Enternasyonal Forum  

Go Back   Enternasyonal Forum > DEVRİMCİ TEORİ > Araştırma ve Çalışma Grupları

Araştırma ve Çalışma Grupları Teorik Eğitim

Cevapla
 
Paylaş LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16 Aralık 2017, 13:25   #1
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,549
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart sf içinde bir konu ve tarihsel yanlışlar

sf de çayan mahlaslı arkadaş bir konu açmış.. konuya uzun tarihsel bilgiler sunarak başlamış.. ama bu bilgiler eklektik ve eksik ve bu anlamda sonuç olarak yanlış..

ben burada bazı düzeltmeler yapmaya çalışacağım ama bazı açıklamalarım net doğru olsa da bazıları tartışmaya açıktır..

Tarihsel olarak bugün Filistin dediğimiz bölge Kenan diyarı denilen bugünkü Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin(İsrail) topraklarının önemli bir bölümünü kapsayan daha geniş coğrafyanın bir bölümüdür. Yahudilerle, daha sonra bölgeye adı verilen Antik Filistinlilerin bu bölgeye gelişleri hemen hemen aynı tarihlere denk gelmektedir.

öncelikle bir yanlışa değineyim.. yahudilerle antik filistin dediğin sanırım kananiler oluyor.. bölgeye aynı zamanda gelmediler.. ciddi bir zaman aralığı var..
ikincisi ise.. ismail soyundan(ibrahim-hacerden gelme) tanımı ise sonraki işlerdir ve hanif denir yani ibrahim soyundan gelenler anlamındadır.. mekke ve civarındaki birçok kabile bunu kullanmaz ve doğrudur.. kureyş kabile birliğinin bazılarının ve dışındakilerin bazılarının harrandan sürülen ibrahim ile gelen sami(sonrasında yahudi) kabileleri ile "soy" ortaklığı yoktur..


bilinen.. dikkat edilsin bilinen diyorum.. bölgenin ilk sakinleri olarak kenaniler bilinir ve fenikelilerle aynı halktır..
halklara isim takmalar "meşhurdur" ve daha "meşhuru"/"bilimseli" ise bu takma isimlerin gerçek isimler olarak tarih/toplum bilimine! kaydedilmesidir..

bölge halkı kendine ne? derdi halen bilinmiyor ama en eski bilinen yazılı belgelere göre kenani derler-miş.. çünkü (şimdilik bilinen)antik bir sami diline göre tüccar anlamına geliyor.. bölge halkı içinden bir grup ticarete başlayınca bu ismi almış olabilir.. ya da bölgeye gelen ve aynı kökenlere sahipbir topluluk olarak bu adı almış ve genele yayılmış da olabilir ve bu aşamada ticaret yapmayan kesimleri başka isim kullanıyor da olabilir ki.. muhtemelen böyledir.. bazı topluluklar kendilerini yakın (komünal kabile süreçlerindeki birlik anlamında)-karındaş(kandaş tanımını yanlış bulurum) gruplardan ayırmak amaçlı başkaca isim alıyorlardı..

fenike ismi ise yunanlılar(heredot) tarafından takılmıştır ve bu halk kendini bu isimle tanımlamamıştır.. kısaca.; bölgede ilk bilinen halk kenanilerdir ve fenikeliler diye söylenenler de aynı halkın daha gelişmiş(ticaret yapan) olanıdır ve aslında kıyı şeridinde yaşarlar..

yahudi ve ibrani ve musevi.; bu 3 tanımdan yahudi tanımı gerçek olandır.. yahuda dan gelir yani inançtan.. en üst tanrıdır(zeus ya da bab gibi) ibrahim bunu tekleştirdiğinde henüz kadın tarafındaki kabile içindeydi.. yani ana erkil işleyişe göre anasının kabilesinde idi.. bu anlamda ona ilk inananlar ana tarafı kabile oldu.. ama kabile ana yanlı olduğu için reisi sara idi.. ve ibrahimden olan ama anası o kabileden olmayan hacerden olma oğluna sahiplenemedi..

hani anlatılır ya.. ibrahim sara için hem kardeşim hem de karım demiş.. doğrudur.. ana yanlı hukuka göre kardeşi.. baba yanlı hukuka göre değil.. (bu konu ana yanlı hukuk ile baba yanlı hukuk ve bir de geçiş aşamalarının konusudur)..

bu karmaşadan dolayı zamanla ibrani(ibrahimden gelme) kullanılmış.. sonra musa dağılan yahudi inançlı kabileleri toparladığı için musevi de denilmiş.. ve aslında musa on emir ve tanrı ile konuşma anlamında yeniden kurucu sayılmış ise de eski ahid içinde musa peygamber olarak tanımlanmaz..
demem o ki.. bu tanımlamalar ve tanımlamalarla birlikte ifade edilmeye çalışılan soy tanımları bilinen gibi değildir ve tartışmalıdır.. en doğruya yakın olanı sami halklar tanımıdır kibu bile tartışmalıdır çünkü homo sapiensten gelme derdik ama aslında neandartelmen köken de varmış..
çok eski çağlarda kabileler iç içe geçerdi..zaten iç üreme ilişkisi yasak olduğu için soy karışımları oldu ve zamanla topluluk ayrışmaları ve yabancılarla birleşme üzerinden yeni topluluk oluşumları ve zamanla yöre-etkin hanedan vs. nedenlerle isim tanımlamaları da oldu..
anlayacağınız.. her kişi.. "bilime" dayalı iddialarda bulunabilir ama gerçek bilime göre hikayedir..

Bugünkü Filistinliler daha çok sonradan araplaşmış olan kadim Kenan halklarıdırlar. Tıpkı Suriyelilerin, Lübnanlıların, Mısırlıların vs. oldukları gibi... Bu yüzden Filistinin en eski halkı kimdir, esas sahibi kimdir tartışması anlamsız ve gereksizdir.

araplaşmak!!! öncelikle arap kelime kökenine bakmak gerekir.. bölgede kendine arap diyen bir topluluk olmuş mu? yazılı belge var mı? yok.. hep birilerin demesi..
arap kelimesi kökeni ile ilgili çok iddialar var örneğin.. asurca göçebe-dağınık anlamına gelir..

islam dönemine kadar., tüm kabileleri ulus anlamında tanımlayan bir şey yoktu ve sahiplenen de yoktu.. arapça dediğimiz dil bile mısır merkezli gelişmiştir ve güney arapları anlamazdı.. demem o ki.. ne ibranileri ne filistin/kenanileri ne güneydekileri araplaştı diyerek tarif edemeyiz.. geçmişlerinde ortaklık araız ve vardır ama sosyal-siyasal ortaklıklar bu tanımlar dışında gelişmiştir.. zaten günümüzdeki uluslar ve tanımları sosyal-siyasal kökenlerden gelmedir.. dil ise baskın olanın diğerleri ile kaynaşması sonrasında merkezi olarak oluşmuş olandır ve bunun süreci de sosyal-siyasaldır..

çayan arkadaş.. araplarla filistinliler ayrıdır demeye çabalıyor ama uğraşmasın.. mekke toplulukları ile suriye ve ırak toplulukları da zamanında çok farklı idi.. islam birleştirdi.. tıpkı yahudi ulusu gibi kökeni dinden gelir.. yahudi "ulusu" bile farklı kabilelerin toplanmasıdır ve hatta tarihsel süreçte yan yana olurken bir aşamasında ayrılmış olanları olduğu gibi ilişki yokken katılmış olanları da vardır..

..... devam edecek...
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16 Aralık 2017, 13:48   #2
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,549
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

1492 İspanya sürgünü ile Osmanlı topraklarına çok yoğun bir Yahudi göçü olmuştur. Roma sürgünü sonrası Yahudilerin Filistin'e tekrar yerleşmesi bu şekilde başlamış ve zamanla peyderpey devam etmiştir. 19. yüzyılda Yahudi ulus bilincinin oluşması ile Yahudiler satın alma yolu ile, göç ile vb. giderek bölgeye yerleşmeye devam etmişler ve Siyonizm örgütlenmesi ile de bölgede yine satın alma veya başka şekillerde kendi devletini kurma fikri başlamıştır. Holokost öncesinde de bölgede önemli bir Yahudi nüfusu oluşmuş, milliyetçi örgütlenmelerle Filistinlileri göçertme amaçlı faaliyetlere girişmişlerdir. Soykırım sonrasında ise tüm dünyada Yahudi halkına karşı oluşan hassasiyet ile hem soykırımdan kaçanların bölgeye yerleşmesine izin verilmiş hem de savaştan sonra Yahudi olan herkesin bölgeye yerleşme hakkı tanınarak 1948'de İsrail devleti BM eliyle kurulmuştur. Yahudilerin yaşadığı mağduriyet bu şekilde bir başka halkın mağduriyetine yol açmıştır.

ekleyeyim.. ispanya sürgünü öncesinde de yahudi göçleri olmuştur ve bu göçler aslında ticari faliyetler anlamındadır.. selanik ve izmirde yoğunlaşma gibi.. zaten tarihsel olarak da anadoluda çok yahudi vardı.. ilk hıristiyanlar(yahudi liğin isevi mezhebi anlamında) yahudi kökenlidir ve asla dışardan yoktur.. tarsuslu pabvlusa kadar böyledir ve devlet dini olması ile dışardan katılım arttı..

asıl anlatmak istediğim şudur..
gerek ispanya sürgünü gerek ise nazi katliamı ve kaçış.. asıl olarak avrupa merkezli kapitalizm gelişiminde altta devletlerde/vatanda var olan bu yoğun yahudi küçük sermayesinin ve ticaretinin mali sermayenin(oligarşik olanı) küresel iktidar sürecini zorlamasıdır.. osmanlıdaki yeniçeri vakası da bu anlamdadır..

peki.. tüm bu yahudi göçleri(aslında büyükçe bir kısmı orta doğuya yayılmıştır.. filistine gidenler çok değildi ve yoksul kesimlerdi) olduktan sonra bu topluluğun tarihsel süreci incelenmelidir özellikle osmanlıdakiler.. 1600 ler sonrasında alt ve yoksul kesimler içinde isevi hareket gibi sabetayist hareket/mezhep ortaya çıktı ama isevilik gibi dine dönüşemedi..çünkü sahiplenen bir devlet çıkmadı.. ama bu mezhep dönme müslüman olarak devlete ve sisteme girdi..tıpkı avrupada maroni..iranda meşhedi ermenistanda ve anadoluda pakraduni gibi.. herkes.. filistine göç konusuna takılır ama asıl olarak 1492 ve nazi katliamları konuşulacak ise bu bahsettiğim konular konuşulmalıdır.. mali oligarşinin ve bazı sanayi sermayesinin yahudileri ve dönmeleri nazi katliamını yaşamadı avrupada kaldı..

evet.. yahudiler de diğer halklar gibi antik çağdan itibaren egemenliklerin zulmünü yaşamıştır.. konu filistin/kenan ülkesi kimin ise kimsenindir.. kimin olduğu noktasında "traihsel bilimsel" veri aramak., bardağın boş-dolu yanlarını kullanarak iddia etmek gibidir.. yahudilermazlum dolu yanı.. yahudiler işgalci boş yanı.. filistinlilermazlum dolu.. işgalci boş yanı gibi..

siyonizm.; tıpkı ümmetcilik ve hıristiyanlıktaki isanın yeryüzü krallığı gibi bir innaçsal hedeftir.. diğerlerine kadar msum ise o kadar masum.. diğerlerine kadar kaka ise o kadar kakadır.. ne bir eksik ne bir fazla.. fazlası var.. yahudilik sonradan ibranilik ve musevilik olunca etnik anlamda faşistleşti.. üstün ırk teorisi olarak anılmalıdır.. hoş diğerleri de etnik olmasa da sosyal(din) anlamda faşistleşti..

Yahudilerin bölgeye yerleşimi kabul edilir bir çözümdü. Fakat Filistin halkını yerinden etmeden olsaydı hakkaniyetli bir çözüm olarak görülebilirdi. İsrail devleti Yahudi şeriatına dayanan, direkt Yahudi kanı üzerinden inşaa edilen, Filistinlileri bölgeden temizlemeyi amaçlayan, Filistinlilerin yaşadığı topraklarda onların egemenliğine riayet etmeyip her geçen gün topraklarını genişleten, bunu yaparken de Filistinlilere her türlü zulmü uygulayan, kendine bu imkanı tanıyan başta İngiltere ve daha sonra ABD'ye bu destek karşılığında bölgede jandarmalık yapan, Bu jandarmalık görevinde TC devleti ile birlikte en istikrarlı devlet olan, Ortadoğu'da dini savaşların en temel zeminini oluşturarak ortadoğunun bağrına saplanan bir hançer olan gerçek anlamda terörist bir devlettir.
aynen doğru da.. ya filistinliler için ne diyeceğiz.. arap ırkı!! islam dini.. hatta bir mezhebi vs. olarak aynı kafaya sahip değil mi?..

ilişkilere gelince..
nazi almanyası ile ilişkilenenler.. sonrasının baascıları..öncesind e ingiltere-fransa ile ilişkilenenler.. birbirlerini boğazlayanlar vs..

tüm devletler teröristtir.. bunu anımsatayım..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16 Aralık 2017, 17:16   #3
Aktif Üye
 
suat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29 Kasım 2008
Mesajlar: 9,549
Teşekkürler: 1,288
2,524 Mesajına 3,518 Kere Teşekkür Edildi
Standart

öncelikle tartışmada yapıcı-çözümcü olan ve bilgi aktarma., bilgi alma tarzını işleten çayan arkadaşı tebrik ederim.. sf içinde bu durum nadir görünen bir olaydır.. dilerim katılımcılara örnek olur..
bu arada tartışmada yer alan iki kişiye(çayan ve özgür toplumsallık) olan saygımdan dolayı neden buradan katılım yapıyorum açıklayayım..
zamanında sf de yer aldım ama girdiğim ilk aydan itibaren sürekli şoke oldum.. kim haklı olayı önemli değil., ne ben orada yer almayı tercih ederim., ne de sanırım sf beni kabul eder.. bu yüzden buradan müdahil olmayı tercih ettim.. bu konuya dahil olmamın nedeni de önemli bir konu olması ve iki katılımcının tarzının yaralı sonuçlar yaratacağına inancımdır.. uzak kalamadım diyeyim..
.................... ...................

Ayrı bir ulusal devrimci Kürt Hareketi gelişip devrime götürdüğünde buna karşı çıkılmaz tabii ki. Bu hareket bağımsızlığı da savunabilir. Fakat diğer yandan kendisini "Türk Solu" olarak görüp, benim işim Türkler arasında devrim yapmak, Kürtler ayrı kendi örgütlenmesini yapsın demeyip önüne Türkleri de Kürtleri de örgütlemeyi koyan bir harekete "ulusalcı" denemez.
ulusalcı tanımı tartışmalıdır.. çünkü her kesim kendince anlam yükler.. bu anlamlar olumlu-olumsuz olarak ayrıca tasniflenir.. yetmez her kesimin olumlu-olumsuz tarifleri de çok farklıdır..

işin özü bence şudur..
ulusalcılık ulusal vs. tanımlarını ne? ile ilişkilendiriyoruz.. 1- devlet/vatan tanımları ile mi?.. 2- etnisite ile mi?..

bazıları.; etnisite değil., devlette değil., halk yada halklar ile diyebilir.. ama yeterli bir açıklama değildir.. ulusalcı ulusal tanımları tarihte yer aldığında burjuva "bilimi" zeminlerinde devlet kavramı içeriğinde yer almış ve burjuva devrimi ile bağlantılıdır.. kapitalizmin gelişim! süreci içinde imparatorlukların(ge ri üretim sisteminin üst yapısal halleri) parçalanması dönemine denk düşer.. iktidarı alma olanakları kazanan burjuvazi belirli bir toprak parçasını temel alarak merkezi imparatorluktan kopma anlamında toplumu bu kavram üzerinden manüple etmiştir.. ama ilginçtir aynı zamanda yayılmacı yanı da vardır..

ulus ve ulus devlet dendiğinde ilk akla gelen.; aynı dili konuşan.. tarihsel süreç içinde aynı sosyal-kültürel köklerden gelen.. aynı topraklarda yaşayan.. vs.. ama bu tanımı net olarak genelde göremeyiz.. özellikle ilk ulus devletlerde hiç göremeyiz.. anlayacağınız bu tanım-kavramlar.; burjuvanın toplumu manüple etme anlamında kurnazlığından başka bir şey değildir..

fransız ulusu dendiğinde hangi toplum-lardan ve ortak toprak-lardan söz ediyoruz.. 1789 öncesi fransa mı? 1789 sonrası fransa mı? bu dönemlerde(öncesi ve sonrası) fransa imparatorluğu toprakları denildiğinde bilinen tek şey., imparatorluğun elde tuttuğu alanlardı.. ispanya hatta ingilterenin bir kısmı dahil.. sonra daraldı sonra genişledi.. sonra daral.. genişle.. ........
her daraldığında toplumlar(halklar/etnisiteler) bölündü.. genişlediğinde de eklendi ve bölündü.. yani burjuva anlamda halk/etnisite ve yaşadığı topraklar ve ortaklıkları söz konusu değildir., mevzu egemenlik altındaki topraklardır yani o anki tapu kaydıdır..

fransa ulusu dendiğinde bile paris de kaç farklı dil konuşuluyordu.. resmi dil versay fransızcası idi ama bilenler azdı.. tevhidi-tedrisat(birleştiril miş merkezi eğitim) sayesinde tek dil olunabildi ama yıllar geçti.. fransa gibi., ispanya-italya-ingiltere-vs. aynıdır..

fransız ulusu denirken fransız kelimesinin bir germen kabilesi ve hanedanı ismi(frank) olduğu es geçilir.. ingiliz denirken de bir mezhep ismi olduğu es geçilir..

kelt kökenli halklar/kabileler(bröten-gaskonya-galya-vs) ve germen kökenli(ağırlıklı frank) kabileler fransız adı altında eritildi.. ve bu iş devlet üzerinden yapıldı ve toprak birliği yine devletin elde tutabildiği tapu ile tescillidir.. ismi alınan germen kabilesinin bile eritildiği bir süreçtir..
almanya yine aynı ama daha homojendir ağırlıklı germen kabileleri üzerindendir.. italya fransa gibi karışıktır..vs. vs.

kısaca.. burjuva anlamda ulus devlet ile tanımlanır bu anlamda aslolan ulus devlettir.. adı bir etnisite(kabile/hanedan) olabilir yada devletin/hanedanın adı ulus olarak anılabilir.. ama ana mevzu devlettir.. ulusal kurtuluş mu? devlet ve son tapulu arazisi söz konusudur halklar değil..

alsas-loren sorunu.. antik bir germen lehçesi konuşulur ama hem almanya hem fransa bizimdir der ve derken aynı kökteniz der.. oysa sorun paylaşılamayan arazidir.. bir alman ulusu sayılır bir fransız.. onlara sorsan hiçbirisi..

çayan arkadaş diyorki.. kendisini "Türk Solu" olarak görüp görüp de yola çıkanlara bakarsak., hepsi ulusal kurtuluş der.. kendini türk solu görüyorsan türk ulusunun solu olursun.. türkiye solu bile değilsindir.. türkiye solu 1920 tkp ile başlar ya.. tkp türk solu idi.. 1. bakü halklar kurultayına türk ulusunun kurtuluşcularını temsilen katıldı.. 68 kuşağı da farklı değildi..türk solu olarak başladı türkiye solu oldu.. çünkü kürtler hiç susmadı biz türk değiliz dedi..

bu anlamda.. bir hareket.; kendisini "Türk Solu" olarak görüyor ise ve ulusal kurtuluş mücadelesi ile dhd diyor ise., benim işim Türkler arasında devrim yapmak, demek zorundadır.. bu hareket hem bunları diyor hem de Kürtler ayrı kendi örgütlenmesini yapsın demeyip önüne Türkleri de Kürtleri de örgütlemeyi koyan bir hareket olamaz.. olacaksa kendine türk solu dememeli.. en azından türkiye solu demelidir.. m-l ve m-l-m çizgisi anlamında var olan devlet üzerinde iktidar hedefi var demektir bu anlamda türk-kürt-vs. tanımlarını kullanmaz., proleterya der ya da yanına köylülük-küçük burjuva ekler vs. ama asla türk solu türk ulusal kurtuluş ya da ulusal kurtuluş demez.. ortada kurtarmak amaçlı bir ulus sahiplenmesi yok bir devlet üzerinde iktidar olmak var..

bu anlamda.: o devletin ilhakı/işgali/sömürgesi olan bir halk/ulus/etnisite adına yola çıkmış bir ulusalcı hareket bu devrime katkı sunabilir.yani belirli bir aşamaya kadar ortaklaşabilir ama asla o hareketin içinde olmaz.. olacak ise zaten ulusal kurtuluşcu değil o hareket gibi o devlette iktidarı hedefleyen bir harekettir.. bu gibi hareketlerin bir ulusal kurtuluş çizgisi yoktur..o devlet sınırları içindeki proleterya diktası süreci proğramıdır.. ne türk halkı ne kürt halkı özgürleşmesi tanımları olamaz..

kısaca.; türk solu ise ulusalcı bir harekettir.. bir başka halkı bu ulusalmücadelesine ayrılma olmasın diye çağırıyor ise proğramında başka bir ulus ile ortaklaşmak da olmalıdır.. türkiye solunda hiç bir zaman kürt halkı ile ilgilinet bir proğram olmadı olanlar ise kürt halkının parçalı yapısı ile ilgili tek söz etmedi tek bir çözüm önermedi.. hadi t.c. üzerinde iktidar oldun.. kürt solu da destek sundu.. ya sonra.. kürt solu bizim diğerparçalarımız var.. devam edeceğizdediğinde ne denecek.. kardeş biz suriye-ırak-iran ile kapışamayız.. bizim devrimimiz bu tapu ile sınırlı mı?diyecek.. dediğinde hadi işiniz bitti gidin mi? diyecek ve gidecek olanlar.,tamam ankaradan gideriz ama kuzey kürdistan bizim oradan devam ederiz dediğinde ne yapacak.. tamam siz devam edin biz de arkanızdayız mı? diyecek., yoksa hoop tapulu arazimizi bölemezsiniz mi? diyecek....
demem oki.. bu cümlelerikullandığın da yaşamın gerçekleri ve olası gelişmeleri es geçemezsin.. geçersen haliyle . "ulusalcı" denemez. diyemezsin.. çünkü kaçınılmaz olarak oraya evrileceksin..

aslında.. ne burjuva anlamında ne de m-l anlamında ulus ve ulus devlet tanımları yaşamın gerçekliklerine denk düşer.. sadece devlet kavramı ile sınırlıdır..
çin ulusal devrimi deriz de peki..uygur türkleri bu işin neresinde hem bölündü hem de bir kısmı ilhak edildi..çin ulusu(han) kurtuldu ama uygur türkleri bölündü.. vietnam ile kamboçya savaşının nedeni neydi?..

dilerim anlatabildim.. senin anlattıklarına bakınca aynı şeyi görüyorum..
__________________
hoyratça kırdılar uzatılan zetin dalını
vurdular güvercinleri bir kuytuda..

Ey halkım..
Sen ki.., cehennem içinde yeşertin zeytin ağaçlarını şahin ile güvercini kader kardeşi yaptın..
bir tek..,
kızıl karanfiller anlamadı seni..,
çünkü çiçekçinin tezgahında duruyorlardı..
sende kızıl güllere yönel..
seni bekliyor pirler-hakiler-orhanlar-mazlumlar -mahsunlar
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneş batmayan bir ada.
İstiyoruz…
suat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tarihsel materyalizm devriMaral Diyalektik Materyalizm 1 30 Eylül 2011 18:16
Konu içinde yazı silinmesi hayriözşen Üyelerden Duyurular 10 19 Haziran 2010 09:48
Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm-J. STALİN Amed_Dersim Diyalektik Materyalizm 2 21 Mart 2009 05:18
Tarihsel Maddecilik Üzerine Nalîn Dergi & Kitap Tanıtımı 1 21 Ocak 2009 01:53
Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm Deniz Diyalektik Materyalizm 0 02 Ocak 2009 17:53

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:55.

Forum Bilgileri Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.

Copyright 2008 - 2016
Tema Düzenleme : Enternasyonal Forum

EnternasyonalForum.net sitemizde, forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı bazlı herhangi bir durumdan enternasyonalforum.net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimlerde bulunmak için info@enternasyonalforum.net adresi ile iletişime geçebilirsiniz bu çerçevede, enternasyonalforum.net yönetimi en geç 10 iş günü içerisinde dönüş yapacaktır.