Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Politik Gündem

Politik Gündem Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz...

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11 Ekim 2016, 11:02   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,527
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart 1980 ve sonrası genel bir politik süreç analizi özeti

GİRİŞ

t.c. politik sürecinde değişimlerin sistem denetiminde ilerlemesi olayı 1984 kürt halk özgürlük mücadelesi atılımı ile ilk kırılma eğilimini yaşadı..
eski vesayet sistemi denetimli değiştirilirken., yani siyasi yapı düzenlemeleri yapılırken., ki buna özalizm de diyebiliriz.. 1984 atılımı bu işleyişi sarstı..

liberal islam ile toplumsal sosyal-siyasi taban yaratımı.. sol üzerinde liberal-demokrat sol siyasi taban yaratımı.. denetimli muhalefet olarak da legal radikal islam ve legal devletçi sol.. ek olarak da., radikal ama kontralaşmış islam ve sol..

1984 sonrası süreç denetimde tutulmaya çalışıldı..
1- 12 eylül fırtınasına direnememiş ve çürümeye müsait bir türkiye solu içerde bu atılımdan etkilenmesin diye özal affı ile salındı.. çıkanların çoğu o zamanki chp olan Erdal-sodep etrafında kümelendi.. bir kısmı geleceğin açık sosyal faşisti olarak dsp etrafında kümelendi..
hala varlığını sürdürebilen ve aktif olan dev-sol hareketi içine yönelik sızmalar başlatıldı.. aynı operasyonlar pkk içine de yöneldi..

1990'lı yıllara gelindiğinde., bu projelerin bazılarında başarılı olundu bazılarında olunamadı..
..................
türkiye solu dev-sol ve tkp-ml haricinde artık dönüşmüştü.. yani 68 lerin mdd'si ya da tip-tkp'si olmaya hazırdı.. 1990 şeflerin de salınması ile türkiye solundaki legalizm ve devletçilik ana çizgi haline geldi.. geldi derken süreç proğramlı başladı ve eksizsiz ilerledi demek istiyorum.. (Kuruçeşme ve geleceği birlikte kuralım parti girişimi-gbkpg)
radikal kalan kesimde ise iç yarılmalar ve kontra sızmalar sonucu çöküntü başladı.. (tkp-ml ve dev-sol içindeki yarılmalar ve operasyonlara bakınız)

aynı dönemde pkk gerilla savaşını geliştirirken., aynı zamanda legal alanda sürece hazırlandı.. içinde yaratılan yarılmaları aşabildi ve örgütlü yapısını daha bir güçlendirdi ve halklaşmaya başladı.. 1990 ile birlikte hem legal alanda hem de askeri alanda tasfiye edilemez bir güç olarak kendini gösterebildi..

tkp-ml.; hem yarılmalar yaşadı hem de dersim alanında kısıtlı kaldı ve legalizm bu hareket içinde de etkili oldu.. özellikle tabanındaki Kemalist-chp eğilimi daha bir arttı.. dev-sol.; gerek operasyonlar ve gerek iç çatışmalar ile çürütüldü ve dhkp olarak sahneye çıktığında aslında kontralaşma sürecine girmişti.. 1988-93 arasında en iyi kadroları ya operasyonlarla yada sonuç alınamayan eylemlerle tüketildi.. iç çatışma çok kötü yaşandı ve merkez diğer kesimi tasfiye edebildi ama bu tasfiye merkeze de yaramadı.. geriye çürük ve sıkıntılı "kadrolar" ile bir dhkp kaldı..

bu analizlerime itirazlar olabilir dikkate alırım ama şunu belirteyim.. asıl terazi yaşam ve pratik süreci ve geldiği aşamadır..
tkp-ml.. 1984 ile 1993 arasında nereye evrildi.. dev-sol., dy hareketine temel itirazı olan partileşme sürecinde yıllar sonra dhkp olarak yanıt verdi ama örgütsel yapı ve mücadele olarak., 1988 aşamasından çok geriye düşmekle kalmadı., ideolojik olarak da mdd çizgisine dönüştü.. yıl 2016.. aradan geçen ortalama 30 yıl sonrasına bakın., gelinen aşamadaki konumları ve durumları neyse başarılı olup olmadıklarının ispatı buradadır.. gerisi., veriler üzerinden dolu-boş bardak tartışmasıdır..

2- radikal islami hareketlerin önü açıldı ama denetimde tutuldu., denetim dışına çıkmalara müdahale edildi.. bu arada geleceğin en büyük ve kapsamlı cemaat hareketi olan gülen cemati faaliyetleri de başladı..
....
politik sürecin bu alanındaki gelişmeler bence şöyle analiz edilebilinir..
öncelikle liberal-islam anlayışı geliştirildi.. önü açıldı.. gerek ekonomik alanlarda gerek ise siyasi alanlarda önleri açıldı.. taban örgütlenmelerini radikal İslamcılarla karışık yürüttüler ama bu ilişki ilerde yarılma yaratacak tarzda işletildi..
özellikle milli görüş içinde yarılma yaratıldı.. bir kesimi devletçi liberal islam yanında kümelenirken., bir kesimi muhalif kaldı ama radikal kesimle ilişkilenemedi çünkü ara ara radikal kesime indirilen darbelerden ürktüler uzak durdular ve kaçınılmaz olarak denetimde kaldılar..
90 sonrasında bu alandaki projeler istenildiği gibi olmasa da büyük oranda denetimli işletilebilindi..

anlatmaya çalıştığım bu aşamada elbette her şey planlandığı gibi gitmedi.. zaten 1990 yılına gelindiğinde ankaradaki hesabın bakura uymayacağı görüldü.. yine bölgede(önce ırak ve sonrasında suriye) başlayan gelişmelere de uymayacağı görüldü..

toparlarsam..
1993 darbesine kadar olan aşama aslında bir ara aşamadır.. yine tüm olan bitenler bahsettiğim aktörler ve siyasi anlayışlarla birebir ilintili ve merkezinde değildir.. Osmanlıdan beri süregelen sermaye grupları ve devlet erkindeki konumlanışları ile ilintilidir.. ben buna devşirme-dönme sistem diyorum..

yani.. t.c. sistemi ne ırak ne suriye ve ne de iran sitemine benzer.. buralarda etnik-dinsel zeminlere dayalı siyasi yapılaşmalar vardır., tabanlaşması tarihseldir ve etkilidir.. bunlar dikkate alınarak hareket edilir.. t.c. sisteminde ise kürt etnisitesi hariç etnik ve dinsel bir tarihsel köklü ve etkili yapılaşma yoktur.. bu anlamda., tabanlaşması da yoktur.. sürekli değişken bir tabanlaşma olayı vardır.. daha çok devlet erkine göre bir tabanlaşma yoğunlaşması yaşanır.. yani.. t.c. içinde., güçlü bir taban yaratabilmek için öncelikle devlet erkinde olman yada derin devletle birlikte olman gerekir.. bunun dışında senin sandığın taban aslında senin değildir..
bu durumu bir tek kürt halk özgürlük mücadelesi aşabildi.. hem ciddi bir etnik-politik taban yarattı.. hem de bu tabanı bir politik hareketin denetiminde tutabildi ve sistemin müdahalelerini etkisiz kılabildi..

türkiye solu ise bu anlamda sürekli 'Sınıf'ta kaldı..
m-l sınıf hareketi olarak yola çıkanlar başından beri işçi sınıfının dışındaki güçlere yaslanan ve daha çok cumhuriyet eliti ve Kemalist!! aydınlara dayalı olarak var oldular.. tıpkı fransadaki tkp gibi.. demokrat-liberal orta sınıf ve aydınlar hareketi.. 68 sürecinde başlayan ve 70 sürecinde devam eden halklaşma ve sınıfa inme çabaları sistemin proğramları karşısında başarılı olamadı ve yenildi.. neden!? yenildi tartışması ve analizleri ayrıdır ama şunu belirteyim.. ideolojik temelin ne ise bu örgütsel ve pratik sürecini belirler.. söylemlerinle yaşamdaki konumun farklı olur.. ve yaşamdaki konumun söylemlerine(amaç-hedef-vs) rağmen seni biçimlendirir..
olan da budur.. türkiye solu büyük oranda devletçi-sosyal faşist olarak i.t. leşti ve ya ulusalcılaştı yani mdd ve gerisine düştü..

bu durumu aşma çabasında olan m-l hareketler vardır.. ama ideolojik olarak aşma sürecini işletemeyen sürekli geriye düşer.. demek istediğim marksizmi ve yanındaki ek leninizmi terk etmek değildir.. ideolojik anlayışları 1800 lerden günümüze akan yaşamdaki gelişmelere uyumlu yeniden düzenlemedir.. hatta yaşamdaki duruşlarını ve söylemlerindeki bazı zeminleri m-l çizgisi anlamında sorgulamaları da gerekir.. m-l çizgisine ne kadar uyumlu..

teorik zihniyet aslında felsefi zihniyettir.. yaşamdaki veriler üzerinden yaşama müdahale anlamında teori yaratılır.. buna yaşam felsefesi yada zihniyeti diyebiliriz..

kalıpçı ve değişmeyen zihniyet/felsefe dinseldir..
yaşamdaki o aşama ile sınırlı ve sürekli bir öncesi ile bağı olmayan yada koparan ve yarın ne diyeceği net olmayan zihniyet/felsefe de dinsel değildir ama deneyseldir.. önüne konulan malzemeye göre zihniyet/felsefe geliştirir.. yani yaşam onu belirler kendi iradesi yoktur.. kaba materyalist de diyebileceğimiz bu zihniyetler aslında daha derin dinseldir ve bunlardan çok iyi Aristo ve makyavelist çıkar..

yazıma bir örnekle devam edeceğim.......
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Ekim 2016, 11:30   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,527
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart ikinci kırılma ve süreci

t.c. politik sürecindeki ilk kırılma dediğim 1984 aşamasından sonra gelişen süreç 2000 li yıllara kadar geldi ama bu süreç ne sistemin tam denetiminde ilerledi yani istediği gibi ilerledi ne de toplumsal muhalefetin tam başarısı ile ilerledi..
1984-1993 aşamasında sistem., süreci götüremeyeceğini anladı ve en önemli engel olan kürt halk özgürlük mücadelesine yöneldi..
türkiye soluna yönelik legal alan açma ve radikal alanda tasfiye projesi büyük oranda başarılı oldu.. 1990 sonrasında türkiye solunda legalizm süreci başladı.. oysa hem bu ortamdan faydalanıp legal alanda konuşlanırken hem de radikal kesime dolaylı destek sunmak yada bir şekilde ilişkili olmak olası idi.. ne yazık ki.. türkiye solu legal zeminde bile didişme-parçalı kalma yada sistemin programına uygun davranma diyeyim.. geleneğini bozmadı..

HEP olarak sahneye çıkan legal ve radikal zeminler ilişkisi olayı dikkate alınmadı.. en iyileri diyebileceklerimiz bsa ile yola devam edip., bsp ye dönüştü.. asıl kontra hareket gbkpg olarak geriden geliyordu ve bsp süreci olumlu bir aşamaya evrilirken içine daldı(dalınmasına izin verenler suçludur) ve ödp olarak süreci bozdu..

bu arada özalizm ortadan kalkmadı ama işletenlere darbe yapıldı ve yerine eski vesayetçilerden oluşan ekip geldi.. tıpkı 15 temmuz "darbe"si sonrası gibi..
1993-96 arasında yaşananlar malum.. türkiye solu bu aşamada çok kötü sınav verdi.. bir kesimi elinden geleni yapmaya çalıştı ama elinden bu kadarı geldi çünkü gerisi çürüme sürecindeydi..
sistem., 1996 ile birlikte yeniden bir format atma aşamasını başlattı.. "ya bitecek ya bitecek" görevi ile başlayanlar bitiremediği için tasfiye edildi.. türkiye solu ödp olarak yeniden dizayn edildi.. radikal islam traşlandı.. kürt halk hareketi içinde kanallar açılmaya çalışıldı..

ve akp süreci başladı..
bana göre akp süreci ikinci özalizm denemesidir.. daha kapsamlı ve daha net taban olayına dayanan bir süreç.. ayrıca bölgedeki gelişmelere uygun bir islami devlet erki..

bu sürecin kırılma noktası haziran seçimleridir.. elbette daha öncesi de vardır ama ben sistemin proğramı anlamındaki kırılmadan bahsediyorum.. yani., 2002 deki akp proğramı sonuç yaratamayınca değişim zorunlu hale geldi..
ne akp içi koalisyonda dönem dönem ortaya çıkan çatışmalar ne de cemaat ile başlayan çatışma bana göre kırılma değildir.. çünkü.. sistem hala eski vesayet dışında yeni bir vesayet sistemi süreci işletmekteydi.. sadece yükselen ve türkiye solunu da hareketlendiren kürt halk özgürlük mücadelesi gücünü kırmak ve böylece türkiye içindeki toplumsal muhalefetin makus kaderini yenecek tarzda örgütlenmesini engellemek amaçlanıyordu..

hdk/p ile yanıt verildi.. ve gerek cumhurbaşkanlığı seçimleri gerek yerel yönetimlerdeki başarılar ve son olarak barajı aşma olayı.. işte sistemdeki kırılmanın asıl nedenidir..

ve sistem.. eski vesayet güçleri ile ittifak yapan akp çete grubu üzerinden düğmeye bastı..
kasım seçimleri seçim değil 12 eylül evren anayasası oylamasıdır.. sonrası ile biliniyor..
artık kaos-savaş konsepti devreye girdi..
.................... .......

gerek., Marksist ama burjuva sosyalisti diyebileceğim zihniyetler gerek ise m-l ama Kemalist-devletçi-ulusalcı sol diyebileceğim kesimler boşluğa düştü.. ve hızla sistemin açtığı kanallara akmaya başladılar..

yine de.. Marksist-burjuva sosyalisti dediğim kesimler daha entelektüel oldukları için "anı" görüp., yarından korkarlar bu anlamda kaos-savaş sürecine karşıdırlar.. devlet bile olamayan t.c. yi iyi bilirler ve devlet olamıyorsa ne olabilir iyi bilirler.. bu anlamda bu garabet yapı karşısında en etkili olabilecek toplumsal muhalefete yanaşır ve lütfen ayarlı olun ve devlet formatı oluşsun birlikte çalışalım derler..

diğerleri ise olmayan devletin/vatanın nehrinde sürüklenip kontralaşırlar..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11 Ekim 2016, 11:46   #3
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,527
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

iki örnek yazı sunup devam edeceğim..

birgün gazetesi ve muadilleri Kemalist-kp vs.. şu zihniyette..
bölgedeki gelişmeler devletimizi/vatanımızı yok edecek.. bu anlamda bölgedeki güçlerle hareket eden kürtler en büyük tehlikedir.. işid tasfiye edilse bile kürtler üzerinden vatanımıza göz konulmaktadır.. özellikle suriye ve ırak olayına bakın.. nasıl parçalandı.. yarın sıra bize gelecek vs. vs.
bu kesimler dolaylı yada açık ifadelerle aslında akp eli ile işletilen savaş-kaos sürecine destek verirler..
http://www.birgun.net/haber-detay/de...ek-131005.html

yazıyı okuyun ne demek istediğimi anlayacaksınız.. bu şahıs kimdir!! nerenin adamıdır ve birgün bu şahısın görüşlerini bilimsel-akademisyen olarak mı! sunuyor., yoksa kodlamalara destek mi? sunuyor..

ikinci yazı etkili birine ait değil ama marksişst-burjuva sosyalistti zihniyetine iyi bir örnek olduğu içindir..
http://www.sosyalistforum2.net/showthread.php?t=81861

Devletler bundan böyle bireylerin yan gelip yatma yeri olmayacaktır. Ordu bile sisteme fayda sağlamak amacıyla Suriye topraklarına girmiştir. Eskinin komutanları, risk almamak için istifa etmişlerdi. Şimdiki komutanlar ise sistem için canla başla koşmaktadır. Devlet, faydacı bir anlayış üzerinden hareket edecektir. Devlet kapsamında ve yanında olanlar ne şekilde faydalı oluyorsa o şekilde konuşlanmak durumunda olacaklardır.

Bizler bugün devleti kabul edip, tarzını kabul etmiyorsak, tutarsız bir çizgi izlemiş oluruz. Direniş durumunda olan devletin, farklı tarz ve seçenekleri olmaz. Olağan üstü durumda o an için çıkarına ne geliyorsa devlet onu yapar. Devletin zenginlik değil, zor zamanıdır. Bu durumda kimse devletten şefaat beklememeli. Devlete bir faydan olacaksa onu dile getir ve şefaat bekle. Bunu birçok siyaset yaptı ve karşılığını aldı.

....
Devletli siyasiler, sosyalistler de dâhil olmak üzere devleti hiçbir zaman anlamadılar. Devlet direniyor ve saldırmaya devam edecektir. Geçtiğimiz yıl kürt siyasetini bahane etti şehirleri yaktı yıktı. Oradan sermaye çıkaramıyordu. Ona gayret etti ama olmadı. Yıktıkları ile kaldı. En sonu cemaate saldırdı. Görünen o ki sorunlar çözülmüyor. Bir yandan devlete dışarıdan gelen saldırılar ( derece veren kurumların saldırıları) diğer yandan şimdiye dek izlenen ekonomik siyasetlerin verimsizliği devleti çıldırtmaktadır.

Siyaset açık saldırı biçimine dönüştü. Burada tiyatro gerçeği saklamaz. Artık her şey açıkta ve de terörle yürüyecektir. Devletli siyaseti savunanlar, çok daha riyakâr olacaktır. Şuna eminim, çok daha fazla siyasi kesimler, bunlara solcularda dâhil olmak üzere herkes AKP’nin ardına dizileceklerdir. Devlet ayni zamanda diğer devletlerle çelişkili haldedir. Bugün devletli siyaseti savunan tüm birey veya kurumlar, dışarıya karşı Türkiye devletinin ardında yer alacaktır.
...

Demem o ki tutarsızlık bizdedir. Yeri geliyor AKP nin yanında oluyoruz, yeri geliyor şeriatçı ve yeri geliyor diktatör diyoruz. Şunu anlayamadık. Ayni anda hem demokrat, hem şeriatçı veya diktatör olunmaz. Biz AKP yi işimize geldiği gibi anlamaya çalıştık. Oysa onu içinde bulunduğu koşullar ile anlamaya çalışmadık. En sonu şu anda çok kötü bir sürece girdik ve bunu da ürkek tavırlarımızdan hissediyoruz. Yarın bütün toplum AKP nin ardına sığınırsa ben buna şaşırmam Bakın Aydınlık gurubu AKP nin ardına geçmiştir.

bunları yazan kişi hasan karataş mahlaslı sf de yazan bir kişi.. geçmişinde politik süreci yoğun yaşamış biri.. ama ben kişiyi değil yazılarındaki zihniyeti ele alıyorum.. çok ilginç ve analiz gerektiren bir yazı..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12 Ekim 2016, 17:38   #4
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,527
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

verdiğim iki örnek yazıda ya da zihniyette diyeyim.. dikkat çeken ortak yan şudur.. her iki zihniyet aslında devlet adına üzüntülü ve sıkıntılıdır..

örnek verdiğim ödp-kemalist-kp ve muadilleri.; devlete yarın ele geçirecekleri dükkan olarak bakarlar.. bunu da vatan olarak kodlarlar..
emperyalistler vatanı işgal edecek ya da parçalayacak.. bu bakış aslında devlet demek ister.. çünkü., vatan dedikleri şeyin tapu resmi kağıdındaki adı devlettir.. t.c. devletini yok sayın ortada t.c. vatanı kalır mı?.. Osmanlı bir vatandı ama tornaya sokuldu oradan t.c. çıkartıldı vatan o oldu.. Osmanlı ile t.c. arasındaki fark.. laiklik-cumhuriyet vs. vs. derler ama tek gerçek fark tapulu arazi olayıdır.. t.c. vatan ise Osmanlı neydi! de daraldı.. demek ki.. Osmanlı sömürgeci-ilgalci devlet idi içinden t.c. kurtuldu!!.. ama öyle diyen yok.. t.c. Osmanlıdan değil., osmanlıyı parçalayan emperyalizmden kurtulmuş.. şöyle desek başımız ağrımaz.. İngiltere-fransa-italya sayesinde t.c. vatanı Osmanlının sömürgesi olmaktan lozan ile kurtuldu.. yalan mı!!!

suriye-ırak., emperyalistlerin yutmaya çalıştığı vatan değil mi.. kimden kurtarıldı.. Osmanlıdan tıpkı t.c. gibi.. değil mi!..

demem o ki., bu kesimlerin vatan-halk söylemleri hikayedir.. birilerinin kurdurduğu bir dükkanı/devleti ilerde biz ele geçireceğiz hayali ile korumaktadırlar.. bu anlamda bu tapulu arazi ile ilgili kadastro işlemlerine karşıdırlar.. örneğin kürtlerin bizim vatan denilen sınırlarımız kürtlerin yaşadığı topraklardır demelerinden kıllanırlar.. çünkü bir kısmı dükkanlarının tapusu dahilindedir.. bu yüzden en ulusalcısı-milliyetçisi bile batı Trakya-kırcali-Deliorman türkleri biz t.c. ye katılacağız dese bile aman oturun oturduğunuz yerde demek zorundalar.. bakmayın lafta esir türkler hikayelerine..
demem o ki., türkiye solunun bu kesimi kızıl elmacılardan farklı değildir.. kızıl olmaya kızıldırlar ama elma yanlarını kızıl içinde saklarlar..

diğer kesimi ise.; gayetle demokrat ve ilerici ve dahi gerçekçi oldukları için devleti kutsamazlar.. vatanı da kutsamazlar.. onları sınırlar yani tapu arazisi ilgilendirmez.. önemli olan devlet varlığıdır.. bu yarın değişebilir.. daralır yada genişleyebilir.. aslolan üzerindeki devlet ve işleyişidir.. bu anlamda erkdeki yürütücüleri dikkate alırlar.. kötü yürütücü devleti kötü duruma sokar.. halkı ne yaptığı çok önemli değildir.. yeter ki devlet var olsun ve sistemli olsun., halk sıkıntı çeker ama ilerde faydasını görür..
buradaki devlet var olsun anlayışı şudur.. devlet bir sınıfın egemenlik aracı olabilir ama yine de devlet toplumsal bir sözleşmenin vucud bulmuş halidir., bu anlamda egemen sınıfların devlet üzerindeki etkisi sınırlıdır vs. vs.

hasan karataş yazmış ama aslında "içini" dökmüş.. cümleleri çok ilginç..
Bizler bugün devleti kabul edip, tarzını kabul etmiyorsak, tutarsız bir çizgi izlemiş oluruz.
cümle müthiş ve çok doğru.. islamı kabul ediyorsun ama kuranı yada peygamberi tanımıyorsun olur mu? diyor.. yani., elhamdürillah Müslümanım ama şeriata hayır.. baş kapamaya hayır.. olur mu?!..

hasan arkadaş! diyor ki., bir devlet var ve bu devleti kabul ediyorsanız.. tarzına itiraz edemezsiniz.. gerçi cümle burada anlamsızlaşıyor.. devleti kabullenmek başka tarzına itiraz başkadır.. daha iyi bir tarz önerisi yapılamaz mı?..

şaka bir yana aslında bahsettiği şey başka ama ifade etme özürlü..
Direniş durumunda olan devletin, farklı tarz ve seçenekleri olmaz. Olağan üstü durumda o an için çıkarına ne geliyorsa devlet onu yapar.
demek ki., anlatmak istediği şey tarz değil., içgüdüsel tepki imiş.. yani devlet zor durumda ise yaşamak için her şeyi yapabilir.. sanırım makyevel(prens isimli eserde aynısını söyler) ustanın torunu olarak konuşuyor..

hasan makyevel şunu diyor.; devletin bugünkü davranışlarını anlamak zorundasınız..
Devletin zenginlik değil, zor zamanıdır. Bu durumda kimse devletten şefaat beklememeli. Devlete bir faydan olacaksa onu dile getir ve şefaat bekle. Bunu birçok siyaset yaptı ve karşılığını aldı.
elbette sormak gerekir.. devlet kendini kime karşı savunuyor.. yada kimler zor duruma soktu..
Bugün devletli siyaseti savunan tüm birey veya kurumlar, dışarıya karşı Türkiye devletinin ardında yer alacaktır.

hasan karataş bunu öneriyor mu? yoksa başka bir şey mi? öneriyor.. yazısında bunu anlamak olası değil ama bu kadarıyla anlayabileceğimiz şey şu oluyor..
YA DEVLETİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ AHVALİNİ GÖRÜN VE DOĞRU ANLAYIN DESTEK OLUN YADA OTURUN KENARDA BEKLEYİN YOKSA AĞZINIZA SIÇAR..

hasan karataş zihniyetindekiler ve farklı sanılan diğerleri "son tahlilde" devletin bekası ile ilgilenirler.. çözüm önerileri ise "çeşitlidir".. ya susun bekleyin derler., ya da eski erk güçlerinden birine yabanmaya yada yenisinde kendine bir yer ayırtmaya çalışırlar..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
politik süreç üzerine değerlendirmeler suat Makaleler 8 25 Aralık 2015 12:55
seçim sonuçlarının rakamlar üzerinden sosyal-politik analizi suat Araştırma ve Çalışma Grupları 4 22 Ağustos 2014 00:44
politik süreç ve içindeki özneler suat Politik Gündem 15 02 Temmuz 2013 13:46
seçimlere giden süreç ve sonrası suat Makaleler 1 30 Mayıs 2011 12:02
Ahmet türk’e saldırının politik-“anatomik” analizi. suat Politik Gündem 45 21 Nisan 2010 01:44

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:51.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.