Torbadan ne çıkıyor?

#1

Torbadan ne çıkıyor?
TBMM gündeminden hiç düşmeyen Torba Yasa ne demek? İktidar neden birbiriyle ilgisi olmayan onlarca düzenlemeyi aynı torbaya koyuyor? Tasarı çalışma yaşamında neleri değiştiriyor? İşçiler için ne getiriyor? Patronlara ne gibi kıyaklar yapıyor? Tasarıda yoksulların ve halkın yararına düzenlemeler var mı?

Meclis gündemine giren Torba Yasa, çalışma hayatından içki satışına farklı konularda değişiklikler getiriyor. Torbanın içindeki birkaç ‘iyi’ madde emeğe saldırı planını gizleyemiyor

Düzenlemeler işçiden alıp patrona veriyor. Genç işçilerin asgari ücreti düşüyor, staj sömürüsü yaygınlaşıyor. Torbanın kaşıkla verip kepçeyle almadığı tek kesim Sarıkeçililer




Torba Yasa Tasarısı’nda yer alan değişikliklerin önemli bir kısmı çalışma yaşamını düzenlemeye yönelik. Düzenleme ile ‘genç işçiler’ için daha ağır çalışma koşulları gündeme geliyor. Esnek çalışmanın yaygınlık kazanmasını sağlayacak düzenlemeler yapılıyor. Ücretli-ücretsiz izinlerin süresi değiştiriliyor. Kısa çalışma ödeneği kullanımı kolaylaştırılıyor, işsizlik fonunu patronların kullanması için bir adım daha atılıyor. Okurlarımız belki hiç şaşırmayacak ama tasarıyla ‘işgücü piyasası’ gençleştirilip kuralsızlaştırılıyor.


İŞSİZLİK FONU İŞSİZE ÇOK GÖRÜLÜYOR

Taslağın 57. maddesinde, işsizlik sigortasının bir önceki yıl pirimlerinin “İstihdamı arttırmaya yönelik politika ve tedbirleri uygulamak, işgücünün istihdam edilebilirliğini arttırmak, çalışanların vasıflarını yükselterek işsizlik riskini azaltmak ve teknolojik gelişmeler nedeniyle işsiz kalması beklenenlerin başka alanlara yönlendirilmesini sağlamak, istihdam koruyucu diğer tedbirleri almak ve işgücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapmak amacıyla kullanılması” öneriliyor.


Türk İş bu maddeyi, fonu aşamalı olarak amacının dışına çektiği için eleştiriyor. İşsizlik fonundan yararlandırılacak olanların kapsamının genişletilmesi için düzenleme yapılması gerektiğini söylüyor. DİSK de işsizlik fonunun sermayenin kullanımına sunulmasını eleştiriyor.

Taslağın 58. maddesi 4447 sayılı kanunun ek2. maddesini değiştirerek kısa çalışma ödeneği olarak adlandırılan ve işverenin ekonomik kriz gerekçesiyle çalışma süresini kısaltarak işçinin maaşının kalan kısmının işsizlik fonundan ödetilmesi uygulamasının koşulları genişletiliyor. Mevcut düzenlemede ‘genel ekonomik kriz ve zorlayıcı durumlar’ olarak tanımlanan kısa çalışma ödeneği koşullarına tasarıda ‘sektörel ve bölgesel kriz’ koşulları da ekleniyor.

Türk İş kısa çalışma ödeneği verilmesinin koşullarını genişlettiği ve subjektif hale getirdiği için bu maddeye itiraz ediyor. DİSK ise bu maddeye işçilerin ücretlerinin işsizlik fonundan karşılanmasını yaygınlaştıracağı için itiraz ediyor.


KURALSIZ ÇALIŞMA KURAL HALİNE GELİYOR

Taslağın 64. maddesi esnek ve kuralsız çalıştırmanın en yaygın biçimi olan ‘evden çalışma’ ve ‘uzaktan çalışma’ benzeri esnek çalışma biçimlerini düzenleyen yasal mevzuata tabi kılınıyor.


DİSK ve Türk İş kuralsızlığı ve örgütsüzlüğü yaygınlaştırdığı, iş güvencesini ortadan kaldırdığı için bu çalışma biçimlerinin tümüne karşı çıkarak kuralsız çalışmanın kanunen tanınmasına yol açan maddelere itiraz ediyor.




GENÇ İŞÇİLER ÇOK DENENECEK AZ KAZANACAK

Taslakta yer alan iki düzenleme 25 yaşın altındaki işçileri daha ağır koşullarla, bu yaşın üstündeki işçileri işsizlik tehdidiyle yüz yüze bırakıyor.


Taslağın 62. maddesi mevcut koşullarda iki ay olan deneme süresini 25 yaşın altındaki işçiler için dört aya çıkarıyor. Türk-İş, deneme süresinin sonunda işçinin emeğinin heba olabileceğine dikkat çekerek bu maddeye itiraz ediyor.


MESLEK LİSELİ İŞÇİLERE AZ PARA

Taslağın 54. maddesi meslek lisesi öğrencisi olup stajyer olarak çalışan gençleri ilgilendiren önemli düzenlemeler içeriyor. Mevcut yasada 20 işçinin çalıştığı işyerlerinde stajyer çalıştırılabilirken tasarıda bu sayı 5’e düşürülüyor.


Taslağın 23. maddesine göre, asgari ücret tanımında geçen 16 yaş ibaresi 18 olarak, maaş hesapları ise brüt yerine net olarak değiştirildi, Kısaca 16-18 yaş arası çoğunluğu çırak ya da stajyer olan işçilerin aldıkları asgari ücret 599 TL’den 518 TL’ye düşecek.


BELEDİYE İŞÇİLERİNE YOL GÖRÜNÜYOR

Taslağın 109. maddesinde yer alan “İl özel idareleri ile belediyelerin sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçilerin Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün taşra teşkilatlarına sürekli işçi kadrosuyla atanır” ibaresi 70 binden fazla belediye işçisinin karakollara ve okullara gönderilmesi anlamına geliyor. Taslak ayrıca norm fazlası işçiyi bu kurumlara gönderen belediyeleri 5 yıl işçi almamakla sınırlıyor. Bu durum belediyelerde taşeronlaştırmanın önünü açıyor.


ENGELLİLER İŞSİZLİĞE MAHKUM EDİLİYOR

Tasarının 63. maddesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, işverenin başvurusu üzerine işin niteliği veya teminde güçlük nedeniyle işyerinde özürlü çalıştırma konusunda güçlük yaşanıp yaşanmayacağını karara bağlar…” cümlesi, işverenlerin engelli istihdam etme yükümlülüklerinden kurtulmalarının önünü açıyor. Bu düzenleme görme engelli AKP’li milletvekili Lokman Ayva’nın tepkisine neden oldu. Çalışma Bakanı Dinçer ile Ayva karşı karşıya geldi.




Torba demokrasisi

“Atıkların bile ayrıştırılarak torbalara konduğu bir çağda, elli ayrı konuyu tek bir kanunla düzenlemenin anlamı ne? Çöp işleme tekniğinin, kanun yapma tarzının önüne geçtiği bir ülkede hukuki güvenlikten söz edilebilir mi?” (Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, 2 Ekim 2008, Birgün gazetesi)

İçinde birbiriyle ilgisi olmayan farklı konularda düzenlemeler içeren kanun değişikliği taslakları ‘Torba Yasa’ olarak adlandırılıyor. Gazeteci Şükran Soner’e göre Torba Yasa’lar “Özalizmle yükselen, AKP iktidarının kanına işleyen, Meclis’i padişahların fermanlarının onaylandığı makam, milletvekillerini, ‘parmak kaldırma gödevlisi’ konumuna getiren işleyişin kolaylaştırılmasında başımıza örülen çoraplardan biri.” Soner, bu tip yasama anlayışından yola çıkarak bu tarz demokrasiyi Torba Demokrasi olarak niteliyor. ( 25 Aralık 2010, Cumhuriyet gazetesi)


AKP sadece 2010 yılında Torba Yasa olarak nitelenebilecek 8 taslak hazırladı. Bunlardan kamu borçlarını yeniden yapılandıran bir Torba Yasa 3 Kasım’da Mecliste kabul edilerek yasalaşmıştı. Bugünlerde tartışılan Torba Yasa ise ‘Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ olarak Meclis gündemine getirilen 216 maddelik bir tasarı. Tasarı AKP’nin neoliberal dönüşüm programına dayanmak dışında ortak özelliği olmayan farklı konularda düzenlemeler içeriyor. Üniversite öğrenci affından alkol satışına, engelli istihdamından memuriyette kademe artırmaya pek çok değişik yasa ve bu konuda hazırlanmış yasa tasarısı metinleri tüm yaşamımızı doğrudan etkileyecek tek hamlede yasalaşacak.


Peki neden torba yasa?

Bu konuyla ilgili sorularımızı cevaplayan İstanbul Halkevi yöneticisi Av. Erkut Güzel bize şunları anlattı:

Hatırlayacak olursak koalisyon dönemlerinde hükümeti oluşturan partiler yasama faaliyetinden önce, hangi konularda değişikliğe gidileceği konusunda anlaşıp sonra ihtiyaçları olanı elde etmek için Meclis’teki hükümet dışı partileri hatta bağımsız milletvekillerini dahi ikna etmeye çalışırlardı. Koalisyon hükümetinde yasama faaliyeti sancılı geçerdi. Daha kolay ikna için Meclis’e spesifik bir konuda, tartışmayı azaltmak için olduğunca az maddeli yasa tasarısı gelirdi.
AKP ise tek parti hükümetini kurduktan sonra kolay yasama faaliyeti yürütüyor. AKP yasama için yeterli çoğunluğa sahip olduğu için ihtiyaç duyduğu ne varsa bir Torba (ya) Yasa’ya koyup biraz kamuoyunda tartıştırdıktan sonra kolaylıkla yasalaştırıyor. Her alandaki yasayı tek tek farklı zamanlarda tartıştırmak yerine hepsini tek kalemde bitiriyor. Parlamenter demokrasinin tek parti iktidarında monarklaşmış hali AKP'dir. Torba Yasa’ya itiraz edilmeyecek birkaç iyi şey koyduğunda ve tüm maddeler için ya evet ya hayır dendiği haliyle (ki anayasa paketi bile böyle referanduma götürüldü) kendi içindeki çatlakları da kapamış olacaktır. Örneğin en son Torba Yasa’daki öğrenci affına kimse itiraz edemez. Böylece halkın önünde meşruluk sağlanmış oluyor.
"

Her kepçenin bir kaşığı var

Torba Yasa sadece çalışma yaşaımını düzenleyen değişiklikler içermiyor. İçinde toplumun kimi kesimlerini ilgilendiren farklı maddeler yer alıyor. Hatta emeğe dönük ağır saldırı maddelerine gelecek itirazları engellemek için yer alan kimi ilerletici düzenlemeler de yok değil.

Örneğin üniversite öğrencilerinin okuldan atılması sona eriyor. 4 yıllık lisans programını 7 yılda tamamlama şartı kaldırılıyor. Bu şartla uyumlu bir biçimde taslakta yer alan bir başka değişiklikle 12 Eylül 1980’den itibaren her ne sebeple olursa olsun üniversiteden ayrılanlar, 5 ay içinde başvurmaları halinde zamlı harç miktarlarını ödeme şartıyla üniversite öğrenimine devam edebilecek.


Fakat okuldan atılma kalkarken yüksek düzeyde harç bedellerinin kabul edilir olmasını sağlayacak bir başka değişiklik maddesi de tasarıya ekleniyor. Bir derse üçüncü kez kayıt yaptıran öğrenci, harç miktarını ders başına yüzde 50, dördüncü kez kayıt yaptıran yüzde 100, beş ve üstünde kayıt yaptıran yüzde 300 zamlı ödemek zorunda bırakılıyor. Yani okuldan atma kalkıyor ama yoksulun okulu uzatma ‘lüksü’ elinden alınıyor.


SON YÖRÜKLERE ÖZGÜRLÜK

Sarıkeçeliler

Torba Yasa’yla yüzü gülen yalnızca Sarıkeçililer oldu. Taslakta göçebe Yörükler olan Sarıkeçililere keçilerini ormanda otlatma izni veren bir düzenleme de yer alıyor. Mersin-Konya arasında hayvancılık yaparak göçebe olarak yaşayan Sarıkeçililer ‘izinsiz hayvan otlatma’ suçuyla kesilen cezalar nedeniyle hayatlarını idame ettiremez hale gelmişti. Torba Yasa’da Sarıkeçililere ormanda hayvan otlatma serbestliği getiriliyor.

İŞSİZ KALINCA YEŞİL KARTA DEVAM

Taslağın Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Hükümler ve Son Hükümler bölümünün 55. maddesi yeşil kart kullananlara ilişkin bir düzenleme yapıyor.


Sigortalı bir işte çalışmaya başlayan yeşil kart sahipleri bu işten ayrıldıklarında hiçbir işlem yapmadan yeniden yeşil kart kullanma hakkına kavuşabilecek.


Taslakta internet üzerinden içki satışı yapılmasını yasaklayan ek bir madde de bulunuyor. Düzenlemeye göre internet üzerinden içki satanlar 20 bin liradan 100 bin liraya kadar para cezasına çarptırılacak.

Taslak esnafları da görüyor. TOBB ve ülke çapındaki esnaf ve sanatkar odası üyelerinin devlete olan borçları af kapsamına giriyor. Paket taraftarların gönlünü almak, şirket gibi çalışan spor kulüplerinin yöneticilerini sevindirmek içinse kulüplere 180 milyonu aşan vergi ve sosyal güvenlik borçlarını 42 taksitle bölme olanağı veriyor.

Kamu çalışanı da torbada

Torba Yasa’da yer alan bazı düzenlemeler kamu kurumunda çalışanların izin, kademe ilerleme ve disiplin cezaları açısından önemli değişiklikler içeriyor.

BÜROKRATLAR ÖZEL SEKTÖRDEN

Tasarıdaki önemli bir düzenleme bu kurumlara yönetici olarak atanacak isimlerle ilgili.

Taslağın 73. maddesiyle kamu kurumlarında ‘üst derecelere’ yükselmek için sicil şartı aranmayacak, yöneticiler özel sektörden atanabilecek. Üstelik özel sektörden bir kamu kuruluşuna atanan yöneticinin kamu kurumu dışında geçen çalışma süresinin tamamı kurumda fiilen çalışılan süreye dahil edilecek.

KESK özel sektörden isimlerin üst düzey bürokrat olarak atanmasını sağlayan bu madde kamusal alanı tamamen siyasallaşmasına yol açacağı, iktidar partisinden olmayanların görevde yükselmesini engelleyeceği gerekçesiyle itiraz ediyor.


Mevcut durumda ek kademe ilerlemesi için 6 yılda sicil notu ortalaması 90 olan kamu çalışanlarına verilirken taslakla beraber bu süre 10 yıla çıkıyor. Ek kademe ilerlemesi ise 90 sicil ortalaması yerine hiç disiplin cezası almama koşuluna bağlanıyor.


KAMU DA ESNEKLEŞİYOR

Taslağın engellilerin günlük çalışma süresini tespit için mülki amirlere yetki veren 74. maddesi, kurumlarda çalışacak ‘uzman’, ‘kariyer uzmanı’ gibi uzmanlık sistemlerini yaygınlaştırılıp yasalaştırırken 91. maddesi de kamuda esnek çalışma ve piyasalaştırmanın önünü açıyor. KESK bu maddelere “liyakata ve kariyere dayalı memurluk sistemi yerine ABD’de uygulanan piyasa odaklı memur sistemi getirdiği” için itiraz ediyor.


Bir başka düzenlemeyle kamu çalışanlarına disiplin cezalarına itiraz hakkı tanınıyor.


-sendika.org'tan alıntıdır-
 
Üst