kürdistan da bir "sünnetsiz"

#1
PKK’ye katılmış İsviçreli David Tolhildan’ı anlatan bir belgeseli çektiniz. Hem de annesiyle birlikte Kandil’e giderek?
Lozan’da “Revengin” adlı filmim gösterimdeydi. Gösterisi sonrası bir kadın yanıma geldi ve David’den bahsetti. David’in annesi olduğunu, oğlunun gerillada olduğunu ve oğluna ulaşmak istediğini söyledi. Ben de spontane olarak “Sana yardımcı olmaya çalışırım ama oğlunun filmini yapmak isterim” dedim. Böylece film projesi başlamış oldu.
David’in yaşamındaki en dramatik şey neydi?
David’in hayatındaki en dramatik şey, sosyal, kültürel ve politik olarak tanınan İsviçreli bir aileden gelmesi. David’in babası İsviçre Yüksek Federal Mahkemesi’nin başkanıydı ve uluslararası Ticaret Mahkemesi’nin yedi yargıcından biriydi. David İsviçre’de son derece konforlu, iyi bir yaşamı terk etti ve şimdi bir İsviçreli’den daha fazla bir şey. Kürtçe konuşuyor, Kürt gibi düşünüyor ve Kürt gibi davranıyor. Kürdistan’ın cenenneminde (savaş şartlarında) yaşamak için İsviçre gibi bir cenneti terk etmek? Beni çok etkiledi.
David gibi başka yabancılar var mı orada?
Evet. Diğer ülkelerden de birçok genç var.
Filmde Bahoz Erdal’ı ve diğer gerillaları da görüyoruz. Bu filmi çekerken amacınız neydi?
Gerillanın normal günlük yaşamını göstermek istiyordum. Ve bunu yaptık. Gerillaların günlük konuşmaları, şakaları senaryoya çok şey kattı. Çok doğal, hümanist insanlar. Bu savaş olmasaydı, o insanlar şimdi aramızda olacaklardı. Bizim gibi yaşayacaklardı. Günlük yaşamlarında insanlar, bunu unutuyorlar.
Yani gerillanın da sıradan biri olduğunu mu göstermek istediniz?
Evet, tam da öyle. Onlar da bizim gibi insanlar, bizim kardeşlerimiz, akrabalarımız arkadaşlarımız. İtalya’daki reel sinemaya baktığınızda köylülerin, işçilerin günlük yaşamda insanların gerçek yaşamlarını görürsünüz. Aynı şeyi Yılmaz Güney sinemasında da görürsünüz. Yaşam nasıl yaşanıyorsa, perdeye de öyle yansıyor. Reel sinemanın halk tarafından sahiplenilmesinin sebebi de bu.
Sizi etkileyen başka neler vardı orada?
Dağlardaki gençler kendi sanatlarını ifade edecek imkânları yaratmışlar. Tiyatro yapıyorlar, koro kurmuşlar... Halil Uysal bunların en açık örneklerinden biri. Uysal, önemli bir Kürt savaş sinemacısı. Şayet yaşarsa, çok önemli filmler yapabilir. Ben Halil’i ‘Kürt Reuters’i olarak adlandırıyorum.
Zor olmadı mı Kandil’e gidip film çekmek?
Savaş bölgesinde silahlı insanlar arasında yanlızca bir kamerayla olmak fikri ve her zaman bir roket ya da bomba sonucu ölebileceğin gerçeği insanı korkutuyor. Fakat yolculuğa başladığımda her şeyi unuttum.
PKK nasıl izin verdi böyle bir filmi çekmeye?
Gerilla ile görüşmeye iki defa gittim ve her gidişimde iki hafta kaldım. Hiçbir sorunla karşılaşmadığım gibi destek de gördük. Beğensek de beğenmesek de PKK, Kürtler ve Türklerin gerçeği. Karşılıklı konuşmaktan başka bir yol yok.
Finansal destek bulmakta zorlanmadınız mı?
Hem İsviçre televizyonu hem de İsviçre Kültür Bakanlığı sinema destekleme fonu, filme destek verdi.
Film Avrupa film festivallerinde gösterildi. Nasıl tepkiler aldınız?
Bu film Avrupa’da 30 film festivalinden fazla gösterildi ve gösterildiği yerlerde çok önemli bir etki yarattı.
Türkiye’den tepki aldınız mı?
Türkiye hükümeti de David Tolhildan filmimin çeşitli festivallerde gösterimini engellemek için tüm gücünü kullandı. Fakat sadece iki kere bunu başardı; 2007’de Birleşik Arap Emirlikleri’nde Abu Dhabi Film Festivali’nde filmin gösterimini, elçilik kanalıyla engelledi. 2008 yılında aynı durum Singapur Film Festivali’nde, filmimin gösterimine kısa bir zaman kala tekrarlandı.
Türkiye hükümetinin basit bir filmi yasaklamaya çalışmak konusunu yeniden düşünmesini öneririm. Çünkü içerdeki problem, benim filmim kadar büyük.

Bir İsviçreli Kandil�e ne arar - Taraf Gazetesi

filmi bulup buraya asmak isterdim.. ama yok..:( bulabilen olursa assın isterim..

ayrıca buraya genelde filmler asılıyor ben ise yazı yazdım.. dilerim bu noktada hata yapmamışımdır..
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Üst