Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri

Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri Bu bölümde üyesi veya yandaşı olduğunuz örgüt, parti, sendika veya derneği tanıtabilir, haber yayınlayabilir ve bulabilirsiniz

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17 Haziran 2016, 00:41   #1
Aktif Üye
 
Marinaleda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 16 Eylül 2014
Mesajlar: 774
Teşekkürler: 185
138 Mesajına 163 Kere Teşekkür Edildi
Standart DBP ve Dönemin Görevleri

Demokratik özerkliğin inşasına önderlik etmek ve buna göre kadro yetiştirmek BDP´nin gündemine bir türlü girmedi. Seçimler, adaylıklar, kıran kırana bir adaylık yarışı, kariyer sorunları o hale geldi ki, düzen partilerinden farkı görülmez oldu. Bunlara son vermek ve belediyelere de dayanarak demokratik bir içerikte meclisler sistemine ve alternatif bir ekonomik çalışmaya başlamak, bir yerlerden başlayarak, savunulan devrimci düşünceleri pratikleştirmek için BDP´nin esas olarak Kürdistan´daki çalışmalara yoğunlaşması uygun görüldü. Genel, popülist politika alanına dalmak yerine daha somut ve halkın devrimci temelde örgütlendirilmesi ve özerkliğin fiilen hayata geçirilmesi hedeflenmiş bulunmaktadır.




Muzaffer AYATA


Kürdistan özgürlük hareketi 1990´ların başından beri legal alanda çalışmayürütmüş, yarım düzine partisi kapatılsa da aralıksız günümüze kadar çalışmaları sürdürmüştür. Salt yasal alanda örgütlenme 25 yılı bulmaktadır. 1970´lerin ikinci yarısından sonraki çalışmaları da dâhil edersek 40 yıla varan siyasi ve örgütsel bir birikim arkasında durmaktadır. Bu haliyle Kürdistan ve Türkiye´nin en birikimli ve deneyimli siyasi akımı olarak karşımızda durmaktadır.
12 yıldır iktidarda bulunan AKP kısmen Erbakan hareketinin mirasını içerse de kuruluşu iktidar süresiyle sınırlıdır. Denilebilir ki, bu iki siyasi geleneği ve akımı kıyaslamak doğru olmaz. Bir bakıma öyle kabul edilebilir. Çünkü onlar HEP ve devamı partiler gibi sürekli baskılar görmediler ve partileri kapatılmadı. Buna rağmen hiç durmadan çalıştılar ve güçlü bir kadro, yönetim potansiyeli açığa çıkardılar. Bunu da görmezlikten gelmek doğru olmaz. Sistem içi bir parti de olsa öyle ucuz ve avantadan 12 yıl iktidarda kalınamaz.
Sistem içi bir parti bu kadar çalışıyorsa, sisteme alternatif olan ve devrimci halk hareketini temsil eden partilerin daha büyük bir coşku ve yüksek tempoyla çalışması kaçınılmazdır. Bugün de bakıldığında cumhurbaşkanlığı secimi için Erdoğan müthiş çalışmakta ve kitleleri peşinden sürüklemeye çabalamaktadır. Olanaklarının çok fazla olduğu, iktidar olmanın avantajlarını kullandığı açık; ancak çalışmadığı veya az çalıştığını da kimse iddia edemez.
Bunca yıl iktidar olan ve sistemin tüm nimetlerinden yararlanmış bir düzen partisi ve yönetimleri bu kadar çalışıyorsa, DBP gibi partilerin seferberlik ruhuyla yollara düşmesi gerekir. Ancak pratik durum bunu göstermiyor. Muazzam bir direniş geleneğinden gelen, binlercesi öldürülmüş, on binlercesi hapishanelerden geçmiş bir siyasi geleneğin temsilcilerinin bugünkü duruşu hiç de buna denk düşmüyor. Bunları söylemek acı ama ne yazık ki gerçeğimizi ifade ediyor.
Şimdiki sorun az çalışıp-çalışmamanın ötesinde DBP’ye yüklenen misyonun da anlaşılamadığını gösteriyor. Bir partinin yöneticileri ve çalışanları onun amaçlarını ve hedeflerini tam bilmiyorsa doğal ki, inançla ve heyecanla çalışamazlar. Bunca yılın birikimi ve deneyimi insanın arkasında olsun, buna rağmen anlama ve inanç sorunu çıksın! Burada çok ciddi bir sorun var. Hafife alınamaz. Öncelikle partinin misyonunu ve amaçlarını anlaşılır kılmak, açık bir zihin ve örgütsel bir bütünlük içinde pratiğe yürümek gerekiyor.
Özgürlük hareketi 1970´lerde bir avuç insanla yola çıktı. Bir gençlik hareketi olarak başladılar. Olanaklar, kitleler, dış destekler, vb yoktu. Hazır örgüt ve deneyim de yoktu. Ama inanç, coşku ve engel tanımaz bir ruh ve arkadaşlık hukuku vardı. Az insan, az deneyimle kırkyılı aşan bir zamanı geride bıraktılar. Direnen, savaşan bir halk gerçeği ortaya çıktı. Kürdistan tarihinin yenilmeyen, kesintisiz direnişi karşımızda duruyor. Hareket sadece Kuzeyi değil dört parçayı etkiledi. Bugün Rojava da bu mücadelenin bir parçası olarak ayakta ve direniyor. Tarihte ilk defa bu halk sınırları anlamsızlaştırdı, yakınlaştı.
Bilindiği gibi 1970´lerde sosyalist sistem vardı. Sosyalizmin dünyada büyük bir etkisi ve itibari söz konusuydu. Ulusal kurtuluş hareketleri çığ gibi büyümüş ve çoğu da sonuç almıştı, Sovyetler tarafından desteklenmişlerdi. O günün dünyasında Kürdistan Özgürlük Hareketi de bu gelişmelerden etkilenmiş ve ilham almıştı. Devrim programını da ona göre yapmıştı. Stratejik dış ittifak gücü olarak en başta sosyalist ülkeler ve hareketler olarak belirlenmişti. Diğer stratejik ittifak ise Türkiye solu ve emekçi hareketleriydi.
Bugün Kürdistan devriminin bu iki ayağı da yok. Devrim tek ayak üzerinde yani, Kürdistan halkının direnişine dayanarak yürüyor. Sol ve demokrasi güçleri tasfiye edildi, giderek geriledi.
Türk ırkçı, faşist devlet geleneği ve onun partileri, iktidarları Kürtleri ve örgütlerini sürekli dıştaladı. Türk halkından uzaklaştırmaya, ötekileştirerek dar bir alana sıkıştırmaya ve ezmeye çalıştı. Türkiye tarihinde olmadık kadar ırkçılığı, milliyetçiliği ve dinciliği politika alanına sürdü. Türkiye´de toplum zihinsel olarak zehirlendi, sakatlandı. Sol güçler bunu aşmayı bırakalım, kendilerini ayakta tutmayı başaramadılar. Bu da Kürdistan devrim hareketinin yükünü oldukça ağırlaştırdı, savaşın uzun zamana yayılmasına, yıkımın ve tahribatların artmasına yol açtı.
Son dönemde gündeme gelen HDP projesi işte bu tarihsel ihtiyaçlara cevap bulma arayışının bir parçası olarak görülmelidir. Kürt sorunu açık ki, sadece Kürtlerin sorunu değildir. Sadece Kürtlerin direnişleri ve gücüyle de tüm Türkiye´yi değiştirme olanaklı görülmüyor. Türkiye halklarını AKP, CHP ve MHP´ye mahkum etmek de doğru olmaz. BDP ile tüm Türkiye´ye açılmak ve kitleleri katmak hep engellendi. Bunda ısrar etmek Kürt ve Türk halklarının çıkarına olmazdı. HDP halkları CHP ve AKP dışında bir alternatife kavuşturma projesiydi. Kürt hareketini daraltmak yerine Türkiye toplumunu da katarak büyütmeyi ve tüm demokrasi güçlerini katmayı hedeflemektedir.
BDP yerine DBP’nin kurulması da bu projenin daha kalıcı hale getirilmesi içindi. BDP son seçimde yüz belediye kazandı. Kürdistan´da etkileyeceği kitleleri etkiledi. Belli bir güce ulaştı. Ancak eski haliyle kalsaydı, Kürd’e Kürt propagandasının ötesine gidemiyordu. Bir önceki seçimde de buna yakın belediye kazanmıştı. AKP´nin saldırıları, KCK adı altınca yürütülen siyasi olarak bitirme, soykırıma tabi tutma operasyonları görmezlikten gelinemez. Ancak sorun sadece bu değildi. Kürdistan devriminin kazanımlarının güvenceye alınması ve savunduğu sistemin inşasına geçilmesi gerekiyordu.
Demokratik özerkliğin inşasına önderlik etmek ve buna göre kadro yetiştirmek BDP´nin gündemine bir türlü girmedi. Seçimler, adaylıklar, kıran kırana bir adaylık yarışı, kariyer sorunları o hale geldi ki, düzen partilerinden farkı görülmez oldu. Bunlara son vermek ve belediyelere de dayanarak demokratik bir içerikte meclisler sistemine ve alternatif bir ekonomik çalışmaya başlamak, bir yerlerden başlayarak, savunulan devrimci düşünceleri pratikleştirmek için BDP´nin esas olarak Kürdistan´daki çalışmalara yoğunlaşması uygun görüldü. Genel, popülist politika alanına dalmak yerine daha somut ve halkın devrimci temelde örgütlendirilmesi ve özerkliğin fiilen hayata geçirilmesi hedeflenmiş bulunmaktadır.
Şimdiye kadar BDP ve öncesi partiler kazanılan belediyeleri de katarak yeni, alternatif toplum ve ekonomi oluşturamadı. Demokratik özerklik projesi 2011´de DTK tarafından ilan edildi. Bunun teorik altyapısı da vardı. Dayanacağı toplumsal destekler de az değildi. Ancak üstte kalındı, propagandanın ve bilinen politika ve örgüt tarzının ötesine gidilemedi. Bu hareketin önderliği oldukça geniş ve kapsamlı analizler yapmış ve Kürt halkının kendi ihtiyaçları doğrultusunda örgütlenmesi gerektiğini belirtmişti. Her şeyi devletten bekleme veya devletin oluruna bırakma olamaz, demişti.
Kürdistan sorunu Ankara ile yapılacak görüşmelere dayanarak çözülemezdi. Esas olarak halk harekete geçecek, kendisini örgütleyecek ve haklarına sahip çıkacaktı. Ankara da ezemeyince veya durduramayınca bir biçimde kabul edecekti. Ayrıca demokrasi üstten, devlet eliyle inşa edilecek bir olgu değildi. Bu açıdan Kürdistan devriminin yolu, nasıl bir toplum inşa edilecek olduk çageniş ele alınmış ve tüm topluma, kadrolara sunulmuştu.
Yeni sistem özellikle üç ayak üzerinde inşa edilecekti. Bir: kooperatifler, komünler. İki: akademiler. Üç: demokrasi, meclisler.
Sekiz ilke temelinde daha geniş bir açılım da yapıldı. Eğer halkın kendisini ekonomik, kültür, savunma, hukuk, diplomasi gibi alanlarda örgütlemesi gerçekleştirilemezse kazanımlar güvenceye alınamazdı. Devletle bir anlaşma, çözüm olsa bile düzen kendisini dayatır ve oluşan yapıyı da düzen içileştirerek tasfiye edecektir. Bu açıdan halka dayalı, halkın her alanda örgütlendirilerek kendi sistemini kurması esas alınmıştı.
Akademiler sisteminin oluşturulmasının ne kadar hayati bir konu olduğu KCK tutuklamaları döneminde görüldü. Binlerce yönetici ve kadro içeri alındı. İşleri yürütecek bilinçli ve yeterli, donanımlı insan bulunamadı. Bu da halkın öncüsüz kalmasına ve kendi sistemini kuramamasına yol açar. Bu açıdan akademiler sisteminin hızla oluşturulması ve kadro eğitimlerinin aksatılmaması gerekir. Yarın ne olacağı ve gelişmelerin nasıl bir seyir izleyeceği bilinmez.
HDP’nin kurulmasıyla hareketin daha da büyüyeceği ve kadro ihtiyacının çok fazla olacağını öngörmek zor değildir. Her alanda kurumlaşmalar olacak, meclisler kurulacak, kooperatifler örgütlenecekse, tüm bu alanlara kadro yetiştirmek hiç de kolay olmayacaktır. Öngörülen yeni sistemi anlamış ve zihinsel olarak buna kendisini hazırlamış çok sayıda kadroya ihtiyaç vardır. İşte bu toplumsal ve devrimsel ihtiyaçlara cevap verecek ocak, parti DBP olmalıdır. Akademiler sistemini de buna dâhil ederek, zamana yaymadan kadro ihtiyacını karşılamaya çalışmalıdır.
Güçlü bir kadro birikimi olur ve kuracakları sistemi bilirlerse; etraflarında binlerce yetişmiş insan toplayabilir ve onların bilgi ve enerjilerini harekete geçirebilirler. Önemli olan öncülük yapabilecek ekiplerin oluşturulmalıdır. İşi bilenleri bulmak veya halkın desteğini almakta herhangi bir sorun yaşanmaz. Esas sorun öncülük kurumunun rolünü oynayamamasıdır.
Kürdistan´da ağır toplumsal sorunlar var. İşsizlik, eğitimsizlik, yoksulluk diz boyu. Devlet ve partileri bunu olabildiği kadar kullanıyor ve derinleştiriyor. Eğer öncülük edilir ve alternatif oluşturulursa muazzam bir potansiyel ve halk desteği var. Bu konularda gerekçelere sığınmanın hiç bir anlamı yoktur. Devrimsel çalışmalarda başarı esastır. Gerekçe ve bahanelerin hiç bir siyasi ve toplumsal karşılığı olmaz.
Az devlet, çok demokrasi diyorsak o zaman demokratik organları, meclisler sistemini geliştirip işlevsel kılmak gerekir. Herkes propaganda yapar ve işleri başkasına bırakırsa doğal ki, pratikte hiç bir gelişme olmaz. Bu açıdan kadrolar ve yönetimler kendilerinden başlayarak, savunduğu görüşleri pratikleştirmeye ve özerkliği inşaya zaman yitirmeden başlamalıdırlar.
__________________
İnsanlık her zaman sosyalist idealler taşımış, ancak demokrasiye dayandırılmadığı için egemen sistemlere ve sömürücü sınıflara daha fazla itaat sağlatan bir konuma düşmekten kurtulamamıştır. İnsanlık tarihinin kendisi, komünal yaşamın ancak demokratik duruşla gerçekleşeceğinin kanıtıdır. Komünal demokratik duruşun çağdaş değerlerle yeniden yaratılması sosyalizmin yeniden yükselen değer haline getirilmesidir.


SOSYALİZMDE ISRAR İNSAN OLMAKTA ISRARDIR
Marinaleda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
Özgür Yaşam (17 Haziran 2016)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
beşikçi ve yeni "görevleri" ulus-devlet aşılmamalıdır!! suat Sosyalizm 6 30 Ocak 2013 01:30
'yeni dönemin' özellikleri Rêber Amed Politik Gündem 0 20 Nisan 2010 22:21
Kürt Ulusal Sorunu ve Komünistlerin Görevleri İŞÇİ Politik Gündem 1 12 Mayıs 2009 23:43
Klavye Üzerindeki Tuşlar Ve Görevleri Amed_Dersim Bilgi ve İletişim 1 02 Ocak 2009 20:56
Proleter kadın hareketinin görevleri İŞÇİ Kadın mücadelesi, Tarihi 0 21 Aralık 2008 21:57

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:37.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.