dhkp-c ve analizi

#1
GİRİŞ
ankarada yapılan eylemi., hedefler ve biçim olarak analiz ettim.. ve bu analizleri özellikle eylemi yapan örgütün açıklamaları temelinde yapmaya çalıştım.. özellikle politik içeriğini ve sonuçlarını da yine örgütün açıklamaları temelli yapmaya çalıştım..
http://www.enternasyonalforum.net/m...atlayan-bomba-ve-quotbombaquot-analizler.html


eleştirilerin., yıkıcı amaçlı olmaması için., kendi algılarımız temelinde değil., eleştirdiğimiz tarafın kendi duruşu temelinde yaklaşmak gerekir.. yani., niyet okumayı en sona bırakmak gerekir..

bu anlamda.; eylemi yapan örgütün silahlı mücadeleyi temel aldığını unutmamak gerekir..
* silahlı mücadeleyi yanlış bulmak ve bu anlamda eleştirmek., eylem üzerinden değil., çizgi üzerinden yapılır.. haliyle., eleştirilerde., eylemin politik sonuçlarından çok., bu çizginin yarattığı genel sonuçlardan yola çıkılır..
* silahlı mücadeleyi doğru bulup., eylemi eleştirmek de olasıdır..
bu sefer de eylem üzerinden eleştiri yapılır.. eylem.; "o aşamada" zaman-mekan-biçim ve yarattığı sonuçları ile sınırlı eleştirilir..

benim eleştirim.. eylem üzerinden olmadı.. çünkü., silahlı mücadeleyi savunan bir örgütün., en azından üzerine gelinen politik şiddete bu tür eylemlerle yanıt vermesini doğal buluyorum..
bu anlamda., silahlı mücadeleyi yanlış buluyorsam.. direk çizgisel eleştiri yapardım.. ama.,çizgisel eleştiri yaptım.. eylemi zaman-mekan ve politik amaç anlamında da eleştirmedim.. eylemi bunu yapan örgütün duruşu ve çizgisi temelinde ele alıp eleştirdim.. bu çelişik bir durum olarak görülebilinir.. ama değil..


ben.; bu örgütün., eylemi kendi çizgisi temelinde yapmadığını., üstelik çoktan çizgisel terk yaşadığını ve eylemin yapılışının içeriğinin çok farklı olduğunu iddia ettim..

şu soruları sordum.. ve kendimce de değil.. örgütün söylemleri ve süreçteki konumuna göre yanıtladım..


 
#2
dhkp nedir?!




1- 1994 tarihinde partileşen bu örgüt çizgisel duruşuna göre pass sürecini başlatmış demektir.. takriben 19 yıldır., bu süreçde pass çizgisinin hangi aşamasında.
dhkp.; 1994 öncesinde., yine çizgisel anlayışına göre parti olamamış iken., gerilla savaşı veren birimler kurmuştu.. pass anlayışına göre.. bu şehir gerillasını geliştirme-kır gerillasını yaratma aşamasına denk düşer.
kır gerillasının varlığı., öncü savaşının başlamış olduğunu gösterir ki.. bu da partisiz olmaz.. olsa idi.. thkp thkko ile aynı çizgide olurdu..

yani.; dhkp., daha ds döneminde çizgisel bir sapma yaşadı..
ya yarattığı örgüt., parti niteliğinde olmasına karşın partileştirmedi.. yada kır gerillası girişimi niteliksel aşamaya uygun olmayan bir varlıktı.. ikinci iddiam yanlış ise., birinci iddiam ciddi ithamlara zemin açar.. yok., birinci iddiam yanlış ise., ikinci iddiam doğrudur.. bu örgüt politik değil., hamaset ve gösteri hareketi..

dhkp'nin kendi varlığına dayanarak., şunu demek istiyorum..
1977 dy-bildirge sürecini partileşme süreci olarak kabül eden., ama bu yapının bu süreci thkp çizgisinde işletmeyeceğini oyaladığını(oportünizm) iddia ederek bu yapıdan., 1978 de ayrılıp., ds tanımı ile ayrı bir partileşme süreci başlatan., bu örgüt.. 16 senede partileşememekle hangi çizgiyi savunduğunu iddia ediyor.. yada bu 16 yıl süren partileşmeyi hangi özeleştiri ile izah ediyor..
ve ek olarak., bu süreç içinde partili mücadele özelliği ve niteliği taşıyan yapılaşmalar yaratıp., işletirken.. neden? parti kararı almadı soruyorum..

bırakalım beni.. yada bu örgüte artniyetle!! yaklaşan eleştirileri.. bu örgütü olumlayanlar., bu soruların yanıtlarını bu örgütde bulabildi mi?
* 16 yıl gibi uzun süren bir partileşmenin uzama nedenleri konusunda açıklamalar yok.. tersine kesiksiz başarılı bir direnme süreci tanımlaması var..
12 eylül gerekçe de edilmiyor.. 12 eylüle karşı direnebildiklerini iddia ederlerken., 80'li yılların ilk yarısında., bekaa'da konuşlanmışlardı.. ikinci yarısında ise gerilla yapıları vardı..
bunlar., süreçlerinde ayakta kalma iddiaları için doğru verilerdir.. ama parti ilanını yapmamaları noktasında., soru işaretleridir..
ds(1980-88) sürecinde., var olan konumuna göre ve de thkp çizgisine göre partiyi ilan etmeliydi.. çünkü., thkp ds'nin o aşamadaki konumunun çok gerisindeyken bunu yaptı.. zaten açık savaş ilanı parti ile yapıldı..
* parti kararı ilan edildiğinde(1994)., geçmiş döneminden daha geri bir konumdaydı.. demekki., partileşme kararı gelişmenin aşamasına göre yapılmadı nedeni başka idi..

bilindiği gibi., parti kararı alınması aşamasında., ds., ciddi bir iç sorun yaşamış ve ciddi operasyonlara maruz kalmıştı.. yani en zayıf aşamasında partileşme kararı aldı..

ben.; bu kararın., politik süreç gelişimi içi,nde ve çizgisel anlayışla değil., kitle manüplesi amaçlı olduğunu bu verilere dayanarak iddia ediyorum.. yine öncesi gerilla faliyetlerini de aynı zeminde eleştiriyorum.. yaşamın pratiksel sonucu da bunu ispatlıyor..
dhkp.; hem ds niteliğinin altına düşmüş hem de ds sürecinde yarattığı gerilla yapıları "dağılmıştır"..

partileşme.; bir örgütün bir üst aşamaya geçeceği ilanıdır.. yada geçtiği iddiasıdır.. yaşam bunların hiç birisini ispatlamadı., tersiniispatladı.. ama bu konuda ne özeleştiri var ne de sorgulayan var..,

bu konum ve karakter nereye evrilir???
 
#3
dhkp-c nedir -2

2- 1994 yılı baz alınırsa., bu parti.; öncü savaşını başlatmış demektir.. bu anlamda., aradan geçen yıllar(19 yıl) sonra pass çizgisinin hangi aşamasındadır..
bunu bilmesi ve tarif etmesi gerekir.. ki., buna göre eleştiriye tabi tutalım..

dhkp.; bu konuda., bir "tarif" yapamamaktadır.. çünkü., ne thkp çizgisine ne de ds dönemine uygun bir çizgisel-pratiksel konumdadır.. bambaşka bir çizgide ve pratik içindedir..

1994 yılında partileşme kararı alan ds., dhkp-c olmuştur.. öncesi sürecin analizi bir yana., partileştikten sonrası süreç analizi daha önemlidir..

dhkp-c.; thkp devamı olduğu iddiasındadır. bu iddia., hem çizgisel hem de politik stratejik pratik olarak buraya denk düşmelidir..

dhkp-c olarak tarih sahnesine çıkan ds hareketi artık bir politik partidir.. hareket olma aşamalarındaki politik ve toplumsal sorumluluklarını aşan bir duruşu ve pratiği olmak zorundadır..

dhkp.;1994 yılından itibaren., pass temelinde., öncü savaşı aşamasını işleten bir politik hareket demektir..

1994 partileşme kararı baz alındığında., dhkp pass sürecini başlatmış demektir.. geçen 16 yılda da bu passsürecinin hangiaşamasındadır belirtmesigerekir..ve her bir aşamadaki pratiğini de açıklamak ve sorgulamaya açmak zorundadır..

dhkp.; ateşkes ilan etmiş mi? dir.. bilindiği kadarıyla buna yanıt.; hayır olmalıdır.. ama ilan etmiş gibi "yazmak"tadır..
Kimse terör demagojisi yapmasın. Yıllarca sustuk. Tek bir eylem yapmadık
bu sözler., 2012 haziran ayında söylenmiştir.. 1994 yılında partileşen ve pass sürecini başlatan bir örgüt bu cümleyi kurduğunda., şunu açıklamak zorundadır..

1994 ylından sonra., 2012 yılında., ne? zaman ve niçin?., Yıllarca sustuk. Tek bir eylem yapmadık diyorsunuz..
1- ateşkes mi? ilan ettiniz.. ettiyseniz hangi? tarihte ilan ettiniz ve neden? ettiniz..
2- gücünüz yoktu susmak zorunda mı? kaldınız ve eylem yapamadınız
bu soruların yanıtı dhkp'de yok.. yoksa bu bir örgüt için şaibedir.. sormayan ahmak-lümpen yada oportünist bir politik takipçidir..

dhkp.; 2012'ye kadar., tarihi belli olmayan bir aşamada susuyor ve tek bir eylem yapmıyor.. NEDEN?? bunu açıklamıyor ama cümlede var..
Kimse terör demagojisi yapmasın.demek ki., bu aralarda" eylem yaptıklarında., terör diyecekler diye yapmamışlar.. yada., bu "aralarda"., silahlı mücadele(eylemi) koşulları ortadan kalkmış..
silahlı mücadeleyitemelalmışbirörgüt.; birilerinin terör eylemi demagojisine göre eylem yapmaz.. yapacağı eylemin terör mü? değil mi? olacağına dair., kendi çzigisine göre karar verir..

susmak bile anlamlı bir söylemdir.. bir karardır.. neden? sustunuz.. bir beklentiniz mi? vardı.. "o aşamalarda" yapılan işler demokratik mi? idi.. de hem sustunuz.. hem de bir tek eylem yapmadınız..
bunun izahı yoktur.. aslında yapılmış ise vardır.. tartışılır ama., savaşçı bir örgüt iddiası olan., izahını yapmadan., bu cümleleri kuruyor ise., bunun bir izahı vardır.. birileri elini tutmuş., birileri böyle buyurmuş.. çizgisi dışında böyle davranılması "istenmiş"..
bu çok ağır biritham olmaktadır.. ama açıklamasına bakarsak ve izah da yoksa bu ithamı yapmaya herkesin hakkı vardır..

hangi tarihler arasında susmuş ve bir tek eylem yapmamış.. belli değil..gerekçesi ise çok açık.. bu cümleyi kurdukları haziran ayından öncesinde kürdistanda ciddi birsavaş durumu vardı.. yani en azından., "yıllarca" söylemini., 2012 mart-haziran ayı arası olarak ele alsak bile bu aşamada bir savaş sürüyor.. ama dhkp susuyor ve bir tek eylem yapmıyor..

şimdi soruyorum..
2012 mart-haziran arasında bir savaş varken., dhkp., NEDEN? SUSTU ve NEDEN BİR TEK EYLEM YAPMADI..
ve NEDEN? bu aşamada TERÖR DEMAGOJİSİ yapılacak olsun.. örneğin.; pkk., bu aşamada., susmaz ve eylem yaparken terör demagojisine mi? neden oluyordu..
*ve neden., 2012 haziran ayında bu "suskunluğunu" ve bir tek eylem yapmama kararını bozuyor..

bu durum!! cümleler., bu örgüt için elli şaibe elli sorgulama gerekliliğidir.. yapmayanlar için söyleyeceklerim de bellidir..

kısaca.; dhkp., thkp devamı iddiasında ise o çizgiyi takip etmek zorundadır.. yada bazı zeminleri eleştiye tabi tutup., temelinde aynı ama bazı noktalarında farklı olmasını izah etmelidir..

dhkp bunların hiç birisini yapmamıştır.. yapmadığı gibi., çok farklı bir zemine doğru "yürüyüş" içindedir..

öncelikle bunu ispatlayayım.. bu anlamda.,sokma akıl ve üç kuruşluk yalan yanlış bilgilerle hareket eden "kafa"lara bir faydam olsun..


 
Son düzenleme:
#4
1994 tarihinde partileşen bu örgüt çizgisel duruşuna göre pass sürecini başlatmış demektir.. takriben 19 yıldır., bu süreçde pass çizgisinin hangi aşamasında dhkp.; 1994 öncesinde., yine çizgisel anlayışına göre parti olamamış iken., gerilla savaşı veren birimler kurmuştu.. pass anlayışına göre.. bu şehir gerillasını geliştirme-kır gerillasını yaratma aşamasına denk düşer. kır gerillasının varlığı., öncü savaşının başlamış olduğunu gösterir ki.. bu da partisiz olmaz.. olsa idi.. thkp thkko ile aynı çizgide olurdu..
Bu cümlelerde maddî hata var. Öncü savaşı ve PASS'ın aşamalarına göre ilk aşama "şehir gerillasının kurulması", ikinci aşama ise "şehir gerillasının geliştirilmesi, kır gerillasının kurulması" idi. Dolayısıyla şehir gerillasının başlaması, öncü savaşının başladığını gösterir. Kır gerillasının yaratılması ise öncü savaşının geliştiğini, başarıyla ikinci aşamaya geçildiğini gösterir.

DS ise, parti bile değilken, öncü savaşı verdiğini iddia ediyordu ve daha sonra, iç bölünme ve içsavaşını yaşadıktan sonraki süreçte ani bir kararla parti olduğunu iddia ettikten sonra, bir parti gibi öncü savaşı vermekten çok uzak kalmıştır. Dolayısıyla parti değilken, daha etkindi ve parti oluverdikten sonra etkinliği azalmıştır denebilir.

DHKP, bir ara kır gerillasını da başlatır gibi yapmıştı. Ege dağlarında gerilla oluşturmayı denemiş ve bu girişimi, oradaki gençlerin çatışmada ölümüyle ve yenilgiyle sonuçlanmıştır. DHKP'nin bu girişimi, Ege Bölgesi gibi nispeten zengin bir bölgede kır gerillası oluşturmayı denediği için de eleştirilmişti.

Esasen öncü savaşı anlayışı, içinde çelişkiler barındırmaktadır. Türkiye'de Kürdistan dışında kır gerillasını yaşatmak hayaldir. Günümüzün teknolojik koşullarında şehir gerillasını yaşatmak da çok güçtür. Dahası, silahlı eylemin hedefi ile eylemlerin amacı olan kitlenin kendisi aynıdır. Silahlı propaganda ve öncü savaşının çıkış noktası emperyalizmin gizli işgali iddiası idi. Hedeflerin de yabancı güçler olacağı inanışı vardı. THKP ile THKO'nun eylemleri yabancılardı. Elrom, Ünye Radar Üssü, ABD'li askerler gibi... Banka soygunları ayrıdır.

Ancak gizli işgal esprisi fazlasıyla havada durmaktadır. Ortada bilinen kapitalist sistem ve buna uygun biçimlenmiş bir devlet mekanizması vardır. Hedef olma durumunda zarar görecek olan ise devrimin amacı olan halk kitlelerine mensup insanlardır. Bu da devrimci mücadelenin amacı olan kitlelerin uzak durmadan da öte, eylemcilere olumsuz tepkiyle yaklaşmasına neden olmuştur.

Siyasî gerçekler silahla açıklama amacı ters tepmiş, eylemlerin açıklamaya çalıştığı siyasî gerçeklerin açıklanması bir tarafa tam tersi bir işlevle, "terör", "tedhiş" vb söylemlerle siyasî gerçeklerin karartılmasına neden olmuştur.

Masalsı bir halk bütünlüğü kurgusu üzerine inşa edilen öncü savaşı ve halk savaşı teorisi özellikle metropollerde halkın çeşitli bölümlere, çıkar gruplarına ayrılmış ve kısmen düzenle eklemlenmiş olduğu gerçeği karşısında iflas etmiştir.

PEk çok kez darbe alıp yenilmiş DHKP, yenilgilerden dersler çıkaracağına şimdi yeniden belini doğrultmaya ve ufak tefek silahlı eylemler yaparak siyasî ve askerî olarak var olduğunu göstermeye çalışıyor. Ama eski düzeyin çok altında. Hem askerî olarak çok altında hem de politik olarak. Siyasî gerçekleri açıklamanın bir aracı olarak silahlı propagandaya pek de uygun değil. Örgüt açıklamasında "yıllarca sustuk, tek eylem yapmadık" denmesi bile örgütün şimdiki yönetici kadrosunun siyasî bilinç düzeyinin çok yetersiz olduğunu gösterir. "Öncü savaşından vaz mı geçmişler yoksa?" diye düşündüren bir açıklama. Gerçekten de, vaz mı geçmişler ki yıllarca susmuşlar ve şimdi artık dayanamayıp yeniden başlamışlar? Son operasyonlar olmasa yine susmaya devam mı edeceklerdi?

Son eylemlerin zamanlaması ister istemez akla provakasyon kuşkusu getiriyor. Tam da bu zamanda... Barışın güçlü bir umut hâline geldiği, silahların geri çekilmesinin açıklanacağı bir zamanda...
 
#5
thkp çizgisi ve dhkp çizgisi

öncelikle parti olmadan pass sürecinin işletilemeyeceğini belirteyim.. bu konuda mahir'den alıntı yapmaya gerek duymuyorum.. bu ifadeleri çok açık ve nettir..
daha çok., silahlı mücadele ile ilgili alıntılar yapacağım.. çünkü.; thkp ve pass çizgisinde var olduğunu iddia eden dhkp'nin bu iddiası ile ilgisi olmadığını açıklayacağım..

Devrimimiz, Halk Savaşı ile zafere erişecektir. Ancak daha önce belirttiğimiz gibi, içinde yaşadığımız tarihsel durum ve ülkemizin özelliklerinden dolayı, Halk Savaşı Öncü Savaşı aşamasından geçecektir.
Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi'nin ışığında devrimci rota şöyle bir çizgi izleyecektir:
1. aşama: Şehir gerillasını yaratma
2. aşama: Şehir gerillasını geliştirme,
Kır gerillasını yaratma ve kuvvet gösterisi.
Bu iki aşamada, savaşın, psikolojik yıpratma yönü ağır basacaktır.
3. aşama: Şehir gerillasını yaygınlaştırma,
Kır gerillasını geliştirme
4. aşama ise, Kır gerillasını yaygınlaştırma aşamalarıdır.

Neden şehir gerillası ile gerilla savaşına başlandı?
Savaşa, şehir gerillası ile başlamamızın sebebi ikilidir.
A) Objektif nedenler:
a) Savaşçı bir örgütün varlığını kitlelere duyurmanın şehirlerde daha olanaklı olması.
Çünkü, propaganda ve kamuoyunda tanınma olanakları açısından başlangıçta şehir, kıra nazaran daha avantajlıydı.
b) Küçük-burjuva anlamda da olsa, Dev-Genç'in büyük şehirlerde yürüttüğü devrimci şiddet hareketleri ve de, kitle eylemleri, daha sert ve üst düzeyde silahlı eylemlerin yadırganmayacağı uygun bir ortam yaratmıştı.
B) Subjektif Neden:
Silahlı propagandaya hazırlık döneminde işleri gevşek olarak ele almamızdan, hem de, silaha sarılmakta geç kalmamızdan dolayı, kır gerillası için gerekli teçhizat, tecrübe, mühimmat gibi maddi ve manevi ön koşullardan yoksunduk.
İşte bu objektif ve subjektif şartlardan dolayı partimiz, gerilla savaşına şehir gerillası ile başlamıştır.
Bundan böyle partimiz daha önce tespit edilen bu rotayı izleyecektir. (Uzun bir faaliyetsizlik döneminden sonra)

devrimci-sol(DS).; dy-bildirge süreci içinde olanların yaratımıdır.. bu sürecin temel amacı., "partileşme"dir.. thkp pratiğindeki partileşme sürecine eleştiriel yada onu tamamlayan bir önerme iddiasıdır..
yani., yeterli hazırlıkların yapılabildiği bir süreç içinde parti yaratma amaçlıdır..
mahir şöyle der..
Silahlı propagandaya hazırlık döneminde işleri gevşek olarak ele almamızdan, hem de, silaha sarılmakta geç kalmamızdan dolayı, kır gerillası için gerekli teçhizat, tecrübe, mühimmat gibi maddi ve manevi ön koşullardan yoksunduk.
burada., iki özeleştiri zemini vardır..

birincisi.; silahlı propagandaya hazırlık dönemine ilişkindir.. bunun bir diğer anlamı partileşme dönemidir.. bu süreçte yeterli düzeyde yoğunlaşamadık demektedir.. yani., savaşçı bir parti kuruldu dediğinde., şehir gerillası gibi kır gerilla başlangıcında olmalı diyor..
ama buna hazırlanamadık özeleştirisini veriyor..
ikincisi.; silaha sarılmakta geç kalmamızdan cümlesidir.. bu daha anlamlıdır.. bir örgüt., silaha sarılmakta geç kalıyorsa bunun nedeni iç zaaflar ve net olamamaktan kaynaklıdır.. thkp iç sorunları da biliniyor..

bu duruş tutarlıdır..ahlaklıdır.. sürece başlarken., eksik ve zaaflarını biliyor saklamıyor.. konumuna göre süreci başlatıyor..

Bundan böyle partimiz daha önce tespit edilen bu rotayı izleyecektir.
ds ne yaptı.. 16 yıl bekledi.. ama ne için bekledi.. hem silaha sarıldı hem kır gerillası oldu.. bir türlü parti olamadı.. bunu da izah etmedi..
bu 16 yıllık sürecinde., kimse., mücadele etmediğini iddia edemez.. eksiği-hatasını söyleyebilir ama mücadele etmediğini söyleyemez..
bende söylemiyorum.. ama soruyorum..

NEDEN? partileşmediniz.. kırda gerilla birimi oluşturacak kadar yetkinleşen bir hareket., çizgisigereğineden partileşmez..
bu sorulması gereken ilk soru..

mahir çayan izah ediyor ve ekliyor.. (Uzun bir faaliyetsizlik döneminden sonra).. bilindiği gibi süreci başlatıyor..ama uzun dediği süre., yıl bile değil.. ds süreci 16 yıl.. üstelik "eksiklikleri" de thkp'ye göre hiç yok.. fazlası var..

2. aşama: Şehir gerillasını geliştirme,
Kır gerillasını yaratma ve kuvvet gösterisi.
Bu iki aşamada, savaşın, psikolojik yıpratma yönü ağır basacaktır.

bu., bahsi geçen özellikler., ds sürecinde mevcut.. ama parti yok.. 1994 sonrası parti var ama bu özellikler yok.. bunu., ne açıklayan var ne de sorgulayan.. arsızca hamaset yapan bir örgüt ve sürüsü var..


ds., en azından., ilk çıkışı ile thkp devamcısı iddiasında idi ve buna uygun örgütlenme-mücadele çizgisinde idi.. ama süreç ilerledikçe bu çizgiden uzaklaştı.. tıpkı., alternatifi olduğu dy gibi partileşme ve buna uygun mevzilenme aşamasına adım atmadı.. dikkat edin.. atamadı demiyorum.. atmadı.. militanları ve kitleyi 16 yılı böyle oyaladı..

neden? oyaladı..neden? adım atmadı.. bu sorular halen ortada duruyor..

dahası var.. 16 yıllık yanıtlanmamış soruları aslında yanıtlayan birsüreci de var.. bu da.; dhkp sürecidir..









 
#6
ds süreci., dy karşısında pozisyon alma ile 16 yl sürdü.. 1978 ilk ayrılık dönemi balık hafızasından dolayı es geçilebiliniyor.. ayrılık aşamasında ayrı bir örgüt olmaktan çok., istanbul merkezli bir grubun dy içinde yarı tasfiyeye uğratılmasına tepki idi.. elbette bu iddiam tartışmaya açıktır.. verilerle işlenmelidir.. bunu işledim.. bu yazının konusu bu değil.. kendi algılarımı değil., örgütün kendi söylemlerini temel alarak devam edeceğim..

dy oportünizmi thkp çizgisini red etmektedir.. dy oportünizmi partileşme süreci adı altında hareketi oyalamaktadır.. savaşçı bir parti kurmaya niyeti yoktur.. dönemin adı ile cephecileri revizyonizme sürüklemektedir..
diyerek., ayrılmışlar ama 16 yıl partileşememişlerdir.. 16 yıl dy mücadele pratiğinden bir çıta üstünde bir pratikleri dışında gelişmeleri olmamıştır..

araya giren 12 eylül darbesi bir gerekçe olabilir.. buna pek itiraz edilemez.. ama sonrası süreç ile ilgili yine bir çok yanıtlanmamış sorular ortada durmaktadır..

özellikle niyazi dönemi(1984-90) denilen atağa geçme döneminde., ds., 78 kadar olmasa da 12 eylüle rağmen o döneme yakın bir süreç yaratmıştır..
ne? oldu ise., bu aşamadan sonra olmuştur..


 
#7
niyazi aydın.. dersim kürdü bir devrimci.. 1991 operasyonlarında Niyazi Aydın, İbrahim Erdoğan, İbrahim İlçi katledildi..
1992., Sinan kukul Arif ve Şadan Öngel katledildi.. sabahat karataş katledildi..
1993 bedri yağan ve menekşe meral katledildi..
kısaca 1990-94 arasında., ds ciddi bir operasyon yaşadı.. 78'den beri süregelen ve 12 eylü lkesintisine rağmen ayakta kalıp atağa geçme çabasında olan bir örgüte ciddi bir operasyon yapıldı..
operasyonlara hamasi analizlerle yaklaşılmamalıdır.. çatıştılar-direndiler-katledildiler.. doğru.. ama bu operasyon sadece fiziki imha ile ilgili değildir.. eş zamanlı başlayan ve birikmiş istibarat üzerinden işletilen bir operasyondur..

örgüt içinde yaşanan ayrışma gerekçe gösteriliyor.. elbette etkisi vardır.. ama bu bile net ortaya konulmamıştır.. ayrılık konusunda başı çeken bedri yağan önce devrim şehidi olarak kabül edilmiş., sonra hain ilan edilmiştir.. ve tüm operasyonlar bu iç çatışmaya bağlanmıştır.. karşılıklı ithamlar ortalığa saçılmıştır..

ds merkezine göre., bedri yağan ve grubu bu operasyonlara neden olmuştur.. sonradan bedrici olarak tanımlananlar da aynı şekilde dursun karataş'ı itham etmiştir..

bu gelişmelerden sonra., ds dhkp olarak partileşme kararı almıştır..
burada ilk dikkati çeken şey.. parti ismidir.. thkp gibi başındaki türkiye tanımı çıkartılmış., yerine bir devleti yada etnisiteyi anımsatan türkiye yerine devrimci tanımı konmuştur.. bunun da nedenleri açıklanmamıştır..
thkp'nin başındaki türkiye tanımının yanlışı ne? idi..ki., yerine devrimci gibi geneli içeren bir tanım geldi..
bunun yanıtı çeşitli şekillerde verilebilinir.. burada değinmeyeceğim.. çünkü kendi açıklamalarını baz alarak analiz yapacağım demiştim..

thkp yerine dhkp olmanın mutlaka bir nedeni vardır.. dhkp'nin sonrasındaki duruşlarından ve argümanlarından bu çıkartılabilinir.. ama karşınıza tersi bir durum çıkar..

vatan., vatanseverlik., bayrak., bağımsız türkiye., bu vatan bizim vs. argümanları ile thkp'nin başında türkiye çelişmez.. ama bunun yerine gelen devrimci tanımı ile çelişmese de soru sorulabilinir..

dhkp'nin., bu argümanları öne çıkartmaya başlaması ile kürt özgürlük hareketine karşı mevzilenmesi paraleldir.. ben buraya da değinmeyeceğim..

bir hareket.; parti olduktan sonra ne yapmalı? dır., ama ne? yaptı buna değineceğim..

thkp devamı iddiasında ise.;
ilk adımda.,
1. aşama: Şehir gerillasını yaratma
bu aşamayı yaratmış olması gerekir.. 1994 baz alınırsa., partiolmadan öncesindeki ds sürecinde bu aşamayı geçtim..
2. aşama: Şehir gerillasını geliştirme,
Kır gerillasını yaratma ve kuvvet gösterisi.

aşamasında idi.. beğenilsin beğenilmesin.. şehir gerillası yapısı vardı ve kırda gerilla birlikleri de vardı.. ama parti değildi..


parti oluşu 1994.. yıl 2012 aradan., 18 yıl geçmiş.. vardığı aşama NE? ..
Yıllarca sustuk. Tek bir eylem yapmadık
açıklamaları bu..
1994 baz alınırsa., hangi tarihte sustukları ve bir tek eylem yapmama kararı aldıkları tarih belli olmasa da., yıllarca dediklerine göre., en az., 2 yıl olsa gerek..
ds iken., 2. aşamayı tanımlayan konumda olan bir hareketin hala parti olmaması bir yana., parti olduktan sonra bu aşamanın gerisine düşmesini kim? açıklayacak.. yada kendileri nasıl? açıklıyor..

savaşçı bir parti., demekki bu arada bir ateşkes ilan etmiş.. etmekle kalmamış., var olan gerilla birliklerini de tasfiye etmiş..

dhkp şunu söyleyememektedir.. kürt özgürlük mücadelesinin gelişmesi karşısında sistemin pozisyonuna göre pozisyon almaktadır..

kürt özgürlük hareketi savaşırken., susmakta tek bireylemyapmamakta., kürt özgürlük hareketi barış dedğinde ise aksine konuşmakta ve eylem yapmaktadır..

konuşması., kürt özgürlük hareketine karşı eylemlerinin gerekçesi de aynı..
bu benim hüsnü kuruntum olabilir..ama sorulan sorular., benim algılarımın değil., kendi açıklamalarının içinden çıkmadır..

devam edecek............................










 
#8
hortis'e yanıt

Bu cümlelerde maddî hata var. Öncü savaşı ve PASS'ın aşamalarına göre ilk aşama "şehir gerillasının kurulması", ikinci aşama ise "şehir gerillasının geliştirilmesi, kır gerillasının kurulması" idi. Dolayısıyla şehir gerillasının başlaması, öncü savaşının başladığını gösterir. Kır gerillasının yaratılması ise öncü savaşının geliştiğini, başarıyla ikinci aşamaya geçildiğini gösterir.
hortis arkadaş..
önce benim ifadelerim ile ilgili yanlışına değineyim..

yine çizgisel anlayışına göre parti olamamış iken., gerilla savaşı veren birimler kurmuştu.. pass anlayışına göre.. bu şehir gerillasını geliştirme-kır gerillasını yaratma aşamasına denk düşer. kır gerillasının varlığı., öncü savaşının başlamış olduğunu gösterir ki.. bu da partisiz olmaz.. olsa idi.. thkp thkko ile aynı çizgide olurdu..
burada bahsedilen., ds'nin bulunduğu konumdur.. yani.,şehir gerillam ve kır gerillam var diyorsan.. sen öncü savaşının 2. aşamasına geçtin demektir..
kır gerillasının varlığı., öncü savaşının başlamış olduğunu gösterir ki.. bu da partisiz olmaz
heleki kır gerillası kurmuşsan öncü savaşına çoktan başlamışsın anlamında vurgudur.. yani., 2. aşamaya geçmişsin bile ama partin yok diyorum..
şehir gerillasının başlaması, öncü savaşının başladığını gösterir. Kır gerillasının yaratılması ise öncü savaşının geliştiğini, başarıyla ikinci aşamaya geçildiğini gösterir.
yani ben de bunu iddia ediyorum.. :) birinciyi aşmış., başarıyla ikinci aşamaya geçmişsin ama parti yok..

geleyim öncü savaşı tarifi!ne..
Esasen öncü savaşı anlayışı, içinde çelişkiler barındırmaktadır. Türkiye'de Kürdistan dışında kır gerillasını yaşatmak hayaldir. Günümüzün teknolojik koşullarında şehir gerillasını yaşatmak da çok güçtür
bunlar., senin düşüncelerindir..
kürdistan dışında kır gerillası yaratmanın olanaksızlığı tartışılır.. ama tokat kırsalında bu var.. üstelik kürt tabanı yokken var.. ayrıca., karadeniz dağlarında 80 sonrası konuşlanmalar oldu.. başarısızlığın nedeni., coğrafi koşullar değil., gerilla yapılaşması ve örgütsel yapı eksik-zaafları ile bağlantılıdır..
elbette bu tartışılır.. ama sen kesin konuşuyorsun.. bu yanlıştır.. pratiksel ispatı vardır..
kaldıki., ts mücadele anlayışında kürdistan dağları ayrımı yoktur.. o dağlara yaslanıp., batıya akabilirsin.. amanosdan., egeye kadar toros sinsilesi coğrafi olarak olanaklıdır.. aynı şekildekaradenize açılmak da..

şehir gerillacılığı için teknoloji dezavantaj olduğu kadar., becerebilirsen avantajdır da..

ayrıca., her coğrafi yapının her kentsel yapının kır-şehir gerilla yapılanması ve mücadele biçimlerifarklı olabilir.. ama olmaz da değildir..

yine., gerillasavaşının en önemli özelliği örgütsel yapılanma kadar., alanlardaki kitle bağlarıdır da., yanidenizde balık olmak ile gölde balık., derede balık olmak farklıdır ama., olanaklıdır..

ve...; gerilla savaşı., kitlelerin kendisi için savaşana kadar önemi vardır.. bu aşamaya gelindiğinde., gerilla savaşı savunmadan öteye geçmez.. başat değildir..

ayrıca., bu sayfadaki konu içeriği de bu değildir.. dhkp nedir? ne değildir? budur..
yanlış anlama.., bu konuya değinmemelisin demiyorum.. ben bu konuyu ayrı başlık altında tartışmayı yeğlerim demek istiyorum..

Son eylemlerin zamanlaması ister istemez akla provakasyon kuşkusu getiriyor. Tam da bu zamanda... Barışın güçlü bir umut hâline geldiği, silahların geri çekilmesinin açıklanacağı bir zamanda...
bu tarz bir tespitsel eleştiriyi doğru bulmuyorum.. tespiti yanlış bulduğumu demiyorum.. ama.,bu barış sürecini gerekçe gösterip., bir örgütün eylemine karşı çıkmanın.,öznel eleştiri olduğunu söylüyorum.. doğru da olsa bir anlamı olmaz..

derinlere inmek gerekir.. bir örgüt.,ben silahlı mücadele veriyorum diyorsa., bir başka politik hareketin barış sürecine dahil olma zorunluluğu yoktur.. en fazla.,süreci baltalamayacak birpozisyon almaya çalışır..
ama.,bu barışın teslimiyet olduğunu söylüyorsa.; barışı baltalayan eylem yapması bile doğaldır.. kendi içinde tutarlıdır.. hem silahlı mücadeleyi savunmayan., hem savaş bitsin diyen ve bu barışı destekleyen., ama bu barışı teslimiyet., "satış" olarak sunan anlayış oportünist ahlaksızdır..

dhkp bunu da yapmıyor.. yani savaşan birörgüt olarak itiraz da etmiyor.. ben bu çelişkiye değiniyor.. içeriğinin daha tehlikeli olduğunu ima ediyorum.. bunun zeminlerine değinmeye çalışıyorum.. bunu yaparken de., ahlaklı ve adaletli olmaya çalışıyorum.. kendi söylemleri ve pratiksel konumları üzerinden bunu ispata çalışıyorum..

herkesin de böyle yapması gerekir.. daha yapıcı olur.. ama., bazı gerçeklikleriatlayıp., ne şiş yansın ne kebab anlayışı ile bu olmaz.. kaba saldırı da olmaz.. kaba savunu da..







 
#9
ds-dhkp hareketi nezdinde., 1994 bir miladtır.. bu tarihte partileşme kararı alınmıştır..
özellikle., yaşanan iç yarılma ve sistem operasyonları ile sarsılan hareket., partileşme kararı ile bu süreci aşmaya çalışmıştır..
elbette bu benim düşüncemdir.. önemli olan kendileri ne diyorlar..dı..

12 Eylül'le birlikte hareketimiz de bir yenilgi süreci ya
şadı, ama bu yenilgi boyutları ve yarattığı sonuçlar itibarıyla solun geneldeki yenilgisiyle bir tutulamaz.
Bir defa hareketimiz solun içine dü
şğü ideolojik bunalıma yuvarlanmadı, örgütsel yok oluş noktasına gelmedi; en önemlisi de, uzunca bir süre alt düzeyde sürse de gücü oranında mücadeleyi sürdürmekten vazgeçmedi, direniş hattını korumayı başardı. Bugün sol ile kıyaslandığında daha olumlu bir konumda olmamızın temel nedeni budur (dava dosyası II.. sy 13.. 1993 haziran yayınları)
görüldüğü gibi.,partileşmeden önceki(1993) yılında 12 eylül değerlendirmeleri bu.. yenildik ama "onlar" gibi yenilmedik..
yani., olumsuzu baz alıp kendini kendini olumlama..

ideolojik bunalıma yuvarlanmamışlar!!.. yani aynı çizgiye sadığız diyorlar.. başkaca yenilip de sadık olanlar vardı.. dy bile uzun süre çizgisel red ilan etmedi.. bu yeterli bir açıklama değildir..
örgütsel yok oluş noktasına gelmedi
asıl açıklama bu noktada olmalıdır.. örgütsel yok oluşnoktasına başkaları da gelemdiama hepsigibids kurmaylarının tümü tutsakdı.. yine bir çok hareket "içerde-örgütlü" idi.. ds de aynı idi..
demekki bu da yetmiyor..
uzunca bir süre alt düzeyde sürse de gücü oranında mücadeleyi sürdürmekten vazgeçmedi,
1980 ve 1985 arasında ds'nin diğerlerinden farklı eylemleri bilinmiyor.. ben bilmiyorum..
yine kendileri söylesin..
nitekim "'83 De
ğerlendirmesi"nde pek çok konuya parmak basmamıza rağmen,bunların hayata geçirilmesinde aynı becerinin gösterilmemesi nedeniyle, birçok konuda yerimizde saymaya devam ettik
....
'83 de
ğerlendirmesinin yapıldığı dönemde (bu değerlendirme '82 yazında yapılmış, '83 başında yayınlanmıştır) hareketimiz, yediği darbelerin etkisiyle eski gücünden çok şeyler kaybetmiş durumdaydı. (sy14)


kısaca., yenildik ama "onlar" gibi yenilmedik deselerde., kendi anlatımları bu iddialarını yalanlamaktadır..
'83 de
ğerlendirmesinde geçmiş hata, eksik ve zaaflar ortaya konurken,
esas olarak, ciddi bir yeralt
ı örgütünün yaratılması ve buna bağlı olarak örgütsel şekillenmedeki yetersizlik, kadroların politik ve askeri eğitimindeki yetersizlik, denetim ve disiplinin sağlanamaması, örgüt ruhunun zayıflığı vb. noktalar üzerinde durulmuş ve bunların aşılması gerektiğine işaret edilmişti.

Bu tespitlere herkes katılıyordu; ama hayatın içinde, değerlendirmede ortaya koyulan hata, eksik ve zaafları aşma konusunda örgüt bilinci ve davranışlarının nasıl şekilleneceği belli değildi. Örgüt yönetimi, beceri gerektiren bir işti; başka deyişle bir sanattı. Yanılgıları görebilme ve tespit edebilme ne denli önemli olursa olsun, tek başına bir anlam ifade etmiyordu. Önemli olan, koşulların zorluğuna boyun eğmeden çıkarılan dersler ışığında pratiğe müdahale etme becerisini gösterebilmekti. Ancak bu yapılamadı. (sy 14)

değerlendirme.,1983 de yapılıyor ve aradan 10 sene geçiyor.. söylenen şey yine aynı..
Bugün geriye dönüp bakt
ığımızda, '83 değerlendirmesinde ortaya konan ve aşılması gereken hata, eksik ve zaaflar konusunda, alınan örgütsel kararlara rağmen adım atılmadığı, objektif bir olgudur. (sy 15)
ds hareketi., 10 sene içinde hiçbirşey yap-a-madık diyor..


1983 de.; "yapmalıyız biz onlar" gibi yenilmedik dedikleri sözleri 1993 de tekrarlamaktan başkaca birşey yapmamışlar..

Bask
ı koşullarının ağırlığı altında henüz kendini bütünüyle ifade edebilmekten uzak bu potansiyeli örgütlemek ve devrime kanalize etmek, başka bir deyişle halka sahip çıkacağı devrimci
bir alternatif sunmak, daha fazla zaman yitirilmeden ba
şarılması gereken temel görev durumundadır.
Temel sorun, kitleler aç
ısından bir çözümün öncülüğünü
yapacak güçte bir devrimci hareketin bir an önce yarat
ılması ve halka gerekli güvenin verilmesidir. (dava dosyası II.. sy 10.. 1993 haziran yayınları)

"durum" değerlendirmesi.,1983 de ne? ise., 1993'de de aynı.. yani oportünistçe..
ama., aynı tarihlerde kürt milliyetçileri de demiyorlardı..
Yine bugün Kürt ulusal hareketinin geldi
ği boyut, oligarşiyi alabildiğine rahatsız etmekte, bu gelişme oligarşi nezdinde olduğu kadar halk kitleleri nezdinde de geniş etkiler yaratmaktadır. Kürt ulusal hareketinin gücü ve konumu, yeni politikalar üretilmesine ve uygulamasına da neden olmaktadır (aynı yer sy 12)


1993 yılında yapılan değerlendirme sanki 1983 yılına geri dönülmüş gibi..
'83 de
ğerlendirmesinde yapılan tespitleri hayata geçirmeyi
amaçlayan yeni bir in
şa sürecini başlatmayı olanaklı kılmıyordu. Örgütsel yeniden inşa, kiminle, nasıl yapılacaktı? Bu sorunun bir yanıydı; diğer yanı, direniş hattının ne pahasına olursa olsun korunması gerektiğiydi. Örgütsel yeniden inşa, direnişi sürdürürken yapılmak zorundaydı; ki bu da sahip olduğumuz güç ve olanaklarla mümkün değildi. Ve yine bu süreçte hareketimiz, ileri politik taktikleri ve mücadele biçimlerini hayata geçirebilecek, faşizmin programını bozabilecek bir güç olmaktan hayli uzak durumdaydı.

Cezaevleri direni
şinin bu süreçte, ülke genelinde süren direnişin merkezi haline geldiğini söylemek hiç de yanlış değildir.
Ancak bu tablo '84 A
ğustos'unda devrimci Kürt yurtsever hareketin atılımı ile değişmeye başlamıştır. Giderek boyutlanan Kürt ulusal hareketi '85'lerden itibaren öne çıkmış, faşizme karşı mücadelede belirleyici ve en etkin güç haline gelmiştir. (sy16)
bu tespiti yapan birpolitik hareket bu gelişen direniş ile ortaklaşmanın zeminlerini yaratır.. oysaki., ne 1982 deki fkbdc ne katılmışlar ne de bu sözlerin yazıldığı tarihe kadar ilişkilenmişlerdir..
zaten alıntıdaki anlatımın içinde "sezeniş" sırıtmaktadır..
Cezaevleri direnişinin bu süreçte, ülke genelinde süren direnişin merkezi haline geldiğini söylemek hiç de yanlış değildir.
ama bu güzide içerde devrim yapma sürecini kürtler baltalıyor..
Ancak bu tablo '84 Ağustos'unda devrimci Kürt yurtsever hareketin atılımı ile değişmeye başlamıştır.
doğrudur.. ds sürekli içerde merkezi direnişler "yaratırken"., kürt ulusal hareketi dağlarda yaratıyordu..

bu tarihlerde ds ricat kararı almıştır.. yani 2011 de yıllarca sustuk tek bir eylem yapmadık dedikleri gibi şimdi es geçseler de böyle bir kararları vardır..
altta kendi sözleri..
'86 ba
şında ricatla ilgili çıkan yazıda durumumuz şöyle tanımlanmıştı:

"​
Şu anki sübjektif durumumuz, kitlelerin taleplerine sahip çıkmaya, siyasi gerçekleri açıklama kampanyasını örgütlemeye, emekçi kitlelerde
devrimci ruh halini yaratmaya ve yükseltmeye elveri
şli değil. Ancak şimdiki sübjektif durumumuza uygun düşen devrimci taktikle (ricatla) enerjik fiili önlemler alarak en kısa sürede yaralarımızı sarmış ve silahlı eylemi sürdürebilecek örgütsel organizasyonumuzu tamamlamış, olacağız. Bu anlamda ricat taktiğimiz silahlı savaşı sürdürmenin sübjektif koşullarının yaratılmasına hizmet edecektir."
(Devrimci Taktiğimiz: Ricat" yazısı) (sy 19)

kürt ulusalhareketi!! ., oligarşiyi alabildiğine rahatsız etmekte, bu gelişme oligarşi nezdinde olduğu kadar halk kitleleri nezdinde de geniş etkiler yaratmaktadır.
ama bu devrimciler!! bu tarihlerde ricat kararı alıyor.. şimdide utanmadan., savaştık hiç durmadık hikayeleri "yazıyor"lar..

.... devam edecek......





 
D

denizheval

#10
Yine bugün Kürt ulusal hareketinin geldi
ği boyut, oligarşiyi alabildiğine rahatsız etmekte, bu gelişme oligarşi nezdinde olduğu kadar halk kitleleri nezdinde de geniş etkiler yaratmaktadır. Kürt ulusal hareketinin gücü ve konumu, yeni politikalar üretilmesine ve uygulamasına da neden olmaktadır

Ben hep buna vurgu yaptim, bu yukaridaki tesbiti yapan Devrimci Sol ile günümüzdeki Sosyal $öven DHKP"nin hicbir ortak noktasi kalmamistir.
Bu degisim, yörüngesinden cikma 1998 yilinda baslamistir diyorum.
Kurtulus Dergisinden Vatan Dergi ismine gecisle bu cürüme baslamistir.

Gelninen nokta is Dehset vericidir. Son cikis ve eylemleride karanlik odaklarin belirledigi ve yönlendirdigi hedeflerdir. Yayin organlarini okuyorum, Cephe Devlete degilde AKP"ye düsman bir Grup izlenimi aliyorum.

En son Bildirilerinde Tayyibe yönelik bol küfürlü ve hakaretli aciklamalarindaki apolitik agresiflik inanilmaz.
Tayyip ve AKP eksenli bir durusun Aydinliktan, TKP"den, CHP"den farklari nelerdir?
 
#11
Gelninen nokta is Dehset vericidir. Son cikis ve eylemleride karanlik odaklarin belirledigi ve yönlendirdigi hedeflerdir. Yayin organlarini okuyorum, Cephe Devlete degilde AKP"ye düsman bir Grup izlenimi aliyorum.
sevgili dostum..

bir iddianın., bir gerçekliğin tespitsel tanımı olabilmesi için., somut veriler-deliller gereklidir.. yada yaşamda somut sonucunun yaşanmış olması gerekir.. bunlar yoksa., doğru da olsa., yaşamın içinden yapılmış analizlerin., kişisel., tespitsel realitesi olarak kalır.. kabül edenler ile etmeyenler "eşit" konumdadır..

bu yüzden dil önemlidir..
"beni bu sonuca yönlendiriyor.., bu tespiti düşündürüyor., buraya hizmet eden sonuçlar yaratıyor.. vs." gibi.. olabilir.. yani kesin iddia etmemek gerekir..

bunu şunun için söylüyorum..
* savunma refleksine zemin sağlar.. bu pedagojik bir durumdur.. iddiaya temel olan verilere bakılmadan refleks savunma yapılır
* demagojik savunmaya zemin yaratır..
* özellikle genel siyasal ortak zemin ., içersinde teşhiri netleşmemiş ise., yaşam pratiğinde sorunlar yaratır..

sende belirtiyorsun.. bu hareketin bir geçmişi var.. bu anlamda., ben., açık ithamsal ifadeleri., politik argümanlar ve ahlaksal noktalarda yapmayı yeğliyorum.. ve özellikle kendiifadelerini baz alarak bunları ispata çalışıyorum..
bunu şunun için yapıyorum..
ister itirazsal savunma., ister demagojik saldırı savunması yapılsın., muhatapları kendi sözleri olacaktır.. benim şahsi algısal tespitlerim değil..
sağa-sola., öne-arkaya., havaya-karaya., nereye kıvrılırsa "kıvrılsın"lar., karşılarına kendi sözleri çıkacaktır..

türkiyesolu oportünizmden ., hiç kurtulamamıştır.. bunun nedeniteorik köklerinin kapitalist moderniteden beslenmesidir.. mülkiyetli-sınıflı sistemin karakteri oportünist olduğundan., bu genetik kod aynen bu "sol"a şirayet etmiş ve kendi özgünlüğünde gelişmiştir..

her ideolojik hareketin., başlangıcı genelde masumdur.. yani "sabi"dir.. ne gürdüise ona göre şekillenirken çürümeye başlar..ya bunu aşar., yada bunu içselleştirir.. karakteri haline gelir..
ds-dhkp süreci de budur.. "masumiyet" karinesi yani "sabi"liği., bence thkp ile bitmiştir.. zaten., devamı olduğunu iddia edenlerin hepsi., mutant "gelişme"dir..

bu yazımda aslında bu genetik özelliği ve ortaya çıkan karakterin tarihini anlatıyorum.. ve dikkat edilir ise., kendi ifadeleri üzerinden bunu yapıyorum..

türk-iye solunun tümü., pkk orak çekici çıkarttı., m-l çizgisini terk etti diye feveran eder..
sadece olanı tekrarlamaktan öte doğrulukları yoktur.. pkk bunu yaptı ama., kırvırarak yapmadı.. yaptı ve gerekçelerini açıkladı.. hiç birisi., bu gerçekliğe dokunmaz.. oysa., yapılacak şey., bu gerekçeleri ele almaktır..yani., değişimin ne olduğu ve nereye varacağı noktasında yoğunlaşmaktır..
zırt-pırt bak ne yaptı., bak ne yaptı... demek., psikolojik sanrıdır.. yada palyaço manüplesidir..

yapmadım demiyor ki.. yaptım diyor.. izah da ediyor..sen buraya yoğunlaş..
yoğunlaşamazlar..çünkü., kendileri geçmişlerinden çoktan farklılaşmışlardır ama bunu "kıvırarak" yapmışlardır..

bu., karpuza., kabuğundan dolayı müslüman demek., işine geldiğinde ise., kesip içini gösterip de ama komünisttir de ha!! demeye benziyor..
yada., elmaya kırmızı kabuğundan dolayı komünist deyip., kabuğu soyunca ortaya çıkan "beyazdan" dolayı., değilmiş ama!! demeye benziyor..

bu karakter., böyledir.. üzerlerini örten şallarla arzı endam ederler.. yaşamın fırtınaları salı estirdikçe., asıl renkleri gözükür.. sorsan., ama fırtınadan dolayı., ama terzinin yanlışı., ama.,ama., bu amalar bitmez..
aslında diye devam eder..
bu yazımda., ds oluşumundan dhkp aşamasına kadar gelen süreçlerindekikendi ifadeleriüzerinden kendi "tanımlamalarını" ele lıp., teşhir ediyorum..

sürekli yalan., demagoji-deformasyon-dezanformasyon.,

en basiti., kesiksiz bir silahlı mücadele ve direniş iddiaları var.. ama bu hareket ricat kararı almıştır.. ve bunu hiç söylemez..

yine silahlı mücadele verdiğini iddia eden ve suni dengeyi bozmak amaçlı öncü savaşı vermesi gereken bir parti., 2012 yılında bir laf eder.. "yıllarca sustuk tek bir eylem yapmadık" der.. eylem yapmayarak., susarak suni dengeyi bozacak bir öncü savaşı tarzı var mı? dır..
demek istediğim budur.. ben bu parti nedir? adını koymak yerine soruyorum..
böyle öncü savaşı olur mu? böyle bir parti ile öncü savaşı işletilebilinir mi? ..
buna verilen yanıta göre yanıt vereni ahlaki değerler üzerinden tanımlarken., parti/hareketide tanımlamış oluyorum..

elbette., illaki bu tarz doğrudur demiyorum.. ben sadece eleği sallayıp., devletçi-vatancılar elek altına., karakterliler elek ütünde kalsın diyorum..

bir hereketin devrimciliğinin tek bir ispatı vardır.. dayandığı kitleyi dönüştürebilme kapasitesi ve gücü.. kitledeki değişim ve devrimci gelişim ivmesidir..

pkk kitlesine bakarsın buradan okursun.. ds-dhkp kitlesine bakarsın buradan okursun..

hareket/örgüt., süreç içinde yalpalayabilir.. ama ilerleyen kitle geriye düşmez.. örgütü ya düzeltir yada kusar.. ve onu çiğner geçer..
bu olmuyor., kitle de örgütle birlikte "yamuluyor" ise., ne kadar fedakarlık ne kadar savaşcılık yaratılmış olursa olsun., bu devrimci mücadele değildir.. kaba bir isyan., itirazdır..
bahsettiğim kitle., dinamik-aktif asıl özne anlamındadır.. genel kitle değil..

devrimci örgüt-önder devrimci tek ve asıl özne değildir.. o sadece başı çeker arkasından gelen kitle tazziği ile ittirildikçe ayak sürüyen., sağa-sola., geriye kıvrılan değil., aksine hep önde ileride ve çekici olabilendir..
elbette bu aşamaya gelene kadar olan bir süreç vardır.. bu aşamaya geliş zaten örgütü devrimci yapan asıl ispattır..

1917 rus halk devrimi bu karakterde olsa idi., "öncü-önder parti yamulsa da., devrimin asıl sahibi kitle onu aşar-ezer geçerdi.. yada direnir yenilirdi.. ama direnirdi..

68 bu anlamda "sabi" dir.. o aşamadaki bilinç ve var olan geçmişin bozuk zeminlerine karşın ileriye atıldı.. evet çok erken tasfiye edildi.. ama öyle bir yüklenmişler ki., gerisindeki kitle.; olmuş armut gibi dökülmedi.. o devinimin gücü ile ilerlemeye çabaladı.. ne yazıkki 74 ile ortaya dökülenler bu kitleyi bozdu.. daha geriye sürükledi..

roni marqueze boya döktüler ya.. o bunu diyordu.. siz kimsiniz!! hala o 68 gençlerinin bıraktığı yerde bile değilsiniz dedi.. bu gerçekliğin ifadesi bu karaktersizleri tokatladı ve aynı karakterle kışkırtma yaparak linç yarattılar..

68ikürt halk özgürleşmesi nezdinde aşan pkk'ye de bu yüzden düşman olmak zorundalar.. istemeseler de böyledir.. ya kendilerini sorgulayacaklar yada bu kaçınılmaz mevzilenmede olacaklar.. işte bu duruşonları sisteme hizmet eder kanallara sürüklüyor..

artık., bu mevzilenme.; bizzat sistem denetiminde mi? yoksa., yanlış yaşamın yanlış yaşanmasından yani çürümeden mi? fark etmez.. ispatı zordur ama., sonucu aynıdır..

teşekkür ederim..vesile oldun.. .. senin üzerinden bunları uzunca yazdım..


















 
#12
ds-dhkp oportünist karakteri

ds-dhkp süreci oportünizm sürecidir demiş ve bunun tüm türkiyesolu sürecinden farklı olmadığını belirtip., bunun da küresel-tarihsel kökleri olduğunu vurgulamıştım..

her komünist hareket ve çizgisi., kaçınılmaz olarak., oportünizm ile başlar.. aslında., her mülkiyetçi-sınıflı sistem isyan hareketi/çizgisi oportünizm ile başlar ama masum(sabi)dur..
bu çok doğaldır..içinden çıktığın bataklık., çıkışının üzerinde etkiler taşır.. zaten., devrimci mücadele süreci de budur.. temizlenme-gelişme-ve yeniyi yeşertip., etkin kılıp geleceğin yapı taşlarını örmedir.. bu anlamda.; her bir ileri aşama bir sonrasına atılım anlamında bir özeleştiridir..

dün senin geçmişindir.. sahiplenirsin.. ama aynı zamanda., dün.; senin geçmiş eksik ve zaaflarındır da.. belirli aşamalarda., hala eksik-zaaf taşımadan yürüyorum diyorsan.. daha bu aşamayı tamamlamamışsın anlamına gelir.. o aşama ilesınırlı bir doğruluğun vardır..
devrim.: değişim-dönüşümdür.. kabül ettiğin., sana giydirilmiş "don"dan sıyrılma mücadelesidir.. yeniden yaratım mücadelesidir.. eskiyi ne kadar temizliyorsan., o kadar devrimcisindir..

ama., bu sürecinde ne kadar gerekçe "yazıyor" ve temizlenmeni es geçiyorsan., o kadarda oportünist oluyorsundur.. bu tarz "yürüyüş"ler devrime yürüme değil., yenilgilere., eskiye dönme "yürüyüş"leridir..

her bir hareket/örgüt/çizgi gibi., ds-dhkp süreci de böyle ele alınmalıdır..

bu bölümde.,ds-dhkp oportünist karakterinden örnekler vereceğim.. yine bizzat kendi sözleri üzerinden hareket edeceğim..

demiştimki., her hareket/çizgi çıkışında masum(sabi)dur.. sonrasında., ne oluyorise bu belliolur.. elbette., her çıkış masumdur denilemez.. ama bu da(istisnalar dışında) hemen tespit edilemez.. bu anlamda genel bakarak yazıyorum..
konumuz olan ds-dhkp çıkışını masum gördüğüm için bu anlamda bu tespitile başlıyorum.. hayır değildi diyenlere itirazım kendimce olabilir..

yazıya., haklıyız kazanacağız ve dava dosyası I-II kitaplarından alıntılarla devam edeceğim..
 
#13
dursun karataş oportünizmi ve ds partileşme süreci!!1

yazıma dursun karataş açıklamaları ile devam edeceğim.. iddiam şudur..
ds hareketi.: pasivist-revizyonist anlayış ile bir türlü pass sürecini başlatmaktan uzak durmuş süreci oportünistçe oyalamıştır..

1978 dy-bildirge sürecinden ayrılırken., dursun karataş ve grubu bu iddiayı temel almıştı.. iddianın ds kısmı yerine dy yazın kendi ifadeleridir..
Turkiye halklarının somuru ve baskıdan kurtuluşunu sağlayacak olan, Anti-emperyalist, Anti-oligarşik Halk Devriminin stratejisi, Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi (PASS)'dir. (haklıyız kazanacağız-dursun karataş)

elbetteki bu stratejiyi işletecek olan da partidir.. işte ds bunu atlamaktadır..
dursun karataş şunu söyler..
Orneğin THKP-C ve İki Sapma isimli broşurde, Birleşik Devrimci Savaş'ın o gunku koşullarda alacağı bicim şu şekilde acıklanmıştır:
''... devrimciler zaman gecirmeden şehir-kır diyalektik butunluğu perspektifiyle, tum eksik ve deneysizliklerini gidererek bu tur bir orgutlenmeye hız vermelidir.'' (DEVRİMCİ SOL Yay. Ocak 1980, s. 99)
ds., 1978 mayıs ayında dy sürecinden ayrılmıştır.. gerekçesi de bu çizgiyi dy işletmemektedir..
aradan 20 ay geçmiş.. ortada bir parti yok... olabilir.. 20 ay sonrasında bu noktada hala bir "hazırlık" içindedirler..
ama., aradan 3 yıl geçmiş.. hala aynı sözler ediliyor..
1983 Ocak ayında yayınlanan Hareketimizin Gelişimi ve Devrimci Mucadele isimli broşurde ise aynı konuda şoyle denilmektedir:
''... savaş (...) bugunku aşamada şehirler ağırlıkta olmak kaydıyla, kırlarda ve Şehirlerde Birleşik Devrimci Savaş perspektifiyle surmelidir.
ama., ifadelere dikkat edin.. bu sefer hazırlıktan bahsedilmiyor.. olanın sürdürülmesinden bahsediliyor..

savaş (...) bugunku aşamada .. yani ortada bir savaş var ve savaşın da işleyişi var.. bunun devam ettirilmesinden bahsediliyor.. ama., hala ortada bir parti yok.. dy sürecinden neden? ayrıldılar..... kendileri ne? yaptılar..

bu sorgulanmıyor.. üstelik 1983 de alınan bu karara rağmen., 3 sene sonra., 1986 da ricat kararı alınıyor..

dursun karataş.; dy gibi., uzattıkları "partileşme süreci"ni., şöyle izah ediyor..
''Yarı-gerilla (...)silahlı olmasına rağmen henuz kırsal alanlardaki oligarşik guclerle catışmayı hedeflemez. Onun temel amacı, kırsal alanların partileşme surecine ozgu orgutlenişi ve bizzat kırsal alanların Marksist-Leninist analizi ve kır gerillacılığı konusunda deney ve tecrube birikimi sağlamaktır.'' (age, s. 98)
thkp çizgisinde böyle bir anlayış yoktur.. böyle bir partileşme süreci!! de yoktur..
"yarı-gerilla" gibi bir tanım-kavram da yoktur.. şurası çok ilginç.. henuz kırsal alanlardaki oligarşik guclerle catışmayı hedeflemez
Onun temel amacı, kırsal alanların partileşme surecine ozgu orgutlenişi ve ... kır gerillacılığı konusunda deney ve tecrube birikimi sağlamaktır.
silahlı dağa çıkacak konuşlanacaksın.. ama amacın., deney ve tecrübe kazanmak olacak.. bu deney ve tecrübeyi de., henuz kırsal alanlardaki oligarşik guclerle catışmayı hedeflemeden yapacaksın.. sanırım., doğada yaşama tecrübesi kazanılacak., sonra savaşılacak..

dursun karataş., kır faliyetlerinin., öncü savaşının hangi aşamasına denk düştüğünü bilmez değildir..
paertileşmeden ne şehir., ne de kır gerillası örgütlenmesi olamaz.. bu anlayış., tkko veya foco'cu anlayışa aittir der mahir..

doğrudur.. 1986 "anlamlı" ricat kararı sayılmaz ise(ki., bu karar ne zaman bitti belli değil) ds dergileri., 1994 yılına kadar., şehir ve kır gerillası mücadeleleri anlatımları ile doludur..

dy neden partileşemedi.. bunu her kesim ele alır tanımlar.. ya ds neden partileşemedi..
bu soru çok önemlidir.. bunun., oportünist savunusunu da., dava dosyası kitabında bulacaksınız..

ben., önce dursun karataş sözlerinden yola çıkayım..


 
#14
dursun karataş oportünizmi ve ds partileşme süreci!!2

Bugunku sureci ele aldığımızda nasıl bir durum karşımıza cıkacaktır? 12 Eylul'u ve 12 Eylul sonrası surecin şekillenmesini tahlil eden DEVRİMCİ SOL, bu sorunun cevabını da, Ocak 1983 tarihli Hareketimizin Gelişimi ve Devrimci Mucadele isimli broşurde aşağıdaki şekilde ortaya koymuştur: ''Yaşadığımız acık faşizm koşullarında, acık faşizmin muhtevasının değişmeyeceği ve demokrasicilik oyunu
olarak sureceği onumuzdeki donemde, bir devrimci hareketin şehirlerde ve kırlarda, silahlı savaşı esas alıp geliştirmekten başka bir yolunun kalmadığı acıktır.'' (haklıyız kazanacağız- dursun karataş)
anahtar cümle şudur..başka bir yolunun kalmadığı acıktır thkp çizgisine göre ve ds çzigisine göre., bahsettiği "yol".. zorunluluktan kaynaklı bir tercih değil., üke yapısının zorunlu ve her dönem geçerli stratejisi idi..
''Yaşadığımız acık faşizm koşullarında, acık faşizmin muhtevasının değişmeyeceği gibi bir gerekçe başka çizgilerin gerekçesidir.. açık faşizm yoksa., şehirlerde ve kırlarda, silahlı savaşı esas alıp geliştirmek gereksizdir diyen çizgilere aittir.. thkp çizgisine göre faşizm süreklidir.. açık yada gizliolması silahlı mücadeleyi stratejik olarak belirlemez..
Tasfiyecilik Ve Devrimci Cizgi isimli kitapta partileşme surecinin karakterini ve ilkelerini ortaya koyarken, bu ilkeyi de yorumlayan DEVRİMCİ SOL şunları soyler:
''Onemli olan, savaşı surdurecek olan bu siyasal organizasyonun (parti) yaratılmasıdır. Siyasal ve askeri organizasyonunbirliği gerceğini kabul etmeyenler sağ bir cizgi izlemeye mahkumdurlar. (...) Partileşme surecinde de uzerine duşen siyasi gorevlerini yerine getiremeyen (ve buna uygun savaşcı orgutlenmesini gercekleştiremeyen) - gucu oranında- bir siyasal organizasyon savaşcı partiye ulaşılamaz'' (DEVRİMCİ SOL Yayınları, 1978, s. 111 )
evet.. 1978 de bunu söylemişler.,ama yıl 1983 hala parti yok.. 1994 hala parti yok..
bu iddialarının üzerinden., 16 yıl geçmiş.. parti yok.. 16 yıllık bir kesintisiz mücadele süreci iddia ediyorsun..üstelik bunu 1974 lere kadar indiriyor hızını alamayıp., 1971 e kadar geliyorsun.. yani., 23 yıllık bir pratik süreç ve bunun sonunda bir parti kuruyorsun.. da.. kurulduğu tarihte., daha 1978-496 yıllarındaki niteliğe bile sahip değilsin..
öyle ise.; böyle bir uzun!! süreci yaşayan ve her aşamasını başarısızlık olarak tanımlayan bir hareketten., nasıl!!?? bir siyasal organizasyon savaşcı parti ortaya çıkabilir ki...
İşte DEVRİMCİ SOL; uyeleri, bir partiyi hedefleyen ve nasıl bir parti sorusunda belli noktalarda ortak duşunenlerin orgutudur.
....
Boyle bir partinin nasıl oluşturulacağı sorusuna gelince; boyle bir partinin tek bir oluşma bicimi vardır. Boyle bir parti ulkemiz sınıflar mucadelesinin kızgın pratiğinde oluşacaktır. Kimilerinin yaptığı gibi masa başında uc-beş kişinin ''kurduk'' demesiyle bir parti kurulmayacaktır. Parti, tum nitelikleriyle hayatın kızgın pratiği ve cok yonlu mucadelenin surduğu bir surecte celikleşecek kadrolardan doğacaktır. Bu surec partileşme surecidir. Partileşme sureci ideolojik birliğin, kadrolaşmanın, organlaşmanın dişe diş mucadele icinde sağlandığı iradi bir surectir.

thkp.; hayatın kızgın pratiği ve cok yonlu mucadelenin surduğu bir surecte celikleşecek kadrolardan doğmadı.., Kimilerinin yaptığı gibi masa başında uc-beş kişinin ''kurduk'' demesiyle kuruldu.. dhkp gibi., 16 yada hamaset ile 23 yıllık bir., hayatın kızgın pratiği ve cok yonlu mucadelenin surduğu bir surecte celikleşecek kadrolardan doğmadı..,
yani., dursun karataş kimleri eleştiriyor farkında değil..

birde oportünist hamaset yapıyor..
THKP-C Deneyi Bize Işık Tutacaktır
Turkiye'de bir THKP-C deneyi yaşanmıştır. Ve THKP-C ideolojik cizgisiyle, pratik deneyleriyle onumuzdeki sureci aydınlatıyor.
thkp.; dursun karataş'ın iddia ettiği bir süreci yaşamadan partileşmiştir.. önce parti olup., sonra bu süreci başlatmaya çabalamıştır..


... devam edecek.............

 
#15
ds-dhkp aslında thkp reddiyesidir

dursun karataş., haklıyız kazanacağız "manifesto"sunda., ciddi anlamda thp eleştirisi yapmakta ve thkp'i parti olamamakla itham etmektedir..

Partileşme sureci bir nitelik donuşumunun sağlandığı

surectir. Yani partileşme surecinin tek kıstası, nitelik sıcramasının gercekleşip gercekleşmediğidir. (dursun karataş-haklıyız kazanacağız- 11 . bölüm)

bu sözler bu hali ile doğrudur.. ama burada., nitelik nedir? sıçraması nedir? önemlidir..
Nitelik değişiminin somuttaki ifadesi ne olacaktır?

Bu, ideolojik birlik ve kadrolaşmanın uzerinde yukselen organlaşmanın tamamlanmasında ifadesini bulacaktır.
bu soyut ve oportünistçe bir tanımlamadır.. bunun olup-olmadığı pratik içinde belli olur.. ve sonsuzdur.. her aşamada önder kadrolar içinde kişisel fikirler değişebilir.. haliyle kadrolar da değişebilir.. aslolan., çizgisel anlamda tamamlanmış bir paradıgma varlığı-yokluğudur..


bu anlatıma bakarsak.; thkp de bu hiç yoktu.. asd'ye açık mektup., bunun tamamlandığının işareti idi ve parti kuruldu.. ilk eylemle birlikte kurucu iki asli önder çark etti..
ne diyeceğiz.. !! ideolojik birlik ve kadrolaşmanın uzerinde yukselen organlaşmanın tamamlanmasında ifadesini bulmamışmı? diyeceğiz..
oysa., asd'ye açık mektup ortak yazı idi.. bir çeşit ortak deklerasyon idi.. parti de bunun üzerinde oluştu.. bu ideolik birlik demektir..
yada., iddia edilenler gibi söyleyeceğiz.. thkp sadece mahiridi.. diğerleriişi kavramadan katılıp yapmış..haliyle thkp partileşme sürecini zaaflı ve yanlış işletmiş veya bunun., Nitelik değişiminin somuttaki ifadesi yanlış tespit edilmiş.. demek gerekir..

Ulke capında siyasal mucadeleyi kucaklayabilecek, stratejiyi hayata gecirebilecek organ ve orgutlenme bicimlerinin oluştuğu kesitte partileşme sureci de bitmiştir.
gibi yine., yuvarlak ve sınırları belirsiz bir cümle kuruyor ama akabinde "düzeltiyor"!!!!..
Yalnız burada ''ulke capında'' deyimiyle, ulke capında orgutlu olmak birbirine karıştırılmamalıdır. Ulke capında siyasi mucadeleyi kucaklayabilmek, tum ulkede orgutlu olmak biciminde anlaşılamaz.
yani her ilde örgütlü olma anlamayın diyor da.., arkasından saydıkları.,her ilde örgütlüolmayı bile aşan nitelikler..
Buradaki ''ulke capında siyasi mucadeleyi kucaklayabilmek'' tespiti, sınıflar savaşının odaklaştığı alanlarda ulke capında etki ve değişiklikler yaratacak, oligarşinin politikalarının onune set oluşturacak birsiyasi mucadele hattını ve gucunu ortaya cıkarabilecek bunu duzenleyecek bir organizasyonun yaratılabilmesi anlamındadır.
bahsettiği nitelikler., devasa bir örgüt yapısını gerektirir.. thkp ise bu saydıklarının 10/1'i değilken partileşti.. üstelik böyleiddialı birnitelik de olduğunu da söylemediğigibi., aksine ilk etapda yetersiz olunacağını., savaşarak bu yeterliliği kazanacağını iddia etti..

dursun karataşın bu yazdıklarının oluşmasını beklese idi.. sanırım.. ds gibi bir 16 yıl beklemek zorunda kalacaktı..

bunlar bir yana., sormak gerekir..
dhkp., partileşme kararı aldığı 1994 yılında bu özelliklere sahipmi? idi..
yada şöyle söyleyeyim.. 1980 ağustos ayındaki özellikleri 1994 tarihindekinden çok daha iyi mi? yoksa geri mi? idi..
değil ise., neden partileşme kararı alındı.. yada., tarihindeki daha iyi aşamalarda neden partileşmedi..

Sonuc olarak DEVRİMCİ SOL'un partileşme surecinden anladığı ve beklediği bunlardır. Bu surec ceşitli nedenlerle kesintiye uğrayabilir ve uğramıştır da. Ozellikle 12 Eylul faşist cuntasından sonra ardarda yenilen darbeler nedeniyle, bir guc ve kadro kaybı olmuştur, bu da partileşme surecinin normal seyrini kesintiye uğratmıştır.
bu anlaşılır bir açıklamadır.. ama bu sözlerin söylendiği aşama için anlaşılır sözlerdir..
buna., 1986 ricat kararı da eklendiğinde., en azından., ricat kararı kalkana kadar., ds hareketinin daha parti niteliğine eremediğini kendileri ifade etmiş olmaktadır..
demekki., 1986 yılına kadar ds parti kararı alabilecek niteliğe sahip değilmiş..



Bu yeni süreç, darbenin yendiği '83 Ocak'ından başlayarak ricat kararının alındığı '85 sonlarına kadar yaklaşık 3 yıl sürdü. (dava dosyası II.. sy- 16)

bu karar ne zaman alındı.. neden alındı kim aldı ve ricat kararına göre neler yapıldı.. ve 1990 sonunda neden kaldırıldı ne yapma kararı alındı..
bu konuda açıklama yok.. bilgi yok.. bu çok ilginçtir..



... devam edecek...




 
Son düzenleme:
#16
her komünist hareket ve çizgisi., kaçınılmaz olarak., oportünizm ile başlar.. aslında., her mülkiyetçi-sınıflı sistem isyan hareketi/çizgisi oportünizm ile başlar ama masum(sabi)dur..
bu çok doğaldır..içinden çıktığın bataklık., çıkışının üzerinde etkiler taşır.. zaten., devrimci mücadele süreci de budur.. temizlenme-gelişme-ve yeniyi yeşertip., etkin kılıp geleceğin yapı taşlarını örmedir.. bu anlamda.; her bir ileri aşama bir sonrasına atılım anlamında bir özeleştiridir
..

ds/dhkp analizi yaparken., bu gerçekliği es geçmiyorum.. yani., geldiği noktayı da baz alarak., tüm geçmişine yönelik., "vurun abalıya" demiyorum..

her hareketin., başlangıcı ile geldiği aşama arasında., eğrileri ve doğruları vardır.. analiz terazisinin sadece eğriler kefesini doldurup bir olumsuz sonuç ortaya çıkartmak zor değildir.. tersi de yapılabilinir.. sadece doğrular doldurulup., "destan" "yazılabilinir..

ben buraya kadar., şunu yapmaya çalıştım..eğriyidoğru gibisunan., doğruyu abartan., bazı doğruları yontan bir anlayışı sergilemeye çalıştım..

* ds hareketi., dy oportünizmine tepki olarak doğdu..
bu doğrudur..
!? ds hareketi dy oportünizmi ile ilişkilendirilemez..
bu demagojik oportünizmdir..
* ds hareketi thkp çizgisi devamı olma iddiasındadır..
bu doğrudur..
!? ds hareketi thkp devamıdır..
bu demagojik oportünizmdir..

en azından., 1980 yılına kadar olan ds sürecini bu şekilde ifade ediyorum.. bu tespitlerimi de kendi ifadeleri üzerinden yapıyorum..

bu anlamda., bu yazımda., bu bölüm ile ilgili., ds savaşmadı gibi bir iddiam yok.. ds hareketinin., en savaşçı örgüt bizdik iddiası benim., eleştiriel ilgi alanım değil..

NEDEN?! partileşemedi sorusu ilgi alanım..

bu anlamda., dy-bildirge süreci ile netleşen., 1974-77 süreci aynı zamanda ds tarihidir de.. çünkü., buna imza atıldı ve bu süreç birliği içinde olundu..

bu sürecin temel özelliği.; "partileşme süreci" idi.. bildirge ve dyd yazılarına bakıldığında., bu., "partileşme süreci" bir anlamda thkp parti-örgüt ve mücadele eleştirisi idi..

diğer thkp kökenli hareketler bunu açık net ifadelerle yaparken., dy hareketi bunu oportünist karakter ile yaptı.. sonrasında ortaya çıkan ds hareketi bu süreci kabül ederken.,
itirazları.; bu sürecin oyalama süreci olduğu ve bu anlamda thkp'nin revizyoner-oportünizm ile sahiplenildiği iddiasıdır..
sonrasında işlettikleri sürece ve gerekçelere bakıldığında., farklı olmadıkları görülür..

2 yıl gibi bir zaman ve ciddi mücadelelerin olduğu bu aşamada partileşmemişlerdir.. 1980 ağustosu baz alınırsa ve kendi iddiaları da baz alınırsa., dy'den daha iyi olduklarına göre partileşememeleri sorgulanmalıdır..

her ne kadar., inkar etseler de., 1974-77 dy-bildirge oportünist süreci içinde yeşerdiler 1978 çıkışları eksiği-hatası ile anlamlıdır ama farklı kulvar yaratamadılar., oportünizmi soldan yükselttiler.. yaşam bunu ispatladı..

1980-86 olarak devam edeceğim..














 
#17
13 eylül 1980 ve sonrası

12 eylül 1980 ts için bir milad oldu.. 74-78 süreci olarak litaratüre giren ts mücadele süreci 13 eylül 1980 günü ağır kara bir perde ile kapandı..

ts.; darbe ile aniden karşılaşmadı.. en önemlisi., darbe koşulları ile de aniden karşılaşmadı.. ecevit sıkıyönetimleri ve mc iktidarları ve sivil-resmi faşist saldırılar eylül 1980 sonrasından daha demokratik bir ortam değildi.. özellikle sıkıyönetim bölgeleri., 12 eylül 1980'i., 1978-79!da bizzat yaşıyordu..
ts'nin tüm radikal örgütleri., devlet ile çatıştığını iddia ediyordu ve gerçekten de çatışıyordu..ama ilginçtir., tsk ile çatışmadan söz edilemez..

bu "durum" ts içinde hiç tartışılmamıştır.. iki gerekçeye sarılınmıştır..

1- karşımızda sivil-resmi faşist güçler var öncelikle bu cepheye karşı savunma halindeyiz..
2- partileşme sürecindeyiz..

bu iki gerekçeye bakarsak., ts hareketlerinin hiç birisinde iktidar hedefi yokmuş., parti-örgüt-örgütlenme-mücadele ve iddia-perspektif var ama somut hedef yok..

eylül 1980 ile 1981 arasında., ts için süreç.; çözülme ve sürek avından kaçma şeklinde olageldi.. zaten., 1 yıl sürmeden., tüm örgütlerin mk yapısı ve illerdeki örgütlenmeleri derdest edildi..

şu sorulmadı... sorgulanmadı
"sivil-resmi faşist"lere karşı direnebilen ve savaşabilen ts.; bunlar çekilip karşısına tsk çıkınca aynı savaşcılığı ve direnişi neden gösteremedi ve en önemlisi neden "halkın"dan., yani tabanından., aynı desteği alamadı..

acaba., tsk faşizm tespiti dışında ayrı bir olgu yada., ayrı bir faşizm mi? idi.. ikincisi ise., faşizme karşı mücadele içinde bu "kurum" da yer almalıydı..

genelde., bunun açıklaması şu oldu.. tsk karşımıza direk çıkmadı.. oysa çıktı.. tarişde çıktı., fatsa'da çıktı., sıkıyönetim bölgelerinde hep vardı..

1974-75 baz alınırsa., 5-6 yıllık bir giderek ısınan gelişen ve gerçekten de değerler yaratan mücadele pratiği içinde., 1980'e gelindiğinde., 1970-71 süreci içinde ortamı sarsan 68 kuşağının 10 katı dinamik-değer ve deneyim yaratılmıştı..

militan ise., tonla., kitle ise devasa., araç gerek ise tonla., bu gerçekliği dy-ds gibipartileşme süreci içinde olanlara uyguladığımızda., partiyi yaratamamanın tüm gerekçelerinin oportünizm olduğu görülür..

ve..; amaca., işe göre önder kadroların uygun olmadığı gerçekliği ortaya çıkar..
bu gerçeklik ortaya çıktı., ama bilinçlerde yer almadı..

hareketimizin o güne kadar herhangi bir "geçi çekilme kararı" almadığını, ama "darbeler kısır döngüsünde uzun bir süre savaşıüst düzeyde sürdürme olanağı bulunamadı(ğını)" belirtiyorduk.
bir hareket.; geri çekilme kararı almıyor ise., var olan mücadeleyi var olan düzeyde sürdürebileceğini ve bir üste taşıyabileceğini iddia ediyor demektir.. yoksa., "delikanlı"lığa sığmaz mantığını temel alıyor olamaz..

bu konuda., örnek hareket olarak., dk-eylem birliği mk'sı verilebilinir.. biz bu mücadeleyi işletecek-devam ettirecek kapasitede olmadığımızı gördük.. örgütü lavediyoruz.. isteyen devam ettirebilir dediler..
bu dürüst bir tavırdır.. yenilgi-yılgınlık olarak., eleştirilir ama en azından biz buy-muşuz dediler.. insani dürüst bir tavırdır..

dy hiç birşey demedi bekledi.. mahkemede bizzaten örgüt değil., dergi çevresi idik dedi.. dikkat edin.. partileşme sürecinde bir örgüt bile değillermiş.. elbette bu oportünistçe bir ifade.. sorsan parti anlamında dedik diyecekler.. doğrudur.. ama kelime olarak örgüt tanımı olunca iş farklı..

ksd açık olarak ricat kararı aldı.. kendince doğru idi.. biz bu sürecin gereklerini yerine getiremeyiz demektir..

bu prototip örneklerim dışında birçok örgüt ya ricat kararı aldı ama açıklamadı yada suskun kaldı.. bunlardan biride., konumuz olan ds hareketidir..

ds hareketi.; ne ricat ne de., savaş pozisyonu aldı..
'83 değerlendirmesinde, oportünist solun, saldırı ve ricat taktiğini devrim dalgasının yükselmesi ve alçalmasına bağlı olarak ele almasını eleştiriyor ve "ricat" taktiği için; "Bizim gibi ülkelerde, ancak önderliğin sübjektif durumu ile orantılı olarak gündeme gelebilir. Önderlik savaş içerisinde bir noktada silahlı savaşı sürdürecek gücünü yitirir ya da çok büyük kayıplar verirse geçici bir süre- örgütsel yaralarını sarmak için geri çekilebilir" diyorduk. (dava dosyası II sy 16)
koyulaştırdığım(altı çizili) gerekçeye dikkat edin burayı tekrarayrıca işleyeceğim..

Ve yine hareketimizin o güne kadar herhangi bir "geçi çekilme kararı" almadığını, ama "darbeler kısır döngüsünde uzun bir süre savaşıüst düzeyde sürdürme olanağı bulunamadı(ğını)" belirtiyorduk.
hem savaşı işletemeyeceksiniz hem de ricat kararı almıyorsunuz.. bu şu anlama gelebilir..
ortaya çıkan koşulların gerektirdiği görevler anlamında.; uzun bir süre savaşıüst düzeyde sürdürme olanağı yok., ama var olan konumda kalabiliriz.. bu güce ve örgütlenmeye sahibiz..

bu tespitin ne? olduğunu yaşam ispatlar.. yada sonrasında kendileri söylemek zorunda kalır..


...............devam edecek.............. ...
 
#18
Ozellikle 12 Eylul faşist cuntasından sonra ardarda yenilen darbeler nedeniyle, bir guc ve kadro kaybı olmuştur, bu da partileşme surecinin normal seyrini kesintiye uğratmıştır.
bu tespit.., ds hareketine ait.. temel stratejisi., partileşme süreci olan bir hareket bu stratejisini., normal seyir ve düzeyde yürütecek konumda bile değil..
bu durumda ne yapmalı? dır..

1- bu durumu aşmak için., atağa geçer., en azından., partileşme sürecini normal seyrine getirir..

2- yada., önderliğin sübjektif durumu tespit eder., ...
Önderlik savaş içerisinde bir noktada silahlı savaşı sürdürecek gücünü yitirir ya da çok büyük kayıplar verirse geçici bir süre- örgütsel yaralarını sarmak için geri çekilebilir"

anlaşılan., ds hareketi birinci tespiti yapmış.. bundan dalayı., kimse yargılayamaz., oportünist diyemez.. sürece ve sonuca bakar..
bakmaya gerek yok..oportünizm durum tespiti yanlışlığı-hatasında yatmıyor..durumu oportünistçe "izah etme"de yatıyor..

dursun karataş ne diyor..
Sonuc olarak DEVRİMCİ SOL'un partileşme surecinden anladığı ve beklediği bunlardır. Bu surec ceşitli nedenlerle kesintiye uğrayabilir ve uğramıştır da. Ozellikle 12 Eylul faşist cuntasından sonra ardarda yenilen darbeler nedeniyle, bir guc ve kadro kaybı olmuştur, bu da partileşme surecinin normal seyrini kesintiye uğratmıştır.
bu tespiti yine kendi sözleri ile karşılaştıralım.. yani bu tespiti yapıyorsan., politik kararın ne olmalıdır..

bir guc ve kadro kaybı olmuştur, bu da partileşme surecinin normal seyrini kesintiye uğratmış ise.; Önderlik savaş içerisinde bir noktada silahlı savaşı sürdürecek gücünü yitirir ya da çok büyük kayıplar verirse geçici bir süre- örgütsel yaralarını sarmak için geri çekilebilir"

buna da kılıf bulunmuştur..
-Temel görev her koşul altında direniş hattını sürdürme olduğu için partinin yaratılması sorunu ikinci bir hedef haline gelmiştir.
böyle bir politik tespit olabilir mi?
varlığını., savaşçı bir partiyi savaş içinde yaratmak olarak tanımla., ama direnme yani savaş kararı al ama bunu partiye evirmeyi tali plana at..
ds.; aslında ricat koşullarında olduğunu fark edip., çoktan ricat kararı almış., ama oportünistlik yapıyor..

1983 yılına kadar bu oportünist tavır ile idare edildi.. ağırlık cezaevi içi yapılaşmaya ve direnişlere verildi.. hatta bu durum.. 1985'e kadar devam etti..

Hatta denilebilir ki '83-85 döneminde faşizme karşı bir direnişten söz edilecekse ilk akla gelen cezaevlerinde sürdürülen direniştir. Cezaevleri direnişinin bu süreçte, ülke genelinde süren direnişin merkezi haline geldiğini söylemek hiç de yanlış değildir
bir hareket.; ülke çapında direnişleri cezaevi duvarları içine daraltmış ise., ve duvarlar arasındaki mücadele uzun yıllar direniş merkezi!!! olmuş ise., bu durum ricat kararı almadan yaşanan ricat demektir.



................devam edecek..............
 
#19
ricat kararı ve kürt özgürlük mücadelesinin yükselişi tespiti

ds hareketi.;


'83-85 YILLARINDA DİRENİŞ HATTINI SÜRDÜRME TEMEL B İR GÖREVDİ

başlığı altında şu tespiti yapıyor..
'83 değerlendirmesinin yapıldığı dönemde (bu değerlendirme '82 yazında yapılmış, '83 başında yayınlanmıştır) hareketimiz, yediği darbelerin etkisiyle eski gücünden çok şeyler kaybetmiş durumdaydı. Ama yine de, belli ölçüde toparlanıyor ve cuntaya karşı sürdürdüğü direnişi yükseltebilecek bir konuma ulaşma dinamiğini taşıyordu. Ancak toparlanma, sonuçlanmadan yeni ve boyutlu bir darbeyle yüz yüze gelince, bu olanak ortadan kalktı. Darbe sonrası geride önemli sayılabilecek ciddi bir ilişki kalmamıştı.



yani., 1983 ile 1985 arasındaki ahvalimiz bu diyor.. gerekçesi ise., ricat kararı için geçerli olan somut bir durum tespiti..
Örgüt yönetimi, beceri gerektiren bir i
şti; başka deyişle bir sanattı. Yanılgıları görebilme ve tespit edebilme ne denli önemli olursa olsun, tek başına bir anlam ifade etmiyordu. Önemli olan, koşulların zorluğuna boyun eğmeden çıkarılan dersler ışığında pratiğe müdahale etme becerisini gösterebilmekti. Ancak bu yapılamadı (dava dosyası II sy 15)


ifade çok açık.. örgüt yönetimi gerekli beceriyi gösteremedi..

1980 değerlendirmesinde aynı tespit.. ama direnme kararı., 1983 yine aynı., yıl 1985 yine aynı. AMA ARTIK KARAR BAŞKA..

85 SONUNDA NİÇİN RİCAT KARARI ALINDI?
başlığı altında uzunca anlatılıyor.. ve alınan ricat kararı eleştirileceğinden kendileri "sorup"., kendileri yanıtlıyor..
Denilebilir ki, '83 başındaki operasyon sonrası değil de niçin '85 sonunda ricat kararı alındı? Örgütsel bakımdan bir ricatı gerektirecek boyutta güç yitimine uğramamış mıydık? Böyle bir politik taktik, '83 değerlendirmesinde yapılan belirlemelerle uyum içinde olmaz mıydı?



aynı soruyu bende soruyorum.. önce kendi yanıtlarına bakalım..
'85-86'lara gelindiğinde cunta, önüne koyduğu programı büyük ölçüde tamamlamış, ık faşizmi kurumlaştırmış ve ANAP iktidarı eliyle "demokrasicilik oyunu"nu sahneliyordu.


diyorlar.,
yani., ortaya çıkacak olan anap-demokratizmi aslında açık faşizmin kurumsallaşmasıdır tespitini yapıyor ve 1983 ile 1985 arasındaki bu yapılaşmasına direnmek gerekir diyorlar..
tıpkı., mahir'in., erim hükümetinin faşizm yüzünün açığa çıkartılması tespiti ve önermesi gibi. ama mahir., bunun partili öncü savaşı stratejisi ile olanaklı olacağını belirtir.. bu ayrı!!!​

1983-85 dönemi., parlamentonun açılış dönemidir.. yani anap parlamenterizmi ve demokrasisi!! dönemi..​

1983'de.; bu dönemi., açık faşizmin kurumsallaşması olarak tespit ediyorsun.. ve direnme kararı alıyorsun.. alırken., bu döneme parti-cephe ve öncü savaşı ile yanıt verilebilir tezini atlıyorsun..
bu oportünizmin sonucu., 1985'e geldiğinde dönemi çok farklı "resmediyor"sun..​

'85 sonlarına gelindiğinde, koşullar değişmeye başladı. Demokrasicilik oyunu, ister istemez farklı dengelerin oluşmasına ve çeşitli muhalif güçlerin, sahneye çıkmasına zemin yarattı. Başlangıçta esas olarak burjuva muhalif güçler kendilerine aralanan kapıdan girerek seslerini yükseltmeye başladılar.
işte burası çok önemlidir.. yazımın ana fikrini açıklar..

1983 sürecini açık faşizmin kurumsallaşması olarak tespit eden bir hareket., aradan geçen 2 sene sonunda., bambaşka tezat bir analiz tespit yapıyor..
açık faşizmin kurumsallaşması sürecinin içine bir burjuva demokratik muhalif dinamiği "sokuyor"..​

t.c. sistemi.; açık faşizmi hangi sınıf adına işletiyor du!!!!?????
ki., ortaya bir burjuva-demokrasi dinamiği sınıf çıkıyor..

ds hareketi., 1985 ile birlikte., ricat değil., aslında ideolojik sapma "kararı almıştır"..​

ülkede., bir yanda., abd-emperyalizmi ve işbirlikçileri cephesi., diğer yanda burjuvazisi de dahil., abd-emperyalizmi karşıtı ulusalcı cephe

burası çok önemlidir.. tepkisiz ve dikkatlice okunmasını rica edeceğim.. çünkü., ds hareketi bunu açık olarak ifade etmiyor.. ama., ifadelerinden başkaca anlam çıkmaz..​

alttaki açıklama ise daha vahimdir..
Ancak bu gelişme beraberinde, kitlelerin cunta karşıtı tepkilerini dile getirebilecek platformların ortaya çıkmasına yol açtı. Yeni bir sürece giriliyordu ve kitlelerin kendilerini ifade etme olanakları doğuyordu. Devrimciler açısından da kitlelere ulaşabilmenin yeni olanakları ortaya çıkıyor ve güçleniyor, daha geniş bir zeminde hareket etme imkanları oluşuyordu. Bu gelişmeye kayıtsız kalınamazdı.
silahlı mücadeleyi işletmek yerine evrimci mücadeleyiişletmek öne çıkıyordu gibi bir anlam çıkmaktadır.. yada., evrimci-legal mücadelenin.,silahlı mücadeleden daha ağırlık kazandığı bir aşama anlamı çıkıyor..

ben.; bunların asıl gerekçe olmadığını iddia ediyorum.. asıl ricat gerekçesi., yükselen kürt özgürlük mücadelesi ve "vatan"larının ve "vatansever"lerinin bunun karşısındaki konuşlanmasıdır..​

burjuva muhalif güçler tespiti budur.. ağırlıklı chp zeminli., ulusalcı-"sol" kesim..

aynı yerden devam edeceğim..........​






 
#20
ricat kararı ve kürt özgürlük mücadelesinin yükselişi tespiti-2

ds hareketi., 1985 ile birlikte., ricat değil., aslında ideolojik sapma "kararı almıştır" ..

bu tespitime zemin olan söylemler.:

1- '85 sonlarına gelindiğinde, koşullar değişmeye başladı. Demokrasicilik oyunu, ister istemez farklı dengelerin oluşmasına ve çeşitli muhalif güçlerin, sahneye çıkmasına zemin yarattı. Başlangıçta esas olarak burjuva muhalif güçler kendilerine aralanan kapıdan girerek seslerini yükseltmeye başladılar.

seçimler olmuş., parlamento açılmış., cunta "muhalefetine"!! karşın., anap iktidar olmuş.,
bahsi geçen., esas olarak burjuva muhalif güçler dedikleri., anap olmasa gerek.. olsa olsa., halk parti ve sodep ve dsp olmalıdır.. bunların muhalifliği de.; anap., abd partisi., anti-devletçi(kamucu) özelleştirmeci., vs. vs. yani devletçi-ulusalcı burjuva "muhalif" cephe..

ds hareketi., bunları destekliyor gibi kaba bir tespit yapmayacağım.. ts bu noktada buralarda yuvalandı bu bir gerçeklik ama benim "sorun" gördüğüm bu değildir..

kendi sözlerinden devam edeyim..

Hatta denilebilir ki '83-85 döneminde faşizme karşı bir direnişten söz edilecekse ilk akla gelen cezaevlerinde sürdürülen direniştir. Cezaevleri direnişinin bu süreçte, ülke genelinde süren direnişin merkezi haline geldiğini söylemek hiç de yanlış değildir.
devrimci mücadele ülke genelinde direniş kapasitesini cezaevi ile tanımlayamaz.. cezaevleri merkez oluyorsa., dışarısı berbat demektir..

ds.; cezaevlerini merkez görüp., böyle garabet birtespit yapabilir.. ama 1985 yılındaki dolaylı af ile salıverme işlevini nereye bağlayacaktır..

sistem.: cezaevlerini., devrimci mücadele merkezi yaptınız.. neredeyse buralarda devrim olacak.. ama ne işe yarayacak.. asıl devrim sokakta olur.. dedi ve en iyisi ben sizis sokağa-yaşama salıvereyim.. devrime orada devam edin mi? dedi..

yoksa nedeni farklı mı? idi..
Ancak bu tablo '84 Ağustos'unda devrimci Kürt yurtsever hareketin atılımı ile değişmeye başlamıştır. Giderek boyutlanan Kürt ulusal hareketi '85'lerden itibaren öne çıkmış, faşizme karşı mücadelede belirleyici ve en etkin güç haline gelmiştir. (dava dosyası II-sy 16)
dışarısı., devrimci Kürt yurtsever hareketin atılımı ile değişmeye başlamış ve merkez olmuş..faşizme karşı mücadelede belirleyici ve en etkin güç haline gelmiş ... ve içerisi., direnişin merkezi haline gelmiş., oligarşi de hadi birleşin diye., 1985 yılında.,içerdeki "direniş merkezlerini" dışarıya salıveriyor..
sistem salak olsa gerek..

hadi sistem salak bunu göremedi.. peki ds hareketi ne? yaptı..

yükselen kürt özgürlük mücadelesi karşısında., aşağıdaki tespiti yaptı..
Öte yandan gelinen a
şamada, devrimci güçlerle cunta güçleri arasındaki mücadele yeni bir biçim almıştı. Rejimin niteliği değişmemekle birlikte, farklı dengelerin oluşması ve çeşitli muhalif güçlerin politik arenada yer almaya başlaması, '80-85 arası sürdürülen savaş ve direnme taktiğini aynen devam ettirme gereğini, öznel ve nesnel olarak büyük oranda ortadan kaldırmıştı.
diyor.. en iyimser algı ile., kürtler faşizme karşı direnişmerkezi olmaya başladı.. onlar savaşsın.. bizde., Her koşul altında direnme hattını sürdürme temel görevi, yerine., örgütsel inşayı öne çıkarma görevi ile yer değiştirmek zorundaydı. kalalım..

söylenmeyen., ama satır arasında gizli gerekçe ne?..

farklı dengelerin oluşması ve çeşitli muhalif güçlerin politik arenada yer almaya başlaması nedeniyle.,
Yeni bir sürece giriliyordu ve kitlelerin kendilerini ifade etme olanaklar
ı doğuyordu. Devrimciler açısından da kitlelere ulaşabilmenin yeni olanakları ortaya çıkıyor ve güçleniyor, daha geniş bir zeminde hareket etme imkanları oluşuyordu. Bu gelişmeye kayıtsız kalınamazdı.
diyorlar..
kitlelerin kendilerini., nerede? ve nasıl? ifade ettikleri ortada..

öncelikle., kürt özgürlük mücadelesi karşısında tavırlı olma.. "ulusalcılık" ve bu anlamda., sodep-dsp gibi burjuva partilerini sol!! olarak görüp., anap-abd karşısında., ulusalcı anti-emperyalist vatansever olarak., buralarda mevzilenme.. duruşları bu..ds hareketi de kendini buna göre konuşlandırma biçimi ile birlikte ricat kararı alıyor..
işin özü budur.. ds hareketi.;1985 ilebirlikte ulusalcı kanala yuvarlanma kararı almıştır..

istese idi.,kendisinin de kabül ettiği gibi., kürt özgürlük mücadelesinin açtığı kanala yerleşir., gerilla savaşı dahil., bir sürü yapılaşmaya gidebilirdi.. ama ds., ricat kararını tercih etti..

aşağıdaki alıntılar.. bu kararın gerekçelerini açıklayan sözlerdir..
-Temel görev her koşul altında direniş hattını sürdürme olduğu için partinin yaratılması sorunu ikinci bir hedef haline gelmiştir.

bunlara karşı bu dönemde; -Direniş hattı terk edilmemekle birlikte etkin bir mücadele yürütebildiğimiz de söylenemez. (aynı yer)
İkincisi, kendimizi solla kıyaslama gibi bir hataya düşmemeliyiz. Biz, iktidar mücadelesinde, halka öncülük etme iddiasında olan bir hareketiz. Durumumuzu, bu iddiamızı ne ölçüde başarabilme konumunda olduğumuza bakarak değerlendirmeliyiz. Eğer kendimizi ille de birileriyle kıyaslamamız gerekirse, bu oportünist gruplar değil, PKK olmalıdır.(sy14)

madem., böyle., ricat kararı yerine., silahlı mücadele amaçlı partiyi inşa kararı almanız gerekmez mi? idi..
sorsan., bunu yapma karaı almışlar..ama ricat gibi buraya hizmet etmeyecek bir tarz ile almışlar..

Ricatla birlikte başlayan yeniden inşa süresince, kadrolaşmayla orantılı olarak kırsal kesimlere yönelmeyi de ciddi biçimde ele almamız gerekiyordu. Başlangıçta doğrudan gerillayı yaratmak elbet olanaklı değildi, ama özellikle daha önce var olduğumuz alanlardan başlayarak belli bölgelerde örgütlenme yapma ve kır gerillasına hazırlık çalışmalarını başlatma mümkündü ve bu yapılabilirdi. Bu konuda nesnel güçlüklerden söz edilebilir, ama adım atılmamasında belirleyici olan temel halkanın yakalanamaması ve perspektifin kaybolmasıdır. (sy 28)


ricat kararı ve gerekçeleri elbette böyle bir iş için., adım atılmamasında belirleyici olan temel halkanın yakalanamaması ve perspektifin kaybolması anlamına gelir..

1985 tarihinde alınan bu ricat kararı., hangi ekip ve mantalite ile alındı bilmiyorum.. ama çok tartışıldığını biliyorum.. dışa yansıtmadılar.. içte sürdü..
özellikle 1989 yılında yaşanan firarlar sonrası ds hareketi içinde iç "sıkıntılar" ve dışarda mücadeleyi yürüten niyazi ekibi ile yurt dışı arasında sıkıntılar bilinir..

1990 ile birlikte bu ricat kararı sona erdi..

sonu. olarak.; rivat kararının asıl olarak., yükselen kürt özgürülük mücadelesine., ts cephesinden katkı sunmama amacı taşıdığını iddia ediyorum..
ricat kakarının en önemligerekçelerinden biriiçe dönme ve kadrolaşmayı yükseltme idi.. ama yöneldikleri zemin., ulusalcı-sol!!culuk oldu..
aynı zamanda., bu ricat kararına rağmen dışarda mücadele edenler vardı.. kırsal alanda konuşlanma çabaları da vardı.. bekaada konuşlanmalar bu tarihlerde mevcuttu.. kısaca.; 1983 kararlarını gerektiren koşullardan çok daha iyi koşullar mevcut iken ricat kararı alınması anlamlıdır.. bunu 1990 ve sonrası gelişmeler ile günümüz de vardığı evre çok iyi a.ıklamaktadır..

ds hareketi., 1985 tarihinden itibaren.,thkp çizgisinden tasfiye süreci içine sokulmuştur..

... devam edecek..





 
Üst