Siyasi Sanatçılar ve Sanatçılar Bir Değildir

#1
Sanatçı kendi içinde iki keskin çizgiye ayrılır. Ezilenlerin bilincini zehirleyen ve egemenlerin sınıfına hizmet eden sanatçılar ve ezilenlerin sınıfından olan siyasi sanatçılardır.
Siyasi sanatçı, bir şiiri esnaf lokalinde sesli okuyup, bu sorumluluğunu yerine getirmiş olabilir.
Meydanlarda, küçük bir oyun oynarken, emeğini satarken bir işçinin ve onun monotonlaşan hayatından birkaç kare ve nasıl bu monotonluğun aşılacağına dair fikirler üreten gösteriler olabilir.
Müzik grupları kurarak, mitinglerde Enternasyonal ve Avusturya İşçi Marşı söyleyebilir.
Şiirlerini internet sitelerinde yayınlayabilir.
Sanatçı resimleri satarak geçinir, sürekli resim yapar ve bu resimlerin metalaşması dışında bir anlamı yoktur.
Kapitalist kültürde sanatçının resminin satın alınması olayına sanat olarak bakar.
Bizlerin kapitalist kültürün reddini her alanda yerine getirmeliyiz.
Sanatçı örneğin bir köyün evini, birkaç ağacını ve dağları çizerek resimler yapar ve bu sürekli aynı şekilde farklı tonlarda devam eder.
Sanatçı aşırı üretim yaparak, kapitalistin gözünde sanatçı olabilir.
Sanat galerisi açarak, burada onlarca resmini sergiler ve her resmin altında fiyatı dolar olarak yazar.
Satılan isimlerin üzerinde ‘satıldı’ levhası asılı bulunur.
Sınıfının bilincinde olan sanatçılar, resimleri böyle satışa sunmaz. Resimleri satarak geçinir fakat böyle kapitalist kültürün sanat galerisi, resmin üzerine dolar, lira etiketi yapıştırmaz.
Sınıfının sanatçısı resimleri sokaklarda, gece kondu mahallelerindeki hayvan barınaklarında galeriler açarak, emekçilere ve köylülere gösterir ve bu resimler hakkında kısa bir bilgi verir daha sonra emekçilerle birlikte sergi gezisi sonrasında bir seminer düzenler ve konuşmalar yapılır.
Bu resimlerden bazılarını emekçiler satın alır. Bu sanatçının geçimini sağlayacak ve emekçinin sanatla buluşmasını sağlamak için yapılır. Resimlerin fiyatını sanatçı değil, alan emekçi belirler.
Siyasi sanatçılar komünistlerdir.
Sanatçılıklarını ticaret olarak göremezler.
Kapitalist toplumda yaşarken, ‘sınıfın sanatçısı’ kapitalistlerin ihtiyacı için değil, emekçilerin ihtiyacı için sanat üretir. Resim yapar, heykel yapar, tiyatro yapar.
Sanatın emekçilerin, sınıf bilinciyle ve Dünya Partisi’nin programı doğrultusunda sanatçı sorumluluklarını yerine getirir.
Sanatçı bununla yetinmez, kendi Partisi’ni eleştirir. Bu eleştiriyi hizipçi olarak yapmaz
Hizipçilik, proletaryanın öncü örgütü içinde, ayrı bir örgüt yaratmak, merkezi işleyişi boğuntuya uğratmak ve parti kararlarını geçersiz kılmak, örgütü ve kadroları zayıflatmak için eleştiri-özeleştiri silahını yozlaştırmakla işe başlar.
Lenin bu konuda şöyle der:
"Partinin eksikliklerinin kesinkes gerekli olan eleştirisi öyle ele alınmalıdır ki, getirilen her pratik öneri, mümkün olduğu kadar açık bir biçimde derhal, sürüncemede bırakılmaksızın, görüşülmek ve karara bağlanmak üzere Partinin ilgili yerle ya da merkezi yönetici organına sunulmalıdır.
Eleştiri getiren herkes, ayrıca, eleştirinin biçiminde, düşmanlarla çevrili Partinin durumunu göz önüne almak zorundadır.
Partinin genel çizgisinin tahlili, ya da pratik deneyimlerinin özetlenmesi, kararların uygulanmasının denetimi, hataların düzeltilmesinin yönetimlerinin incelenmesi, vb. herhangi bir 'platform' temelinde oluşan grupların ön toplantılarının konusu haline gelmez; tam tersine bunlar, yalnızca doğrudan doğruya bütün partili yoldaşların tartışmasına sunulmalıdır...
Eleştirilerin, proletaryanın sınıf düşmanlarına yardım edecek biçimler almasına izin vermeksizin somut yapılması için sürekli çaba sarf edilmelidir"
Sınıf mücadelesi için üretilen bir resim, bir seminer kadar etkili araç olabilir mi? Elbette vardır. Bunlarda gerekli ve yerine getirilmesi gereken durumlardır.
Şehirlerin gecekondularında, köylerin meydanlarında sanat-sızlığın yerini sanatın yani siyasi sanatın alması gerekir.
Aslında gecekonduları yapanlar sanatçı insanlardır, onlar emekçidir, onlar alınterileriyle bir gecede dikmişlerdir gecekondularını.
Bu sanatı siyasi olarak komünistler yapacaktır.
Sanatın siyasi bir alanda geçmesi, sanatçıların siyasi bilincine bağlıdır.
Sanat, umuttur
Sanat, bütün duyguların zikzağıdır.
Sanat, siyasidir.

Aykut Şahin

Yeryüzündeki Tembel Karıncalar: Siyasi Sanatçılar ve Sanatçılar Bir Değildir
 
Üst