Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > SİYASET > Kadın Sorunu > Kadın mücadelesi, Tarihi

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08 Şubat 2009, 20:40   #1
Banned
 
Nalîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30 Kasım 2008
Mesajlar: 15
Teşekkürler: 90
64 Mesajına 109 Kere Teşekkür Edildi
Standart Bu veriler Türkiye'de kadınların durumunu gösteriyor

Türkiye’de okur yazar olmayanların yüzde 75,5’ini kadınlar oluşturuyor, hala 5 kadından biri okuma yazma bilmiyor. Okullaşma oranı yüzde 100’e ulaşmayan kız çocukları, okullarını da erkeklere göre daha yüksek oranda terk ediyor. Aile içi şiddete ise daha çok genç kadınlar maruz kalıyor

Eğitimli kadınların karar alma mekanizmalarında yeterince yer almadığı gözlenirken, kadınlar bazı durumlarda eşlerinin kendilerine şiddet uygulamasını da haklı buluyor.
Genellikle sosyal güvenceden yoksun çalışan kadınlar, ev ve iş yaşamını uzlaştıramadıkları için çalışma yaşamlarını kısa sürede bitiriyor.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün (KSGM) hazırladığı "Türkiye’de Kadının Durumu" raporuna göre, Türk kadınının eğitim seviyesi son 10 yılda artış göstererek, yüzde 76,9 olan okuryazarlık oranı yüzde 80,4’e ulaştı. Ancak, Türkiye’de okuryazar olmayanların yüzde 75,5’ini kadınlar oluşturuyor. Hala 5 kadından biri, yani yaklaşık 5 milyon 732 bin kadın, okuma yazma bilmiyor. Bunun yanında, kadınların yüzde 21,5’i okur yazar ama herhangi bir eğitim kurumundan mezun değil, yüzde 37,2’si ilkokul, yüzde 7,4’ü ortaokul ve dengi okul, yüzde 10,6’sı lise ve dengi okul ve sadece yüzde 3,9’u yüksek okul ve fakülte mezunu.
Türkiye’de 3-5 yaş grubunda okul öncesi eğitim programına katılan 2,5 milyon çocuğun yüzde 48’ini kızlar oluşturuyor. İlköğretim kademesinde 2007-2008 öğretim yılında okullulaşma oranı yüzde 97,4 iken bu oran erkek çocuklarda yüzde 98,5, kız çocuklarda yüzde 96,1 olarak gerçekleşti. İlköğretimin zorunlu olmasına rağmen, okul terki oranı yüzde 13,5. Okul terkleri kızlarda erkeklere göre daha yüksek görülürken bu özellikle beşinci ve altıncı sınıflarda yoğunlaşıyor.

Orta öğretim kademesinde 1997’de yüzde 41,4 olan okullulaşma oranı, 2007-2008 öğretim yılında yüzde 58,6’ya ulaştı. Bu oran erkeklerde yüzde 61,2 ve kızlarda yüzde 55,8 olarak gerçekleşti. Güzel sanatlar liselerinde kızların, fen ve spor liselerinde erkeklerin katılımının yüksek olması, "toplumsal cinsiyet ayrımı" olarak değerlendiriliyor.
İş gücü piyasasına ara eleman yetiştiren mesleki ve teknik liselere devam eden öğrencilerin yüzde 41,1’ini kızlar oluşturuyor. Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğüne bağlı okullarda ise erkeklerin oranı yüzde 57, kızların ise yüzde 43.
Üniversite eğitimi alanların yüzde 43’ünü kadınlar oluşturuyor. Kadınlar daha çok diş hekimliği, eczacılık, edebiyat, dil, tarih ve coğrafya, fen, eğitim, güzel sanatlar, ilahiyat ve mimarlık fakültelerini tercih ediyor.
Yaygın eğitim kapsamında, mesleki kursları bitirenlerin yüzde 54,2’sini, sosyo-kültürel kursları bitirenlerin yüzde 53’ünü ve okuma-yazma kurslarını bitirenlerin de yüzde 67,5’ini kadınlar oluşturuyor.
Kız Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı okullar aracılığıyla yaygın eğitimden 2007-2008 öğretim yılında, 83 bin 481’i kadın olmak üzere toplam 103 bin 742 kişi yararlandı. Kursa devam edenler ve bitirenler arasında kadınların oranı, yaygın eğitimin özellikle yetişkin kadınlar için önemini ortaya koyuyor.

"Kadınlar Karar Alma Mekanizmalarında Yok"
Eğitim düzeyine göre iş gücüne katılım oranı, yüksek öğretim mezunu kadınlarda yüzde 70, lise altı eğitimlilerde ise yüzde 22 olarak gerçekleşiyor. Türkiye’deki öğretim elemanlarının yüzde 39’unu, profesörlerin, doktor ve operatörlerin yüzde 29’unu, mimarların yüzde 37’sini, avukatların ise yüzde 33’ünü kadınlar oluşturuyor.
İlköğretimde çalışan kadın öğretmenlerin oranı yüzde 49, orta öğretimdeki kadın öğretmenlerin oranı yüzde 41 iken, okul müdürlerinin sadece yüzde 8,8’i, müdür yardımcılarının ise yüzde 11 kadın. Bu oran kırsal kesimde daha da düşük.
Karar alma mekanizmalarında kadın yönetici oranı Türkiye’de yüzde 6 iken, bu oran ABD’de yüzde 46, Rusya’da yüzde 39, Almanya’da yüzde 36, İngiltere’de yüzde 33, İtalya’da yüzde 29, Yunanistan’da yüzde 26.
Parlamentoya katılım oranı ise Türkiye’de yüzde 9, İsveç’te yüzde 47, İspanya’da yüzde 36, Almanya’da yüzde 32, İngiltere’de yüzde 20, ABD’de yüzde 16, Yunanistan’da yüzde 14.

"Genç Kadınlar Daha Çok Aile İçi Şiddet Görüyor"
Aile mahremiyetinin bir unsuru olarak görülerek gizlenen, bu sebeple de mücadele edilmesi ve önlenmesi güç bir olgu olarak ortaya çıkan aile içi şiddete, daha çok genç kadınlar maruz kalıyor. Şiddete uğrayan kadınların yüzde 15.2’si 12-16, yüzde 11.4’ü 17-20, yüzde 3.9’u 21-30, yüzde 5.2’si 31-40, yüzde 2.5’i 41-50, yüzde 1.3’ü ise 51-60 yaş arasında.
Aile içi şiddet, çekirdek ailelerde daha sıklıkla görülüyor. Kadınlara yönelik şiddet eylemlerinde daha çok ateşli silahlar ve kesici aletler kullanılırken, bu tür olaylar daha çok gece gerçekleşiyor.
Kadınlara yönelik şiddet eylemlerinin en belirgin nedeni, toplumda kabul gören genel ahlak ve namus anlayışı. Bu anlayışa uymadığı iddia edilen kadınlar, şiddetle cezalandırılıyor. Yaralama ve öldürme gibi ağır şiddet eylemleri toplumsallaştırılıyo r, geleneksel ahlak ve namus anlayışıyla meşrulaştırılıyor.
Kadınların yüzde 39’u "yemeği yakma", "kocasına karşılık verme", "parayı lüzumsuz yere harcama", "çocukların bakımını ihmal etme" ve "cinsel münasebette bulunmayı reddetme"yi erkeklerin kadınları dövmesi için haklı bir neden olarak görüyor.
Şiddeti kabullenme durumu kadının eğitimine göre büyük farklılıklar gösteriyor. Eğitimi olmayan ya da ilkokul bitirmemiş kadınların yüzde 62’si, lise ve üzeri eğitim almış kadınların ise yüzde 8,8’i fiziksel şiddet için belirtilen nedenlerden birini haklı buluyor.

Ev ve İş Yaşamını Uzlaştıramıyor
Belli iş ve mesleklerin kadınlara uygun görülmemesi, görev dağılımında adil davranılmaması, ekonomik kriz dönemlerinde önce kadınların işten çıkarılması, özellikle kayıt dışı sektörde ücretlerin düşük tutulması gibi ayrımcılık örnekleriyle karşılaşan kadınlar, daha düşük statülü ve ücretli işlerde çalışmaya razı oluyor.
Süreli ve geçici çalışma, sosyal güvencesizliği beraberinde getirirken, ev kadınlarına isteğe bağlı sigortalılık olanağı ise primlerin yüksekliği, prim ödemede eşe bağımlı olma ve yeterli bilgi sahibi olmama nedeniyle sınırlı kalıyor.
Ev ve iş yaşamını uzlaştırma konusunda sorun yaşayan kadınlar, çalışma yaşamlarını kısa sürede bitiriyor ya da kariyerde yükselme doğrultusunda tüm potansiyelini ortaya koyamıyor. Çocuk, yaşlı ve hasta bakımı gibi yükümlülüklerle de baş etmek durumunda kalan kadın, kreş, gündüz bakımevi gibi sosyal destek kurumlarının da yeterli sayıda olmaması nedeniyle sıkıntı yaşıyor.

5 Gebeden Biri Doğum Öncesi Bakım Almıyor
Yaşam kalitesiyle ilgili göstergelerden biri olan doğuşta beklenen yaşam süresi, Türk kadınları için artmakla birlikte, bu süre her iki cinsiyetin de eşit hizmet aldığı gelişmiş ülkelerden düşük. Kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresi Türkiye’de 74. Kadın sağlığı çalışmaları, ağırlıklı olarak kadının doğurganlık yönünü araştıran çalışmalardan oluşuyor.
Toplam doğurganlık hızı düşme, gebeliği önleyici yöntem kullanım oranı artma eğilimi gösteriyor. Kadınların erken yaşlarda çocuk doğurma eğiliminde oldukları dikkati çekerken, yaşa özel en yüksek doğurganlık hızının 20-24 ve 25-29 yaş gruplarında olduğu gözleniyor.
Evli kadınların yüzde 71’i gebeliği önleyici yöntem kullanırken, bunların yüzde 42,5’i modern, yüzde 28,5’i geleneksel yöntemleri tercih ediyor. Doğum öncesi bakım alma oranı artmasına rağmen, hala 5 gebeden birinin doğum öncesi bakım almadığı görülüyor.

İş Gücüne Katılmama Nedeni "Ev Kadını" Olmak
Türkiye’de kadın istihdam oranı 2007 verilerine göre yüzde 22,2 olarak gerçekleşti. Bu oran AB’ye üye ilk 15 ülkede yüzde 59,7, AB üyesi 27 ülkede 58,3. İstihdama katılan kadınların yüzde 47,3’ü tarım, yüzde 14.2’si sanayi, yüzde 38,5’i ise hizmetler sektöründe çalışıyor.
Kadınların yüzde 13’ü kendi hesabına ve işveren konumunda, yüzde 49’u ücret ya da yevmiye karşılığında, yüzde 38’i ise ücretsiz aile işçisi olarak çalışma yaşamında yer alıyor.
Köyden kente göçün yoğun olarak yaşandığı Türkiye’de, köyde iş gücünde yer alan kadın, kentte yeterli eğitim ve mesleki beceriye sahip olmadığı için kent iş gücü piyasasına giremiyor. İş gücüne katılmayan 100 kadından 63’ü neden olarak "ev kadını" olmalarını gösteriyor. Gelir azlığı nedeniyle çalışmak zorunda olanlar ise sosyal güvencesiz düşük statülü-gelirli işlerde istihdam ediliyor.
Kadın iş gücünün en çok istihdam edildiği hizmetler sektöründeki iş alanlarından bazıları özellikle "kadınlar için uygun alanlar" olarak toplumsal kabul görüyor. Sanayi sektörü, özellikle imalat sanayi, halen kadın iş gücünün sınırlı olduğu sektör özelliğini koruyor. Aynı sektördeki tekstil, gıda, hazır giyim gibi emek yoğun sanayi dalları için kadınlar tercih ediliyor.
İstihdamda yer alan kadınların yüzde 64’ü herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmaksızın çalışırken, bunların da yüzde 59’unu ücretsiz aile işçisi kadınlar oluşturuyor. Ücretli veya maaşlı çalışan kadınların yüzde 22’si, yevmiyeli kadınların yüzde 94,5’i, işveren kadınların yüzde 29’u, kendi hesabına çalışan kadınların yüzde 92’si herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı değil.

Radikal
Nalîn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Nalîn Kullanıcısına Bu Mesajı için Teşekkür Edenler: 2 Kullanıcı
delal (10 Nisan 2009), Zafer.53 (14 Şubat 2009)
Alt 14 Şubat 2009, 00:29   #2
Aktif Üye
 
Zafer.53 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2008
Mesajlar: 157
Teşekkürler: 50
84 Mesajına 170 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Kadınlar Kapitalist sistemde ezilip sömürülmektedir! Ana erkil dönemini kayıp eden Kadınlar! Ata erkil dönemine geçildikten sonra Erkek egemenliği altında ezilip sömürülmektedir. Kadın fiziki yapısı gereği Erkek vücüt yapısından daha hasas ve güçsüz olması, Erkek egemenliğini kabul edilmesi ile beraber Ata erkil döneminin başlamasıyla birlikte kadınlara o zamandan günümüze kadar Erkekler tarafından ezilip sömürülmektedir. günümüz Kapitalist toplumu ise, Kadını bir meta haline dönüştürmüştür. dünyanın her tarafında Kapitalsit sistemin sürdüğü devam ettiği her tarafda Kadına bakış açısı aşağı yukarı aynıdır. Kapitalizmin geliştiği ülkelerde bir durum farklı olsada Kadının sosyal güvenceleri olsada. Kadın olarak ezilip sömürülmektedir. tabii Türkiye gibi gibi geri bıraktırılmış ülkelerde Kadın üretime katılamdığından ve yeterli Eğitimi alamadığından zavallı duruma düşürülmüştür. çalışsa üretimede katılsa eve geldiğinde ev işi ve çocuk bakımı kocasına hizmet zorunlu hale getirilmiştir. Kadının seçme ve özgür olma kavramı ortadan kalkmaktadır. Kadın doğuracak, çalışacak, çocuk bakımı yapacak, ev işi yapacak ayrıca erkeğe hizmet edecek böyle olunca kadın her türlü yıpranmayı ezilip sömürülmeyi her türlüsününe katlanacaktır. çünkü her hangi bir sosyal güvencesi olmadığı gibi! evini terk ettiği zaman başına gelecekleri düşünmek bile zordur. ayrıca bağımlı kadınların üretime katılmayan ve tek görevi kocasını mutlu etmek olan kadınların işi daha zordur. çünkü; tamamen ele bakımlı hiç bir güvencesi yok adeta bir köle gibidir. ne yapmak sorusuna gelmeden tartışmak gerekir derim selamlar saygılar
Zafer.53 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Teşekkür Edenler
Nalîn (14 Şubat 2009)
Alt 14 Şubat 2009, 12:30   #3
Banned
 
Nalîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30 Kasım 2008
Mesajlar: 15
Teşekkürler: 90
64 Mesajına 109 Kere Teşekkür Edildi
Standart

evet geçmişten,günümüze tartışılan fakat hep aynı kalan kadın hakları .!
sömürülen ,ezilen ,hor görülen, kulanılan ve hayatın en ağır yükünü taşıyan kadınlar .!
Bu konu hakkında tartışılırmı ? bilmiyorum ! aslında biraz derin düşününce kadınların , genetik yapıları ve hayataki rolleri hep bu yönden değiştirilemez.!
erkeği için güzel mutlu, düzenli ,huzurlu bir yuva kurmak. çocuk doğurup o cocukları eğitmek ,onlara güzel bir gelecek sağlamak gibi.

hepsi kadının rollerinde yer alıyor .
düşünsenize.! Sizin anneniz sizi doğurup,tekrar toplumdaki sosyal yaşantısına döndüğünü .
burda düşünülmesi gerekilen şu siz yeni doğmuşsunuz anne sevgisine,anne sütüne,anne şefkatine ihtiyacınız var kendi kendinize büyüyemezsiniz ve anneniz bunun bilincinde size bir bakıcı tutuyor yada emzirecek bir anne arıyor bakın yine bir kadın size bakmakta hükümlü.! yine bir kadın sizi büyütecek,sizi eğitecek,size öğretecek,bu nasıl bir oyun biliyormusunuz labirent gibi dönüp dolaşıp aynı yere gelmek kadının rolünü değiştirmek le evrenin bir çok kuralını çiğnemiş oluruz .
tıpkı çocuk yapıp sokağa atmak gibi .!
veya çocuk yapmamak gibi.!
evrene ait bir pencereden bakarsak eyer
Anneniz siz olmayana kadar sosyal yaşantısı içerisinde babanız ile mutlu huzurlu birlikte çalışıp birlikte kazanıp birlikte harcamak gibi monoton bir hayat içerisinde bunları böyle yaşayıp devam ettiği bir dönemde size gebe kalıyor bu gebelik döneminde annenin durumuna bağlı daha yavaş ve daha az sosyal bir yaşantı içerisine girmek zorunda kalıyor "zorunda" dedik çünkü bu gebelik dönemi hassas bir dönem taki siz doğana kadar.evet siz doğdunuz şimdi anneniz geçmişteki bütün sosyal failiyetlerini değiştirip çok farklı bir yaşantı içerisine girmesi gerekiyor tıpkı annesinin onu yetiştirdiği gibi onunda sizi yetiştirmesi gerekiyor. bu durumda kadın rolüne geçmek zorunda artık eşi erkeği İle arasındaki eşitlik mesafesi aralanıyor erkeği işe gitmeli ailesine iyi bir geçim sağlamak için çalışmalı anne (kadın) çocuğa bakarak eğiterek topluma yararlı bir birey kazandırmak çabasında olmalı.

bu evrenin kuralları değiştirilemez dedik malesef biz kadınlar bir yere kadar sosoyal bir yaşantı içerisinde yer alırız belirli bir noktadan sonra halkın tabiri ile kadın milleti evde kalmalı çocuk yapmalı çocuk bakmalı zihniyetinin baskısı birazda böyle olması gerektiğinden aşina olduğumuz sosyal yaşantımızdan vazgeçip topluma daha yararlı varlıklar kazandırmak için varız.

bu hususta tartılışması gerekenin yukarda beyan ettikleriniz ve benim örneklediklerim olmamalı asıl tartışılması gereklenler aşağıda belirtilen sorunlardır .
kadın hakları !
İş ve çalışma hayatında, kadınlara yönelik negatif ayrımcılık.
Dünya çapında kadınların eğitim - öğretim hakkından yoksun veya ikinci planda bırakılması.
Bir çok devletin hukuki düzenlemelerinde ,kadın erkek ayrımı yapılması ve bilhassa miras hukuku ve medeni hukuk düzenlemelerinde kadınlara negatif ayrımcılık uygulanması.
Dünyada birçok bölgede, kadınların eş seçme, evlilik, boşanma ve diğer temel medeni haklarının tanınmaması.
Kadınlara yönelik fiziki şiddet ve psikolojik baskının en çağdaş ülkelerde bile tam anlamıyla kırılamamış olması.

dipnot:
kadın hakkına sahip çıkmayanlar kendi annelerininde bir kadın olduğunu unutmamalıdırlar.!
bir insanın kendi annesinin, hakkına sahip çıktığı gibi kendi eşinin ve diğer kadılarında hakkına sahip çıkması gerekir işde ozaman bütün bir dünyada kadın hakları korunmuş olur.
saygılarımla delfin.
Nalîn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10 Nisan 2009, 15:24   #4
Aktif Üye
 
delal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 10 Nisan 2009
Mesajlar: 74
Teşekkürler: 66
29 Mesajına 42 Kere Teşekkür Edildi
delal - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Ne yazıkki acı ama gerçek.. kadının hakkını yine kadın alur sonucta hersey kadında bitiyor..ve biz kadınları bu yasam standardını layık gören erkeklerıde yıne biz kadınlar yetiştiriyorz.hersey bizde baslıyor bizde bıtıyor
delal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13 Nisan 2009, 17:27   #5
Üye
 
KızılRüzgar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 12 Nisan 2009
Mesajlar: 12
Teşekkürler: 1
3 Mesajına 10 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde
yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır.
Nazım Hikmet

kadınlar,analarımız. .toplumda ne yazikki kadınlar 2.plandadırlar..Bu bağlamda kadın olmak gerçekten zordur..Ama düzeltmekde bizim elimizdedir.Kadınlar devrimci safhada ön sıradadırlar ve devrimci dayanışmada ki yerleri de büyüktür.
KızılRüzgar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Aralık 2010, 23:58   #6
Üye
 
Canistan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25 Aralık 2010
Mesajlar: 1
Teşekkürler: 0
0 Mesajına 0 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Bence olaya bütünden bakmalıyız. Dünya Kapitalizm'e doğru yürümeye başladığında her şey, herkes sömürülmeye sömürmeye itildi. Belki de insanlar sömürmeyi öğrendiklerinde Kapitalizm gelişmeye başladı, evet belki ismi yoktu ama var olduğu hissediliyordu. Yani esas konuya gelir isek eğer biz bu sistemi bir bütün olarak hayatımızdan çıkarmalıyız. Eğer çıkaramazsak kadınlara ve diğer insanlara karşı olan sömürüden kurtulamayız.
Canistan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
durumunu, gösteriyor, kadinlarin, kadınların, türkiyede, veriler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye'de Komünizm RomantiKomunist Türkiye Solu 0 30 Mayıs 2010 01:32
F. Gülen ve Tek Türkiye tolll Makaleler 0 27 Aralık 2009 09:08
DTP'nin yeni yönetiminde kadınların sayısı artacak Amed_Dersim Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri 0 28 Eylül 2009 21:05
Türkiye'de 1 mayıs'lar MerwanSert Eylem ve Mitingler 2 15 Ocak 2009 06:34
Kadınların kurtuluşu: Marksizm'siz olur mu? - Sibel ÖZBUDUN Nalîn E-Kitap 0 18 Aralık 2008 12:14

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:22.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.