Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > EĞİTİM > Enternasyonal Terimler Sözlüğü

Enternasyonal Terimler Sözlüğü Bilmediğiniz terimlerin anlamlarını bulabileceğiniz bölüm.

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04 Eylül 2010, 19:40   #1
Aktif Üye
 
düşünsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2008
Mesajlar: 1,457
Teşekkürler: 1,352
601 Mesajına 939 Kere Teşekkür Edildi
Standart Elit Teori

Sosyal bilimciler, toplumların iktidar yapısını ve toplumdaki güç ilişkilerini anlayıp açıklamaya yönelik çalışmalarında, ağırlıklı olarak “eşitsizlik” kavramı üzerinde yoğunlaşırlar. Bu konudaki yaklaşımlardan en popüler olanı sınıf teorisidir. Aynı amaç doğrultusunda geliştirilmiş ve konuyu ayrıntılı bir şekilde inceleyen bir başka teorik yaklaşım ise “Elit Teorisi”dir. Kendi içinde 4 ayrı kola ayrılan elit teorisi, toplumdaki elit-halk farklılaşmasını analiz ederken “iktidar” ve “etki” olgularından hareket eder.

Eşitsizlik, kapitalist toplumların başta gelen ortak özelliklerindendir. Toplumların sosyo politik yapılarını anlayıp açıklamayı hedefleyen sosyal bilimciler öncelikle,temelini “eşitsizlik” kriterinden alan “iktidar yapısı” ve “güç ilişkilerini”inceler .Hemen her toplumda var ola gelen bu eşitsizlikler uzmanlık bilgisi gerektirmeksizin,her kes tarafından kolaylıkla gözlemlenebilir. Örneğin bazı kişilerin ya da toplumsal grupların, toplumdaki öteki kişi ya da gruplara oranla çok daha fazla paraya ve prestije sahip olduğu herkesçe bilinir. Yine bu ayrıcalıklı kişi ya da grupların,toplumdaki karar verme mekanizmaları ve karar alma süreci üzerinde çok daha etkin ve yetkin olduğu ortada bir gerçektir. Sosyal bilimlerin bir çok disiplini, uzun yıllardan beridir, bu toplumsal realiteyle ilgilenmiş ve bir çok bilim adamı bu olgu ve arkasında yatan etkenleri ortaya koymaya çalışmıştır.

Bütün bu çalışmaların sonucunda da bir çok teori geliştirilmiştir. Bunlardan bir tanesi de elit teorisidir.

Toplumların “iktidar yapısı” ve toplumdaki “güç ilişkilerini” anlayıp açıklamayı hedefleyen “Elit Teorisi”, toplumdaki elit-halk farklılaşmasını analiz ederken “iktidar” ve “etki” olgularından hareket eder. Kendi içinde 4 alt kola ayrılır: Çoğulcu (Pluralist) Elit Anlayışı, Elitist (Seçkinci) Elit Anlayışı, Demokratik Elit Teorileri ve Demo-Elit Yaklaşım (Demokratik elit teorisinin bir açılımı olarak da kabul edilebilir)

Pluralist (Çoğulcu) Elit Teorisi

1950 ve 1960’lı yıllarda oldukça büyük üne sahip olan plüralist teori, kökenini liberal düşünceden alır.Bu teoriye göre toplumsal ve siyasi güç, bu çok sayıdaki grup arasında dağılmış, paylaşılmıştır. Bütün bu grupların, karar verme süreci üzerinde az ya da çok bir etkisi vardır. Karar verici konumdaki hükümetin gücü, öteki elit grupları tarafında(ekonomik elitler, bürokratik elitler, beyaz yakalı elitler, sendika elitleri, muhalefetteki siyasi elitler) sınırlandırılmıştır. Plüralistler, elitistlerin “halkın fikirleri, yönetici grup tarafından kontrol edilip, yönlendirilebilir” tezinin tersine, “yöneticilerin gücü, öteki elit grupları ve halk tarafından sınırlandırılıp, kontrol edilebilir” görüşünü savunurlar.

Plüralist teori, gücün başka güçlerce kontrol edilip karşı dengelemede tutulmasını özenle vurgular fakat, elitler ve anahtar elitleri (key elites) birbirinden ayırmaz. Oysa, iktidar yapısı içinde, bazı elit grupları öteki elit gruplarına göre daha güçlüdür. Elitlerin eliti olarak görülen bu elit grupları “iktidar seçkinleri” olarak da adlandırılır. Anahtar elitler, niteliksel ve niceliksel açıdan zaman ve mekan boyutuna göre değişiklik gösterebilir. Belli bir zamanda, belli bir toplumda, belirli elit grupları anahtar elit konumunda bulunurken; bir başka zamanda, bir başka toplumda, daha farklı elit grupları anahtar elit konumunda olabilir. Hatta aynı toplumda, farklı zaman süreçlerinde, farklı elit grupları anahtar elit konumunda da olabilir.

Elitist (Seçkinci) Elit Teorisi

Genel olarak bakıldığında eltist teori, pluralist teorinin karşıtı fikirleri ön planda tutar. Bu yaklaşımın özünü “güç, toplumun iktidar yapısı içindeki sayıca az fakat en güçlü insanların oluşturduğu elit grubunda yoğunlaşmış ve merkezileşmiştir” tezi oluşturur.Bu elit grubu, öteki gruplar üzerinde baskın ve etkindir. Bu baskın grup, ötekilerin bilmediklerini bilecek, ötekilerin yapamadıklarını yapabilecek konumda ve güçtedir.böylesi elitler büyük şehirlerde yaşar ve büyük holdinglerin içinde yer alırlar.

iktidar yapısı içinde en etkili ve en kuvvetli 3 elit grub vardır. Bunlar siyasi elitler, askeri elitler ve ekonomik elitlerdir. Aralarında karşılıklı sosyal etkileşim, işbirliği ve dayanışma, ortak ilgi ve hedefler bulunan bu 3 elit grubunun üyesi elitler, benzer özgeçmişlere sahiptirler. Bu üç elit grubunun birlikteliği “iktidar seçkinlerini” (the power elite) oluşturur. Toplumun geneline yönelik en kritik sosyal politikaları bu iktidar seçkinleri belirler. En önemli makro düzey sosyal ekonomik ve siyasi kararlar da yine bunlarca şekillendirilir.

Elitist yaklaşım elitlerin işbirliği, siyasi istikrar ve temsili demokrasi konularına ayrı bir önem atfeder. Elitistlere göre, bu 3 olgu birbirleriyle sebep-sonuç ilişkisine sahiptir. Siyasi istikrar, temsilci demokratik hükümeti ve elitler arasında birlikte hareket etmeyi gerektirir. Bu konsensusa dayalı birliktelik elitleri karar verme sürecinde daha da güçlü kılar.Elitist yaklaşım, plüralistlerin tersine iktidarın, karar verme sürecinde en etkili konumda bulunan az sayıdaki elit gruplarının elinde yoğunlaştığını savunur.Bu dominant grup, ötekilerin bilmediğini bilir, ötekilerin yapamadıklarını yapabilirler.Elitist ler, göreceli olarak birleşik ve konsensusa dayalı işbirliği içindeki yönetici bir gruptan (ruling group) bahsetmekle birlikte, bu grubu adlandıracak ortak bir kavramda uzlaşamamışlardır. Bazıları bu grubu, sosyal sınıf olarak kabul ederken bazıları ekonomik sınıf , bazıları ise örgütsel elit olarak adlandırır.


Demokratik Elit Teorisi


Demokratik elit teorisinin öncüleri arasında başta Gaetano Mosca olmak üzere, Max Weber, Joseph Schumpeter ve Raymond Aron’un isimleri sayılabilir. Eva Etzioni de, ortaya koyduğu “demo-elit yaklaşımı” ile demokratik elit teorisine önemli açılımlar sağlamıştır. Bu yaklaşım, elitlerin hükümetten ve öteki elit gruplarından bağımsızlığı konusunu özellikle vurgular. Fakat bu bağımsızlık katı ve kesin olmaktan öte, rölatif-göreceli bir bağımsızlıktır. Elit bağımsızlığı ifade ve örgütlenme özgürlüğü, özgür seçimler gibi temel demokratik prensiplerle de yakından ilişkilidir. Özgür seçim ortamı, örgütlenme ve ifade özgürlüğü, yalnızca demokrasinin en vazgeçilmez unsurları değil, aynı zamanda elit bağımsızlığının yaratılmasında ve yaşatılmasında hayati roller oynayan en temel etkenlerdendir.

Göreli elit özgürlüğünü, demokrasinin vazgeçilmez prensiplerinden biri olarak gören Demokratik elit teorisine göre, gücün elit grupları arasında dağılması ve bu elitlerin bağımsız olmaları yalnızca demokrasiyi koruyup yaşatmak için değil, despotik rejimlerin ortaya çıkmasını önlemek için de zorunludur. Bu düşünce kökenini liberal düşüncenin, “bireysel hak ve özgürlükler için devlet gücünün sınırlandırılması” ilkesinden alır.

Köken olarak demokratik elit teorisi, liberal düşünceyle özdeştir.Liberal düşüncenin önde gelen düşünürleri John Locke, David Hume ve James Madison’dur. Fakat bu anlayışın gerçek temelleri, 18. yüzyılda Charles Montesquieu tarafından atılmıştır. Montesquieu özellikle yargı, yasama ve yürütme güçlerinin birbirlerinden bağımsızlaştırılması düşüncesine büyük önem vermiştir. O’na göre belli ve az sayıda odak elinde toplanmış güç, baskı, zorbalık, despotizm ve tiranlık gibi büyük tehlikelere açık bir davetiyedir. Bu tür tehlikeler, ancak ve ancak, iktidarın gücün başka güçler tarafından kontrol edilmesi ile bertaraf edilebilir.

Demokratik elit teorisi “eşitlik” olgusu üzerinde de durur. Fakat bu eşitlik anlayışı,demokrasi teorisinin “gücün toplum kesimleri arasında eşit dağılımı” ilkesindendaha farklı ve gerçekçidir. Bu teoriye göre, önemli olan gücün eşit dağılımı değil, “güçlü bir konuma ulaşabilmede fırsat eşitliğidir”.Demokra sinin sağlığı ve devamı bakımından elitler için, öteki elit grupları ve geniş halk büyük önem taşır. Halk desteği olmadan hak ve özgürlükler ile demokrasiyi, totaliter tehlikelere karşı korumak olanaksızdır. Daha demokratik bir sistem yaratmak ancak etkin halk desteği ve sosyal güçlerin, öteki güçlü elit gruplarınca dengede tutulması ile gerçekleştirilebilir .


Demokrasinin sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürebilmesi için, elitler hem birbirlerinden, hem de devletten özerk olmalıdırlar. Bunun yanı sıra, iktidardaki siyasi elitler, güç pastasından pay almış öteki elit grupları tarafından denetlenmeli ve karşı dengelemede tutulmalıdır. Ancak iktidarın gücünün diğer elitlerce dengelenmesi de tek başına yeterli değildir. Parti temeline dayalı veya bireysel kaynaklı siyasi kirlenmeyi önlemek veya ortadan kaldırmak, baskıcı ve zorbacı tutumların önüne geçmek, seçimle işbaşına gelmiş olası dikta heveslilerinin diktatörlüklerinden korunabilmek için ve daha demokratik bir demokrasi ortamı yaratabilmek için karar verme sürecine halk katılımı da gereklidir. Bu ise sivil toplum bilincinin toplumda yaygınlaşması ve kitlelerin böylesi yapılanmalara etkin katılımı sayesinde sivil toplum örgütlerinin, karar verme sürecini etkileyebilecek güce ulaşması ile büyük ölçüde başarılabilir.

Elitist Demokratik Elit Teorisi

Berelson (1954) ve Kornhauser (1959)’in çalışmaları, elitist demokratik elit teorisi adı altında anılır.Berelson ve arkadaşları çalışmalarında, bireylerin oy verme davranışlarını incelerler. Oy vermeyenler ve marjinal oy vericiler, toplumda siyasete en az ilgi duyan kesimi oluştururlar. Bu kesim, sistemin esnek oluşunun ve düzenli işliyor olmasının bir sonucu olarak ortaya çıkarlar.

Bu kategori içinde anılan ikinci isim Kornhauser ise, göreceli olarak bağımsız güç grupları üzerinde yoğunlaşır. O’na göre, göreceli olarak bağımsız durumdaki güç grupları, elitlerin gücünü elde etme potansiyeline sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda kitleler içindeki demokratik olmayan eğilimleri de kontrol altında tutarlar.

Kısacası bu güç grupları, elitler ile halk arasında dengeleyici bir köprü görevi yaparlar. Çok öz olarak vurgulamak gerekirse, elitist demokratik elit teorisyenleri, siyasete geniş ölçekli halk katılımını hem gereksiz, hem de tehlikeli olarak kabul ederler. Apati halindeki siyasete karşı duyarsız ve ilgisiz bir halkı, katılımcı bir halka tercih ederler.

-alıntı-

saygı ve dostlukla

Konu düşünsel tarafından (04 Eylül 2010 Saat 19:43 ) değiştirilmiştir.
düşünsel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04 Eylül 2010, 20:04   #2
Aktif Üye
 
düşünsel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02 Aralık 2008
Mesajlar: 1,457
Teşekkürler: 1,352
601 Mesajına 939 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Demo Elit Perspektif


Demokratik elit teorisinin bir açılımı olarak da kabul edilen demo elit perspektif, elitlerin analizinde yeni bir açılım ortaya koymayı hedefler. Bu yaklaşımın gelişim sürecinde, çağdaş sosyologlardan Eva Etzioni’nin oldukça önemli bir yeri vardır. Demo perspektif, öteki elit teorileri ile bir çok benzer ve farklı yönlere sahiptir. Örneğin, demokratik elit teorisi ile oldukça ortak yönleri olmasına rağmen, bu teoriye oranla daha geliştirilmiş ve ayrıntılıdır. Liberal düşünce ve demokratik elit teorisi, “güçler ayırımını” ve “güçlerin bağımsızlığını” genel bir açıdan ele alırken, demo-elit perspektif bunu daha öze inerek ve ayrıntılı bir şekilde inceler. Demo elit perspektif elit bağımsızlığını da, elitlerin temel toplumsal kaynaklardan bağımsızlığı esasına dayandırır.


Yine liberal düşünürler güçler ayrılığını liberal hükümet ile ilişkilendirirken ve demokratik elit teorisyenleri kuvvetlerin bağımsızlığını, genel anlamda demokrasinin bir parçası olarak görürken; demo elit perspektif bütün bunları demokrasinin can damarı olarak kabul eder. Demokrasi ile elitlerin bağımsızlığı olgusu arasındaki ilişkiyi, tarihsel boyutlarıyla ve neden-sonuç ilişkisi bakımından da inceler ve şu sonucu ortaya koyar: Elitlerin bağımsızlığı, demokrasinin korunması ve gelişmesi için, bununla ilişkili olarak da daha demokratik ve eşitlikçi bir demokrasi yaratabilmek bakımından hayati bir önem taşır.

devlet merkezci teoriler, devletin öteki kaynaklardan bağımsızlığını vurgularken; demo elit perspektif, devletin gücünün öteki güç merkezleri tarafından kontrolü üzerinde durur. Yalnızca elitleri değil “alt-elitleri” (sub-elites) de incelemesi bakımından plüralist elit teorisinden ayrılır. Yine plüralistlerden farklı olarak, güçlü baskı grupları ile sıradan çıkar grupları arasındaki farkı da açık bir şekilde ortaya koyan demo elit perspektif, özellikle de anahtar elitlerin (key elites) ve bunların alt elitlerinin daha etkin bir güce sahip olduklarına göre , kaynakların kontrolü bakımından elitlerin hükümetten göreceli bağımsızlığı demokrasi için, çok sayıda güç merkezinin varlığından çok daha büyük bir önem ve anlam taşır. Elitler toplumlar için, toplumsal değişmenin ana dinamik gücü olması bakımından da ayrı bir öneme sahiptir. Toplumların iktidar yapıları “trikotomik” (üçlü) bir görünüme sahip olup elitler, alt elitler (sub-elites) ve halktan oluşur.

Toplumda en çok etki ve güce sahip olanlar, genellikle toplumsal yapı içinde en üst konumlarda olan ve toplumsal kaynakların kontrolünü aktif bir şekilde ellerinde bulunduranlardır. Bu bireyler elitler olarak tanımlanır. Hükümet üyeleri, siyasi partilerin liderleri ve etkin üyeleri, üst düzey kamu yöneticileri ve bürokratlar, askeriyenin üst düzey komutanları ve büyük şirketlerin sahipleri ve yöneticileri temel elitler olarak adlandırılır. Bunların yanı sıra üst yargı mensupları, yüksek kariyerli akademisyenler ve bilim adamları, medya editörleri ve etkili yazarları, sendika liderleri, popüler artistler ve edebiyatçılar, güçlü sendika liderleri ... vb. temel elitler arasında sayılabilir. Bu son cümlenin de işaret ettiği gibi, elitler yalnızca ayrıcalıklı grupların üyelerinden oluşmaz. Bunların yanı sıra, ayrıcalıksız olmayan grupların aktif ve etkili üyeleri de elit tanımı kapsamına girer.

Toplumsal güç piramidinin bir diğer kategorisi “alt elitler” dir. Alt elitler (subelites), iktidar yapısı içerisinde orta düzeyde güç sahibi bireylerden oluşur. Toplumun hiyerarşik yapısı içinde elitlerin işgal ettiği konumlardan hemen sonra gelen konumlarda bulunurlar. Elitlerle halk arasında köprü gibidirler ve geleceğin elitleri genellikle, hepsi birer potansiyel elit adayı olan elitimsiler arasından çıkar. Alt elitler, toplumun iktidar yapısı içinde orta derecede bir güç sahibidirler. Orta dereceli bürokratlar, akademik hayata yeni başlamış akademisyenler, hali hazırda çok fazla okur ya da izleyici kitlesine sahip olmayan fakat gelecek vaat eden medya mensupları, orta ölçekli şirketlerin sahipleri ve yöneticileri, üst yargı üyelerinin dışında kalan yargı mensupları ... vb. alt elitler arasında sayılabilir.

Halk (public) ise iktidar piramidi içinde en alt tabakayı işgal eder. Halk demek, hiç bir güce ve etkiye sahip olmayan insanlar topluluğu demek değildir. Onlar da, temel toplumsal kaynaklardan ve toplumsal güçten belli bir oranda pay alırlar. Fakat bu pay, diğer bireylere oranla en alt düzeydedir. Demo elit perspektif halka oldukça büyük önem atfeder. Elitlerin varlığı ve amaçlarını gerçekleştirebilmesi ni, ancak halkla ve halkın desteğiyle olanaklı görür.

Demokratik sistemin işleyişi ve demokratik düzenin sağlıklı bir şekilde devamı açısından, halk ile elit tabaka arasında elit dolaşımına olanak tanıyan kurumsal kanalların varlığı ve bu kanalların sürekli açık olması hayati öneme sahiptir. Bu açıdan halk, yalnızca siyasi elitler için değil, öteki elitler için de önemlidir. Etzioni’nin de vurguladığı gibi, elitler en azından kendi varlık nedenleri olduğu için halkın varlığına ihtiyaç duyarlar. Yalnızca var olabilmek açısından değil aynı zamanda elitlerin kendi amaçlarını gerçekleştirebilmesi için de halk, olmazsa olmaz bir koşuldur. Kısacası denilebilir ki, elitler ve alt elitler her şeyden öte oy verene, okuyucuya, dinleyiciye, müşteriye ve bu listeye eklenebilecek bir çok ihtiyaçlarından dolayı halka zorunlu olarak bağımlıdırlar.

Elitlerin göreli bağımsızlığı, kurumların bağımsızlığından ve elitlerin plüralizminden çok daha farklıdır. Demo elit perspektife göre elit bağımsızlığını, elitlerin temel toplumsal kaynaklardan bağımsızlığı anlamına gelir. Bunlar yalnızca maddi kaynakları değil, aynı zamanda maddi olmayan kaynakları da kapsar. En önemli toplumsal kaynaklar arasında fiziksel kaynaklar, kurumsal-yönetsel kaynaklar (bürokratik organizasyonlar), sembolik kaynaklar (bilgi ve enformasyon gibi), sosyo-psikolojik kaynaklar ve bireysel kaynaklar (karizma, enerji, zaman ve motivasyon gibi), ekonomik ve mali kaynaklar (sermaye, üretim araçları, gibi) sayılabilir. Bu kaynaklar çoğunlukla birbirleriyle ilişkili ve iç içe olup genellikle farklı kombinasyonlar içinde bir arada bulunurlar. Elitlerin bağımsızlığı özetle şu koşulları gerektirir;

(a) ötekilerinzorlayıcı kaynaklarının zorlamasından bağımsızlık, (b) ötekilerin, maddi kaynakları kontrolünden bağımsızlık, (c) ötekilerin yönetsel ve düzenleyici engelleme ve baskılarından bağımsızlık ve (d) ötekilerin, sembolik kaynakları kontrol etmesinden bağımsız olmak.

Bütün bu açıklamalar dikkatle alındığında açıkça görülür ki gerçekte, kesin ya da mutlak bir özgürlük veya bağımsızlıktan söz etmek mümkün değil. Çünkü bireylerin, söz konusu kaynakların tümünün kontrol ve sınırlamalarından, tam anlamıyla bağımsız olması düşünülemez. Bütün bireyler, ki bunlara elitler ve alt elitler de dahil, bu kaynakların bazılarının sınırlandırmalarında n bağımsız olurken, muhakkak öteki bazı kaynakların bir şekilde bağlayıcı etkisinde olacaktır. Bazı kaynaklar belli bir elit grubunun kontrolünde olurken, öteki kaynaklar başkaca elitlerin ya da elit gruplarının kontrolünde olacaktır. Demokratik bir ortamda, bir elit grubunun, yukarıda sözü edilen kaynakların tümünü kontrolünde bulundurması zaten düşünülemez. Bütün bu nedenlerden dolayı demo-elit yaklaşım, “göreli bağımsızlık” kavramını “mutlak bağımsızlık” kavramına tercih eder.

Yine bu yaklaşıma göre, elitlerin ve alt elitlerin göreceli bağımsızlığı yalnızca, elitlerin temel toplumsal kaynaklardan ve haliyle de birbirlerinden bağımsız olmalarını içermez. Aynı zamanda, belli ölçülerde de olsa, hükümet ve devlet elitlerinden de bağımsız olmalarını da gerektirir. Bu durum, toplumun iktidar yapısı içindeki güç dengelerini korunması bakımından da oldukça önemlidir. Göreceli bağımsızlığının derecesi de kırılgan ve değişken bir niteliğe sahiptir. Zaman ve mekan kriterlerine bağlı olarak toplumlar arasında, hatta demokratik batı Avrupa toplumlarında bile değişken bir durum sergileyebilir.

Teorik yaklaşımların, elitlerin bağımsızlığını algılayış şekillerinde de oldukça önemli farklılıklar göze çarpar. Elit teorisi, elitlerin bağımsızlığını demokrasinin görünüşü ve devamı açısından gerekli görür. Demo elit perspektif ise elitlerin göreli bağımsızlığını demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesi ve gelişmesi için zorunlu görür. Demokrasinin düzenli ve sağlıklı bir şekilde işlemesi için elitlerin bağımsızlıklarına ek olarak, elitlerin görüş birliği, iş birliği ve güç birliği yapmaları da büyük önem taşır. Kimi zaman, yalnızca demokrasinin değil, aynı zamanda toplumsal düzenin ve toplumun huzurunun sürmesi için de, acil ve kaçınılmaz olarak elit iş ve güç birliği gerekebilir. Yine bazı çok önemli toplumsal ve siyasi hedeflere ulaşılabilmesi açısından da bu iş birliği bir zorunluluk olabilir.

Fakat elitlerin iş birliği, dayanışma ve görüş birliği içinde olmaları kimi zaman birbirleriyle karıştırılır. Aslında gerektiğinde elitlerin iş birliği içine girebilmeleri, bunu gerçekleştiren elitler arasında görüş birliği ve katı bir dayanışmayı zorunlu kılmaz. Bir çok konuda görüş ve çıkar farklılıklarına rağmen, asgari müştereklerde birleşebilen elitlerin, toplumsal ve siyasi koşullar gerekli kıldığında iş birliği yapabilmeleri, her hangi bir siyasi sistemin (buna demokrasi de dahil) düzenli bir şekilde işleyişinin sürebilmesi için zorunlu olabilir. Yani kısacası, elitlerin iş birliği yapabilmeleri için onlarında görüş birliği içinde olmaları zorunlu değildir. Bu durum, elitlerin göreceli bağımsızlığı ile de çelişmez. Yine bu durum elitler arasındaki ça tışmanın ve mücadelenin sona erdiği anlamına da gelmez. Özetle, “nasıl ki elitlerin bağımsızlığı olmadan demokrasiden söz edilemezse, elitlerin işbirliği olmaksızın da demokrasiden söz etmek mümkün değildir”

-alıntı-

saygı ve dostlukla
düşünsel isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
demokratik elit, elit, elit teori, elitist, gaetano mosca, key elites, pluralist, raymond aron, ruling group, teori

« Boykot | Müzakere »

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
"beyaz" elit ahmet alltanın "liberal" şövenizmi suat Politik Gündem 3 28 Aralık 2009 11:22
Mahir Çayan - Sağ Sapma, Devrimci Pratik ve Teori HAZİRAN Araştırma ve Çalışma Grupları 1 14 Aralık 2008 22:11

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:46.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.