Yoldaşların Rojava eleştirilerine ilişkin düşüncelerim

#1
Rojava/Kuzey Suriye devrimi dünya çapından enternasyonalist devrimci-anarşist-komünistlerin bir arada savaştığı ve ortaklaştığı önemli bir devrimci ortam yaratmış bulunmaktadır...öncelikle bu yaratılmış ortama ilişkin duyduğum mutluluğu dile getirmek istiyorum...dünya çapından buraya gelen devrimcilerin Rojava lı devrimcilerle birlikte paylaştıkları ortak düşünceler olduğunu görmek...ve bu ortaklaşmanın geliştiğini görmek...benim gibi Kürdistan nezdinde enternasyonalist sayılabilecek bir insan için çok sevindirici olgulardır...özellikle bazı Latin Amerika ülkelerinde ve ABD deki anarşist ve sosyalist grupların...Kürdistanlı devrimcilerin düşünceleri üzerinden kendi ülkelerinde örgütlenmeye gitme çabalarını görüyor ve selamlıyorum...Amerika da RAM(Devrimci Abolisyonist Hareket) isminde örgütlenen Anarşist yoldaşların Rojava devriminden esinlenerek geliştirdikleri öz-yönetim ve öz-savunma çabalarını çok yerinde ve doğru buluyorum...

Rojava devrimi yarattıkları kadar...farklılığıyla da tabii ki devrimciler arasında belli tartışmalara...belli eleştirilere temel olacaktır...devrimci dayanışmanın en büyük gerekliliklerinden birisi de aslında bu dur...eleştiri olmadan tek tipte bir ortaklaşma düşüncesi...enternasyonalist ortaklaşmayı geliştirmekten ziyade tasfiye eden bir yaklaşımın ürünüdür...bu tarz tek tipleştirici zeminlerden kaçınmak...yerine ezilenlerin kurtuluşunuı temel alan "örgütlenmeleri" kendine zemin olarak alan ortaklaşmaları oluşturmak bizim amacımız olmalıdır.

Birinci Enternasyonal nezdinde...Anarşistler,Marksistler,Liberter devrimcilerin ortaklaşmaları gibi...işçilerin emekçilerin gençlik kadın ve bütün ezilen sosyal kesimlerin ortaklaşmaları üzerinden inşa edilecek bir ENTERNASYONAL in temel hedefimiz olması gerektiği düşüncesindeyim...Enternasyonal sadece belli bir düşüncenin birliği temelinde değil...farklı düşüncelerin temel olarak ezilenlerin kurtuluşunu amaçlayan...sınıfsız-sınırsız bir dünya amacı güden kesimlerin ortaklaşması temelinde kurulmalıdır...

bu yapıldığı vakit emin olun...düşüncelerin ve çizgilerin de kendi özgün enternasyonallerini kurmaları daha kolay gerçekleşecektir...Enternasyonal bir proleterya partisi kurma amacındaki Marksist-Leninistler...Enternasyonal bir federasyon kurma amacındaki Anarşistler...kendi aralarında bu süreçleri daha kolay...daha etkin bir şekilde kurabileceklerdir...ezilenlerin kendi mücadelesini temel alan...bunu ortaklaştırmayı amaçlayan her türlü girişim...özgün ortaklaşmaları da beraberinde getirecektir...

Bütün bu girişimleri...kuyrukçuluk...tasfiye...ya da kendi çizgisinden feragat etme şeklinde yorumlayan yaklaşımlar...işte bu yaklaşımlar kendi kaybedişlerinin üstünü kaybetmeye niyetli olmayanların kurdukları bu ortaklaşmalara saldırarak gösterme niyetindedirler...buna izin vermemek bizlerin asıl görevlerimizden biridir...

Bu yazıyı yazma amacım...gerçekten "yoldaş" bildiğim kesimlere ithafen...onlara değer verdiğim için...onların düşüncelerini de okuyup-yazmayı sevdiğim için...onlarla ortaklaşma zeminleri kurma özlemi duyduğum için yazıyorum...Yoldaşlar derken kast ettiğim...enternasyonalist M-L ve anarşist kesimlerdir...

bizlerin...nasyonalizm-milliyetçilik-devletçilik eleştirilerine fazla kaçıyor diye yanıt veren arkadaşlara binaen şunu söylemek istiyorum...bir devrimciyi devrimci yapan...kendi mülkiyeti altındaki devlete karşı...o devletin ezdiği-sömürdüğü bütün kesimlerin haklarını savunmak...ve onları kurtuluşa kadar sürüklemektir...bir devrimci...ezilen bir halkın direnişini...gerici ya da burjuva zeminlerini aşmadığı iddiasıyla desteklemeyip...devletin büttünlüğünden yana tavır takınıyorsa...bilin ki o insanın "devrimciliğinde" bir problem var demektir...daha doğrusu bu insan "devrimci" olmanın gereklerini yerine getirmeyen bir insandır...zira ezilenin haklılığı o kişinin kafasında mevcut devletin varlığından daha meşru değildir...bu yöntemlerle sömürgeciliği meşrulaştıran...devlet şiddetini meşrulaştıran...katliamları meşrulaştıran...bir anlayışın devrimciliği sorgulanır hale gelir...devrim mevcut düzenin ve devletin yıkılması ise eğer...ona destek sunanın "devrimciliği" bir sistem devrimciliğidir...sistemin izin verdiği yerde karşı çıkar...vermediği yerde sisteme destek sunar...bu anlayışlarla mücadele etmekten bahsetmek eğer ki bazı meseleleri abartmak oluyorsa...buna karşı çıkmayan arkadaşlarda da bir problem vardır demektir...

bazı arkadaşlar diyorlar ki...bazı nasyonalist olmayan ama reformist olan kesimler var...bunlara ne diyeceksiniz...

bunu iyi niyetle soran arkadaşlar...evet bazı nasyonalist olmayan fakat reformist olan...oportünist tavır takınan kesimler mevcuttur...evet biz bu kesimlerin varlığına da itiraz ediyoruz..Fakat şunu hatırlatmakta da fayda var...reformizm de eninde sonunda mevcut devlete tam anlamıyla dokunmayan...ona karşı verilen devrimci şiddete gelmeyen...bir yanı devlet tarafında olan ve değişimi ondan bekleyen bir anlayıştır...bu kesimler Kürdistan özgürlük mücadelesine karşı bazı kesimlerden daha "anlayışlı" davranabilirler...fakat eninde sonunda onlarda oportünist ve reformist bir anlayışla hareket ettikleri için her yerde bizimle aynı safta olmayacaktırlar...kısacası biz enternasyonalizmden bahsederken...gerçekten mevcut devletin dışına çıkmış olan devrimcilerden bahsediyoruz...enternasyonalizmin belli başlı sınırları vardır...şuan bir reformist sol hareket...Kürdistan devrimci hareketine karşı bir DHKP den daha net tavır takınabilir...bir ulusun ayrılma hakkını kayıtsız-şartsız savunabilir...fakat son tahlilde devrimci hareketlerle reformist hareketler de belli noktalarda "ayrışırlar"...kısacası onların enternasyonalizmi de belli bir yere kadar sürecektir...ondan sonrası gene fark etmemektedir...


bütün bu uzun açıklamalardan sonra meselelere Rojava devrimi ve eleştirilen ana-başlıklar nezdinde devam edeceğim...bu konuda arkadaşlar itiraz da edebilirler...yazı devam da edebilir...problem değil...

Temel başlıklar halinde yazağım...

1-ROJAVA"DA DEVRİM OLDU MU?

bu soruyu M-L ve anarşist arkadaşlar açısından ayrı ayrı cevap vermek lazım...

M-L anlayışa göre devrim sadece sosyalist devrim ya da MDD veya DHD değildir...yani illaki proleter öncülüğünde olacak diye bir durum olmadığı gibi...burjuva devrimi anlamında da devrim tanımı zaten yüzyıllardır yapılmaktadır...

Rojava da gerçekleşen devrim...bir ulusun özgürlüğü nezdinde ulusal-demokratik devrim olarak ifade edilebilir...bu ulusal-demokratik devrimi yapan hareketin ideolojik duruşuna göre...temel aldığı çizgiye göre devrimin nitelikleri de ortaya konabilir...komün ve halk meclisleriyle örgütlenmelere bağlı olarak bu ulusal-demokratik devrimin niteliği sosyal temelleri de olan bir devrimdir de denebilir...öncülük Proletarya partisinde olmadığı için DHD ya da MDD denmemiştir...

bazı kimseler Rojava da bağımsızlık ilan edilmediği için buna devrim denilmeyeceğini ifade ediyorlar...öncelikle M-L açıdan her devrim bir sınıf iktidarının başka bir sınıf iktidarına değişimi anlamına gelmez...1905 Rusya daki devrim süreci bir Burjuva Devrimi dir fakat iktidar aristokrasiden burjuvaziye tam olarak geçmemiştir...fakat bir yönetim değişikliği(mutlaki sistemden meşruiyete) geçildiği için bir siyasal devrimdir...

keza Rojava da gerçekleşen süreçte de...Kurulan kanton ve federasyonlar...Rojava Kürdistanın da bir yönetim değişikliği ifade ettiği için...bir ulusal-demokratik devrimdir...Kürdistanın bağımsız olup olmamasına burada bakılması anlamsızdır...zaten öncülük eden hareketin böyle bir amacıda yoktur...devrimin ulaştığı aşama farklı halklarla ortaklaşa bir şekilde Kuzey Suriye Demokratik Federasyonunun kurulması şeklinde ilerlemiş...devrimin aldığı son şekil bu olmuştur..

Anarşistler için...devlet olmadığı...devletin güçsüzleştiği...devlet dışı toplumsal örgütlenmelerin temel olduğu her bölge bir "toplumsal devrimi" ifade eder..Anarşistler de siyasal devrim diye bir olgu yoktur...Rojava anarşist bir toplum değildir...fakat Rojava da toplumsal bir devrim olmuştur...

en genel ifadelerle bu iki çizginin görüşlerinin bu şekilde olması gereklidir...

tabii ki bizim anlayışımıza göre ise devrim de anarşistlerle olduğu gibi "toplumsal devrimdir"...ve toplumsal devrim Rojava da devlet dışı örgütlenmelerin varlığı ve etkinliği temelinde inşa edilmiş...devletin demokratikleşmesi ve daraltılması temelinde de Kuzey Suriye Federasyonu olarak devrim bir üst aşamaya geçmiş bulunmaktadır...geçmişteki Kanton sistemi komünlerin üstünde onları içermeyen fakat denetiminde bir haldeyken...Kuzey Suriye Federasyonunda komünler her bölge de kurulmak zorunda ve tabandan örgütlenme garanti altına alınmak durumunda kalınmıştır...

2-DEVLET

Anarşist yoldaşlar devrimin...devrimci halk savaşı ile gerçekleşmiş olmasına rağmen neden devletin kaldırılmadığı meselesine ilişkin eleştiri getiriyorlar...ve kurulanı bu nedenle anarşist bir toplum olarak görmüyorlar(fakat toplumsal devrim diye ifade ediyorlar)

bizler anarşistler gibi...devlet dışı bir toplumun...ancak devletin kaldırıldığı bir süreçte inşa edileceği tarzında...pozitivist bir anlayışa sahip değiliz...bize göre iktidar dışı örgütlenen toplum...devlet varken...devletin içinde ona rağmen ve ona karşı örgütlenir...bunu yaparken devleti daraltır...demokratikleştirir...ve sonunda devleti gereksiz bir kurum haline getirir...temel amacımız bu dur...

Rojavada da bu olmuştur...TEV-DEM demokratik konfederasyonun örgütleyen komün ve halk meclislerini kuran Batı Kürdistan Halk Meclisinin yürütme kuruludur...bu kurum zamanında komün ve meclisleri kurarak mevcut yönetimi devletin ve iktidarın dışında örgütlü hale getirmiştir...mevcut devleti de "kanton" olarak ifade ettiğimiz şekilde...devlet içinde demokratik özerkliğin işler olduğu federal bölgeler temelinde düzenlemiş...devleti demokratikleştirmiş(daraltmıştır)...

zamanında demokratik özerklik ile kanton birbiriyle eş anlamlı kullanılır hale gelmişti...bu hatalıdır...demokratik öz yönetim devletin dışındaki örgütlenmeleri(komün ve halk meclislerini) ifade eder...Kanton ise herhangi bir federal bölgeyi...Demokratik Özerk Kanton ifadesi ise...komün ve meclislerin kanton içindeki temsilinden dolayı kullanılır bir ifade olmuştu...

bunlarda devrimin bir üst aşamaya...yani farklı halklarla ortaklaşa bir federasyonun kurulmasıyla sona ermiştir...artık bu federasyon komünlerden başlayarak aşağıdan yukarıya meclislerle örülmüştür...devletin demokratikleşmesi temelinde...yani devlet artı demokrasi temelinde kurulan bu sistem de devletin dışında örgütlenen komün ve halk meclislerini örgütleyen TEV-DEM ve benzeri kurumlar hala mevcutturlar...bunlar mevcut Federasyon içinde demokratik konfederalizmi-özerkliği temsil eden kurumlardır...kısacası Federasyon demokratik özerkliği bitirmemiştir...onu kapsayan-içeren bir muhtevası vardır...Demokratik Özerklik devletten ayrı olarak örgütlenme olarak Federasyon içinde kendini her zaman var eder...


kısacası..Rojava da olduğu gibi..herhangi bir yerde devrimci halk savaşıyla dahi olsa...bizim devleti yok etme stilimiz...önce yok olsun sonra toplum örgütlensin şeklinde değil...toplum örgütlendikçe devletin yok olacağı şeklindedir...bizim toplumsal devrim anlayışımız tam anlamıyla bir toplumsal örgütlenme sürecini ifade eder...Anarşistler yoldaşlarla aramızdaki fark budur...


3-EMPERYALİZM

Emperyalizm kapitalizmin en yüksek aşamasıdır...kapitalizmin küresel hegemonik bir sistem haline geldiği süreci ifade eder...Emperyalizm devletleri üstten aşağı sıraladığı gibi...bu sıralama içerisinde bazılarını birlik yapar...bazen bu birlikler içerisindeki aktörleri değiştirir...sıralamaları bozar...

Emperyalist sistem içindeki savaşlar çeşit çeşittir...bazen küresel hegemonik güçlerin kendi arasında...bazen de yerel uzantılarının kendi aralarındaki savaşları...bazen de sistem içindeki üst yapının alttaki iktidar-sermaye güçlerini kendine daha çok bağlama ve bir tür oligarşik-dikta süreci geliştirme amaçlıdır...

bugün Üçüncü Dünya Savaşı olarak ifade ettiğimiz...ve küresel anlamda mali oligarşinin diktasını hedefleyen güçlerle...alt-vasal yerel iktidar-sermaye güçlerinin kendi yerlerini sistem içinde koruyan ve onlarla işbirliği içinde olan güçlerin savaşı Ortadoğuda en büyük şiddetiyle yaşanmaktadır...

sistem içinde Soğuk Savaş süresince kendine yer bulabilmiş klasik statükocu iktidarlar olan Suriye,Irak ve İran gibi rejimler...Sovyetlerin dağılmasıyla atağa geçen mali oligarşik diktanın ve onunla ilişkili devletlerin atağıyla yıkılma noktasına gelmişlerdir...

klasik statükocu rejimler ve işbirliği halinde olan devletler...bu yerel-alt-vasal sermaye güçlerinin sistem içinde kendi yerlerini korumasını savunurken...

küresel dikta yanlıları bu güçleri kendi diktalarına bizzat tabii olmalarını amaçlamaktadırlar...

bu süreç içerisinde ne Irak ne Suriye deki hiçbir gerici rejim....anti emperyalist olmadığı gibi...yeri geldiğinde emperyalistlerle en büyük işbirliğini yağmış...Filistin direnişini satmış...Komünistleri katletmiş...Kürt halkını katletmiş işbirlikçi rejimlerdir...bugün yıkılmna noktasına gelmişlerse...bizim bunları savunmamız gerektiğini savunan kesimler...bu rejimlerin emperyalist sistem içindeki her türlü işbirliğini omuzlayarak bunu savunmaktadırlar...

biz hiçbir alt-vasal sermaye-iktidar gücünün emperyalist sistem içindeki yerini savunmayız...onlar kendi yerlerini koruyacak diye mücadele etmeyiz...onlarla işbirliği halinde olmayız...bunu yapanlar burjuva milliyetçiliğine gönül vermiş "ulusalcılar"dır...

keza hiçbir küresel hegemonik gücün...bir vasal-alt iktidar gücünü kendi diktasına katma çabalarını da destekleyecek değiliz...bunu yapanlar ise "liberal nasyonalizme" gönül vermiş "liberallerdir"...

bu savaşta "üçüncü çizgi" olarak...ezilenlerin tarafında olarak...yer aldığımızı bildiriyoruz...ezilenlerin bu iki sistem içi güce karşı verdikleri her türlü meşru mücadelenin yanındayız...onları destekliyoruz...

Rojavalı devrimcilerin...sistem içi çelişkilerden yararlanarak...bazı güçlerden silah almaları...bazı güçlerle diplomatik ilişkiler geliştirmeleri kadar doğal bir şey yoktur...savaş sadece alanlarda değil...diplomatik anlamda da sürdürülür...ve bizler bu savaşın bir getirisi olarak Rojavalı devrimcilerin kendi özgürlüklerini savunma amacıyla...başka kesimlerle yerel işbirliği yapmalarına karşı değiliz...hiçbir devrimci..bu yerel işbirliklerini örnek gösterek...oportünistçe bu harekete karşı saldıramaz...bunu yapan kesimler...kendileri Avrupa da ya da herhangi bir yerde onlara yerel destek sunanları "unutup" sırf Kürt düşmanlığına soyunarak bizleri devrimcilerin gözünde karalamak için bunu yapmaktadırlar...bunu lanetlemek hepimizin görevidir...

4-ÜRETİM İLİŞKİLERİ VE EKONOMİ

Rojava ve Kuzey Suriye halklarının inşa ettikleri sistemin bir parçası olarak komünal ekonomi...sistemimizin temelini teşkil etmektedir...

bu ekonomik sistemin yapısını açıklanması...üretim ilişkilerinin ne koşullarda olduğunu ifade etmek...hareketimizin amacı olmalıdır...

geçmişte Rojava Toplumsal Sözleşmesini alıp...Özel Mülkiyet hakkı mevcut diye eleştiri getirenlere cevap veriyorduk...

Demokratik Özerk sistem...özel mülkiyet hakkına karşı değildir...özel mülkiyete dayanan sisteme karşıdır...biz bir esnafın ya da küçük köylünün mülkiyetine karşı değiliz...zira onu bir iktidar-sermaye anlamında bir mülkiyet olarak yorumlamıyoruz...

bunu ifade etmek için...Rojava da "kullanıma dayalı mülkiyet" olarak ifade ettiğimiz şekilde...özel mülkiyete izin verilmektedir...bu mülkiyet aslında toplumsal mülkiyetin bir parçası olan ve kullanım hakkını temel alan bir mülkiyettir...kullanım dışında...toplumsal değerletin gasbına dayanan hiçbir mülkiyet-iktidar-sermaye yapılanmasına izin verilmemektedir...

bunu yasal ortamını ise...Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu sözleşmesinde...ekonominin komünal hale getirilmesine ilişkin başlıklarla netleştirilmiştir..

Kuzey Suriye Federasyonu...devrimin getirdiği değerlerin resmileştiği ve gerçekten örgütlü toplum faaliyeti haline geldiği bir aşamayı ifade etmektedir...

devrimi "anayasalardan" ve devlet kanunlarından okuyup-öğrenmeye alışkın olan arkadaşlarımız Federasyonun sözleşmesini internette arayıp bulsunlar...Rojava sözleşmesinden farklarını da iyice araştırsınlar...


5-AŞİRETLER VE KABİLELER

Aşiret ve Kabileler çok uzun yıllardan beri Ortadoğu toplumlarınsa var olan sosyal-kültürel aidiyetliklerdir...bu aidiyetlikler...mevcut halk-kavim şekillenmesinden önce var olup...diğer aşiret ve kabilelerle ortaklaşarak yarattığı halk-kavimler içerisinde bir çeşitliliği ifade ederler...

bu yapılar komünal sürecin çürümesiyle birlikte yozlaşmış...içinden Aşiret Federasyoınu temelli iktidarlar çıkmıştır...aşiret içinde belli bir klan-hanedana bağlı olan bu iktidarlar ise Feodalizmden farklıdırlar...bunu başka bir yazımda ATÜT olarak ifade etmiştim...bütün mülkiyetin devletin olduğu ifadesi aslında bütün mülkiyetin aşiret içindeki hanedana bağlı olmasından ileri gelmektedir...iktidar aşiret içinde sınırlıdır bu sistematikte...

Feodalizmde ise aşiret bağları önemli değil...toprak üzerindeki egemenlik temeldir...

haliyle Rojavalı devrimciler aşiretleri birer sosyal-kültürel çeşitlilik olarak görüp...onların kendi komün ve meclislerini kurmalarına...kendi topraklarında kendi ortak mülkiyetlerine sahip olmalarına çalışmaktadırlar...

bazı arkadaşlar...Aşiret içi egemenliği kaldırmadığımızı iddia edip bizi eleştiriyorlar...doğru aşiret içi egemenliği biz kaldıramayız...zira aşiret içindeki hanedan-klana bağlı olan mülkiyet bütün aşiret adına o hanedana aittir...biz bütün bu mülkiyeti aşiret toprağı olarak görüp...aşiretlerin kendi yapılarına saygı gösterip kendi içlerinde komün ve meclislerini kurmalarını sağlıyoruz...

Aşiret içindeki hiyerarşi ve iktidar ile mücadele edecek olanlar ise aşiret üyeleri olacaktır...kurdukları komün ve meclislerle Aşiret ortak mülkiyetini hanedan-klan bağımlılığından kurtaracaklardır...bu da zamanla gerçekleşecek bir şeydir..


Bütün bu açıklamalardan sonra...ekleyeceğim başka şeyler olabilir...öyle bir durumda eğer arkadaşlar da sorarlarsa yazıma devam edebilirim...


ÖZGÜRTOPLUMSALLIK...
 
Üst