bağımsız ve işçi sınıfı ideolojik ve politik öncülüğü !!

#1
Sosyalistlerin görevi burjuva ile birlikte burjuva devrimi yapmaya kalmak değildir.,Marx ne fransada nede almanyada bu tevsiye etmemiş. Taa baştan komünist menifestoya '' İşçi sınıfının kurtuluşunun, işçi sınıfının kendi eseri olması" şartı konulmuştur.

Bütün mesele bağımsız ve işçi sınıfı ideolojik ve politik öncülüğü.

Bunun için ÖDP sosyalistler dışında ortak örgütlüğü savunamaz.Söz konusu ettiğim çatı partısı veya ona benzer bişey olduğudur. Dayanışma ve ortak program çerçevesinde orataklığa evet. Çünkü sosyalistler öz olarak ulusal örgütlenmeyi red ederler. İşte işçi sınıfının savaşımı, bu anlamda ulusal nitelik taşır, içeriği bakımından değil,"biçimi bakımından" ulusal. (hayriözşen)


konuyu buraya taşıdım dilerim sen de uygun görürsün..
............................................................................................................................................................


Sosyalistlerin görevi burjuva ile birlikte burjuva devrimi yapmaya kalmak değildir.,Marx ne fransada nede almanyada bu tevsiye etmemiş. Taa baştan komünist menifestoya '' İşçi sınıfının kurtuluşunun, işçi sınıfının kendi eseri olması" şartı konulmuştur.
anlamsız bir cümle.. bunu türkiye solu sık sık tekrarlar.. çünkü bunu., toplumsal mücadele içindeki sorumluluklarından kaçmaya "örtü" olarak kullanır..


hiç bir sosyalist..; ben burjuvazi ile birlikte devrim yapacağım demez.., ama yapar.
örneğin ..;
m.suphi tkp'si.., ankaraya ne için geliyordu..? proleter devrimi yapmak için mi? yoksa., prolater devrimin şartlarının oluşması için gerekli!! olan burjuva devrimine destek için mi? .
blanqui..; bu noktada en masumlarıdır.. ama kapitalist modernite ve pozitivizm zehiri ona da işlemiştir. yaşasın cumhuriyet cumhuriyet için silah başına diyen blanqui değil mi? ..

kısaca..; sosyalist!!ler.., elbette.., biz., burjuvazinin devrimini birlikte yapacağız demez.. ama yapılana karşı çıkmayıp., alternatifini arayıp., işletmemekle aynı işi yaparlar.. gerisi hikayedir..

sana., gerek marksdan gerek ise engelsden elli tane benzer alıntı sunarım..
gerek de yok.. feodalizmi yıkıp yerine kapitalizmi yaratan! bu sürece devrimci diyorsan.., ve sıranı bekliyorsan.., istediğin kadar birlikte yapacağız demezler de.., hikayedir.. burjuvazi kendi başına götünü kaldıramaz.., onun adına devrimi!! kitleler yapar.. kitleleri de örgütlü sosyalistlerin ideolojik-pratik duruşları bu "devrime" itekler..

Büyük Moğollar zamanında olduğundan görülmemiş ölçüde daha pekişmiş ve yayılmış olan siyasal birlik, Hindistan'ın yenilenmesinin ilk koşuluydu. İngiliz kılıcının dayattığı bu birlik, şimdi elektrikli telgraf ile güçlenecek ve süreklilik kazanacaktır. İngiliz eğitim çavuşları tarafından örgütlenen ve eğitilen yerli ordu, Hindistan'ın kendi kendisini kurtarmasının ve önüne gelen ilk davetsizyabancıya av olmaktan çıkışının sine qua non'uydu Asyatik topluma ilk kez getirilmiş olan ve esas olarak Hintlilerin ve Avrupalıların ortak dölü tarafından yönetilen özgür basın, yeniden-yapımın yeni ve güçlü bir unsurudur. Bizzat Zemindaree ve Ryotwar,

kimse., marks ingilizlerin hindistanı işgal etmesini onayladı diyemez.. ama onaylıyor.. onayladığı işgal değil., işgal ile yarataklarıdır.. buna da oportünizm denir..

Taa baştan komünist menifestoya '' İşçi sınıfının kurtuluşunun, işçi sınıfının kendi eseri olması" şartı konulmuştur.
evet bu "şart" konulmuştur.. ama bir başka zorunluluk da konulmuştur..
üretici güçlerin gelişim tezine göre., öncelikle burjuva devrimleri olacak ve kapitalizm gelişecek ki., sonra.,'' İşçi sınıfının kurtuluşunun, işçi sınıfının kendi eseri olması" şartı işletilebilinecek..
istediğin kadar., sosyalistler!! burjuvazi ile birlikte devrim yapalım demedi değin.., dememiştir!! doğrudur! ama., hikayedir..

1923 cumhuriyetin kurucu ilkelerini desteklemek., siz "sosyalistlerin" zorunlu görevidir.. çünkü., sizlere göre., 1918 den 1923 e sosyalist devrim olasılığı yoktur.. bunu bolşevikler(lenin) de demiştir ama rusyada bazı yerlerde es geçmiştir.. polonya-finlandiya ve afganistanda ise es geçmemiştir..
izahı da vardır!! oralarda sosyalist devrimi yapacak maddi şartlar ve öncü parti yoktu..!! oysa polonyada vardı., türkmenistanda yoktu.. bunlarda prağmatist-oportünizmdir..

bu anlamda...;
Bütün mesele bağımsız ve işçi sınıfı ideolojik ve politik öncülüğü.

Bunun için ÖDP sosyalistler dışında ortak örgütlüğü savunamaz.Söz konusu ettiğim çatı partısı veya ona benzer bişey olduğudur. Dayanışma ve ortak program çerçevesinde orataklığa evet. Çünkü sosyalistler öz olarak ulusal örgütlenmeyi red ederler. İşte işçi sınıfının savaşımı, bu anlamda ulusal nitelik taşır, içeriği bakımından değil,"biçimi bakımından" ulusal.

bu sözlerin tümü de(sen söyledin diye değil., ödp vs. söylüyor) oportünist çakallıktır..

Bütün mesele bağımsız ve işçi sınıfı ideolojik ve politik öncülüğü.
işçi sınıfının., ideolojik ve örgütsel öncülüğü konusu olabilir.. var-yok., yaratılmalı tartışmaları yapılabilinir.., bu noktada öneriler de olabilir.. .. anlarım.. ama., başındaki "bağımsız" takısını anlamak kolay değil.. bu "takı".., bir amaçla yapılmaktadır.. var olan bir toplumsal dinamikle ilişkilenmemek-ortaklaşmamak için şöven-oportünistçe bir gerekçedir..


Çünkü sosyalistler öz olarak ulusal örgütlenmeyi red ederler.
burada "ifade" edilen., ulusal örgütlenme nedir?
bir etnisite(örneğin kürtler) temelli olanı mı? ya fhkc ya thkp
ya 1923 tkp nedir? .. pkk ne ise odur..
yok.., etnisite değil bir vatan içinde vs. denilecek ise., pkk de bir vatanı içerir.. kürt işçi partisi demez., kürdistan işçi partisi denir..

ödp tanımında ise işçi kelimesi bile yoktur.. :D
özgürlük ve demokrasi..!! hadi eskiden yasakdı sosyal demokrat deniliyordu.. ama işçi diyenler de vardı.. alman sosyal demokrat işçi partisi(1875) nasyonal sosyalist işçi partisi vs.

İşte işçi sınıfının savaşımı, bu anlamda ulusal nitelik taşır, içeriği bakımından değil,"biçimi bakımından" ulusal.
yarabbim sen bir tanesin..!!!!! :D müslüman derse uygun.., kafir! derse değil..
neye göre?..; kürdistan işçi partisi biçim olarak değil de öz olarak ulusal oluyor.. kürtleri ve kürdistanı temel aldığı için ise., türkiye komünist partisi veya türkiye halk kurtuluş partisi kimi temel alıyor.. hangi ulusu emperyalizmin boyunduruğundan kurtaracak dı??

kısaca., bu "bağımsız" takısı gibi biçim olarak ulusalcılık "açıklaması" da oportünizmdir..

işçi sınıfı neye bağımlı oluyor..? kürt halkının sorunlarını içine alınca mı? kadın haklarını ekolojiyi içine alınca mı? oluyor..

Dayanışma ve ortak program çerçevesinde ortaklığa evet.
sanki başka bir şey isteyen mi? var.. gel bana tabi ol diyen olsa dahi., olup-olmamak senin elinde değil mi?
ama.., sistemin kırmızı çizgisini aşmayan sloganların yanıbaşında., kürdara azadi dersen olmaz tabi ki., bunu da bağımlı olmak diye tanımlarsınız..

1875 de yaşananlar da buydu..
anarşist ve blanquist gibi radikal çizgilere karşı lasallecilerle ortaklaşıldı.. marks gak-guk yaptı ama yine olumlandı.. burada bağımsızlık hak getire.. sanki kurulan parti ayaklanmayı örgütleyecekti.. hayır., genel oy'dan faydalanacaklardı..

ödp de böyledir.. kimse işçi sınıfını örgütleme demiyor.. elini tutan da yok.. sosyal-faşist tkp ile kanki olmadan rahatsız olmayanlar kürtlerle ortaklaşmayı bırak yanyana durmaktan bile rahatsızlar..
chp ile vekil pazarlığı yapmak ahlaklı ama kürtlerle yapmak bağımsızlığa zatrar veriyor..

geçiniz beyler!!!!

bunlar., sosyal-şövenizmin ve burjuva modernitenin yansımalarıdır.. bunlar., ciddi anlamda., şöven-oportünizmin demagojileridir..


önemli not..;
arkadaşa özel değil., üzerinden bir çizgiye anlayışa yapılan eleştirilerdir..
 
#2
ödp ile ilgili eleştirilerim sert bulunabilir.. sosyal-şöven ithamım da abartılı ve sert bulunabilir.. ama hemen belirteyim.. bu eleştirilerim., son gelişmelere dayalı değildir.. bunun kökleri., 1984-90 lara dayanır..
dy oportünist merkezi., 1984 atılımından itibaren., kürt halk mücadelesi karşısında ketum bir tavır içindeydi.. bunu önceleri nerleştirmedi ama tabanında çok açık görünüyor ve dillendiriliyordu.. dy merkezi.; 1980 darbesinden sonra., 1990 tartışma sürecine kadar sessiz kaldı.. derinden ve içerden ilişkilerini devam ettirirken., tabanının sodep-shp içinde konuşlanmasına izin verdi.. o dönem süren sol içi birlik süreçlerine bilinçli bir duruş ile ne katıldı ne de tabanın katılmasına izin verdi.. bu süreç ile ilgili ayrıca., bu linkte.,
http://www.enternasyonalforum.org/turkiye-solu/7213-devrimci-yol-quotdevrimci-yolquota-karsi.html?highlight=devrimci+yol%2C+devrimci+yola+kar%FE%FD%21%21
ayrıntılı analizlerle sunacağım..
sizlere 1996 ylında yeniden dergisinde yeniden imzası ile yayınlanan bir yazı aktarayım.. ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız..
o tarihlerde bile bu noktalarda kendine dy'liyim diyen ama aslında geçmişde bir bok yapmamışlarlarla çok uğraşmıştım.. geçmişin insanı olmadıklarından., geçmişin insanı olanların fıştıkladıkları kodlamaları satıyorlardı.. yani imam., şövenizm osuruyor., cemaat ise aleni şövenizm sıçıyordu..

örnek olsun..
sayfayı kopyalamayı beceremedim..
öğretmenleri kim öldürdü başlığı ile yayınlanmış


http://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=yeniden&source=web&cd=3&sqi=2&ved=0CEEQFjAC&url=http%3A%2F%2Fwww.yenidendevrim.org%2F&ei=xBrtTs-ZIYOC4gSB4JyECQ&usg=AFQjCNErIgJH8Ya7z2r19W4sxAV5NCMDBw
buradan ulaşır okursunuz.. ve şaşıracaksınız..
kısaca., dy merkezinin "yeniden" yürüdüğü "yol" sosyal-şövenizm "yol"u idi ve bu yeni başlamadı.. benim eleştirilerim de yeni değildir.. özellikle., 1995-6 bsp'nin ödp'ye evrildiği süreçte bugünü o zamandan öngörmüş., ifade etmiştim..
* "bunlar".., 1980 de cunta ile zımmen(1) anlaştılar., anlaşmaya göre.; kürtlerden uzak durulacak ve politik çalışmalar., açık parti üzerinden yapılacaktır..
* türkiye solu içinde gelişen kürt siyasal hareketliliği ile ilişkilenme süreçlerine müdahele edilecek bunun önü bir şekilde kesilecek ayrı "sol" kulvarlar yaratılacak
*bu temelde öne çıkan., zemin yaratan ve önemli merhale katleden., bsp oluşumu içine girilip., iğdiş edilecek-dağıtılacak.. (2)

önceleri liberal sol ile ilişkilendiler., kendi geçmişlerinden gelen sözde radikalleri bile dışladılar., sonra., liberal sol'u dışlayıp., "olgunlaşmış" bu "radikaller"le "yeniden" ilişkilenip., ulusalcı kulvara yöneldiler.. kabül etmeliyim ki., ulusalcı kulvara geçişlerini ustalıkla yürüttüler.. kitleyi dağıtmadan peşleri sıra sürüklediler., ulusalcı yüzlerini saklayabildiler.. istediğin kadar bu yanları var de.. uzun süre ulusalcı argümanlarını dolaylı ifadelerle işleterek gizlediler..
asıl zorlanmalarını., 1990 sonrasındaki pkk de başlayan paradıgmasal değişim sonrası yaşadılar.. tüm argümanları boşa düştü.. 1995 seçimleri milad oldu.. ortaklaşmamak için çaba harcarken deşifre oldular ama kurtuluşcuların oportünist tutarsızlıkları ve türkiye solunda var olan pkk kompleksi sayesinde bunu aşabildiler..

gelinen bu aşamada., süreç netleştiği için "taraf"laşmalar da netleşmektedir..

bazı sorular halen kafamda netleşmemiş halde durmaktadır..
1- türkiye solunun liberalleri ile ilişkilenmeyi neden terk ettiler? .. bilindiği gibi., gbkpg aşamasında sıkı ilişkileri vardı. ödp içineki operasyonda en önemli müttefikleri(geniş açı adındaki tip-tkp grubu-troçkistler-uras gibileri) bunlardı..

2- aynı şekilde., bu liberaller içindeki ayrışmada neden? yaşandı.. bazıları kürtlerle ilişkilenme yoluna geçtiler., bazıları tkp üzerinden ulusalcılığa döndü..

3- bu bağlamda..; dy kurmayları.; kürtlerle ilişkilenme noktasında., ilişkili oldukları liberaller üzerinden., kürtlerle dolaylı ilişkilenebilir., o sürecin içinde., taraf-dsip vs. liberalleri gibi., türkiye sistem solu konsolosluğu olabilirlerdi.. yada arada derede kalıp idare edebilirlerdi..

2. maddedeki açıkladığım bazı liberaller gibi., neden açık tarda ulusalcılığa yöneldiler..
dy kurmayları 1975-76 da ispatladıkları gibi., süreci iyi okurlar.. bu süreç de ulusalcılık kaybedilen ata oynamak gibidir.. yoksa bu "duruş"ları da., yeni bir "zımmen anlaşma" mı?..

ulusalcılık bazında.., sp-sdp-töp ve eski devletçi-ulusalcı statükocular "toparlanırken., ne tkp ye ne de bunlara "dokunan" yok.. aksine son zamanlarda., özellikle gençlikteki., dy!!lilere., radikallermiş gibi eski(dy) ile bağlantılı yaklaşılıyor.. buda dikkat çekici bir anlamsız "dokunma"!!

tüm bunlar halen üzerinde yoğunlaştığım düşüncelerdir.. aslında., netleşme yoksa sesli düşünmem ama., gelinen aşamadaki türkiye solunu "yeniden" 68 ulusalcılığı damarına bağlama "hızı" ve ısrarı yüzünden.., gerekli oluğunu düşünüyorum..





dipnot..;
(1) .. zımmen anlaşma..; politik litaratürde., açık ifade edilmeyen ama ama karşılıklı uyulan anlaşmalara denir.. çok çeşitleri vardır.. bahsi geçen "zımmen anlaşma" iddiası dy kurmayları ile sistemin yaptığı düşünülen anlaşmadır.. bu şahsımla sınırlı bir iddia değildir.. zamanında(1982-86 ve 1990-96) dönem dönem bazı hareketler ve şahıslar tarafından dile getirilmiştir..

(2) .. özellikle bsp sürecinde başlatılan birleşme tartışmalarında buna itiraz edemeyiz birlik önemli süreç içinde "yol"a gelirler dendiğinde.., açık şekilde bu birleşmeye karşı çıkmış ve şunu öngörmüştüm..
"bunlarla asla yanyana yürünmez.. dağdan gelir bağdakini kovarlar., olana da el koyarlar" demiştim öyle de oldu.. elbette bunun asıl sorumlusu kurtuluş grubudur.. kürtlerle ilişkilenme noktasındaki tutarsızlıklarının sonucunu yaşadılar.. zaten bu tutarsızlıkları yüzünden 1975-6 da da kitleyi bunlara kaptırmışlardı..
 
#3
anarşist ve blanquist'ler..Birde bunların yanına ''Ütopik sosyalistleri'' koymak gerek.

Marx ömrü boyunca bu üç akımla boğuştu. Gerçekte kendi düşüncelerinin temelerini ''Ütopik sosyalizm '' karşıtı eleştirel üzerine inşa etmeye çalıştı. Gerçekten marx'ı anlamak istiyorsak mesleye öncelikle buradan bakmak gerek diye düşünüyorum.

Marx bu temelde tarihsel toplum gelişmeleri araştırmalrında sonraları blanguist olarak karşısına çıkacaklarla 1840 sonrası karşılaştı. Bunların öncülü fransada 1890 sonrası 1830 sürecinde da ayaklanmalarına katılan cezavinden yeni çıkan willich,Schapper le temsil edilen düşüncelerdi. Marx'ın neden düşüncelerinin temeleri
Fransız sosyazmden faydalandığını buradan anlamak gerek. willich,Schapper sosyalizmi isteyen sosyalistiler.

Marx'ın özellikle Willche karşı çıktığı Schapper'in Komünist birlik kurulurken marx'la engels üzerinden temas ve görüşmeliri anlamak gerek. Schapper yenilgiler sonrası marx'ın tarihsel toplumsal gelişim üzerine sunduğu tarihsel bakış açısına yanaştığı görülmektedir. Zaten böyle olduğundan dolayı marx-engels komünist birlik içersinde yer aldı ve öncelikli olarak daha önceki tarihlerde o kettum ve dısıplinli örgüt yapılanmalarına karşı,komünist birlik oluşturuldu.

Marx ne diyordu? Willche ile simgelen (Yani fransız sosyalizmi)görüş ne diyordu?

Köln işçi sınıfı hareketi (marx'ın içinde bulunduğu )ve komünist birlik oluşturulurken,
Londra da buluna (fransa yenilgisiyle mülteciler)Schapper engels aracılığı ilke kurulan ilşki içinde bu komünist birlik tartışmalarının özünü oluşturuyor.

Bu konuda Peter Roser dediklerine bakarsak ki olaya tanık olmakta ve hatta buna benzer tanıklıkları da başka yerlerde bulmak mümkün .

Ve daha komünist birlik tarihini konu almış yazarlarda mutlaka vardır.

Cologne işçiler derneği Peter Roser;''
Marx ve schapper,ın sorun komünizme hangi metotlarla ulşacağına geldiğinde bir birlerine karşı hatta düşman olduğunu bilinirdi.Schapper ve Willch destekcileri,gelişmenin bugünkü aşamasında komünizmin,eğer gerekirse,silahların gücüyle gerçekleştirilmesini istiyor ken ;Marx'a göre;komünizm sadece genel gelişim ve ilerlemenin bir sonucu olarak mümkündür. Bize gönderdiği mektuplarından birinde o,komünizm başarılmadan önce geçilmesi gereke dört safhaya ayırırdı. Boris Nicolaiesky,Otto Maenchen-Helfen den (1)(marxist düşünce içindeki alman arşivleri toparlayan yazar olarakta bilinir.) Yenilginin diyalektiği Kitabından aktaran russel jaco S.57 Yine bu kaynakta Roser' in tam metin olarak ve daha komünist birlik tartışmaları hakkında ;Werner blumenberg''zur geschichte desbundes der komünisten:die aussagen des peter gehardt röser''IRSH,IX(1964)s.81,122 Cf Fritz Brügel''Zur Geschichte des kölner arbeitervereins'' die gesellschaft,VII(1930)s,112 116

Yine aynı kitaptan;(aktaran Yenilginin diyalektiği Kitabı 70.dip not)


o(marx)1850 yıllarında ki Birlik toplantısında geçen dakikalar tarfından doğrulanmıştırı.sık sık alıntılanan
(demek o zaman da varmış bu iş.BN)bir pasajda.Marx,Willich ve Schapper'e saldırdı. ''Biz,işçilere ilşkileri değiştirmek için,iktidarı alabilecek kapasiteleri kendisini kavuşturmak için 15 20 50 yıl sürecek bir sivil savaşın içinden geçmelisiniz derken,siz( yani Willch ve schapper BN)bunun yerine ,biz hemen iktidara geçebiliriz,ya da (suat ve benzerleri gibi dalga geçerek BN) uykuda kalabiliriz'' diyorsunuz(sitzung der zentralbehörde vom 15. september 1850 .Marx,Engels werke içinde cilt 8 s598 .

Kısaca bunlar (Willch ve schapper (blanguistler) ) hemen iktidarı alıp ve komünzmi kurmaya girişmenin doğru olacağına inanırken. Ki bunlardan önceleri olan ütopik soaylistlerini unutmadan ve bu görüşe tepki olarak böylesi bir yol tercih ederken.


Anarşistler iktidar herzaman kötüdür mantığı ile tüm iktidarlara karşı ve öncelikli olarak dağıtılması ve hiç bir biçimde iktidar olunmaması gerektiğini söylüyorlar ve inanıyorlardı.


Şöyle diyebilir. Marx hem bir an önce iktidarı alımcılara karşı mücadele ederken hemde iktidar neyimize kesinlikle iktidara her zaman karşı olmalıyız anlayışıyla mücedele ediyordu.


Zaten marx,düşüncelerinin özelikle bu anarşist ve blangusit (blangusitlerin öncüleri Willch ve schapperdir 1871 blanguist olarak kendilerini ortaya koyduklarında ki marx ilk önce bunları anlayamamış sonradan farkına varmıştı benim algılamam bu) düşüncelere karşı pelomik çerçevesinde şekillendiğini söyler. Marx kısaca ;İktidara blanguistlere tartışmalarında (devlete) karşıyız ama anarşitlerle tartışmalarında devlet aracılığı ile sosyalizmi oluşturabilinir.Tezlerini geliştirebilmiştir.


Bu durumda marx; Devlet ve iktidara karşıdır. Ama bu iktidar ve devletti ancak bir devlet aracılığı ile yok edilebileceğine varmıştır. Bu da onun tüm insan oğlunun toplumsal tarih geçmişi ile vardığı yer olmaktadır.







BN;Benim notum

(1)Nicolaiesky,Otto Maenchen-Helfen; bu yazarların kitabı türkçeye İnsan ve şavaşcı olarak Karl Marx olarak diyalektik yayınlarından çevrilmiştir..
 
#4
Marx;1848 ve 1850 de ve daha sonraları ki, suat arkadaş yukarda da hindistan örneği ile sürekli dillendirdiği tarzda eleştirlmiştir. Bunlar marx'a yeni eleştiriler değildir. Sanırım hep olacaktır.

Marx ne diyordu;1849 da alman demokrat ve işçilere (almanyada Andreas Gottschalk öncülüğünde ayaklanmalar çerçevesinde ki fransa 1848 de ayaklanma olmuş ve yenilgi alınmıştı;)
''Biz burjuvanın yönettimini isteyecek son insanlarız. Ancak endüstriyele hepimizi özgürleştirecek olan yeni toplumun kuruluşu için gerekli araçları yaratan modern burjuva toplumunda acı çekmek ;tüm ulusu orta çağ barbarlığına geri götüren,modası geçmiş bir toplum biçimine dönmekten iyidir.''aktaran Russel Jaco Yenilginn diyalektiği doruk yay.s56 K.Marx''montesguieu LVI.''Neue rheimsche zeitung(ocak 21 1849Marx engels Collected word içinde cilt 8 New York 1977 )s266

Buna karşılık Gottchalk tutuklandığı hapisaneden yazdığı açık mektupla marx'a''Neden devrim yapmalıyız?Neden biz proletterya erkekleri '' kanımızı dökmeliyiz?Kendimizi yıpranmış kapitalist yöntimin arafına yuvarlayarak orta çağ ceheneminden kaçınmalıyız?Ezilenler konusunda ciddi değilseniz'' diye yazıyor marx'ı eleştiriyordu. Marx bu mektuba hiç bir zaman yanıt vermedi. Sadece sustu.. Aynı eserden aktarılan Hans Stein daha genişi Hall Draper Karl marx (New Yorg 1978)

Hindistan üzerine de ki sömürgeciliğe yaklşımı da marx'ın suat arkadaşın dediği gibidir. Daha açık anlatımla marx;'' İngiliz endüstrisinin yıkıcı etkileri,hindistan üzerine düşünüldüğünde apaçık şaşırtıcıdır. Ama ingilterenin hindistan üzerine çift misyonu vardır. Eski toplumun yıkılması ve batı toplumunun maddi temellerinin asya içinde yayılması.Modern andüstri Hint kastlarının dayanağı hint ilerlemesine ve hint iktidarına kati bir şekilde engel olan kalıtsal iş bölümünü çözecektir. ''

Bunda şaşılacak ne vardır.? Ortaçağ zihniyetiyle kurulu bir toplum ve endüstri gelişimiyle tutucu erken ürettim biçimlerini dağıtıcı olmaktadır. O erken ve ortaçağ ürettim biçimi ki modern endüstri ürettim biçiminden tutucu,vahşi olmaktadır. Bunu söylemek endüstri toplumu olan burjuva toplumuna marxsit düşünce olarak sahip çıkıldığımı gösterilmek isteniyor. Yoksa buna karşı çıkanlar gerçekten tutucu eski ilkel ve insanın insan sayılmadığı,birey olmaktan men edilen ve ağaya eşiter düzenine, toprakla alınıp satıldığı üretim biçiminimi savunuyorlar.

Böyle olması için marx'ın modern burjuvayı ve dolasıyla kapitalizmi savunan bir düşünür olarak sunmak gerek. Evet marx kapitalizmimi savunmaktadır. Bu Hanefi avcının devrimci kararagah üyesi olması kadar gülünçtür.

Bu eleştirler Komünist menifesto ve kapitali de içine alır. Çünkü bu marxist düşüncenin tümü kapital ve komünist menifesto da diyalektik vizyonla mevcut.

Marx; Modern endüstriyi (yani kapitalt ürettim tarzını) daha önceleri de ve gelecekte dahil hiç bir ürettim biçimini nihayi olarak görmedi. Onun düşünceleri zaten bu temel üzerinde kurulan düşüncelerdi. Bu ürettim biçimlerinin zorunlu değişeceğini ve değiştiğini,buna paralel insan düşüncesinin zorunlu değişeceğini değiştiğini söyliyendi.Mark;'' Ürettimin maddi temelinin ağ gibi sosyal ilşkilere sarıldığı yıkıcılığı meydana getirdiği,'' Kapital s 617 -18 İnsan,toplumların gelişimi ürettim biçimlerinde aranmasını bize söyledi. Kısaca marx hiç bir zaman bir ürettim biçiminin kalıcılığını savunmaz. Bu onun düşünce yapısına ters. Her yeni ürettim tarzını devrimci olarak gördü. Kapitalizm de mark için devrimciydi. (1)Marx'ın söz ettiği bu moderen eski ürettim ki o toprağa bağlı ürettim (özüne)tarzının biçimleri olana karşı devrimciydi.

Tüm bunlardan sonra işin püf noktasına gelmiş bulunuyoruz.

Buraya kadar yazdıklarım. kapitalizmin olumlu etkisinin bir tezahürüydü. Bu bizi ki başkalarını ,özelikle 2. enternasyonel ve onun temeli lasallcılığı tartışmamıza imkan sağlayacaktır. Öyle ya lassale marx'ın burada farkı ne .İkiside kapitalizmin ilerici ve olgunlaşma ,endüstrinin gelişiminin sosyalizme yol açacağını söylermiş gibi oluyorlardı. Düz mantık ve marx'ı kavrayamayan onun düşünce yapısını anlamaktan geri duranların varacağı yer tam burası olmakta.

Daha uygun söyliyecek olursak.Lassale endüstri gelişimini ve kapitalizmi o kadar yüceltiki ,yüceltmesinde marx'ın söyledikleri kendine temel oldu. Öyleki kapitalizmin sosyalizmden ne zaman nasıl nerde ayrımlamasını kendilerine sorun bile yapmadılar.Halbuki marxsist düşünce içinde bu vardı. Marx,hiç bir zaman mutlaklığa inanmadı. Bunu bile bilmek bu yola girilmesini engeleyebilirdi.

Sonuç olarak burda söyliyeceğim. Kapitalizmde ilerleme sosyalizme doğru ilerleme olarak bilinmiş o zaman kapitalizmin gelişimine sosyalist olarak yardım etmeye kadar varan sonuçlara varılmıştır.(2) İşte lassalenin vardığı yer burası olmaktaydı. Bu aynı zamanda kapitalizme karşı eleştirinin kaybedildiği yer olmakta.

Lenin bunun için şöye bir çıkış yaptı. 'Kapitalizm bu rolünün ilericiliğinin saptanması ,kapitalizmin olumsuz ve karanlık taraflarının saptanmasıyla bütünüyle uyumludur. ''aktaran aynı yapıtan 60 s Kısaca diyalektik olarak konun ele alınmasından bahsedilmekte.

Biz kapitalizmin ilerici devrimci olduğunu söyledik. Ama emperyalizm çağında bunu söyleyen varmı?

Şimdi birde emperyalizm varmı yokmu bu ne nanedir ve nasıldıra bakmamız gerekecek. Marx'ı bir yerlere kadar getirebiliriz. Bir yerden sonra marx'ın düşünce temellerini özümseyip gönümüzü değerlendirmek,marx'ın işi değildir. Tarih düz bir hatta ilerlemiyor. Eğer buna inanırsak günümüzü ilkel komünel tarzında açıklamalar da bulunmamız gerekecek. Toplumlar belli tarihsel kesit içinde ki bunlar bıçakla birbirinden ayrılmadan gelişim göstermektedir.

(1)Şimdi marksistler (cüret göstebilirsek)şunu sorabiliriz. ''Siz kapitalizmin devrimci olduğuna inanıyormusunuz? ''

(2)Bir marksist olan Bulgakov şöyle diyordu;''her yeni fabrika,her yeni endüstriyel gelişim bizi ileriye taşır. ''diyerek kendini marksizmin mekanik zorunluğunu kötüleyerek defteri kapatı. Yine Marksist Struve '' gelin kültürel geriliğimizi itiraf edelim ve gelin,gidip kapitalizmden öğrenelim ''sözleriye defteri kapatıp liberal oldu .Aynı kitaptan alıntı. s60
 
Son düzenleme:
#5
hayri arkadaşımızım yaptığı alıntılar üzerinden polemiklere devam etmeden önce bir kaç noktaya değineceğim.. gerçi sürekli, tekrar oluyor ama hala anlaşılamadığı ve aynı tarzda devam edildiği için., tekrarlamak zorundayım..

alıntılar.; hangi? dönemde., hangi? koşullarda ve kimlere-nelere? ne? için söylenmiş yazılmış şeylerdir..

alıntılar.; söylendiği-yazıldığı dönemlerdeki içerik ile sonraki dönemlerle aynımıdır?., yoksa farklılaşmıdır?, farklılaşmış ise neden farklılaşmış ve bu açıklanmış mı? dır..

alıntılar.; yazıldığı-söylendiği dönemlerde kimler? tarafından., hangi? eleştirilere maruz kalmış ve nasıl yanıtlanmıştır..
vs. vs....

tüm bunlar dikkate alınmadan yapılır ise., ve alıntılar bu anlamda ispat olarak sunulur ise., anlamsızdır.. dinsel hadislerden farklı özelliği kalmaz..

örneğin..;
1975-77 arasındaki dy çizgisi baz alınır ise., müftüoğlu'nun.. nasıl? bir devrim temelinde., mücadele ve örgütlenme anlayışı ile ilgili yazı-sözleri ile 1980-90 arasındaki aynı temeldeki yazı-sözleri müthiş bir tezatlık içerir..
olabilir.. ama neden? değişiklik gerekti noktasındaki varsa!!..; açıklamaları ele alınır.. artık., bu tezatlık üzerinde durulmaz.. değişiklik gerekçeleri tartışılır.. yoksa zaten bu oportünizm içinde ele alınır..

gördüğüm kadarıyla bu noktalarda ciddi bir tutarsızlık., ilkesizlik ve oportünizm yaşanıyor.. marks noktasında da bu böyle..

marks.; 1848 öncesi komünist değildir. hegelcilikten sol hegelciliğe(feurbach) sıçramış bir entellektüel aydındır.. marks için örgütsüz lider denir.. bu hem doğru hem de yanlış bir tespittir.
o dönemin konkulları ve karakterinde bakarsak., örgütlülük çok farklı ele alınır. bu anlamda., marks hem hegelci iken hem de feurbachcı iken örgütlü sayılır.. o dönemde var olan örgütler., sonrası dönemlerden farklıdır. yine var olan örgütler üzerindeki liderlik işleyişi de farklıdır. organik bağdan öte., yada yanıbaşında., düşünsel etkileme bazında liderlikler söz konusudur..

1848 ayaklanmaları., avrupayı köklü sarsmıştır.. yine 1848 ayaklanmaları., fransada başka almanyada başka ve diğer ülkelerde başka işlemiş sonuçlar yaratmıştır.. örneğin.; fransada burjuvazi-aristokrasi ve toplum arasında ayrışmış iktidar mücadelesi halinde iken., almanyada aristokrasiden gelen burjuvazi ile kilise arasında geçmiştir. bu anlamda da., gerek entellektüel alanı gerek ise toplumsal muhalefet alanını farklı farklı etkilemiştir..

1848 yenilgisi öncesi., marks dahil bir çok entellektüel., var olan toplumsal muhalefete ilgi duymuştur.. 1789 ile simgelenen burjuva "devrimleri" ve kapitalist modernite süreci., aradan geçen 50 sene içinde bir hayli yol katetmiş., toplumsal yapılar dahil., ülkelerdeki siyasi sistemleri ekonomik yapıları da değiştirmiştir.

kent(burg) içersinde başlayan "değişimler" aynı zamanda bu merkezleri ilgi ve çekim alanı yapmıştır.. orta-çağ denilen avrupanın yeni çağ denilen aşamaya sıçraması haliyle bir ilerleme olarak görülmüştür.
kimileri bunu tarihsel devinimin nesnel bir gelişimi olarak görmüş ve olgunlaşmasını yerleşmesini önemsemiş., buna göre teoriler yaratmıştır.. kimileri ise., bu gelişmeleri önemsemekle birlikte yarattığı koşullardan bir iktidar yada toplumsal olarak etkin olma değişim yapabilme olanakları görmüş buna uygun teori-pratik yaratmıştır..

alıntı yapmak., iddia etmek haktır.. kolaydır ama maddi yaşam ile uyumu ve iç tutarlılığı önemlidir..

bu anlamda..;
''Biz burjuvanın yönettimini isteyecek son insanlarız. Ancak endüstriyele hepimizi özgürleştirecek olan yeni toplumun kuruluşu için gerekli araçları yaratan modern burjuva toplumunda acı çekmek ;tüm ulusu orta çağ barbarlığına geri götüren,modası geçmiş bir toplum biçimine dönmekten iyidir.''aktaran Russel Jaco Yenilginn diyalektiği doruk yay.s56 K.Marx''montesguieu LVI.''Neue rheimsche zeitung(ocak 21 1849Marx engels Collected word içinde cilt 8 New York 1977 )s266
bu sözler., yukarıda açıkladığım etkilenmelerin sonucu yapılan analiz-tespitlerin yarattığı teoriler bir yansımasıdır.. buna bir de yenilgi sonrası söylenmiş olduğu gerçekliğini eklemek gerekir..

Marx ne diyordu;1849 da alman demokrat ve işçilere (almanyada Andreas Gottschalk öncülüğünde ayaklanmalar çerçevesinde ki fransa 1848 de ayaklanma olmuş ve yenilgi alınmıştı;) (hayriözşen)

haklısın!!??.. .. 1980 yenilgisi de savaşçı bir partileşme sürecini., yasal partileşme sürecine evirdi.. ;) ...:D

sevgili arkadaşım.. senin nasıl baktığın elbette önemlidir ama baktıktan sonra., dile getirdiğin., analiz-tespitlerinin maddi yaşamla uyumluluğu ve iç tutarlılığı önemlidir..
bana yenilgi gerekçesi ile teorisini!! ispatlamaya kalkana başka şeyler söylerim.. :)

marksın., sözleri yenilgi sonrası olabilir ama marks bunu yenilgi gerekçesi üzerinden yapmamıştır. analiz-tespit yanlışlığının üzerinden yapmıştır.. ve 1848 sonrası asıl teorik paradıgmasını çizmiştir.. bu anlamda., aradaki 1850-60 ve 1871 olaylarını da aynı değerlendirmiştir..
"kapitalizm halen ilerici ve toplumu değiştirip, düzenliyor., bundan sonra sıra işçi sınıfına gelecektir"..
buradaki söylemlere., kapitalizmi övüyor eleştirisi yapılmaz.. bu sonuçtur. çok da önemli değildir.. asıl ayırt edici yan., komünist toplumu işçi sınıfının varlığı ve gelişmesine bağlayarak., işçi sınıfını yaratacak olan burjuva sistemi kapitalizmi zorunlu yaşanacak kader olarak sunmasıdır..
marksın kendisinin de j. weydemeyer'e mektubunda belirttiği gibi., insanın iradesi dışında bir tarihsel nesnel süreç ve izleyeceği yol ve varacağı merhale var.. işte kapitalizm bunun son sınıflı sistem durağı oluyor.. bu olmadan insanlık komünizme geçemiyor..

marks..; boşuna işçi sınıfı dememiştir.. ortada böyle bir sınıf olduğundan da dememiştir. yada kentlerde(burg) kapitalizmin ana varlığı olarak görülen sanayi'nin emek gücü olmasından dolayı da dememiştir.. her aşamada., tarihsel "ilerleme"yi bir sınıfa yükleyen ve bunu aşamalara bölen ve bu anlamda da kapitaklizmden komünizme geçmek için gerekli olacak olan sınıf işçi sınıfıdır diyerek., olayı noktalamıştır..
bunu baz alanlar., işçi sınıfı olmadan komünizm "hayali" kuramaz.. kurar ise ütopik sosyalist!! olurlar..

ne güzel değil mi??!!!.. işçi sınıfını kim yaratacak?? burjuvazi yani kapitaklizm.. hadi sıkıyor ise., kapitalizmi es geç., onun toplumsal yaşamda yerleşmesine itiraz et.. edersen onun yaratacağı işçi sınıfına itiraz etmiş olursun..

işte bu anlamda marks.. aslında burjuva ideolojisinin sol versiyonudur.. ve devamcısı olduğunu iddia edenler de önemin kapitalist modernitesinin sol versiyonları olmaya devam deceklerdir.. reel sosyalizmler süreçleri ispatlamıştır ki., iktidara işçi sınıfı gelmiyor.. sadece sanayi mülkiyeti tüzel kişilik olarak devlete devrediliyor.. bu mülkiyetin etkili-yetkili kişileri de haliyle dolaylı!! mülkiyet sahipleri oluyor..

sosyalist-devlet.; kabile mülkiyetinin hanedan eli ile yürütülmesine dönüşten başkaca bir şey değildir..

.......... devam edeceğim.....



 
#6
yine önce bazı duruşlarla ilgili tekrarlarımı yapacağım..

bir konu tartışılırken., muhatabının ne dediği önemlidir.. senin ne algıladığın değil.. bazı durumlarda., muhatabın ak der ama aslında kara'dan bahsediyordur.. sen bunu algılar yakalarsın.. ama yine de onun söylemi ve başka söylemleri üzerinden bu algını ispatlarsın.. ben böyle algıladım diyerek sopayı basmazsın..

örneğin..;

Hindistan üzerine de ki sömürgeciliğe yaklşımı da marx'ın suat arkadaşın dediği gibidir. Daha açık anlatımla marx;'' İngiliz endüstrisinin yıkıcı etkileri,hindistan üzerine düşünüldüğünde apaçık şaşırtıcıdır. Ama ingilterenin hindistan üzerine çift misyonu vardır. Eski toplumun yıkılması ve batı toplumunun maddi temellerinin asya içinde yayılması.Modern andüstri Hint kastlarının dayanağı hint ilerlemesine ve hint iktidarına kati bir şekilde engel olan kalıtsal iş bölümünü çözecektir. ''
marksın bu mantalitesini eleştirenleri kendi algısı ile tanımlıyor..
Bunda şaşılacak ne vardır.?
örneğin ben.., bunda şaşılacak bir şey bulmadığım gibi böyle olmayacak da demedim.. aksine gelecekle ilgili doğru bir öngörüdür dedim.. ama hayri arkadaş., sanki şaşıran biri var gibi basıyor sopayı..:D yani "izah" ediyor..

Ortaçağ zihniyetiyle kurulu bir toplum ve endüstri gelişimiyle tutucu erken ürettim biçimlerini dağıtıcı olmaktadır. O erken ve ortaçağ ürettim biçimi ki modern endüstri ürettim biçiminden tutucu,vahşi olmaktadır. Bunu söylemek endüstri toplumu olan burjuva toplumuna marxsit düşünce olarak sahip çıkıldığımı gösterilmek isteniyor. Yoksa buna karşı çıkanlar gerçekten tutucu eski ilkel ve insanın insan sayılmadığı,birey olmaktan men edilen ve ağaya eşiter düzenine, toprakla alınıp satıldığı üretim biçiminimi savunuyorlar.
klasik marks-ist demagoji..:D kapitalizme ilerici değil dersen bu sefer ağaları savunmuş'!! oluyorsun.. ağrıda dersimde kürtler kesilir., cumhuriyete direnen feodaller temizleniyor denir.., ermeniler doğranır.., olacak o kadar ulus-devlet kuruluyor denir..
sanki hindlilerin kafası çalışmıyor.., kendi süreçleri ile tarihsel olarak ilerleyemezler.. oraya kadar onları ingilizler getirdi de..

Böyle olması için marx'ın modern burjuvayı ve dolasıyla kapitalizmi savunan bir düşünür olarak sunmak gerek. Evet marx kapitalizmimi savunmaktadır. Bu Hanefi avcının devrimci kararagah üyesi olması kadar gülünçtür.
bence., absürt ve talihsiz bir örnek olmuş.. marksın kapitalizmi olumlayan binbeşyüz ifadesi var.. ama hanefi avcının devrimci karargahı olumlayan tek kelimesi yok..

kısaca.....; tarih böyle analiz edilmez.. böyle de tartışılmaz..
ortada marksın komünizmi hedeflemediğini söyleyen yok.. ama tezleri ile oraya varılmaz ve zaten varmak için neden., otobüs(kapitalizm) beklemek gerekir diye eleştiri var..

muhatabını ilgisiz yerden kendin tanımlayıp eleştirmekle ilgili ikinci örnek.;
Daha uygun söyliyecek olursak.Lassale endüstri gelişimini ve kapitalizmi o kadar yüceltiki ,yüceltmesinde marx'ın söyledikleri kendine temel oldu.
lasalle.., kapitalizmi marksdan fazla yüceltmedi.. sınırı aynıdır.. zaten fark olmadığı için birleşebildiler.. ayrıca lasalle çok yaşamadı.. ama işçi sınıfını bizzat örgütledi güçlü-etkili bir örgüt yaratabildi.. marks da bu yoktur.. marks olana el koymuştur.. el koydukları da.., liebneck ve babel., lasalle'nin örgütledikleridir..
bu sayfada., marks lasalle farkı-ortaklığı tartışılmadığı için girmeyeceğim.. konu başlığı..,

bağımsız!! ve işçi sınıfının ideolojik ve politik(sanırım örgüt denmek isteniyor).. öncülüğü..

insanlık.., 5.000 yıldır sınıflı toplumları yaşamak zorunda!! ve bu arada., bu sınıflı sistemlere olan., toplumsal itirazlara "sınıflar mücadelesi tarihi" demeyi bilenler., aynı zamanda bunun beyhude bir sınıfsal mücadele olduğunu iddia etmiş oluyor.. çünkü işçi sınıfını kapitalizm yaratır.. o aşamaya kadar kurtuluş yoktur.. ne yaparsan yap.., önce köleliği sonra serfliği(ki aslında daima hepsi bir arada olmuştur) sonra da moderniteyi.., müthiş özgürleşmeyi yaşayacaksın ve buradan işçi sınıfı doğacak.. kim doğurtacak? kapitalizm değil., üretici güçler.. işte demagoji buradadır.. köle diye bir şeyi üretici güçler doğurtabilir mi? .. bir insanın diğer insana el koymasını hangi doğasal güç yapar? hangi işleyiş yaratır? hangi insan bunu kendi iradesi ile kabül eder.. "zor" tarihsel bir ilerleme motorumudur? yoksa iradi bir edimmi? dir..

marks bu "zor"a üretici güçler demiş çıkmıştır.. marksın., 1846 dan sonra gelişen düşünceleri., hep geriye doğru "düzeltme" düzene sokmadır.. bu yüzden sürekli bir öncesini yadsır ama aslında başa dönerek bunu yapar..
marks ne yaptığını bildiği için.., hegeli baş üstü çevirdim der.. yani öze dokunmamıştır.. hegelciliği kapitalizme yarar hale getirmiştir.. hegelcilik ise., pozitivizmdir..

tüm bu tespitlerime karşın., marks komünist toplumu hedeflemiştir diyeceğim.. lasalle de hedeflemiştir.., kautsky'de., ama tümü de kapitalist moderniteyi aşamamış düşünürlerdir.. bu onların günahı değil., kusurudur..
ama., tüm yaşanmışlıklara karşın., bilimsel bir yığın verilere karşın., hala., aynı mantalite ile ısrarla devam edenler artık kusur işlemiyor.., günah işliyorlar..
 
Son düzenleme:
#7
Öyleki kapitalizmin sosyalizmden ne zaman nasıl nerde ayrımlamasını kendilerine sorun bile yapmadılar.Halbuki marxsist düşünce içinde bu vardı. Marx,hiç bir zaman mutlaklığa inanmadı. Bunu bile bilmek bu yola girilmesini engeleyebilirdi..
lasalle ile ilgili bu tespit anlamsız duruyor.. yani bu hayri arkadaşın düşüncesi.. bence doğrudur.. ama bunu lasalle den verilerle açıklaması gerekir.. aynı şeyi., marks ve istler için., ben de iddia edebilirim.. üstelik ispatlarım da..

bilindiği gibi., marks-istler arasında., sosyalist sistem tartışması var.. bu bir ayrı sistem mi? değil mi?den öte bir de pd temelinde., komünist sistemin ön aşaması mı? yoksa ilk aşaması mı? diye.. demekki kuranda bunlar net değil ki hadisciler bunu tartışıyor..
"şaka"(haliyle şaka değil gerçek) bir yana., lasalle kuramcı yanından çok örgütçü yanı ile bilinir.. o dönemlerde., marks-engels bir yanda bakunin diğer yanda ve bunların araları-derelerinde alt kuramcılar vardı.. bugün.., sadece marksa atfedilen bir çok şey ondan önce ve aynı dönemde dillendiriliyordu..

Şimdi kendim için, ya modern toplum ya da aralarındaki mücadele sınıfların varlığını keşfettiler iddia etmiyorum.
Long before me, bourgeois historians had described the historical development of this struggle between the classes, as had bourgeois economists their economic anatomy.​
Burjuva ekonomistlerin ekonomik anatomi olduğu gibi benden çok önce, burjuva tarihçiler, sınıflar arasındaki bu mücadelenin tarihsel gelişimi tarif etmişti.
My own contribution was 1. to show that the existence of classes is merely bound up with certain historical phases in the development of production ; 2. that the class struggle necessarily leads to the dictatorship of the proletariat ; [1] 3. that this dictatorship itself constitutes no more than a transition to the abolition of all classes and to a classless society........​
Benim kendi katkısı 1 sınıfların varlığı, sadece üretimin gelişimi belirli tarihsel aşamaya kadar bağlı olduğunu göstermek için;. 2. sınıf mücadelesinin zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne yol açtığını ; [1 ] 3, bu diktatörlük kendisi bütün sınıfların ortadan kaldırılmasına ve sınıfsız bir topluma geçiş daha fazla oluşturmaktadır.

"hadis" tartışmalarını bildiğim için., ingilizceden google çevirisi ile birlikte aldım.. zaten buda anlamlı!! yazı almanca yazılmış ama ingilizceye çevrilmiş., bizde tavşanın suyunun suyu oluyoruz.. bir bardak suda "fırtına" tartışmaları yaşıyoruz..

marks..; sınıfların., maddi yaşam üretiminin belirli tarihsel aşamalara bağlı olarak oluştuğunu ve bu aşamalara göre biçimlendiğini-sıralandığını söyler.. söylemek istediği budur.. bu yüzden üretim biçimlerini baz alır.. hangi üretim biçimi etken ise o üretim biçimine denk düşen sınıflar başat ve etkendir der.. diğerleri ise geride kalanlar., yok olacak olanlar.,yani., yıkılan üretim biçimine ait olanlar der. bu değişimleri de üretici güçlerin tarihsel olarak geldiği-vardığı aşamaya göre tanımlar..
bunu marksın "bulduğu" iddiası., yine marksdan menkul bir şeydir oysa bunu antik çağda thales ve solon çoktan bulmuştu.. ve işleme koymuştu..

antik yunanistanda., üretimsel güçlerin geldiği aşamaya denk düşmeyen., kabile hukuk yerine mülkiyet hukuku yerleştirildi.. sınıflar yeniden düzenlendi..

bence..; tartışmamız gereken.. bunlardan öte şeylerdir..

peki., nelerdir!? ..... başlıkta mevcut..






.
 
Üst