Oğuzhan Müftüoğlu’nun HDP değerlendirmesi ve rütbeli devrimcilik

#1
Oğuzhan Müftüoğlu’nun HDP değerlendirmesi ve rütbeli devrimcilik

&lt/body&gt


Gökhan Kaya gokhan_olorin@yahoo.com


4 Kasım 2013 Pazartesi


HDP’nin kuruluşu tahmin edilenin ötesinde ses getirdi. Kongre sonrası basında Başbakan’ın danışmanlarından, AKP’nin kanaat önderlerine, Türkiye soluna kadar birçok kesimden yorumlar geldi.

Başta Başbakan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan ve Taha Akyol olmak üzere AKP’liler HDP’yi anlamaktan ziyade muhtemel bir rakip olarak kamuoyunda ‘yanlış algı’ yaratmak üzerine odaklandılar. Temelde ‘Öcalan’ın partisi’, ‘marjinal parti’, ‘totaliter solun Kürtlerle birleşmesi’, ‘terör örgütünün uzantısı’ vs. şeklinde özetlenebilir bu yorumlar.

Yazıda bu değerlendirmeleri ele almayacağım. Soldan gelen bir yoruma değineceğim. BiliyorsunuzHDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder İstanbul Büyükşehir Belediyesi için Alper Taş’ın aday gösterilebileceğini söylemişti. Taş da aday olursa Önder’i destekleyeceğini belirtmişti. Hal böyleyken o cenahın tarihsel kanaat lideri olan Oğuzhan Müftüoğlu’nun HDP değerlendirmesine gözden kaçırmamak gerekir sanırım.

Müftüoğlu Birgün gazetesine şöyle demiş HDP hakkında:

"HDP’nin kuruluşuna gelince, bu konuda HDK'nin kuruluşu sırasında ifade ettiğim Kürt hareketinin patronajı altında ortaya çıkan bu oluşumun Kürt hareketiyle Türkiye solu arasındaki doğru bir ilişki biçimine tekabül etmediği şeklindeki düşüncelerimin aradan geçen süre içinde de doğrulandığını düşünüyorum. Toplumda ciddi bir karşılığı olmayan, yetmez ama evetçilerin de aralarında bulunduğu bileşkesi, karar alma süreçlerinin biçimi, Gezi örneğinde de karşımıza çıkan tek gündemli siyaset anlayışı vb. ortada. Ancak, Kürt hareketinin ve diğer katılımcılarının böyle bir oluşumdan kendileri için önemli bir fayda mülahaza ettikleri de ortada. Bu yüzden bize onlara başarılar dilemekten başka bu konularda fazla bir şey söylemek düşmez. Yeter ki bu konuda bizim irademize de aynı saygı gösterilsin. Bundan ötesi bizim sorunumuz! Bizim asıl sorunumuz bundan sonra; ülkenin içinde sürüklendiği karanlık sürece karşı Gezi'de ortaya çıkan büyük potansiyelin büyük - küçük, örgütlü, örgütsüz bütün devrimci muhalefet unsurlarıyla birleşik bir devrimci sorumluluk hareketi şeklinde ülkenin geleceğine sahip çıkacak bir güce dönüştürülmesi sorunu."

Bir özet yapmadım aynen böyle sözler.

Müftüoğlu’nun HDP değerlendirmesi aslında bazı AKP’lilerle bir yönden örtüşüyor: Kurulan yeni bir Kürt partisi... Belli ki Müftüoğlu, Yalçın Akdoğan gibi HDP programını okumamış. Amaç öncelikle ötekileştirecek bir sıfat takmak.

İkinci önemli vurgu ise şu: “Toplumda ciddi bir karşılığı olmayan...”

Hadi HDP hiçbir sinerji yaratmadı diyelim. Son yıllarda Kürt hareketinin yüzde 6 - 7 civarında oy aldığını biliyoruz. Bunu söyleyen Müftüoğlu’nun partisi ÖDP ise en son 2009’da İl Genel Meclisi’nde 0.17 oy almış, son seçimlere ise girememiş! Sizce “Toplumda ciddi bir karşılığı olmayan” sözü kime daha çok uyuyor?

Müftüoğlu, HDP’nin politikaları için ‘tek gündemli siyaset anlayışı’ diyor. Fakat nedense bu tek yönlü siyaset anlayışının şimdiden Ermeni, Süryani ve Gezi direnişinde öne çıkan LGBT, Anti-Kapitalist destekçileri ve bileşenleri var, ilginç değil mi? Mesela ÖDP’nin PM’sinde bu bileşenlerden birisi bile temsil edilebiliyor mu insan merak ediyor.

Sonraki satırda Oğuzhan Müftüoğlu, açıkça HDP ile işimiz olmaz, ayrı durma irademize saygı gösterilsin dedikten sonra birleşik bir devrimci sorumluluk hareketi çağrısı yapıyor ki bence bu demecin en ilginç kısmı o.

Peki, HDP ve bileşenlerini dışladıktan sonra bu ‘birleşik devrimci cephe’de kim olacak? Biliyorsunuz ÖDP’nin yakın tarihi zaten sosyalist hareketin birçok unsurunun partiden atılması ile geçti. Şu anda ÖDP’de olanlar her ayrılıktan sonra daha bir devrimcileştiklerini ilan ettiler. Herhalde attıklarını, ‘devrimcileşmelerine engel olanları’ birleşelim diye çağıracak değiller. Bu kafaya göre, zaten Kürtler Kürt oldukları için solcudan kesinlikle sayılmıyor! Geriye kim kalıyor; CHP’liler, TKP, İP… Özetlersek, Türk bayrağı taşımayı içine sindirenler. Sanırım Müftüoğlu’nun HDP’de ‘yetmez ama evetçiler var’ vurgusu da bu kalanları hatırlatıyor ve ”Biz referandumda oluşan hayır cephesiyle birlikte hareket etmeye devam edeceğiz” imasını taşıyor.
Sizce bu bileşim 'devrimci bir cepheden' çok milliyetçi bir cepheyi andırmıyor mu?

Sonuç itibariyle; Gezi isyanı Türkiye muhalefetini harmanladı, 70’lerden beri sosyalist harekette hakim olan örgütlenme tarzı ve söylemi tarumar etti. HDP’nin son kongresindeki katılım ve sloganlar neredeyse Gezi’de oluşan otorite karşıtı, yatay, çoğulcu, çok renkli ve çok sesli muhalefeti olduğu gibi yansıtıyordu. Kürt hareketi ön yargısız, bu ‘yeni’ olana gönlünü açtı. Müftüoğlu gibi 70’lerden kalma eski sosyalist tüfekler ise hala 'hiçbir şey değişmedi biz haklıyız, gelin size devrimci payesi verelim' diyor.

Kalsın efendim, kimse artık rütbe istemiyor. Rütbeli devrimcilik dönemi kapandı. Geçmiş olsun. Keza devrimci olan şimdi hayatın kendisi ve o birçok şeyi ve hepimizi peşine takıp, sürüklemeye başladı bile.

..........................................................................
yoruma gerek yok. altına imzamı atıyor, aynen katılıyorum (suat)
 
Üst