Kürt'üm, Ermeni'yim, Arap'ım...

#1
Kürt'üm, Ermeni'yim, Arap'ım...



Burjuva cumhuriyetin kuruluşundan günümüze farklı kimlik ve inançları yok sayma üzerine inşa edilmeye çalışılan “Türk kimliği”, özellikle '80'lerden sonra gelişip büyüyen Kürt ulusal özgürlük mücadelesiyle çok ciddi bir yara almıştır. Başta Kürt kimliği olmak üzere bu topraklarda yaşayan Laz, Çerkez, Arap azınlıkları ile, Alevi inancı ve diğer inançlara mensup toplulukların kendilerini ifade etmeye başlamaları, kendi inançlarını yaşamak istemeleri, egemen sınıflar tarafından büyük bir tehlike olarak değerlendirilmiştir. Gece yarısı gelen Genelkurmay muhtırasında bu bir kez daha açığa çıkmıştır


Genelkurmay muhtırasında saldırı sadece İslami gericilikle sınırlı değildi. Kendisini sömürgeci faşist rejimin koruyucusu ve savunucusu ilan eden Genelkurmay, muhtıra ile başta Kürt halkı olmak üzere, “farklılıkları kabul etmek gerek” diyen liberallere ve tabi ki devrimci sosyalistlere savaş ilanını yeniden beyan etmiştir.


“Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, 'Ne mutlu Türküm diyene!' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.” diyen Genelkurmay, Kürt ulusal özgürlük mücadelesiyle artık kimliğini gizlemeyen tüm Kürtleri hedef tahtasına oturduğunu ilan etmiştir. Kürt sorununda çözümün askeri yollarla olamayacağı açığa çıkmıştır diyerek farklı adımların atılmasını isteyenlere, Barış Konferansları örgütleyerek Kürtlerin yanında olan ilerici Türk aydınları bir kez daha tehdit edilmiştir.


Hrant Dink cinayetinden sonra “Hepimiz Ermeniyiz” diyen yüzbinlere bu açıklama ile ciddi bir uyarı çekilmiş, eğer Ermenilerin, Kürtlerin, Lazların, Çerkezlerin bu topraklarda yaşadığını söylemeye devam ederseniz “düşmanım olduğunuzu unutmayın” denmiştir.


Bu açıklama aynı zamanda bu zamana kadar işlenen cinayetlerin sorumlusunun Genelkurmay olduğunun da itirafıdır. Genelkurmay, Malatya'da gerçekleştirilen vahşi katliamı, H. Dink cinayetini adeta 'aba altından sopa gösterircesine' üstlenmiştir. Şemdinli'de bomba atanları açık açık savunarak, “tanırım, bu çocuklar iyi çocuklardır” diyerek Kürdistan'daki katliamların sorumlularının kim olduğunu ise zaten çok önceden itiraf etmiştir Genelkurmay.


Generallerin, faşist 27 Nisan muhtırasında, “Ne mutlu Türk'üm diyene!” anlayışına karşı olan herkesi düşman ilan etmesi, onların geleceğe dönük bir mesajıdır. Faşist generaller kliği, başta Kürt ulusal mücadelesine karşı imha amaçlı sömürgeci kirli savaşın sürdürülmesi olmak üzere her türlü anti sömürgeci, antişoven, antifaşist duruşun, vahşi beyaz terörle ezilmesi yönünde irade beyanında bulunmuştur. Irkçı, şoven, milliyetçi siyasal-psikolojik atmosferin korunması ve bu yöndeki kışkırtma ve saldırganlığın devam ettirilmesi yönünde, açık ve gizli kontrgerilla çetelerine işaret vermiştir. İslami gericiliğe karşı balans ayarı verilirken, yine hedefte ilericilerin, demokratik hak ve özgürlüklerin olduğu açıktır. Cumhurbaşkanlığı, erken seçim tartışmaları rüzgarında Kürdistan dağlarını kimyasal silahlarla bombalanmaya devam edecek, gerillalar tanınmayacak hale getirilerek katledilecek, demokratik haklarını kullanarak basın açıklaması yapmak isteyen demokratik güçlere gazlı, coplu saldırılar düzenlenecek, 1 Mayıs'ta olduğu gibi binlerce insan gözaltına alınacak ve birçoğu tutuklanacak. Diğer taraftan linçci güruhlar, sırtı sıvazlanan Ogün Samast, Yasin Hayal, Malatya canileri gibi katiller, cinayetlerine devam edecek.


Genelkurmayın bu muhtırasına karşı, Kürt'üm, Ermeni'yim, Laz'ım, Çerkezim, Terekeme'yim, Alevi'yim, Hristiyan'ım vb. farklılıkları sahiplenerek alanlara çıkmak, güncel görev olarak önümüzde durmaktadır

''ESA Atılım'ın 11 Mayıs 2007 tarihli ''Azadi'' köşesinden alıntıdır''
 
Üst