Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Makaleler

Makaleler Makale bölümü

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11 Haziran 2018, 11:41   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,503
Teşekkürler: 1,286
2,522 Mesajına 3,516 Kere Teşekkür Edildi
Standart kürt fobisi

önceleri ermeni ve rum kelimesi fobi idi.. sonra kürt kelimesi de eklendi., hatta en öne geçti..
bu!! toplumsal psikolojik sanrının kökeni nedir?..
evet.. bu sanrı kişisel değil toplumsal.. bir sanrı toplumsal ise illaki yaratanı sistemdir..
her egemen güç bir toplumsal tabana dayanma ihtiyacı duyar., yoksa zor aracı ile bunu başarmaya çalışır..
insanlık.; komünal yaşam/toplum sistemi ile en azından bir grup insanı toplumsallaştırmayı başardı ve bunu sanrısız bir yaşam olarak başardı.. ama..genişleme aşamasında bu başarıyı sürdüremedi ve giderek sanrılı bir toplumsal sisteme geçti.. buraya virgül koyuyorum..

iyi ile kötü., doğru ile yanlış birliktedir.. hangisi öne geçer ve çoğalırsa sistemi o belirler.. her birinin kendine has ilkeleri vardır.. iyi vicdan taşır kötü vicdansızdır.. doğru varlığı yaşamı güzelleştirir ama kişiye "kazanç" getirmez.. yanlış daima "kazanç" getirir.. "kazanmak" için birikim gerekir bu da yanlışın-kötünün iktidarsal/hiyerarşik bir işleyişe sahip olmasından dolayıdır..
kazanç-kazanmak.: bu toplumsal anlamda ise iyi ve doğrudur.. kişisel ise yanlış ve kötüdür..
doğadaki tüm canlılar.; yaşamayı ve kazanmayı türün(toplumunun) devamı ve huzuru olarak görür.. insan canlısı bu noktada bozulmuş kazanmayı kişiselleştirmiştir. .

bu anlatımdan sonra konuya döneyim..

romalı(bir halk adı) ve slave(latince köle).. bu iki tanım şunları anlatır.. romalı vatandaştır ve özgürdür.. slave ise köle halktır.. bu işleyiş (kapitalist)aydınlan ma-modernite ile birlikte değişti.. bir halk/kabile/toplum adı üzerinden değil., devlet üzerinden tanım aldı., buna ulus dendi.. ama bu ulus tanımı kabileden süregelen bir toplumsal tanım olmaktan çıktı., tapulu arazi sahibi devletin envanterindeki insanlar olarak literatüre girdi.. girdi ama kendi hukukunu doğru işletmedi.. o devletin envanterinde olmak yetmiyor., o devlete bağlı., o devletin tanımladığı halk olman gerekiyor.. yoksa ramalı-slave gibi olmasa da "ötekisi" oluyorsun..

örneğin.; osmanlı sisteminde müslüman olmak ayrıcalıklı olmak demekti..çift vergi yerine tek vergi ödüyorsun ama devlet görevlerinde yer alabiliyor., askeri okullara gidebiliyorsun.. adı üstünde osmanlı.; halifenin olduğu bir islam devleti.. ama bu islam devleti envanterindeki insandan çift vergi alsa da onun devletle ilişkilenmesinde adın(etnik-dinsel) kökünü değiştirmesini zorlamıyor..

örneğin.; t.c. osmanlıyı yıkmış! laik ve toplumsal bir cumhuriyet.. yani envanterindeki tüm insanlar eşit.. öylemi!!???.. islamcı osmanlıda askeri okullara girebilen., paşa olabilen gayrı müslümler laik t.c. sisteminde olamıyor.. illaki türk ve islam olacak.. hadi bunu bu devletin karaktersel işleyişi öyle gerekli buluş diyelim de.. devlet sınırları dışında yamni toplumsal yaşamda da işleyiş aynı.. türk ve islam değilsen toplumsal yaşamda her türlü baskıya-aşağılamaya-katliama hazır olacaksın., yapanlar ceza görmeyecek..
kısaca.; yaşamak için devletin tanımına uyacaksın.. türk ve islam olacaksın..

bu durum.. toplumsal bir yapının ve gücün dayattığı zor olsa ve devlet de bu toplumsal yapı/güce dayanmak için bunu işletiyor olsa anlarım.. böyle olduğu iddiası ile yola çıkan nazi almanyası sistemi bile bu durumda yalancı idi.. krup gibi dönme bir sermaye nazi almanyasında etkin idi.. t.c. i,steminde bu işleyiş kurumsal-hukuksal ve genetiktir..

t.c. sisteminde türk olmak ve müslüman olmak zorundasın.. elbette laik müslüman da olur..işin ilginç yanı bu işleyişi yaratan-işleten ve savunanların en üsttekileri dahil ana kadrosu türk değil.. yani "uzak asyadan dörtnala gelip bir kısrak başı gibi uzanan anadoluya" gelen türklerden değil.. ya devşirme ya da dönme..

işte bu durum bir travma üzerinden yaratılan bir sistemin ta kendisidir..
ağırlığı şia/alevi olan türkmen/oğuz boyları batıya/anadoluya geldiklerinde aynen kaldılar.. çünkü kurulan türk beyliklerin çoğu aynı idi.. iran üzerinde iktidar olarak var olan selçuklular ve tabanı da aynı idi safaviler/kaçar aşireti) aynı idi.. anadoluda osmanlı egemendi ama türk halkı şaha gireriz derdi.. bahsettikleri şah iran şahı idi.. şah ismail yani hatayi mahlası ile türkçe şiir yazan biri..

önce bu türkmenler kıyım yaşadı..
kuruluşunda dönme-devşirme güçlerle yola çıkan osmanlı yavuz ile birlikte dayandığı türkmenleri devlet için "zararlı" gördüler.. ve devşirme sistemi ile devlet tamamen devşirme-dönmeler eline geçti..
t.c. bu sistemin aynen devamıdır.. kuruluşunda da aynı köken kadrolar vardır.. ve o kadar ahlaksızdır ki.. savaştığı ve katlettiği türkmenlerle alay eder gibi iskenderun sancağının adını hatay yapmıştır.. devşirme alevi/nuseyri arap-türk halkını keklemek için hatay koymuştur.. kıyıma uğrattığı halkın değer verdiği düşmanı olan iran şahının mahlası hatay il adı olmuştur.. elbette bunu iskenderun sancağındaki devşirmeleri sayesinde başarmıştır..

bu travmayı yaşayan türk halkı devlete uzak durmuş ama devlete bağlı gibi davranmıştır.. zamanla bu durum ermeni-rum ve kürt düşmanlığı ile devlet milleti/ulusuna dönüştürülmüştür.. bulgaristandan gelen gerçek soydaşları bile bu türkler için "öteki"dir.. ama asıl aktif ve etkin kitlesini "ne mutlu türküm diyen" kesimlerden yaratmıştır.. çünkü bu kesim köklerinden koparılmış., köklerini terk etmiş ve devletten başka sırtını dayayacak yeri kalmamış kesimlerdir.. yaşatılan kıyım travmaları ile birlikte bu kesim "gönüllü" ve bağnaz devlet türkçüsü ya da türk-islamcısı olmuştur..

karadenizdeki soy adlarını inceleyin.. hacıoğlu-imamoğlu-hocaoğlu., ertürk-tamtürk-türker-vs. ve karadeniz orta anadolu islamcı-bağnaz bilinir.. oysa değildi.. islam inancında ama islam olmayan komşusu ile huzur içinde yaşayan müslümanlardı.. bunlara da travmalar yaşatıldı.. kara çarşaf giymeyen köylüye çarşaf yasak dendi.. ordu evlerine okullara baş örtüsü ile girmek yasak dendi.. bir dizi baskılar uygulandı ve devlete yönelme tamamlandığında devlet islamcı olmaya başladı..

aydınlar!!!! evet.. bu sistem içinde aydın yok mu? var ama hepsi devletin aydını!! hepsi devletin türkü!! ama hiç birisi aydın ve türk değil..

birgün gazetesinde yazan atilla aşut türk dil kurallarını takip eder.. sık sık hataları yazar..
yani kendisi de uydurma bir dil olan t.c. türkçesini dilden sayar.. tıpkı fransızca-ingilizce gibi.. ama onlar en azından kendileri yaratmış bir yerlerden ekleme sokma yaratım yaparken olabildiğince teknik olmuş.. ve en önemlisi yaratılan dili başka var olan bir dil üzerine yerleştirmemiş.. yani.. türkçe dedikleri bir dil tarihsel olarak var.. kendi tarihsel süreci var.. ama.. t.c. türkçesi bu değil ve kuralları da tarihsel akış dışında devşirme kurallar..
neyse.. bunu bile düzgün işletmeyen devlet ve aydınlar var..

Ünsüz harflerin söylenişi konusunda zaman zaman uyarılarda bulunuyorum. Ne var ki özellikle “h” ve “k” harflerini seslendirmedeki özensizliğimiz süreğen bir nitelik kazanmaya başladı.
diyor ve devam ediyor..
bu iki ünsüzün yanlış söylenişi neredeyse “galatımeşhur” sayılacak duruma geldi. O denli sık duyuyoruz ki bu söylemi, insanlar artık “doğrusu buymuş herhalde” diye düşünmeye başladılar. Nitekim bu yanılgıya düşen okurlarımız da var…

Örneğin Hayriye Tütüncü adlı okurumuz, sessiz harflerin okunuşu konusunda geçen hafta yaptığımız uyarıyı yanlış bulmuş. Mektubunda diyor ki:

“Türkçede iki harf dışında diğer harflerin söylenişi e seslisi iledir. Kürtçeyi yazıya geçirenler ha, ka sesiz harflerini e’li söyledikleri için herhalde Türkçe harflerin söylenişini bozmak içgüdüsü içindedirler. Ne öğrendiğini unutanlar da buna katılmaktadır. Atatürk’ün yazı tahtasının başına geçip öğrettiği alfabeyi bozmayın. Doğrusu Ce Ha Pe, Me Ha Pe, A Ka Pe’dir.”


okuyucum dediğine göre hayriye tütüncü en azından "sol"cu bir aydın!!.. ama derdine bakın.. Kürtçeyi yazıya geçirenler ha, ka sesiz harflerini e’li söyledikleri için herhalde Türkçe harflerin söylenişini bozmak içgüdüsü içindedirler vay adi!! kürtler.. türkçeyi bozmak için ne işler çeviriyorlar.. hayriye haıma sorsak.. tece mi? der yoksa taca mı?.. ya da kakataca mı? der.. yoksa keketece mi?.. örneğin.. m.k.a. kısaltmasını nasıl okur..
bir de demez mi_.. Atatürk’ün yazı tahtasının başına geçip öğrettiği alfabeyi bozmayın yahu m.k.a. öğretmen mi? yada dil bilimcisi mi?..
ne güzel itiraf ediyor.. bir dili tarih değil kişi yaratıyor.. yani m.k.a. gelene kadar türkçe bilmiyorduk.. türkçenin alfabesi yoktu.. türkçe 1928 yılında alfabeye kavuştu.. öncesinde başka alfabeler kullanıyordu.. ama türk!! tarihi "yazarken" uygur alfabesi diye övünmeyi biliriz.. güneş dil teorisi ile türkçeyi insanlığın ilk dili sayarız..

hayriye tütüncü.. !! kimdir bilmiyorum ama itirazına!! bakınca devletin envanterindeki "değerli" bir vatandaş olduğu belli.. yani devşirme veya dönmedir..

nedir? bu kürt fobisi..
pekaka yerine pekeke diyenler türkçeyi bozmak amaçlı diyormuş.. kürt fobisinin tavan yaptığı bir kişilik.. ve ne yazık ki.. bu kişilik toplumda özellikle solcu aydın tiplerimizde mevcut..


alıtı
https://www.birgun.net/haber-detay/t...nu-219074.html
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kürt Hareketi ve Kürt oyları – İsmail Güney Yılmaz suat Makaleler 0 03 Haziran 2015 08:46
salman kaya ve "soL"un kürt fobisi suat Makaleler 6 27 Ocak 2014 08:47
Kürt Sorunu Üzerine Konferanslar - 5: Kürt Açılımı ve burjuva gericiliği - H. Fırat Kızıl Kızıl Politik Gündem 12 20 Nisan 2013 22:26
türkiyesolu'nun yeni fobisi.; rte padişahlığı ve eyalet sitemi suat Makaleler 0 15 Ocak 2013 16:24

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:00.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.