Kızıl Bayrak’ın “Emperyalist Savaşın Faturasını Reddedelim” Anti-Komünistliği Üzerine

#1
Harun Yahya sitesinde Lenin’in yazılarını okuyanlar bile Komünist olabilirken, Kızıl Bayrak’ın bu duruşu ile de anti-komünist oluyor yaşam böyle bir şey, materyalist.
“Bugün işçi sınıfı ve emekçiler, sermaye devletinin kestiği savaş faturasını ödemeyi reddederek, emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı mücadeleyi büyütmediği sürece fatura her geçen gün daha da ağırlaşacaktır. Bir taraftan kardeş halkların acıları büyürken öte taraftan Türkiye işçi sınıfının ve emekçilerinin boyunlarındaki kölelik zincirleri daha da kalınlaşacaktır.
Dolayısıyla önümüzdeki günlerde işçi sınıfı ve emekçiler kapitalist krizin ve emperyalist savaşın faturasını ödemeyi reddederek emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı “işçilerin birliği halkların kardeşliği” çizgisinde mücadeleyi büyütmelidirler.” [Şubat, 2013 Kızıl Bayrak sitesi]
Fatura ödeme olayı, kapitalist sistemde ezilenler öder, bunun hipotezi böyle.
Emekçi emeğini satar ya da iş yeri açar bu iş yerinde günde 15 saatten fazla kalarak geçimin sağlar. Bu iki durumda da emekçiler ve esnaflar vergileri devlete öder.
Kapitalist düzende faturayı kapitalistlere ödetmek mümkün değildir. Bu politik bir duruştur.
Başka bir politik duruş örneği, internet faturalarını ödemeyin deyin ve milyonlarca emekçi 1 ay internet faturalarını ödemesin böyle bir şey olduğunda internet kullanımı ortadan kalkar, bu kapitalist düzen için bir sorun yaratmaz. Bu internet faturalarını farklı vergilerle alır. Yani fatura almanın bir yolunu bulur, o kadar üniversite okumuş memur ne güne duruyor, onların bilgileri ve yetenekleri ile bu sorun çözülür.
Harun Yahya sitesinde anti-komünist propaganda yaptığını sansa da, komünist propaganda yapmaktadır. Devrimcilerin yazılarından alıntılar, devrimcilerin ve devrimci olmak isteyenlerin ufkunu zorlayacaktır.
Kızıl Bayrak’ta komünist olduğunu söyleyip, sistem tamirciliği yaparak anti-komünist konuma düşmektedir.
Yaşam Diyalektik Materyalisttir.

Aykut Şahin

Yeryüzündeki Tembel Karıncalar: Kızıl Bayrak’ın “Emperyalist Savaşın Faturasını Reddedelim” Anti-Komünistliği Üzerine
 
#2
Yukarda KIZIL BAYRAK' ın yazısını okudum gayet açık bugün Suriye' de sürmekte olan savaş emperyalist bir savaştır ordaki muhalif kesimlere Türkiye sermaye hükümeti ABD ve diğer emperyalist devletlerin çıkarları doğrultusunda destek vermekte ve savaşı körüklemektedir.Bunun sonucundada yani bizlere işçilere emekçilere düşük ücret ,zamlar ,vergiler vs yani yanıbaşımızda sürmekte olan savaşın faturasının bizler ödüyoruz. Buna karşı işçilerin birliği halkların kardeşliğini yükseltmeliyiz yani mücadele etmeliyiz bu çizgi de
Burdaki işçiler emekçiler derken işçi sınıfını yani ezilen sınıfı kastediyor Karl Marks ın KAPİTAL i okumadığın belli .Senin söyleminden şu sonuç çıkıyor Kapitalist sistem var emperyalist savaşlar olur ve bunun faturasınıda işçi sınıfı öder ee ne yapalım kapitalist sistemin yıkılmasını mı bekleyelim fatura ödememek için veya bekleyelim demiyorsan önce kapitalist sistemi yıkalım diyorsan kapitalist sistemi nasıl yıkcaz .
KIZIL BAYRAK burada tutarlı ve gayet açık bi şekilde kapitalist sisteme ve onun getirdiği emperyalist savaşa karşı işçi sınıfının mücadele etmesi gerektiğini söylüyor
 
#3
Sevgili Ahmet Can

Kapitalizm, varlığını yalnızca yoksullaştırarak ve yok ederek sürdürebilir; dolayısıyla da o, varlığını sürdürdüğü müddetçe, yalnızca onun krizlerinin değil, bir bütün olarak onun varlığını sürdürebilmesinin faturasını sömürülenler ve doğa ödemek zorundadır.
Kapitalizmin bu gerçekliğinden dolayı, yalnızca kapitalizmin krizinin faturasını ödemeyi değil, bir bütün olarak onun varlığını finanse etmeyi reddetmek gerekmektedir; zaten devrimci olan da budur. Devrimci olan, kapitalizmi imha etmektir. Kapitalizmi imha etmeyi hedeflemeyen hiçbir anlayış ve eylem devrimci değildir.

Bundan dolayıdır ki gerek Dünya Sosyal Forumu tarafından yayınlanan ve ‘sosyalist” hareketin çoğunluğu tarafından kabul gören ‘kriz manifestosu”nda savunulan ‘kapitalizmin ve kapitalist işletmelerin toplum tarafından denetlenip, toplum çıkarlarına göre yönlendirilmesi” alternatifi, gerekse de kapitalizmi imha etmeyi değil de, onu restore etmeyi hedefleyen diğer alternatifler, kapitalist sistemin yeniden yapılandırılmasına hizmet etmeye mahkûmdurlar.
Kapitalizmi imha edip, komünist bir dünya kurmak için savaşan komünistlerin görevi, kapitalizme alternatifler sunmak, onunla pazarlık yapmak ve onu kontrol etmek değil, onun her kriz dalgasını ona karşı bir silah olarak kullanarak onu felç etmek ve yıkımını örgütlemektir. Eşitlikçi ve özgürlükçü bir dünya kurabilmenin ön şartı budur.
Yoksa öyle, ‘Krizin faturasını ödemeyeceğiz!”, ya da ‘Krizin faturasını Zenginler ödesin!”, ya da ‘Bankalar değil ama işletmeler devlet tarafından kurtarılsın, karşılığında işçi tenkisatı durdurulsun!” türünden talepleri ileri sürerek eşitlikçi ve özgürlükçü bir dünya kurulamaz.
Bu tür alternatiflerle başka bir dünya kurulamayacağı gibi, ileri sürülen bu taleplerin elle tutulur bir yanı da yoktur.
Bu taleplerin ya da alternatiflerin elle tutulur yanı yoktur, çünkü Zenginlerin krizin bedelini ödeyebilmesi için, kendilerine ait bir zenginliğin olması gerekiyor. Ama zenginlerin kendilerine ait bir zenginliği yoktur. Onlar, kendilerine ait olmayan bir zenginliği kontrol etmektedirler ve bu zenginlik, doğanın, doğadaki bilumum canlıların yok edilmesi ve sömürülmesiyle oluşmuştur. Dolayısıyla da zenginlerin, gerek kendi varlıklarını sürdürebilmeleri, gerekse de söz konusu krizi aşabilmeleri için yapmak zorunda oldukları, bu zamana kadar yaptıklarından farklı olmayacaktır. Yani, faturayı doğaya ve çalışanlara ödettireceklerdir.
 
#4
Aynı şey devlet için de geçerlidir. Devletlerin kendilerine ait paraları olmaz. Dolayısıyla da devlet kasasından şirket kurtarılamaz.

Devletler, gerek sömürüden, gerek ticaret üzerinden aldıkları pay, gerekse de çalışanların zorla vergilendirilmesi yoluyla bir sermaye oluştururlar ve bu sermayeyi denetlerler. Bu durumda devletin, bir-iki işletmeyi ya da bu işletmelerin işçilerini kurtarmak adına milyonlarca insandan gasp edilen parayı istediği gibi kullanmasını savunmak doğru değildir.
Krize karşı alternatif sunanların bir başka saçmalıkları ise, ‘Bankaların toplum tarafından kontrol edilip, toplumun ihtiyaçlarına göre yönlendirilmesi” talebidir.
Bu talep, ki daha çok Batılı ülkelerin ‘sosyalist” hareketleri tarafından savunuluyor, tam bir komedidir. Kapitalizmde üretimin olduğu gibi, bankaların da işlevi bellidir. Dolayısıyla da kapitalist işletme olan bankaların toplum tarafından denetlenebilmesi ve toplumun ihtiyaçlarına uygun olarak yönlendirilmesi mümkün değildir. Ama kapitalizmin denetlenip, insan merkezli bir hale getirilmesini savunan bir anlayışın, kapitalist işletmeler için bu tür şeyler ileri sürmesi şaşılacak bir durum değildir.
Kapitalist sistemin tamirciliğine soyunmuş olan bu güruh için önemli olan bankaların ve işletmelerin işlevleri değil, bu işletmelerin ‘demokratik kontrolü”dür.

Örneğin bu güruhu ilgilendiren bir fabrikanın neyi, kimin için ürettiği değil, bu fabrikanın kontrol edilip edilmediği, işçi çıkarıp çıkarmadığı ve işçilerin kaç saat çalıştıkları ve kaç para aylık aldıklarıdır. Aksi halde bir otomobil fabrikasının insan ve doğa merkezli üretim yapabilmesini savunmak mümkün olabilir mi?
 
#5
ee ne yapalım kapitalist sistemin yıkılmasını mı bekleyelim fatura ödememek için veya bekleyelim demiyorsan önce kapitalist sistemi yıkalım diyorsan kapitalist sistemi nasıl yıkcaz .
Peki, o halde ne yapmalı?
Her şeyden önce altı çizilmesi gereken şudur: Komünistler, kapitalist sistem içi çözümler talep etmezler. Komünistlerin yapması gereken, kapitalist devletten çözüm talep etmek ve devlete seslenmek değil, işçi sınıfına seslenmek ve onu sistem dışı bir mücadeleye, bir başka deyişle, onu eşitlikçi ve doğa merkezli bir toplumsal yaşam projesine kazanmak için mücadele etmektir.

Tam bu noktada şöyle bir soru ile karşılaşabiliriz; iyi ama işçi sınıfına ne önereceğiz? İşçi sınıfı bugünden yarına komünist bir dünya için savaşma fikrine kazanılamayacağına göre, işçi sınıfı bugün somut olarak ne yapmalı?
Bizim cevabımız şudur: Komünistlerin tarihsel görevi, sınıfın, ekonomik taleplerle sınırlı bilincinin ve eyleminin, politik hedeflere yönelmesi için mücadele etmektir. Eğer bu yapılmayacaksa, bu durumda devrimci örgütler inşa etmenin bir manası yoktur. Eğer devrimci hareket, sınıfın taleplerinin kuyruğuna takılacaksa, bu durumda örgütleri feshedip, sendikalara katılmak daha doğru bir davranıştır. Devrimci hareketin yapması gereken, işçi sınıfının ya da genel olarak çalışanların taleplerinin ardına takılmak değil, çalışanların, kendileriyle sınırlı dar taleplerini aşıp, dünya işçi sınıfının genel çıkarları için mücadele etmesine katkı sunmaktır. Yarın, hemen yarın işçilere ne mi söylenebilir?

Mesela, ‘Devlet, işyerimizi kurtarsın!” diyen işçilere:
‘Devlete vergi vermeyi reddedin!”
‘İşyerlerinizi korumak için değil, işyerlerini ele geçirmek için mücadele edin, patron ve pazar için değil, doğal yaşamı yok etmeden toplum için üretin!” denilebilir.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, yapılması gereken, mevcut kriz dalgasını kapitalizmin imhasına hizmet edecek bir araç olarak kullanmaktır. Nasıl ki fiili savaş durumlarında devrimci olan barışı ya da ülke çıkarlarını savunmak değil, bozgunculuk yapmak ve savaşı devrimci bir savaşa dönüştürmek için mücadele etmek ise, kapitalizmin kriz dalgaları söz konusu olduğunda da devrimci olan ona yol gösterip, ona refleks alanları yaratmak değil, onu kuşatmaktır. Kapitalizmi tamir etmek değil, bozgunculuk yaparak, onun imhasıyla taçlanacak bir mücadele yürütmektir.

Kapitalizmi imha edip, eşitlikçi ve özgürlükçü bir dünya kurabilmenin yolu buradan geçmektedir.
 
#6
Kızılbayrak burda bir devrim bildirisi yazmıyor işçilere emekçilere sesleniyor mücadeleye çağıran yazıdır .Sen nasılda kızılbayrağı burdan kapitalizm i yıkmak değilde restore etmek fikri çıkartıyorsun bu yanlıştır.Kızılbayrak ki reformist mücadeleye savaş açmış bir örgüt den bahsediyoruz.Senin yazdığın gibi İşçi sınıfı ekonomik talepler uğruna mücadele eder ve devrimci örgüt, parti sınıfa siyasal mücadele ve onun iktidarı için öncülük önderlik eder kızılbayrak da bu perspektifdedir.

İşçi sınıfının politikleşmesi iktidarı ele geçirmesi işçilerin emekçilerin ekonomik mücadeleyle ,ekonomik talepler uğruna mücadele ederek gelişir.Bu ikisi sınıfın iktidar mücadelesiyle bağlantılı olgudur .işçilere sen gidip biz devrim yapcaz kapitalizm i yıkcaz diye gidersek bu karşılık bulmaz işçilere bugün kapitalist sistemde mümkün olmayan taleplerle mücadeleye çekmek ve iktidar perspektifi kazandırmaktır .Kızılbayrak ta bunu yapıyor emperyalist savaş ların getirdiği düşük ücret zamlar . vergiler vs.. gibi bunların faturasını ödeme ve işçilerin birliği halkların kardeşliği çizgisinde mücadele et diyor gayet açık ve bu talepler kapitalist sistemde tabiki gerçekleşmeyecek taleplerdir gerçekleşse bile bu işçilerin mücadelesiyle olacak
 
Son düzenleme:
#7
Sevgili Ahmet Can

İşçi sınıfının politikleşmesi iktidarı ele geçirmesi işçilerin emekçilerin ekonomik mücadeleyle ,ekonomik talepler uğruna mücadele ederek gelişir.Bu ikisi sınıfın iktidar mücadelesiyle bağlantılı olgudur .işçilere sen gidip biz devrim yapcaz kapitalizm i yıkcaz diye gidersek bu karşılık bulmaz işçilere bugün kapitalist sistemde mümkün olmayan taleplerle mücadeleye çekmek ve iktidar perspektifi kazandırmaktır .Kızılbayrak ta bunu yapıyor emperyalist savaş ların getirdiği düşük ücret zamlar . vergiler vs.. gibi bunların faturasını ödeme ve işçilerin birliği halkların kardeşliği çizgisinde mücadele et diyor gayet açık ve bu talepler kapitalist sistemde tabiki gerçekleşmeyecek taleplerdir gerçekleşse bile bu işçilerin mücadelesiyle olacak
Sınıflı toplum heterojendir, Halk heterojendir, İşçi sınıfı heterojendir, kapitalistler heterojendir yani bir "çorba" gibi düşünebilirsin. Çorbanın içindeki malzemeyi ayırt edemiyoruz içince o malzemelerin tadını da toptan alıyoruz. Bu nedenle heterojen yapılara ve olgulara HOMOJEN bir şey göstermek zorundasın.

İşçilerin Parasız Eğitimini savunmak reformistlik, adına ne koymak istersen koyabilirsin (küfür etmeden) Parasız Eğitim mümkün değildir, Kalkınmanın nasıl mümkün olmadığı gibi.

Parasız Eğitim, "gökten" inen bir cismin yarattığı somut durum değildir. Bu somutluk işçilerin sömürüsü ile elde edilen paraların kapitalistlerin bankalarında sermaye biriktirmesidir. Kapitalist tek başına sermaye biriktirme yeteneğine ve özgünlüğüne sahip değildir.

Parasız Eğitim istersen İŞÇİLERİN SÖMÜRÜSÜNE EVET demiş oluyorsun ve
1-Kapitalizmi meşrulaştırıyorsun
BU KOMİK DEĞİL Mİ?
 
#8
Kızıl Bayrak’ın “Emperyalist Savaşın Faturasını Reddedelim” sloganı

faturayı reddetmek, faturayı ödeyenlere bunu söylerken, faturadaki gelirin kaynağı işçi sınıfının sömürüsüdür. gideri savaşa gidecektir. Bu savaşa giderken, kapitalist devletler bundan paralar, karlar ve yeni sömürü alanları, coğrafyaları kazanacaktır.

kapitalizmin ve emperyalizmin doğasını aykırı bir söylemdir sadece. çünkü egemenlerin cephesi savaşmadan, silah üretmeden, ambargo koymadan kendi sermaye birikimlerini kontrol ve geliştirme, yaygınlaştırma yapamaz. Burada emperyalizmi ve kapitalizmi indirgeme ve soyutlama yapıyorlar.

asıl yapmaları gereken, somutlamak ve homojenleştirmektir.

yaşasın halkların kardeşliğinin devrimci bir slogan yanı yoktur. materyalist toplum analizlerinde Halklar heterojen ve sosyolojik yapılardır, bu yapılar siyasi yapılanmalara dönüşemez, (devrimci anlamda dönüşemez) sadece sosyolojik ve bu sosyolojinin kültürünü, dilini, namusunu, değerlerini sahiplenirsen, bu halktan bir halk senin sloganını yapar, bu da siyasi mücadeleden seni ve kitleni düşürür.
 
Üst