Musa Anter (Ape Musa)

#1
MUSA ANTER – Apê Musa (1915 – 1992)

Onun asası kalemi, düşünceleri ve içinde bulunduğu kültürdü. Kürt halkının sevgisini, samimiyetini kazanmış, ‘Ape’ (amca) diye dile getirilmesi de bu yüzdendir. ‘’Türkiye’nin 55 yıllık girdisinin, çıktısının yeminli, canlı bir şahidiyim. Hem yalnız şahidi mi? Değil!. Sanığıyım. Mahkumuyum.’’ Diye bahsederdi kendinden. Gazeteci, tarihçi, dengbej, bilgeydi. Kürtçe ıslık (tabi bu nasıl olur bilmem)çaldığı gerekçesiyle polis tarafından hakarete maruz kalmış bir aydındı.
İlk kez 1978 yılında, ben ve bir arkadaşım, Stilİl’e, Musa Anter’in evine gittik. O zaman bu değerli adam çok dikkatimi çekti. Giyinişi, oturuş-kalkışı, davranışları, alçak gönüllülüğü, düşünce ve fikirleri, modern aydın kişiliği son derece olumlu bir etki yarattı üzerimde. O zaman astronomiden, felsefeden, Grek medeniyetinden, Zerdüşt’ün dininden ve insanlık tarihinden söz etmişti bize. Aydın kişiliği gözden kaçmıyordu. Bahçesinin estetiği, çiçek ve ağaçlarının düzeni, bahçede yaptığı havuzun içindeki çeşit çeşit balıklar, Musa Anter’i köylülükten yüzyıl daha ileri bir safhaya taşıyordu. Tüm bu bilgisine, modernliğine rağmen Musa Anter hiçbir şekilde kendisini köylülükten ve köylülerden uzaklaştıramıyordu, onların acılarını, dertlerini, kederlerini, sevinçlerini , paylaşıyordu. Yüzyıl onlardan ileriydi ama onlarla kolkola yürüyordu. (Musa Anter hakkında Firat Ceweri’in kaleme aldığı yazıdan)
Musa Anter kendini şöyle anlatıyordu;
Diyebilirim ki ben bir siyasi yazarım. Elimden geldiğince, siyaseti mizahi bir çerçevede yorumlamaya çalışıyorum. Çünkü şimdiye dek biz fikirlerimizi, düşüncelerimizi açıkça söyleme fırsatı bulmamışız. Bundan dolayı ben, mizahi bir yöntem belirlemişim kendime. Diğer bazı yazarlar da böyle bir yöntem seçmişlerdir. La Fontaine de zamanında Fransız siyasetini hayvanlarla, fabllarla izah etmiştir.
Etrafımdaki insanlar Kürt, dünyam Kürdistan, o da perişan bir durumda. Şuna inanıyorum ki ben Kürt olmasaydım bile yine Kürtler üzerine yazacaktım.
Ben silahşör değilim. Ordumda yok. Ben haksızlığı kabul edemediğim için bu kitapları yazmaya ihtiyaç duydum. Arnavut bir şair olan, Mehmed Akif şöyle diyor; ‘’İnsan ayaklar altında olsa bile, benim dediğim doğrudur diyebilmeli’’ gerç, ben zayıftım, tek bir insandım. Cumhuriyetten sonra bu işe başladım. Pişman değilim. Bazı arkadaşlarım bana yetişti, geçen arkadaşlarım da var. Şimdi görüyorum, Kürt gençleri bu işe el atmışlar ve bu çok hoşuma gidiyor, bundan keyif alıyorum. Zamanımızda okumuş gençler azdı, yok denecek kadar, Nusaybin’den orta okula, liseye gideck genç yoktu, ben yalnızdım.
Benim ailemin çoğu ve amcam sınırın öte tarafında yaşıyordu, bunun bana çok faydası oldu. Yazları okul tatil olunca Suriye’ye gidiyordum. Orda Hawar, Ronahi yayınlanıyordu. Ben o dergilerin, yazarlarının etkisinde kaldım; Celadet Bedirxan, Cegerxwin, Qedrican, ve Osman Sebri’den etkilendim. Yazı yazmaya çok meraklıydım, bunun üzerine yazı yazmaya başladım. Bu alandaki boşluğu doldurmaya çalıştım.

Yayıncılık hayatı 1948’de İstanbul’da Dicle Kaynağı dergisini çıkararak başladı lakin kısa sürede kapatıldı. O kapatıldıktan sonra Şark Mecmuası, Diyarbakır’da Şark Postasını çıkardı. Ardından İleri Yurt ve Mezopotamya dergilerini çıkardı. Mezopotamya dergisi tutuklanmasına neden oldu ve 2 yıl tutuklu kaldı. Serbest bırakıldığında yine boş durmayan Anter çeşitli dergilerde yazmaya devam etmiş, ve hakkında çok sayıda dava açılmıştır.
Daha basılmadan yayına hazır 4 kitabına devlet tarafından el konuldu. (Türkçe-Kürtçe sözlük, 38 Numaralı Hücre, We Şeve Reş Bu..) 1970-1975 yılları arası 3 yıla yakın tutuklu kaldı. Tutuklu süre boyunca sağlık sorunları yaşadı ve bitkin düşmüştü. Çareyi köye dönmede bulmuştu. Bir süre yazmaya ara vermişti bu durum 1987 yılına kadar sürdü. Ardından tekrar yazmaya başlamıştı. Kendi deyimi ile tekrar halay başına geçmişti.
Musa Anter gerek Anadolu ve Mezopotamya siyaseti için ayrı bir yere sahipti. Maalesef ki Cumhuriyeti yönetenler birçok aydın yazar gibi onun da kıymetini bilemedi.
Can Yücel : ‘’Musa Anter çağımızda yeni bir Selahaddin-i Eyyubi’ydi.’’

''EĞER BENİM ANADİLİM SENİN DEVLETİNİN TEMELLERİNİ SARSIYORSA DEMEK Kİ DEVLETİNİ BENİM ARSAMA YAPMIŞSIN.’’ APE MUSA
 
Üst