Antep'te direnişteki işçiler kazandı

#1
Antep Organize Sanayi Bölgesi'nde 6 bin tekstil işçisini kapsayan grev 11. gününde sona erdi. Patronlarla varılan anlaşmaya göre 780 lira civarında olan ücretler 875 liraya çıkarıldı. İşçiler hak gasplarına karşı bundan sonra sessiz kalmayacaklarını söylüyorlar.

Antep'te farklı fabrikalardan yaklaşık 6 bin iplik işçisini kapsayan grev 11. gününde sona erdi. Patronlarla varılan anlaşmaya göre 780 lira civarında olan ücretler 875 liraya çıkarıldı. Bayramlarda işçilere 10'ar yevmiye üzerinden ikramiye ödenmesi kararlaştırıldı. Grevdeki fabrikalardan bir tek Motif'te farklı bir uygulama yapıldı. Kademe sisteminin kaldırılarak herkesin eşit ücret almasının sağlandığı fabrikada ücretler 905 lira oldu.
Anlaşma, 1000 lira net ücret ve yılda 4 ikramiye isteyen işçilerin taleplerini tam olarak karşılamasa da önemli bir kazanım oldu. Öncelikle işçiler 10 günlük bir mücadeleyle ücretlerinde ciddi bir artış sağlamış oldular. Tekstil iş kolunda örgütlü sendikaların ikramiyeleri ortadan kaldıran ve sıfır zam içeren sözleşmeleri ve hükümetin asgari ücrete yaptığı zam dikkate alındığında, işçiler sendikaların sözleşmesini ve hükümetin asgari ücret politikasını da delmiş oldular.
ÜCRET POLİTİKASI DEĞİŞİYOR
İkinci olarak ise bu fabrikaların bulunduğu Başpınar Organize Sanayi Bölgesi'ndeki hemen tüm iplik fabrikalarında ücret politikası değişmek zorunda kaldı. Bu fabrikaların patronları işçileri direnişe katılmasa da olası bir patlamayı önlemek için ücretlere zam yaptı. 8-10 fabrikada ise işçilerin 1-2 saatlik iş bırakma eylemi sonrası patronlar ya talepleri kabul etti ya da grevdeki işçilerin elde edeceği hakları verme sözüyle işçileri çalışmaya ikna etti. Böylece sanayi bölgesi genelinde iplik işçilerinin ücretleri kısa bir süre içinde 875 lira seviyesine çıkarılmış oldu.
İşçiler, yaptıkları grevle patronlara güçlerini gösterdiklerini ve bunun da önemli bir kazanım olduğunu söylüyorlar. Özellikle zam dönemlerinde bu grevin hatırlanacağına dikkat çeken işçiler, "Patronlar artık zam yaparken iki kere düşünecek. İşçileri sokağa dökmeyecek bir rakam vermek zorunda kalacaklar. Bizlere küfür ve hakaretlerde bulunan patronlar artık daha dikkatli olacaklar" diyorlar.
5 BİN İŞÇİ BİRLİĞİ, ÖRGÜTLÜLÜĞÜ VE GREVİ ÖĞRENDİ
İşçiler bu grevle Gaziantep tarihinde Ünaldı direnişinden sonra, Gaziantep'teki işçilerin genelini etkileyen en önemli işçi eylemini hayata geçirdiler. Sendikaların sembolik olmayı aşamayan destekleri sayılmazsa, işçiler, yemek-ulaşım gibi tüm ihtiyaçlarını da kendileri karşıladı. İşçiler direnişle birlikte komiteleşme ve hatta fabrikalar arası bağlantıyı kuracak üst komite kurma gibi önemli deneyimleri de kazandılar. Fabrikalarda daha önce böyle bir mücadele görmüş işçi sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azken, bugün Başpınar Sanayi Bölgesi için bu sayı artık binlerle ifade ediliyor. Grevdeki büyük fabrikalardan birinin temsilcisi şunları söyledi: "Çok önemli bir deneyim yaşadık. Birlik ve beraberliğin önemini kavradık. Önemli kazanımlar da elde ettik. İşçi arkadaşlarımız da bu yaşananları böyle değerlendirmeli."
KOMİTELER NASIL DAHA İYİ İŞLER?
Özellikle de grevin başında yer alan işçiler bu dönemde yaptıkları hataları da yeniden gözden geçiriyor. Bunun başında ise komiteler geliyor. Komitelerin tam işlemediğini, hatta direnişin sonlarına doğru dağılma eğilimine girdiğine dikkat çeken bu işçiler, öncelikle komitelerin her bölümden ve vardiyadan en sağlam işçilerden kurulması gerektiğine dikkat çekiyorlar.
Komitelerin istenilen düzeyde işlememesinin bir diğer nedeni ise polis baskısı. Özellikle en kalabalık fabrikalar olan Gürteks ve Şireci'de polis temsilcileri sürekli baskı altında tuttu. Hatta Gürteks'te bu baskılar nedeniyle neredeyse her gün yeni bir temsilci seçilmek zorunda kaldı. Polis sadece komitenin dağılması için çabalamadı. Her fırsatta işçilerin grevi bırakarak içeri girmesi için "Bunu kabul etmezseniz bir daha başka işyerinde iş bulamazsınız. Patronlar da ancak bu kadarını yapabiliyor. Bunu kabul edin içeri girin" gibi telkinlerde de bulundu.
SENDİKACILAR SINIFTA KALDI
Başpınar Organize Sanayi Bölgesi'nde büyük çoğunluğu tekstil iş kolunda olmak üzere 100 bin civarında işçi çalışıyor. DİSK/Tekstil'in örgütlü olduğu Akteks, Hak-İş'e bağlı Öz İplik-İş'in örgütlü olduğu Gürteks, Ünal Çuval ve Gür İplik ile Türk-İş'e bağlı TEKSİF'in örgütlü olduğu Sanko dışında sendikalı işyeri yok.
Gerçi sanayi bölgesinde sendikalı ve sendikasız işyerleri arasında fark da yok. Son imzalanan sözleşmede sendikacılar sıfır zamma imza attılar. Sendikalı işyerlerinde işçilerin ücretleri sendikasız işçilerden sadece 30 lira fazla. Bu para da her ay sendika aidatı olarak kesildiği için işçilerine eline geçen para aynı. Hatta sendikasız olup da sendikalı olan işçilerden daha yüksek ücret alan işçilerin sayısı da az değil.
Son grevde ise sendikasız işçilerin ve sendikalı işyerlerinden Gürteks ve Gür İplik'in kendi sendikalarının yöneticilerine rağmen verdikleri mücadeleyle elde ettikleri zam, tekstil iş kolunda örgütlü sendikaların uzun zamandır imzaladığı sözleşmelerden daha yüksek oldu. Bu nedenle az çok sendikanın ne olduğunu bilen işçiler arasında sendikacılar itibarsız ve güvenilir olmaktan uzak görülüyor. Kimi işçiler, "Adam kendi işçisine sahip çıkacağına köstek oluyor. Sendikasız olmak böyle sendikalı olmaktan iyidir" diyorlar. Daha önce hiç karşılaşmadıkları için sendikanın ne olduğunu bilmeyenler için de kulaktan kulağa anlatılanlar nedeniyle bu fikir yaygınlaşıyor. İşçilerin sendikalı olmaya bakışı da uzak durma eğilimini artırıyor. Bir işçi temsilcisi şunları dile getirdi: "İşçiler sendikaya üye olunca, her şeyi sendikacının yapacağını sanıyor. Sendikacı patrondan yana sözleşme imzalayınca kendini daha çok çekiyor. Oysa işçi arkadaşlarımız artık bu sendikaları değiştirebilecek güçlerinin olduğunu görmeliler."
İŞ KOLU AYRIMI YAPMADAN MÜCADELE ETMELİYİZ
Başpınar'daki işçilerin sendikalarını duraklarda yaptıkları bildiri dağıtımları ve çağrılardan tanıdığını dile getiren Petrol-İş Temsilcisi Halil Gümüştekin, bazı işçilerle de Gaziantep'te düzenlenen işçi kurultayından tanıştıklarını ifade etti. Gümüştekin, "Petrol-İş olarak şu sendika ya da bu iş kolu ayrımı yapmadan işçi sınıfının genel çıkarları ve örgütlenmesini temel aldığımız için şubemiz olmamasına karşın bu direnişin başarısı için tüm imkanlarımızı sonuna kadar kullandık. Zaten tekstil grevi başladığında polis, tekstil işçilerinin petrol iş kolunda olan Naksan işçilerine bildiri dağıtmasını engellemek için barikat kurmuştu. Bu durum bile bizlerin iş kolu ayrımı yapmaksızın en ufak bir işçi eyleminin bile başarısı için çaba göstermemiz gerektiğinin kanıtıdır" diye konuştu.
Gaziantep'te bir süre önce işçi kurultayı düzenledikleri bilgisini veren Gümüştekin, kurultayda da tüm işçilerin birliğinin sağlanması ve sendikal hareketin işçi inisiyatifiyle yenilenmesi konusunda kararlar alındığını hatırlattı. Başpınar tekstil işçilerinin grevinin bunun en iyi örneklerinden biri olduğunu ifade eden Gümüştekin, şöyle devam etti: "Ben Başpınar'da yaşanan bu grevi ön dalga olarak görüyorum. İşçilerin içinde bulunduğu sıkıntıları ve 10 günlük grevle elde edilen hakları göz önüne aldığımızda daha büyükleri de yaşanacaktır. Biz de hem Petrol-İş olarak hem de işçi kurultayı komitesi olarak işçilerin her türlü hak arama mücadelesinin başarıya ulaşması için bundan sonra da elimizden gelen her türlü imkanı seferber edeceğiz." Gümüştekin, petrol iş kolundaki tüm işçileri de sendikalarına üye olarak hakları için mücadele etmeye çağırdı.
AK PARTİ'YE OY YOK!
Türk-Kürt büyük çoğunluğu AKP'ye oy veren işçiler, 9'u AKP'li, 2'si CHP'li ve 1'i MHP'li olmak üzere 12 milletvekilinin kendi oylarıyla seçildiğini söylüyor. İşçiler, grevin ilk günlerinde AKP'ye yönelik eleştirileri hoşnutsuz bir şekilde karşılıyorlardı. Ancak grev devam ettikçe artan polis baskısı, çıkarılan engeller ve grev yerinde yürüttükleri tartışmalar sonunda fikirlerini değiştirmeye başladı.
İşte işçilerin anlattığı bir kaç olay:
- Gürteks'e gittim, niyetliyim. Tam gittim biraz dinleneyim ağacın dibine oturacağım polis diyor yasak. Bu nasıl yasak?
- Motif İplik'in önüne gitmek istedim. Ekip çevirdi dedi ki yasak. Patronun patrona gitmesi yasak değil de işçinin işçiye gitmesi neden yasak?
- Bakan Fatma Şahin'in danışmanını bizzat aradım. Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanı. 10 gündür Antep'te olmasına rağmen buraya gelmeye eriniyor. Buradaki olaylarla ilgilenmek istemiyormuş.
- Şahinbey Belediye Başkanını aradım. Trafikteyim dedi dönmedi. 10 gündür trafikten çıkamadı mı? Her yerde göstermelik iftar çadırı açıyor, burada binlerce insanın yaşadığı sıkıntıyı ise görmezden geliyor. Ne gölgelik kurdular ne de iftar verdiler. Hatta zor durumda kalalım diye çöpleri bile toplamadılar.
Tekstil patronlarının valilikte yaptığı toplantı, polis amirlerinin işçileri içeri sokmamak için verdiği çabalar, işçilerin araçlarına yazılan cezalar... İşçiler tüm bunların, hatta grev yerine gelen gazetecilerin polis tarafından engellenmesinin bile arkasında AKP Hükümetinin olduğunu düşünüyor. Oy verdikleri kişilerin sorunlarıyla ilgilenmemesini anlayamayan işçilerin dilinde Suriye'den gelen mülteciler düşmüyor. Suriyeli mültecilerin kendi ödedikleri vergilerle her türlü ihtiyaçları karşılanırken, en ihtiyaç duydukları zamanda kendilerine yardım yapılmamasını, iftar yemeği verilmemesini, yanlarına gelinmemesini bir de baskı yapılmasını kabul edemiyorlar. İşçiler, patronlara teşvik veren hükümetin asgari ücreti düşük tutmasına da tepki gösteriyorlar.
Ve yaşadıklarından öğrenen işçiler 10 günlük grevin sonunda AKP'ye ateş püskürür hale geldiler. 10 yıldır AKP'li olan bir işçinin söyledikleri bu açıdan oldukça çarpıcı: "Tayyip Erdoğan gelsin burada halkının sorunlarını çözsün. Tayyip Erdoğan bakanların nerede? Gazeteci arkadaşım çekim yapmak istiyor polis engelliyor. Neden gazeteler üzerinde bu kadar baskı yapıyorsun. Ak Partili olmaktan utanç duyuyorum bunları gördükten sonra. Ekonomi büyüyor diyorlar. Nereden büyüyor? Bu işçinin sırtından büyüyor. Bundan sonra bütün arkadaşlarıma da diyorum Ak Parti'ye oy yok."
BAYRAMDAN SONRA DİRENİŞ VAR
Grev sona erse de fabrikalardaki sorunlar devam ediyor. Gürteks patronu işçilere "Tazminatınızdan vazgeçin" dayatmasında bulunuyor. Bu dayatmayı kabul etmeyen işçiler, bayram sonrası bunun sürmesi halinde direnişe başlayacaklarını söylüyorlar.
Sorunun çözülmediği bir diğer fabrika ise Şireci. 900 işçi iş başı yaparken, dışarıda kalan 500 civarında işçiye "Eylem yaptığım için pişmanım" yazılı dilekçe imzalatılmak isteniyor. Bu dilekçeyi imzalayan işçilere işe geri dönme garantisi verilmezken "İyi niyet gösterenlerin bir kısmını işe alabiliriz" açıklaması geldi.
Dışarıdaki işçilerin büyük kısmı buna tepki göstererek dilekçeleri imzalamayacaklarını söylediler ve karar aldılar. Dilekçeyi imzalamayan Şireci işçileri de bayram sonrasına kadar sorunun çözülmemesi halinde direnişe başlayacakları uyarısında bulundular. Yaşanan gelişmeyi değerlendiren Şireci işçi temsilcisi şunları anlattı: "900 işçi içeride olsa da şu an fabrikanın büyük kısmı çalışmıyor. Mücadelemize devam etmemiz, birliğimizi korumamız gerekiyor. İşçilerin haklarını ve birlik olmanın önemini daha iyi anlatmamız gerekiyor."
Güriplik'te ise patronun 300 işçiden 50'sini işe almayacağını söylediği, kalan 250 işçiye de tazminatlarının yanmayacağı garantisini vermeden işbaşı yaptıracağını söylediği dile getiriliyor. Gür İplik işçileri de bu dayatmanın sürmesi halinde bayramdan sonra direnişe başlayacaklarını ifade ediyorlar.
 
#2
başlık.; Antep'te direnişteki işçiler kazandı
ne kazandı..???!!!

Antep Organize Sanayi Bölgesi'nde 6 bin tekstil işçisini kapsayan grev 11. gününde sona erdi. Patronlarla varılan anlaşmaya göre 780 lira civarında olan ücretler 875 liraya çıkarıldı. İşçiler hak gasplarına karşı bundan sonra sessiz kalmayacaklarını söylüyorlar.

işçiler., 95 milyon fark ücret kazandı.. ama bu rakam., halen türkiyenin açlık sınırı altında.. ne menem bir kazanma ise.,

başkaca kazanma verisi mevcut değil.. sanırım birde işte kaldılar.. yani işsiz değiller..

tek politik ifade..; İşçiler hak gasplarına karşı bundan sonra sessiz kalmayacaklarını söylüyorlar.
önceleri sessiz imişler galiba şimdi dilleri açılmış..

İşçiler, yaptıkları grevle patronlara güçlerini gösterdiklerini ve bunun da önemli bir kazanım olduğunu söylüyorlar. Özellikle zam dönemlerinde bu grevin hatırlanacağına dikkat çeken işçiler, "Patronlar artık zam yaparken iki kere düşünecek. İşçileri sokağa dökmeyecek bir rakam vermek zorunda kalacaklar. Bizlere küfür ve hakaretlerde bulunan patronlar artık daha dikkatli olacaklar" diyorlar.

çok iyi.. büyük gelişme..
İşçileri sokağa dökmeyecek bir rakam vermek zorunda kalacaklar
açlık sınırının altındaki bir rakama eyvallah diyen işçi sınıfı ve ideolojisi!!
neden sokağa dökülmelerine izin verelim ki(patronlar diyordur)

Bizlere küfür ve hakaretlerde bulunan patronlar artık daha dikkatli olacaklar
en komiği de bu.. daha dikkatli nasıl olunur.. sinkaf ederken kulaklarının arkasını rahat mı? bırakırlar..
bu hamaset dolu ve klasik "sınıf" kokan yazının aklı başında yerleri şunlar..

Özellikle de grevin başında yer alan işçiler bu dönemde yaptıkları hataları da yeniden gözden geçiriyor. Bunun başında ise komiteler geliyor. Komitelerin tam işlemediğini, hatta direnişin sonlarına doğru dağılma eğilimine girdiğine dikkat çeken bu işçiler,
bu analiz-tespitler güzel ve anlamlı ama., komiteler dedikleri de farklı değil.. sittin sene öğrenemeyecekleri bir şey..
fabrika işyeri komiteleri bir şeydir ama her şey değildir.. bu komite üyesi her bir işçiyi ailesi ve yaşam alanları temelinde komiteleştirirsen anlamı oluyor..

güçlü orduya sahip., selçuklu sultanı senceri., başıbozuk ama çoluk-çocuk., yaşlı-genç ölümüne savaşan göçmen türkmenler yendi.. çünkü yaşam alanlarından kovuluyorlardı.. sürüldükleri alanlarda yine kendileri gibi bir sürü göçebe türkmenler yığılmıştı.. oralarda yaşayabilmek için onları daha ileriye itmeleri ve bunun için kendileri gibi olanlarla savaşmaları gerekiyordu..

bu bir nokta., ikinci noktada.; senceri kafese koyup., sultanımızsın ama buralardaki varlık güvencemizsin diye yanlarında dolaştırmalarıdır..

sendikalar ve fabrika komiteleri de böyle bir şeydir.. aslolan yaşam alanlarıdır.. oradan kovulmaları yada oralarda birlik içinde olmaları önemlidir.. bir fabrikadan çıkar diğerine girmek için sınıfdaşını satabilir.. ama evini yüklenip gidemez.. yada aynı mahalledeki işçi adayı., yani sınıf adayı biri onu işe girmek için satabilir.. ama örgütlü bir mahalli komitede bu işler zordur..

gibi.. değineyim dedim.. :)
 
#3
Çalışma Saatleri Düşürülsün politikası önemlidir

çalışma saatleri düşürülsün derken, bunun içinde işsizlerin iş bulması olacaktır çünkü kapitalist rekabet edebilmek için üretimini "aynı" kılmak için işçi işe alacaktır.

Maaşlar arttırılsın dersen bu işçileri politikleştirmez anti-politik yapar.
 
Üst