Ezilenlerin İdeoloji’sinde “Hırsız”

#1
Hafta sonu oldu, dışarı çıkıp gazete alacaktım. Kapıyı açtım, ayakkabılarım yoktu. Balkona mı koydum diye düşündüm koymamışım.
Diğer ayakkabılarımı giydim ve dışarıya çıktım. Kapıda komşu kadın “ayakkabıları hırsız çaldı” dedi. Ben de benim ayakkabılarımdan mı bahsediyor diye düşündüm. Dedim ki:”Benim ayakkabıları almışlar” komşu kadın “hırsızlar benimkini de almışlar” dedi. Apartmandan iki çift ayakkabı alınmıştı.
Dedim ki:”Onlar hırsız değil, sadece izinsiz aldılar” Komşu kadın cevap vermedi, öylece bana baktı.
İki gün sonra sohbet edeceğim arkadaşa da ayakkabı meselesini anlattım. O da “hırsızlar almıştır” dedi. Ben de ona “hırsız” olmadıklarını söyledim.
Arkadaşım solcu, reformist biriydi. Konuyu biraz daha açtım: “Hırsızlık, burjuva hukukunda yer alan bir gelenek ve anlayıştır. Örneğin bir işçi kapitalistin makinesini çalarsa “hırsızlık” ile suçlanır. İşçi de yakalandığında egemenleri ideoloji ile düşündüğü için suçunu kabul eder. Eğer ezilenlerin ideoloji zehirli kavramlardan aşılmazsa, işçiler böyle düşünmeye devam edecektir.
Komünistler bu zehirli kavramları teşhir etmeleri gerekmektedir. Yoksa gündelik yaşamda işçilerin politik kültür oluşmasını sağlamayacaklardır.”
Devamında dedim ki:
“Kapitalistlerde “hırsız” değildir”
Arkadaş: “neden” diye sordu?
“Kapitalistler, işçilerin emeğini satın alırlar yani işçi işe başlamadan önce kapitalist ile pazarlık, uzlaşma yapar ve böylece çalışır. Yani hem işçiler hem de kapitalistler “hırsız”, “hırsızlık” kavramlarını kullanmamalıyız” dedim.
Mesela “kız” kavramını da kullanmamalıyız çünkü kadınları aşağılayan ve küfür eden bir kavram. Bir erkek günlük yaşamında bunu hergün söyler ve hergün kadına küfreder.

Yeryüzündeki Tembel Karıncalar: Ezilenlerin İdeoloji’sinde “Hırsız”
 
Üst