Kürt halkının kadına güveni takdire layık

#1
Kürt halkının kadına güveni takdire layık


29 Mart seçimlerinde tam bir demokrasi rekoru kıran Kürt halkının kadın iradesine duyduğu yüksek güveni bu denli resmi olarak ortaya koymuş olması, gerçekten de takdire layık bir sonuç. Kürt halkını ortaya koyduğu bu demokrasi rekorundan dolayı kutlamak isterim.

Yine seçimde halkının yüksek güvenini kazanmış ve özgürlükte iddialı 14 kadın belediye başkanını, büyük bir coşku ve heyecanla kutlamak isterim.

Evet, Kürt halkı ve Türkiye önemli ve tarihi bir seçim sürecini arkasında bıraktı. Seçim sonuçları üzerinden bir çok yazan ve çizen oldu, oluyor. Ancak henüz seçimde Kürt halkının büyük bir güven duyarak başkan seçtiği 14 iddialı DTP'li kadın başkanı kimse fazla gündemine almadı, almaya cesaret etmiyor.

Neden?

Türkiye'deki hiç bir parti, bu güne kadar kayda değer bir kadın kotası uygulamadı. Çünkü kadının siyasete girmesinden ve kadının siyaseti gerçekten demokratikleştirme yanınından büyük korku duyarlar da ondan.

Çünkü erkek egemenlikli iktidarların hiçbiri, elde ettiği gücü ve mevkiyi hiç bir kadınla paylaşmayı düşünmez de ondan. Kadını siyaset yürütebilecek güçte ve iradede görmez de ondan. Düşünebilen, konuşabilen, üretebilen, yönetebilen yetenekte görmez de ondan. Kadını böyle görmediği gibi kendini bu yolda ispatlayan kadına da böyle bir yerin verilmesini kendi iktidarı önünde engel olarak görür ve asla kabul etmez de ondan.

Dolayısıyla bugüne kadar ki, ne bir iktidar partisi ne bir muhalefet partisi, DTP'nin siyasette kadına verdiği yer kadar, yer vermemiştir asla. 29 Mart yerel seçimlerinde DTP, 14 kadın belediye başkanı çıkardı. DTP dışında kalan partiler ise toplam üç başkan çıkarabildi. Tabi ki, iktidar ve muhalefet partileri içerisinde olan koskoca erkekler erksiz beklerken, seçimdeki halk iradesi ile alınacak bu önemli erkler, eli hamurlu kadınlara bırakılır mı hiç(!)

Bu klasik, muhafazakar iktidar ve muhalefet partilerinde erksiz kalacak erkekler ne yapar sonra(!)

Bu koskoca erkekler dururken, evinde eli hamurlu kadınlar mı yürütecekler siyaseti, kadınlar mı yönetecek kendilerini(!)

Hangi hakla? Elindeki hamurların verdiği haklarla mı?

Evet, herkese inat, tam da elinde bulunan hamurların ona verdiği haklarla.

Kadının elinin hamuru değil midir doyuran insanları. Kadının elinin hamurları değil midir yaşamı sürdüren ve süreklileştiren. Elinde yaşamı sürdürecek ve süreklileştirecek hamuru olmayanların bu hakları da olmaz zaten. Tam da bu konuda erkek egemenlikli tarihin yarattığı büyük bir çarpıtma ve saptırma düzeltilmekte hipimizin gözü önünde. Beş bin yıldır yaşamsal emeğinin karşılığı elinden çalınan kadınların hak ettikleri karşılık, Kürt toplumu tarafından teslim edilmekte yeniden kendilerine.

DTP'nin kadınlara bu oranda yer vermiş olmasının hem bütün Türkiye tarafından hem de uluslararası güçler tarafından doğru okunması gerekmektedir. DTP'nin gerçek demokratik yüzü olarak okunmasını gerekli kılar. Kürt halkının gerçek bir demokrasiye yatkınlığını ve gerçek bir demokratik yaşam arayış ve iddiası olarak okumayı gerekli kılar.

Şimdi DTP, bir kadın ve bir erkekten oluşan eşbaşkanlık sistemi ile yönetilmekte. Şu anda 8 kadın miletvekili ve 14 kadın belediye başkanı var. Devlet desteği ile geliştirilen engeller, hileler olmasa daha fazlası da olacaktı bu arada. DTP'li kadın milletvekilleri ve belediye başkanları daha çok Kürt bölgelerinde Kürt halkının oyları ile seçildi. Üstelik kadınların aday gösterildiği yerlerde DTP'nin almış olduğu oy oranı en yüksek oy oranıydı. Ortaya çıkan bu tablo, Kürt toplumunun gerçek demokrasi umudunu kadında gördüğünü ispatlamaktadır. Kürt halkı, Kürt toplumu demokrasi ile yönetilmek istendiğini ve bunun garantisi olarak kadınları gördüğünü ortaya koydu 29 Mart yerel seçimleri ile. Kadın emeğine, kadın vicdanına, kadın ahlakına, kadın adaletine olan güvenini ortaya koyan mesajlar verdi bu seçimlerle.

Kürt halkının kadına duyduğu bu güveni resmi olarak beyan etmiş olması, kendi başına büyük bir sosyal ve toplumsal devrimdir. Bu seçimlerle birlikte hiç bir şeyin eskisi gibi yürüyemeyeceği açıklık kazanmış olmakla beraber, Kürt toplumunun kadına yaklaşımının da artık eskisi gibi olmayacağı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Kürt toplumunun öyle çokça filmlerde, dizilerde, kliplerde işlendiği gibi gerici gösterilemeyeceği ve benimsediği yeni yaşam felsefesinin böyle olmayacağı da açıklık kazanmış bulunmaktadır.

Ortaya çıkan bu renkli demokratik tablonun öncelikle, Kürtler hakkında oluşmuş olan 'bölücü, terörist' imajını, bu imajı yaratan devletçi ve iktidarcı kafalardan silmesini ve haklarını teslim etmesini farz kılmaktadır. Kürtler üzerinde yürütülmesi planlanan tasfiye planlarını çizen egemen kafaların, kafalarında oluşturdukları bu tasfiye planlarından bir an önce vazgeçmelerini ve Kürtlerin demokratik çözüm taleplerini görmelerini ve saadete gelmelerini de artık kaçınılmaz kılmaktadır.

ZİLAR STERK
 
Üst