Herkese Merhaba

#1
Herkese merhaba. Adım Mustafa, 22 yaşındayım. Tıp Fakültesi öğrencisiyim. Kendimi siyasi konularda çok cahil gördüğüm için bir şeyler öğrenmek adına bu foruma üye oldum. Bu konuda bana yol göstereceğinizi ve yardımcı olacağınızı umuyorum. Bilmemek ve bilmediğini kabul edip öğrenmeye çalışmanın bana göre ayıp bir tarafı yok. Sadece bu yaşıma kadar bu kadar cahil kalmış olmam biraz dokunuyor. Hümanist, eşitlikçi bir görüş bana daha yakın geldiği için de işte buradayım. Aklıma söyleyecek başka da bir şey gelmiyor. Sizin sorularınız olursa memnuniyetle cevaplarım.
 
#2
Hümanist, eşitlikçi bir görüş bana daha yakın geldiği için
öncelikle foruma hoş geldin,


Siyaset kavramı zamanında "kent yönetimi" anlamında kullanılmışsa da siyaseti "topluluk(komün) olarak işleri yürütme" diye allgılarsak daha mantıklı olur.Topluluk olarak yapılan bir faaliyet ne zamandan beri bir "meslek" oldu??? ne zamandan beri "siyasetçiler" ortaya çıktı??? toplum ne zamandan beri "apolitikleştirildi" bu soruları sorarak başlamak lazım.

Tıp Fakültesi öğrencisiyim.
Kutsal bilim TIP gene aynı şekilde kutsal olan KADININ elinden nasıl alındı.Toplumsal sağlık ne zamandan beri "kar" üzerinden işletilir oldu???


yani işin özü basit sorgulamalardan geçiyor.Zor olan ise bütün bu çıkarımlardan tutarlı ilişkilerin geliştirilmesi.
 
#3
Teşekkür ederim, hoş buldum. Tabi ki sorguluyorum. Siyaset bilgim yok evet. Yani politik gündemi çok bilmem, yakın siyasi tarih hakkında bilgim yoktur, terminolojim bu konuda zayıftır ama neticede ben de bu dünyanın bir ferdiyim. Elbette sorguluyorum. Yine de geniş bir perspektife sahip değilim çünkü bu konuda düşüncelerim çok ham doğal olarak yaptığım çıkarımlar da çok cılız kalıyor. Bunu biraz daha işleyip resmin bütününü görebilmeyi istiyorum.
 
#4
mustafa arkadaş,

Bilgili olmak özellikle şu yaşadığımız dünyada o kadar hakikatte anlam yitimine uğruyor ki!!!! çoğu bilgi özellikle "sistem kaynaklarından" çıktığı ve bir "kirlilik" oluşturduğu için kimse bunun ötesine geçmeyi düşünmüyor.

Misal demişsin ki

Hümanist, eşitlikçi bir görüş bana daha yakın geldiği için
Bu görüşü açıkalamalısın.Ne ölçüde "hümanistsin".Misal ulus devlet sana neyi ifade ediyor??? Kürt halkının demokratik özerkliği ne ifade ediyor???

Eşitlikçilik peki neyi ifade ediyor??? Devletten sosyal yardım talebi mi??? fakir-fukaraya yardım etmek mi ??? yoksa kimsenin "yardıma muhtaç " olmadığı birinden bir şey talep etmediği "kollektivizmin" temelinde ortak değer yarattığı bir toplumsal düzen mi???


Soru soruyu açar.Bir yerden başlamak lazım
 
#5
Belki doğru düşünmüyorumdur ama benim görüşüm şu yönde. Türk tarihi anlatılırken Çin'in asimilasyon politikalarından ve Çin baskısından bahsedilir. (Her ne kadar bize aktarılanların doğruluğundan emin olmasam da.) Şuan Kürtlerin Türkiye'deki durumu da aynı. Türklerin toplumsal bütünlüklerini, dillerini, dinlerini ve kültürlerini korumak için verdikleri mücadeleyi haklı görüp Kürtleri vatan haini ilan etmek bana göre tamamen iki yüzlülük. Kendi özerkliklerini kazanmalarını gerekli görüyorum.
Eşitlikten kastım sanırım kollektivizm olarak ifade ettiğin şey. Fabrikaların, tarlaların ve iş yerlerinin kamulaştırılması ve daha adaletli bir gelir dağılımdan söz ediyorum. Çünkü yaptığımız işe kim, neye göre değer biçiyor? Bir meslek grubunun yaptığı işe karşı ödenen parayla başka birine ödenen para ya da bir iş adamının cirosu arasında dağlar kadar fark varken bana pek adaletli gelmiyor.
Hümanizmden kastım, insanı insan olarak görebilmek ve insan olarak sevebilmek. Irk, dil, din, mezhep, cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelim gözetmeden herkesi bir tutabilmek. Keza ben oldum olası çalışkan bir öğrenci değildim hiç sınav odaklı da olmadım. Şimdi biraz olsun ders çalışıyorsam bunu hekim olacağım bilinciyle yapıyorum. Gelecekte bir gün insanlar bana sağlıklarını, hayatlarını ve sevdiklerini emanet ettiklerinde başarısız olmak istemiyorum. Gibi gibi işte.
 
#6
Belki doğru düşünmüyorumdur ama benim görüşüm şu yönde. Türk tarihi anlatılırken Çin'in asimilasyon politikalarından ve Çin baskısından bahsedilir. (Her ne kadar bize aktarılanların doğruluğundan emin olmasam da.) Şuan Kürtlerin Türkiye'deki durumu da aynı. Türklerin toplumsal bütünlüklerini, dillerini, dinlerini ve kültürlerini korumak için verdikleri mücadeleyi haklı görüp Kürtleri vatan haini ilan etmek bana göre tamamen iki yüzlülük. Kendi özerkliklerini kazanmalarını gerekli görüyorum
bu tarihi anlatanların kendileri "türk olmadıkları" için bu kadar rahat bir şekilde türklük adına konuşabiliyorlar.Osmanlıdan bakiye devşirme geleneği Türk devletinin içine işlemiştir.Türk devletinin kurucuları bu "ulus devleti" inşa edenlerin kendisi devşirme türklerdir ve unutmayalım ki bu ülkede yaşayan türklere (yörük-türkmen boylarına) çok az söz hakkı verilmiş "türklük" "yapay bir ulus" tanımı olarak inşa edilmiştir..Misal amerikan ulusu gibi.Tarihte böyle bir ulus yoktur ama devlete bağlı olmaya göre "amerikan ulusu" tanımı yapılır.Tarihten günümüze gelmiş olan etnik yapılar günümüzün "ulus devletleriyle" birlikte tasfiye edilmeye çalışımış artık "ulus" tanımı devlete bağlılık üzerinden tanımlanır olmuştur.

Eşitlikten kastım sanırım kollektivizm olarak ifade ettiğin şey. Fabrikaların, tarlaların ve iş yerlerinin kamulaştırılması ve daha adaletli bir gelir dağılımdan söz ediyorum. Çünkü yaptığımız işe kim, neye göre değer biçiyor? Bir meslek grubunun yaptığı işe karşı ödenen parayla başka birine ödenen para ya da bir iş adamının cirosu arasında dağlar kadar fark varken bana pek adaletli gelmiyor.
"kamulaştırmak" ortaklaştırmak demek değildir.Özel mülk yerine ondan farklı olmayan devlet mülkünün geçmesidir.Devlet senden vergi toplar ve bunu kamu hizmeti adıyla yapar.Topladığı vergilerle beslediği ordusu-polisiyle silvana-cizreye saldırır... Devlet ne kadar "iyi niyetli" olmaya çalışsın hiçbir zaman "ortak mülkiye" devletle yürümez.Devletin tarihsel kökeni zaten hiyerarşi-özel mülkiyet kaynaklıdır.Bu tarz bir yapı üzerinden sosyalizm inşa etmeye çalışmak burjuvazi den sosyalizm kurmasını beklemek gibidir.


biraz sert girmiş olabilirim.Asıl önemsediğim ne düşündüğünü öğrenmek.Sen de soru sorarsan ben de ne düşündüğümü anlatırım.Önemli olan ilk sözümde de söylediğim gibi "tutarlı" olabilmek.Bu çok önemli

Misal "sosyalizmle devlet bir arada yürür mü??" sorusu bu bir tutarlılıktır.

Bir sosyalist ulus devleti savunabilir mi???

bunlar hep sorular.Cevapları herkese göre değişir-değişik yorumlar yapılabilir.Asıl mesele burada "hakikati doğru" kavrayabilmekle ilgili.

Kendi özerkliklerini kazanmalarını gerekli görüyorum.

peki bunu laz-çerkes-rum-ermeni halkları için de kabul ediyor musun??? misal bu özerklik nasıl bir olgu??? nasıl işlemeli??? özerklik sadece etnik temelli mi yoksa sosyal-siyasal-ekonomik her alanda "özerklik" nasıl işleyebilir ??
 
Son düzenleme:
Üst