Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > DEVRİMCİ TEORİ > Araştırma ve Çalışma Grupları

Araştırma ve Çalışma Grupları Teorik Eğitim

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25 Ekim 2018, 16:46   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart sanayi devrimleri!! ve 4.sanayi devrimi

Sanayi devrimi tanımı ve içeriği hakkında..
Öncelikle toplumsal tarih konusuna girmek gerekir.. insanlık.; nedense!! Bir şekilde doğanın tarihi ve akışı ile insan toplumunun tarihi ve akışını ayırmış.. bu ayrıştırmayı bütünün içindeki bir alanı-zemini ele alma olarak yapmamış.,kesin ve farklı ve hatta birbirinin karşıtı olarak ayrıştırmış..

Sağ zeminden baktığımızda ki., kökeninde tevrat anlayışı vardır.: doğa/dünya insan için özel olarak yaratılmıştır.. bu anlayış yahudilik inancında daha da daraltılmış.; doğa ve ibraniler dışındaki insanlar sadece ibrani soyundan gelenlere hizmet için yaratılmıştır.. ilk başlangıç budur ama seçilmiş insan yaratana karşı hata yaptığından cezalandırılmaktadır .. yani bu hizmet-erk olayını kendi iradesi ile başarmaya çalışacak.,yaratan gerek gördükçe destek sunacak.. ama zamanla ceza bitecek(mehdi-deccal hikayesi)., sonra .. sonra malum.. cennete ulaşılacak..

Sol(bahsettiğim sol.. yani parlamentonun solunda oturanların devamcısı kapitalist modernite solu)zeminden baktığımızda da pek farklı değil.: doğanın diyalektiği(buradaki diyalektik yaratan iradesi gibi ama adı tanrı olmayan., tanrı gibi belirleyen bir şey).. tanrı değil ama tanrı gibi her şeyi belirleyen bir güç.. canlıların ve dahi insanların iradesi üstünde onları belirleyen bir güç.. buna alt yapı diyoruz.. ama iradenin yarattığı sonuç anlamında alt yapı ve bu alt yapı da toplumu yani üst yapı’yı belirliyor.. bunun tanımı da tarihsel diyalektik oluyor.. ama asıl belirleyene bağlı bir diyalektik.. yani kendi bağımsız iç iradesi yok.. sadece zamanı geldiğinde ortaya çıkacak olan bir iç irade..

bahsettiğim solun bir tanımı daha var.. “üretici güçler”.. aslında doğanın diyalektiği içeriğinde geçer ve bu zeminde anlamlıdır.. çünkü.; toplumsal yapıyı asıl belirleyen ve şekillendiren budur..
üretici güçlerin ilerlemesi ile yaşanan süreç içinde toplum biçimlenir., buna denk düşen toplumsal kurumlar ve zihniyet oluşur.. dikkat edin.. üretici güçlerin geldiği aşamaya denk düşmeyen bir ileri toplumsal yapı oluşamaz ve oluşması için irade konulamaz.. hatta.. üretici güçlerin geldiği aşamaya denk düşmeyen., artık gerisinde kalan tarihsel toplumsal yapı ve zihniyetler zorunlu olarak değişir.. çünkü diyalektik ilerleme bu değişimi nesnel olarak yaratır., hiçbir güç bu yaratıma engel olamaz.. uzatır., örseler ama engelleyemez.. zamanı geldiğinde olacak olan olur.. zamanın geldiğini de üretici güçlerin geldiği aşamadan görebiliriz.. zaten bunu görme yetisine sahip olanlar toplumsal öncü-önderler olarak işe koyulurlar.. anlayacağınız bir çeşit mehdi oluyorlar..

yine bu anlayışa göre cennete(komünizm) varmadan önce yaşanacak bu acılı(mülkiyetçi-hegemonyacı) aşamalardaki tüm çelişki-çatışmalar toplumsaldır .. yani alt yapı’da yaratılan koşullara denk düşecek bir üst yapı oluşumu olayıdır.. alt yapı diyalektik/nesnel üst yapı ise bu diyalektik/nesnelliğin haydi tamam sen yap dediklerinin başaracağı iştir.. iradi gibi görülse de aslında iradi değil., bir diyalektik misyon işidir.. ve kime görev biçildi ise o yapar..diğerleri zamanını bekleyeceklerdir.. bu işler bittiğinde en son iş artık doğa ile olan çelişkidir ki insanlık doğaya da hakim olarak sürecini tamamlar.. yani cennete ulaşır.. tıpkı tevrat yorumu gibi.. asla ve hiçbir güç.. zamanı gelmeden cennete ulaşamaz., cenneti yaratamaz.. yaşanması gerekenleri yaşayacaktır.. bu yaşanması gerekilenler acılar da olsa zorunludur yani cezanı çekiyorsun.. yahu ben artık acılar yaşamak istemiyorum diyemezsin desen de başaramazsın.. üretici güçler tamam demedi ise başaramazsın..

yaşamın gerçekliğinde var.. yok diyemiyorlar.. dediler ama olmadı.. insanlık zamanında komünal bir yaşam kurmuş.. mülkiyet yok.. hegemonya yok.. şimdi ilkel desen de o döneme göre müthiş bir devrim.. hani ilerleyip!! Varacağımız cennetin ta kendisi.. hazır var neden korunamadı demeyip., ilerde başaracağız dediğinde soruyorum.. neden?.. tevrat cezalısın ondan diyor.. ya modernite solu ne? diyor.. “üretici güçler”den dolayı.. hayırdır bu da bir ceza mı? Kim verdi.. ben yine komünal yaşamı var olan doğa koşullarında yaratırım desen de.. diyemiyorsun.. zamanın gelmedi bekle..

kısaca..,
bunların hepsi aynı zihniyet.. zihniyet kökeni aynı olunca aradaki farklı şeyler aslında biçimden öteye geçmiyor..sonunda aynı yere varıyor.. konumuz olan sanayi devrimleri hikayesi gibi..

Sanayi devrimleri tespitini ilk kim yaptı tartışılır ama sol içinde bilinen kişimarks’dır.. iş bölümü., ücretli emek ve emek zamanı., artı değer gibi tanımları da marks yaptı derler ama bilinir ki marksdan önce bahseden vardı.. adam smith.. “mevzu” bu değil..
Marks.: ilk sanayi devrimi buharlı makinaların yaratımı der.. bunu söylerken işin teknolojik yanını vurgular ama asıl bahsettiği şey.; üretici güçlerin geldiği aşamadır.. yani nesnel diyalektik ilerlemenin geldiği aşama.. buraya geliş sürecinde ne insan iradesine doğa işleyişi etkendir.. böyledir böyle ola gelir.. anlayacağınız.; üretici güçler denilen “şey” toplumsal tarihi bu aşamaya getirecektir.. geliş sürecinde sınıfların olması şart mı?.. mülkiyet şart mı? Hegemonya şart mı? Olmasa olamaz mı? Soramazsın.. yani..komünal bir yaşam kurmuş insanlık bu aşamaya gelemez mi? İdi ve neden?.. soramazsın.. gelebilmesi için.; kölecilik şart-mış.. mülkiyet şart-mış.. hegomanya ve sınıflar şart-mış..
Şart-mış diyorum çünkü tüm bunlar diyalektik-nesnel-zorunlu aşamalar.. bunlar olmadan cennete-komünizme varamıyorsun..

İşte.. marksın sanayi devrimi tespitleri de bu anlamdadır.. yani.. biri çıktı buharlı makine teknolojisini buldu sıçradık diye bir şey yok.. olsa idi bu şahıs komünal yaşam sürecinde de bulabilirdi.. 1. Sanayi devrimini yaşar ilerlemeye devam ederdik..ne mülkiyet ne sınıflar ne hegomanya olmadan.. ne güzel değil mi?.. ama marks bunu demez.. o zaman bulamazdın.. çünkü üretici güçlerin ilerlemesine ve geldiği aşamaya göre buluyorsun.. tamam anladık.. önce tekerlek sonra şu sonra buharlı vs.. de illaki sınıflar-mülkiyet şart mı?.. bunlar olmadan ilerleyemez ve aklımıza gelemez mi?.. aklı-teknolojiyi geliştiren şeyler bu acılı yaşam tarzları mı?.. yeter lan.. hep beden gücü ile imalat yetti artık buharı bulayım da beden köleliğinden yırtayım mı? Dedik.. espiri yapmıyorum..başkaca izahı yok.. yani.. komünal yaşamda herkes eşit neden buharlı teknoloji arayayım yahu dedik de mi? İlerleyemezdik.. ya da..bu kölelerle işler yavaş ilerliyor.. fazla üretim olamıyor., maliyet fazla.. ben buharı bulayım mı? Dedi burjuvazi.. yoksa.. başka şeylere mi? Bakalım..
Bence bakalım..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25 Ekim 2018, 16:52   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Sanayi devrimleri tanım-tespitleri asıl olarak toplumsal sosyal-siyasal işlerdir.. mülkiyetçi sistemlerin ilerlemesinde teknoloji elbette önemlidir ama asıl önemli olan biçimlendirilen toplumsal yapıdır.. sanayi devrimi denilen her aşamada mutlaka toplumsal yapıda ciddi değişimler olmuştur.. sosyal-kültürel., kurumsal her şeyde değişimler yaratılmıştır.. örneğin buharlı makinede köle çalıştırılmaz diye bir şey yoktur.. mesele.; köle emeği ve teknolojisi varken makineye gereksinim duymayan sermaye sistemi olayıdır..
buharlı makineler aşamasına bakın.. kentleşme başlamıştır..kentler de manüfaktür üretimleri başlamıştır.. köle-serf emeğine dayalı feodal erk yaşam alanlarındaki üretim faliyetlerinden kaçanların toplandığı kent alanlarındaki üretim başlamıştır.. yani merkezileşme başlamıştır..

eskiden yerleşik yaşam olarak siteler örnek verilirdi ama yanlıştır.. siteler devlet anlamında anlamlıdır.. yoksa çok daha önceleri insanlar köyler kurarak yerleşik sisteme geçmişti.. siteler hegomanik merkezler olarak ortaya çıktı.. üretim yapılmazdı.. Pazar ve ticareti koruma kollama ve kırsaldaki üretim ve yaşamları birleştirip hegemonya kurma alanları idi.. o yüzden site devletleri denir ve doğru bir tanımlamadır.. bu merkezlerde zamanla üretimsel faliyetler de başladı.. lonca sistemi denilen üretimler kırsaldaki erk alanlarındaki üretimlerle aynı idi.. tek farkı üretim faliyetleri merkezden kopmuş., özelleşmiş., iş bölümü(sermaye-üretim) oluşmuştu.. kırsalda bu olmuyordu.. bir merkez-alanda sadece kumaş üretilir başka merkez de başka şey.. ama site devletlerinde hepsi yan yana geldi.. sistemleştirildi.. kırsalda üretime el konulurdu.. sitelerde ise vergi alınırdı.. lonca sistemi asıl olarak üretim denetlemek ve vergisini almak amaçlıdır.. manüfaktür aşaması loncanın ilerlemiş halidir.. zaten sonra da üstteki bu asalak egemen sınıf tasfiye edildi..

demem o ki.. toplumsal yapı değiştirilmeden ne manüfaktür ne buharlı teknoloji olanaklı.. kırsaldaki üretim-Pazar tarzı siteleşme ile merkezileştirildi.. yoksa kırsalda da buharlı teknoloji gelişirdi.. geç olurdu ama Pazar talep artışından dolayı gelişirdi..
mülkiyetçi yaşam tarzında merkezileşme önemlidir.. hem toplumsal denetim hem de üretimsel(sermaye) denetimi anlamında önemlidir.. büyüyen her sermaye gücü diğerleri üzerindeki denetimini ., el koymayı artırmak zorundadır., bu anlamda da merkezileşmek zorundadır..
tarihsel sürece bakın.. dev imparatorlukların amacı buydu.. emperyal(hegemonik yayılma) denmesinin nedeni budur.. sermaye birikimi ile iktidar birikimi ayrı zeminlerdir ama birbirini tamamlayan olgulardır.. çatışma alanları-biçimleri de farklıdır ama birbirine bağlıdır., tamamlar..

sermaye artık devlet(site-imparatorluk vs) denilen yapıları aştı.. bu yapılar dışında ayrı bir kurumsallaşma ve yapılaşma aşamasına geldi.. bu yapılar artık bu devlet dışı güçlerin birer araç kurumları haline geldi.. ama tarihsel süreçlerinden kalan bazı sıkıntılar devam etti.. modern devletler(toplumu tanımlayan devletler) aşamasına geldi ama yetersizdi.. daha çok iş vardı..

4. sanayi devrimi denilen tanıma bakıyorum.. aslında 3. Sanayi devrimi tanımından farksız.. işe sadece teknolojik gelişim olarak bakarsak gerçekten farksız.. “Üçüncü sanayi devriminde (3.0) ise dijital devrim, elektroniklerin kullanımı ve BT (Bilgi Teknolojileri)'nin gelişmesiyle üretim daha da otomatikleştirildi. “ böyle diyorlar.. ama 4. Sanayi devrimine de “Endüstri 4.0, teknolojilerin ve değer zinciri organizasyonları kavramlarının kolektif bir bütünüdür.” Diyorlar.. yani… aslında 3. Devrimin merkezileşmiş hali oluyor..

Kısaca.; 4. Sanayi devrimi dedikleri asıl olarak teknolojik değil., ekonomik-sosyal-siyasal merkezileşmenin başlaması anlamındadır.. artık.. dünyada.; nerede?., Ne?., Ne? Kadar üretilecek… üretimler.; nerede?., Ne? Kadar ve nasıl pazarlanacak.. hepsi merkezi bir sisteme göre işleyecek.. bu anlamda devletler üzerinden hegemonya-emperyalizm tarifleri bitti.. bu sisteme uygun düşömayen devletler değişime zorlanıyor.. haliyle toplumsal yapıları da değişime zorlanıyor..

Bu süreç henüz ilk aşamasında tamamlandığında devrimi rüyanızda görürsünüz.. toplumsal mü cadele en az bir 2.000 yıl daha atıl kalır.. bu yüzden devletler üzerinde iktidar olarak devrim ve komünizme yürümek işlerinin anlamsızlığı da netleşti.. marksın üzerinde pek durulmayan öngörüsü vardır.. dünya merkezileşecek.. kapitalizm küresel olarak yayılmasını tamamlayacak ki., merkezde olacak bir devrim(pd) ile küresel devrim oluşacak., yayılacak.. bilindiği gibi ilk söylemlerinde merkez ingiltere idi sonradan abd demeye başladı.. bu öngörünün gerçekleşen yanı kapitalizmin merkezileşmesidir.. diğeri ise zaten olası değildi.. reel sosyalizmler dönemi bunun ispatı oldu.. kapitalizmin aracı(devlet) ile mülkiyetsiz topluma ilerlenmez..

4. sanayi devrimi konusunda gerçeklik.; mali oligarşi imparatorluğu süreci olmasıdır.. diğer yanı ise.; toplumsal aldatmaca dır.. teknolojik gelişimlerde siber sıçrama., üretimin tam otomasyonu., emeğin doğa karşısında en az ile var olup doğadan yararlanması vs. vs.

Aslında tarihsel olarak geriye dönüyoruz..
En üstte asiller… bir altta aristokratlar.. onun altında teknik hizmetliler.. en altta halk.. her sınıfın yaşamda ve yaşamsal faliyetlerde yeri belli.. en alttakiler.; toplumsal yaşamın en zor-kirli işlerini yapacaklar.. dünyaları yaşadıkları alanla sınırlı olaca
k.. size zamana karşı filmini izleyin derim..

4. sanayi devrimi söylemlerini ciddiye alın derim.. ciddiye alın ki., işin teknolojik(üretici güçler ve ilerlemesi-moderleşme) yanında takılı kalmayın.. hatta var olan devletinizi sahiplenmekle uğraşmayın.. bu sürece direnmenin en etkili yolu yerel örgütlenmelerdir.. ve bunlar yaşamsal faliyetleri içeren., bunlerin üzerinde yükselen örgütlenmeler olmalıdır.. bu örgütlenmelerle zihniyetsel olarak kapitalizmden kopar ve egemenlerin size bahşettikleri “ilerleme” üzerinden değil., geleceği kendi yarattıklarınız üzerinden kurabilirsiniz..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31 Ekim 2018, 16:45   #3
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart cumhuriyet "bayramı" ve nasyonalist sol

4. sanayi devrimi söylemlerini ciddiye alın derim.. ciddiye alın ki., işin teknolojik(üretici güçler ve ilerlemesi-moderleşme) yanında takılı kalmayın.. hatta var olan devletinizi sahiplenmekle uğraşmayın.. bu sürece direnmenin en etkili yolu yerel örgütlenmelerdir.. ve bunlar yaşamsal faliyetleri içeren., bunlerin üzerinde yükselen örgütlenmeler olmalıdır.. bu örgütlenmelerle zihniyetsel olarak kapitalizmden kopar ve egemenlerin size bahşettikleri “ilerleme” üzerinden değil., geleceği kendi yarattıklarınız üzerinden kurabilirsiniz..

ne yazık ki.. türk-iye solu hala aynı yerde otluyor.. bu durum ideolojik olduğu kadar ve daha fazla kontra bir faliyet işleridir..
evet.. türk-iye solu genetik olarak marksist çizgiden kaynaklı tarihsel zaaflı duruşlara sahip olsa da bu o kadar aşılamaz bir sorun değildir.. lenin., mao., ho chı mınh küba vs. aşmış bir şeyler yaratabilmiş ama devamı gelmemiştir.. en azından bir aşma olayı yaşanmıştır..
türk-iye solu da aynı kaderi yaşadı.. ama bir farkla..

türk-iye solunun ana damarını oluşturanların kökeni marksizm değildi.. 1920 tkp sinde bile önder-etkili kadrolar marksist kökenli değil., i.t. kökenli idi.. tasfiye sonrasında kalanlar her ne kadar sscb üzerinden m-l çizgileri ile tanışsa da yaşamda i.t. kökenine göre hareket ettiler..
60 lı yıllara gelindiğinde sokma akılla giden tkp karşısında i.t. kökenli tip ortaya çıktı.."yerli-milli" sosyalizm.. daha sonra tümü genetik köklerine döndüler.. 70 iyıllarda batıdan esen 68 rüzgarı ki., aslında anarşist damarlıdır.. buna eklenen çin-vietnam-küba devrimleri ile bir kopuş sürecine girdiler ama bu "ayrık otları" tasfiye edildi.. kalanlar yine i.t. genetik damarda ısrarcılardı.. 78 denilen süreç içinde aslında önüne konulan içinde yuvarlanarak direnenler 12 eylül ile tam tasfiye yaşadılar ve 68-70 çıkış damarı tümden yok edildi..

çok ilginç..
zamanında düşman olanlar aynı zeminde birleşti.. asıllarına döndüler ve hepsi devletin solcusu oldu.. şimdi hepsi cumhuriyet elden gidiyor yaygarası yapıyor..
elden giden ne?..
sanki.. burjuva iktidarı yıkılıyor yerine aristokrasi iktidarı geliyor.. sanki., kapitalizm geriliyor., kapitalizm öncesi üretim tarzına dönülüyor.. yani.. getti.. ilerleyen burjuvazi ve kapitalizm.. eyvah geliyor., gerici aristokrasi ve feodalizm..

korkmayın.. yok lan öyle bi şey..
işçi sınıfının yerine köylü(serf-köle) sınıfı gelmiyor.. burjuvazi yerine aristokrasi sınıfı gelmiyor.. suudi arabistan da bile bunlar olmuyor., aksine kapitalizm toplumun ruhuna kadar dalıyor.. ingilterede aristokrasi var ama kapitalizmin allahı var..

bu kadar ahmak olunur mu?.. olunmaz.. haliyle bu duruşların altında başka şeyler var..

kemal okuyan abi!! yazmış..
Cumhuriyete saldırırken sosyalizme de saldırdılar yapma ya.. ortada sosyalizm var da.. ortada sosyalizme yol alan bir cumhuriyet var da.. bunu diyor..
hayır.. bir anlasam.. cumhuriyet derken neyi?! kastediyor..

Güncele dair bir şey söylemeyen, Cumhuriyet’e darbenin nereden ve nasıl vurulduğunu anlamayan ve anlayamayacak bir zihniyet Cumhuriyeti nasıl savunacak? Diğeri yıkıyor, yok ediyor ve karşılığında çirkinlik, rant ve ölüm getirse de, betondan ibaret olsa da bir şey sunuyor. Sembollerle buna direnemezsiniz. Ayrıca kapitalizmi sorgulamadan, sömürü mekanizmalarını, işçilerin kölelik koşullarında çalıştırılmalarının kaynağını görmeden, kamu kaynaklarının özel şirketlere aktarılmasına karşı çıkmadan havalimanına itirazın da sınırı var. Bunları yapmayacaksınız, havalimanına itiraz edeceksiniz, sonra da hükümeti batı medeniyetinden uzaklaşmakla itham edeceksiniz. Cumhuriyetin temelsiz, tutarsız savunusunun alıcısı giderek azalıyor. Zaten şimdi Cumhuriyet’ten çok İş Bankası hisselerini savunmakla meşguller.

siz anladınız mı?.. cumhuriyete darbe vuruyorlar-mış.. yerine gelen yine kapitalizm tarifi..

Diğeri yıkıyor, yok ediyor ve karşılığında çirkinlik, rant ve ölüm getirse de, betondan ibaret olsa da bir şey sunuyor. Sembollerle buna direnemezsiniz. Ayrıca kapitalizmi sorgulamadan, sömürü mekanizmalarını, işçilerin kölelik koşullarında çalıştırılmalarının kaynağını görmeden, kamu kaynaklarının özel şirketlere aktarılmasına karşı çıkmadan havalimanına itirazın da sınırı var. Bunları yapmayacaksınız, diğeri dediği akp yani cumhuriyeti yıkanlar.. da yıkıp yerine ne? koyuyor.. bahsettiği kapitalist işleyişler.. demek ki.. yıktıkları kapitalizm değil., kapitalizmin şimdiye kadar olan işleyişi..

sanki 1923 ve sonrası başka işler oldu..
nazilli-uşak yerel sanayi yıkıldı yerine montaj-ithal ikame sümerbank geldi.. ilerleme denildi.. iş bankası dedikleri sanki çok farklı.. adapazarı merkezli zamanın osmanlı-islam bankası ticaret bankasına alternatif oldu.. ticaret bankası sahipleri zamanında bildiri yayınladılar.. iş bankası yerli-milli değildir vs. vs.
koç-sabancı vs. sanki kendi emekleri ile sermaye oldular ve tekelleştiler.. masraflı alt yapı devletten(vergiler) ara mamul maddeler bunlara hediye ve acenta beyaz eşya vs. imalatı tekeli.. madenlerde halk(köylü) zorunlu amele yasası ile zorla çalıştırıldı.. kelle vergisini ödeyemeyenlere yol işçiliği yaptırıldı..
çıktık açık alınla az zamanda çok işler yaptık.. hikayeleri.. 50 li yıllara gelindiğinde abbas tamam artık.. devlet yerini özel sermayeye bırakacak denildi ve bu süreç başladı.. kimse cumhuriyet yıkılıyor demedi.. pardon.. sosyalizm olmayan ama benzeyen cumhuriyet yıkıldı..
moda solculuk devletçilikdi.. fabrikaların-tarlaların ve emeğin sahibi devlet.. özelleştirmeye hayır.. aslında devlet düşün artık yakamdan küresel kapitalizme denk düşen yürüsün düşmeyen harcansın dedi.. aslında devlet o dönem gereken misyonunu tamamladı..
yok dp gericilik-miş.. yok.. padişahlık-mış.. aynı teraneler.. şimdi utanmadan yetmezdi ama evet kapitalizm ilerledi diyorlar..
29 Ekim 1923 o dönem coğrafyamıza ayak bağı olan bir toplumsal yapıdan kurtulma mücadelesinin simgesidir, devrimci bir zorlamadır. Bir başka sömürü düzeninin önünü açmıştır evet ama bu tarihin mantığına uygundur.
tarihin "mantığı"na bakın.. sürekli bir başka sömürü düzeni gelerek ilerleyen!! bir süreç..

29 Ekim 1923 tarihsel olarak meşrudur, büyük bir ilerlemedir. AKP geçmişe saldırırken aynı zamanda Türkiye’nin geleceğine de saldırmaktadır.
ney-miş!!.. büyük bir ilerleme geleceğimiz ve akp geçmişimize saldırırken aslında geleceğimize saldırıyor muş..

bakalım.. geleceğimiz neymiş.. geçmişten anlayalım..
Türkiye’nin 1923’teki temel meselelerinden biri kapitalizmin az gelişmiş olmasıydı ve bir açıdan baktığınızda yanı başında yepyeni ve farklı bir yaşam kuruluyor olsa da, Türkiye’nin geleceğinde kapitalizm vardı. yetmez ama evet bir kapitalizm kuruluyor ve geleceğimiz yine kapitalizm.. yani saldırılan geçmiş yetemz ama evet kapitalizm ve buradan saldırılan da geleceğimiz olan yeterli kapitalizm..
tamam.. marksın üretici güçler tezine göre burjuva devrimleri ve kapitalizm ilerleme ama nereye kadar?.. ve en önemlisigeriye dönüş olabilir mi?.. marks bu tazi 1800 lerde ortaya attığında bile tarihin tekerleğinin geriye döndürülemeyeceğini belirtmişti..ama bu zibidiler., 21. yy. da olur diyor..
geçmişimiz yetmez ama evet kapitalizm ve geleceğimiz tam kapitalizm.. saldıran belli savunan belli de.. ne? amaçla ve kime sesleniyorlar..

Bundan kaçınılabilir miydi tartışmasına girmeyeceğim. bu cümleye dokunayım.. bundan dediği kapitalizm seçeneği.. tartışmasına girmeyecek-miş.. klasik türk solu mantığı.. atatürk sosyalizm seçeneğini seçebilirdi!!.. seçme-miş!! ne yazık ki.. kapitalizmi seçmişler.. ve gelişmiş.. yani geleceğimiz dediği şey.. ama sonrası cümle ilginç.. Kapitalizm Türkiye’de gelişti ve Türkiye’nin geleceği karardı. Bugün Türkiye’nin bütün sorunları kapitalizmin ürünüdür. 1923’te kapitalizmin az gelişmişliğinden kaynaklanan sorunlar bugün kapitalizmin varlığından ya da fazla gelişkin olmasından kaynaklanmaktadır. bu anlatımı iyi okuyun.. cumhuriyet kurucuları!! sosyalizmi de seçebilirler miş ama kapitalizmi seçmişler boku yemişiz.. türkiyenin geleceği kararmış....
iyi de akp geleceğimize saldırıyor diyen bu i.t. değil mi?.. saldırsın.. zaten karanlığa saldırıyor.. len sen neyi savunuyorsun..

saçmaladı ya.. sonra makam değiştiriyor..
Sovyet Rusya’nın yardımı olmaksızın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile taçlanan ulusal kurtuluş mücadelesinin başarılı olamayacağı açıktır ama tersi de geçerlidir. Mesele Anadolu’nun emperyalist işgalden arındırılarak Sovyetler Birliği’nin güney sınırlarının ve Karadeniz’in güvenceye alınmasından ibaret değildir. Mustafa Kemal’in Kafkasya politikası batıda durdurulan sosyalizmin Kafkas halklarında tutunmasına büyük yardımda bulunmuştur. Anadolu’daki hareket olmasaydı, Bolşeviklerin çok ciddi güvenlik sorunlarıyla karşılaşacakları açıktı.
çanakkale sayesinde ekim devrimi oldu.. t.c. sayesinde devrim ayakta kaldı hikayesinin öbür yanı şu.. sscb devrimi olmasaydı t.c. devrimi olmazdı.. sanırım bu i.t. nin bahsettiği sosyalizm seçeneği bu olsa gerek.. ankarada sosyalizm seçeneğini dillendirenler var mı? idi varsa bunlara ne oldu., örneğin ankaraya yardıma koşanlar neden karadenizde katledildi es geçmiş..

işte kafa!! bu.. 1923 süreci burjuva devrimi-kapitalizm olduğu için ilerlemedir sahip çıkıyoruz.. gerekçelerini anlarım.. marksist anlayışa denk düşüyor ama leninist anlayışa ters.. burjuva ve tükenmiş barut olayı.. iyi de marks kendi çizgisinde tutarlı.. ilerleme dedi bıraktı.. ebedi sahip çıkmadı.. hatta 1848-1871 süreçlerine sosyalizm tercihi de demedi.. amaç bu olsa dahi varacağı yer kapitalizm dedi.. artık tarihi geriye çeviremezler önümüz pd dedi.. ya da bu aşamaya kadar burjuva devrimlerini destekleyin dedi..
siz de açık olun.. burjuva devrimi olduğu için bize sıra gelene kadar destekleriz., sahipleniriz deyin..
hem ileri adım hem bu adımla türkiyenin geleceği kararıyor.. yani kararmaması için bu adım olmamalı.. iyi de o zaman geleceğimizi karartan bu adıma neden sahip çıkıyorsunuz..

üstelik seslendikleri kimler..
Ayrıca kapitalizmi sorgulamadan, sömürü mekanizmalarını, işçilerin kölelik koşullarında çalıştırılmalarının kaynağını görmeden, kamu kaynaklarının özel şirketlere aktarılmasına karşı çıkmadan havalimanına itirazın da sınırı var. Bunları yapmayacaksınız, havalimanına itiraz edeceksiniz, sonra da hükümeti batı medeniyetinden uzaklaşmakla itham edeceksiniz. Cumhuriyetin temelsiz, tutarsız savunusunun alıcısı giderek azalıyor. Zaten şimdi Cumhuriyet’ten çok İş Bankası hisselerini savunmakla meşguller.
bahsettiği chp.. zibidi.. chp başka ne yapacaktı.. sosyalizmi mi? savunacak.. zaten sistem kapitalist değil mi?.. chp iktidarda ben olayım kavgasını veriyor.. bu kadar basit..

toparlarsam..

4. sanayi devrimi diyorlar.. artık küresel merkezileşme tamamlanacak diyorlar.. bu zibidiler hala geriye dönüş hikayelerinde kapitalist cumhuriyetimizi gericiler yıkacak diye ağlaşıyor..

hükümette akp değil chp olsa dahi değişmez.. kapitalizm küresel emperyal olma biçimini tamamlayacak.. ama akp formatında(islami vs.) ama chp formatında(laik vs.) olmadı sizin gibi "ka!!pe" formatında..
bu i.t.lerin işi mali oligarşi projelerine "sol"dan destektir.. toplumsal yapıyı "sol" adına biçimlendirmektir.. gerçek toplumsal muhalefetin önüne set olmaktır..

gerisi demagoji..
Türkiye Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden önce bugüne kadar uzanan bir karşı devrimci sürece girmiştir. Bu süreç 12 Eylül darbesiyle başladı ve bugüne ulaştı. Ancak Sovyetler Birliği’nin 1991’deki yıkılışı ile birlikte yeni bir boyut eklendi.
ne kader birliği bea.. sscb devrimiiçin osmanlı-alman çanakkale savaşı başarısı gerekli.. t.c. kuruluşu için sscb devrimi gerekli.. sscb yıkılmadan t.c. karşı devrimci sürece giriyor.. sonra sscb yıkılınca t.c. karşı devrimi tamamlanıyor..
ama ilginç bir tespit!! var.. t.c. karşı devrimci sürece menderes-dp süreci ile girmemiş., 12 eylül ile girmiş.. vay be.. menderes-dp süreci aklanıverdi..

bu son cümle kıllara zarar demagoji ve çok basit.. hala bu ne biçim anlatım len demeyenler ya ahmak ya da kontra..
Türkiye Cumhuriyeti ve onun kuruluşuna içerilen değerler emperyalist dünyanın sindirebileceği şeyler değil. Bu anlamda evet, Türkiye öncesinde de NATO üyesiydi, Amerikancıydı ama belli başlı emperyalist devletlerin AKP’yi desteklemelerinde ekonomik ve siyasal çıkarlar kadar intikamcı bir güdünün olduğu da muhakkaktı.



alıntılar
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/kem...irdilar-249813
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…

Konu suat tarafından (31 Ekim 2018 Saat 16:54 ) değiştirilmiştir. Sebep: alıntı eklendi
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02 Kasım 2018, 13:12   #4
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart birgün çizgisinden ve devlet bahçeliden alıntılar ve analiz

"devlet" bahçelinin son açıklamaları üzerinde yoğunlaşmıştım.. önemliydi ve analizi gerekli idi.. birgün gazetesinde siyaset adı ile aslında çizgisel bir yazı yazılmış.. konu.; cumhur ittifakı.. kendine göre bir yanını yakalamış analizler yapıyor.. ben.. bu analizleri çözümleyeceğim..

Bahçeli, “Cumhur İttifakı, Türk tarihinin bir anında tesadüfen, siyasi pazarlık neticesinde ortaya çıkmış gelip geçici bir heves, iş bitimi dağılacak kuru bir ortaklık değildir, asla da böyle görülmemelidir”
demiş.. birgün çizgisi ve analiz etmiş!!
Bahçeli’nin işaret ettiği nokta, AKP-MHP ilişkisinin ortaklıktan öte daha derin bir ittifak anlamına geldiği... .... Türkiye’nin geçmişten beri muteber ideolojisi olan Türk-İslam sentezine dayalı dönüşümü tamamlamak adına bir araya geldi. Bu nedenle söz konusu birlikteliği seçim hesaplarıyla sınırlıymış gibi görerek dağılmasını beklemek, çok da gerçekçi olmasa gerek.
birgün çizgisi.; konuya türk-islam sentezi ideolojisi temelinde dar bakıyor.. kendisi de belirtmiş.. bu tez geçmişten beri var olan bir tez.. bu zibidiler unutmuş ama kökeni osmanlı i.t. sürecine denk düşer.. t.c. sürecinin de ana tezidir., kurucu tezidir.. istiklal marşı ve andımız budur..
devletlü solumuz.; türklükten kasıt vatandaşlık dese de.. gayrı müslüm olanların vatandaşlık haklarında eksik yanlarını es geçerler.. bir alman müslüman olduğunda alman müslüman derler ama bir ermeni-rum müslüman olduğunda türk olmak zorunda..
en önemlisi diyanet işleri başkanlığıdır.. işin islam yanını temsil eder.. t.c. kuruluşundan beri., türklük ile birlikte islam-hanefi yanı işletilmiştir.. kısaca.: türk-islam tezi pek savundukları cumhuriyetin ana damarıdır.. elbette..ama laik dönem olmadı mı? deseniz de işin aslının öyle olmadığı yaşamdan bellidir.. müslüman ve türk olmayan kimse devlet memuru(askeri-bürokrasi) olamıyor.. devlet islama ve diğer dinlere eşit mesafede durmadı., islamdan yana oldu.. ama laiklik adı altında ama açıkça.. bu durum sürecin aşamalarının zorunluluklarıydı..

devlet bahçeli ne? diyor..
“Türkiye Cumhuriyeti’ni üçüncü evreye taşıyan muhterem bir irade” diye tanımladığı Cumhur İttifakı’nı devletin beka problemi yaşadığı teziyle temellendiren Bahçeli, bu sözleriyle aslında 16 Nisan 2017 Referandumu ve 24 Haziran 2018 seçimleriyle adım atılan yeni rejimin kurucu unsuru olduğunu hatırlatıyor.
alıntı yapmış ama içeriğine girmemiş..
cumhur ittifakı ne? imiş... “Türkiye Cumhuriyeti’ni üçüncü evreye taşıyan muhterem bir irade” .. üçüncü evre!!! bu tanım çok önemli.. demek ki.. t.c. nin bir de 1. ve 2. evreleri varmış ve yaşanmış.. sıra 3. evreye gelmiş..

bahçeli açıklamasında 1. ve 2. evre hakkında bir açıklama yok.. ama.. en azından sürecin 2 aşama/evre yaşadığı açıklaması var.. bir açıklaması daha var..
15 Temmuz hain FETÖ darbe teşebbüsüyle birlikte Türkiye’nin yörüngesi kaymasa da, zorunlu hallerden dolayı siyasetin parametre ve paradigmasında değişimler yaşanmıştır.

parametre.: değişkenler.. siyaset alanında ise.; var olan verilerdeki değişkenliklerin istatislik verileri yani olasılıkları ve işleyiş yönleri anlamındadır..
paradıgma.: değerler dizisi., ana karakter..
bahçelinin 3 bilinen ama anlaşılamayan denklem cümlesi bence şu.; t.c. süreci ilerlerken 15 temmuz darbesi ile sarsılma yaşadı ve bu anlamda geçici bir ara aşamaya girildi.. ama cümledeki bazı şifreler anlamlı..
örneğin.. "zorunlu" olan ne?.. türkiyenin yörüngesi kaymıyor ama zorunlu olarak parametrelerde değişimler yaşanıyor ve bu yüzden paradıgmada da bazı değişimler oluyor.. ikinci şifre.: bu değişimlerin sistemin bütününde değil sadece siyaset alanında olması..

bence.; "devlet" şunu diyor.. biz istemesek de görev gereği akp ile ittifaka yöneldik.. bazı şeylerine eyvallah dedik.. ama bunlar 15 temmuzdan dolayı zorunluluklar ve geçici.. ana yörünge değişmedi.. bu cumhur ittifakı önemli stratejik ve 3. evre işleri dese de..
ittifakın olmaz ise olmazı olacak olan yerel seçimlerle ilgili açıklaması anlamlı..

24 Haziran Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde elde edilmiş kazanımların 31 Mart 2019’da zarar görmemesi, zafiyete uğramaması için titizlikle ve sorumlulukla hareket edeceğiz.

Önümüzdeki Mahalli İdareler Seçimleri Türkiye için demokratik karar anı, dönüm noktasıdır.
Bu seçimlerin kazasız belasız icrası, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne müzahir bir neticenin alınması sistemsel istikrar ve bekamızın geleceği açısından çok önemlidir.

önemli olduğunu söylüyor ama..
Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhur İttifakı’na bağlılığı devam etmekle birlikte, 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerine tek başına ve Türkiye’nin her seçim çevresinde katılacaktır.
bu ne!! şimdi.. ittifak önemli.. bunu öncesinde gördük.. koalisyon yapılmadı seçim tekrarlandı.. sonrası biliniyor.. ama çok daha önemli dediği mahalli seçimlerde akp ye destek yok diyor..
böyle deyip te son dakikada viraj alır mı? alır.. ama bu açıklamalardan sonra viraj alma işi zor ve şarampola yuvarlanacağı kesin.. o zaman bu sözlerin altında ne? olabilir..

akp yi zorlamak.: olabilir.. parametre-yörünge zorunlu tespitleri temelinden bakarsak., 3. evre dediği sürecin asli unsuru akp(aslında saray çetesi) değil anlarım..
ama.. bir açıklaması daha var..

Türkiye’nin rotasını kriz ve kaosa çevirmek için el birliği, güç birliği yapan melanet lobisi pusudadır, zayıf anımızı beklemekte, gevşek tavrımızı kollamaktadır.
CHP, HDP, İP aynı hizada, aynı kümededir.

hadi hdp belli.. chp içinde olabilir diyelim de ip konusu anlamlı.. ip dedikleri akp desteği noktasında mhp den farklı değil.. t.c. bekası noktasında düşman tespti noktasında da farklı değil.. peki fark yok mu?..
var.. ip.. avrasyacı pozlarında..mhp değil.. demek ki., ip ile mhp ya ayrı konseptin adamı ya da aynı konseptin ayrı misyonunun aleti.. birincisine olamaz diyorum.. ikincisi olabilir ve bu aynı kefeye koyma olayı da ip hala solda sayılsın desteği olabilir.. ek olarak da.: bu aşamada(zorunlu parametre-paradıgma değişimi)., gerekliolan avrasyacı zihniyetin ilerde tasfiyesinin gerekliliği olayı olarak bakıyorum.. sosyalist denilen sscb ye düşman olan ip kapitalist rusyaya dost.. turan diyen mhp avrasyacılık noktasında sessiz..
demem o ki., bu iki cemaat aslında kendilerinin olmayan donu üzerinde taşıyıp., başka yere hizmet noktasında ustadırlar..

toparlarsam.. asıl önemli bir cümle üzerinden tamamlayayım..
Türkiye’nin Meşruiyet yıllarında olduğu ve yaşandığı gibi, çapsız tartışmalara gömülmesi, polemiklere gerilemesi, siyasi dürtülere kurban verilmesi büyük ve tarihi bir hatadır. bahsettiği i.t. dönemi.. yani.; devşirme-dönmelerin iç iktidar çatışmalarının yaşandığı ve bu anlamda küresel konsepte ters düşecek pozisyonlarda oynama dönemleri..

3. evre tespiti 4. sanayi devrimi tespiti ile ilişkilidir ve bunlar bahçelinin çapını aşar., "devlet" bahçeli açıklamalarıdır..
4. sanayi devrimine denk düşecek bir türkiye 3. evre dönemi demek istiyor..
demiştim ya.. ekonomideki kayum işi tamam şimdi siyasetteki kayyum dönemi başladı.. "devlet" bahçeli bu işin ilk açıklayanı., tetikleyeni oluyor..

chp-hdp-ip lafları ise chp üzerinden chp ve devletli solun nasyonalist sosyalist tabanına yöneliktir.. ya tabanınızı ayarlayın ya da tasfiye olacaksınız diyor.. buradaki hdp işin örneği oluyor.. hdp ye ne kadar yakınsanız o kadar tasfiyeye yakınsınız anlamındadır..

burada birgün çizgisinin rolü-amacı ne? derseniz.: soldan kontra destek oluyor..
Evet, siyasette çatlakların yarıklara dönüşmesi ise hiç de zor değil. Ne var ki bunun kendiliğinden ortaya çıkacağını beklemek de Türkiye’deki siyasi dizilimi anlamamak manasına gelir. Bir diğer ifadeyle, o çatlakların bir yarığa dönüşmesi ve ittifakın dağılması ancak iki partiden birinin, özellikle de AKP’nin yeni bir siyasal hatta yönelmesi ile mümkün olur.
dikkat edin.. mhp nin demiyor..akp nin.. yani bu yazıyı yazan kontra işin içinde.. mhp misyonu ana misyon akp "zorunlu" parametre-paradıgma değişimi demiş oluyor.. sormak gerekir.. akp siyaseti hangi hat üzerinde ve hangi hat üzerine evrilecek..

alıntılar..
1- https://www.birgun.net/haber-detay/i...si-235480.html
2- http://www.gazetevatan.com/son-dakik...14752-siyaset/
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03 Kasım 2018, 17:20   #5
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,554
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

Yeni dünya için yeni bir felsefeye, yeni bir estetik ve yeni bir mediaya ihtiyacımız var. Siyasal toplumun da, Sivil toplumun da yeniden tanımlanması gerekiyor. “Ulus” da yeniden tanımlanacak “Egemenlik” de, “bağımsızlık” da. “Demokrasi”, “Cumhuriyet”, “Laiklik”, “devletçilik”, “sosyal devlet”, eğitim, bilim, sanat her şey değişecek. Taşlar yerinden oynayacak. “Para” değişecek, Bankacılık sistemi değişecek. Üretim, tüketim, pazar-piyasa anlayışı değişecek. Savaşlar, uluslararası düzen, din algısı, tarih algısı, terör, aklınıza gelen her şey.

Kuşlarla-köpeklerle konuşabileceksiniz. Çok yeni ve hızlı öğrenme teknikleri geliştirilecek. Dil’ci olmayacaksanız, bir dil konuşmak sorun olmayacak. Sınav sistemi değişecek, okul değişecek.

2023’te biz Cumhuriyetin 3. Evresinde geçiş dönemini tamamlarken kurulmakta olan yeni dünyada yerimizi almak için muhtemelen 10 yıl alacak yeni global dönüşüm sürecinin içinde bulacağız kendimizi.

https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar...yiz-24931.html

şaşırmayın.. bu satırların yazarı islamcı-gerici abdulrahman dilipak.. sorsan müslüman ve islam nizamı der ama bahsettiği dünyanın yeni evresinde islamla ilgili tek laf yok.. sanki., kapitalist modernite solu ilerleme tezi yazıyor..

devlet bahçeli "mevzuyu" açtı.. kendini dünyanın 4. evresine denk düşecek t.c. 3. evresinin kaptanı yaptı.. dilipak ise.; hayır kaptan belli mürettebat belli diyor..

bizim ilerlemeci solcularımız ne? diyor ..
Üçüncü Cumhuriyet mutlaka Sosyalist Cumhuriyet olacak!
birinci evre ne? imiş.. yok.. ama sorsak.. kemalist laik burjuva ilerici evre derler.. ikinci evre ise.; 10. Kongre, seçim sonuçlarının, ülkemizde gerici İkinci Cumhuriyet rejiminin kuruluşunun tamamlanmasını temsil ettiği değerlendirmesini yapmıştır. buna karşı devrim denmesi gerekir ama evre demiş.. neyse bu anlamda evre dedi diyelim..
Tasfiye edilen bu kazanımların kapitalizm koşullarında geri getirilmesi nesnel olarak imkansız hale gelmiştir. Türkiye Komünist Partisi, emekçi halkımızın önündeki biricik ilerleme yolunun sosyalizmden geçmek zorunda olduğunu saptamakta, Üçüncü Cumhuriyet'in yalnızca sosyalist bir karakter taşıyabileceğini ilan etmektedir.
evre.; bir sürecin aşamalarının tanımıdır.. bahsi geçen evre tespitleri de burjuva cumhuriyetinin evreleri.. haliyle burjuva cumhuriyetin evreleri burjuva-kapitalist karakter taşır.. ama "ilerici"!! ama gerici!! evreler.. öz aynıdır..

fransa resmi tarihinden aşırmışlar ama bu tarih yazılımında evrelerin içinde krallık yoktur.. buna karşı devrim derler.. sayılan evreler özü kapitalist cumhuriyet olan evrelerdir.. bu zibidiler anlamadan kopyalamış.. bu anlamda t.c. cumhuriyet evreleri konu olduğunda yine kapitalist cumhuriyet tanımı-karakteri içeriğinde mevzu edilir.. ortada bir "geri dönüş" varsa buna evre denilmez..

Tasfiye edilen bu kazanımların kapitalizm koşullarında geri getirilmesi nesnel olarak imkansız hale gelmiştir.
ne? anladınız.. 2. evrede geri dönüşolmuş ve bu geri dönüş kapitalizm koşullarında geri getirilemezmiş.. almanyada nazi dönemi başladı ama geri getirildi.. hem de kapitalist koşullarda.. be gerzekler.. öncesi de kapitalist koşullardı.. nazi iktidarı geldiğinde de kapitalist koşullardı.. "demokrasi" geldiğinde de kapitalist koşullarda geldi..
sokma burjuva zihniyetinize ....yım.. reel sosyalizmler hangi koşullarda idi de kapitalizm geri geldi..

Türkiye Komünist Partisi, emekçi halkımızın önündeki biricik ilerleme yolunun sosyalizmden geçmek zorunda olduğunu saptamakta, Üçüncü Cumhuriyet'in yalnızca sosyalist bir karakter taşıyabileceğini ilan etmektedir.
emekçi halkının tek ilerleme yolu elbette sosyalizm!! yani mülkiyetsiz sistem bu doğru da bunun için t.c. evrelerini yaşamak zorunda değildi.. çok sahipleniyorsunuz ya.. o evreler olmasa sanki emekçi halkınız ilerleyemeyecekti..

ayrıca Tasfiye edilen bu kazanımların kapitalizm koşullarında geri getirilmesi nesnel olarak imkansız hale gelmiştir. bahsettiğiniz kazanımlar ne? almanya örneği verdim.. burjuva demokrasisi ise olmaz değil.. çok partili ortam.. komünist partisinin yasal olması sendikalaşma(memurla r) vs. bir çok haklar senin 1. cumhuriyetinin kazanımları değildi.. aksine çok övdüğünüz tek partili sistemin tasfiyesi sonrası işlerdi ve o dönemlere de gerici diyorsunuz.. burjuva "demokrasisi" mehter marşı ile ilerler.. iki adım ileriye bir adım geriye.. çok gerekli ise 3 adım ileriye gerekirse 5 adım geriye..
zibidiler.. anlayacağınız.. ileriye gitmenin ve kazanımların sahiplenilmesinin tek yolu.; burjuvanın/ağanın lutfu olmayan halkın kendi kazanımlarıdır.. geriye gitmedediğiniz ise yeter lan biraz yontalım evresi işleridir..

biricik ilerleme yolunun sosyalizmden geçmek zorunda olduğunu saptamakta, Üçüncü Cumhuriyet'in yalnızca sosyalist bir karakter taşıyabileceğini ilan etmektedir.
bahsetmiştim.. burjuva kapitalist cumhuriyetin süreç evreleri yine burjuva kapitalist karakterdedir.. ister 3 de ister 4 de ister ilerleme de ister gerileme de.. fark etmez.. hep burjuva-kapitalist karakter taşır.. sosyalizmin yolu burjuva-kapitalist bir sürecn evresi olmaktan geçmez.. kendi sürecini yaratmaktan geçer.. ve asla geçmişin bir evresi olmaz.. olsa olsa sosyalizm sürecinin ilk evresi olur..
zaten kıvırtmış.. Üçüncü Cumhuriyet'in yalnızca sosyalist bir karakter taşıyabileceğini sosyalizm demedik ki.. karakter taşıyacak dedik diyor.. yani kapitalist cumhuriyetin 3. evresi kapitalist ama sosyalist karakter taşıyacak-mış.. "ata"larının dönemi de böyle idi zaar.. ama kapitalizmi seçmişler..

dediğim gibi.. dünya neyi konuşuyor.. kodluyor bunlar ne!! anlatıyor..
fransız parlamentosunun 3. kuşak burjuva solcuları..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ticaret Merkezleri: Sanayi Siteleri, AVM'ler ve Vergiler aykut Matematik 0 18 Temmuz 2014 12:11
Kürt Devrimi düzensiz Politik Gündem 0 23 Temmuz 2012 13:27
sosyalist! ulusal devrimler ve burjuva ulusal devrimleri suat Türkiye Solu 3 06 Nisan 2011 12:35
Harf Devrimi düşünsel Makaleler 0 20 Eylül 2009 02:03
kadın devrimi ve kaddafi suat Kadın Hakları 1 15 Haziran 2009 10:18

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:57.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.