bandista

  • Konbuyu başlatan tgüleç
  • Başlangıç tarihi
T

tgüleç

#1
1 Mayıs 2009'da eylem alanlarında kendini göstermeye başladıktan sonra hızla ünlenen müzik grubu Bandista, Renkhaber'e konuştu. İsimleri ön plana çıkarmayı sevmedikleri için gerçek adlarıyla röportaj vermeyen Bandista üyelerinden X, Y ve Z ile buluştuk. Fotoğraf için poz da vermeyen Bandistacılarla ilgili her şey bu röportajda. Keyifli okumalar...
Ali Ersin Kelleci
***


Bandista nasıl ortaya çıktı?

Y: Bu alemde onlarca eylem formu var. Bu eylem biçimleri içinde "Bu da neden olmasın?" deyip yapmaya soyunduğumuz bir şey. Şimdi yedi icracı yapıyor bunu ama üç icracı da yapabilir, yüz yedi icracı da yapabilir. Ya da farklı farklı yerlerde yapılabilir. Bu bizden menkul, bizim keşfettiğimiz bir şey değil. Aksine, yıllardır dinlediğimiz bir çok sesin bir araya getirilip başka bir formda dile getirilmesi bu.
X: Bandista'nın içindeki insanlar hem yıllardır birbirini tanıyan insanlardı, hem de arkadaşlıktan öte aynı muhalefet - mukavemet alanı içinde sürekli bulunan insanlardı. Başka türlü müziklerle yıllardır uğraşıyordu insanlar. Beraber müzik yapılmışlığı vardı, başka başka gruplarla yapmışlığımız vardı ama hep beraber söz söyleme kaygısı da taşımaktaydık. Bunun müzikle icrasının nasıl olduğuna dair fikir yürütürken, Seçkin'in de dediği gibi eldeki hazır var olan, zaten yıllardır söyleyegeldiğimiz birbirinden farklı şarkıları, ezgileri, marşları bir araya nasıl getirebiliriz diye baka baka sonunda bu 1 Mayıs'ta yayınladığıız 'de ta fabula narratur' içindeki şarkılar çıktı ortaya.
Z: Bandista aslında 3 senelik fikir. Muhalefet - mukavemet alemindeki bir eylem biçimiydi sonuçta. Evde yaptığımız işleri bir araya getirdik ve bir sene öncesi performanslara başladık.
'Bandista'nın hiç evi olmadığını biliyoruz'
Bu ev metaforu nedir? Manifestonuzda da bahsediyorsunuz...
Y: O özel bir ev olayı değil. Oradaki ev metaforunun temel derdi bir ev değil, onlarca ev ve evde kapıların sokaklara, meydanlara açılması... Bir takım yaşam alanlarımız var birbirimize temas ettiğimiz ve biz de bir yaşam alanını orada anlatmıştık. Ama bunun gibi onlarca başka ev olduğunu biliyoruz. Bu evlerin birbirinin içine inşa olduğunu da biliyoruz. Bandista'nın hayatta hiç evi olmadığını da biliyoruz. Öyle bir metafordu bu. Kapalı bir ev tarifi değildi her şeyden önce.
Dört duvardan bahsetmiyoruz. Tam da bizim muhalefet - mukavemet aleminden bahsediyoruz orada. Bir taraftan da barınma hakkını önemsiyoruz. Hem somut ev, hem de soyut ev olarak bir arada olduğunuz alem bu...
Sizin birlikteliğiniz nereden geliyor? Nerede buluştunuz?
Z: Sokakta buluştuk... Yani şuradan geçerken karşı karşıya gelmiş durumdayız. Çünkü bu alem zaten biribirin bilen, yana yana yürüdüğünüz insanlardan oluşuyor.
Y: Aynı amaçla sokakta olmayabilirdik ya da farklı farklı köşebaşlarından dönüp sokağa da inmiş olabilirdik. Ortak örgütsel bir bağımız yok. Kendimizi başka başka şekillerde, başka başka bağlamlarda tanımışız. Ben tanımışım beş sene önce onu başka bir iş yaparken ama Bandista'nın vücut buluşu bundan farklı olmuştur. O tanışıklıktan ziyade, ortak bir derdi belirli bir form ya da formsuzluk içinde ortaya koyma iradesi vardı.
'Müzisyen değil, eylemciyiz'
İlk albümünüz 'De ta fabula narratur'u 1 Mayıs'ta çıkardınız. Neden 1 Mayıs?
X: Bandista 1 Mayıs'tan önce de müzik yaparken çaldığı yerler hep grev çadırlarının önü, öğrenci direnişleri, başka başka eylemler oldu. Kendimizi hep bu tür muhalefet - mukavemet aleminin içinde tanımlıyorduk. 1 Mayıs katliamının 30. yıldönümünde sokaklarda olmak, insanlarla beraber o şenliğin içine katılmak bizim için çok önemliydi. O yüzden seçtik. 1 Mayıs'tan başka bir tarih düşünmemiz pek mümkün değildi zaten.


Y: Her şeyden önce 1 Mayıs bayramdır ve bu da bir bayram hediyesiydi. Müzisyen değiliz, eylemciyiz... Ve o yüzden eylem alanında olmamız kadar doğal bir şey yok. De ta fabula narratur bir manifestasyondur, bir teblığ albümüdür ve o yüzden de eylem alanında bunu yapmamız çok normaldi. Yalnız biz 1 Mayıs'ı anarken o gün bizim için önemli olan Taksim'de, o meydanda olmamızdır. Bandista 1 Mayıs'ı anarken de böyle anar...

Neler yaşadınız o gün?
X: Bizim o gün amacımız, Feriköy tarafından Taksim'e yürüyen DİSK kortejine katılmaktı. Ama çok ufak bir zamanlama hatasıyla onları kaçırdık. Ve biz vardığımızda yola çoktan polis barikatını örmüştü. Bunun akabinde diğer 3-4 bin kişilik kitleyle Mecidiyeköy tarafına gitmek durumunda kaldık. Ve insanlar Taksim'e girene kadar, orada polis barikatlarının önünde herkesle birlikte şarkılarımızı söyledik. Meydana gelen insanlara albümüzü dağıttık ve eylemin bir parçası olduk.
Birçok kişi sizi ilk defa orada mı tanıdı?
X: Evet, öyle oldu.
Z: 3-4 bin kadar insan vardı orada ve birçoğu orada tanıdı bizi açıkçası.
Albümün ismi Kapital'in önsözünde
Neden isim olarak 'De ta fabula narratur'u seçtiniz?
Y: Senin hikayeni anlatıyorlar... Kapital'in önsözünde yer alır bu cümle. 'Senin hikayeni anlatıyorlar' mesajıdır. Bizim çağrımız da buydu. Marşların ya da muhalefet - mukavemet alanlarının birbirinden bağımsız özel bir kostüm içinde söylenmesi değil; birbirinden farklı grevlerin, direnişlerin başka büyük bir meselenin parçası olduğunu göstermektir. Biz de olabildiğince bu hikayeye, bu yürüyüşe bir ritm tutturmaya çalışıyoruz. Yürüyüş dediğimiz zaman, yürüyüşün somut bir menzilinin olmasından ziyade, bizzat yürüyüşün kendi hikayesidir. Bu yolu ilk kez biz yürümüyoruz. Bu yolda daha önce kazıcılar da yürüdüler, İspanya'da, Fatsa'da, Diyarbakır'da da yürüdüler.


Kendinizi tür açısından bir yerde konumlandırıyor musunuz?

X: Bu soru epeyce bir sorulduktan sonra, biz de kendimize sorduk 'ne tür bir müzik yapıyoruz' diye ve kendi yaptığımız müziğin isminin İSTA olabileceğine karar verdik. Madem ismimiz Bandista, biz de "İsta tarzı müzik yapıyoruz" demeye başladık... İsta aslında bir türe verilen isim değil. Biz İsta'nın altını hangi müzikal türler dolduruyor diye baktığımızda Güney Fransa çingenelerinden tüm Balkanları kapsıyor. Ska'yı, Reagge'yi, yer yer Punk ve bugüne kadar dinlediğimiz tüm melodileri içine alıyor. Bir taraftan da insanların bizi nasıl tanımladıklarını önemsiyoruz biz.
Y: Bir Hip - Hop akışıyla Politeknik marşı aynı zihinlerden çıkıyor. Mesele bir hikaye anlatmak ve altını çizmekse, bunun da onlarca formu var ve bizim de aklımıza bu geldi ve böyle söyledik. Ama bu konuda muhafazakar bir iddiamız yok. 'Devrimci müzik böyle yapılmalıdır', 'Bağlamayla yapılmak zorundadır' gibi muhafazakar çıkışlara nasıl hayır diyorsak, bizim yaptığımız da başka türlü yapılabilir.
'Devrimci müzik böyle de yapılabilir'
Devrimci müziğin bu şekilde de yapılabileceğini gösteriyorsunuz o zaman...
Y: Onlarca şekilde yapılabilir ve biz de bu birçok örnekten biriyiz. Bir örnek vereyim; bizim bu bağlamda birçok şey öğrendiğimiz Timur Selçuk ODTÜ konseridir. O günü yaşayan abilerimizden biri, Timur Selçuk ODTÜ konserine gelmeden üç ay önce "Piyano devrimci bir alet midir?" sorusunu tartıştık ve tamam dedik diye anlatıyor. Yani Türkiye'de muhalefet müzikten bahsediyorsak, Timur Selçuk ODTÜ konseri önemli bir yerde durur.
Halihazırda devrimci müziği icra eden ve birçok bedel veren grupları tenzih ederek söylüyorum; bu muhafazakarlık, dinleyici kitlesinden geliyor daha çok. Bize göre bir şeyleri anlatmanın sonsuz yolu vardır ve o sonsuz yolları da en kullanılabilir biçimde kullanmak gerekir.
X: Hip - Hop da, Ska da, Punk da bizim canımız ciğerimizdir. Kültür endüstrisinin koyduğu formların ismine bakmadan her müzik eserinin de, her müzikal duruşun da, her gitar çalışın da aslında devrimci bir tarafı olduğunu düşünüyoruz. Müzik yapmanın kendisinin devrimci bir duruş olduğunu fark ettiğinde zaten ne tür bir müzik yaptığını önemsemiyorsun.
Bu albümde bilindik ezgilerin üstüne başka sözler yazmışsınız genelde. Anlatır mısınız biraz albümün bu tarafını?
X: Bazıları zaten yıllardır Türkçe'de söylenen sözlerdi. Yıllardır Türkiye'de bilinen fakat Türkçe sözleri bilinmeyen marşlara, bazı şarkılara yeni sözler yazdık. Bazı sözleri de birbirine soktuk. İlk albümdeki şarkıların bir kısmının sözleri halihazırda mevcuttu.
Y: Bir sentez yapmadık, kolaj yaptık. Yapıştırdık, söktük, taktık, gerektiğinde yeni söz koyduk. Gerektiği yerde üç ezgiyi iç içe soktuk. Yunan direnişinin ezgisinin üstüne Türkçe söz yazmak, bizce direnişleri birbirini yakınlaştıran bir şeydir.
'Ulus Baker her şeyimizdir'
Ulus Baker'le ilginiz nedir?
Y: Hocamızdır, arkadaşımızdır, kardeşimizdir, abimizdir, babamızdır... Bir şeyleri çok güzel anlatmış ve bizden çok güzel dinlemiş bir insandır. Bandista'dır her şeyden önce.
Albümdeki 'Her şeyin şarkısı'nı onun için yazdınız değil mi?
Y: Evet. Eğer albümde bencilce bir şey yaptıysak, o da Ulus Baker'le bizim kendi hikayemizi anlattığımız 'Her şeyin şarkısı'dır. Buna da sanırım hakkımız vardı.
X: Sonuçta Bandista fikriyatının doğuşuna eşlik etmiş bir insandır. Keşke yaşasaydı...
Ve görse miydi bugünleri?
Y: Yo yo hayır, keşke sahnede çalıyor olsaydı... Vodka içseydi keşke bizle.
Dans etmeden devrim olmayacak
Sizin gibi bu şekilde müzik icra eden başka bir grup var mı?
X: 'Dans etmeden devrim olmayacak' diyerek ortaya çıkan ve bu kadar ortalıkta olan son zamanlarda başka bir grup yoktu sanırım.
Y: Halihazırda müzik icra eden insanlar özde buna inanıyorlardır, bu şiarı sahipleneceklerdir. Şunu vurgulamakta fayda var; Bandista hiçbir şeyi yeni yapmadı... Yeniyiz, ilkiz, biz bulduk, biz keşfettik gibi bir söylemimiz yok. Biz çok temel bir kolaj yaptık. Ve biz kültürel ve sanatsal alanda üretimin öğrenilmiş bir şey olduğuna inanıyoruz. Biz yaptığımız işlerin başkaları tarafından da alınıp bozulmasını, yeniden yapılmasını istiyoruz. O bakımdan Bandista hep olacaktır. Belki bu 7 icracı olmayacak, Bandista adı olmayacak ama bu ruh devam edecek... Çok güzel şeyler dinledik bugüne kadar. Ve bu dinlediklerimize kendi fikirlerimizi katarak yeni bir şeyler yapıyoruz. Tarihe borçluyuz, tarihi de borçlandırmak istiyoruz...
'Eğlenerek, dans ederek devrimci müzik yapılmaz' düşüncesi sizi rahatsız etti mi?

Z: Muhafazakar olan bir duruşu reddediyoruz. Hiçbir şeyin, eylemin, yürüyüşün bir şekli olmamalı zaten. Öyle bir muhafazakarlıktan kaçınıyoruz.
Y: Dans etmek, eğlenmek, devrimci müzik meselesinde yoğun bir eleştirinin de geldiğini zannetmiyorum ben. Bize asla yekten böyle bir eleştiri gelmedi.
'Mazlumluğun değil, haklılığın dilini üretiyoruz'
Dolaylı olarak?
Y: Dolaylı olarak da gelmedi. Onlarca yöntem içinde yöntem önerisidir bizim bu yaptığımız. En temel meselemiz şu; haklıyız... Çok basit şeyler talep ediyoruz. Eşitlik, özgürlük, adalet, insan hakkı, barınma hakkı talep ediyoruz. Bu çoğaltılabilir de. Biz hayatta ağlamayı en iyi bilenleriz. Ama ağlamamızla mazlumluğun üzerinden bir dil üretmektense, haklılığımız üzerinden dil üretmeyi tercih ettik. Ağlamamızı istiyorlar bizim üzerimizdeki bu tahakkümü kuranlar. Hayır, haklıyız biz ve tebessümümüz sonuna kadar bizde kalacak. Sonuna kadar ben ayaklarımı yere vuracağım.
Devrimci sanatın yüceltilmesine karşı mısınız?
X: Biz sanatın ya da üretim biçimlerinin herhangi birinin yüceltilmesine karşıyız.
Neden?
X: Çünkü bugünkü üretimlerin geçmişine bakarsak hepsinin kolektif üretimler olduğunu düşünüyoruz. O yüzden kendi yaptığımız şarkıların, dağıttığımız albümün herkes tarafından dağıtılmasını, çoğaltılmasını, bozulup tekrardan yapılmasını talep ediyoruz. Sadece devrimci sanatın değil, sanatın ve diğer üretim biçimlerinin yüceltilmesine karşıyız. Her zaman avamdan, sokaktakilerin yanından olduğumuzun altını zaten çiziyoruz. Adı 'devrimci sanat' olan ayrı bir türün olduğuna ve bunun başka bir yerde barındırılması gerektiğine, ona tapılması gerektiğine inanmıyoruz. Biz herkesin kendi rengini, kendi metnini, kendi görselliğini üretebileceğine inanıyoruz. O yüzden şunu her zaman söylüyoruz; Punk tarzımız yok ama Punk tavrımız var... Yani herkes kendi yaptığından meshuldür ama herkesin kendi yaptığı da her zaman kolektif bilincin ürünüdür.
'Anonimden yanayız'
Ürettiğiniz şeyleri sahiplenmiyor musunuz?
X: Altına Bandista yazarak sahiplenmek, bunu bizden başka kimse kullanamaz demektir. Biz Bandista'yı zaten sahnedeki 7 icracıyla sınırlandırmıyoruz.
Z: Söyle söyleyebiliriz; fikri mülkiyeti kabul etmiyoruz esas olarak. Anonimden yanayız, her şeyin anonim olması gerektiğini savunuyoruz. Fakat biz ürettiklerimizin altına Bandista yazarak bunu sahipleniyoruz. Ama açık kodlar kullanarak -copyleft tanımını da bu yüzden kullanıyoruz- herkesin bundan yararlanmasını istiyoruz ticari amaçlar için kullanmayacaksa. Ama ticari amaçlar için kullanacaksa, evet Bandista bunu sahiplenir.
Bu üretimlerinizin ticari amaçla kullanılmasının önüne nasıl geçeceksiniz?
Y: Bandista bir emek gücüyle oluşturuluyor ve temel ahlak itibarıyla emeğinin karşılığını istiyor. Burada öncelikle uzlaşmak lazım. Eğer bir dayanışmaya dahil olmak üzere havuza giren bir para varsa, Bandista burada emeğinin karşılığını talep edecektir. Tıpkı bir inşaatta çalışan işçi gibi. Senin ürettiğin şeyi bir meta olarak ele alıp senden bağımsız kullanmaya çalışırlarsa, o dönem içinde bunun en yüksek rayici neyse, biz o rayici keseriz ve nasıl kullanacağımızı da biz biliriz. Orada hakkımız neyse, biz onu keseriz. Belki tüm parayı o filmin bobinlerinin yakılmasına harcayabiliriz... Ben ürettiğimi anonime çıkartmaktan yanayım. Bizim gibi düşünen onlarca eylemci var ve onlar da işlerini havuza atsınlar ve havuza atsınlar ki karşılık bulsun...
Bandista'nın kelime anlamı nedir?
Z: Büyük bir bandodaki bir müzisyene verilen isimdir. Bu büyük bandonun kaç kişi olacağına biz karar vermiyoruz. Sokaklar, her yer dolu zaten. O yüzden diyoruz ya, Bandista 7 kişiden teşekkül bir grup değil. Herkes Bandista bizim için.
Aynı anda her yerde
Menajerlik hizmeti de almıyorsunuz. Konserler ya da başka etkinlikler için nasıl ulaşıyor insanlar size?
X: Bize ulaşmanın en kolay yolu internet adresimizde yer alan mail adresi. O mesajlar hepimize geliyor, hepimiz okuyoruz. Gelen taleplere göre durumumuzu kontrol ediyor ve kimin gidebileceğini tartışıyor ve nihai olarak da yola çıkıyoruz bir şekilde. Aynı anda her yere dağılabiliyoruz. Birkaçımız başka yerdeyken, aynı anda geri kalanımız da başka bir etkinlikte çalıyor. Yol paramız, cebimizde sigaramız ve karnımızı doyurabileceğimiz bir durum da olunca, olabildiğince her yere gitmeye çalışıyoruz.
Y: Temel ihtiyaçlar yani. Bazen o da olmadığı için gidemediğimiz oluyordu. Basacak akbil paramız olmadığı için gidememişizdir.
Temel ihtiyaçlarınızı mı talep ediyorsunuz sadece?
Y: O değişebilir tabii ki.
X: Bizi çağıran işin kendisini nasıl tarif ettiğine bağlı. Bizim çağrıldığımız etkinlik ticarete bağlanan bir etknlikse, oradan bir kapital toplanıyorsa, Bandis'ta da oradan emeğinin karşılığını ister.


ODTÜ konseri

Sahnedeyken en çok ne sevindirdi sizi?
X: Bizi sevindiren, bizle beraber insanların dans etmesi ve şarkıları hep birlikte söylemesi oluyor. Şarkıları ilk kez duyacağını zannettiğimiz insanların arasına girdiğimizde onların da bizle söylemesi bizleri çok mutlu ediyor. Beni en çok şaşırtan; ODTÜ'de 7 Mayıs'ta gerçekleşen konserdi. 1 Mayıs'ta çıkmıştı albüm ama epey kalabalık bir grup şarkılarımızı söylüyordu. Sarıyer'deki Çayırbaşı şenliğinde şarkılarımızı ilk kez dinleyen insanların ikinci şarkıdan itibaren şarkıları içlerinde hissedip dans etmesi hakikaten güzel bir şeydi. Bizden önce çıkan tüm gruplar dokuz sekizlik formunda roman havaları çalıyorlardı ama biz çıktığımızda bize de ayak uydurmaları çok hoştu.

'Kendimizi sanat alanı içinde görmüyoruz'

'Devrimci' bilinen diğer müzik gruplarıyla ilişkiniz var mı? Grup Yorum gibi mesela...
Y: Özel bir ilişkimiz olmadı. Birçok konserde karşılaştık, sohbet ettik ama bir araya gelip de müzik yapmadık.
X: Hem onların aktivist duruşlarından, hem de bizim duruşumuzdan ötürü, bir kısmıyla Bandista Bandista olmadan önce tanışıyorduk. Bandista olarak özellikle herhangi bir grupla özel bir temasımız olmadı. Biz kendimizi özel olarak müzik alanı, sanat alanı içinde görmüyoruz. Biz tüm alanın eylemcileri buluşup konuşsunlar istiyoruz.
Tv'ye klip hazırlamaz mısınız?
Y: Bandista görsel, müzikal alanlarda şimdiye kadar başka başka direnişler yapmış insanlardan ulaşıyor. Bir klip kesme yeteneğimiz var. Gerek tayfa Bandista olarak, gerekse daha önce. İkincisi; kurgu meselesi... Bir hikaye dahilinde poz yapamayız biz. Ne güzel ki, insanlar zaten Bandista şarkılarına klip hazırlıyorlar ve ortalığa yayıyorlar. Bunun kadar güzel bir şey yok.
X: Belki çok kısa bir zaman sonra Bandista klibi döndürebiliriz ama bu çektiğimiz konser görüntülerinden oluşacak anlamına gelmiyor. Video yapmak da en az şarkı kaydetmek kadar oyalayıcı bir iş. Böyle bir lüksümüz olamadı bugüne kadar. En azından sahne konserlerinde arkamızda döndürmek istediğimiz görüntüler var ama bunun oturup da kolajını yapamadık. Belki biraz tembeliz...


'12 Eylül'ü vurgulamak gerekiyordu'

Son albüm 'Paşanın başucu şarkıları' nasıl oluştu?
Z: 12 Eylül'e dair zaten bir fikriyatımız var. Sonuçta yaşadığımız zamanı düşünürsen 12 Eylül'den etkilenmemiş insan olması mümkün değil. Bir tarihi belgelemek, vurgu yapmak gerekiyordu ve 12 Eylül de bunun en iyi tarihlerindendi. Bunu vurgulanması gereken bir nokta olarak düşünüyorduk ve sonuçta orada yaşadığımız bir durum söz konusu. Birebir yaşamamış olabiliriz ama bütün etkilerini halen her yerde, sokakta, evinde, ailende hissediyorsun ve bunun altının çizilmesi gerekiyordu. O yüzden 'Paşanın başucu şarkıları' çalışması yapıldı. Yine anonimdir, çoğaltılabilir.
Hangi şarkılar var içerisinde?
Z: Üç şarkı var. Benim annem cumartesi, pardon affedersin mr. genelkurmay ve yan babilon.
X: 12 Eylül'de zirveye ulaşan ve o günden bugüne gelen tüm baskıları, kaybedilen tüm insanları anmamız gerektiğini düşünüyorduk. Biraz diğer Bandista şarkılarından farklı 'Benim annem cumartesi', biraz fazlaca hüzünlü başlar ama hala dimdik ayakta olduğumuzu gösteren bir şekilde biter. Arkasından Bandista'nın içinde oldugu mukavemet alanının anti militarist tavrını gösteren 'Pardon affedersin mr. genelkuırmay'la devam eder. Hemen arkasından burada vurulan Ferhat Gerçek'e ve Atina'da vurulan Alexis'e bir selam duruşuyla 'Yan Babilon'la sona erer. (O esnada bulunduğumuz yer olan LeMan Kültür'ün önünden Çarşı grubunun bilindik simalarından ve aynı zamanda ortak arkadaşımız olan Otoban Ahmet, "Olmuyo beyler olmuyoo böylee" diyerek geçer gider... AEK'nın notu)
Ali Ersin Kelleci
Renkhaber.com

Bandista'nın şakılarını özgürce dinlemek, çoğaltmak için;



http://www.tayfabandista.org


* …Sollte jedoch der deutsche Leser pharisäisch die Achseln zucken über die Zustände der englischen Industrie und Ackerbauarbeiter, oder sich optimistisch dabei beruhigen, dass in Deutschland die Sachen noch lange nicht so schlimm stehn, so muss ich ihm zurufen: De te fabula narratur!

…ama eğer Alman okur, İngiliz sanayi ve tarım işçilerinin durumuna omuz silker, ya da iyimser bir biçimde Almanya’da işlerin bu kadar kötü olmadığı düşüncesiyle kendini avutursa, ona açıkça şunu söylemeliyim: “De te fabula narratur!’
Karl Marx, Das Kapital, Vorwort / Önsöz, 1867


De te fabula narratur, senin hikâyeni anlatıyorlar… bize söyleyeceği bir şey daha vardır: Warensprache‘nin [meta dolaşımının dili], metaların dilinden telaffuz edilmiş anlatısını (biteviye kapitalizmin konuşması) tercümesi yeterli değildir: onun yerine başka bir anlatının, yepyeni bir anlamın konulması, kısacası “başka bir hikâyenin anlatılması” gerekir. Bu “yeni hikâyeyi dinlemek” için birçok kulağın dikilmiş olduğunu biliyoruz. Ama diller kendi kendilerine konuşamazlar. Farklı hikâyelerin –neredeyse sayısızca– nasıl olanaklı olduklarını anlamış olmak pek şaşırtıcı gelebilir.”
Ulus Baker, Marx’ın Bir Çift Sözü Var, 1996
kalplerimizde, kardeşlerimizde, kardeşlerimize…




Benim Notum;

İ
nşallah parayı bulunca biz terk etmezler?

Bunun çevirisi nasıl olurdu?
 
Son düzenleme:
#2
Bandista,
Ekibin bazıları troçkist.
Albümlerine siteden ulaşabilirsiniz, sadece konserlerinde yiyecek-içecek+cd ' yi 10 liraya satıyorlar diye biliyorum.
burası farklı bir konudur, herkese güvenmeliyiz, kendine devrimci diyenlere güvenmeliyiz.
Ancak
Devrimci Müzik,
Devrimci Marşlar ve Devrim Şehitleri, bu tarz müziğin içine karıştırılmamalıdır.Elbet ki herkes özgürdür ama devrimci mücadelenin başından ve sonuna kadar süren özgün, devrimci protestan müzik sürekli olarak devam etmelidir.Bu küçük burjuva, entellektüel müzik tarzında devrim şehitlerinin, marşların geçmesini hiç ama hiç doğru bulmuyorum.
Nede olsa insanlar özgürdür herkes dinleyebilir bende fikrimi söylüyorum ama hepimizin şehitlerinin bu şarkılarda olmasıda hiç doğru değil
Haziran.
 
Üst