Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > KÜLTÜR & SANAT & BİLİM > Şiirler > Şairler > Pablo Neruda

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05 Kasım 2010, 01:10   #1
Üye
 
şiirci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2010
Mesajlar: 45
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi
Standart Acı Çekmedim

Acı Çekmedim

Fakat acı çektim mi? Acı çekmedim. Sadece halkımın
acı çekmesinden ötürü acı çekiyorum. Yaşıyorum
içinde, yaşıyorum anayurdumda, bir hücre gibi
o sonsuz ve alazlı kanda.
Zamanım yok kendi acılarıma.
Kimse acı çekmemi sağlayamaz
bana temiz güvenlerini veren bu hayatlar olmadan,
ve bir hain gibi bıraktı ölü mağaranın
dibine vursun diye, ne ki geri döneceğiz
oradan ve yükselteceğiz gülü.

Cellat benim yüreğimi yargılasın diye
baskı yaptığında yargıçlara,
açtı o kararlı kitle,
halkım, o muazzam labirentini,
aşklarının uyuduğu o bodrumu,
ve orada tuttular beni, gözetleyerek
ışık ve hava gelinceye dek.
Söylemişlerdi: “Borçlusun bize,
sensin koyacak o soğuk işareti
o kötücül kirli isme”.
Acı çektim, sadece acı çekememekten ötürü.
Biraderlerimin karanlık hapishanelerinden
geçememekten ötürü,
bütün acılarımla bir yara gibi,
ve her bir topallayan adım yetişti bana,
senin sırtına inen her bir darbe paraladı beni,
senin şehadetinden her bir damla kan
kanayan şarkıma sızdı gitti.



Pablo Neruda
şiirci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Kasım 2010, 01:12   #2
Üye
 
şiirci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2010
Mesajlar: 45
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi
Standart Açlık Ve Öfke

Açlık Ve Öfke

Elveda, elveda çiftliğine, fethettiğin
gölgeye, o berrak dala,
kutsanmış toprağa,
öküze, elveda esirgenen suya,
elveda bayırlara, yağmurla gelmeyen
müziğe, o kupkuru
ve taşlı sabah kızıllığının solgun kemerine.

Juan Ovalle, sana elimi verdim, susuz eli,
taştan eli, duvardan ve kuraklıktan bir eli.
Ve dedim ki sana: beddua et o koyu kahverengi kuzuya,
o en merhametsiz yıldızlara, kurşun renkli bir diken gibi aya,
gelinsi dudakların kırılmış dallarına,
fakat dokunma insana, dökme henüz kanını insanın
dokunarak damarlarına, boyama henüz kumu kanla,
vadiyi yangınlar içinde bırakma düşmüş
atardamar dallarının ağaçlarıyla.

Juan Ovalle, öldürme. Fakat elin
yanıtladı beni: “Bu toprak
öldürecek, intikam almak
isteyecek geceleri, acılığında zehirden
bir rüzgârdır o yaşlı kehribar hava,
ve gitar benziyor bir suçlunun
sopasına, ve bir bıçaktır rüzgâr”.


Pablo Neruda
şiirci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Kasım 2010, 01:14   #3
Üye
 
şiirci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2010
Mesajlar: 45
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi
Standart Adada Gece

Adada Gece

Bütün gece seninle yattım
denizin yakınında, adada.
Yabanıl ve uysaldın sevinçle uyku arasında,
ateşle su arasında.

Belki çok geç
birleşti düşlerimiz
dorukta ya da dipte,
aynı rüzgârla kımıldayan dallar gibi yukarıda,
birbirine dokunan kızıl kökler gibi aşağıda.

Belki ayrıldı düşün
benimkinden
ve aradı beni
önce olduğu gibi
karanlık denizde,
sen henüz kendin değilken,
ben farkında değilken senin
yelken açmış geçiyordum yanından,
ve gözlerin aradı
şimdi sana cömertçe verdiğimi
- ekmeği, şarabı, aşkı ve yabansılığı -
çünkü hayatımın armağanlarını
beklemiş kadehsin sen.

Seninle yattım
bütün gece,
karanlık toprak dönerken
yaşayanlarla ve ölülerle,
ve ansızın uyandığımda,
henüz tam karanlık değilken,
kaydı elim belinde.
Ne gece ne de uyku
ayırabilirdi bizi.

Seninle yattım,
ve uyandığımda, ve ağzın
kurtulduğunda düşünden,
verdi bana toprağın lezzetini,
deniz suyundan, yosundan,
hayatının derinliğinden,
ve aldım öpüşünü,
sabah kızıllığıyla ıslanmış,
bizi çevreleyen denizden
bana gelmiş.


Pablo Neruda
şiirci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Kasım 2010, 01:15   #4
Üye
 
şiirci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2010
Mesajlar: 45
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi
Standart Adada Rüzgâr

Adada Rüzgâr

Bir attır rüzgâr:
denizde, gökte
devineni dinle.

Götürmek ister beni: dinle
nasıl devinir dünyada
taşımak için beni uzaklara.

Sakla beni kollarında
sadece bu gece,
çarparken yağmur
denize ve toprağa
sayısız ağzıyla.

Dinle, nasıl da çağırır
beni dörtnalında
taşımak için uzaklara.

Alınlar bitişik,
ağızlar bitişik,
bizi yakan sevdaya
bağlı bedenlerimizle,
bırak essin rüzgâr,
ki götürmesin beni ötelere.

Köpükle taçlanmış
rüzgâr essin bırak,
bırak çağırsın ve arasın beni
karanlığının dörtnalında,
büyük gözlerinin altında
batmışken ben,
değil mi ki sadece bu gece
huzur bulacak, sevgilim.



Pablo Neruda
şiirci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Kasım 2010, 01:17   #5
Üye
 
şiirci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2010
Mesajlar: 45
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi
Standart Adalara gelirler

Adalara gelirler (1493)

Kasaplar adaları ıssız koydu.
şehitliği anlatan bu öyküde
Guanahani birinciydi.
Gülüşlerinin yokedildiğini gördü
balçığın oğulları, fırlatıldığını
gördü narin bedenlerinin toprağa,
ve öldükten sonra bile bir şey anlamadı onlar.
Bağlayıp yaraladılar onları,
yaktılar ve küllere dönüştürdüler,
derilerini yüzüp gömdüler toprağa.
Ve o zaman palmiyelerde
süpürücü bir valsi dans ettiğinde
boştu bu yeşil şölen yeri.

Yalnızca kemikler kaldı,
amansızca yığmışlar
bir haç gibi, Tanrı'nın ve insanların
büyük onuru için.

Narvez'in bıçağı yardı
ta mercan kayalıklarına dek
çobanların balçıklı toprağını
ve Sotavento'nun ormanını.
Haç burada, tespih,
burada Garotten'in kutsal Bakire'si.
Kolombus'un definesi, fosfor-aydınlığıyla Küba,
aldı sancağı ve dizleri
ıslak kumunda.

('Los conquistadores'den - 'Canto General'
Türkçeye çeviren: İsmail Aksoy)

Pablo Neruda
şiirci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Kasım 2010, 01:18   #6
Üye
 
şiirci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2010
Mesajlar: 45
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi
Standart Adonis Gibi Angela

Adonis Gibi Angela

Bugün yattım masum genç bir kızın yanında
beyaz bir okyanusun kıyısında gibi,
korlu bir yıldızın
yavaş yörüngesinin ortasında gibi.

Sonsuz yeşil bakışından
aktı ışık kuru su gibi
berrak derin çemberlerinde
taze gücün.

İki alazlı ateş gibi göğüsleri
parladı dikelmiş olarak iki bölgede,
ve çifte bir akıntıda ulaştı ateş
büyük ışıklı ayaklarına.

Altın bir iklim olgunlaştı erkenden
bedeninin gündelik uzantılarına
ve doldurdu onu akın akın meyvelerle
ve gizli korla.


Pablo Neruda
şiirci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Kasım 2010, 01:20   #7
Üye
 
şiirci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2010
Mesajlar: 45
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi
Standart Ağaca Giriş

Ağaca Giriş

Biraz akıl yürütmeyle, parmaklarımla,
yavaşça taşkın altında kalan yavaş sularla,
düşüyorum unutmabenilerin krallığı içine,
üzüncün inatçı yarıküresi içine,
unutulmuş harap bir oda içine,
acı yoncaların bir demeti içine.

Düşüyorum gölge içine, ortasında
tam da mahvolmuş şeylerin,
bakıyorum örümceklere, ve otlatıyorum
ormanları gizli bitmemişliklerle, ve dolanıyorum
arasında bileği bükülmüş ıslak liflerin,
özden ve sessizlikten yaşayan hayatın.

Uysal madde, ey kuru kanatların gülü,
çöküşümde tırmanıyorum yapraklarına
kırmızı bitkinlikten ağır ayaklarla,
ve katı katedralinde eğiliyorum yere
ve dövüyorum dudaklarımı bir melekle.

Benim duran orada, dünya renginin önünde,
önünde solgun ölü kılıcının,
önünde birleşmiş yüreklerinin,
önünde sessiz yığınının.

Benim duran orada, ölen kokulardan dalganın önünde,
sarmalanmış sonbaharla ve dirençle:
benim bir gömü yolculuğuna çıkan
senin sarı yara izlerinin arasında.

Başlangıcı olmayan ağlayışımla gelen benim,
besinsiz, uykusuz, yalnız,
karartılmış dehlizlere giren
ve senin gizemli özüne ulaşan.

Görürüm senin kuru akıntının devindiğini,
görürüm engellenmiş ellerinin büyüdüğünü,
işitirim deniz bitkilerinin
gıcırdadığını, denizle ve öfkeyle sarsıldığını,
ve duyumsarım içe doğru ölen yaprakları
ve senin korunmasız kımıltısızlığınla
yeşil maddelerini birleştiren.

Gözenekler, damarlar, şirinliğin dolaşımı,
ağırlık ve sessiz sıcaklık,
düşmüş ruhunu delmiş oklar,
uyuyan varlıklar kalın ağzında,
tatlı tüketilmiş ilikten toz,
sönmüş ruhlarla dolu kül,
gel bana, benzersiz düşüme benim,
gecenin düştüğü ve ezilmiş su gibi
sonsuzca düştüğü yatak odama düş benim,
ve bağla beni onların hayatına, onların ölümüne,
ve onların uysal maddelerine,
onların ölü nötr güvercinlerine,
ve tutuşturalım ateşi, ve sessizliği, ve sesi,
ve yakalım, ve susalım, ve çanlar.



Pablo Neruda
şiirci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Kasım 2010, 01:22   #8
Üye
 
şiirci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2010
Mesajlar: 45
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi
Standart Ağacın Çizgisi

Ağacın Çizgisi

Elleri olmayan kör bir marangozum ben.
Suyun altında yaşadım, yiyerek soğuğu
kokan bir kılıf dahi oluşturmadan, o meskenler
o sedir ağacından diğerine, bize gurur verdi hep,
ve gene de ormanın dokusunda aradım ben şarkımı,
o gizli liflerde, dermansız peteklerde,
ve budanmış dallarda, doldurdu rayihayla
yalnızlığı, ağacın dudaklarıyla.

Her bir maddeyi sevdim, her bir damlasını
eflatunun ya da metalin, suyun ve başağın,
ve daldım içine o sıkı katmanın, sonsuz ateşle
ve titreyen kumla çevrilmiş,
dünyanın üzümleri arasında bir ölü adam gibi
donuklaşmış ağızla şarkımı söyleyene dek.

Balçık, çamur ve şarap sarmalamış beni,
gırtlağımın altında bir yangın gibi
çiçekleri açan o toprakla kaplı
kalçalara dokundum çılgınca,
ve taşların arasında kayıp gitti duyularım
kapanmış yaranın içine.

Nasıl dönüşebilirdim olmadan, bilmeden
zanaatım oluşmadan,
demirhane
benim gücümle kararlı,
ya da hızarlar, kışları yük hayvanlarının
havası.

Her şey şefkat ve kaynak oldu
ve ben sadece gecesel amaca hizmet ediyordum.



Pablo Neruda
şiirci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Kasım 2010, 01:23   #9
Üye
 
şiirci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2010
Mesajlar: 45
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi
Standart Ağaçların Dallarında Niçin Kalır Güz

Ağaçların Dallarında Niçin Kalır Güz

Ağaçların dallarında niçin kalır güz
yapraklar düşene dek?

Ve nerede asar o
kendi sarı pantolonlarını?

Doğru mudur güzün beklemekte olduğu
olacak olan bir şeyi?

Belki bir yaprakta titreyecek
ya da evren uğrayacak geçerken?

Toprağın altında bir mıknatıs mı var,
güzün kardeşi olan bir mıknatıs?

Ne zaman emredilir toprağın altında
gülün önceden belirlenmişliği.


Pablo Neruda
şiirci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05 Kasım 2010, 01:24   #10
Üye
 
şiirci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 05 Kasım 2010
Mesajlar: 45
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi
Standart Ağır Ölüm

Ağır Ölüm

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.


Pablo Neruda
şiirci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
aci, aclik, açlık ve öfke, acı çekmedim, adada, adada gece, adada rüzgâr, adalara, adalara gelirler, adini, adonis, adonis gibi angela, agaca, agacin, agaclarin, agir, agit, ailelerdeki, ailelerdeki melankoli, akiskan, akışkan kaymak, alandaki, alandaki ölüler, alberto, alberto rojas, alci, alçı maskeleri, almería, altin, altinin, altın, altının yolu, alvarado, ama, amerika, amerikaya, amerika’nin, anaconda, anayurdun, anayurt, angela, anmam, ağaca giriş, ağaçların dallarında, ağacın çizgisi, ağır ölüm, ağıt, bayramlarla, bolmek, bos, cekmedim, cizgisi, company, copper, dallarinda, dogru, dolu, eger, gece, gelirler, geliyor, gibi, giris, güz, jiménez, kalir, kaymak, kosecikte, kum, maskeleri, melankoli, mining, mudur, neruda, niçin, öfke, oluler, ölüm, ordunu, ozgu, pablo neruda, rojas, ruzgâr, savasi, seni, sevdasi, sihirbazlari, silâhlandirirsan, ucarak, yere, yolu, İstiyorlar

« - | - »

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:58.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.