor.. anlamsız-garabet zeminlerde tartışmalar açmak., yaşatılanı değil., sonucu öne çıkartmak bu işe kontra olarak dahil olmaktır..

uzun süren anlamlı bir "sessizlik" sonrası konuşan incenin ilk lafı sonucu kabüllenmek ve diğerleri suçlamak oldu.. iyi parti zaten verilen rüşvet(millet vekili) ve ya da tehdit ile sessiz kaldı.. oysa yapılan çok açık ve minare kılıfa sığmayacak kadar büyük..
nedense kimse buraya yoğunlaşmıyor.. kemalist-"k"p ve ödp gibi kontra solcular da aynı.. hamasi laflar ve hamasi hayaller ile iştigal ederken sürekli hdp ve hdp ile ortaklaşan türkiye soluna saldırıyorlar..

kısaca..
topyekün bir savaş başlatıldı.. işin şiddet yanı henüz başlamadı ve toplum hazırlandıktan sonra başlayacak gibi..

bu süreç engellenemez mi?.. engellenir.. engellemek için cesaretten önce bu kontraların deşifre edilmesi gerekir.. ağacın haini balta değil., içindeki kurttur..

Sınavlarda yukarıda okuduğunuz konudan ne anlam çıkardınız sorusu olur
A) İç savaş
B) Kürt - türk savaşı
C) 90 lara dönüş
D) Hepsi
E) hiçbiri

D) seçeneği diyecem de bu ülkede iç savaş çıkmaz çıkamaz ne alt yapı, ne üst yapı, ne bu tarzı işletecek zeminler yok.devrimci ayaklanma olur mu? abesle iştigal olur

B, C seçenekli olacağa benziyor mezopotamya ve güney kürdistan da savaş yoğunlaşacak
meclis aritmetiğinde hdp'nin 10+ vekili düşürülecek buna chp iyi mhp destek sunacak

rusya satışa devam edecek.. abd daha doğrusu cia ve pentagon nasıl bir tavır alacak?
t.c nin sınırları suriye ıraka genişletilirmi?

kapıda ciddi bir savaş var. bunun en karlısı sermaye olacak tusiad, müsiad, iso, aso, ito, ato, tobb faturanın ağır ekonomi krizide bu halka girecek...

bu yazıdan ben bunu anladım.. doğru yanlış anladım tartışmaya açıktır.
düzensiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02 Temmuz 2018, 16:49   #4
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,550
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Sınavlarda yukarıda okuduğunuz konudan ne anlam çıkardınız sorusu olur
A) İç savaş
B) Kürt - türk savaşı
C) 90 lara dönüş
D) Hepsi
E) hiçbiri

D) seçeneği diyecem de bu ülkede iç savaş çıkmaz çıkamaz ne alt yapı, ne üst yapı, ne bu tarzı işletecek zeminler yok.devrimci ayaklanma olur mu? abesle iştigal olur

B, C seçenekli olacağa benziyor mezopotamya ve güney kürdistan da savaş yoğunlaşacak
meclis aritmetiğinde hdp'nin 10+ vekili düşürülecek buna chp iyi mhp destek sunacak

rusya satışa devam edecek.. abd daha doğrusu cia ve pentagon nasıl bir tavır alacak?
t.c nin sınırları suriye ıraka genişletilirmi?

kapıda ciddi bir savaş var. bunun en karlısı sermaye olacak tusiad, müsiad, iso, aso, ito, ato, tobb faturanın ağır ekonomi krizide bu halka girecek...

bu yazıdan ben bunu anladım.. doğru yanlış anladım tartışmaya açıktır.


olasılıkları birlikte ele alalım..
D) seçeneği diyecem de bu ülkede iç savaş çıkmaz çıkamaz ne alt yapı, ne üst yapı, ne bu tarzı işletecek zeminler yok.devrimci ayaklanma olur mu? abesle iştigal olur
ülkede bir iç savaş süreci yaşanıyor ama bu iç savaş hem dar hem de denetimli ve sınırlı.. iç savaş daha çok t.c. sınırları dışında hızlandırılmış vaziyette.. yani efrin işgali ve başur işgal girişimleri aslında t.c. içindeki iç savaşın ağırlıklı olarak., şimdilik sınır dışında işletilmesi oluyor..
biraz daha açarsam.: iç savaş halen devlet ile kürt halkı ve enternasyonalist devrimciler arasında sürüyor..
dikkat ediyorum.. savaşan taraflardan devlet dahil bir iç savaş tespiti yapmıyor ama varmış gibi hukuk(ohal) ve araçlar işletiyor.. türk-iye solu ise.; iç savaş olabilir!! ihtimali!! üzerinde tepinip., "mevzuyu" karartıyor..
oysa.; 1977-78 yıllarında şimdinin dönme ödp si geçmişin dy si olarak iç savaş tespiti yapmıştı..

devrimci yol hareketi.. iç savaşı.: devlet ve faşist sivil güçler ile anti-faşist halk güçleri//devrimciler arasında diye tanımlamıştı.. tam anlamıyla iç savaş dememiş ama başlamış derinleşen bir iç savaş süreci demişti.. aşağı yukarı 30 yılı aşkındır., zaman zaman ve kısa süren., gayri resmi veya tek taraflı ama uzlaşmalı ateşkesler dışında tam bir iç savaş süreci yaşanmaktadır..dy tespitinin yapıldığı koşullar ve niteliğinden çok yüksek bir çatışmalı haller varken bu i.t. ler iç savaş tespiti yapmıyor.. üstelik devletle çatışma halleri de yokken iç savaş tespiti yaptılar.. tespite rağmen devlete yönelmeyen bir pratikle iç savaş sürecinde yer alırsan devlet düdüğü çalar savaş bir gecede biter..

iç savaşlar çeşitlidir.. 1- devletin varlığının yok hükmüne düştüğü ortamlarda toplumsal kamplaşma üzerinden iç savaş yaşanır.. devlet var hükmünde ise taraflardan birinin arkasında devlet var demektir ki., 2- devlet ile toplumsal muhalefetin ya da bir kesiminin arasında yaşanıyordur.. toplumun bir kesimi de devletin yanındadır direk yada dolaylı savaşta yer alıyordur.. bu durum derinleştikçe zaten artık devlet sadece bir taraf olarak var hükmündedir., bu sefer artık birinci şık tarzı işliyor demektir..

türkiye solunun türk-solu dediğimiz nasyonalistleri var oldukça.: iç savaş sürecinde devlet sanki savaşın dışında gibi görülür.. bu durum devlete karşı savaşanları zorlar.. devletçi-sol barikatı aşamadıkça mücadeleyi toplumsal muhalefet ile devlet arasında bir savaşa eviremez..
bu anlamda iç savaş yok ve olamaz tespiti hem doğru hem de yanlış oluyor..hem var hem de yok gibi..

B, C seçenekli olacağa benziyor mezopotamya ve güney kürdistan da savaş yoğunlaşacak
meclis aritmetiğinde hdp'nin 10+ vekili düşürülecek buna chp iyi mhp destek sunacak


türk-kürt iç savaşı olacak., olmayacak tespitleri.; yukarıda açıkladığım temelde sakat bir anlayıştır.. özellikle çakma devletçi bir ulus tanımlaması olarak işletilen türk ulusculuğu/milliyetçiliği paradığmasının deşifre edilmesine engeldir.. bu hata eskiden beri yapılıyor..
ermeni katliamına türkler ermenileri katletti demek., türkler rumları sürdü yerine türkleri getirdi demejk ve son olarak türkler kürtlerle kavgalı demek ciddi bir sakat anlayış ve sistemin toplum mühendisliğine destektir..

ermeni halkını katliam-sürgün ile tasfiye edenler i.t. ci devşirme dönme iktidardı.. bu süreç içinde türk halkı etken bile değildi.. hatta tasfiye sonrası el koymalarda türkler pay alamayanlardan-verilmeyenlerdendir. . aynı şey 1923 mübadelesinde de geçerlidir.. gerçek ve yoğun türk demografik/nüfus yapısı olan alanlardan(batı trakya-kırcali-deliorman-şumnu) türkler mübadeleye dahil edilmedi.. nerde devşirme-dönme nüfus var onlardan getirildi.. hatta anadoludan sürülen türk ama ortadoks nüfus(antalya torosları-geyve-pamukova-taraklı dolayları ve bir çok yer.. karaman gibi) az da olsa bu mübadelenin amacı hakkında ciddi bir göstergedir..
günümüzde o kadar yaşanmışlığa karşın., bakurda kürt olamyanlara karşı bir şiddet görülmez ama batıda kürtlere şiddet yoğundur ve ne yazık ki bu şiddeti uygulayanlar da türk değildir.. en iyi bildiğim iki olay ve alan var.. sakarya-bozüyük ve inegöl.. buralarda gerçekten türk olanlar bu şiddet/poğromlara katılmaz., katılanlar burma(dönme) dedikleri ya da abaza-gürcü-pontuslu/rum-vs. olanlardır..
devlet üzerinden türk milliyetçiliği hatta islam-türk milliyetçiliği en çok hangi alanlarda var bakın.. dediklerimi anlarsınız..

bu anlamda.; devlet işi türk-kürt çatışmasına getiremez.. bu sürece derinlemesine ve yayılmasına dalarsa tersi sonuçlar ortaya çıkar ve her etnisite aslına döner.. şi,mdilik denetimli olarak işletiyor.. zaten türk solu nasyonalistleri bu noktada devletin lehine yeterli baraj oluyor..

t.c nin sınırları suriye ıraka genişletilirmi?
bence olası değil.. çünkü zaten lozan sistemi çöktü.. t.c. sınırları da bu anlamda çakma sınırlar.. böylesi bir süreci kim başlatır ise denetleyemeyeceği bir savaş-kaos sürecine dalmış olur.. iskenderun(hatay) kimin.. uluslararası kabul görmüş hukuka göre.; yakın zamanda suriyenindi.. musul kerkük osmanlının ama artvin-batum(acara gürcistanı) mevzusu var.. demem o ki., bu saydığım yerler ve tarih olarak es geçilmiş ama köz halinde olan batı-doğu trakya ve bulgaristan sınırları ve adalar mevzuları da var..
küresel sistem.; lozan konseptini sınırlar anlamında değiştiremez ama sistemler anlamında değiştirecektir.. ab gibi bir orta doğu birliği oluşturulacak ama bu sistemde kimler ve hangi çizgiler etkin olacak sorunu var.. aynı sorun ab sürecinde halen yaşanıyor.. mali oligarşi erki altında diğer sermayeler ve dünya üzerinde avrupa merkezli bir sermaye imparatorluğu ve altında vasallar.. direnenler(sermaye anlamında) bu mali oligarşi erk konusundadır..

tıpkı hitler-mussolini süreci benzeri tayyip iktidarı gibi.. parlamento vasal ve başında cumhur diktası.. mali oligarşi böyle bir sermaye imparatorluğu isterken diğerleri hayır güçler dengesi(sermayeler arası) olsun diyor..
toparlarsam..
bu şıkkın olabilmesi için.: yeni bir küresel savaş gerekli.. ama dolaylı değil.. tıpkı napolyon ve 1.-2. küresel savaşlar gibi..
bölgede t.c. üzerinden denemeler yapılıyor ama t.c. bir fransa değil., tayyip de napolyon değil..

kapıda ciddi bir savaş var. bunun en karlısı sermaye olacak tusiad, müsiad, iso, aso, ito, ato, tobb faturanın ağır ekonomi krizide bu halka girecek...
sanırım sende sermayeyi bir bütün blok sanıyorsun.. bence değil.. örneğin.; sanayi sermayesi bile bölündü(tüsiad-müsiad).. ticaret burjuvazisi t.c. içinde zaten cılız cumhuriyetle birlikte mali oligarşi tarafından sanayiye de el attırıldı.. yani.. sanayi burjuvazisi hem ticaret hem sanayi işlerini birlikte yapıyor.. ama bunlardan bazıları mali oligarşi denetiminde bazıları yarı özerk ama tam özerk olmak istiyor..bu yüzden avrupadaki konsepte dayanıyorlar ve liberalizm-demokratizm gibiargümanlara sarılıyorlar.. içerdeki bazı tasfiyeler bu anlamdadır.. bazıları ise yeni ortaya çıkan sermayelerin yükselmesinden rahatsızlar mızırdıyorlar.. ekonomik kriz bu anlamda mali oligarşi atağıdır.. elbette son tahlilde en fazla halk eziliyor ama ezilen bir sürü sanayici-ticaretçiler ve özellikle sınıf atlama eşiğindeki üst-orta sınıflar var.. sınıf atlama yerine çukura atılıyorlar.. bazıları üste fırlatılıyor bu sefer de üstteki tarihsel/cumhuriyet sermaye oligarkları rahatsız oluyor..
bunları olay bu kadar basit net değil diye yazıyorum..

bu yazıdan ben bunu anladım.. doğru yanlış anladım tartışmaya açıktır.
bende izninle tartıştım..

önümüzdeki süreç içinde her şey olabilir.. ama sermaye bu işleri görelim bakalım formatına bırakmaz.. kendi iç çatışmaları yoğun olduğu için biz-ler her şey olabilir diyoruz.. toplumsalmuhalefet.; olabildiğşinde ortak-bütünsel olabilse idi sürecin bir öznesi olarak olasılıklara etken olabilir., olması gerekeni ya da olabileceğin en uygunu olsun diye oyun içinde olurdu.. görülen o ki., gerek t.c. içinde gerek ise bölgede kürt halkı ve öncüsü özgürlük hareketi ve enternasyonalist diğer dostları özne konumunda ..
ama.. bir sıkıntılı durum var.. ağırlığı kürt halkı taşıdığında muhalefete kürt muhalefeti olarak dar bakılıyor.. türkiyelileşmek sözü aslında bu darlığı aşmak anlamındadır.. yoksa kürtler türkiyeli değil de türkiyeli yani "türk" olacak anlamında değil..
aksine türkiye solu türk!! solu formatından çıkmak zorunda.. 70 li yıllarda orta doğu devrimi kavramını kullanmaya başlayanlar vardı hatta tkp kanadında da vardı ingiltere kanadı bir bildirisinde yazmıştı.. orta doğu devrimci çemberi tanımı 68 den beri dillendirilir ama ne düşünce-çizgi oldu ne de pratiği.. sadece filistine destek romantizmi ile sınırlı kalındı.. t.c. devriminde sıkışıp kalındı..

oysa t.c. de devrim yapmak isteyen orta doğuda etkin olmak zorunda.. ya da ilişkili.. aynı şey orta doğu içinde geçerlidir..

şimdilik bunları yazıyorum.. elbette tartışmaya açıktır...
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…

Konu suat tarafından (02 Temmuz 2018 Saat 16:52 ) değiştirilmiştir. Sebep: 1913 düzeltildi 1923 yapıldı
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Akp'in Seçim Sonrası "Kibar Darbeciliği" aykut Politik Portre 1 10 Ağustos 2015 20:36
"reformist!! ve "uzlaşmacı"!! bir partinin seçim süreci suat Politik Gündem 2 18 Mayıs 2015 14:52
birleşik "haziran" hareketi suat Makaleler 27 18 Kasım 2014 17:06
"türk"-iyenin.., sağınında "sol"ununda güdümlenmiş bilinç ve "sanrı"ları suat Türkiye Solu 1 13 Mayıs 2011 00:44
"seçim" sürecine mi? girildi!! yoksa.. yıkım sürecine mi? suat Politik Gündem 0 26 Nisan 2011 15:12

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:05.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.