Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri

Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri Bu bölümde üyesi veya yandaşı olduğunuz örgüt, parti, sendika veya derneği tanıtabilir, haber yayınlayabilir ve bulabilirsiniz

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01 Mayıs 2016, 21:39   #1
Aktif Üye
 
Marinaleda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 16 Eylül 2014
Mesajlar: 774
Teşekkürler: 185
138 Mesajına 163 Kere Teşekkür Edildi
Standart Demokratik Emek Konfederalizmi

Madde 42
Sendikalar
Devletçi ve iktidarcı yaklaşımdan uzak, demokratik toplumcu özgür sendikacılık anlayışıyla hareket eden, iş ve emek yaşamını düzenleyen, üretim ve çalışma düzenini sağlayan demokratik kurumlaşmalardır. Ekonomi ve emek alanının demokratik örgütlenişini sağlayarak demokrasinin toplumsal-ekonomik zemininin oluşmasına katkı sunarlar. Demokratik Emek Konfederasyonunu kurup bünyesinde çalışma yürütürler. Uluslar arası emek güçleriyle dayanışarak, bölgesel ve uluslar arası çalışmalar yaparlar ve ortak örgütlülüklere giderler.
Kürdistan Demokratik Konfederalizmi Sözleşmesi

d- Emekçiler Komitesi: İşçi, köylü, memur, esnaf gibi emekçi kesimlerin örgütlenmesi ve toplumsal yaşama aktif katılımının sağlanması için çalışır. Bu kesimlerin sosyal ve kültürel gelişimleri için projeler oluşturur ve hayata geçirir. Emek konfederasyonunun yaratılması ve geliştirilmesi için çalışma yürütür.


KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 1 Mayıs’ta tüm Kürt halkını ve demokrasi güçlerini, demokrasi blokunu oluşturarak AKP faşizmine karşı bir mücadele hamlesi başlatmaya çağırdı.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele gününü kutlayarak, yeryüzünün hiçbir yerinde baskı, zulüm ve sömürünün kalmadığı özgür ve demokratik bir dünya diledi.

Toplumsallığı da, insanlığı da yaratan emeğin bugün sömürülmesi gereken bir olgu haline getirildiğini vurgulayan KCK, “Toplumun anası olan emeğin sömürülmesi ilk toplumsal sorunlardan birini ortaya çıkardığı gibi, emek sömürüsüne dayanarak toplum gerçeği ortadan kaldırılmaktadır. Emek sömürüsünün zirvesini yaşayan kapitalizm, bugün toplumu da tümden ortadan kaldıracak bir canavar haline gelmiştir. Kapitalizm, herhangi bir sömürü biçimi değildir; toplum ve insanlığı ölüme götüren kanserojen bir yaşam halidir. Öyle ki, feodal toplumdan söz edilebilir; ancak kapitalist toplumdan söz etmek bile mümkün değildir. Çünkü kapitalizm doğrudan toplum karşıtlığıdır. İşte 2016 1 Mayıs’ının kutlandığı günümüzde insanlık ve toplum böyle bir saldırganlıkla karşı karşıyadır. Kapitalizm ve kapitalist moderniteye karşı mücadele sadece emekçiler açısından değil, tüm insanlık açısından bir var olma yok olma mücadelesidir” dedi.

“Kapitalizm; sömürü, daha fazla sömürü demektir” denilen açıklamada, “Bu da daha fazla baskı, daha fazla dünyaya yayılma ve daha fazla savaş anlamına gelmektedir. Kapitalizmin varlığı, insanlığa ve topluma karşı savaştır. Sistem haline gelmesi ve emperyalist karaktere bürünmesi ise bu savaşın dünyanın her köşesine taşınması olmaktadır. Ortadoğu’da yaşanan savaş; sömürünün, baskının ve devletçi sistemin ilk ortaya çıktığı coğrafyanın egemenleriyle, sömürü, baskı ve zulmün son temsilcisi olan kapitalizmin birlikte yarattığı savaşlardır.

Bugün geleneksel despotik devletin ve kapitalist modernist soykırımcı ulus-devletin tüm gerici yanlarını kendinde somutlaştıran devlet, Türk devleti ve onun uygulayıcısı AKP hükümetidir. Kültürel soykırımcı bu sömürgeci ve baskıcı faşist sistem hem Kürt halkı üzerinde soykırım politikası izlemekte, hem de demokrasi güçleri üzerinde ağır bir baskı kurarak sömürü ve zulüm düzenini arttırmış bulunmaktadır. AKP faşist iktidarı altında halklarımız nefes alamaz hale getirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

KCK açıklamasında devamla şunlar dile getirildi:

“İşte dünyada, bölgemizde, Türkiye ve Kürdistan’da bu koşullarda 1 Mayıs karşılanmaktadır. Bu ortamda Türkiye ve Kürdistan’da 2016 1 Mayıs’ı, kapitalist modernite ve bölge gericiliğini kendi iktidarında somutlaştıran AKP iktidarına karşı birlik, dayanışma ve mücadele günü haline getirilmelidir. Türkiye’de soykırımcı faşist AKP iktidarı aşılmadan ne Kürdistan, ne Türkiye, ne de Ortadoğu’da özgür ve demokratik yaşamın ortaya çıkması mümkündür. AKP iktidarı dünya ve bölge gericiliğini savunan bir güç konumundadır. Bu karakteriyle hem Kürt halkının, hem Türkiye halklarının düşmanı haline gelmiştir.

Bu 1 Mayıs’ı AKP faşizmine karşı birlik, dayanışma ve mücadele günü haline getirmek önemlidir. Sadece Kürtlerin değil, Türkiye halklarının ve emekçilerinin özgür ve demokratik yaşama kavuşması için AKP iktidarına karşı ortak mücadele yürütülmesi gerekmektedir. Bu açıdan 2016 1 Mayıs’ında Newroz ve 1 Mayıs ruhunu birleştirerek tüm meydanlar demokrasi blokunun gerçekleştiği platformlar haline getirilmelidir. Türkiye’de savaşı, baskıyı ve zulmü durduracak en geniş çerçevede oluşturacak demokrasi bloku olacaktır. Bu da 1 Mayıs meydanlarında bir araya gelmiş topluluklar ve demokrasi güçlerinin buluşmasını ifade etmektedir.

1 Mayıs’ta bir araya gelenler demokrasi blokunu oluşturacaklardır. Bu demokrasi bloku, Mart ayında kuruluşu ilan edilen Halkların Birleşik Devrimci Hareketi (HBDH) ile paralel olarak AKP iktidarına karşı mücadeleyi yükseltirlerse AKP iktidarının ömrü kısalarak Türkiye demokratikleşecek, Kürtler de özgür yaşama kavuşacaklardır.

Bunun için tüm Kürt halkını ve demokrasi güçlerini 1 Mayıs alanlarına akmaya çağırıyoruz. 1 Mayıs alanlarında demokrasi blokunu oluşturarak AKP faşizmine karşı bir mücadele hamlesi başlatmaya çağırıyoruz. 1 Mayıs ruhu ile Newroz ruhu birleştirildiğinde, önünde hiçbir zulüm düzeni duramayacak, sadece Türkiye ve Kürdistan’da değil, tüm Ortadoğu’da halkların özgür ve demokratik yaşamının önü açılarak toplumsallığın ilk gerçekleştiği bu coğrafya, demokratik sosyalizm meşalesinin yükseldiği bir ocak haline gelecektir.”
__________________
İnsanlık her zaman sosyalist idealler taşımış, ancak demokrasiye dayandırılmadığı için egemen sistemlere ve sömürücü sınıflara daha fazla itaat sağlatan bir konuma düşmekten kurtulamamıştır. İnsanlık tarihinin kendisi, komünal yaşamın ancak demokratik duruşla gerçekleşeceğinin kanıtıdır. Komünal demokratik duruşun çağdaş değerlerle yeniden yaratılması sosyalizmin yeniden yükselen değer haline getirilmesidir.


SOSYALİZMDE ISRAR İNSAN OLMAKTA ISRARDIR
Marinaleda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
Özgür Yaşam (03 Mayıs 2016)
Alt 01 Mayıs 2016, 21:42   #2
Aktif Üye
 
Marinaleda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 16 Eylül 2014
Mesajlar: 774
Teşekkürler: 185
138 Mesajına 163 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Demokratik Toplumcu Özgür Sendikacılık

Değişen dünya şartları karşısında birçok ülkede yaşanan sendikal krizin çözümü için “Demokratik Toplumcu Sendikacılık (DTS)” adıyla alternatif bir çözüm modeli geliştiriliyor. “Özgürlük”, “Demokrasi”, “Ekoloji”, “Eşitlik” ve “Feminen” olmak üzere 5 temel ilkeye dayanan DTS’nin “Sınıf mücadelesinin, sınıfının bileşiminde/yapısında meydana gelen değişimler sonucu ekonomik, kültürel ve siyasi düzlemlerde önemini yitirdiğini söylemek kapitalizmin sınıflara dayalı doğasını görmezden gelmek olacaktır” tespiti dikkat çekiyor.

Demokratik Toplum Kongresi

(DTK) Sosyal Politikalar Komisyonu Göç ve Yoksulluk Çalışma Grubu tarafından Amed’de (Diyarbakır) düzenlenen “Kürdistan’da Çalışma Yaşamı ve Emeğin Örgütlenmesi Çalıştayı”nda emek örgütleri ve uzmanlar, devletin Bölge’de uyguladığı ekonomi politikaları, amacı ve sonuçlarının yanı sıra “Nasıl bir sendikal örgütlenme” üzerinde de tartışma yürüttü. Bilgi ve enformasyon teknolojilerinin gelişimi, küçük işletmelerin artması, işsizlikte meydana gelen artış, iş piyasasında esnek çalışma uygulamalarının artması, işverenlerin sendikasızlaşma yönündeki tutumları gibi birçok ülkede sendikal hareketin krize girdiği tespitinin yapıldığı çalıştayda, “Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?” sorusuna cevap arandı. Klasik sendikal anlayışını aşma yolunun öncelikle bir zihniyet devrimini gerçekleştirmekten geçtiği konusunda ortak bir fikir açığa çıkarken, “Sendikal alanda sürece uygun bir açılım ve atılımı gerçekleştirmek, geniş emekçi kitleleri harekete geçiren örgütsel ve eylemsel çizgiyi yaratmak için gerçek bir zihniyet devrimini gerektirir” şeklinde tespitler yapıldı. Çalıştayın bir diğer önemli konusunu emek ve sendikal alanda sorunların çözümü konusunda yapılan “Demokratik Toplumcu Sendikacılık (DTS)” önermesi oldu.

Bütünlüklü bir anlayış

DTS’nin yeni bir zihniyet ve anlayış üzerinde şekillendiği ifade edilirken, bir anlamda emeğin, emekçilerin ve ezilenleri kendini yeniden keşfedip, yeni tarihsel-toplumsal konumunu, rolünü tanımlaması ve yeni koşulların zorunluluğunun bilincine varması gerektiği, bunun da özgürleşme, kendini tanımlama anlamına geldiği belirtiliyor. Burada sendikacılığı salt bir kurum, bir araç olarak düşünmek ve ele almak büyük bir yanılgı olacağı belirtilirken, sendikacılığın, emeğin tarihsel toplumsal gerçekliği, özgürlük, demokrasi ve emek mücadelesi ile bir bütünlük içinde ele alınması gerektiği ifade ediliyor.

‘Neden DTS?’

“Neden DTS” sorusuna cevap için “Emek Değer Kuramı”nın krizine dikkat çekilirken, özet olarak şunlar belirtiliyor: “Emeğin antagonizmasını konumlandırmadan ve emeği daha geniş bir toplumsal antagonizma kümesinin içine yerleştirmeden emeğin kurucu gücünden bahsettiğimizde söyleyeceğimiz şey, küresel ölçekte yaşamın iş olarak tanımlanması ve yerküre üzerindeki bütün halkları işçileştirmekten başka bir şey olmayacaktır. Kapitalist sistem işçileştirdiklerini kontrol altına alıp her seferinde bölme/parçalama ve yeniden bölme süreçleriyle her tarihsel sapakta belini doğrultmaya fırsat bulabilecektir.”

Yerküre talan ediliyor

Sorun karşısında, emeğin bir kategori olarak yeniden kurulması gerektiği belirtilirken, “Kapitalist sistem, teknolojik dönüşümden yararlanarak esnek ve yaygın yönetim ve üretim biçimlerine yönelmeyi sürekli bir hale getiriyor. Üretimi emeğin daha ucuz olduğu çevresel bölgelere kaydırarak, kendi yönetsel organlarını küresel finansal merkezlerinde topluyor. Sermayenin uluslararası akışkanlığı sınırları ortadan kaldırıyor, ulus-devlet gerçeğini aşındırıyor. Yerkürenin tamamı yağma ve talan alanına dönüştürüyor. Belirtilen bu çerçevede ‘üretken olmayan’ olarak tanımlanan emek süreçlerini doğrudan ve gayet etkin bir şekilde bu yeni üretim biçimlerine eklemliyor” deniliyor

Emeğin özgürlük söylemi ve pratiği

Ölçülebilir emeğe dayalı bir değer anlayışını merkeze alarak ücretli emek ve sermaye arasındaki çelişkiye odaklanan pratiklerin devrimci bir çatışmanın önünü açmasının maddi koşulları ortadan kalktığı tespiti yapılırken, “Emek ve değere dair ölçülebilirlik yerine emeğin ölçülemez toplumsal niteliği üzerinden yeniden geliştirilecek bir anlayış, emeğin özgürlük söyleminin ve pratiğinin yeniden kuruluşunu da beraberinde getirecektir. Kapitalist sistemin fabrika modelinin ölçülebilir değer üretimi üzerinden kurduğu tahakkümü aşmanın yolu değer ve üretim kavramlarını fabrikanın (fabrikayı yadsımadan) dışına çıkararak daha geniş bir toplumsal antagonizma kümesinin içine yerleştirerek, emeği hayatın yeniden üretimine tabi kılmak gerekiyor. Emeğin alternatif bir toplumsallık yaratma gücünü yeni bir özgürlük ve yaşam felsefesi bağlamında yeniden kurmaya çok ihtiyacımız var” deniliyor.

Kırılma noktası: Sınıf meselesi

Sınıf meselesi ile ilgili ise şu tespitler yapılıyor: “Kapitalist sistemin yeni üretim ve istihdam koşulları tüm verili, ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkilerin /çelişkilerin zeminlerini alt-üst etmiştir. Mevcut gelişmelerin ışığında, gerek işçi sınıfının bileşiminde/yapısında ve gerekse de toplumsal düzlemde yaşanan değişim ve dönüşüm, yeni soru(n)lar ortaya koymakta ve yeni yanıtlar üretilmesini gerekli kılmaktadır. Sınıf bileşimdeki dönüşüm, fabrikanın bölümlerinin ayrışması, kitlesel işçiye dayalı örgütlenmenin, toplumsal işçinin daha esnek veya akışkan örgütlenmesine doğru kısmi parçalanışı, temel antagonizmayı krize sürüklemiş bir durumda. Krizi aşmanın yolu mücadele biçimini değiştirmeyi gerekli kılıyor. Sınıf mücadelesi sınıfının bileşiminde/yapısında meydana gelen değişimler sonucu ekonomik, kültürel ve siyasi düzlemlerde önemini yitirdiğini” söylemek kapitalizmin sınıflara dayalı doğasını görmezden gelmek olacaktır. ‘Sınıfa karşı sınıf’ perspektifiyle sınıfın kurtuluşuna odaklı bir mücadele biçiminin ‘emek-sermaye çelişkisini, sermayenin gücüne odaklanarak emeğin sadece sermaye üretmeye yarayan edilgen ve mavi yakalı bir güç olarak tanımlayıp hayatı basitçe ekonomik bir denkleme indirgeyen bir içeriğe sahip olduğunu gösteriyor.”

‘DTS, sendikal bir prospektüs değildir’

“Hakikate ulaşma arayışı” olarak kendini ifade eden DTS, “Hakikat’ten kastettiğimiz husus yaşamın anlamına en iyi nasıl ulaşabileceğimize ilişkindir. Eylemliliğimize yön veren kurucu bir kavramdır ‘hakikat.’ Bu nedenle ‘hakikatin’ iflah olmaz çeşitliliğini ‘tek’ ve ‘bir’ olanda aramamak gerektiğini yine iflah olmaz bir haşarılıkla belirtiyoruz. Arayışımızın ‘hakikati’ aramanın bir vakumu olarak düşünülmesi gerektiğini de belirtiyoruz. Kapitalist modernitenin asıl gücü ne parasından ne de silahından kaynaklanmaktadır. Sonuncusu ve en güçlüsü olan sosyalist ütopya da dahil tüm ütopyaları her renge bürünen ve en değme sihirbaza taş çıkartan kendi liberalizminde boğması asıl gücünü oluşturmaktadır” tespitlerinde bulunuyor.


DTS’nin 5 ilkesi Özgürlük İlkesi

Doğal toplum ve emek üzerinde yapılan çözümlemeler ile doğal toplumun gelişim tarzı ve doğasının demokratik, komünal, kadın eksenli ve ekolojik olduğundan hareketle, doğal toplumun 5 temel ilkesi esas alınıyor. Bu 5 temel ilkeden biri “Özgürlük İlkesi.” Bu ilke şöyle tanımlanıyor: “Bu dönemde doğal toplumun karakteri gereği, özgürlüğün de özü, doğal ilişkilere dayanmaktadır. Toplum belli oranda doğaya bağımlı da olsa toplumsal alanda iktidar- hiyerarşi, siyasal otorite farklı sosyal yapılanmalar, özel mülkiyet ve ayrıcalıklar yoktur. Doğal özgürlük, ilişkilerin özünü oluşturmaktadır.”

‘Demokratik İlke’

Bir diğer temel ilke ise “Demokratik İlke” olurken, bu ilke, “Yapılan antropolojik çalışmalarda dünyanın farklı bölgelerinden farklı topluluklarda, bu dönemin üretim biçimi olan avcılık toplayıcılıkla bir geçim ekonomisi olduğu görülecektir. Kişiler üretilen üzerinde kişisel bir hak iddia etmemekte, üretilen her şey paylaşılmaktadır. Topluluk kendi içinde dayanışmayı işletmektedir” şeklinde ifade ediliyor.

‘Ekoloji İlkesi’

3. temel ilke ise “Ekoloji İlkesi” olurken, tanımı da “Birey ve toplum doğayla bir uyum içindedir. Doğayla ilişki; emek, üretim ve yaşam diyalektiğidir. İnsan doğadan besleniyor. Doğayı zorlama, doğanın istismarı ve kötü kullanımı yoktur. Aksine insan yaşamını belirlediğinden dolayı “ana” olarak görülüyor. Dolayısıyla doğa ile olan ilişki iki canlı arasındaki ilişki gibi eşit temelde, saygı çerçevesinde sürer” şeklinde yapılıyor.

‘Eşitlik İlkesi’

4. ilke olan “Eşitlik İlkesi de, “Bu dönemde üretimin toplumsallığından, birikimin olmamasından dolayı topluluk içinde bir hiyerarşi de söz konusu değildir. Çocuklar ve hastalar dışında topluluğun tüm üyeleri çalışma yaşamında yerini alıyor. Herkes yeteneğine-gücüne göre üretime katılıyor. Üretilenler öncelikli ihtiyaçlara göre eşit pay ediliyor. Sömürme ve sömürülme yoktur. İnsanın insanla, bireyin toplumla, toplumun-bireyin doğayla ilişkileri eşit, özgür ve uyumludur. Kadın emeğe ve topluluktaki konumuna bağlı olarak doğal otoritedir. Ancak iktidar eksenli bir ilişki yoktur. İlişkinin özü eşitliğe dayanmaktadır” şeklinde ifade ediliyor.

‘Feminen İlke’

Son ilke olan “Feminen İlke” ise “Doğal toplumda kadının yeri konumu ve misyonu bambaşkadır. Doğal toplum, toplumlar için kök hücre ise, Kadın da toplumsallılığın kök hücresidir. İnsan ihtiyaçlarını karşılayan ve yaşamın klanın devamını sağlayan emek, kadın tarafından üretilmekte ve organize edilmektedir. Öyle ki bu dönemde kadın uygarlığı başlatacak bütün buluşların sahibidir. Ancak kadının ürettiği mal ve hizmet onun iktidarını yaratmamış, ürettiğini toplulukla paylaşmıştır” şeklinde tanımlanıyor.

DTS’nin ilkesel yaklaşımları:

Tüm demokratik emekçilerle ulus üstü bir anlayışla ilişki, ittifak ve dayanışmayı esas alır.
Tüm emekçilerin demokratik birliğini, demokratik konfederal örgütlenmesi temelinde bir ilişki ve ittifakı öngörür.
Emekçilerin ulus üstü dayanışmasını sağlamak için demokratik ekolojik, feminist, sosyalist, hümanist çevrelerle özgür, ilkeli ve eşitlikçi bir ilişki ve ittifakı öngörür, bunun için yoğun çaba sarf eder.
Sosyalistlerden, sosyal demokratlardan liberal demokratlara kadar tümüyle demokratik bir dayanışma ve ilişkilenmeyi geliştirir.
Şoven, ırkçı, dar milliyetçi sendikacılık anlayışına karşı mücadele edip ortak demokratik ittifak ve birliktelikler oluşturulur.

Eylem ve ittifak anlayışı

DTS, eylem ve ittifak anlayışında yöntemler şu şekilde sıralıyor:

Yasal ve hukuki mücadeleyi yaklaşım olarak kabul eder. Yasa ve hukukun tıkandığı yerde meşru fiili tavır geliştirir.
Bunlar için yürüyüş, miting, basın açıklamaları, işgal, işyerlerini terk etmeme, sendikalarda nöbet tutma, açlık grevleri gibi eylemlilikler geliştirir.
Afiş, bildiri, broşür, dergi, internet vb. her türden basın yayın ve teknikten yararlanması esas alır.
İşyerinden doğru ilişkili bulunduğu halk kesimlerini, eylem süreçlerinin içine katmayı esas alır.
Tüketimden gelen gücün kullanılmasını örgütler. Özellikle medya, iletişim ve gıda sektörü başta olmak üzere diğer bütün sektörlerdeki marka ve tekellere karşı teşhir, boykot ve belirlenen ürünleri satın almama ve kullanmama eylemlerini geliştirir.
Hizmet üretiminden gelen gücünü kullanarak iş yavaşlatma, iş bırakma ve grevi örgütlemeyi esas hedef olarak önüne koyar.
__________________
İnsanlık her zaman sosyalist idealler taşımış, ancak demokrasiye dayandırılmadığı için egemen sistemlere ve sömürücü sınıflara daha fazla itaat sağlatan bir konuma düşmekten kurtulamamıştır. İnsanlık tarihinin kendisi, komünal yaşamın ancak demokratik duruşla gerçekleşeceğinin kanıtıdır. Komünal demokratik duruşun çağdaş değerlerle yeniden yaratılması sosyalizmin yeniden yükselen değer haline getirilmesidir.


SOSYALİZMDE ISRAR İNSAN OLMAKTA ISRARDIR
Marinaleda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
Özgür Yaşam (03 Mayıs 2016)
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Emek nedir EMEKÇİLER kimdir???? Marinaleda Sınıf Mücadelesinin Araçları 0 04 Nisan 2015 18:49
demokratik özerklik ve demokratik ulus yolunda bdp değişimi suat Sosyalizm 3 16 Eylül 2014 22:43
Demokratik konfederalizm devlet olmayan, demokratik ulus örgütlenmesidir suat Araştırma ve Çalışma Grupları 19 08 Mart 2012 13:42
Emek ve Özgürlük bloku, seçimler ve esp kararları suat Politik Gündem 3 08 Nisan 2011 23:28
Tutsak alınmış emek.. cengiz Makaleler 0 27 Temmuz 2009 10:12

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:27.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.