Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri

Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri Bu bölümde üyesi veya yandaşı olduğunuz örgüt, parti, sendika veya derneği tanıtabilir, haber yayınlayabilir ve bulabilirsiniz

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Mart 2014, 01:06   #1
Aktif Üye
 
10_eylül_1994 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25 Haziran 2009
Mesajlar: 169
Teşekkürler: 88
66 Mesajına 111 Kere Teşekkür Edildi
Standart Seçimlerde tavrımız

Seçimlerde tavrımız


Reformist cenah siyasetlerine, kör bir “AKP düşmanlığı” ile dozu ve sinsilik derecesi değişen bir “Kürt düşmanlığı” yön veriyor

Rejimin yaşadığı kapsamlı kriz, seçim atmosferiyle daha kaotik bir görünüm kazanıyor.

Sistemin hemen tüm aktörleri, bu kaotik durumu aşmanın çaresini seçim sandığında görüyor. Her biri seçimlerden krizi aşmak, kitleler nezdinde alabildiğine yıpranmış burjuva devletin namusunu kurtarmak derdinde.

Bu dertle, önümüzdeki dönem için daha elverişli pozisyon ve mevziler ele geçirme çekişmesi iç içe geçmiş durumda. Burjuva düzen partileri arasındaki çekişmeye bu hesaplar yön veriyor.

Yaşanan krizin derinliği, 30 Mart’taki yerel seçimlere de farklı bir anlam kazandırmış durumda. Burjuvazinin hemen tüm kesim ve aktörleri, yerel seçimleri politik bir nirengi noktası olarak görüyor.

AKP, seçimleri, o fetişleştirdiği sandıktan çıkacak oyların oranıyla kaderi arasındaki dolaysız ilişki içinden ele alıyor. Yerlerde sürünen itibarını aklamanın, uluslararasısıyla işbirlikçisiyle burjuva kesimlerin tümüne “bana mahkumsunuz” mesajı vermenin vesilesi haline getirmeye çalışıyor. AKP, uluslararası ve işbirlikçi burjuvazinin daralan marjlarını, elindeki tüm olanakları sonuna kadar kullanarak genişletmeye, sandıktan çıkan sonuçlarla da geleceği garanti altına alma telaşında. Bu uğurda ulusalcılarla ittifakı bile tercih edebilmekte.

CHP, kendisine yüklenen AKP’yi dengeleme misyonu ile tarihsel kimliğine de uygun “açılımlar” yapmakta, kendisini burjuva siyasetin merkezine göre şekillendirecek bir vitrin oluşturmaya çalışmakta. CHP’nin oluşturmaya çalıştığı vitrin, aynı zamanda uluslararası ve işbirlikçi burjuvazinin önümüzdeki dönemde nasıl bir yönelim içinde olacağının da turnusolüne dönüşüyor.

MHP de benzer saiklerle hareket etmektedir. Hatta o kadar ki kimi çıkışları ile adeta kimlik bunalımı yaşadığı izlenimi bile yaratmaktadır.

Ulusalcı cenahın hali ise rezalet. Onlar, sistem içinde yitirdikleri eski konumlarına ulaşmak için ortaya çıkan krizi fırsat olarak görüyor, pazarlıklar yapıyorlar. Bu arada da rejimi korumak, kitlelerin sokağa akmasını engellemek için de ellerinden geleni yapıyorlar. Her şey tarihsel misyonlarına uygun.

Burjuva siyasetin belli başlı aktörlerinin yönelimleri, önümüzdeki günlere dair önemli veriler sunuyor.

Burjuvazinin hemen tüm kesimleri, yaşanan krizden de çıkardıkları derslerle önümüzdeki dönemde koalisyon modeline yeniden dönmeye razı bir görünüm çiziyor. Ancak AKP’nin zayıflatılıp başına buyruk hareket edemeyecek şekilde hizaya sokulması şu an gündemdeki en güçlü seçenek olarak görünüyor.

Sonuç olarak burjuva partiler, seçimleri, ideolojik-siyasal-ekonomik-kültürel boyutlara sahip çok yönlü krizi nispeten yönetebilecekleri bir soluklanma vesilesi olarak görüyorlar.

Sol içindeki reformist cephe de başka bir noktadan gelerek aynı yerde buluşuyor. Bu kesimler de seçim politikalarını, elde edecekleri koltuklarla sistemi dönüştürebilecekleri yanılsamasını yaratıp körükleyecek bir eksen üzerine kuruyorlar. Parlamento ya da yerel yönetimler üzerinden “devrim” stratejisi belirlemenin adını Lenin ve Marx yıllar önce reformizm olarak tanımladılar.

Reformist cenah kendisini çeşitli formülasyonlarla ifade ediyor. Ancak hepsinin siyasetlerine, kör bir “AKP düşmanlığı” ile dozu ve sinsilik derecesi değişen bir “Kürt düşmanlığı” yön veriyor. Özünde hepsi ‘CHP sever’. Herbirine ait sitelerde bazı “yazar”ların saklama gereğini dahi duymadıkları bir ‘rahatlık’ ve pervasızlıkla özünde hepsi de CHP’yi desteklemekten ve CHP’nin desteklenmesinden yanalar. Paçalarından akan bu banal CHP kuyrukçuluğunu bir de keskin bir “sosyalizm savunuculuğu” ya da “Gezi ruhuna bağlılık” etiketi altında pazarlamaya kalkmaları yok mu, sergiledikleri ikiyüzlülüğü büsbütün çekilmez ve mide bulandırıcı hale sokuyor.

“AKP’nin geriletilmesi” bahanesi gözlerini öylesine kör etmiş ki, peşinden koştukları CHP kendilerine yüz vermediği, hatta dönüp yüzlerine dahi bakmadığı halde bunlar adımlarını yine de CHP’ye göre ayarlıyorlar. Burjuvaziyle proletarya arasındaki düşmanlık ve çatışma açısından merkezi bir konum ve öneme sahip İstanbul gibi bir işçi kentinde sembolik de olsa “ortak aday” çıkarmayı akıllarından bile geçirmezken, Ankara’da kerhen bir “sol cephe” kurup CHP’nin karşısına ortak aday çıkarmak mecburiyetinde kalmayı “bağımsız sosyalist politika” olarak yutturmaya kalkıyorlar. Eğer CHP Ankara’da da tescilli bir MHP’li yerine Sarıgül gibi her kılığa girebilen belkemiksiz bir neoliberal fırıldağı aday gösterseydi o “sol cephe” de biraz zor kurulurdu!

Bu müzmin ve tescilli CHP kuyrukçularının ortak bir özellikleri de Kürt düşmanlığı. Zaten onları sistemin stepnesi olmaya soyunmuş şu döküntü haliyle bile hala CHP’ye doğru iten ikinci etken de tabanlarındaki bu şoven damarın güçlülüğü. “AKP’ye karşı alternatif” olarak sermayenin gözüne girebilmek için bir elini Cemaat’e ötekini MHP’ye uzatan bir CHP’ye omuz vermekte hiçbir sakınca görmeyen bu “solcu” keskinler, iş Kürt hareketine saldırmaya, BDP ve HDP eleştirisine geldiği zaman ölçü-ayar tanımıyorlar.

Üstelik bunlar Kürt ulusal hareketini, onu temsil iddiasında olan güçleri tutarlı bir devrimci bakış açısından da eleştirmiyorlar. Bunların bütün derdi, HDP’nin özellikle de İstanbul’da CHP’nin karşısına güçlü bir adayla çıkması. Bu yüzden zaten, “Sırrı Süreyya Önder, Sarıgül’ü ve CHP’yi nasıl eleştirir” diye hesap sormaya kalkanlar bile çıkabiliyor aralarından.

Gerek tutarlı bir kapitalizm karşıtlığı ve sosyalizm iddiasına uzaklık gerekse merkezi iktidar-yerel yönetimler ilişkisinin kuruluşu ve seçimlere yüklediği misyon açısından HDP’nin de bu reformist çevrelerden öz olarak bir farkı yoktur. Buna ek olarak HDP, gerek seçim stratejisi ve aday belirleme sürecinde sergilediği belirsizlik ve zigzaglar gerekse CHP ile el altından pazarlık söylentilerinin üzerine gitme noktasındaki gecikme nedeniyle kendisine duyulan kuşku ve güvensizlikleri büyütmüştür. Ayrıca HDP, daha önce de eleştiri konusu yaptığımız çok ciddi yapısal-programatik zaaflarla malul bir örgütlenmedir.

Ancak kimi bileşenlerinin ideolojik bakımdan da kararsız-güvenilmez karakterinden kaynaklanan bütün bu programatik, yapısal ve dönemsel zaaflarına ve hatalarına karşın HDP, bugün düpedüz ve hiç utanmadan CHP kuyrukçuluğu yapan TKP, ÖDP ve Halkevleri gibi reformist çevrelerle bir ve aynı tutulamaz. Bu fazlasıyla düz ve indirgemeci bir mantık ve yaklaşım olur.

HDP bugün hala özellikle de Batı illerinde Türk ve Kürt işçi ve emekçileri arasında köprü rolü oynama imkan ve potansiyelini taşıyor. Bu olanağı bütünüyle tüketmiş, harcamış değil.

Ayrıca “sosyalizm” iddiası açısından elbetteki sosyalizme uzak ve yabancı bir konumda olmakla birlikte demokratik bir güç ve dinamik olarak kesinlikle diğerlerinden daha ‘tutarlı’ ve ‘militan’ bir demokrasi dinamiğini temsil ediyor.

Türkiye proletaryasının bir yönüyle de Kürtleşmiş olmasıyla HDP’nin gövdesini oluşturan Batı’daki Kürt dinamiğinin işçi ve emekçi karakteri birlikte düşünülecek olursa eğer, bu kardeşlik bağlantısının güçlendirilmesi, işçi sınıfı hareketinin birliği ve birleşik mücadelenin güçlendirilmesi açısından da önemli bir potansiyelin varlığı anlamına geliyor.

Bu gerçekleri göz önüne alarak -ve HDP’ye ilişkin bütün eleştirilerimizi koruyarak- önümüzdeki seçimlerde, kategorik olarak ‘bütün’ HDP adaylarını değil fakat emeğin ve Kürt ulusal mücadelesinin değerlerine bağlı, saygısızlığı ve düşmanlığı görülmemiş HDP adaylarının desteklenmesini doğru görüyor ve savunuyoruz.

Ancak isterse HDP tarafından aday gösterilmiş olsunlar, 1) AKP-Cemaat koalisyonunun ideolojik-siyasi hegemonyasını inşa sürecinde önemli bir dönüm noktasını oluşturan 2010′daki Anayasa referandumu sırasında “evet” ya da “yetmez ama evet” diyerek suç ortağı olan ve hala bunun samimi ve dürüst bir özeleştirisini yapmamış çevrelere mensup adaylarla (örneğin “evet” demeyi savunan EDP kökenli Ankara adayı Salman Kaya), 2) İşçi sınıfı içinde orta kademe sendika ağalarıyla işbirliğini esas alan pespaye bir reformizmin temsilcisi olması yetmezmiş gibi Haziran İsyanı sırasında Gezi ateşini bir an önce söndürmek için TOMA’lardan önce harekete geçen EMEP’e mensup adayları desteklemeyeceğimizi n de altını çiziyoruz.

Proletarya sosyalizmini savunan komünistler olarak bu seçimlerde de gücümüzü ve enerjimizi asıl olarak devrim ve sosyalizmin propagandası yapmaya yoğunlaştıracağız. Her şeyden önce bu temelde kendi özel çalışmamızı yürüteceğiz. Kitlelerin politize olmaya her zamankinden daha açık oldukları böylesi dönemlerde sosyalizm ve devrim propagandası yapmaktan imtina etmek, tarihsel olarak affedilmez bir tutumdur. Biz öncelikle bu hatayı işlemeyeceğiz!..



[Alınteri'nin Şubat 2014 tarihli 14. sayısının başyazısıdır]
__________________
Hepimiz Kürdüz , hepimiz Ermeniyiz ...

Konu 10_eylül_1994 tarafından (05 Mart 2014 Saat 01:13 ) değiştirilmiştir.
10_eylül_1994 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Seçimlerde iki cephe 10_eylül_1994 Politik Gündem 0 04 Mart 2014 02:35
2011 Seçimlerinde tavrımız - Gençlik Bülteni(Gençlik Cephesi) HAZİRAN Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri 2 07 Mayıs 2011 21:36
Seçimlerde Siyasal yaklaşımlar. hayriözşen Politik Gündem 2 19 Mart 2011 23:57
Yerel seçimlerde komünist tavır ne olmalıydı? Zafer.53 Politik Gündem 32 13 Nisan 2009 22:19
Bilkent’te “yerel seçimlerde sol” tartışıldı Destan Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri 0 04 Mart 2009 20:29

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:35.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.