Halife Kürt'tür diye hanedanı yıktılar!

#1
Halife Kürt'tür diye hanedanı yıktılar!

DOĞAN BARIŞ ABBASOĞLU -ANF AMSTERDAM -
II. Mervan İslam tarihindeki en parlak halifelerden biri olmasa da adı belki de en çok telaffuz edilenlerden biridir. En çok tartışılanlardan biri olduğu ise muhakkak.

744-750 yılları arasında hüküm süren II. Mervan için son Emevi halifesi denir. Ama bir rivayete göre son Emevi halifesi Emevi bile değildir. Annesi Kürt’tür. Annesi, saraya geldikten kısa bir süre sonra Mervan dünyaya gelir. Birçok İslam tarihçisi Mervan’ın annesinin saraya geldiği sırada zaten hamile olduğunu ve Mervan’ın Emevi olmadığını iddia eder.

Yani bizim yarı Kürt olarak bildiğimiz Mervan belki de yüzde yüz Kürttü. Belki de başka bir şeydi. Bilmiyoruz. Ama O’nun trajik bir şekilde Kürdistan’ın kalbindeki Zap vadisinde sonlanacak olan hikayesinde Emevi olmadığı yönündeki dedikoduların büyük bir rolü olduğu bilinir.

Emevi halifesi I. Mervan’ın torunu olan Mervan’ın doğum tarihi belirsizdir. Annesinin Kafkas valisi olan babası Muhammed’in sarayına 691 yılında girdiği tahmin edilir. İslam tarihçilerin büyük bir bölümüne göre çok güzel bir kadın olan annesi Kürttür. En azından Mervan’ın annesinin hiçbir önemli Arap ailesinden gelmediği kesin olarak bilinmektedir. Mervan’ın 692 yılında doğduğu kabul edilir. Al Tabari’ye göre ise doğum tarihi 695 ya da 696’dır.

Bir diğer rivayete göre ise I. Mervan’ın oğlu Muhammed tarafından Zubayrid’lerden alınan kadın, Merwan’ı Muhammed’in yatağında doğurmuştur. Sarışın ve mavi gözlü kadını kendi himayesine alan Muhammed, Mervan’ı da kendi çocuğu olarak tanıtmıştı.

Mervan İslam toplumu içinde “Himar al-Jezirrah” lakabıyla tanınırdı. Tam bir tercümeyle “Mezopotamya Eşeği”. Kulağa hoş gelen bir lakap olmasa da o dönemde kullanım amacı çok farklıdır. İslam tarihçilerine göre bu lakap iri yapılı ve çok güçlü olması nedeniyle Mervan’a takılmıştı. Bir diğer rivayete göre Araplar arasında eşek çiçeği olarak bilinen krizantem’e düşkünlüğü nedeniyle Araplar Mervan’a “Himar al-Jezirrah” diyorlardı. El Tabari Suriye’deki Himş kalesi kuşatması sırasında bir eşeğin penisiyle Mervan’a hakaret ettiğini anlatır. Bu örnek Mervan için kullanılan “eşek” lakabının doğruluğunu işaret eder.

Mervan fiziksel özellikleriyle de kendi seleflerinden ayrılıyordu. Oldukça iri yapılıydı ve aynı annesi gibi mavi gözlü ve sarışındı.

Mervan’ın bir “Emevi” olarak yükselişi Ermenistan, Azerbaycan ve diğer Kafkas ülkelerindeki savaşlar sayesinde olmuştur. Sadece askeri anlamda değil bir örgütleyici olarak Mervan ciddi meziyetlere sahipti.

Babasının yerine geçtiği zaman Mervan’ın ilk işi orduyu yeniden örgütlemek oldu. Ordusuna asker kazandırmak için Kürdistan ve Kafkasya’daki aşiretlerle anlaştı. Ermenilerle ittifaklar kurdu. Ordunun yapısını yeniden şekillendirdi, geleneksel sıra halinde dizilen geniş bir ordu yerine küçük süvari birliklerinden oluşan ve “Kurdus-Karadus” olarak adlandırılan yeni bir yapılanmaya gitti. Ganimet paylaması yerine askerleri sürekli ücretlendirdi. İhtiyaç duyulan asker sayısının azalması nedeniyle bölgede yaşayan halk Mervan’ın yönetimini benimsedi.

744 yılında III. Yezid’in halifeliğe geldiği sırada Mervan, Mezopotamya valisiydi. III. Yezid’in halifeliğini kabul etmeyen Mervan ordusuyla Şam üzerine yürüdü. Bu ordunun içinde Mervan’ın Kafkas valiliği döneminde iyi ilişkiler kurduğu Ermenilerden de bir bölük bulunuyordu.

Mervan’ın ilk dönemlerde kendini halifeliğe aday göstermediği ve Şam’da III. Yezid tarafından tutulan II. Welid’in iki oğlundan birinin halife olmasını istediği söylenir.

Suriye üzerine sefer düzenleyerek Himş şehrini alan Mervan daha sonra Balbek-Şam arasında Yezid’in Süleyman Hişam komutasındaki ordusunu yendi. Bu sırada II. Welid’in iki oğlu, İbrahim ve Süleyman, Yezid’in emriyle öldürüldü. Bu olaydan sonra savaştan zaferle çıkan Mervan Halife oldu.

Mervan, halife olmasının ardından diğer halifelerin aksine Şam’a değil, Harran’a yerleşti. Harran’da kendini çok daha güvende hissediyordu. İşte bu dönemde Mervan’ın Emevi olmadığı, Kürt olduğu dedikoduları yayılmaya başladı. Şam’ın etkisini kaybetmesinden rahatsız olan Suriye Arapları bir dizi isyan başlattı. Mervan bu isyanları güç de olsa bastırdı.

Mervan’ın İslam İmparatorluğunun diğer kesimlerinde halifeliğini kabul ettirmesi için daha uzun zaman aldı. Irak’ta iktidarını kabul etmeyen Haridit ailesini yenilgiye uğrattı ve sürgün ettirdi. 747 yılında bir süre halifeliğini tüm aşiretlere kabul ettiren Mervan, Abbasi isyanının çıkmasının ardından ordusuyla isyancılar üzerine yürüdü.

İki ordu 750 yılında Zap’ta karşı karşıya geldi. Mervan’ın karşısında İranlılar, Şii Araplar ve Abbasi askerlerinden oluşan bir ordu vardı. Çok daha kalabalık bir ordusu olan Mervan, mızraklı Abbasi askerlerine karşı cepheden saldırıya geçti. Klasik savaş tecrübesinin yeteceğini düşünen Mervan büyük bir yenilgiye uğradı ve iki oğlu ve az sayıdaki askerle beraber savaş alanından ayrıldı. Bu savaşta Emevi ailesinin önde gelenlerinden 300 kişi hayatını kaybetti.

Abbasi süvarileri Mervan’ı Mısır’ın Busir kasabasına kadar yüzlerce kilometre takip etti ve burada kısa bir savaşın ardından 6 Ağustos 750 günü öldürüldü. Kellesi bir Arap süvari tarafından Bağdat’a “Kan dökücü” lakaplı Ebu Abbas’a götürüldü. Oğlu Übeydullah Habeşistan’a kaçtı ama o da Abbasilerin kılıcından kurtulamadı.

II. Mervan böylece halifeliğin merkezini Arap ülkelerinden Kürdistan’a taşıma girişiminin ve belki de Kürt olmasının bedelini ağır bir şekilde ödemiş oldu.

Belki de sadece Kürt olduğu için hilafeti son buldu.

Sonra ne mi oldu?

Abbasiler daha sonra İslam dünyasından Emevilerin izlerini silmek için tarihte eşi benzeri zor görülecek bir yöntem izledi. Şam, Kinnasrin ve Emevilerin yerleştiği şehirlerdeki Emevilere ait mezarlar açıldı ve içindeki cenazelerin hepsi yok edildi. Emevi halifesi Hişam’ın cesedi El Ruşefa’daki mezarından çıkarıldı, 80 defa kırbaçlandı ve yakıldı. Abbasiler 25 haziran 750’de Emevi soyundan gelen 80 kişiyi affetmek için Ebu Futrus’ta topladı. Büyük bir sofra hazırlanmıştı. Kutlamalar başlar başlamaz Abbasi askerleri kılıçlarını çekti ve tüm Emevilerin kellelerini uçurdu.

Bundan sonra Abbasilerin ajanları İslam İmparatorluğunun dört bir yanında dağılara Emevi ailesinden gelenleri bulup teker teker öldürmeye başladı.

Bu korkunç katliamdan bilinen tek bir Emevi kurtuldu. Emevi halifesi Hişam’ın torunu Abdurrahman İbn Muaviye senelerce süren kaçışın ardından İber Yarımadasına geçti ve burada üç yüz yıl hüküm sürecek olan Endülüs Emevi devletini kurdu.

ANF NEWS AGENCY
 
Üst