Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Makaleler

Makaleler Makale bölümü

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Haziran 2009, 18:56   #1
Aktif Üye
 
Teslim Töre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 Ocak 2009
Mesajlar: 239
Teşekkürler: 0
144 Mesajına 356 Kere Teşekkür Edildi
Standart Genel kurmayı düsmansız bırakmak

GENEL KURMAYI DÜŞMANSIZ BIRAKMAK

Teslim TÖRE

5 Haziran Nazım Hikmet’i anma günüydü. Devlet televizyonu TRT TÜRK de andı. Sunucu,Nazım’ın ordu içinde örgütlenmesi, orduyu ayaklanmaya teşvik etmesi gibi yalan gerekçelerle suçlandığını anlatıyordu. Nazım Hikmet’in bu iktidar tarafından yeniden vatandaşlığa alındığını, iadeyi itibar yapıldığını gururla sunuyordu. Aynı gün Genel Kurmay Başkanı Washington’da çözüme birazcık yaklaşmış olan Kürt sorunu konusunda açıklama yapıyordu. “Gider arar, bulur imha ederiz” diyordu PKK’ liler için.

Tıpkı altmış küsur yıl önce Nazım Hikmeti Türk ordusunu “ayaklandıracak ” gerekçesiyle düşman ilan edip, “gidip arayıp bulup” zindanlarda çürüttükleri ve imha planlarını yaparken de Nazım’ın Sovyetler Birliğine kaçarak canını kurtarması ve sonra da “vatan haini” ilan edilmesi gibi. Nazım Hikmet gibi birisinin Türk Ordusunu ayaklandıracağına o zaman kaç kişi inanmıştı bilinmez ama, bu düşmanlık iftirası Nazım’ın bitmez tükenmez acılar çekmesine ve çok sevdiği ülkesinden uzakta yaşayıp ölmesine neden olmuştu. Sırf bir düşman bulmak için Nazım Hikmet bulunmuş, düşman ilan edilmiş ve zulme uğratılmıştı. Türk Genel Kurmayı için en kötü şey düşmansız kalmaktır. Cumhuriyetin kuruluşundan beri, kendi yarattığı düşmanla, Türkiye siyasetine egemen oldu, her zaman politikanın içinde kaldı ve toplumu zor ve zorbalıkla yönetti.

Söz konusu düşmanlık politikası temelinde bir çok cunta yaptılar, Bakanlar başbakanlar astılar. Daha sonra Nazım gibi onların hepsinin itibarı da iade edildi. Anıt mezarlara kondular. Ama o sahte düşmanlık politikası asla son bulmadı. Uzun bir süre solu düşman ilan ettiler. Tümden imha etmek için iki askeri faşist cunta yaptılar. Binlerce genç insanı öldürdüler, işkenceden geçirdiler, zindanlarda çürüttüler, eğitim, öğretimden uzaklaştırdılar. Bir kuşağı bu sahte düşmanlık politikası temelinde yok ettiler. Bu kuşağı yok etmek için, sivil faşistlerle, dinci şeriatçılarla ittifak yaptılar. Dünya çapında beyinleri imha ettiler.

Düşünmeyen, düşünce üretmeyen, ülkesini, insanını düşünmeyen, bencil, çıkarcı, itaatkar, yoz bir gençlik yaratmaya çalıştılar. Şimdilik kısmen de olsa başardılar. Ama hala düşmansız kalmayı benimseyemediler. O nedenle de Kürtleri düşman ilan ettiler. Şimdi de onları imhaya çalışıyorlar. Kürt sorunu çözüme biraz yaklaşınca ödleri kopuyor. Düşmansız kalmak Genel Kurmay’ın uykusunu kaçırıyor. Düşmansız kalmamanın yol ve yöntemlerini arıyorlar. PKK’nin ateş kes yapması canlarını çok sıkıyor. “gider arar buluruz yok ederiz” diyorlar. Ama Kürtler örgütlü ve silahlı. Arayıp bulmaya, “imha etmeye” giderken şehit veriyorlar, dolaysıyla da düşmanlığı körüklüyorlar.

Genel Kurmay Başkanı :”defalarca söyledim. Türkiye maalesef terörle yaşamak zorunda. Ama bunu tepe noktalardan alt noktalara indirmemiz gerekiyor” diyerek Türkiye halkına düşmansız kalmamaları gerektiği telkininde bulunuyor. Üstelik “tepeden tırnağa” herkese kabul ettirmeye çalışıyor. Ülkesinin güvenliğinden sorumlu olduğu insanına, “terörle yaşamak zorundasınız” diyen bir Genel Kurmay Başkanının hiç bir demokratik ülkede bulunacağını sanmıyorum. Güvenliğinden sorumlu olduğu ülkenin insanına, çözme olanağı varken hem de çok kolay çözülecek hale gelmişken çözmek yerine, “terörle yaşamak zorundasınız” diyen bir Genel Kurmay Başkanına: biz “terörle yaşamak zorundaysak sizin orda ne işiniz var” diyen de olmuyor?

Belli ki, Genel Kurmay Başkanı’nın amacı ve işi “terörü yok etmek, ülkeyi ve toplumu terörden kurtarmak” değil. Terör öcüsüyle toplum ve sistem üzerindeki baskısını artırarak devam ettirmektir. Değilse Kürt sorunu bir doyum sürecine girmiş, çözüm için çabalar gösteriliyorken, hükümeti ve bütün devlet kurumlarını ‘PKK ile görüşmeyin” diye tehdit etmese “terörle yaşamak zorundasınız” dediği şey çözülebilecek. Ama çözülmesini istemiyor.
Toplumun gözünü onla korkutarak baskısını bir süre daha sürdürmek istiyor.

Ordu geçmişte yapmış olduğu cuntaların tümünü, emperyalizmin, özellikle de ABD emperyalizminin onayı ile yapıyordu. Bu gün artık öyle bir olanağı kalmadı. Emperyalizm hiç olmazsa şimdilik, eskisi gibi cuntalara gereksinim duymuyor. O nedenle ordu cunta yapamıyor. Cunta yerine hükümet üzerindeki etkisini artırmak için çok ilginç yöntemlere başvuruyor. Bunların başında da korku geliyor. Türkiye’nin hiçbir zaman için Yugoslavya gibi olmayacağını her kesten iyi bilmesine rağmen barışın sağlanması halinde Türkiye’nin Yugoslavya gibi olacağını söyleyerek etrafa korku yayıyor.

Her şeyden önce PKK’nin Türkiye’yi bölmek gibi bir derdi yoktur. Bunu defalarca açıkladılar. İkincisi, onlarca yıldır Kürt, Türk düşmanlığının yaratılması Kürt ve Türk halkının birbirini kırması için çokça zorlanmasına rağmen bu çabalar sonuçsuz kaldı. Sonuncu olarak ta bin yıllık bir beraberliği içerisinde, ülkenin kurtuluşu için birlikte savaşmış, ortak vatan yaratmak için koyun koyuna ölmüş, kız alıp vermiş, bu ilişkilerde milyonlarca akraba bağı oluşmuş. Kürtler arasında da Türkler arasında da akrabalık, yani kan bağı hala ulus bağı kadar güçlü durumda. Genel Kurmay Başkanı Kürt ve Türk halkının bu sosyolojik tarihsel ve toplumsal ilişkiler durumu ile Yugoslavya’nın sosyolojik durumunun aynı olmayacağını çok iyi bilir. Ama ona gerçekler değil, korku yaratmak gerekli. O nedenle bu anlamasız,ve asılsız korkuları üretiyor.

Yunan Mitolojisinde, Her kül, Sampson, Delile gibi bazı mitoslar vardır. Örneğin her kül, her şeyi devirir,yıkar alt-üst eder kimsenin gücü yetmez. Hasımları düşünürler, “acaba bu gücü nerden alıyor” diye. Sonunda ayağını toprağa bastıkça topraktan enerji aldığını keşfederler. Daha sonra bir punduna getirir ayağını yerden keserek gücünü bitirir yenilgiye uğratırlar. Bir başka mitos olan Sampson, gücünü uzatmış olduğu saçlarından alıyordur. Onu da düşünerek sırını keşfedip uyurken saçını keserler, her kül bütün gücünü kaybeder vb.

Onlarca yılın deneyimlerinde de görülüyor ki, Türk Ordusu iktidar üzerinde egemenlik kurma, toplumu yönlendirme enerjisini düşman üretmek, toplumu düşmanla korkutmaktan buluyor. Bu durumda, ordunun ülkeyi yönetmekten, topluma baskı uygulamaktan, bu uğurda cuntalar yapmaktan vazgeçmesi ve kendi asli görevine dönmesi için orduyu düşmansızlaştırmak, düşmansız bırakmak gerekiyor. Bu işte galiba PKK’ye düşüyor. Çünkü şimdi PKK’yi düşman olarak görüyor, gösteriyor. PKK Orduyu düşmansız bırakmayı başarabilirse, hem barışı sağlamış hem de Türkiye halklarını baskı ve zulümden kurtarmış,
Sistemin rayına oturmasını sağlamış olur.

PKK’nin mevcut konumlanması, orduyu düşmansız bırakmak için, silahsızlanmasını gerektirmiyor. Sadece belli bir süre için ordunun ulaşabileceği yerlerden çekilip, silahıyla kalması fakat çekilmiş olduğu alana gelmedikleri sürece silahı kullanmaması orduyu düşmansız bırakmasına yetiyor. Tabi ki bu sefer geçmişteki gibi bir çekilme yaşanmayacaktır.
Silah kullanılmayacaktır ama onun yerine ondan daha etkili hale gelmiş olan kitle eylemini, kitle mücadelesini, yerel yönetim gücünü, parlamenter mücadeleyi, her türden toplumsal muhalefet eylemini kullanacaktır. Bu bağlamda, Türkiyelileşme, solun birliğine katkı yaparak sol bir seçenek oluşturma, enternasyonal bağlar kurup, evrensel boyutta geliştirme, diplomatik faaliyetlere ağırlık verme, politik kadroları çoğaltma vb. gibi mücadele yöntemlerini güçlendirerek yeni bir süreci fiilen başlatmış olur.

Böylesi bir Genel Kurmayı düşmansızlaştırma politikası, bir yanda devlet üzerindeki militer ağırlığı azaltırken sivil aktiviteyi artırır, sivil toplum örgütlerinin güçlenmesine katkı yapar. Zıtların birliği gereği Ordunun da politikadaki ağılığını azaltır. Buna kaşın PKK silahı bırakmadığı için gücünü korumaya devam ederken, kendisi de silah kullanmadan da daha güçlü mücadeleler ürettiğini görür, silahı bırakma korkusunu yener ve süreç içerisinde silahın bir gereksinim olmaktan çıktığını anlayarak tümüyle siyasi mücadeleye hazırlanır. Böylece sadece orduyu düşmansız bırakmış olmaz, kendisi de düşman olmaktan kurtulur. Dolaysıyla da bir taşla birkaç kuş vurma fırsatını yakalamış olur.

Gelinen noktada, Moskova Önleri Savaşının komutanı Ponfilov’un dediği gibi : düşünmek, düşünmek, yine düşünmek gerekiyor. Çünkü süreç eylemden çok düşünmeyi gerekli kılıyor.
Düşünce üretimini başa almak gerekiyor. Savaş yeteri kadar yapıldı artık yerini düşünmeye bırakmalıdır. Koşullar çok değişti. Psikolojik ortam farklı yaklaşımları zorunlu kılıyor. Yanlış yapmamaya özen göstermek gerekiyor.Bu ortamın yanlışları kolay telafi edilemez. İnsan yaşamında olduğu gibi toplumsal mücadele yaşamında da geçiş dönemleri önemlidir. Dikkat edilmediği taktirde nasıl ki bir insanın geçiş döneminde yanlış bir davranışı ömrü boyu kalıcı bir arıza yaratırsa toplumsal mücadelenin geçiş süreçlerinde de yapılacak olan bir hata kalıcı iz bırakır.

Teslim TÖRE
Teslim Töre isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teslim Töre Kullanıcısına Bu Mesajı için Teşekkür Edenler: 5 Kullanıcı
alevliyıldız (09 Haziran 2009), Amed_Dersim (12 Haziran 2009), düşünsel (08 Haziran 2009), İŞÇİ (15 Haziran 2009), Zafer.53 (16 Haziran 2009)
Alt 08 Haziran 2009, 23:02   #2
Aktif Üye
 
düşünsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2008
Mesajlar: 1,457
Teşekkürler: 1,352
601 Mesajına 939 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Düşünmeyen, düşünce üretmeyen, ülkesini, insanını düşünmeyen, bencil, çıkarcı, itaatkar, yoz bir gençlik yaratmaya çalıştılar. Şimdilik kısmen de olsa başardılar. Ama hala düşmansız kalmayı benimseyemediler. O nedenle de Kürtleri düşman ilan ettiler. Şimdi de onları imhaya çalışıyorlar. Kürt sorunu çözüme biraz yaklaşınca ödleri kopuyor. Düşmansız kalmak Genel Kurmay’ın uykusunu kaçırıyor(Teslim Töre)

Düşünmeyen,düşünce üretmeyen bir resim içinde yer alan kişi,aslında kendine dayatılan bir düşünceden başka bir düşünceyi kabul etmek istemiyor ve bundan korkuyor.Kendi düşüncesi nedir?Ve kim bu düşünceyi dayatıyor?

Eski tarihlerde ''Mankurt'' denilen bir olgu vardı.Çin'liler tarafından bulunduğu iddia edilen bu işkence-duyarsızlaştırma çerçevesi içinde yer alan bir kişi,belli bir işkence tekniği sonucunda akli yetilerini kullanamaz hale gelir ve istenildik yönde hareket ettirilen bir metaaya dönüşürdü.Ne denilirse onu yapar,sorgulamaz düşünmez di...!

Günümüz toplumunda da buna benzer bir işkence metodu görülmekte ve bu metod ''kul'' luk olarak karşımıza çıkmakta... sayın Töre'ninde vurgusunda bulunduğu gibi Vatan bölünüyor,her yanımız düşmanlar ile dolu vs vs gibi korkularla yaşamlarını idame ettirmekte olan bu kitle,her halükarda askeri güce kayıtsız şartsız teslim olmak zorunluluğunda kendini görmekte...Tıpkı Osmanlıda yaşayan bir bireyin askeriyeye ''peygamber ocağı'' olarak baktığı minvalde...

Türk ordusu dünyanın en büyük orduları içinde görünmekte ve sadece askeri anlamda değil yaşayan halkın büyük bölümünde de her birey kendini asker olarak görmekte...Askeriyen in gücünü yitirmesi bir reaksiyon olarak toplumda büyük değişimlerin kapısını açabilir;belki Anadolu topraklarında 2.bir ''vakay-ı hayriye'' olayı yaşanılabilir!!!

Ama Anadolu halkı şu an için bu olaya karşı hazırlıklı mıdır!!!

Böyle devasa bir değişim noktasında PKK nin üstünde büyük bir yük var ama bu yükün altından tek başına kalkması zor görünmekte...Belki kısmi olarak bu yükün altından kalkabilir ama edirneden hakkariye kadar olan çerçevenin değişiminde, toplumda demokratik düşüncede yer alan her bir kişinin de destek vermesi gerekmekte...

Sayın Teslim Töre,''yoz'' bir düşüncenin kısmen oluşturulduğu noktasında size katılıyorum.Böyle bir düşüncede yer alan birey,kendisine ne verilirse onu kesin doğru olarak kabul etmektedir ki kendisine doğru olarak dikte edilen şeyler genelde küçüklükten itibaren verilmeye başlanılıyor ve yetişkinlikte genelde iletişim araçlarıyla veriliyor.Örneğin medyanın gücü bu bağlamda önem kazanıyor ve medyatik gücü oluşturan obje ise sermaye ile doğrudan bağlantılı.PKK Nin ''barış'' sal bir tutumu ve silahları sadece meşru müdafa noktasında kullanmasına rağmen,medyayı kontrol eden güç,topluma her fırsatta PKK nin tam tersi istemlerde olduğunu göstermekte.Ve yozlaşan bir düşünce,kendisine verilenle yetindiğinde nasıl bir değişim olacaktır?

Salt askeri gücün zayıflaması,toplumu degiştirebilir mi? Ki genel kurmay bir noktada ''üst yapıyı'' temsil etmekte diyebiliriz.Ama PKK nin Kürt halkını ''alt yapıdan'' değiştirerek üst yapının değişimine doğru bir çerçeveye bağladığı düşünüldüğünde,Türk etnistesininde tam tersi bir çerçevede (genelleme) olduğu düşüldüğünde,bu bağlamda pkk nin barış tutumunda ısrar etmesi sizinde vurgunuzda bulunduğunuz üzere çok önemli olmakta...

saygı ve dostlukla...
düşünsel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08 Haziran 2009, 23:56   #3
Banned
 
alevliyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 Şubat 2009
Mesajlar: 1,160
Teşekkürler: 106
210 Mesajına 302 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Alıntı:
Teslim Töre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
PKK’nin mevcut konumlanması, orduyu düşmansız bırakmak için, silahsızlanmasını gerektirmiyor. Sadece belli bir süre için ordunun ulaşabileceği yerlerden çekilip, silahıyla kalması fakat çekilmiş olduğu alana gelmedikleri sürece silahı kullanmaması orduyu düşmansız bırakmasına yetiyor. Tabi ki bu sefer geçmişteki gibi bir çekilme yaşanmayacaktır.

Silah kullanılmayacaktır ama onun yerine ondan daha etkili hale gelmiş olan kitle eylemini, kitle mücadelesini, yerel yönetim gücünü, parlamenter mücadeleyi, her türden toplumsal muhalefet eylemini kullanacaktır. Bu bağlamda, Türkiyelileşme, solun birliğine katkı yaparak sol bir seçenek oluşturma, enternasyonal bağlar kurup, evrensel boyutta geliştirme, diplomatik faaliyetlere ağırlık verme, politik kadroları çoğaltma vb. gibi mücadele yöntemlerini güçlendirerek yeni bir süreci fiilen başlatmış olur.

Böylesi bir Genel Kurmayı düşmansızlaştırma politikası, bir yanda devlet üzerindeki militer ağırlığı azaltırken sivil aktiviteyi artırır, sivil toplum örgütlerinin güçlenmesine katkı yapar. Zıtların birliği gereği Ordunun da politikadaki ağılığını azaltır. Buna kaşın PKK silahı bırakmadığı için gücünü korumaya devam ederken, kendisi de silah kullanmadan da daha güçlü mücadeleler ürettiğini görür, silahı bırakma korkusunu yener ve süreç içerisinde silahın bir gereksinim olmaktan çıktığını anlayarak tümüyle siyasi mücadeleye hazırlanır. Böylece sadece orduyu düşmansız bırakmış olmaz, kendisi de düşman olmaktan kurtulur. Dolaysıyla da bir taşla birkaç kuş vurma fırsatını yakalamış olur.

Gelinen noktada, Moskova Önleri Savaşının komutanı Ponfilov’un dediği gibi : düşünmek, düşünmek, yine düşünmek gerekiyor. Çünkü süreç eylemden çok düşünmeyi gerekli kılıyor.
Düşünce üretimini başa almak gerekiyor. Savaş yeteri kadar yapıldı artık yerini düşünmeye bırakmalıdır. Koşullar çok değişti. Psikolojik ortam farklı yaklaşımları zorunlu kılıyor. Yanlış yapmamaya özen göstermek gerekiyor.Bu ortamın yanlışları kolay telafi edilemez. İnsan yaşamında olduğu gibi toplumsal mücadele yaşamında da geçiş dönemleri önemlidir. Dikkat edilmediği taktirde nasıl ki bir insanın geçiş döneminde yanlış bir davranışı ömrü boyu kalıcı bir arıza yaratırsa toplumsal mücadelenin geçiş süreçlerinde de yapılacak olan bir hata kalıcı iz bırakır.
teslim töre'nin bu görüşlerini çok değerli buluyorum. düşünen ve ülke sorunlarına çözüm arayan bir ilerici olarak doğrulara değiniyor. düşmansız yapamayan bir kurumu silahsız bırakmak için yapılması gerekeni anlatıyor. inatla savaşı sürdüren tarafı inadını boşa çıkaracak bir yol öneriyor.

önerilen yol özetle, silahı çözümsüzlük için kullanan tarafı silahsız bırakma taktiğidir. ulaşılabilir bir silahlı güç olmazsa ısrarla çözümsüzlüğü dayatmak güçleşecektir. bu doğru bir düşünce. üstelik, silahın bitirdiği güçler daha kitlesel ve demokratik alanlara seferber edilerek, halk insiyatifi yükseltilebilecek ve doğru bir yaklaşım tutturulabilirse belki de batıya da bu yansıyacaktır.

yalnız az biraz şakayla karışık, sayın teslim töre'nin "belli bir süre için ordunun ulaşabileceği yerlerden çekilip, silahıyla kalması fakat çekilmiş olduğu alana gelmedikleri sürece silahı kullanmaması orduyu düşmansız bırakması" önerisi ile ilgili olarak aklıma gelen bir iki noktaya değinmek isterim.

birincisi, pkk zaten geçmişte de silahlarıyla birlikte çekilmiş ve ordu yaklaşmadığı sürece eylemsiz kalmıştı. dolayısıyla bu pek yeni bir öneri değil.

sonra "bu sefer geçmişteki gibi bir çekilme yaşanmayacaktır" denmesini anlayamadım. ulaşılamayacak bir yere çekilmesi öneriliyor ama bu nasıl geçmişteki gibi bir çekilme anlamına gelmiyor?

ikincisi, "ulaşılamayacak yer" neresi? ordu kandil dahil her yeri operasyon alanı haline getirebildiğine göre bu yeni yer neresi olabilir? kuzey ırak'ın daha da içleri mi? kuzey kürdistan'ın bilinmeyen yeraltı dehlizleri mi?

tekraren belirteyim: öneriyi olumlu buluyorum. düşünen her kafanın, sorumluluk sahibi her ilericinin kabul edeceği öneri bu.

benim önerim biliniyor: pkk'nin artık silah bıraktığını ve silahlı mücadele vermeyeceğini açıklaması gerektiğini düşünüyorum. orduyu düşmansız bırakacak olan budur.

sonrasında demokratik ve parlementer yollarla, toplumun geniş kesimlerini kapsayan bir dil ve istemlerle çok şey zorlanabilir.

bu önerim gerçekçi bulunmayabilir. o zaman teslim beyin önerisi üzerinde düşünelim. sözü teslim töre'nin son sözlerini tekrarlayarak tamamlıyorum:

"Gelinen noktada, Moskova Önleri Savaşının komutanı Ponfilov’un dediği gibi : düşünmek, düşünmek, yine düşünmek gerekiyor. Çünkü süreç eylemden çok düşünmeyi gerekli kılıyor.
Düşünce üretimini başa almak gerekiyor. Savaş yeteri kadar yapıldı artık yerini düşünmeye bırakmalıdır. Koşullar çok değişti. Psikolojik ortam farklı yaklaşımları zorunlu kılıyor. Yanlış yapmamaya özen göstermek gerekiyor.Bu ortamın yanlışları kolay telafi edilemez. İnsan yaşamında olduğu gibi toplumsal mücadele yaşamında da geçiş dönemleri önemlidir. Dikkat edilmediği taktirde nasıl ki bir insanın geçiş döneminde yanlış bir davranışı ömrü boyu kalıcı bir arıza yaratırsa toplumsal mücadelenin geçiş süreçlerinde de yapılacak olan bir hata kalıcı iz bırakır."
alevliyıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09 Haziran 2009, 00:38   #4
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

ikincisi, "ulaşılamayacak yer" neresi? ordu kandil dahil her yeri operasyon alanı haline getirebildiğine göre bu yeni yer neresi olabilir? kuzey ırak'ın daha da içleri mi? kuzey kürdistan'ın bilinmeyen yeraltı dehlizleri mi?
sayın alevliyıldız bu cümleden yola çıkarak siz bir coğrafi alan anlıyor ve alan arıyorsunuz..
ben ise..; "ulaşılamayacak yer" sözünü farklı algılıyorum..
burası bir çoğrafi alan değildir. ve aslında başlamıştır bile..
siyasallaşma alanıdır.. kitlenin öne çıkmasıdır. argünmanların.. meşrulaşmasıdır. gerillanın arka plana düşmesi siyasi çizgi
nin artık kitle ve yapıları ile öne çıkmasıdır.
sayın öcalan siyaset akademileri gerçekleri araştırma komisyonu halkın(demokratlar-aydınlar vs. dahşil) yaşanan savaşı sorgulayan-yargılayan, adalet arama temsili mahkemeleri vs. önerileri de bu anlamdadır..

bu tarzlar öne çıktıkca, ve ülke diğer muhalif dinamikleri de yaşananlara müdahil oldukça bu gerçekleşir.. pkk elinde silah da olsa, kandilde de olsa, yerin altına da girse fark etmez.. artık ortada siyasallaşmış ve meşru bir toplumsal muhalefet vardır..

ben böyle algıladım.. diye belirteyim istedim..
sanırım teslim abi bunu açıklar...
ortak-akıl...

saygılarımla

suat
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…

Konu suat tarafından (09 Haziran 2009 Saat 00:40 ) değiştirilmiştir.
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10 Haziran 2009, 15:40   #5
Aktif Üye
 
Teslim Töre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 Ocak 2009
Mesajlar: 239
Teşekkürler: 0
144 Mesajına 356 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Sayın Suat danışmanın, "ortak akıl "şiarıyla başlayarak, sayın tartışmacılara sevgi ve saygılarımı sunmak istiyorum. Böylesini ön açıcı ,açımlayıcı tartışmalara çok ihtiyacımız olduğuna inanıyorum.
Sayın Düşünsel Danışman'nın yazdıklarına bir itirazım ve katabileceğim fazla bir şey yoktur. Aama "salt askeri gücn zayıflaması toplumu değiştirebilirmi?" sorusu üzerinde biraz durmak istiyorum.
Elbette normal demokratik bir sistemin olduğu bir ülke için doğrudur, toplumu değiştiremez. Ama Türkiye' de ordunun eli, burnu her yerde. Eğitim, hukuk, sağlık, ergenekon, derin devlet, faili mechul cinayetyer, çeteleşme vb. aklına gelen ne ve nere varsa ordu her yerdedir ve her yerin her şeyinede sadece karışmaz müdahale eder. Ordunun biraz zayıflaması halinde bir çok alan daha bağımsız davranır. Belki köklü bir değişim olmaz ama ,bir çok şey değişebilir. Örneğin, Zayıflayarak Cumhur Başkanı, Başbakan, hükümet sözcüsü yerine konuşmuktan geri düşse, "devletin hiç bir kurumu PKK ile görüşemez" diyerek bütün devlet kurumlarını tehdit edip korkutacak seviyenin altına inse inan ki çok şey değişecektir. Devlet üzerinde adeta korporatif bir yapı gibi duruyor. Devleti kilitleyebiliyor. Bu gücünü kaybederse çok şey değişir.
Bir yıl ya da daha az bir zamandır, bazı basın ve basın mensuplarınca eleştiriliyor. Bu bile orduyu epeyce zorluyor. Basına verilen çok önemli bilgiler orduyu epeyce yıprattı. Ordu miti bir kez yıkılınca, Türkiye tek bir güç tanagından yönetilmekten kurtulup, her kurum kendi tüzel kişiliğine kavuşunca çok şey değişebilir diye düşünüyorum..
Saygılarımla.
Sayın Alevliyıldız Üye Belirtmiş olduğunuz:"PKK'nin artık silah bıraktığını ve silahlı mücadele vermeyeceğini açıklaması gerektiğini düşünüyorum" görüşünüze ortam hazır olsa bende katılırım. Ama otuz yıldır silahla yatıp silahla kalkan ve öyle yaşadığı içinde önemli kazanımlar elde etmiş bir güce hemen birdenbire silah bıraktırmak kolay değil. ikinci olarakta, bunu: yeteneksizlerin yeteneklileri yönetmiş olduğu Türkiye'yi yönetenler düşünemezler ama PKK, siyasi alanda, toplumsal ilerlemenin süreci üzerinde sağlıklı bir denetim sağlamadan silahı bırakırsa o silahı ve yeri kapmak için bekleyen hem belli güçler ve hemde provakatörler var. Örneğin "hızbullah" ya da başkaları gibi.
O nedenle bence, PKK sindire sindire silah bırakmaya yönelmeli diye düşünüyorum.
Evet sayın Alevliyıldız PKK geçmişte de silahlarıyla birlikte ordunun ulaşamayacağı yere çekilmişti. Ama o zaman bugünkü kadar fazla ve etkili mucadele araç ve gereçlerine sahip değildi. Bakın DTP Parlamento da hem muhalefeti hem iktidarı, hem orduluyu o karad sıkıştırıyorki bir kaç gündür basın bu haberlerle dolup taşıyor. Bu çok etkili , türkiye ve dünya çapında etki yapan mücadele aracı eskiden yoktu. DTP'nin öncülüğünde demokratik kitle örgütleriyle yapılan kitlesel eylemleri, yüze yakın Belediye ve belediye meclis üyelerinin oluşturmuş olduğu sivil toplum gücü, küçük generallerin eylemleri ve Türk adliyesini teşhir etmeleri, AİHM de elde edilen kazanımlarla türk devletinin yıpratılması(birisi daha dün gerçekleşti, bu konuda Türkiye ilk ceza alan devlet durumuna düştü), vb. gibi çok etkin ve önemli mücadele araçları üretildi ve çok aktif hale getirildi. Bunların daha da etkinleştirilerek gerillayı da gereksiz hale getirecek bir arena mevcüt. O nedenle tekrar da olsa bir daha denenmelidir diye düşünüyorum.
Bu durumda sayın Suat Danışman'ın, tesvir olarak belirtmiş olduğu, siyasallaşma, siyasal alanı doldurma, siyaseti gerillanın ve silahlı mücadelenin önüne çıkartma durumu oluşur. "Kitlenin öne çıkması, siyasi argümanların meşrulaştırılması " gerçekleşir. Dolaysıyla da Suat Danışman'ın belitmiş olduğu mekanizmalar tümüyle devreye girer.
Bir üretken tartışma arenası yaratmış olduğunuz için siz sayın tartışmacılara tekrardan saygılarımı sunuyorum.
Teslim Töre isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teslim Töre Kullanıcısına Bu Mesajı için Teşekkür Edenler: 2 Kullanıcı
düşünsel (10 Haziran 2009), İŞÇİ (15 Haziran 2009)
Alt 12 Haziran 2009, 01:09   #6
Aktif Üye
 
düşünsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2008
Mesajlar: 1,457
Teşekkürler: 1,352
601 Mesajına 939 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Sayın Teslim Töre

PKK nin yürüttüğü mücadelenin zafer ile taçlanması çerçevesi oluşursa bunun Türkiyede toplumsal bazı değişimlerede sebebiyet vereceği noktasında bazı kesimlerde bir düşünce hasıl olmakta-oluyor.Pkk nin bu toplumsal değişimde oynadığı rol kadar,toplumun değişiminde rol alacak ''insan resmi'' de önem kazanmakta.Bu noktada toplumu oluşturan insanlar ''demokratik'' bir kimliğe evrilecek bir görünümde durmakta...(genel sağ düşünce anlamında)...

PKK nin siyasal anlamda siyasal erki degiştirmesi mücadelesinin yanında ''insan''ıda değiştirme mücadelesi sürmekte ki Öcalan'ın sıklıkla vurguladığı ''özgür insan'' çerçeveside bunu teyit etmekte...Ve buda sosyolojik bir mücadele olarak görünmeli ki,bence asıl önemli nokta burada yatmakta...

Son süreçte toplumun bir kesimi(siyasal kesim) ''barış'' noktasında oldukça fazla enerji sarf ediyor.''barış'' söylemi genel olarak Siyasal anlamda ele alınıyor ve tüm herşey buna endekslenmiş durumda.Peki ama barışı isteyen insan resmi nasıl olmalı? diye çok fazla bir görüş ortaya konmuyor ve toplumu bu yöne çekecek aydınlarda çok fazla gözükmüyor.Ki barışın uzamasının altında bu yatmaktadır.örneğin hali hazırda halen daha ''Türklük'' objesinin bilimsel bir gerçekliği oluşturulmamış bu coğrafyada ve bu insanlar sizinde mesajınızdaki minval üzere ''türklüğü'' aslında ''kürt-yabancı'' düşmanlığı üzerine inşa etmişler siyasal erk eliyle.Ya da Kürt etnisitesi barış vuku bulduğunda ‘’vatandaşlık’’ objesine nasıl tavır alacaklar ki onların istemi hali hazırda ‘’eşitlik-adalet ten yana…

Barışın gerçekleşip siyasal anlamda bir rahatlık dönemi vuku bulmasına binaen ''Öcalan'ın'' çizdiği ''özgür insan'' profili hali hazırda bir devlet içerisinde yer alacak bir vatandaş objesinden çok farklı bir çizgi çizmekle birlikte bu resimde yer alan bir insan ''devlet'' e bir noktada karşı olacak bir görünümde...Öcalan-pkk nin çizmiş olduğu insan resminin genele yayılması için ''barış'' olgusu genel bir topluma-insana gitmek için bir araç olarak mı görülmelidir?Çünkü Öcalan'ın çizdiği resimdeki karakter ile şu anda mevcut siyasal istemlerin hayata geçmesi arasında bir doku uyuşmazlığıda bulunmakta...Ki bu resimdeki insan portföyü oldukça fazla ''sol'' ile çerçevelenmiş bir görünümde.(katılanma yabilir bu görüşe)...

sayın Teslim Töre,kısa vadede barış'ın tesis edilmesinden sonra uzun vadede barış çerçevesinde yaşayan insan portföyü nasıl olacak-olmalıdır size göre?


saygı ve dostlukla...
düşünsel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12 Haziran 2009, 11:32   #7
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

benim önerim biliniyor: pkk'nin artık silah bıraktığını ve silahlı mücadele vermeyeceğini açıklaması gerektiğini düşünüyorum. orduyu düşmansız bırakacak olan budur.

sonrasında demokratik ve parlementer yollarla, toplumun geniş kesimlerini kapsayan bir dil ve istemlerle çok şey zorlanabilir.

bu önerim gerçekçi bulunmayabilir. o zaman teslim beyin önerisi üzerinde düşünelim. sözü teslim töre'nin son sözlerini tekrarlayarak tamamlıyorum:


sevgili alevliyıldız..
bu önerim gerçekçi bulunmayabilir. diyorsunuz .. neden acaba diye düşündünüzmü.. ?? bir öneriyi başkaları onaylar-onaylamaz ama öneren kişi nerelerine niçin itiraz olabileceğini de biliyordur..
pkk'nin artık silah bıraktığını ve silahlı mücadele vermeyeceğini açıklaması gerektiğini düşünüyorum. orduyu düşmansız bırakacak olan budur.

* öncelikle bu önerinin aslında pkk nin önerisi olduğunu belirteyim.. bunu ilk dillendiren sayın öcalan oldu ve pkk kabul etti..
-- silahları bırabiliriz.. silahlı mücadele gerekeni yapmış misyonunu tamamlamıştır-- dedi
--gerekli koşullar yaratılırsa biz buna hazırız -- denildi..
* bu anlamda önce silahlı güçler ülke sınırları dışına çekildi.. çekilirken saldırılar oldu ve kayıplar yaşandı buna karşın çekilme devam etti. hatta pkk bu noktada ciddi eleştiriler aldı bazı gruplar ayrıldı..
* daha sonra iki defa silahsız barış heyeti ülkeye yollandı sınırda askerler güzel karşıladı ama içeriye attı hala içerdeler..
sevgili alevliyıldız..
bu önerim gerçekçi bulunmayabilir. diyorsunuz ama öneriniz gayet gerçekçi buna itiraz eden yok.. sadece önerinizde bir mantık ve muhatap hatası var....
mantık hatası var.. önerdiğiniz taraf zaten bunu önermiş ve yapmak için de girişimlerde bulunmuş ateş-kes ile hala bulunuyor..
önerinizi gerçekçi bulmayan sistem ve bazı "sol" kesimler..
muhatap hatası var. sizin önerinizi ciddiye almayan yada bunun uygulanmasını engelleyenler asıl muhatabınızdır.
sanırım önerilerinizi yanlış yerlere "dayatıyorsunuz"
ek olarak da..;
pkk'nin artık silah bıraktığını ve silahlı mücadele vermeyeceğini açıklaması gerektiğini düşünüyorum.
gerktiğini düşünmenizi taktirle karşılıyorum. süreci doğru okuyorsunuz anlamına gelir. ama aynı şekilde doğru okuyanları da lütfen görün.. belirttim bu öneri çok önce sahipleri tarafından dile getirildi.
sizin yapabileceğiniz işler yada öneriler bence..; bu önerinin oluşmasına engel olan zeminlere yüklenmek yada öneri getirmek olmalıdır.
örneğin..;
"taraf" gibilerine..;
hazır tsk ya yükleniyorsunuz bırakın pkk yi yok sayan bu tarzı, türkan abla yürüyüşü yada akplilerin yaptığı "vatandaşın söz hakkı" mitingleri gibi kalabalık barış mitingleri yapın...
hatta kürtleri de çağırın..
bu şekilde..
orduyu düşmansız bırakacak... bir ortam yaratır hatta sivil odakların siyasetteki gücünü hayırlı işlere yöneltirsiniz.. politik-fiziksel linç gibi işlere değil..
haksızmıyım..????
ha bu arada bazı sol çevrelere de bir şeyler demeniz gerekecek.. pkk düşmanlığından yada çekemezliğinden çatlayacaklar...

saygılarımla

suat
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…

Konu suat tarafından (12 Haziran 2009 Saat 11:34 ) değiştirilmiştir.
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12 Haziran 2009, 22:40   #8
Banned
 
alevliyıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08 Şubat 2009
Mesajlar: 1,160
Teşekkürler: 106
210 Mesajına 302 Kere Teşekkür Edildi
Standart

"benim önerim biliniyor: pkk'nin artık silah bıraktığını ve silahlı mücadele vermeyeceğini açıklaması gerektiğini düşünüyorum. orduyu düşmansız bırakacak olan budur." alevliyıldız

"öncelikle bu önerinin aslında pkk nin önerisi olduğunu belirteyim.. bunu ilk dillendiren sayın öcalan oldu ve pkk kabul etti.. " suat

emin misin suat? yanlış anlama ve savunma tarzına devam gibi göründü bana?

pkk ne zaman artık silah bıraktığını ve silahlı mücadele vermeyeceğini açıkladı?

geçici ateşkesi değil önerilen. sürekli ve nihai silah bırakma. ben açıkça öneriyorum, teslim bey de bu anlamda ele alınabilecek bir farklı öneriyle ortaya çıkıyor. yukardaki yazısının derinliğinden yeni ve cesur önerisini okuyabiliyorum.

"genelkurmayı düşmansız bırakmak"... konumuz bu. eğer derdimiz de gerçekten buysa, o zaman teslim olanları hâlâ bırakmadılarla oyalanmak doğru tarz olmaz değil mi? düşmansız bir kültürün yararına inanılıyorsa düşman kavramını politik yaşamdan çıkarmak gerektiği açık değil mi? eğer mesele bu değilse bahane bulmak çok kolay. bu ülkede bahaneden ve bananeden bol ne var ki?

ben önerimi gerçekçi bulmayabilirsiniz demiştim ama bugün bir yazı okudum. onun yanında benim öneri aşırı gerçekçi kalıyor. yarın belki onu buraya aktarırım.
alevliyıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12 Haziran 2009, 23:15   #9
Aktif Üye
 
düşünsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2008
Mesajlar: 1,457
Teşekkürler: 1,352
601 Mesajına 939 Kere Teşekkür Edildi
Standart

pkk ne zaman artık silah bıraktığını ve silahlı mücadele vermeyeceğini açıkladı?

geçici ateşkesi değil önerilen. sürekli ve nihai silah bırakma. ben açıkça öneriyorum, teslim bey de bu anlamda ele alınabilecek bir farklı öneriyle ortaya çıkıyor. yukardaki yazısının derinliğinden yeni ve cesur önerisini okuyabiliyorum.


Sayın alevliyıldız,PKK nin daha önce ateşkes dönemleri baz alındığında genel bir silah bırakma durumu oluşmadı.Ki şayet ateşkes dönemlerinde devlet tarafı bu ateşkese yeşil ışık yaksaydı,sizinde vurgusunda bulunduğunuz nihai-sürekli ateşkes daha önce gerçekleşmezmiydi?

Tersinden bir önerme yapalım;PKK Türk devletine şöyle dese;önce sen bırak silahları,askerlerin i çek kürt bölgelerinden sadece küçük bir oranda asker bulundur ve sonra seninle masaya oturalım'' dese hali hazırda çok marjinal bir durum olurdu galiba...!

düşmansız bir kültürün yararına inanılıyorsa düşman kavramını politik yaşamdan çıkarmak gerektiği açık değil mi?

Düşmansız bırakma noktası çok önemli ama bir o kadar da tehlikeli bir çerçeve içindedir de!
Yine tersten ve farklı bir çıkarsama yapalım;

12 Eylül'ü gerçekleştirenler ''sol'' u kendilerine ''düşman'' olarak görüyordu ve silahlı bir güçle ''düşman''a büyük kayıp verdirdiler ki günümüzde sol un bu durumda olması (12 eylül öncesine kıyasla) nın en büyük nedeni 12 Eylül dü...Şimdi ''sol'' un aynı düşmanı PKK yi tasfiye için herşeyi deneyecek ve olası bir zaferinde (tc'nin) Kürt hareketinin durumuda 12 Eylül sonrasına dönecektir...(12 eylülde sol-kürtler aynı baskılara maruz kalmıştır ki 12 eylül ü sadece sol üzerinden değerlendirdim,günüm üze örnek teşkil etsin diye)

İşte politik yaşamdan çıkarma olgusunu taşımak,kendinide politik yaşamdan çıkartma tehlikesinide PKK için beraberinde getirmekte...PKK silah bırakmış şu an (meşru müdaffa hariç) ve karşı taraftan yeşil ışık yanarsa bu silahlar bir daha çıkartılmamak üzere toprağa gömülür...Ve bu yeşil ışık ın yanması için eylüle kadar zaman var!!!

sonrasında ya ışıksızlık olur,
ya ışığa yürünür...


saygı ve dostlukla...
düşünsel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13 Haziran 2009, 02:03   #10
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

inat... gerçeklikle anlamlanır.. yoksa kör bir duruş, anlamsız bir yineleme olur.....

emin misin suat? yanlış anlama ve savunma tarzına devam gibi göründü bana?
pkk ne zaman artık silah bıraktığını ve silahlı mücadele vermeyeceğini açıkladı?

sevgili alevli yıldız.. aklınız alıyor mu.. bir örgüt silah bıraktığını nasıl belirtir..
* önce bunu dillendirir..
ve nedenleri ne ise ona göre de davranışlara girer..
1- yenilmiştir.. devam edecek kadroları kalmamıştır.
ben silahlı mücadeleyi bıraktım der.. ve .. ya teslim olur yada tarafsız bir alana sığınır..
pkk bu konumdamı..??
örneği var...
dy tüm merkez yapısı ile yakalanmıştı. ama dışarda hala etkili oranda kitlesi ve askeri yapı olmasa da buna dönüşecek illegal eleman potansiyeli vardı..
pkk o dönem dy nin yarısı kadar güç değildi..
hatta dy askeri yapılaşmaya da gitti karadeniz.. samsun-tokat-malatya-bekaa hattı ve artvin-kars- üzerinden rusya hattı vardı..
ne oldu.. çatışdı da silahları mı bıraktı yoksa bu yapıyı ortada bıraktıda mı yapı perişan oldu..
yaşanmışları var gerçeklikler var bunların üzerinden konuşalım...

2- gelinen konjoktörde silahlı mücadelenin bir iktidar olanağı yoktur. ama yok edilme olanağı da yoktur. koşullar olgunlaşmış ve siyasal alan gelişmiştir. artık silahlı mücadele yerini bu alana devretmek zorundadır..
buraya kadar tamam ve şartlar da böyle..
ama bir şart daha vardır..
* devir işlemleri yapılırken bu siyasi alanı koruyacak sağlam temellere oturtacak sistem içi siyasal koşulların da olması gerekir.
sence bu olgunlaştı mı..???
* bunca birikim yani gerilla yapısı ne yapacak..??
bunlara buhar olun denmez..
teslim olun hiç denmez..
gidin bir yerde takılın da denmez..
hadi onları bir yer kabul etti..!!??
silahları kimlere bıraksınlar..!!??

ne önerilir sence..???
önerilerin çok ya....


geçici ateşkesi değil önerilen. sürekli ve nihai silah bırakma. ben açıkça öneriyorum, teslim bey de bu anlamda ele alınabilecek bir farklı öneriyle ortaya çıkıyor. yukardaki yazısının derinliğinden yeni ve cesur önerisini okuyabiliyorum.
hiç bir şey okuduğun yok.. kendi duruşundan çözüm üretiyorsun.. sen legalsin ve güvendesin.. çocuklarının kafasına dipçik indirecek, çocuklarını içeriye atacak koşullar için sıra sana gelmedi daha önünde bu işleri omuzlayan kürtler var..

bu yüzden güvencesiz biçimde hadi silah bırakın diyorsun..
bari çocuklara miğfer dağıtma önerisinde bulun sonra silah bırakın de..

sevgili alevli yıldız..
tekrar edeyim.. pkk çoktan silahların namlularını toprağa doğru çevirdi.. askeri anlamda bu çatışmasız ortamda yürüme şeklidir. ama karşısında namlularını ve dipçiklerini hala halka doğrultmuş bir güç var.. ve hala oturup konuşmamak için kendi yaptıkları işleri başkalarının haltıymış gibi bahane olarak kullananlar var..


sana yarın "taraf" tan yazı asacağım.. onlar bile bu demagojiyi terk etme kararı almışlar...
(pkk ve tsk çatışma istiyor)

saygılarımla
suat
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
birakmak, byacuterakmak, dusmansiz, dusmansyacutez, genel, kurmayi, kurmayyacute


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
15-16 Haziran Genel Direnişi Asi Rüzgar Türkiyede Sınıf Hareketi 1 15 Haziran 2009 17:01
Genel Mantik Hatalari amele Felsefe 4 31 Mayıs 2009 00:46
KESK Genel Merkezi polis tarafından basıldı STALİNGRAD Enternasyonal Forum Haber Servisi 9 29 Mayıs 2009 19:35
Moldova'da genel seçimleri komünist parti kazandı filistinli Enternasyonal Forum Haber Servisi 0 06 Nisan 2009 21:44
şartı nedamet ''olmayan bir genel af''için Zafer.53 Hapishaneler ve Tecrit 0 11 Şubat 2009 18:03

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:13.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.